Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

BEŞİNCİ KOL KIRILIR!..

200788Image1

 

Yasemin Devrimi” Suriye’de takılınca; El-Nusra, ardından IŞİD devreye sokuldu.

Suriye ve Irak’ta etnik temizliğe başladılar.

ABD, bu katiller sürüsünün boşalttığı alanlara PKK/PYD‘yi yerleştirdi.

Emperyalizme ve faşizme karşı savaşmak amacıyla kurulan PKK, sonunda ABD’ye kara gücü oldu.

Marksist-Leninst olduğunu ilan eden pek çok “sol” örgüt de PKK’nın peşine takılıp, “Halkların Birleşik Devrimci Hareketi” adı altında sözde “güçbirliği” yaptılar. (1)

Hep birlikte küresel güçlerin piyonu olmayı kabul ettiler.

Emeği savunmak, emperyalizmle savaşmak ve özgür yaşamak için mücadele eden bu örgütlerin, sonunda emperyalist gizli servislerinin elinde silah olması ayrı ve acı bir öyküdür…

Lanet olsun onlara geçmişte verdiğim değerlere…

Tek ayakta kalan, emperyalizme tarihinde ilk defa ağır bir yenilgi yaşatan Mustafa Kemal’in düşünceleri ile askerleridir…

Nokta…

***

ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi, bölge ülkelerinin ve özellikle de Şangay İşybirliği Örgütü’nün (ŞİÖ) sağlam duruşu ile ciddi sarsıntı geçirdi.

Türkiye’nin güneyinde “İkinci İsrail”in kurulması projesi darbe üzerine darbe yiyor.

Son olarak Rusya’nın Suriye’de PKK/PYD’yi bombalaması (2) o cephede şok etkisi yarattı.

Ahmet Davutoğlu ile başlayan “Eset politikası”nınyıllar sonra “Esat”a dönüşmesi Türkiye açısından bir dönüm noktasıdır.

Kuzey Atlantik Paktı’nda (NATO) yerimiz olmadığını nihayet anladık.

Küresel güçler, Çin’den satın alınmak istenen hava savunma sistemlerine engel oldular ama Rusya’dan alınan S-400 füzeleri önünde diz çökmek zorunda kaldılar…

Türkiye rotasına girdi…

***

Bugün S-400′lerin NATO’nun savunma sistemleri ile “uyumlu” olmadığı masalını dinleyen kalmadı.

Bir önceki versiyonu olan S-300‘leri Yunanistan satın almıştı, o zaman “uyum” sorunundan söz eden olmamıştı.

S-400′ler nedeniyle bir tek ABD “endişeli” olduğunu açıkladı.

Bir de Y-CHP endişeleniyor nedense!?

Kemal Kılıçdaroğlu (KK), S-400′lerin alınmasına karşı. (3)

KK’nın bilgisi içerisinde RUDAV’a konuşan ve PKK/HDP ile ittifakı savunan (4) Erdal Aksünger de S-400′lerin “uyumsuzluğu” konusunda itirazını açıkladı!

Demokrat Parti’den Senatör Ben Cardin ise, Politico dergisine verdiği mülakatta; Türkiye’nin NATO üyeliğinin tartışılmasını istedi. (5)

NATO adına yapılan açıklamada:

“Üyelerimiz alacakları ekipmanlara kendileri karar verir” denildi…

Saldırı silahı olmayan, sadece savunmaya dönük bu füzelere itiraz eden Batı, Türkiye’yi elinden kaçırmak üzeredir…

Müttefik” bir ülkenin kendini savunmasına neden itiraz ediyorlar, açıklayan yok tabii!..

***

“Suriye’de ne işimiz var” diyerek, Fırat Kalkanı harekatına karşı çıkanlar, bilerek/bilmeyerek düşman saflarında yerlerini aldılar.

Harekat IŞİD ile sınırlı olmalı” diyerek PKK/PYD’ye kol kanat gerenler de aynı durumdadır.

Toprak bütünlüğümüzü açıkça tehdit eden emperyalistlerin bu alçak planına karşı, bölge ülkelerinin birlikte karşı koyması en akıllıca iştir.

Türkiye’nin ŞİÖ ile birlikte hareket etmesi bölge ülkelerinin yararınadır.

Denebilir ki, 15 yıllık AKP iktidarının desteklenecek en önemli icraatı bu olacaktır…

İdlip konusundaki tutumumuz, Ortadoğu halklarının kaderini belirleyecek önemdedir.

Türkiye var gücü ile bu emperyalist saldırıya karşı koymalı, Türk halkı top yekun TSK’nun arkasında durmalıdır.

AKP’ye karşıtlık olsun diye milli duruşa iştirak etmeyenlerin, 5. kol faaliyeti (6) yürütenler olarak anılacaklarına kimsenin kuşkusu olmasın…

Gün gelir 5. kol kırılır, yen içerisinde de kalmaz!..

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.rudaw.net/turkish/middleeast/turkey/120320163

(2) https://www.ulusal.com.tr/dunya/son-dakika-rus-ucaklari-ypgpkk-yi-vurdu-cok-sayida-terorist-oldu-h175800.html

(3) http://www.ensonhaber.com/kemal-kilicdaroglu-s-400lerin-alimina-karsi.html

(4) http://www.rudaw.net/turkish/middleeast/turkey/110920172?keyword=Erdal%20Aks%C3%BCnger

Rûdaw’a konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Seçim Koordinasyon Merkezi Başkanı Erdal Aksünger, şunları söyledi:

Gerçek bir demokrasi, insan hakları, özgürlük ve basın özgürlüğü için demorasiyi isteyen her platform ve taraf bence bir araya gelmeli. Hiçbir şekilde aksini düşünmüyorum. Demokrasi ve barışın canlanması için gerek HDP, gerek ise diğer taraflar, kim olursa olsun aynı platformda bir araya gelmemiz lazım.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Osman Baydemir ise, konuya dair şunları kaydetti:

Olması gereken ilk iş, Türkiye’deki bütün demokrasi güçlerinin ortak ilkelerde, ortak paydalarda, öncelikle seçime dair fırsat eşitliğinin ve seçim güvenliğinin, fikir hürriyetinin, OHAL dışında, olağan bir rejimin içerisine Türkiye’yi bir kez daha geri göndermenin çabasında ortaklaşmaları gerekiyor.

(5) http://www.politico.com/story/2017/09/14/turkey-russia-purchase-may-trigger-sanctions-242725

(6) Beşincikol, fiilî müdahale ile ele geçirilemeyen bir kitleyi ya da devleti propaganda, casusluk, sabotaj ya da terör yoluyla manevî etkiye maruz bırakmak suretiyle müdahaleye uygun hale getirmek ya da fiilî savaş esnasında savaşı daha kolay kazanmak için yapılan her türlü manevî yıkıcılıktır.

İspanya iç savaşı sırasında ünlü Frankist General Emilio Mola Madrit’i aldığı ablukanın ne kadar süreceğini soran gazetecilere: ”Dört koldan kuşattık, beşinci kolumuz da şehirde, çok süreceğini sanmıyorum” demiştir.

Terimin literatüre bu olay nedeniyle girdiği söylenir.

CHP ÖZELLEŞTİRİLİNCE

adalet_kurultayi

Bir ülkede muhalefet teslim alınarak yok edilmişse, iktidarı eleştirmek beyhudedir!

Önce muhalefeti kurtarmak ya da yeniden örgütlemek gerekir.

Örgütsüz mücadelenin başarı şansı yoktur!

Nokta.

***

Kimseye danışmadan, parti organlarında tartışmadan Ekmeleddin İhsanoğlu’nu cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edip, “tıpış tıpış” oy vermemizi izleyen Y-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, aynı şekilde tek başına “Adalet Yürüyüşü” ile “Adalet Kurultayı”na da karar verdi…

Tek başıma Ankara’dan İstanbul’a yürüyeceğim dedi, onbinler arkasına takıldı.

Bu eylemlerle halka hangi mesajın verilmek istendiğini merakla izleyenler hayal kırıklığına uğradılar.

Adalet Yürüyüşü”ne PKK’nın verdiği desteği HDP’nin sorunu kabul eden partililer, HDP’nin Diyarbakır’da yaptığı “Adalet ve Vicdan Nöbeti”ne Y-CHP’nin verdiği desteği İstanbul İl Başkanlığı’nın “işgüzarlığı” gibi düşünüp sineye çektiler…

Adalet Kurultayı”nda öne çıkartılan isimler, bu etkinliklerin arkasında bir bit yeniği olduğu kuşkusunu artırdı.

Nihayet yetkili ağızlardan açıkça dillendirilmeyen HDP ile ittifak arayışına Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan’ın hazırladığı raporda(1) yer verilerek CHP’yi işgal altında tutanların gerçek niyeti ortaya serildi…

Dağ fare doğurdu…

Y-CHP yönetimi hendeklere gömülen PKK’yı yeniden görüşme masasına çağırıyordu.

Y-CHP’nin açık çek verdiği “açılıma” devam edilsin isteniyor.

CHP’nin kırmızı çizgilerinden vazgeçmesi öneriliyor.

PKK terörü “Kürt fobisi” olarak isimlendiriliyor.

PKK/HDP ile “güçlü bir ittifak” kurulması çözüm olarak dayatılıyor…

Plana göre 2019′da yapılacak yerel seçimlerde, Doğu ve Güneydoğu’da PKK aday göstermeyecek, CHP’nin göstereceği adaylar desteklenerek yerel yönetimler PKK’ya teslim edilecek…

Son derece kurnazca düşünülmüş!

Böylece CHP tabanına izlediği politikalarla oylarını artırdığı mesajını verirken, PKK’ya da kuvvetli bir koruma kalkanı sağlanmış olacak…

PKK’ya yardım ve yataklık yaptıkları, terör örgütünü övdükleri için tutuklanan HDP’li belediye başkanları bu şekilde tutuklanmaktan da kurtulacaklar.

İlk defa SHP ile HEP’in 1991 milletvekili seçimlerinde uyguladığı bu yöntem sonunda, Abdullah Öcalan’ın gösterdiği adaylar Halk Partililerin oyları ile Meclis’e geldiler.

SHP’nin yüzde 28‘lerde olan oy oranı ise yüzde 20′lere gerilemişti.

Aynı yöntem bir kez daha denenecek!

Bu defa CHP’nin oyları artacak!?

Aynı su ile iki kez yıkanılabilir mi veya aynı malzemeler ile aynı deneyi yapıp farklı sonuçlar alınabilir mi pek yakında göreceğiz.

Biz bu sonucu beklerken de iş işten geçmiş olacak…

Geçmiş olsun CHP, geçmiş olsun Türkiye!..

***

ABD güdümündeki düşünce kuruluşlarının teşviki ile getirildiğimiz nokta gayet açıktır:

Y-CHP, HDP/PKK ile hendeklerde başlattığı ittifakı, yerel seçimlerde ortak aday göstererek sürdürecek!

Doğal olarak adayları da İmralı ile Kandil belirleyecek.

Peki, bu hain plan karşısında CHP’liler ne yapacak?

Dersimli Kemal’in partideki konumu güçlendirildiğine göre, CHP seçmeni gösterilen adaylara “tıpış tıpış” oylarını verecek CHP’yi birinci parti yapabilecek mi acaba?

Bekleyip göreceğiz!

Önümüzde bayağı zaman var ama halkın beklemeye takatı kalmadı…

***

Y-CHP ile PKK’nın ittifakını anladık.

Anlayamadığımız bu ittifaktan ne beklendiği ve tartışmaya açılmayan konulardır.

İttifakın sonunda:

a.) PKK silah bırakacak ve ABD’nin kara gücü olmaktan çıkacak mı?

b.)Yoksa Y-CHP de silahlanıp dağa mı çıkacak?

c.)Ya da şimdi olduğu gibi, Y-CHP ovada, PKK dağda “siyaset” yapmaya devam mı edecek?

Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı Dersimli Kemal’i lider kabul edip peşinden gidenlerin, çoktan seçmeli bu soruya cevap verebilmeleri gerekir…

***

Bir sorum daha olacak; klasik ve biraz uzunca:

Bu soruya Eşkıya Seyit Rıza’yı önder olarak kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanıt vermesini istiyorum.

Geçenlerde yardımcın Öztürk Yılmaz’ın “Sonucunu tanımayız, Suriye benzeri iç savaşı tatikleyebilir” dediği referandum için “Güney’in de referanduma gitme hakkıdır” dedin. Bunun anlamı referandum sonunda “evet” çıkarsa güney sınırımızda “Bağımsız Kürdistan” devleti kurulabilir demektir. “İkinci İsrail” olacağına en ufak bir kuşku bulunmayan bu yeni devletin kuruculuğuna soyunanlar; Türkiye, İran ve Suriye’den de toprak talepleri olduğunu gizlemiyorlar. Bu durumda HDP/PKK ile ittifak yaparak bölücülüğe hizmet etmiyor musunuz?

Ey! Dersimli’nin Destekçileri!

Siz bu soruya yanıt aramayın…

Sizin göreviniz: Kılıçdaroğlu’nun verdiği yanıtı tekrar etmektir!..

***

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün 1935 yılında söylediği:

Nereden bileyim CHP’nin sonsuza kadar benim partim olarak kalacağını” sözleri (2) sayenizde doğrulandı.

CHP’yi özelleştirdikten sonra tek yaptığınız doğru iş bu oldu…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) https://www.aydinlik.com.tr/adalet-kurultayi-ndan-hdp-ile-ittifak-cikti-politika-eylul-2017-3

(2) CHP Genel Sekreteri Recep Peker’in CHP ile ilgili bir vesikayı Atatürk’e imzalatmaya getirdiğinde Atatürk vesika üzerine: “Partim…” özünü yazınca, rahmetli Recep Peker:

- Paşam niçin Cumhuriyet Halk Partisi yazmıyorsunuz? diye sormuştu.

Atatürk: -”Nereden bileyim CHP’nin sonsuza kadar benim partim olarak kalacağını?” dedi. (Falih Rıfkı Atay, Babanız Atatürk, s.57)

 

AKP’YE DESTEK BU KADAR OLUR

Levent_Gültekin

CHP’nin düzenlediği “Adalet kurultayı”nda Atatürk’ün posteri yok.

CHP’li olmayan Y-CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun var.

DHKP-C üyesi olmak iddiası ile tutuklu bulunan Nuriye ile Semih’in fotoğrafları unutulmasın diye “Hafıza Sokağı”na asıldı.

Türk bayrağı Y-CHP’de bulundurulmuyor.

6 Ok’lu CHP bayrağını ise sallamaya utanıyorlar…

Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı yasak.

Hak-hukuk-adalet sloganını mecburi yaptılar…

***

Yurtseverlerin yargılandığı Ergenekon ve Balyoz davalarının baş destekçisi Levent Gültekin’e başköşede yer verildi:

Yaşamda adalet” başlıklı gündemin konuşmacısıydı.

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un İmralı’ya gönderilmesini o önermişti.

FETÖ üyesi hakimlerin müebbet hapis cezası verdiği yurtseverlere; “Allah size uzun ömürler versin” diyerek, ömür boyu hapis cezalarının eksiksiz çekilmesi için dua etmişti.

Kurultayın akılda kalan konularından biri de:Altan Kardeşler için adalet istenmesiydi…

FETÖ terör örgütünün eylemlerini meşrulaştırmak için gecelerini gündüzlerine katan, kumpasları gerçek göstermek için kanal kanal dolalaşan, uydurulmuş delillerle halkı aldatan, CIA’nın Türkiye’deki taşeronlarına, ne gibi bir adaletsizlik yapıldığını anlatan henüz çıkmadı!

PKK’nın Meclis’teki uzantısı HDP’nin; terör örgütüne yardım ve yataklık eden, destek verici konuşmalarla cesaretlendiren milletvekilleri ile terör örgütüne kamu mallarını peşkes çeken, yemek gönderen, belediye araçlarını veren belediye başkanlarının tutuklanması da şiddetle protesto edildi.

Halbuki, dokunulmazlıkların kaldırılmasına “evet” diyen de Y-CHP’ydi.

PKK üyelerine nasıl bir adaletsizlik yapıldığını hiçbir zaman anlatamadı…

***

Adalet kurultayı”nın ikinci günü, gündemde “İnançta adalet” vardı.

Alevi Bektaşı Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız’a mikrofon teslim edildi.

Yıldız, ilk iş olarak tutuklu PKK’lı milletvekillerine destek için tutulan “Adalet ve Vicdan Nöbeti”ni selamladı.

6 kilometrelik Conk Bayırı yürüyüşü ile FETÖ ve PKK’ya verilen destek gizlenmeye çalışıldı.

Bir ölçüde başarıldı…

***

Y-CHP Sözcüsü Bülent Tezcan’ın Kuzey Irak yorumu “bağımsızlık referandumu”na destek gibiydi.

Tezcan:

Kuzey Irak’ta bir bağımsızlık, ayrı bir devlet kurma referandumu Kuzey Irak’ın toprak bütünlüğünün ihlalidir” dedi. (1)

Dikkat!

Hazret, Irak’ın toprak bütünlüğü değil, Kuzey Irak’ın toprak bütünlüğünden söz etti.

Sonunda toprak bütünlüğümüzü tehdit eden bu girişimin Y-CHP tarafından desteklendiği bizzat Dersimli’nin ağzından itiraf edildi.

Kılıçdaroğlu da:

Güney’in referanduma gitme hakkı olduğunu” söyledi. (2)

Y-CHP ile Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İlnur Çevik aynı fikirdeydi… (3)

***

Döndü dolaştı, kürsü ÖDP Genel Başkanı Alper Taş ile HDP Milletvekili Levent Tüzel’e teslim edildi.

Alper Taş, HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuklanma sebebini, Erdoğan’a “Seni başkan yaptırmayacağız” demesine bağladı.

Bu beyler, CHP-HDP “ittifakına” vurgu yapara,k Selahattin Demirtaş’a saygılarını sundular.

Dersimli Kemal, söylemek isteyip de CHP tabanından tepki alacağı için söyleyemediklerini ÖDP ile HDP temsilcilerine söyletip görevini yerine getirdi.

***

Eğitimde adalet” gündemli çalıştayda Nur Tarikatı‘nın temsilcisi konuşturuldu.

Tarikat’a bağlı Yeni Asya’nın Genel Yayın Müdürü Kazım Güleçyüz, Risale-i Nur kitabından bölümler okudu.

CHP tabanının buna çok ihtiyacı vardı!

KHK ile ihraç edilen FETÖ üyeleri ile tutuklu HDP milletvekillerine “özgürlük” istendi…

Özgürlük tutsaklar için istenir!

***

FETÖ’nün kitle tabanı yok!

FETÖ’ye duyulan nefret, 15 Temmuz’dan sonra tavan yaptı.

Bu yüzden FETÖ’nün destek verdiği/vereceği partilerin başarı şansı olamaz.

Bunun en anlaşılır ispatı, 7 Haziran ve 1 Kasım seçim sonuçlarıdır.

Ne demişti Einstein:

Aynı deneyi yapıp farklı sonuçlar beklemek ahmakların işidir…

***

FETÖ’nün şövalyeleri kaçacak delik arıyorlar, çoğu ABD ve AB ülkelerinde sığıntı.

Kamuoyunun FETÖ’cü olarak tanıdığı isimlerin “destek” vereceği partilerin ölü doğacağını sokakta çocuklar bile kestirebiliyor.

Bu yalın gerçeği bir tek FETÖ’cüler mi bilmiyor!

Hadi canım sen de…

FETÖ’nün kaçakları, gerçekte destek verdikleri bir harekete açıktan destek verecek kadar budala mı?

Meral Akşener hareketini başarısız kılmak için açık destek veriliyor olamaz mı?

Bu olasılığın üzerinde neden hiç durulmuyor?

Meral Akşener’in geçmişte Fetullah Gülen’i övmesi, onun Cemaat üyesi olduğunu kanıtı kabul edilemez!

Zira bu haini o tarihlerde övmeyen mi vardı?

***

Bu nedenlerle, FETÖ’nün Meral Akşener önderliğinde kurulacak partiye verdiği “desteği” aslında “köstek” olarak kabul etmek daha doğru olur.

Ümit Özdağ’ın FETÖ açıklamasına (4) rağmen, Sosyal Medya durulmuyorsa bu işin içinde bir iş daha aramak gerekir…

Bekleyip görmek en iyisidir.

***

AKP’yi ancak; sağdan bir parti parçalayıp, iktidardan düşürebilir…

Bir eli FETÖ, diğeri PKK üzerinde olan Y-CHP’nin, AKP tabanından bir tek oy kopartması mümkün değildir.

Hele de “Adalet yürüyüşü” ile “Adalet kurultayı”ndan sonra, bu olasılık tümden yok edildi.

En yakınınızda bulunan AKP’lilere sorun bakalım.

Bu iki etkinlikten sonra Y-CHP’ye oy vermeyi düşünüyorlar mı?

Yoksa yerlerine çakılı mı kaldılar!

Muhalefet iktidarın hizmetinde değil mi?

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) https://www.chp.org.tr/Haberler/56/genel-baskan-yardimcisi-ve-parti-sozcusu-bulent-tezcanin-adalet-kurultayinin-ikinci-gununde-yaptigi-aciklama-27-agustos-2017-61901.aspx

(2) https://www.aydinlik.com.tr/bolucu-referanduma-yesil-isik-politika-eylul-2017

(3) https://www.aydinlik.com.tr/politika/2017-haziran/devlet-kurmak-herkesin-hakki

(4) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/815746/Umit_Ozdag_yeni_partinin_ilk_icraatini_acikladi__iktidar_olursak….html

 

ABD DARBENİN İÇERİSİNDEYDİ!

 incirlik_üssü

Ayrıntıları (1) nolu dipnottaki bağlantıyı açarak okuyacaksınız.

 

Kısaca özetleyelim:

 

Akıncı’dan kalkan ve halka bomba yağdıran F16′lara yakıt ikmali, Adana 10. Tanker Üssü’nden (İncirlik Üssü) yapılmıştı.

 

Üssün eski komutanı Tuğgeneral Bekir Ercan Van, darbe başarıya ulaşsaydı sıkıyönetim komutanı olarak görev yapacaktı.

 

Halka bomba attıran sıkıyönetim komutanı!

 

IŞİD’e karşı koalisyonda koordinasyonu sağlamak için o gece İncirlik’te bulunan şimdiki Genelkurmay İstihbarat Başkanı Tuğgeneral İrfan Özsert ile darbe girişimi içerisinde yer almayan üsteki subaylar, Van’ın kaçırılmasını engellediler.

 

FETÖ’cü Van, ABD 39. Hava Üssü’nün eski komutanı Albay John Walker’e sığındı

 

Üssün uçuşlara kapatılmasından sonra, ABD’li komutan Walker, Van’ı teslim etmek zorunda kaldı.

 

***

 

ABD Büyükelçiliği, FETÖ’nün sözde Hava Kuvvetleri Komutanlığı İmamı Adil Öksüz’ü üzerinde bulunan ve adına kayıtlı olmayan gizli telefondan neden aradığını da hala açıklayamadı!

 

ABD’nin 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin içerisinde olduğu kanıtları ile ortaya çıkmaya başladı…

 

İncirlik Üssü’nün sicili 15 Temmuz darbe girişimi ile bozulunca, ABD Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi sınırları içinde kalan Zumar bölgesinde üs kurmaya başladı.

 

Şu ana kadar bu üsse aralarında uzun menzilli toplar da bulunan 300 ağır silah yerleştirildi.

 

***

 

1979′dan bu yana ilk defa bir İran Genelkurmay Başkanı’nın Türkiye’yi ziyaret etmesi ve stratejik işbirliğinin konuşulması son derece önemlidir.

 

İran Genelkurmay Başkanı Muhammet Bakiri’nin Türkiye ile “Amerikalıların kanunsuz olarak bulunduğu Suriye’nin kuzeyinde, Suriye hükümetinin egemenliğinin sağlanması noktasında anlaşmaya vardıkları” şeklindeki sözleri, Ortadoğu halklarının emperyalizme karşı savaşma kararlılığını yükseltiyor…

 

Bu açıklama, emperyalizmin “mezhep” temelinde ulusları ayrıştırmasına etkili bir yanıt olmuştur.

 

ABD’nin kara gücü olmayı kabul eden PKK/PYD’ye karşı ortak operasyon yapılacağı söylentisi ise çok daha önemlidir.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İran’la müşterek harekatın her an gündemde olduğunu açıklaması ABD ile savaş halinde olduğumuzun dünyaya ilanıdır.

 

İran Genelkurmay Başkanının ziyaretinden sonra Rusya Genelkurmay Başkanı Türkiye’ye geldi.

 

“Vekalet savaşları” olarak izlediğimiz savaşların arkasındaki güçler birer birer ortaya çıkmaya başladılar.

 

Savaş emperyalizmle mazlum halklar arasında bütün şiddetiyle devam ediyor.

 

Bu savaşın sonunda, ABD’nin halkları “etnik” temelde bölerek köleleştirmesi taktiği de ciddi ölçüde yara alacaktır.

 

Türkiye NATO’dan uzaklaşıp, Avrasya’da kendine yer hazırlamakla doğru rotaya girdi.

 

Buna karşılık; ana muhalefet partisi CHP, Batı’ya bağlılığını ilan etti. (2)

 

Aynı şekilde, Meral Akşener önderliğinde kurulacak olan “Merkez Partisi” adına yapılan açıklamada da “Türkiye, Batı bloğunda kalmalı” deniliyor… (3)

 

Ne yazık ki, Türkiye’de muhalefet umudunu ABD/AB‘ye bağlamış durumdadır.

 

Oysa 15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra ABD karşıtlığı ise tavan yapmıştı.

 

Muhalefet bu potansiyeli değerlendiremiyor ve iktidarın kullanımına bıraktı.

 

ABD’ye uşaklık yaparak emperyalizme karşı olunamaz!

 

Kendilerini “solcu” olarak tarif edenlerin emperyalistlerle aynı safta buluşması hazindir.

 

Bu kafaların halk desteğini alarak iktidarı değiştirmesi ile de bir şey değişmez!..

 

Cemil Can

 

 

DİPNOTLAR:

(1) https://www.aydinlik.com.tr/15-temmuz-da-incirlik-te-neler-yasandi-turkiye-agustos-2017-1

 

(2) Kılıçdaroğlu Whasington’daki Brooking Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada:

Dış siyasette yerimiz batıdır. 200 yıldır batılılaşmaya çalışıyoruz. CHP’nin bu konuda bir tereddüdü yoktur.

Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğini temel bir hedef olarak benimsiyoruz.

NATO ittifakını önemsiyoruz ve NATO’nun önem, rol ve etkisinin günümüz dünyasında daha da arttığını düşünüyoruz. Türkiye ittifaklarına sadık bir ülkedir” diyerek, CHP’nin anlayışını açıkca ortaya koymuştur.

(2) http://www.gercekgundem.com/kilicdaroglu-abdde-ne-soyleyecek-8742h.htm

(3) http://www.hurriyet.com.tr/umit-ozdag-merkez-sag-degil-milli-merkez-40549074

 

 

 

ABD’NİN MECLİS’TEKİ GÜCÜ!..

pkk-li-teroristler-icin-macka-ya-ozel-ekip-geldi

2017′de gümrüksüz olarak 750 bin ton buğday, 700′er bir ton arpa, mısır, 100 bin ton pirinç ithaline izin verildi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “beyaz altın” olarak adlandırılan dünyanın en kaliteli pamuğunun Türkiye’de yetiştirildiğini belirterek; 1 milyar 240 milyon doları pamuk olmak üzere 2,3 milyar dolar pamuk, pamuk ipliği ve pamuklu mensucat ithalatının son bulmasını istedi…

TÜİK verilerine göre bu yılın ilk 6 ayında ithal edilen 2.1 milyon ton buğdaya 444 milyon dolar ödendi.

Et ve Süt Kurumu’na da gümrüksüz olarak 1 milyon 475 bin baş canlı hayvan ithalatı için yetki verildi.

Bunlara ilaveten sıfır gümrükle 95 bin ton kırmızı et ithalatı yapılacak.

TÜİK işsiz sayısını 3 milyon 225 bin olarak açıkladı.

Son 6 ayda işsiz sayısında artış binde 8′i buldu.

AKP, tarım-hayvancılık konusundaki politikaları ile sınıfta kaldı.

Gümrüksüz tarım ürünü ithalatı, çiftçiyi yabancı ülke çiftçileri ile rekabet edemez hale getirdi ve üretimi düşürüyor.

Tarım bitme noktasına doğru doludizgin gidiyor.

Buna bağlı olarak da işsizlik artıyor tabii…

***

Karadeniz bölgesinde fındık üreticisi adeta teslim alındı.

Fındık fiyatları maliyetini korutmuyor.

Çoğu kimse fındığını toplayamadı.

Fındık dalında kaldı.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanının TMO’nun 10,5 liraya fındık alacağını açıklaması acı gerçeği gözler önüne serdi.

Randıman farkı ve diğer kesintiler düşüldüğünde üreticinin eline geçecek paranın 9 TL’nin altında olacağı anlaşılıyor.

Fındık üreticisi Kurban Bayramına hazırlanırken asıl bayramı fındık baronları ile ayılar yapıyor…

***

Türkiye, tarım ürünleri ve et ihraç eden bir ülke iken, AKP ile bunları ithal etmeye başladı.

Buna rağmen hükümet, üreticinin desteğini kaybetmiyor!

Nedeni basit:

Düşmanla işbirliği içerisindeki muhalefet umut vermiyor, halk muhalefete güven duymuyor.

Çoğunluk insanlık tarihi boyunca daima hatalı kararlar vermiş ve yanlış yolda yürümüştür.

AKP’ye destek bir de bu nedenle azalmıyor.

İslam bu durumu en etkili şekilde tespit eden din olmuştur. (1)

İlginçtir:

Çoğunluk iradesine uymak”, dinimize göre “küfür” sayılır mı bilmiyorum ama doğru olmadığını kesindir!

***

2010 yılından itibaren hayvan ve et ithalatı için yurt dışına giden para 4.4 milyar dolara ulaştı.(2)

Hayvancılığımız yerlerde sürünmeseydi, bu kadar para ihracattan gelecekti…

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Rusya’dan buğday ithalatının tekrar başladığını ve engellerin kısa zamanda ortadan kalkacağı “müjdesini” verdi! (3)

Çiftçiyi öldürme müjdesi!

Sadece buğday ithalatında 16 milyar dolardan fazla paramız yurt dışına gitti. (4)

Eğer tarım ürünlerini yeteri kadar üretebilseydik, bu para da bizde kalacaktı.

Halkın refah düzeyi biraz yükselecekti belki.

Tarım ürünü ithal etmek için de bir sebebimiz kalmayacaktı!

***

2002′de dış borcumuz129 milyar dolardı, 2017′de ise 452 milyar dolara çıktı.

Tarım-hayvancılık ülkesiydik ikisinde de tükendik.

Nasıl geçindiğimizi bu rakamlar açıklıyor!

Yandaşlara göre; duble yollar, köprüler, hava alanları yapıldı, bu yatırımların değeri göz önünde tutulursa Türkiye’nin dış borcu yok denecek kadar azaldı!

Oysa, yap-işlet-devret modeliyle yapılan yatırımları yapan şirketlere sağlanan DEVLET GARANTİSİ ile asıl o şirketlerin geleceği garanti altına alındı.

Onların sahiplerinin gelecek nesilleri için çalışma ve kazanma sorunu kalmadı gibi…

Bizim torunlarımız ise maraba yapıldı!…

Hükümetimiz buna büyüme diyor!

Halkımız alkışlıyor!

***

17 bin 840 kişinin yaşamını kaybettiği 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin 18. yıldönümünde kötü haber üzerine kötü haber veriliyor:

Depremin 7.7 şiddetinde olması halinde, 20 milyon yaşayan İstanbul’da 675 bin kişinin ölmesi bekleniyor…

470 toplanma alanının 77′ye düşmesi, hükümetin ne kadar vurdum duymaz olduğunu ve insan yaşamına ne kadar değer verdiğini gösteriyor.

Basına yansıyanlardan öğrendiğimize göre, 393 deprem toplanma alanı FETÖ’ye ve yandaşlarına peşkeş çekilmiş!

İstanbul’daki binaların yüzde 27′sinin ise acilen yıkılması gerekiyor.

Derpem sonrası çok sayıda patlama olacak ve yangın da çıkacakmış.

İstanbul’un beslenmesi için hareketli iskeleler henüz hazırlanmamış.

Tsunami tehlikesi bile varmış.

TMMOB’ni bağlı 5 meslek odasının analizi böyle…

Abdest alıp depremi beklemekten başka alınmış bir önlem alınmamış!

Bölünmüş yollar yaptık ya, Almanya bizi kıskanıyor!..

***

ABD’nin, PKK’nın Suriye kolu YPG’ye bugüne kadar 1250 TIR dolusu silah ve mühimmat gönderdiği rapor edildi.

Bu acı gerçeğe rağmenY-CHP, PKK’nın Meclis’teki u zantısı HDP ile ittifak yapma peşindedir…

Kılıçdaroğlu’nun “Adalet Yürüyüşü” ve HDP’nin “Adalet Nöbeti” ile başlayan yakınlaşma “ittifak” arayışına doğru gidiyor!..

Dersimli Kemal, “HDP ve Akşener’le ittifak yapar mısınız” sorusuna; “Temel konularda uzlaşırsak sorunumuz yok” yanıtını verdi. (5)

HDP yetersiz kalınca, ABD Y-CHP’yi devreye soktu.

Bundan böyle, ABD’nin “Meclis’teki gücü” Y-CHP olacak…

PKK ile ittifak yaparak AKP’nin iktidardan düşürüleceği fikrine inanmak gaflettir; bu amaca hizmet etmek ise cephe gerisinde düşmanla işbirliği yapmaktan başka bir anlama gelmiyor!..

Cemil Can

DİNNOTLAR:

(1) http://www.cemilcan.gen.tr/sample-page/

(2) https://www.dunya.com/sektorler/tarim/hayvan-uretimi-yetersiz-kaldi-ithalata-44-milyar-dolar-harcadik-haberi-348279

(3) http://www.sozcu.com.tr/2017/ekonomi/turkiye-rusyadan-bugday-ithalatina-basladi-1844324/

(4)http://www.tarim.gov.tr/ABDGM/Belgeler/ET%C4%B0/Tar%C4%B1msal%20D%C4%B1%C5%9F%20Ticaret/D%C4%B1%C5%9F%20Ticaret%20OCAK-2015%20v1.pdf

(5) https://www.aydinlik.com.tr/kilicdaroglu-ndan-hdp-ve-aksener-le-ittifaka-yesil-isik-politika-agustos-2017-6

“DÜŞMANIMIN DÜŞMANI DÜŞMANIM OLABİLİR”!..

eren_1

ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissenger, CAPX gazetesine verdiği mülakatta:

“Dış dünyanın IŞİD’le (ISIS) savaşını ‘illüstrasyon’ (1) olarak görebiliriz” tespitini yaptıktan sonra; “Şii İran ve önde gelen Sünni devletler de dahil olmak üzere, IŞİD dışındaki pek çok güç, onu yok etme ihtiyacı üzerine anlaşmaya varmışlardır” diyerek, “IŞİD yenilince boşaltacağı toprakları hangi oluşum devralacaktır?” sorusuna aradığı cevabın zorluğuna işaret etti…

Kissenger, IŞİD’ten boşalan bölgelerin İran tarafından ele geçirilmesi durumunda; İran’ın Tahran’dan Beyrut’a uzanan bir imparatorluğa dönüşebileceği tehlikesine işaret ederek, IŞİD’in ortadan kaldırılmaması gerektiğini vurguladı… (2)

Kisinger, “Çağdaş (bugünkü) Ortadoğu’da düşmanımın düşmanı düşmanım olabilir” dedi…

ABD’nin Ortadoğu siyasetini “savaş bitmesin”, Müslüman halklar biribirlerini kırsınlar şeklinde özetledi.

Yani:

Kendileri silah satmaya, biz savaşmaya devam edeceğiz!

Silahın pazarı “savaş” ne de olsa!

Bu anlamda ABD savaşlara karşı değil, karşı olduğu savaşların sonunda bazı ülkelerin büyümesi ve kontrolden çıkmasıdır.

Zira bu halde enerji kaynakları ile nakil yolları da kontrolden çıkabilir hale geliyor!

İran’ın imparatorluğa dönüşmesi olasılığına karşı, IŞİD’in yok edilmemesi teorisi geliştirildi…

***

Suriye’de IŞİD’ten boşaltılan bölgelere PKK’nın Suriye uzantısı PYD’nin yerleştirilmesi, ABD’nin Ortadoğu planının zorunlu bir sonucudur.

Irak’ın Kuzeyinde Barzani kontrolündeki bölgede, 25 Eylül’de “bağımsızlık” referandumu yapılması ve Ortadoğu’nun merkezinde ikinci İsrail’in kurulması BOP’un olmazsa olmazlarıdır…

Türkiye’de 40 binden fazla insanı öldüren PKK’nın ABD tarafından “kara gücü” olarak kabul edilmesi, PKK’nın Meclis’teki uzantısı HDP sözcülerinin BOP kapsamında ABD’den görev istemesi, Suriye Demokratik Konseyi Eş Başkanı İlham Ahmet’in, Rakka’nın IŞİD’ten temizlendikten sonra yönetilmesi ve yeniden inşası için ABD’nin uzun vadeli olarak finansal ve siyasal desteğine ihtiyaç duyduklarını açıklaması (3) hep aynı planın kilometre taşlarıdır…

***

Bu hatırlatmalardan sonra, 26-30 Ağustos tarihleri arasında Eceabat Kocadere Kamp Alanı’nda yapılacak olan “Adalet Kurultay”ına geçebiliriz:

Kurultay için seçilen yer, Çanakkale Savaşları’nı anma etkinlikleri kapsamında her yıl 25 Nisan sabahı düzenlenen 57. Alay Yürüyüşünün başlangıç ve kamp noktasıdır. (4)

57. Alay, Çanakkale Savaşları’nın başlangıcı olan Anzak Çıkartmasını durdurmak için 15 Nisan 1915 sabahı harekete geçen, çatışmalarda mevcudunun üçte ikisini kaybeden Hüseyin Avni Bey komutasındaki efsaneleşmiş Türk alayıdır. (5)

Kılıçdaroğlu 57. Alay’ın kahramanlığını mı anıyor yoksa 57. Alay ismini bir ihanetin örtüsü olarak mı kullanıyor?

Bu haklı sorunun yanıtını; Aydınlık gazetesinin 11 Ağustos tarihli nüshasında manşet yapılan HDP’nin hapisteki Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın çağrısı (6) ile Maçka’da hunharca kurşunlanan 15 yaşındaki Eren Bülbül’ün cenaze töreninde arayacağız…

ABD’nin kara gücü PKK’nın siyasi uzantısı olduğu kesin olan bir partinin, Atatürk’ün partisinin düzenlediği Adalet Yürüyüşü ile Adalet Kurultay’ında işi ne olabilir?

PKK’ya “siyasi meşruiyet” ortamı hazırlamak CHP’nin üstüne vazife midir?

HDP ile ittifak arayışı içerisinde olan Y-CHP’nin Türkiye’de iktidar olma şansı var mı?

Emperyalizmin uşağı tartışmasız olan ve TSK’nın savaş halinde bulunduğu bir terör örgütünün hizmetine Atatürk’ün kurduğu partiyi veren Dersimli Kemal CHP’li olabilir mi?

***

Sırası gelmişken bu cepheleşmede FETÖ’nün de yerini belirleyelim:

Geçenlerde TSK’nın “FETÖ/PDY” raporunda önemli bir tespit yapıldı.

Raporun bir çok yerinde “emperyalizm” ve “küresel güçler” ifadelerine yer verilerek; TSK’nın emperyalizmle savaştığı vurgulandı… (7)

Daha önce de Tuğgeneral Nerim Bitlislioğlu başkanlığındaki bilirkişi heyetine “FETÖ/TSK” adlı bir rapor hazırlatılmıştı.

Raporda: “Yurtdışı görevlerine seçilerek NATO kadrolarına atanan FETÖ/PDY mensubu subayların bazi milli ve askeri bilgileri gerek NATO makamlarına servis ettiği, gerekse de milli menfaatlerimizin söz konusu olduğu bazı konuların örgütün istediği şekilde gerçekleşmesini sağlayacak şekilde kullanıldığı tespit edilmiştir” denildi…. (8)

Sokaktaki adamın anlayacağı dille ve bir iki cümle ile özetleyip bitirelim:

1.) Türkiye, ABD ile savaş halindedir; PKK ile FETÖ ise düşmanımızla işbirliği içerisindedir!..

2.) Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve Kuvayi Milliyeci arkadaşlarının kurduğu CHP, düşmanla işbirliği içerisinde olan bu ihanet şebekelerinin hizmetine verilmiştir!..

3.) “Adalet Yürüyüşü” ve “Adalet Kurultayı” bu gerçeği gizlemek ve CHP tabanını aldatmak için sahneye konulmuştur…

 

Cemil Can

 

 

 

DİPNOTLAR:

 

 

(1) İllüstrasyon: Bir gazetenin, derginin, kitabın içinde yer alan bir metinle ilgili, onu açıklayan, somutlaştıran, süsleyen resim, desen.

 

( 2 ) https://capx.co/chaos-and-order-in-a-changing-world/

 

(3) http://www.cemilcan.gen.tr/2017/07/30/siz-nesiniz-simdi-neredesiniz/

 

(4) http://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/chpnin-adalet-kurultayinin-yeri-ve-tarihi-kesinlesti-1968016/

 

(5) http://www.canakkalesavasi.gen.tr/57.-alay.html

 

(6) https://www.facebook.com/photo.php?fbid=855797044583662&set=a.104081739755200.9270.100004601227744&type=3&theater

 

(7) http://vatanpartisi.org.tr/genel-merkez/gundem/soner-polat-tsk-milletin-destegini-bekliyor-24873

 

(8) http://www.ulusal.com.tr/gundem/tsk-raporu-feto-milli-ve-askeri-bilgileri-nato-ya-verdi-h153243.html

 

 

 

“ADALET NÖBETİ” VE “YENİ DEVLET” !..

vicdan_adalet nöbeti

Vicdan ve Adalet Nöbeti”nde konuşan HDP Parti Sözcüsü Osman Baydemir, “Güney Kürdistan neyi uygun görüyorsa, herkesin buna saygı göstermesi gerekir” vurgusunu yaptıktan sonra; “Diğer parçalardaki Kürtler de bilsin biz Kuzey’de özgürlük istiyoruz” diyerek, HDP’nin ayrılıkçılığın bayraktarlığını yapmaya devam edeceğini gösteriyor…

Anadolu Ajansı’nın verdiği habere göre, Pentagon şimdiye kadar PKK’nın Suriye Kolu PYD’nin askeri kanadı YPG’ye; 90 TIR’lık silah, zırhlı araç ve askeri mühimmat vermiş…

Kamuoyunda terör örgütü olmakla tanınan YPG, ABD’li efendilerinin tavsiyesine uyarak adını Suriye Demokratik Güçleri (SDG) olarakdeğiştirdi..

YPG-PKK ilişkisi artık gizlenmiyor.

HDP-PKK ilişkisi de öyle.

Şimdi de Y-CHP ile HDP’nin eylem birliğine alıştırılıyoruz.

Y-CHP’nin saf tuttuğu ABD-PKK cephesi kartlarını açık oynuyor!

Y-CHP’lilerin FETÖ imamları ile çektirdiği hatıra fotoğrafı ise darbenin siyasi ayaklarından birinin nerede yuvalandığını gösterdi.

Diğer ayak zaten 12 yıllık ortaktı…

***

15 Temmuz darbe girişiminde fiilen yer alan:

74 tank, 246 zırhlı araç, 37 helikopter, 35 savaş uçağı, 3 bin 992 adet hafif silah ve 8 bin 651 askeri personel TSK’nın sadece yüzde 1,5 kadarını oluşturuyor.

Geri kalan yüzde 98,5′in ezici çoğunluğunun ulusalcılardan oluştuğuna kuşku yok.

TSK içerisinde FETÖ kadar olmasa da başka CIA kontrolünde başka grupların varlığı Büyükada toplantısından biliniyor. (1)

Ulusalcı askerler Amerikancı bir darbeye destek verecek olsalardı, darbeyi zaten hiçbir güç durduramazdı.

ABD, akla ziyan bu fikri sürekli gündemde tutarak TSK’yı zayıflatmaktan vazgeçecek değil.

15 Temmuz’da yapamadığı darbe ile Erdoğan’ı korkutmaya devam edeceğe benziyor:

“Ulusalcılar darbe yapacak” yalanı, Erdoğan’ı teslim almak için kullanılan en önemli silahtı.

Ergenekon ve Balyoz kumpasları ile TSK’dan tasfiye edilen kahraman subayların FETÖ’nün darbe girişimine karşı durmasıyla bu argüman etkisini iyice yitirdi.

16 Temmuz sabahı AKP Genel Merkezi’ne Atatürk’ün posterinin asılması ile Erdoğan’ın bu gerçeği iyice kavradığı ilan edilmiş oldu.

Buna rağmen Fetullah Gülen’in “15 Temmuz darbe girişimi ulusalcıların işi olabilir” şeklindeki açıklamasını gündemde tutma çabası, ABD’nin çaresizliğini gösteriyor.

Michael Rubin’in, Doğu Perinçek’in darbe yapacağı yalanını ileri sürmesi, Işıkçılar Cemaati’ne yakın Türkiye Gazetesi’nin “Yeni darbeyi ulusalcılar yapabilir” şeklindeki manşeti ve iyice zıvanadan çıkan Cumhuriyet gazetesinin, Cumhuriyet karşıtı yazarı Nuray Mert’in, Erdoğan’ı Kemalistlerle mücadeleye çağırması, NATO cephesinin yenilgiyi kabul etmesinden başka anlama gelmez…

***

Türkiye rotasını NATO’dan ŞİÖ’ne çevirdi.

ABD destekli darbeye Türkiye’nin verdiği en etkili karşılık budur.

S-400′lerin Rusya’dan alınma kararı, bu konudaki kararlılığımızı bir kez daha ortaya koydu ki, NATO’ya verilen yanıttır.

NATO sözcülerinin S-400′lerin NATO savunma sistemleri ile “uyumlu olma(2) şeklindeki dayatması, İsrail hedeflerine ateş edemeyen F-16′ların yazılımının millileştirilmesi ile çözülmüştü.

S-400′ler de F-16′lar gibi NATO ülkelirinin hedeflerine ateş edebilirler.

Köprülerin altından çok sular aktı…

***

Yukarıdaki genel tablo içerisinde ABD’nin kara gücü PKK ile ittifak eden hiçbir siyasi parti Türkiye’de iktidar olamaz!

1 Kasım seçimleri bunu bütün çıplaklığı ile gösterdi.

Y-CHP’nin HDP’ye baraj atlatmak için destek vermesi hiçbir işe yaramadı.

Sadece PKK’ya meşruiyet zemini hazırladı.

AKP’nin bir defa daha tek başına iktidara gelmesine vesile oldu…

Aynı su ile bir kez daha yıkanmayı halkın önüne koymak, AKP iktidarının sürekliliğini istemekten başka bir anlam taşımamaktadır.

***

YAŞ kararları ise NATO cephesine vurulmuş ağır bir tokat gibidir.

Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılanan emekli askerler, bu kararları olumlu bulduğuna göre, ABD’nin istekleri yerine getirilmemiş demektir.

ABD, TSK’dan ulusalcı-milliyetçilerin temizlenmesini istiyordu, isteği kursağında kaldı!

Tam aksine kumpas mağdurları terfi ettirildiler…

***

HDP’nin Diyarbakır Yoğurtçu Parkı’nda devam eden nöbetine Y-CHP’den destek geldi.

Y-CHP sözcüleri “açılım”a dönülmesi için mesaj üstüne mesaj veriyorlar. (3)

“Adalet Yürüyüşü”nün Edirne Cezaevi önünde yapılacak bir mitingle sona erdirilmesini isteyenler, yürüyüş kolunu Yoğurtçu Parkı’na yönlendirmeyi başardılar…

Dersimli Kemal, Cumhurbaşkanı adayı olmayacağını açıkladı.

İktidara talip değil!

Ekmeleddin İhsanoğlu gibi birini aday olarak önümüze koymayacağını ve tıpış tıpış o adama oy vermemizi istemeyeceğini kimse garanti edemez.

Hayal aleminde gezinen veya tatlı rüyasından uyanmak istemeyenlerin bu tuzağa bir kez daha düşeceğinden korkuyorum.

Kılıçdaroğlu’nun “Adalet Yürüyüşü”nün genel başkanlık yarışı için tek aday olma hamlesi olduğu da doğru.

Bir taşla iki kuş vurmanın keyfini sürüyor…

***

Ekmeleddin İhsanoğlu ile ilgili yediğimiz kazığın boyutlarını göstermek için, Fetullah Gülen Hocaefendi’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminden 5 gün önce yaptığı vaazdan bir satır okuyalım:

“Her tavrımızda iman-ı ekmel, İslam-ı ekmel, ihsanekmel, ihlas-ı ekmel, rıza-yı ekmel, yakin-i ekmel demeliyiz, düşsek, sürçsek bile kalktığımızda el-ihsan demeliyiz.” (4)

 

Tıpış tıpış oy vermeye mecbur bırakıldığımız Ekmeleddin İhsanoğlu kimin adayıymış?

Anlayabildiniz umarım!..

Peki, Kemal Kılıçdaroğlu kimin adamıdır?

Buna hiç kafa yordunuz mu?

***

AKP, MKYK Üyesi ve Sivil Alan Platformu Başkanı Ayhan Ogan ağzındaki baklayı çıkardı:

“Şimdi biz yeni bir devlet kuruyoruz, beğenin beğenmeyin bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır” dedi.

Kuvay-ı Milliyecilerin kurduğu Türkiye Cumhuriyeti yıkıldı mı?

Yoksa “yeni devlet”i kurmak için yıkılıyor mu?

AKP’lilerin “yeni devlet” söylemi yeni değil.

Daha önce yaptıklarının adını “Sessiz Devrim” diyorlardı…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.dokuzeylulgazetesi.com/haber/yeni-tuzaklar-onumuzdedir-33610.html

(2) http://www.sabah.com.tr/gundem/2011/09/13/israil-artik-turk-f16-icin-dost-degil

(3) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/794575/CHP_den___Vicdan_ve_Adalet___nobetine_destek_ziyareti__Bu_zemin_bizim_ortak_paydamizdir.html

(4) http://www.gazeteciler.com/haber/ylmaz-zdil-sordu-kldarolu-da-itiraf-edecek-mi/256422

SİZ NESİNİZ ŞİMDİ NEREDESİNİZ?

merve-kavakci-640x360

Merve Kavakçı’nın ABD vatandaşı olurken TC ile arasındaki bağlardan vazgeçtiğini resmen ilan etmesi ve ardından Türk vatandaşlığına geçmesiyle İncil üzerine yaptığı yeminden döndüğünü kabul edemeyiz.

Türk vatandaşlığına kabul edilmek için Kuran üzerine yemin etme yok nasılsa!

Kavakçı, halen yeminli bir ABD vatandaşıdır.

ABD’nin çıkarlarını korumaya yemin etmiş birinin, Malezya’ya (Kuala Lumpur) Büyükelçi olarak atanması ne anlama geliyor acaba?

Kavakçı’nın milletvekili seçildikten sonra, TBMM’nde türbanı ile yemin etmeye kalkışması, DSP Genel Başkanı ve daha sonraki Başbakan Bülent Ecevit tarafından Devlete meydan okuma olarak kabul edilmişti. (1)

Aradan geçen süre içerisinde derelerin altından çok sular aktı.

Yıllar sonra, türban bizzat Y-CHP’nin Genel Başkanı Dersimli Kemal Efendi eliyle Meclis’e sokuldu.

Tek iftihar ettiği eylemidir, o gece rahat uyudu…

Cumhuriyet karşıtlığında bayrak hala onun elindedir.

Fırsat bulduğunda Dersim İsyanı’nın bastırılmasını “katliam” olarak anlatır.

Atatürk ve İnönü’ye katil damgasının vurulmasına o öncülük ediyor.

Seyit Rıza’yı ve Şeyh Said’i her fırsatta aklıyor.

Şakilerin torunlarından CHP adına özür diletiyor…

CHP Gençlik Kolları yöneticilerine “Hepimiz Seyit Rıza’yız…” diye slogan attırıyor.

Kısaca, Merve Kavakçı’nın temsil ettiği düşünceyi Y-CHP savunuyor…

***

Elinde birkaç fasulye tanesi ile önünde diz çökerek Kıbrıslı Şeyh Nazım Kıbrısi gibi zavallı bir hastaya (2) biat eden bu hanımın, Türkiye Cumhuriyeti’nin Büyükelçisi olarak atanması; sıradan bir atama, iade-i itibar veya geçmişin rövanşı olarak geçiştirilemez.

Bu atama, düpedüz anayasal alt yapısı da hazırlanmış olan karşıdevrimin tamamlandığını gösterir.

Son rotüşları kim olsa yapabilir…

***

Müftülere nikah kıyma yetkisinin verilmesi, Devrim Kanunları’nın fiilen yürürlükten kaldırıldığının kanıtıdır, bir ihtiyacın karşılığı değil!

Meclis İçtüzüğünde değişiklik yapılarak muhalefetin söz hakkının 5 dakikadan 3 dakikaya indirilmesini, muhalefetin sesini kısmak olarak değerlendirmek ise fazlasıyla iyimserliktir.

Mecliste etkili bir muhalefet zaten yoktur!

Bu işbirlikçilere hükümete destek açıklaması yapmak için 3 dakika fazladır bile.

Değişikliğin geçtiği gece; dostlar alış-verişte görsün diye Özgür Özel’in öncülüğünde, sabaha kadar Meclis’te yapılan şov, suret-i haktan görünme çabasından başka bir şey değildir.

Gerçekte Y-CHP’nin, HDP‘ye devrettiği ve HDP’nin “Vicdan ve Adalet Nöbeti” adını verdiği “Adalet Yürüyüşü”nün devamı olan eyleme, yavru muhalefet ise hükümete destek vermekle meşguldürler…

AB, Türkiye hakkında söyleyeceklerini; önce Y-CHP Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu’na söyletmekte, daha sonra da CHP tabanının “meşruiyet zemini sağlamlaştırdığı” eylemleri sürdürme görevini, PKK’nın Meclisteki uzantısı HDP sahiplenmektedir…

Böylece “Adalet yürüyüşü” ile elde edilen “kazanımlar”, kül halinde PKK/HDP’ye aktarılmış olmaktadır.

Bir kaset operasyonu ile CHP’nin ele geçirilip, Y-CHP‘ye dönüştürülmesindeki amaç da buydu zaten…

***

PKK’nın “meşruiyet sorunu” ile dertlenenlerden biri ne yazık ki, Ünlü Şair Ataol Behramoğlu’dur.

HDP’nin Meclise girmesi için desteklenmesini savunan dünya çapında ünlü piyanistimiz Fazıl Say’ın, 1 Kasım seçimlerinden önce düştüğü durumdan beter olmuştur.

Behramoğlu, “HDP’yi PKK’nın siyasi kanadı olmakla mahkum ederek….ülkeyi…. kiminle, kimlerle, nasıl karanlıktan çıkartacak, parçalanmaktan kurtaracağız?” diye soruyor!

Rüya aleminden konuşan ünlü şaire göre, “Türkiye Partisi” olan HDP’yi, PKK’nın “siyasi kanadı” olarak mahkum ediyormuşuz!

HDP’ye “PKK’nın uzantısı” demekle, bayağı haksızlık ediyoruz yani!

Behramoğlu ve 7 Haziran seçimlerinde HDP’ye oy verenler, “HDP ile ittifak” yapmadan Erdoğan’dan kurtulmanın mümkün olmadığına inanıyorlar!..

HDP ile ittifak yaparak veya HDP’yi destekleyip Meclise sokarak, Erdoğan’dan kurtulmanın mümkün olmadığını, 1 Kasım seçimlerinde yaşayarak gördüğümüze göre, test edilerek geçersiz olduğu ortaya çıkan bir fikirde ısrarın sebebi ne olabilir?

Aynı deneyi yaparak farklı sonuçlar beklemek durumuna düşmeye ne gerek var!?

Çürük bir fikri, Ataol Behramoğlu gibi aydınların seslendirmesi son derece vahimdir.

Behramoğlu’nun çıkışı, Kılıçdaroğlu’nun “Adalet yürüyüşü” ile CHP tabanını HDP’yle ittifaka alıştırmasına katkı sunmaktan başka bir işe yaramıyor…

Türkiye’nin öncelikli ihtiyacı; muhalefetin PKK/HDP ile ittifakı değil, Türk halkının ABD’nin kara gücü olarak savaşan bu ihanet çetesinden bir an önce kurtulmasıdır

***

24 Temmuz 2015 tarihinden bu yana, 7 bin 78 PKK’lının etkisiz hale getirildiği, 483 güvenlik görevlisinin şehit olduğu, binlercesinin yaralandığı bir savaşı yok saymak, Türkiye gerçeklerine sırt dönmektir.

ABD, Kongre kararı ile kara gücü olarak görevlendirdiği PKK/PYD’ye, yüzlerce TIR dolusu ağır silahlar vermeye devam ediyor.

PKK’dan ele geçirilen ABD silahları ile IŞİD’ten ele geçirilenlerin seri numaraları birbirini takip ediyor.

Ortadoğu’yu kan ve ateş Cehennemine çeviren bu iki örgütün arkasında emperyalistlerin olduğu gün gibi aşikardır.

Silahlı bir terör örgütünün legal kanadını, “Türkiye Partisi” olarak göstermek ihanet değilse, aymazlığın daniskasıdır, o kadar…

***

HDP Sözcüsü Osman Baydemir’in, “Abdullah Öcalan’a tecrit kalkıncaya kadar nöbete devam” açıklamasını duymazdan gelebilir misiniz?

Adamlar saklamıyor, açık açık ne için nöbet tuttuklarını söylüyorlar…

Böyle bir eyleme, CHP’nin destek vermesi kabul edilebilir mi?

Ya ünlülere ne demeli!..

***

Türkiye’ye karşı ilan edilmiş ve her cephede süren savaşı inkar etmek, cephe gerisinde bozgunculuk veya düşmana askerlik yapmak değilse nedir?

Savaş bütün şiddeti ile devam ederken; “savaş yoktur” anlamına gelecek sözler etmek ve Türk halkına karşı bu kirli savaşı yürüten bir örgütün legal kolunu, ‘Türkiye partisi” gibi göstermek, şehit ve gazi yakınları üzerinde nasıl bir etki eder?

Askerler böyle bir savaşta şehit olacağına inanırlar mı?

Şehit olma inancı yok olan asker savaşır mı?

***

Dahası var:

PKK/PYD öncülüğündeki Suriye Demokratik Konseyi Eş Başkanı daha yeni Associated Press’e konuştu:

İlham Ahmet, Rakka’nın IŞİD’ten temizlendikten sonra “yönetilmesi” ve “yeniden inşası” için ABD’nin uzun vadeli siyasal ve finansal desteğine ihtiyaç duyduklarını söyledi.(3)

Yaşadıkları toprakları işgal etmesi için dış güçlere çağrı yapanlarla, neyin ittifakını yapacaksınız?

İşgalin mi?

PKK/PYD, “manda” isteğinin çok ötesine geçmiştir!

Emperyalistlerin ülkelerini işgal etmesini, kendilerini yönetmesini ve yeniden inşasını istiyorlar.

İstiklal-i tam” geleneğinden gelen yurtseverler, bu sözleri duymuyor musunuz?

HDP, bu teslimiyetçi anlayışın TBMM’ndeki uzantısıdır.

HDP’ye “Türkiye partisi” nasıl dersiniz?

***

Son bir şey:

FETÖ‘nün darbe girişiminden sonra, yurt dışına çıkan ve geri dönmeyen kaçak HDP milletvekilleri; Faysal Sarıyıldız ile Tuğba Hezer Öztürk’ün devamsızlık nedeniyle milletvekilliklerinin düşürülmesine ilk itiraz, Y-CHP Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’ndan geldi. (4)

İlginç bulmadım!

Haber değeri bile yok.

Herkes görevini yapıyor çünkü…

Bekaroğlu, Kılıçdaroğlu’nun söylemek isteyip, tabanın tepkisi nedeniyle söyleyemediği sözleri, kamuoyuna aktarmakla görevlidir…

Sıradan bir işbirlikçidir…

Peki siz nesiniz, bu cepheleşmenin neresindesiniz?!

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) https://www.youtube.com/watch?v=cbxkOBBZCwQ&feature=share

(2) https://www.youtube.com/watch?v=K-6Q_XC25lc

(3)https://www.aydinlik.com.tr/dunya/2017-temmuz/pkk-nin-suriye-kolundan-abd-ye-bizi-terk-etmeyin

(4)http://www.ulusal.com.tr/gundem/mehmet-bekaroglu-pkklinin-tabutunu-tasiyan-hdpliye-sahip-cikti-h170623.html

“İSTİKLAL-İ TAM” VE İLKELİ DURUŞ!..

ypg_usa

19 Haziran günü Tunceli-Erzincan yolunda ABD’nin karagücü tarafından kaçırılarak şehit edilen ve cesedi dereye atılan öğretmen Necmettin Yılmaz‘ın adı, yolun 4 km.lik bölümüne verildi.

Bu insanlık dışı cinayete karşı CHP Tunceli İl Örgütü’nün tepkisine, CHP Genel Merkezi’nin miting düzenleyerek verdiği destek, takdire şayandır.

Aynı şekilde HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Silivri Cezaevinden gönderdiği mesaj da önemlidir, görmezden gelinemez…

Umulur ki, her iki partinin bundan böyle PKK/PYD terör örgütleri ile aralarındaki mesafe bir daha kısalmaz ve beklenen düzeye ulaşır…

***

Şimdi de gençlerimizin ölüm fermanlarını yazan Amerikalıyı tanıyalım:

Adı: Raymond ‘Tony’ Thomas, CIA Askeri İşler Direktör Yardımcısı.

Thomas, geçenlerde Afganistan’daki (NATO Özel Operasyonlar Bileşen Komutanlığı – NSOCC-A). görevinden ayrıldı.

2010-2012 yılları arasında ABD Özel Harekat Komutanlığı’nda komutan yardımcılığı yaptı.

Pentagon’daki müşterek görevli üst düzey özel operasyon görevlisi idi.

Thomas, Ranger alayı ve 1. SFOD-DELTA da dahil olmak üzere ABD Ordusunda çeşitli komuta pozisyonlarını düzenleyen bir üst düzey subaydır.

West Point’ten 1980 yılında mezundur ve ülkesine 33 yıldır hizmet vermektedir. (1)

ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Aspen Enstitüsü’nün Colorado Eyaletinde düzenlediği yıllık güvenlik forumunda konuştu. (2)

Forumun medya ortakları:

NBC News ve MSNBC, sponsorları Ayasdi, Deloitte, Lockheed Martin ve Target’tir. (3)

Thomas, PKK/PYD ile ilgili açıklamalarda da bulundu:

PYD’nin silahlı kanadı YPG‘ye ismini değiştirmelerini önerdiklerini anlattı.

YPG, bu öneri üzerine ismini SDG (Suriye Demokratik Güçleri) olarak değiştirdi.

Bu şekilde Türkiye’nin ABD’ye “Nasıl bir müttefiksiniz ki, bize karşı terörist faaliyetlerde bulunan bir örgütü muhatap alır ve ona silah yardımı yapabilirsiniz” şeklindeki suçlamalardan kurtulabileceklerini söyledi.

Thomas, ABD’nin IŞİD ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk’un bu süreçte kendilerine çok yardımcı olduğunu ve onun çabaları ile PKK/PYD’ye meşruiyet sağladıklarını; aksi halde, Suriye’nin geleceğinin konuşulduğu Cenevre ve Astana gibi yerlerde PKK ismi ile hiçbir zaman masada olunamayacağını itiraf etti. (4)

Bu açık kanıtlardan sonra, öğretmen Necmettin Yılmaz’ın kaatilini, Tunceli kırsalında değil “Aspen Security Forum”da aramamız gerekir…

ABD’nin müttefiki Türkiye değil, terör örgütü PKK’dır…

***

Şimdi de NATO‘nun son durumuna bakalım:

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Brüksel’de yapılan Devlet ve Hükümet Başkanları Toplantısı’ndan sonra düzenlediği basın toplantısında NATO’nun yeni görevini tanımladı:

“NATO’nun uluslararası koalisyonun tam üyesi olmasına karar verdik. Tüm 28 ittifak üyesi halihazırda koalisyonun üyesi. Koalisyonda olmak, NATO’nun muharip rol alacağı anlamına gelmiyor, ancak bizim terörle küresel mücadeleye olan taahhüdümüze ilişkin güçlü bir mesaj gönderiyor. Aynı zamanda NATO’nun, eğitim ve kapasite inşaası dahil siyasi değerlendirmelerde rol almasını sağlayacak” dedi. (5)

9 Nisan 1949′da Washington Antlaşması ile kurulan NATO, bir kollektif savunma örgütü olarak bilinmektedir.

Kurucu antlaşmanın özellikle üçüncü, dördüncü ve beşinci maddeleri önemlidir.

Bu maddelerle üye ülkeler, ortak savunma için yeteneklerini geliştirmeye, herhangi bir üyenin toprak bütünlüğü, siyasî bağımsızlık ve güvenliği tehlikede olduğunda bir araya gelmeyi ve herhangi birine saldırıldığında bu saldırıya hepsine karşı yapılmış bir saldırı olarak kabul etmeyi taahhüt etmişlerdir.

Bu çerçevede belki de en önemli ve tartışmalı madde, NATO’nun görev sahasını belirleyen 6. maddedir.

Literatürde “alan-dışılık” (out of area) kavramıyla anılan bu düzenlemeye göre, NATO sadece sınırları antlaşmada açıkça tarif edilen Kuzey Atlantik bölgesinde meydana gelen saldırılara karşı işlevseldir.

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra “esnek yorum” yöntemiyle içeriği genişletilen bu madde, özellikle Afganistan müdahalesiyle tamamen işlevsiz kılınmıştır” (6)

***

NATO’nun kuruluş amacı, Brüksel’deki zirvede kabul edilen yeni görev tanımı ile kesinlikle bağdaşmamaktadır.

ABD öncülüğündeki “koalisyon”un amacı da bu açıklama ile ortaya çıkmıştır.

Kısaca BOP olarak isimlendirilen Büyük Ortadoğu Projesi’nin nihai hedefinde; Ortadoğu ve ön Asya’nın petrol ve doğalgaz kaynaklarını yağmalamak ve bir (Kürt) koridor ile Akdeniz’e akış güvenliğini sağlamak için bölgede küçük ve bağımlı bekçi devletçikler oluşturmak vardır.

Bu bağlamda; Türkiye’nin de parçalanacak ülkeler arasında bulunduğuna en ufak bir kuşku bulunmamaktadır.

Asıl tuhaf ve acı olan; bizi de parçalayacak olan pakt içerisinde yer almış olmamızdır.

Hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde, NATO’nun dost bir koalisyon olmadığını söyleyebiliriz.

Demek ki, Türkiye bundan böyle rotasını Şangay İşbiriği Örgütü‘ne döndürmelidir.

Bu nedenle NATO’nun emrine verilen İncirlik ve Diyarbakır üsleri derhal kapatılmalıdır.

Hükümetin bu doğrultudaki çabaları koşulsuz desteklenmelidir.

Antiemperyalist olmanın, devrimciliğin ve yurtseverliğin gereği budur…

Tersi düşmana askerlik yapmaktır!

***

Amerikan Washington Post gazetesinde yer alan ve üst düzey ABD’li yetkililere dayandırılan habere göre; Donald Trump, 7 Temmuz’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Almanya’daki görüşmesinden kısa bir süre önce Beyaz Saray’da Ulusal Güvenlik Danışmanı H.R. McMaster ve CIA Direktörü Mike Pompeo ile yaptığı bir görüşmede CIA’in gizli programına nokta koymaya karar verdi.(7)

Programın bitmesi ABD’nin Suriye Savaşı’ndaki pozisyonunu değiştirmesi ve Esad’ı görevden indiremeyeceğini kabul etmesi anlamına geliyor.

Başka bir söyleyişle yenildiğinin itirafıdır!

Bu karar aynı zamanda, Türkye’nin ABD/AB etkisinden kurtulmakla bölge ülkelerine nasıl rahat bir nefes aldırabildiğinin kanıtıdır.

Türkiye bölge ülkelerinin işbirliği ile saldırgan emperyalizme kolaylıkla diz çöktürebilir.

Yeter ki, “İstiklal-i tam(8) ilkesinden ayrılmayalım…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://aspensecurityforum.org/speaker/major-general-raymond-thomas/

(2)http://aspensecurityforum.org/

(3)http://aspensecurityforum.org/aspen-security-forum-releases-2017-agenda/

(4) http://aspensecurityforum.org/media/video-library/asf-2017/

(5) https://www.aydinlik.com.tr/kose-yazilari/fikret-akfirat/2017-mayis/kurdistan-a-nato-bekciligi

(6) https://www.forumbilir.net/nato-gunu/7124-nato-nedir-nato-tarihcesi-ve-nato-nun-gorevleri.html

(7)http://www.hurriyet.com.tr/trump-ciain-suriyeli-muhaliflere-yonelik-programini-bitiriyor-40525484

(8)http://www.cihandura.com/tr/makale/tam-baimsizlik-nedr-

2019′DA CHP’NİN İKTİDARI KESİNLEŞTİ!..

kopru

15 Temmuz akşamı; 81 il ve 919 ilçede yapılan anma törenlerinde; hükümetten birlik ve beraberlik ruhunu pekiştirecek söz ve davranışlar beklenirken, tam tersine ayrıştırıcı bir dil kullanıldı.

Erdoğan’ın “öfke dili stratejisi” yine ön plana çıktı.

Y-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir yıldır sürdürdüğü fakat geri almak için fırsat kolladığı(1)kontrollü darbe”söylemi yüzünden, tüm CHP’lilerin FETÖ/PKK hamisi gibi gösterilmesi Cumhurbaşkanına hiç yakışmadı…

Y-CHP Genel Başkanı Yardımcısı Veli Ağbaba’nın, davet gelmediği için parti olarak törenlere katılmayacakları açıklamasının üzerinden bir gün bile geçmeden, diğer Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’ın, CHP’nin Meclis’teki törenlere katılacağını, Meclis dışındaki törenlere katılmayacağı şeklindeki açıklaması, CHP’deki kafa karışıklığının boyutlarını gösteriyor…

Cumhurbaşkanı Erdoğan böyle fırsatları kaçırır mı?

AKP Genel Başkanı sıfatıyla mikrofonu kaptı, Kılıçdaroğlu’nu yerden yere vurdu.

Söylemediğini bırakmadı.

Y-CHP’nin “Kontrollü darbe” söylemi ile FETÖ’ye ve PKK’ya kol kanat gerdiğini tekrarladı durdu.

80 milyona aynı anda yapılan canlı yayınla, halk partililer “hain” seviyesinde gösterdi.

Çok kötü oldu çoooook!…

***

Erdoğan’ın tabanını “konsolide” etmeye ihtiyacı vardır.

Çünkü AKP tabanının da kafası CHP’liler kadar karışıktır.

13 yıl FETÖ ile ortaklık yaptılar, ne istediyse onlar verdiler…

Suç ortağıdılar yani!

TSK’ya ve yurtseverlere, o iğrenç komploları birlikte yaptılar.

Aldatıldık” savunması, onları aklamaya yetmez!

Türk Milleti’ne ödettikleri faturanın bedelinden, paylarına düşeni ödemeleri gerekir.

Milletten “af dilemek”le suç sayılan eylemler, suç olmaktan çıkartamaz.

Ana muhalefet partisi CHP’nin, bu çizgide eleştiri yapması ve hesap sormak için halktan yetki istemesi gerekirken, FETÖ ve PKK’yı “mağdur” göstermeye çalışması, AKP’yi siyasi olarak öne geçirmekte, CHP’yi iktidar alternatifi olmaktan çıkartmaktadır…

CHP, tarihinde hiç bu kadar kötü yönetilmedi!..

***

Adalet Yürüyüşü” ile bir ölçüde toparlanmaya çalışan parti, Kılıçdaroğlu’nun miting sonrasında açıkladığı talepler ile kötürüm durumuna düşürülmüştür:

Bütün tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılması” talebini Türk halkı “adaletli” bulmuyor…

Zaten değil de…

PKK‘nın Meclis’teki uzantısı Halkların Demokrasi Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, serbest bırakılmasını istemek; PKK koruyuculuğu yapmaktır, akla ziyan bir iştir.

40 bin kişinin katili bir örgütün lideri için:

Biz Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz, heykelini… Ben PKK’yı terör örgütü olarak görmüyorum” diyen birinin, yargılanmadan serbest bırakılmasını istemek CHP’nin görevleri arasında olamaz.

Böyle bir “adalet anlayışı”na sahip biri, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğunda oturamaz!..

HDP’nin diğer Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ da tutuklu milletvekilidir.

Dersimli Kemal, onun da yargılanmadan serbest bırakılmasını istemektedir.

Yüksekdağ:

Biz sırtımızı Rojava’ya yaslıyoruz, biz sırtımızı Kobani’ye yaslıyoruz. Biz sırtımızı YPG’ye, YPJ’ye ve PYD’ye yaslıyoruz. Bunu söylemekte, bunu savunmakta hiçbirsakınca görmüyoruz” diyordu…

Anımsayınız:

23 Eylül 2015′te ABD Dış İşleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby de, ABD’nin YPG’yi terörist örgüt olarak görmediğini ilan etmişti.

Dersimli ise herkesten önce aynı teşhisi koymuştu.

Takvimler 21 Ekim 2014′ü gösterdiğinde:

YPG terör örgütü değil, vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşumdur” demişti.

Ve biz, bu adamın peşine takılıp Ankara’dan Maltepe’ye yürümüşüz!

Narkozu kim verdi bize?

Halk Koruma Birlikleri veya Kürtçe adından kısaltılarak YPG, Suriye’de kurulan ve faaliyet gösteren Kürt Yüksek Komitesi’ne bağlı silahlı bir örgüttür.

YPJ ise YPG’nin kadın kolu.

Şimdi herşey apaçık ortadadır.

Zira PKK/PYD ve tüm türevlerinin ABD’nin “karagücü” olduğu, bütün dünyaya ilan edildi…

***

ABD’nin karagücü olarak savaşan ve toprak bütünlüğümüzü doğrudan tehdit eden bir örgütün mensuplarının yargılanmadan serbest bırakılmasını isteyen ana muhalefet partisi genel başkanı, 2019′da yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı, milletvekilliği ve yerel seçimleri garantiledi diyebilir miyiz?..

Y-CHP’nin “Adalet Yürüyüşü” sonunda, hükümetten birinci sıradaki talepleri önümüze bu soruyu getirmiştir.

CHP’liler en yakınındakilere sorsun bakalım.

Hangi cevapları alacaklar…

***

Maltepe Mitinginde Dersimli Kemal’in bir talebi daha oldu:

Bütün gazeteciler serbest bırakılmasını” istedi…

Aslında onun “bütün gazetecileri” kastetmediği bellidir.

Yargılanmadan serbest bırakılmasını istediği:

3 Aralık Adana Mitingi’nde, mitinge katılanlara “burada” diye bağırttığı; FETÖ’nün sahte delillerle başlattığı operasyonları haklı göstermek ve savunmaları bilgi kirliliği içerisinde inandırıcı olmaktan çıkartmakla görevli elemanları; Mehmet Altan, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak gibi gazetecilerdir…

Adalet yürüyüşüne son nokta, bu isteklerle konmadı.

Dersimli Kemal’in bir isteği daha vardı:

Türkiye’nin “saldırgan” politikasına derhal son verilmesini istiyordu.

Türkiye kime saldırıyordu?

PKK’ya, FETÖ’ye ve IŞİD’e karşı operasyon yapmak saldırganlık mı?

Kemal Kılıçdaroğlu’nun “saldırgan” politikadan asıl kastettiği; Hendek Savaşlarında PKK’ya yapılan operasyonlar ile Suriye’deki Fırat Kalkanı Operasyonu’dur.

Y-CHP milletvekillerini operasyon bölgelerini yığmasını, raporlar hazırlayıp Türkiye’yi şikayet etmesini unutmadık.

İkinci İsrail” olacağı şüphe götürmeyen “Bağımsız Kürdistan”ın kurulmasını önlemek için başlatılan bu operasyonları Dersimli Kemal Efendi, “saldırganlık” olarak görüyor…

Zaten 25 Eylül’de yapılacak olan “Bağımsızlık Referandumu” aleyhine de bir tek cümle söylemiş değil…

Y-CHP, güney sınırımızda bir Kürt devleti kurulmasına ne diyor!

Ayrılıkçı Kürtlerin, bir adım sonra, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde de referandum yapılmasını isteyeceklerine en ufak bir kuşkunuz olmasın!

Dersimli Kemal’in gerçek isteği bu mudur acaba?

Maltepe’deki mitinge katılan iki buçuk milyon CHP’li, bu talepler için mi yürüdü?

Samimi CHP’lileri, Mustafa Kemal’in askerlerini ABD’nin emperyalist politikalarının arkasına takma hakkını nereden aldın Kemal Efendi?

Hadi diyelim ki Dersimli Kemal fiil ehliyetini kaybetti, ne dediğinin farkında değil.(2)

O zaman Dersimli Selvi gerçeği söylesin.

Onun tanıklığına güvenelim.

O da aynı şeyleri söylemez mi!.. (3)

Selvi Hanımın bu tanıklığı karşısında, “Adalet Yürüyüşü”ne katılanlar, “adalet” sözcüğü aldatılmış olmadı mı?…

İn misin, cin misin, sen kimsin Kılıçdaroğlu?

***

Maltepe Mitinginde söylediği:

Toplumsal barışımızı bozan tüm antidemokratik uygulamalara eşit vatandaşlık temelinde son verilmelidir” cümlesinde geçen “eşit vatandaşlık” sözlerini açıklamasını bikliyoruz.

Eşit vatandaşlık” istemek, vatandaşlar arasında “Anayasal eşitlik ilkesi” işlemiyor demektir!

Yani; yasalar önünde eşitlik uygulanmıyor diyorsun.

Başka bir ifade ile yasalar; Türklere başka, Kürtlere başka şekilde uygulanıyor demek istiyorsun.

Bunun somut örneklerini göstereceksin…

Bu ağız, ayrılıkçı Kürtlerin ağzıdır.

İleride Türkiye’de “Bağımsızlık Referandumu” talebini ileri sürecek olan bölücülere, şimdiden ortam hazırlıyorsun.

Zaten Kürtlerin partisinin adı aynı bölücülüğü işaret etmiyor mu:

Halkların Demokrasi Partisi”.

Adı bile sorunlu…

Ne demek “halkların” ?

***

Halklar” kavramı, Ulu Önderimizin: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” şeklindeki Türk Milleti tanımını etkisizleştirmek için ortaya atılmıştır.

Türkiye coğrafyasındaki tüm halklara kardeşçe yaklaşan adilane bir dış politikaya dönüş yapılmalıdır” şeklindeki ifade, 6 Ok’a bağlı CHP’lilerin söylemi olamaz.

Dersimli Kemal’in:

Liberal demokratları” göreve çağırması ise ayrı bir acizliktir.

Bu tür çağrılar, onun emperyalizmin sadık kulu ve iğrenç bir işbirlikçi olduğunun en çarpıcı kanıtlarıdır.

Bizim otobüsün şoför mahallinde oturan bu adam bizden değildir!

Başkas nasıl anlatılır bilmem!..

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1)Kılıçdaroğlu, “15 Temmuz 2016 gecesi gerçekte ne oldu?” sorusuna:”Bunu kimse bilmiyor. Darbe gerçekti. Bu hain darbeden Gülen’in sorumlu olduğu konusunda hiçbir şüphem yok” dedi… Y-CHP, “tiyatro”dan “kontrollü darbe”ye, oradan “20 Temmuz Darbesi”ne ve nihayet de “gerçek darbe”ye ancak 1 yılda gelebildi…

Dersimli, CIA’nın “kontrollü darbe” yalanını bugüne kadar papağan gibi tekrarlayanları bir cümle ile cami avlusunda bırakıverdi.

https://magazin.spiegel.de/SP/2017/29/152163723/index.html?utm_source=spon&utm_campaign=centerpage

(2) https://www.evrensel.net/haber/325808/adalet-mitingi-2-milyonu-askin-kisi-adalet-istedi

(3) https://www.artigercek.com/berberoglu-nun-tutuklanmasi-fitili-atesledi