UMUT YİNE KEMAL DERVİŞ’TİR!

 derviş

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby:

Türkiye’nin sınırlarını güvenli hale getirme çabalarını destekliyoruz ve şimdiye kadar bunun başarılı olduğuna inanıyoruz” dedikten sonra, ortak hedef olan IŞİD’ın yok edilmesi için koalisyon üyesi ülkelerin tüm adımlarını desteklediklerini söyledi…

Aynı şekilde Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest, Türkiye’nin Suriye sınırını IŞİD unsurlarından temizlemesi yolundaki adımlarını desteklediklerini söyledi…

Yani ABD, Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonunu IŞİD’e karşı yapılması halinde destekleyeceğini söylüyor.

İfadeleri son derece açık ve anlaşılırdır:

Tıpkı Dersimli Kemal’in, Fırat Kalkanı Operasyonunu IŞİD ile sınırlı tutulması halinde CHP’nin destek vereceğini söylediği gibi…

ABD ve Y-CHP’nin tutumu örtüşüyor.

İkisi de PKK/PYD’ye operasyon yapılmasına karşıdır…

Y-CHP’ye dönüştürülen Atatürk’ün partisi, “yeni” haliyle toprak bütünlüğümüzü tehdit eden PKK terör örgütünü açıktan korumaktadır!

***

Geçen hafta ABD Ankara Büyükelçisi John Bass, görevden alınan PKK’lı belediye başkanları için:

Kayyım atamalarının geçici olacağını ve vatandaşların yakında Türk yasasına uygun bir şekilde yeni yerel yetkilileri seçmelerine izin verileceğini ümit ediyoruz” demişti.

Bu koşullarda yapılacak seçimlerin sonucu bellidir.

Güneydoğu’daki belediyeleri Kandil’in göstereceği adaylar yönetsin isteniyor.

CHP eski Genel Sekreteri ve İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin de görevden alınan belediye başkanları yerine yapılan atamaları “darbe” olarak nitelendirdi.

Gürsel’in önerdiği çözüm çok farklı değildir.

O da görevden alınan başkanların yerine, belediye meclislerinin başkan seçmesini istiyor.

Bu belediyelerin başkanları ile meclis üyelerini Kandil’in atadığına hiçbir kuşkumuz yok.

Demek ki, Y-CHP de istiyor ki, görevden alınan belediye başkanlarının yerine seçilecekleri yine PKK seçsin.

Atatürk’ün Y-CHP’ye dönüştürülen partisinin isteği, ABD’nin isteği ile aynıdır…

Acaba neden?

***

FETÖ ile bağlantısı olduğu düşünüldüğü için yurt dışına çıkması yasaklanan ve hakkındaki yolsuzluk iddiaları ile ilgili olarak hazırlanan rapor hasıraltı edilen Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar’ın annesi adına Fatsa’da yaptırılan okulun açılışına katılan Y-CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, darbe girişiminin arkasında ABD’nin olduğunu da söyleyemiyor.

CNN Türk’te Ahmet Hakan’a konuk olan Dersimli, “15 Temmuz darbe girişiminin arkasında ABD desteği var mı?” sorusuna, “ABD’nin desteği var demek için benim elimde veri yok” dedi…

FETÖ kanallarının ve gazetelerinin kapatılmasına karşı olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, vaktiyle “Elimde belge olmadan yargıda Cemaat yapılanması olduğunu söylemem” demişti.

Belge olmayınca terör örgütü olmaktan çıkılıyor mu?

Dersimlinin eline “belge”yi kim verecekti?

Cemaat mi hükümet mi?

Yoksa ABD mi?

Kemal Kılıçdaroğlu; FETÖ’ye ait gazete, kitapların yasaklanmasını da istemiyor.

TV , radyo ve haber ajanslarının kapatılmasına karşı…

Niye kapatıyorsun kardeşim” diyor…

Neden acaba?

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, ikinci KHK ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine başvuruda bulundu.

Kararnamede FETÖ ile bağlantılı; gazete, televizyon, radyo ve haber ajanslarının kapatılması var…

Türk halkının nefret ve ibretle izlediği FETÖ’ye sahip çıkmak, kol-kanat germek Y-CHP’ye ne kazandıracak?

Ne yazık ki, Atatürk’ün koltuğunda tarikatları “zenginlik” olarak gören bir gerici oturuyor!

***

TBMM İsmail Kahraman, Meclis-i Mebusan’ı kapatan Abdülhamit’e “vefa borcumuz” olduğunu söyledi.

TBMM’ni açan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün posterini kaldırılmasına sessiz kalan Kahraman Abdülhamit’in posterini astı.

Sempozyumda Kahraman’ın yanında oturan tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, Kahraman’ın Abdülhamit’e yaptığı abartılı övgülerine karşı çıkıp, tarihi gerçekleri savunamadı.

Ortaylı, Pensilvanya’ya gidip Fetullah Gülen’i de ziyaret ettiğini kabul etmişti…

Küçük bir makam ve mevki için tarihi gerçekleri gizleyebilen bir bilim adamının bundan sonraki sözlerine nasıl güvenelim?

***

Aydınlık yazarlarından Sebahattin Önkibar yazdı:

Darbe başarılı olsaydı başbakanlığa Kemal Derviş getirilecekti.

Biliyorsunuz Kemal Derviş, Y-CHP’nin kurtarıcı meleği olarak yedek kulübesinde bekletiliyor…

Derviş, CHP’nin söz sahibi olduğu bir iktidar kurulduğunda görev bekliyor… (1)

CHP’nin tek başına iktidara gelme olasılığının bulunmadığına o da inanıyor.

Söz sahibi” nasıl olunur?

Koalisyon ortağı olarak mı, yoksa FETÖ’nün darbeyi başarması ile mi?

CHP’yi PKK ve FETÖ’ye hami olmaktan çıkartmadıkça ne tek başına iktidara gelmesi, ne de “söz sahibi” olacağı bir hükümetin kurulması ufukta gözükmüyor…

CHP’yi işgalden kurtarılmadıkça rejimi kurtarmak imkansızdır.

Cemil Can

DİPNOT:

Kılıçdaroğlu: “Ekonomiye (Derviş’in) yaptığı katkıları, Türkiye’yi krizden çıkarma aşamasındaki çabalarını sadece CHP olarak biz değil bütün Türkiye takdirle anıyor.

Derviş: Sosyal demokrat boyutu güçlü olan CHP’nin de söz sahibi olduğu bir iktidar kurulursa o zaman tekrar görüşürüz dedik birbirimize.”

http://www.soldefter.com/2015/03/29/kemal-dervisin-neo-sosyal-demokrasisi-ve-chp-akp/

ABD BAYRAĞI ALTINA SIĞINACAĞINIZA ÖLÜN DAHA İYİDİR!

telabyad-da-gumruk-binasina-da-abd-bayragi-asildi-7656977

 

Başkanları görevden alınan belediyelerin PKK’ya ne şekilde yardım ettikleri fotoğraflar ve diğer kanıtları ile basında geniş olarak yer aldı:

 

Belediye başkanlarını halkın seçmediği, Kandil’in atadığı ve halka dayatıldığı Sırrı Süreyya Önder’in beyanı sabittir.

 

“Çözüm Süreci”nde hendek ve tünelleri belediyelere ait iş makineleri ile kazdıkları sır değil artık.

 

Hatta belediye işçilerini bile bu işlerde çalıştırdılar…

 

Bombaları belediyelere ait araçlarla taşıdılar.

 

Karayollarına tuzaklanan bombaların üzerine asfalt dökerek kamufle edilmesini belediyeler sağladılar.

 

Parklara, kültür merkezlerine PKK’lı teröristlerin adlarını verdiler.

 

PKK’lıların cenazelerinde belediyeler seferber oldulur.

 

PKK’nın dağ kadrolarına sıcak yemeği bile bu belediyeler götürüyordu.

 

Güneydoğu’daki 28 belediyede terör örgütünün gönderdiği militanları çalışıyordu.

 

Kısaca yoksul halktan toplanan vergiler; belediyeler aracılığı ile PKK’ya aktarılıyor, silah ve bombaya dönüştürüldükten sonra, vergiyi veren yurttaşların çocuklarına sıkılan kurşun haline getiriliyordu…

 

AKP’nin 14 yıllık iktidarı süresince yaptığı en doğru ve yerinde iş, örgüt üyesi olan bu belediye başkanlarının görevden alınması ve yargılanmasıdır kuşkusuz.

 

Doğruya doğru…

 

***

 

PKK’lı belediyelere “kayyım” atanması üzerine, ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass:

 

“Hükümetin bazı seçilmiş yerel yetkilileri terörizmi destekledikleri iddiası ile görevden alma ve yerlerine kayyım atama kararını takiben Türkiye’nin Güneydoğusu’ndaki çatışma haberlerinden endişe duyuyoruz” dedi…

 

Biliyoruz ki, elçiler kendilerini gönderen hükümetler adına konuşurlar.

 

Yani ABD diyor ki:

 

Bu PKK’lı belediye başkanlarını görevden almanızı sessiz sedasız geçiştirmeyeceğiz.

 

Bazı olayların yaşanmasına hazır olun.

 

Yine bir yerlerde bombalar patlayabilir…

 

Bu yüzden İngiltere ve Almanya yurttaşlarını uyardı, konsolosluklarında sınırlı hizmet vermeye başladı.

 

ABD yönetimi PKK’yı açıktan sahipleniyor.

 

Diplomatik dil bile kullanmaya ihtiyaç durmuyorlar.

 

Bir de edepsizce Türkiye’yi tehdit ediyorlar…

 

Bay Bass, bu aşamadan sonra ne yapmamız gerektiğini de söylüyor:

 

“Kayyım atamalarının geçici olacağını ve vatandaşların yakında Türk yasasına uygun bir şekilde yeni yerel yetkilileri seçmelerine izin verileceğini ümit ediyoruz” diyor.

 

Bu aşağılık tehditlere ve sömürge muamelesine karşı tavrımızı ortaya koymalıyız artık.

 

Türkiye’deki bütün ABD üstlerini kapatma kararı verme zamanı gelmiştir…

 

Kapatın tümünü, korkunun ecele faydası yoktur, Türk ve Kürt halkları arkanızdayız!..

 

***

 

Y-CHP‘nin gerçek genel başkanı, CIA’nın yan kuruluşu Stratfor’un TR 705 kulak numaralı elemanı Sezgin Tanrıkulu, PKK’lı belediyelerin görevden alınması üzerine; John Bass’ın paralelinde bir açıklama yaptı:

 

“CHP olarak Anayasa Mahkemesine başvuracağız” dedi…

 

Yoruma hacet var mı?

 

Y-CHP Amerika’nın sesidir!

 

Beyaz Saray’ın direktiflerini Türk halkına tercüme etmektedir.

 

5 Haziran seçimlerinde PKK’nın Meclis’teki uzantısı HDP’ye baraj atlatmak için atmadıkları takla kalmamıştı.

 

CHP’ye yapılan bu ihaneti de akıldan çıkartmayalım.

 

“Mustafa Kemal’in askerleriyiz”,”tam bağımsızlıktan yanayız” , “hukuk devletini ve tam demokrasiyi savunuyoruz”, “laiklik ilkesine bağlıyız” sözleri palavradır, halkı aldatmak için söylenmektedir…

 

 

***

 

Şimdiki adları PKK olan “Apocular”, 70′li yılların sonlarında kendilerini “solcu” olarak tarif ederlerdi.

 

Marksist-Leninist olmakla övünürlerdi.

 

İşçilerin-köylülerin, kısaca ezilen sınıfın öncüleri olarak yola çıktıklarını söylerlerdi.

 

Emekten ve emekçiden yana görünürlerdi.

 

Güya Engels’in, dış dünyada ve insan düşüncesindeki hareketin genel yasalarını inceleyen bilim dalı olarak tarif ettiği diyalektik materyalizmi rehber edinmişlerdi.

 

Zıtların birliği”nden söz ederlerdi.

 

Hegel’in tez-antitez-sentez yöntemini ağızlarından düşürmezlerdi.

 

Bir dönemin Kürt devrimcileri “karşıtlıkları” kullanarak akıl yürütürlerdi.

 

Sorsalar diyalektiğin babası Heraklitos’un “Aynı ırmakta iki kez yıkanmaz” sözünü düstur edindiler.

 

Bu durum karşısında; insanın Kürt önderlerin tarihte yaptıkları hatalardan ders aldıkları ve kolay kolay bir daha kullanılmayacaklarına inanması gelir içinden!..

 

***

 

Kürt halkını temsil ettikleri iddiasında olan PKK ve bağlı örgütler, sonunda başdüşman olarak kabul ettikleri emperyalizmin hizmetine girdiler.

 

Emperyalistlerin siperlerinde mevzilendiler.

 

ABD’ye “karagücü” olmayı kabul ettiler.

 

Beyaz Saray’a kadar gidip, efendilerinin ayaklarına kapanarak, yoksul halkların sömürülmesi projesi olan BOP’ta rol istediler.

 

FETÖ ile bile işbirliği dahi yaptılar!

 

YPG armasını ABD askerlerinin koluna, ABD ordusunun armasını da Kürt çocuklarının koluna takmakta sorun görmediler.

 

Urfa’nın Akçakale ilçesinin karşısında, PYD/YPG’nin denetimindeki Tel Abyat’ta evlerin çatısına ABD bayraklarını çektiler.

 

ABD’yi Türkiye’ye Güneydoğu’dan sınır komşusu ettiler…

 

Hiç kuşku yok ki, bugüne kadar onuruyla yaşayan ve ezici çoğunluğu teşkil eden Kürtler için bu durum ağır bir zillettir.

 

Hak ve emek mücadelesi için yola girip, ezilen halkların haklarını gaspeden, emekçileri iliklerine kadar sömüren emperyalizmin askeri olmak, yok oluşların en ibret verici ve acı olanıdır…

 

Kürt ve Türk halklarına ne mutlu olsun ki, bin öğütten çok daha değerli olan bu musibetten, paha biçilmez değerdeki dersleri çıkarma fırsatını yakalıdır…

 

Türk ve Kürt halkları, devrimci önderlerden Tarık Akan ile PKK yönetileri arasındaki karşılaştırmayı yapacak kadar sağduyu sahibidir…

 

Tarık Akan’ın şahsında tüm devrimci önderleri saygı ve minnetle anıyoruz..

 

Cemil Can

ENDİŞELENENLER!

g20_zirvesiii

İsrail’in eski Başkanlık Ulusal Güvenlik Konseyi Diş İlişkiler Başkan Yardımcısı Eran Lerman endişeli…

Lerman, endişesini The Jerusalem Post’ta dile getirdi:

“Türkiye tüm gücüyle Suriye’nin kuzeyindeki PYD’nin üzerine yürürse, bu bizler için rahatsiz

etkileri olan tehlikeli bir sonuç ve stratejik bir trajedi olur” dedi…

Çin’de yapılan G20 zirvesinde Avrasya güçleri Batı’ya eylemli mesajlar verdi.

Haliyle batı endişelendi.

Egemenlik ve toprak bütünlüğüne karşı müdahalelere “eylemli” karşılık verme kararlılığında olduklarını bildirdiler:

Çin, Obama’nın uçağına hareketli merdiven platformu yanaştırmadı.

Orta kapıdan inmek zorunda bırakılan Obama’ya kırmızı halı da serilmedi!

Obama ve Amerikan uşakları ağır bir diplomatik şamar yediler.

Avrasya güçlerinin desteğini alan Erdoğan, Obama’nın karşısında dik durdu:

Ülkemizin güneyinde terör koridoruna izin verilemez” dedi.

Bu duruş Türkiye ve Erdoğan için bir ilkti!

Erdoğan, zirve sonrasında çekilen fotoğrafta, Çin halk Cumhuriyeti Başkanı Jinping ile Rusya Federasyonu Başkanı Putin’in arasında poz verdi!

NATO bu gidişattan çok endişelendi…

Türkiye’yi “savunmak” için alel acele savunma füze sistemlerini gönderdiler!

ABD destekli FETÖ darbesi karşısında sağır olan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Bu derece değerli bir müttefikimizi korumak için elimizden geleni yapıyoruz” dedi…

Ne kadar da inandırıcı değil mi?!

Kim ne derse desin, Fırat Kalkanı operasyonu iki hususu açığa çıkarttı:

Biri PKK’nın Suriye kolu PYD’nin emir komutasına, diğeri ise Y-CHP’nin yönetimine Amerikalıların hakim olduğu gerçeğidir…

Fırat’ın doğusuna çekilme konusunda Evrensel gazetesine açıklama yapan PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, ABD ile “Aramızda anlaşma var. YPG çekilmek istese de ABD istemez” diyerek gerçeği ağzından kaçırıverdi!

PYD de Y-CHP gibi endişelidir…

Türkiye’yi PKK’ya muhatap yapmak için “çözüm” sürecini ısıtıp ısıtıp masaya getiren ABD yönetimi, bu ağır işi Y-CHP’nin üzerine yıktı:

Anımsarsınız; Kemal Kılıçdaroğlu, Fırat Kalkanı operasyonuna IŞİD ile “sınırlı” tutulması halinde destek vereceklerini açıklamıştı.

Operasyonun PKK/PYD’ye uzaması Y-CHP’lileri endişelendirmişti!

Dersimli, CHP tabanından gelen tepkiler üzerine, paratoneri Mehmet Bekaroğlu’nu ateşe sürdü.

Bekaroğlu: “Terör var diye çözüm sürecini askıya almamalıyız” diyerek görevini yaptı.

Amerikan muhiplerinin ambulans gibi çıkan sesini duyan olmadı tabi.

Bunun üzerine parti sözcüsü Selin Sayek Böke sahne aldı.

Başbakanın “Çözüm mözüm yok” sözlerine:

Çözüm mözüm yok deme lüksü hiçbir siyasetçinin yok” diyerek, Y-CHP’nin endişesini dile getirdi…

Çok açık olarak belli oldu ki, bu savaşta CHP tabanı Türkiye’nin, tavası emperyalistlerin; dolayısıyla PKK/PYD’nin yanında konuşlanmıştır!

Denebilir ki, CHP’ye yapılan kaset operasyonunun en önemli sonucu bu olmuştur!..

Fırat Kalkanı operasyonunun endişelendirdiği biri daha var:

Fetullah Gülen.

Gülen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Suriye’de namlu namluya geldiğimiz “ABD ve NATO ile ilişkileri tehlikeye atma konusundaki ısrarından endişeliyiz” dedi…

Fırat Kalkanı operasyonundan endişelenen bir diğer isim ise, İstanbul Tabip Odası Başkanı Selçuk Erez‘dir.

Erez, “Kürt halkının temsilcisi Apo’dur. Barışa inanıyorsak, bir an evvel masa başına oturmalıyız” dedi…

Kürt halkı, sanki Apo’yu özgür iradesi ile seçmiştir!

HDP’nin belediye başkanlarını bile Kandil’in atadığı bir ortamda, Apo’yu Kürt halkının temsilcisi gibi sunmak, terör örgütünü iyi göstermek ve övmek değil de nedir?

İstanbul Tabip Odası Başkanına bu sözler hiç yakışıyor mu?

Fırat Kalkanı operasyonundan CIA Başkanı John Brennan da en az bizimkiler kadar endişelidir.

Bu yüzden olsa gerekir, “Irak ve Suriye bölünecek” demiştir!

Türkiye ise kararı verdi:

Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanadır…

Irak ve Suriye bölünürse, sıranın Türkiye’ye geleceğini kundaktaki çocuklar bile tahmin edebiliyor artık.

Hiçbir tartışmaya yer vermeyecek şekilde Fırat Kalkanı operasyonu toprak bütünlüğümüzün korunması için yapılmaktadır.

Bu yüzden, operasyona “Vatan Savaşı” ismini vermek son derece doğru ve isabetlidir.

Zira savaştığımız IŞİD veya Amerika’nın karagücü PYD değil, ABD ile AB emperyalistleridir…

PKK/PYD, FETÖ ve IŞID mayın eşeği hükmündedir…

Cemil Can

“SİYASİ AYAK”LAR!..

Bekaroglu_1

Takvimler 29 Ağustos’u gösterirken:

Türk askeri, Suriye’de Amerika’nın kara gücü PKK/PYD ile savaşıyordu…

İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu Y-CHP adına önemli bir açıklama yaptı:

“Terör var diye çözüm sürecini askıya almamalıyız” dedi…

2 Eylül 2016 günü Başbakan Yıldırım, Türkiye’nin kararını: “Çözüm mözüm yok, o fırsatı kaçırdılar” diyerek açıkladı… (1)

Y-CHP ile PKK, ABD’de buluşup YPG’ye yardım dilendiler.

Kürt Realitesi Konferan‘nda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, PYD Eş Genel Başkanı Salih Müslim’in, PYD’ye ağır silahların ulaştırılabilmesi için AKP’den koridor açması talebini duyurdu… (2)

Aynı toplantıda; CIA’nın yan kuruluşu Stratfor’un TR 705 kulak numaralı elemanı, Y-CHP’nin gerçek genel başkanı ve CHP’nin değişmez/değiştirelemez Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, PKK’nın Suriye’de “kendi namusunu, topraklarını koruduğunu” söylüyordu… (3)

Takvimler 31 Ağustos’a geldi:

FETÖ’cü askerlerin “ABD ordusunun yakın müttefikleri(4) olduğunu söyleyen ABD Merkez Kuvvetleri (CENTKOM) Komutanı General Joseph Votel, Türk Ordusu ile PYD arasında ABD Özel Kuvvetlerinin bulunduğunu doğruladı:

“Türk saldırıları şimdiye kadar YPG’nin de içinde bulunduğu isyancı gruplara eğitim veren 300 civarındaki (5) özel kuvvetlere tehdit oluşturmadı. Nerede olduğumuzu çok iyi biliyorlar onlara sık sık bunu hatırlatabiliriz” dedikten sonra, ABD’nin Türkiye’ye desteğini çektiğini de belirtti…

Çok da iyi oldu, ABD’nin desteğinden kurtulmak desteklerin en kuvvetlisi olsa gerekir…

Cerablus Askeri Konseyi Komutanı Albay Hico, “Amerika Özel Kuvvetleri ateşkesin devamı için Türk Ordusu ile aramızdaki bölgeye yerleşti” dedi.. (6)

Ortada “ateşkes” filan yok!

Marksist çizgiden gelip emperyalizmin “karagücü” olmayı kabullenen Kürt ayrılıkçılar, bugünlerde ABD askerlerinin arkasına saklanıyorlar.

Olacak iş değil; Türkiye’den desteğini çeken ABD, Suriye’de PKK ile ateşken yapmamızı öneriyor…

Demek ki, kan emici küresel güçler Suriye’de zor durumdalar…

Asla, ateş falan kesmemeliyiz!

PKK’nın Suriye kolu PYD, Münbiç’te ezan okumak için minare yerine kullanılan direklere ABD bayraklarını astı…

Akıllarınca, tatlı canlarını ABD bayrağı ile kurtaracaklar!

***

Bu aralar Dersimli Kemal CHP Genel Merkezinde iki konuk ağırladı:

Biri Avrupa Konseyi Parlamenterler Başkanı Pedro Agramunt, diğeri ABD Büyükelçisi John Bass.

Agramunt Türk halkına destek için geldiğini söyledi!

Ne kadar da inandırıcı…

Bence desteği kendisine kalsın!

Bass, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra CHP’nin izleyeceği yol haritasını öğrenmek istiyordu.

Y-CHP’nin yol haritasını, yetkililer; Bekaroğlu ile Tanrıkulu zaten açıkladı.

Bir değişiklik yok!

ABD, Kılıçdaroğlu’na çok güveniyor ama o da zor durumdadır.

FETÖ soruşturması gelip Y-CHP’ye dayandı.

Kılıçdaroğlu, darbenin “siyasi ayağı”nı öne çıkararak, CHP’deki FETÖ”cülerin tartışılmasını önleyebileceğini sanıyor:

“FETÖ’cülerin kimler tarafından devlete yerleştirildiğinin belirlenmesi gerektiği, yoksa soruşturmanın önemli bir ayağı eksik kalır” (7) diyerek, AKP’ye aslında “siyasi ayak” konusunda uzlaşma öneriyor…

Çünkü Kılıçdaroğlu’nun sorduğu sorunun yanıtını kamuoyu biliyor.

AKP, 14 yıl boyunca Fetullahçılarla ortaklık yaptı.

Ne istediler de vermedik” sözleri ile Fetullahçıları devlete kendilerinin yerleştirdiklerini ve “pişman” olduklarını itiraf ettiler!

Bu sözleri sürekli tekrar ederek, CHP’deki FETÖ’cülerin görmezden gelinmesini sağlamak mümkün değildir:

Kılıçdaroğlu’nun da “aldatıldım” veya “çok pişmanım” demesi şart oldu…

Ancak o zaman eşitlenebilirler.

Dersimli Kemal’in Başdanışmanı, İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Doc. Dr. Fatih Gürsal’ı,

CHP Parti Meclisi Üyesi, Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Alper Keten’i,

CHP Parti Meclisi Üyesi, Marmara Üniversitesi öğretim üyesi, 25. dönem milletvekili seçimlerinde CHP Kastamonu 1. sıra adayı olan Prof. Dr. Ahmet Caner Yenidünya’yı,

Uşak eski Belediye Başkanı ve 2015 Milletvekili Seçimlerinde CHP Genel Merkezinin 2. sıradan aday gösterdiği Ali Erdoğan’ı, tıpış tıpış “seçeceksiniz” diye halk partililerin önüne koyan ben değilim.

Bu isimlerin FETÖ soruşturmaları nedeniyle görevlerinden alındıkları biliniyor…

Ayrıca Kemal Kılıçdaroğlu’nun FETÖ ile ilişkisinin MİT raporlarına yansıdığını Aydınlık gazetesi yazarı Sebahattin Önkibar yazdı… (8)

FETÖ’cülerin kimler tarafından devlete yerleştirildiği belli olduğuna göre, kim veya kimler tarafından, hangi hesaplarla CHP’ye yerleştirildiklerinin de açıklanması gerekiyor…

Belli ki, Kılıçdaroğlu, gerçekte 15 Temmuz darbe girişiminin “siyasi ayağı”nın ortaya çıkartılmasını istemiyor!

İstiyormuş gibi duran sözleri, yiyenler içindir, “siyasi ayak” kurmaya çalışıyor…

Dersimli Kemal, kendi rezil durumuna açıklama getirmeden CHP Genel Başkanı olarak yoluna devam edemez artık…

En kısa süre içerisinde olağanüstü büyük kurultay toplanarak; genel başkan ve FETÖ’cü olduğu iddia edilenler hesap vermeli ve tez elden üyelikleri sonlandırılmalıdır…

Türkiye’nin ikinci kurtuluşu için mutlaka CHP, CHP’lilerin yönetiminde olmalıdır…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-37255091

(2) http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/chp-ve-pkk-abdde-bulustu-ypgye-yardim-istediler-h37680.html

(3) http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/chp-ve-pkk-abdde-bulustu-ypgye-yardim-istediler-h37680.html

(4) http://haber365.com.tr/gundem/abdli-generalden-skandal-itiraf-darbeciler-muttefikimiz-h18836.html

(5) Tel Amar, Abdülaziz Dağı ve Haseke’de 2 bin 500 ABD askeri tutuluyordu. 1000 asker daha göndererek bu sayıyı 3 bin 500′e çıkardılar. Yüzde 980′ı PKK’lı olan YPG militanları arasında ABD, İngiliz ve diğer AB ülkelerinden askerler var. Maaşlarını ABD ödüyor.

(6) http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-37235197

(7) http://www.hurriyet.com.tr/siyasi-ayagi-ortaya-cikmadi-40214865

(8) http://www.aydinlik.com.tr/mit-kilicdaroglu-feto-iliskisini-kayda-almis

“ARKADAŞLAR” KÖŞEYE SIKIŞTI!..

sartli_destek

PKK‘nın Suriye’deki kolu PYD‘dir…

PYD’nin gövdesini Suriye Demokratik Güçleri (SDF) oluşturuyor.

SDF Komutanı Talal Silo, konuşuyor:

“Ruslarla müzakere etmemiz yasaklandı. Çünkü biz ABD ile ittifak arayışı içindeyiz. Sahada başka aktörlerle iletişim halinde olmamız ve uluslararası koalisyonun bize verdiği kredisini kaybetmemiz mümkün değil. Elbette özgürüz ama Amerika’dan sinyal almadan saldıramayız, Suriye Ordusu ile birleşmeyeceğiz,çünkü bizim kuvvetlerimiz ancak ABD önderliğindeki koalisyon ile işbirliği yapar. Biz ABD’nin ve koalisyonun partneriyiz. Ruslarla bizim aramızda koalisyon olamaz. Çünkü öncelikle bizim ABD önderliğindeki Uluslar arası koalisyonla stratejik partnerliğimiz var.

Nokta…

Bu kadar açık anlatıma rağmen, hala PKK/PYD destekçiliği yapan, PKK’nın Meclisteki siyasi uzantısı HDP‘nin muhatap olarak alınmasını savunanlara ne demeli?

Hain olmak için biraz mürekkep yalamış olmak şart mı?

Suriye Ordusu, 17 Ağustos’da PYD’ye hava operasyonu düzenledi…

19 Ağustos gecesi, PKK’yı da vurduklarını açıkladılar.

PYD’nin haber sitesi “Ara News23 Ağustos tarihinde; Türk Ordusu’nun ağır silahlarla PYD mevzilerini bombaladığı haberini verdi… (1)

PKK’lıların Iraklı Kürt peşmerge kıyafetiyle Suriye’ye geçişine izin verme (2) ile başlayan süreç, mevzilerinin bombalanmasına kadar gelip dayandı.

Bu bir ilktir…

PYD de Cerablus’un güneyinde TSK’ya ait iki tanka roketli saldırı gerçekleştirdi.

Bu da bir ilktir…

***

FETÖ, profesyonel bir örgüttür ve hayatın her alanında örgütlüdür:

FETÖ ile irtibatlı olduğu düşünülen 300 diplomatı Dışişleri Bakanlığı Türkiye’ye çağırdı…

Türkiye’nin Kanada eski Büyükelçisi Tuncay Babalı ile Kostarika eski Büyükelçisi Ali Fındık tutuklandı.

NATO‘da görevli FETÖ’cü Tuğgeneral Numan Yediyıldız, Yunanistan’a kaçtı.

Aranan FETÖ’cü general sayısı 10′a ulaştı…

Şırnak İl Jandarma Komutanı Albay Sami Özturhan da FETÖ’cü çıktı.

Ahmet Davutoğlu’nun özel kalem müdürü ve Abdullah Gül’ün dış politika başdanışmanı eski Büyükelçi Gürcan Balık, Sincan Cezaevine gönderildi…

Eski Isparta Valisi Memduh Oğuz, tutuklandı…

Oğuz’un cep telefonunda FETÖ üyelerinin haberleşmek için kullandığı “Bylock” uygulamasına rastlandı…

İzmir eski Valisi Cahit Kıraç, Ankara gözaltına alındı…

Emniyet Genel Müdürlüğü Dış İlişkiler Dairesi eski Başkanı Recep Gültekin de gözaltında.

Eski Savcı Gültekin Avcı’yı, boyalı saçları tutuklanmaktan kurtaramadı.

O da saklandığı evde yakalandı…

Konya’da FETÖ soruşturması kapsamında 4 avukat tutuklandı.

Bir dönem AKP’nin Erzurum İl Başkanlığını yürüten iş adamı Murat Kılıç FETÖ soruşturmasından tutuklu…

AKP Kayseri eski eski İl Başkanı Ömer Dengiz ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Nurettin Okan’dan’ın da aralarında bulunduğu 36 kişi tutuklandı.

Kocaeli’nde gözaltına alınan 21 akademisyenden 10′u tutuklandı.

Selçuk Üniversitesi’nin eski Rektörü Prof. Dr Hakkı Gökbel de tutuklu…

İzmir eski Emniyet Müdürü Ali Bilkay da, usulsüz dinleme yaptığı gerekçesiyle gözaltına alındı…

Aralarında İhlas Holding CEO’su Cahit Paksoy’un da bulunduğu 18 iş adamı FETÖ/PDY’na maddi destek sağladıkları gerekçesiyle tutuklandı…

İstanbul’un bölge imamlarından 12′si cezaevinde…

BBP Genel Başkan Yardımcısı Kaptan Kartal, 15 günlük gözaltı süresinden sonra “Kahrolsun FETÖ, kahrolsun terör” diye bağırdı…

AKP Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay; FETÖ ile bağlantılı olduğu tespit edilen Erzurum Aşkale Belediye Başkanı Enver Başaran, Giresun Çamoluk Belediye Başkanı Savaş Akarçeşme, Konya Ilgın Belediye Başkanı Halil İbrahim Oral ve Nevşehir Nar Belediye Başkanı Ali Erdoğmuş’un partiden ihraç edildiğini açıkladı…

Adana’da gözaltına alınan Milli Eğitim imamı M.D’ye göre; Peygamber Efendimizden sonra gelen Fetullah Gülen, Kuran’ı Kerim’in eksikliklerini tamamlıyordu!

HSYK, 2 bin 847 hakim ve savcıyı meslekten ihraç etti.

61 sayfa tutan gerekçeli kararda, FETÖ ile ilgili ne ararsanız var. (3)

***

Çin‘in, Suriye’ye askeri ve insani yardım yapacağını açıklamasından sonra, Hindistan heyeti de Şam’a destek ziyareti düzenledi.

Görüşmelerde, önemini en geç Türkiye’nin anladığı Suriye’nin “toprak bütünlüğü”ne ve ortak çıkarlara vurgu yapıldı…

Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonu bazı Y-CHP’lileri bayağı endişelendirdi! (4)

TSK, PKK’yı hendeklere gömdüğünde de “insan hakları” ihlali var diye yırtınıyorlardı…

FETÖ’nün finans kaynaklarına, basın kuruluşlarına operasyonlar düzenlendiğinde Cemaat’e kol kanat geriyorlardı…

Şimdi IŞİD‘e operasyon yapılıyor ya, yine endişeleniyorlar…

Bu defaki endişeleri IŞİD’te yapılan operasyondan değil!

Dersimli Kemal, operasyonun IŞİD ile sınırlı kalması için adeta çırpınıyor! (5)

Korkusu operasyonun PYD’ye uzanması…

***

Ankara İstihbaratında görevli FETÖ’cü polis Y.U. Baykal’a kaset operasyonunu kendilerinin yaptığını itiraf etti. (6)

Kaset operasyonundan FETÖ’yü sürekli aklayan Deniz Baykal’ın, şimdi ne diyeceğini çok merak ediyorum.

Baykal “twiter” hesabından da 15 Temmuz darbe girişiminin, Erdoğan’a başkanlık yolunu açmak için kurgulanmış sahte bir darbe olduğunu savunuyordu. (7)

CHP’nin çıkmazı, Baykal ile Kılıçdaroğlu arasında sıkışmış olmaktır.

Ne yazık ki, Türkiye ve dünya gerçeklerinin bu kadar uzağında olan Baykal’ı, hala CHP’nin başında görmek isteyenler var!

***

Ezici çoğunluk, Kılıçdaroğlu’nun konvoyuna Artvin’de yapılan saldırıyı, Türkiye’de iç savaş çıkartmak isteyenlerin provokasyonu olarak değerlendiriyor.

Son derece doğru ve yerinde bir tespitir.

Eylemi üstlenen PKK’lılar, Fırat Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada; hedeflerinin Kılıçdaroğlu değil, konvoydaki askeri araç olduğunu açıkladılar… (8)

Konvoyda Kılıçdaroğlu’nun bulunduğunu bilmemeleri mümkün değil!

Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonu’na dahi şartlı destek veren Kılıçdaroğlu’nun, savaş koşullarında bile PKK’ya kalkan olurken, PKK’lılar tarafından suikas girişimine uğraması, küresel güçlerin planlarının ne kadar korkunç ve kapsamlı olduğunu gösteriyor…

PKK ile birlikte hendeklere giren, insan hakları ihlali yapılıyor diye milletvekillerini operasyon bölgesine gönderip raporlar hazırlatan, Kürt açılımına “açık çek” yazan, Öcalan’ın “yol haritası”nı sahiplenip, CHP’nin görüşü olarak sunan, ana muhalefet partisinin liderine suikast yapmak en son akla gelecek olasılıktı.

Türk-Kürt savaşı çıkartmayı başaramayan küresel güçlerin, fırsat bulduklarında Alevi-Sünni çatışmasını deneyeceklerine kuşku duyulmamalıdır…

15 Temmuz ABD/FETÖ darbe girişimi ile iyice hırpalanan Ordumuz, iç savaşla meşgul olurken, AB/ABD emperyalistlerinin güneyimizde Kürt-İsrail korkidorunu kurmayı deneyecekleri kesindir.

Van, Bitlis, Diyarbakır, Mardin, Gaziantep ve Cizre’de tonlarca patlayıcı ile güvenlik güçlerimize saldıran ABD’nin; FETÖ, PMM ve IŞİD’ı yönetip, silah olarak kullandığına Türk halkının çoğunluğu inanmaktadır.

Savaş ABD ile Türkiye arasındadır.

Dersimli Kemal’in dağdaki arkadaşları (9) iyice köşeye sıkıştı artık.

Çıkış için bir yol aramaktalar.

Bu yüzden baş koruyucuları Kemal Kılıçdaroğlu’nu bile gözden çıkartmışlardır…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://aranews.net/2016/08/turkey-bombs-anti-isis-forces-syria-sdf/

(2) http://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/10/141020_turkiye_barzani_kobani_koridor

(3) Bu kararı boş zaman yaratıp mutlaka okuyunuz:

http://www.hsyk.gov.tr/Eklentiler/files/karar.pdf

(4) https://www.gercekgundem.com/siyaset/227479/chpden-hukumete-acik-cagri

(5) http://www.milliyet.com.tr/chp-den-sartli-destek-siyaset-2300652/

(6) http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/baykali-izledik-atalayin-evine-bocek-koyduk-erdogani-dinledik-1362972/

(7) http://www.habervaktim.com/haber/477863/deniz-baykal-nerde-feto-darbe-girisimine-ne-diyor.html

(8) http://www.imctv.com.tr/pkk-kilicdaroglu-hedef-degildi/

(9) http://www.sabah.com.tr/gundem/2015/12/02/kilicdaroglu-barikat-kuran-arkadaslara-sesleniyorum-kaldirin

DEVLET FETÖ’YE SIZMIŞ!

 

patlama2

İçişleri Bakanımı Efkan Ala açıklamış:

 

7000 istihbaratçının 6500‘ü, 81 il emniyet müdürünün 74‘ü FETÖ’cüymüş!

 

Şaka bir yana, Devletin FETÖ’ye sızdığını söylersek derdimizi daha iyi anlaşılmış oluruz!

 

Örgütün 62 bin 317 gayrimenkulü varmış!

 

PKK ile FETÖ’nün aynı merkezden, ABD’den yönetildiği iyice ortaya çıktı.

 

PKK, ABD’nin karagücü, FETÖ ise müttefikleridir!

 

Resmen kabul edilmiş…

 

Ana muhalefet partisinin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hükümete “terörü durdurun”diyor.

 

Hazret, bir taraftan da PKK’nın yayın organı “Özgür Gündem” gazetesinin kapatılmasını eleştiriyor.

 

Kılıçdaroğlu sonunda FETÖ’ye karşı olduğunu söyledi ama arkasından FETÖ’nün yayın organı “Özgür Düşünce” gazetesinde yazan ve hala Ergenekon ile Balyoz davalarınnın “gerçek” olduğunu savunarak kumpasçıları destekleyen Nazlı Ilıcak’ın tutuklanmasına karşı çıkıyor…

 

İsimlerinin önünde “özgür” sözcüğü bulunan bu iki mevkutenin ne kadar özgür olduklarını, yaptıkları haberler ile yorumlarından biliyoruz…

 

Basın özgürlüğü”nün arkasına saklanarak, terör örgütlerine kol kanat germek, CHP’ye hiç mi hiç yakışmıyor!

 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun danışmanlarından Doç. Dr. Fatih Gürsul, FETÖ/PDY sorşturması kapsamında üniversitedeki görevinden açığa alınmış.

 

FETÖ’nün siyasi ayağının soruşturulmaya başlaması ile kim bilir daha ne pislikler ortalığa saçılacak.

 

15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayağının açığa çıkartılması şart.

 

Kılıçdaroğlu’nun bu yöndeki talebi de haklı ve yerindedir.

 

TSK’ya ve Emniyete yoğun bir şekilde sızan Fetullahçıların, muhalefet partilerine sızmamış olması düşünülemez.

 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bizzat getirdiklerini biliyoruz zaten.

 

AKP’ye yüklenerek, kendini asla aklayamayacak!

 

Savunmasını da pek yakında göreceğiz.

 

Lakin, asıl sızıntı iktidarlar üzerinden Devlete yapılmıştır.

 

Bu yüzden, AKP’deki FETÖ’cü milletvekillerinin sayısı yüzdelerle ifade ediliyor…

 

Yakında gerçek sayıyı öğreneceğiz.

 

Hükümetin dış politika değişikliğine Kemal Kılıçdaroğlu’nun destek vermesi çok iyi oldu.

 

İktidarıyla, muhalefetiyle hep birlikte Vatan Partisi’nin çizgisine geldiler.

 

Tebrikler…

 

CHP, bugünkü düşüncelerini zamanında dile getirseydi, gerçekten de iktidar alternatifi olabilirdi.

 

PKK ve FETÖ konusunda sicili temiz olmayan Y-CHP, inisiyatifi yine, ayıbı daha çok olan AKP’ye kaptırdı.

 

Hükümetin dümen suyunda sağa sola yalpalanıp duruyor şimdi.

 

CHP’nin hükümetin dış politikada değişiklik yapmasına verdiği destek, gerçekte şu görüntüye destektir:

 

Suriye uçakları bölgedeki ABD kuvvetlerine çok yakın noktaları bombaladı, ABD kuvvetleri mevzilerini terketti.

 

Destekliyoruz…

 

Rusya, İran ve Suriye’den oluşan bölgesel ittifak adeta ABD Özel Kuvvetlerine meydan okudu.

 

Destekliyoruz…

 

Suriye, hava kuvvetleri yanında topçu atışları ve ağır silahlarını da devreye soktu.

 

Destekliyoruz…

 

YPG Merkezi, Suriye Demokratik Güçleri (SDF) Merkezi, Asayış Merkezi, PYD Dış İlişkiler Binası ve Rojava Federasyon binaları yerle bir edildi…

 

Destekliyoruz…

 

Denebilirki, hükümet Suriye politikasında saf değiştirdi.

 

Muhalefet de bu politikalara destek veriyor…

 

İkisini de destekliyoruz…

 

Belli ki Ortadoğu’da kartlar yeniden karılacak…

 

Uzmanlar, Suriye’deki savaşın sonucunu belirleyecek olan Halep’te, iki bin Rus gönüllü savaşçısının karada savaşmak üzere konuşlandığını söylüyor.

 

Artık ABD’nin “karagücü” PYD’ye karşı, karada savaşacak askerler var.

 

Hepsi de gönüllü…

 

Halep, bir buçuk aydır Suriye Ordusunun kuşatması altındadır.

 

Bu arada Çin de devreye girmiş!

 

Askeri yardım yanında, Suriye ordusuna eğitim ve destek vereceklerini açıkladılar…

 

Suriye ordusu ilk defa PKK ile mücadele ettiklerini duyurmuş!

 

ABD’nin Ortadoğu’dan kovulması yakındır…

 

O günü iple çekiyoruz…

 

Bu yüzden kına gecelerimizde canlı bombalarını patlatıyorlar.

 

51 ölü, 24 Temmuz 2015′ten bu yana ABD ile Türkiye arasında süren savaşın son şehitleridir.

 

17′si ağır 69 yaralıyı da gazi kabul ediyoruz…

 

Cemil Can

 

 

 

 

HEPSİ DE ELİ KANLI KATİLDİR

cocuklara_bayram_1

 

Cemaat, yıllarca sınav sorularını çalarak, çocuklarımızın geleceğini kararttı.

 

Bu alçak hırsızlar, üniversiteyi kazanan gençlerin hakkını gasp edip, kendi adamlarına yedirdiler, bileğinin hakkıyla işe girmeyi hak edenlerin yerine de, sümüklü Fetullah’a iman eden zavallıların yerleştirilmesini sağladılar…

 

Bu şekilde mağdur edilenler hiç değilse sağdır.

 

Bir de göz göre göre öldürülenler var:

 

Gizli tanık olan bir istihbarat görevlisi: “TSK, MİT ve Emniyet teşkilatındaki FETÖ yapılanması, PKK içindeki muhbirleri örgüte ihbar etti” dedi…

 

Örgüt, “x haber elamanları” olarak nitelendirilen bu 8-10 kişiyi Kandil’de infaz etti…

 

Bombalı araçlar ve canlı bombalar durdurulamadı tabi.

 

Suçsuz insanlar kahpe eylemlerde öldürüldüler…

 

Bu cinayetlerin sorumlusu FETÖ’dür.

 

FETÖ mensupları, MİT’in bildirdiği koordinatları da değiştirerek PKK’lıları bombalanmaktan kurtardılar…

 

Savaş durumunda; düşmanın belli bölgeleri işgal etmesi halinde; ordunun silah depoları ve cephanelikleri imha edilirse, önceden gizlenmiş silah depolarından silah alınarak, işgalcileri durdurmak için gerilla tipi eylemler yapılması amacı ile Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı Seferberlik Dairesi kurulmuştur.

 

Bütün bu zor işleri yapacak olan kahramanların listesi ile olası eylem planları seferberlik bölge başkanlıklarında bulunur.

 

Kozmik oda” da denen bu odalardan birine, Arınç’a suikast yalanı ile girildi ve listeler ile planlar FETÖ’cülerin eline geçti.

 

FETÖ’cü hainler, Ankara civarı ile Irak ve Suriye’deki Türkmenlerden aynı amaçla görevlendirilenlerin listesini Amerikalılara verdiler.

 

Amerikalılar, Irak ve Suriye’deki kahramanları birer birer avlayıp öldürdüler…

 

Bu cinayetlerin sorumlusu da FETÖ’dür…

 

Kobra helikopter pilotu Yarbay İlkay Ateş’in, tutuklanmadan önceki itirafları da yenilir yutulur gibi değil.

 

Sorumlu olduğu bölge imamı kendisine: “PKK’lılar için bu adamlar dinsiz, diyanetsiz. Öldürülecek şekilde ateş yapmayın. Sağlarına, sollarına atın yaralansınlar, ölmesinler” dediğini söyledi…

 

Öldürülmeyen bu teröristlerin daha sonra öldürdükleri güvenlik kuvvetleri ve sivil halkın gerçek katili de FETÖ’dür…

 

40 senedir süren PKK terörünü neden bitiremediğimiz umarım anlaşılmıştır…

 

DARBE GİRİŞİMİNİN ARKASINDA ABD VAR

 

Dışişleri Bakanlığımız, FETÖ’nün darbe girişiminde bulunduğu saatlerde ABD’ye başvurarak, meşru hükümete “destek” açıklaması yapılmasını istedi.

 

ABD yönetimi 8 saat sonra açıklamada bulundu.

 

ABD’nin sözcüleri bu gecikmenin nedenini “O gün olanları sosyal medyadan ve haberlerden izledik, bir süre ne olduğu belirsizdi” şeklinde açıkladılar.

 

İtiraf gibi…

 

Bu açıklamanın Türkçeye tercümesi: Darbe girişimi başarısız olunca meşru hükümete desteğimizi bildirdik, darbeciler başarılı olsaydı, o zaman da “bizim oğlanlar yine başardı” diyecektik şeklindedir!

 

En küçük bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde darbecilerin arkasında ABD’nin olduğunu söyleyebiliriz.

 

Fetullahçı hainleri dışarıdan AB ve ABD destekledi.

 

Nitekim, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Elizabeth Trudeau, Fetullah Gülen’in iadesi ile ilgili “Belgeler bize ulaştı, incelemeye devam ediyoruz. Fakat iade süreci aylar da sürebilir, yıllar da” diyerek ABD’nin tutumunu, anlaşılır şekildi belli etti…

 

O kadarla kalsa iyiydi.

 

CIA, resmi internet sitesinde FETÖ’cüler için “İslami ve sosyal hareket” ifadesini kullanarak desteğini sürdürdü.

 

Onlar da haklıdır tabi…

 

Fetullah’ı verseler, yeni Fetullahlar bulmakta güçlük çekebilirler!

 

Her ülkede bizim kadar hain bulmak kolay olmuyor.

 

Peki! Fetullah’ı içeriden destekleyen sadece AKP’liler miydi?

 

Fetullahçıların Devletin kılcal damarlarına kadar girdiği dönemde, Genel Kurmay Başkanı Org. Necdet Özel, “TSK içerisinde Fetullahçı yapılanma yoktur” diyordu…

 

Ana muhalefet partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise, “Yargıda Cemaat yapılanması olduğunu söyleyemem” demişti…

 

Bunları da unutmayalım…

 

İDAM CEZASINI KENDİLERİ İÇİN KALDIRDILAR

 

Hainler, AKP sayesinde iktidar olduklarında neler yapacaklarını planladıklarından, bir gün hesap sorulma durumu ile karşı karşıya gelmeleri söz konusu olursa, savunmalarını da peşinen hazırladılar.

 

Öncelikle, işlemeyi planladıkları bazı eylemleri suç olmaktan çıkarttılar:

 

Bilenler bilir, Terörle Mücadele Kanunu ile “vatana ihanet” suç olmaktan çıkartılmıştı…

 

2003′te, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 Nolu Protokolü’nü yürürlüğe sokarak, barış zamanında idam cezasının uygulanmasını kaldırdılar.

 

Ardından 2004′te, 13 Nolu Protokol’ü onaylayarak, bu defa da savaş ve savaş tehlikesi halinde idam cezasının uygulanamayacağını kabul ettiler…

 

AH ŞU SAVCILAR

 

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili Kadir Yılmaz, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ile Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder hakkında hazırladığı iddianamede:

 

” İstanbul’daki etkinlikte yaptıkları konuşmalarda kullandıkları ifadeler, amacı ülke topraklarının bir kısmını yaygın şiddet ve terör öylemleriyle devlet idaresinden ayırıp, yerine Marksist-Leninist ilkelere dayalı bağımsız bir Kürdistan devleti kurmak olan ve 1984′ten beri ülkemiz genelinde silahlı eylemler gerçekleştiren, niteliği yargı kararları ile tescil edilmiş PKK/KCK ve liderlerini övücü niteliktedir” diyerek, PKK’yı yelpazenin solunda ve emekten yana bir örgüt olarak göstermişlerdir.

 

Yaygın olarak yapılan bu hatalı niteleme sonunda; kendisini “Türk solu”nda tarif eden pek çok kişi, 5 Haziran Genel Seçimlerinde, solcu olduğunu sandığı PKK’nın siyasi örgütü HDP’ye barajı atlatmak için oy vermiştir.

 

Aralarında bazı CHP yöneticilerinin de bulunduğu gafiller, PKK’yı Gazi Meclis’e sokarak AKP’yi iktidardan düşürebileceklerine inandırılmışlardır.

 

Elbette ki, bu sonucun alınmasında, PKK’nın sol cenahta bir örgüt gibi gösterilmiş olması, son derece etkili olmuştur.

 

Halbuki, etnik temelde siyaset yapan, Kürt milliyetçiliğini ön planda tutan ve gerektiğinde İslam şemsiyesi altında birleşmeye hazır bulunan PKK, gösterildiğinin tam aksine; aşırı sağcı, gerici ve ırkçı bir niteliğe sahip terör örgütüdür

 

Emperyalizmin “karagücü” olmayı kabul eden, Türkiye’nin NATO’da kalmasını savunan siyasal bir anlayışı Marksist-Leninist olarak tanımlamak, onun propagandasını yapmaktan farksızdır!

 

Fahiş bir hatadır…

 

Savcı Yılmaz’a biraz daha kitap karıştırmasını tavsiye ediyorum.

 

Anayasal Suçlara Bakmakla Görevli Ankara Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun ise, 73 şüpheli hakkında düzenlediği “çatı iddianamesi”nde dört dörtlük bir tespit yaptı:

 

“Ergenekon davası aynı zamanda Cemaat için geçmişteki pis işlerini içine attığı ve kendisi üzerindeki bütün kuşkuları yok etmek için kullandığı bir nevi çöp tenekesidir” dedi.

 

Ergenekon isimli bir terör örgütünün gerçekte hiç olmadığı belirtilen iddianamede, Ergenekon terör örgütü iddiası, FETÖ tarafından kendi terörizmini gizlemek için uydurulmuştur denildi…

 

Savcı Coşkun’u, bu doğru saptaması yüzünden yürekten tebrik ediyorum…

 

“TİYATRO-MÜSAMERE MASALI”

 

Başbakan Binali Yıldırım’ın yaptığı açıklamadan anlaşıldığına göre; 76 bin 597 kişi açığa alınmıştır.

 

Şu ana kadar,4 bin 897 kişi de memuriyetten çıkartılmıştır.

 

15 Temmuz darbe girişimini “tiyatro” veya “müsamere” olarak niteleyip, bu senaryoyu Recep Tayyip Erdoğan’ın yazdığını ileri sürenler, 81 bin 494 kamu görevlisinin bu oyunda rol aldığını da kabul etmektedirler.

 

Kamu görevlileri böyle bir şeyi neden yapsınlar?

 

İddia sahiplerinin bu soruya verebilecekleri yanıt yoktur!

 

ABD’nin karagücü PKK/PYD’yi de “solcu” olarak kabul eden ve yaşayarak öğrenebilen bu güruh, daha düne kadar PKK’nın siyasi uzantısı HDP’ye oy verilmesini ve bu şekilde AKP’nin iktidardan düşürülebileceğini savunuyordu.

 

Şimdi arkasında CIA’nın olduğu bir darbe girişimini iktidarın sahneye koyduğu bir oyun gibi gösteriyorlar.

 

Emperyalizmin ordusunda, parasız askerlik yapmak böyle olsa gerek…

 

Cemil Can

 

 

 

 

YENİ TUZAKLAR ÖNÜMÜZDEDİR!

yenikapi

 

FETÖ‘cülerin darbe girişiminde bulundukları 15 Temmuz akşamı Büyükada’da bir toplantı yapıldı.

 

CIA‘nın Türkiye uzmanı Henry Barkey’in başkanlığında yapılan toplantının konusu, “İran ve komşuları” idi…

 

Toplantıda İran’la ilgili bir tek cümle konuşulmadı, komşularından ise sadece Türkiye ele alındı…

 

Dört senaryo masaya yatırıldı:

 

Birincisi erken seçimdi.

 

Tabii ki, Erdoğan’ın durumu tartışıldı.

 

İnişe mi geçer, daha mı güçlenir sorusuna yanıt arandı…

 

Üst akıl” dilediği zaman erken seçim düğmesine basacak kadar duruma hakim mi acaba?

 

İkincisi, Türk hükümeti Suriye’ye girerse, gelişmeler hükümetin lehine mi aleyhine mi gelişir sorusuydu.

 

“Üst akıl” işine geldiği zaman Türk Ordusunu Suriye’ye sokacak kadar içimizde mi?

 

Üçüncü konu tehlikenin henüz geçmediğinin ipuçlarını veriyor:

 

Bu başlıkta hangi grupların darbe yapabileceği tartışıldı.

 

Hangi grup darbe yaparsa, kamuoyu desteğini alır ve toplumsal meşruiyeti sağlar sorusuna yanıtlar arandı.

 

Demek ki, “üst akıl”, TSK içerisinde kendilerine bağlı, birden çok grubun varlığını ve darbe yapmaya hazır tutulduklarını duyuruyor!

 

Blöf mü, gerçek mi bilinmiyor tabi.

 

Gerçekse, tehlike geçmiş değil…

 

Genel kanı, ABD’nin desteği olmadan Türkiye’de darbe yapılamayacağıdır.

 

Bir de biliyoruz ki, ABD’nin (A) planı yanında; (B) ve (C) planlarının da bulunur.

 

Dördüncü başlık, Türk dış politikasının İran’a doğru kayması halinde, NATO ile ilişkilerin nasıl değişeceğiydi.

 

İran’dan kasıt Şangay İşbirliği Örgütü‘dür, o belli…

 

Bu aşamada, Türkiye’nin ray değiştirmesi söz konusudur ve bunu ABD darbeden önce öngörmüştür.

 

Türkiye’nin çıkarlarının NATO’dan ayrılmak ve Doğu ülkelerinin yanında yer almak olduğunu çok iyi biliyorlar.

 

Bu cesur girişimi AKP yapabilir mi?

 

Zayıf olasılık olarak görünse de, ABD işi şansa bırakmaz; bizi engellemek için başımıza kim bilir daha ne belalar saracaklar…

 

Türk halkının 15 Temmuz’dan bu yana meydanlardaki nöbet tutuşu, antiemperyalist bilincin yükselişini gösteriyor.

 

Özlemini duyduğumuz onurlu bir duruştur…

 

Hükümetin bu ortamı siyasi ranta dönüştürmeye çalışması halinde, bu görüntü bozulur ve küresel güçler, yeni planlarını devreye sokmak için aradığı ortamı bulabilirler…

 

Hainler hep böyle günler için görevlidir!

 

***

 

TSK’nın yeniden yapılandırılması, MİT’te yeni model, tehlikeli girişimlerdir.

 

Kuvvet komutanlıklarının MSB’na bağlanması, askeri okulların kapatılması, GATA’nın Sağlık Bakanlığı’na devri, YAŞ’in yapısının değiştirilmesi, darbe yapılmasını önleyemez!

 

Eskiden darbelerin nedeni, İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi gösterilirdi.

 

Kaldırıldı.

 

Darbeler önlendi mi?

 

Şimdi de darbe girişiminin nedeni “emir-komuta” gösteriliyor…

 

Tam aksine, darbeyi önleyen emir-komuta olmuştur.

 

Darbe girişimi içerisinde olmayan askerler, emir-komuta içerisinde darbecileri durdurmuştur.

 

Demek ki, emir-komuta, darbe nedeni olarak gösterilemez!

 

Siyaset üstü olması gereken milli kurumların, siyasetçilere bağlanması, zaman içerisinde bu kurumlara siyasetin sirayet etmesi sonucunu doğurur ki, askerliğin olmazsa olmazı olan emir-komutanın yok olmasına neden olurlar..

 

Bu sıralar kullanılan en ahmakça sözlerden biri de “ordunun sivilleştirilmesi”dir.

 

TSK’nin Cumhurbaşkanına bağlanması, askeri okulların kapatılması, İmam Hatiplilerin komuta kademelerine taşınması, Topçu Kışlası’nın yeniden yapılmaya çalışılması gibi ihtiraslı düzenlemeler, milli birlik ve beraberliğimizi bozar…

 

Kurumları darbecilerden temizliyoruz diyerek, siyasilere bağlamak akıl işi değildir!

 

Darbenin baştırılmasının yarattığı hoşgörüden yararlanarak; Erdoğan’ın fiilen uygulamakta olduğu “Başkanlık Sistemi”ne hukuki alt yapı hazırlamaya kalkışmak, milli güçlerin bölünmesine yol açar…

 

Milli birliğin ortak paydası, tam bağımsızlık ruhudur.

 

Bağımsızlığımızın sağlanması için vatanın kurtarıcısı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü merkeze koymak şarttır…

 

Atatürk İlkeleri milli birliğimizin temel harcıdır.

 

15 Temmuz’dan bu yana sokakları dolduran Türk halkı, elinde Türk bayrağı ve Atatürk posteri ile asil duruşunu göstermektedir…

 

Küresel güçler, birliğimizi bozamadı mı kaybedeceklerini bilirler…

 

O halde, Türk halkının birlik ve beraberliğini bozmaya hizmet eden bütün girişimlere karşı durmak gerekir…

 

Bu tür hareketlerin kökü dışarıdadır.

 

AKP, mevcut durumu fırsata çevirme gafletine düşerse eğer, bu defa da ABD,“Cumhuriyeti kurtarma” bahanesiyle yedekte beklettiği gruplarından birini sahaya sürebilir…

 

Bu halde, aranan “meşruiyet ve halk desteği” bulunmuş olur!

 

TRT 1′den aynı bildiriyi yeniden okutabilirler…

 

Bu tuzağa düşmemenin tek yolu; hukuka saygılı olmak, fırsatı ganimet bilmemek, fabrika ayarlarımıza geri dönmek, birlik ve beraberlik ruhunu zedelememektir…

 

Bu konudaki en büyük görev, hiç kuşku yok ki, hükümete düşer…

 

***

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan itiraf etti.

 

Onu duymazdan, anlamazlıktan gelme lüksümüz yoktur!

 

“Allah dedikleri için müsamaha gösterdik. Bir ortak yanımız var dedik. Aslında bu yapının bambaşka niyetleri, aracı, örtüsü olduğunu görmedik, göremedik” dedi.

 

Erdoğan diyor ki, Allah ile aldatıldık…

 

Devam ediyor itiraflarına:

 

“Bunlara yardımcı oldum. Hainlerin gerçek yüzlerini ortaya dökemedim. Rabbim de Milletim de bizi affetsin”…

 

Bu cümle, aynı zamanda terör örgütüne yardım ve yataklık etmek suçunun açık bir ikrarıdır.

 

Af dilemek zaten suçluluğun kabulüdür bir bakıma…

 

Ama Cumhurbaşkanı sorumsuzdur!

 

Cemil Can

 

FETULLAHÇI SENSİN!

Bilim_Sanat

Fetullahçı darbe girişiminden sonra AKP’nin destek verdiği Taksim’de yapılan Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi‘nde ana muhalefetin lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 10 maddelik bir manifesto (1) okumuştu:

“Darbeye de diktaya da karşıyız… Varsa darbenin dış destekçilerini de kınıyoruz” demişti…

Dersimlinin Cumhuriyet Halk Partisi adına yaptığı bu açıklama sorunludur:

Bu mudur “Yeni CHP”?

Hani Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)?

Bu darbenin CIA neresindedir?

ABD’yi aklamak senin üstüne vazife midir!?

***

Sahi, CHP içerisine Fetullahçıları kim yerleştirdi?

Parti Meclisi’ne Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın açılış konuşmasını yapan zatı (2) seçtirmek için delegelerin önüne kim yatmıştı?

Kılıçdaroğlu’nun “CHP’ye sızan paralel yapılanma var mı?” sorusuna NTV’de verdiği yanıt itiraf gibidir:

“Bizim bir istihbarat örgütümüz yok devletteki gibi, kim paralelci, kim değil bilmiyoruz” … (3)

Yakıştı mı?

Galiba, Kılıçdaroğlu partimizin üyelerini tanımıyoruz, onları bize MİT tanıtsın demek istiyor!

Bu açıklama bir öncekinden de sorunludur.

Halbuki, birbirini en iyi tanıyan CHP’lilerdir; yıllardır miting meydanlarında, mahalle çalışmalarında, sandık başlarında partinin başarısı için omuz omuza vererek çalıştılar; bir ailenin üyeleri gibidirler…

Herkes birbirini tanır.

Bu yüzden de CHP’yi; “ana kucağı” ve “baba ocağı” gibi bilirler.

Aralarına değil ajan, başka partiden biri bile sızamaz, hemen farkedilir…

CHP’yi tanımayan, bir tek Kılıçdaroğlu’dur.

Örgütten gelmeyen, partili de olmayan, TESEV’in kurucu üyesi, SOROS’un elemanı Dersimli Kemal’in bile, CHP’li olmayanların partiye iliştirilmesinde yönetimlerin ne kadar zorlandığını bilmeyen yok!..

CHP’ye üye olmak hiçbir zaman kolay olmadı.

Hele de Baykal ile Önder Sav’ın dönemlerinde..

Dersimli Kemal, bu talihsiz açıklaması ile CHP’ye Fetullahçılar’ın sızmış olabileceğini ima ediyor…

Yine zeytinyağı gibi üste çıkma peşinde!

***

En son sözü baştan söyleyelim:

Hükümetin FETÖ’ye karşı yaptığı operasyonları engellemek için milletvekillerini seferber eden kim idiyse,(4) CHP’deki Fetullahçı odur!

Halktv‘nin başına Fetullah’ın gazetesi Bugün’ün yazarı Hakan Aygün’ü (5) ben mi getirdim?

FETÖ ile ilişkisi ifşa olan (6) ve Cemaat’e karşı başlatılan operasyona çok üzülen (7) Ekmeleddin İhsanoğlu’nu, CHP’lilerin önüne Cumhurbaşkanı adayı olarak ben mi koydum?

Bu adam sensin Kemal Kılıçdaroğlu…

Masken düştü, daha fazla gizlenemeyeceksin…

***

İslam İşbirliği Örgütü bile Fetullahçı yapılanmaya terörist dedi, Kemal efendi ise, darbe girişiminin üzerinden 10 gün geçtikten sonra FETÖ diyebildi…(8)

Dersimli Kemal’in gerekçesi:

“Elimde belge yoktu, onun için FETÖ diyemedim” idi…