Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

KORKUNÇ BİR İTİRAF VE İHANETİN MERKEZİ!..

 chp

 

Y-CHP Genel Merkezinin il ve ilçe teşkilatlarına gönderdiği 12.07.2018 tarih ve 2018/865 sayılı genelgenin tercümesine geçmeden önce, eğilip yerden ucu sivri bir taş bulup alnıma dokundurdum.

Uyku halinde olmadığımı bilin istiyorum.

Başlayalım:

15 Temmuz Amerikancı darbe girişimi yeni bastırılmıştı; sıcağı sıcağına fısıltı gazetesi, böyle darbe mi olur, bu bir “tiyatrodur” yalanını piyasaya sürdü.

Güya AKP, Anayasayı değiştirerek “Başkanlık Sistemi”ne geçmek için böyle bir mizanseni hazırlayıp, TSK içerisindeki mensuplarına oynatarak amacına ulaşacaktı.

Bu yalana inananlar ile inatla ve ısrarla yayanları kınamıyorum.

Zira bu bir terazi işi; her terazinin tartabileceği siklet farklı farklı olacaktır.

Toplumsal ve siyasal olayların analizini herkes isabetli yapamaz biliyorum….

***

Hele de emperyalizmi kavramayanların böylesine karmaşık olayları yerli yerine oturtması beklenmemelidir.

Darbe girişiminin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen, bu konu üzerinde durma nedenimi anlatmayacağım.

Siz anlayacaksınız zaten…

Tiyatro” yalanı tutmadığı için piyasaya “Kontrollü darbe” yalanını sürdüler.

Bu yalanın en hararetli savunucuları “tiyatro” masalını anlatarak safını belli eden saflar oldu kuşkusuz.

Onlara sadece acıyor, acı acı tebessüm ediyorum.

Bir süre sonra “kontrollü darbe” nitelemesi yetersiz kaldı.

ABD’nin içerimizdeki çiftlik kahyaları kontrollü darbenin tarifine geçtiler:

Öngörülen, önlenmeyen ve sonuçları kullanılan kontrollü bir darbe” demekte karar kıldılar.

Bu yalan için TBMM Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’na 300 sayfalık şerh düştüler. (1)

Beyaz kağıtları da kirlettiler…

***

Güneşi balçıkla sıvayamadılar tabii.

FETÖ’nün elemanlarını birer birer yakalamaya başladılar; CIA’nın uşaklarının canı tatlı; ötmeye başladılar; itirafçıları dinlediniz mi bilmiyorum…

Ne aşağılık insanlarmış.

Birbirlerini ele verdiler; haklarında arka arkaya davalar açıldı; kanıtlar kirli çamaşırlar gibi ortalığa serildi…

Bu koşullar altında “kontrollü darbe” söylemini sürdürmek olanaksızdı.

Darbenin arkasındaki güçler, bilgi kirliliğini sürdürerek yeni kavramlar arayışına girmişti.

Bunun üzerine “20 Temmuz Sivil Darbesi” yalanına geçtiler. (2)

Her zaman ki gibi Dersimli Kemal görevi üstlendi…

***

20 Temmuz’da olağanüstü hal ilan edildi ya, bu tarihi sivil darbenin başlangıcı olarak almanın daha inandırıcı olacağını düşündü.

“Kontrollü darbe” yalanını yayanlar; suç ortağı durumuna düştükleri için bu defa da mal bulmuş Mağribi gibi “20 Temmuz Sivil Darbe” yalanına sarıldılar.

865 sayılı genelge yayınlanana kadar bu yalanı tekrar etmekten usanmadılar…

İki yılda; 129 bin 410 kişi FETÖ ile ilişkili görülerek kamu hizmetlerinden ihraç edildi.

Her gün ortalama 70 kişi tutuklandı, 163 kişi açığa alındı, 180 kişi ihraç edildi…. (3)

Hala operasyonlar bütün hızıyla devam ediyor…

Bunlar uyanmadılar!

Y-CHP, örgütüne gönderdiği 865 sayılı genelgesi ile bugüne kadar ısrarla ve inatla sürdürdüğü söylemini, tamamen yalanlayan ve inkar eden yeni bir söyleme geçti:

15 TEMMUZ HAİN DARBE GİRİŞİMİ”…

Günaydın!..

***

Bu korkunç bilgi kirliliği ile ne yapılmak istendi acaba?

Bizim asıl yanıtını aradığımız soru budur.

15 Temmuz Amerikancı darbe girişimine; “tiyatro”, “kontrollü darbe” ve “20 Temmuz sivil darbesi” demek, bu darbenin içerisinde Fetullah Gülen’in örgütü yok demektir.

FETÖ yoksa , arkasındaki CIA de yoktur, dolayısıyla ABD’nin darbe girişimi ile bir ilgisi olamaz sonucuna ulaşılır.

İnsanların zihnine enjekte edilen mesajın özeti budur…

***

Y-CHP’nin işgalci yönetimi o kadarla kalmadı:

15 Temmuz günü gerçekleştirilecek olan tören ve etkinliklere katılımın sağlanmasını, konuşma ve basın açıklaması yapılması durumunda genel merkezin gönderdiği metne bağlı kalınmasını da istedi…

Bitirelim:

Özetle Y-CHP diyor ki:

Biz halkı aldattık.

CIA’nın yalanlarına inanmaları ve kendilerini dinleyenleri de inandırmaları için yanlış bilgilendirdik.

Amerika’yı akladık!

Emperyalizmin bize verdiği görevi yerine getirdik.

Siz kutlama ve etkinliklere giderek bu hatalarımızı düzeltin…

CHP’liler kutlama ve etkinliklere gitmeye kararlı da hangi yüzle katılacaklar?!

***

Gerçek maalesef bu kadar acıdır.

Gerçek CHP’lilerin yapması gereken iş ise belli:

Olağanüstü kurultay veya olağan kurultay beklemeden partilerine el koymaları birinci görevleridir.

Bütün üyelerin katılımı ile yeniden yönetimleri belirlemek ikinci iştir; ancak ondan sonra AKP’nin değneksiz dolaştığı köpeksiz köylerde iktidara ciddi ciddi muhalefet edilebilir.

Halkı aydınlatmak işbirlikçilerin işi değil, halkın öncülerinin görevidir…

Atatürk’ün partisini işgal eden bu hainlerden kurtulmadıkça Türk halkına huzur yoktur…

Atatürkçü düşünceyi benimsemenin birinci koşulu; anti emperyalist olmak ve tam bağımsızlığı savunmaktır.

Solcu olmanın da birinci koşulu budur…

***

CHP’lileri FETÖ ve PKK gibi Amerika’nın kara gücü durumundaki örgütlerle (düşmanla) aynı safta olmaya (tıpış tıpış) mecbur bırakanlar ve aynı zamanda Kuvayı Milliyecilerin çizgisinden yürüyenleri emperyalizmin uşağı durumuna düşürenler, mutlaka bu yaptıklarının hesabını vereceklerdir…

Başka da yolumuz yoktur….

 

Cemil Can

 

 

DİPNOTLAR:

(1) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/759297/CHP_den__karsi_rapor__niteliginde_300_sayfalik__serh___Kullanilmis_darbe.html

 

(2) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/905181/Kilicdaroglu__20_Temmuz_darbesi_ve_OHAL_ile_mucadele_etmek_insan_olmanin_geregidir.html

 

(3) https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/chpden-ohal-raporu-gunde-70-kisi-tutuklandi-2519504/

“NORMAL DEVLET”

 chp_pm

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Anastasiadis, Demokratik Seferberlik Partisi’nin 42. kuruluş yıldönümünde; Kıbrıs’ın “normal bir devlet” haline gelmesi için ne üçüncü ülkelerin ne de varlığını garanti altına alacak askerlerinin varlığının kabul edilemeyeceğini söyleyerek, Türkiye’nin garantörlüğü ve müdahale hakkının sonlandırılması konusunda KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile görüş birliği içinde olduğunu söyledi.

Akıncı, “normal devlet” kurma isteğini dile getirerek kendi devletini tanımayan bir Cumhurbaşkanıdır.

KKTC’de Türk askerini fazlalık gören Akıncı, İngiliz üsleri ve askerini “normal devlet” kurmak için normal görüyor!

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in formule ettiği; “normal bir devlet haline gelme”yi sağlamak üzere yoğunlaşmanın ne anlama geldiği de böylece açıklanmış oldu…

KKTC’nin başındaki adamın Rum Yönetimi Lideri Anastasiadis’ten ne farkı var?

Acaba KKTC yasalarında da “vatana ihanet” suç olmaktan çıkartıldı mı?…

***

Y-CHP’nin Sözcüsü Bülent Tezcan, Dersimli Kemal’den daha da utanmaz bir adamdır.

Kemal’in bir hedefi:

CHP ve Cumhuriyet kadrolarından Dersim’in intikamını almaktı.

Kısmen başarılı da oldu, intikamını aldı denebilir.

Atatürk’ün partisinin iktidara gelme şansını sıfıra indirdi; Atatürk ve İnönü’yü itibarsızlaştırmak için elinden geleni yaptı, PKK’nın siyasi uzantısı HDP’yi Meclise soktu, rejimin değişmesi için görevini eksiksiz yaptı, Cumhuriyet’in tabutuna son çiviyi çaktı…

Tezcan’ın, CHP’ye düşmanlığı nereden geliyor doğrusu onu bilmiyorum.

Anlaşılıyor ki,CHP’yi bitirmek için Kılıçdaroğlu ile tam işbirliği içerisinde imiş.

Yüzsüzlükte birbirini aratmıyorlar.

İkisi de boş adamdır; lafazanlık ve gevezelikte biri diğerinin eline su dökemez…

***

O kadar şaşırdılar ki, seçim sonuçlarını değerlendireceklerini beklediğimiz Parti Meclisi toplantısında, başarısız olanların istifa etmesi gerektiğini söyleyen Elazığ Milletvekili Gürsel Erol’un partiden ihracını konuştular.

Gürsel Erol’u tanımam; o kendisini Diyap Ağa’nın torunu olarak tanıtıyor.

PKK’nın Tunceli’de şehit ettiği öğretmen için miting düzenlemiş bir milletvekili olduğunu biliyoruz.

Cumhuriyet felsefesine ve Atatürk ilkelerine bağlılığını her fırsatta dile getiriyor.

Y-CHP’den ihraç edilmesi için bu kadarı yeterli zaten….

Tezcan:

Seçim sonuçlarının objektif analizi için düğmeye bastık” şeklindeki açıklamasının ardından:

Oy aldığımız bizim mahalleye hitap eden dili terk edeceğiz; karşı mahalleden oy isteyen, onlara hitap eden bir dil ve çalışma yöntemini benimseyeceğiz” dedi…

Nasıl bir analiz ama?!

Bu itiraftan, Y-CHP’nin sadece belli bir kesimi “kemikleştirmek” üzere çalışma yaptığı anlaşılıyor.

Y-CHP’nin “kararsız” olan kesim ile sağ tabana yönelik söylemi yok!

Erdoğan’ın “halkı kutuplaştırma” taktiğini bunlar da benimseyip taklit ettiler, aslında AKP’nin başarısı için çalıştıkları bellidir.

Aslı olanın taklidine kim değer verir ki?

Akılları bu kadar işte….

Zira bu strateji ile kendilerine seçmenin en fazla yüzde 30′unu ayırmış iken, Erdoğan’a yüzde 70′ini bırakmış oldular.

Doğal olarak da bu tür bir çalışmadan kazançlı çıkacak olan Erdoğan’ın olacaktı…

Öyle de oldu zaten.

Arka arkaya 10 seçimdeki yenilginin sebebi, en yetkili ağızdan bu şekilde açıklanmış oluyor!..

CHP sanki staj yeridir; bir defa daha yetki istiyorlar; bu defa karşı mahalle için farklı bir söylem geliştirecekler!

Çekip gitmek, halktan özür dilemek akıllarına bile gelmiyor…

***

Bu nedenlerle:

CHP’nin başına çöreklenen SOROS’un bu uşaklarını olağanüstü kurultay ile Atatürk’ün partisinden uzaklaştırmak giderek zorlaşıyor:

Doğu ve Güneydoğu’da partiyi sıfırladılar ama delegeleri tam sayı olarak Kurultaya geliyor.

Yüzde 50 oy alan Edirne’den de 5 delege geliyor yüzde 1 oy alan Ağrı’dan da…

Hani genel seçimlerde alınan oy ile orantılı olacaktı delege sayısı?!

Üstelik Doğu’dan gelen delegeler, HDP’ye oy veriyorlar.

7 Haziran seçimlerinde; CHP sandık görevlisi ve müşahidi olduğu halde, 4000 sandıkta CHP’ye oy çıkmaması bu tespitin en somut kanıtıdır.

(Bu seçimlerde de 50 bin sandıktan veri alınamamasının sebepleri tartışılıyor ki, bu da seçmenin yüzde 25′ine karşılık geliyor.)

200′den fazla kurultay delegesi CHP’li değil ama Dersimli Kemal’in banko adamı olarak oy kullanıyor…

O kadar olsa iyi.

İlçe Kongrelerine de genel merkez müdahale etmiş:

Olabildiğince delegeler genel merkeze yakın olan adaylardan seçtirilmiş!

Seçilenlerin önemli bir kısmı, CHP’li belediyelerden nemalanıyor.

Belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, il genel meclisi üyeleri ve CHP’li belediyelerin ihalelerinden nemalanan şirketlerin sahipleri ve Alevi delege ağaları, delegenin ezici çoğunluğunu oluşturuyor.

Bu asalakları ne yazık ki, küresel güçler kontrol ediyor.

Dersimli Kemal’in, genel başkanlıktan uzaklaştırılması, onların da düzenini bozacak.

Bu nedenle sıkı sıkı biribirlerine bağlılar ve genellikle birlikte hareket ediyorlar…

(Y-CHP’deki delege oyunları için (1) nolu dipnota bakınız!)

***

Çözüm var:

Gerçek CHP’lilerin olaya el koyması en etkili çözümdür.

Söyleye söyleye dilimde tüy bitti:

2010′dan bu yana CHP’yi yönetenler gerçekten CHP’li değiller!..

((2) ve (3) nolu dipnotları açarsanız, yakın tarihe kadar yaptıklarının kısa bir özetini göreceksiniz.)

CHP’yi PKK’nın siyasi kolu HDP’ye taşıyıcı anne bunlar yaptılar!..

Başka bir yönüyle de muhalefeti hadım yaptılar.

Türkiye muhalefet görev yapmadı ve yapmıyor!

Bundan sonrası şaka kaldırmaz artık:

Tüm partililerin katılacağı seçimlerle, ilçe kongreleri yeniden yapılmalı ve kurultay delegeleri yenilendikten sonra kurultaya gidilmelidir.

Parti emekçisi” unvanına da değer verilmemelidir.

(Zira siyasi partilerin asıl emekçileri çaycılar ile şoförlerdir. Parti emekçilerine illa da görev verilecekse bunlara verilmesi gerekir ki, böyle bir düşünce savunulamaz. Yeterlilik ve ideolojik bağlılık esas alınmalıdır.)

Kılıçdaroğlu yönetimi altında çalışma yapanların bugüne kadarki çalışmaları AKP’ye yaramıştır:

Rejimin değişmesine, başkanlık sistemine geçilmesine, ve AKP’nin arka arkaya 10 seçimi kazanmasına, CHP’nin muhalefette iken oylarının azalmasına önemli ölçüde katkıda onlar bulunmuşlardır…

***

Muhalefetteki bir partinin oyları azalır mı?

Bu sorunun cevabı olan doğru önermeyi Dersimli Kemal tersine çevirmiştir.

CHP’nin muhalefette iken oyları azalmıştır; ne yazık ki, acı gerçek budur.

Bundan böyle; Atatürk ilkelerine aykırı eylem ve söylemlerin farkına varamayan, ideolojisizliği savunan, kuruluş değerlerini özümsemeyen, 6 Ok’u bilmeyenlere, parti içi görevlerin tespitinde asla oy bile kullandırılmamalıdır.

Daha da önemlisi; siyaset bir meslek olmadığı için, siyasetten başka ve siyasetten bağımsız işi olmayanlar ile işinde başarılı olamayanlara ve kendi ayakları üzerinde duramayanlara da görev verilmemelidir…

Siyasetle uğraşmak hiç kuşku yok ki, ertelenemez bir vatandaşlık ödevidir.

Lakin bu ödevi hakkıyla yerine getirebilmek için, kişinin önce kendine ve ailesine karşı olan sorumluluklarını yerine getirmesi, ondan sonra artan zamanı kalıyorsa halk için kullanmalıdır.

Ancak bu durumda yapılan siyaset, yurttaşlık ödevi kabul edilebilir.

Diğer bütün durumlarda yapılan iş:

Kapıkulluğudur, uşaklıktır, emperyalizme hizmetkarlıktır…

***

Tüm CHP üyelerinin aktif olarak katılacağı seçimler sonucunda görevlendirilecek genç ve dinamik kadrolar, ancak CHP’deki işgali kırabilir ve ülkenin içerisine düşürüldüğü makus talihi tersine çevirebilirler.

7 Haziran genel seçimlerinden önce, önseçim isteyen Trabzonlulara dayatılan merkez yoklaması karşısında, takınılan tutum örnek alınmalıdır. (4)

Başarısız yönetimler istifa ederek, görevlerini iade etmek durumundadır.

CHP kimsenin malı değildir; Cumhuriyeti ve devleti kuranların Türk gençliğine emanetidir.

Bu nedenle de gençler CHP’ye el koyma hakkına sahiptirler.

Bu hak Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ile Bursa Nutku’ndan çıkmaktadır…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.chp-muhalefethareketi.biz.tr/2018/02/dur-bakalim-ne-olacak/

(2) http://chp-muhalefethareketi.biz.tr/wp-content/uploads/2018/01/Dersimli-Tutuksuz-Yarg%C4%B1lanacak.pdf

(3) http://chp-muhalefethareketi.biz.tr/wp-content/uploads/2018/02/Dersimli_Tutuksuz_Yarg%C4%B1lanacak-II.pdf

(4)http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/231921/CHP_de_Trabzon_isyani__Parti_binasi_isgal_edildi.html

YİTİRİLEN AKIL SAĞLIĞIMIZ!..

 RUH SAĞLIĞIMIZ

ABD, “Kongre onayı zorunluluğu”, “ham madde gecikmesi” , “siparişlerin çokluğu” ve “üretimin yoğunluğu” gibi bahanelerle Türkiye’ye silah ve mühimmat satışlarını sınırlarken kara gücü olan PKK/PYD’ye; içerisinde ağır silahların da bulunduğu 5000 TIR silah gönderiverdi.

ABD, gerçek müttefikinin PKK olduğunu gizlemiyor.

Kafasını kuma gömen biziz!

15 Temmuz Darbe Girişimi ile TSK’yı devre dışı bırakmak isteyen Pentagon, Türkiye’yi kolay kolay parçalayamayacağını anlayınca, nükleer cehennemin de ağzını açarak tehditlerini sürdürmeye devam ediyor.

Vaz geçeceğe de benzemiyor.

Türkiye ile ABD arasında Suriye Cephesinde açık, diğer cephelerde örtülü devam eden savaşta, muhalefetin Atlantik Cephesi’nde konuşlanması en büyük şanssızlığımız!..

Akılcı projelerle Cumhur İttifakı’nın karşısında varlık gösteremeyen Millet İttifakı, açıktan Batı’nın yanında yer almakla, tam bağımsızlıkçı-antiemperyalist güçlerin kafasını iyice karıştırdı.

CHP’ye oy verecek olan her evden bir oy da HDP’ye istenmesi, her ne kadar HDP’ye barajı atlatıp, AKP’nin tek başına Meclis’te çoğunluğu sağlayamaması ambalajı ile sunuldu ise de, gerçekte en büyük düşmanımız olan ABD’nin Meclis’te temsil edilmesi sonucunu doğurdu…

HDP’ye oy veren yurttaşlar: “HDP barajı geçmeseydi o milletvekillerini ki kazanacaktı?” sorusuna yanıt arayarak, yaptıkları hatayı savunmaya çalışıyorlar.

Soru sorarak savunma yapanlara, benim de birkaç sorum var:

HDP’nin kazandığı milletvekillikleri tek başına iktidar olan AKP’de olsa ne fark edecekti?

MHP ile Meclis’te çoğunluğu sağlayan Erdoğan’ın HDP milletvekillerine mi ihtiyacı var?

HDP Meclis’e daha güçlü girince, AKP’nin icraatları mı durdurabilecekti?

7 Haziran seçimlerinden de mi hiç ders alınmadı?

Şiddeti esas alan silahlı terör örgütünün Meclis’teki varlığı demokrasinin gelişmesine katkı mı sunacaktır?

40 bin insanımızın katili olan bir örgütün, militanlarına sağlanan vekillik ayrıcalığı, terörü mü azaltacak?

Türk Solu, PKK’nın kuyruğuna takıldıktan sonra, mantıklı düşünebilme yeteneğini de kaybetmiştir..

***

En az beş yıl daha katlanmak zorunda olacağımız AKP iktidarından kurtulmak için, sömürge bir ülkede köle olarak yaşamayı kabul etmek akıl tutulmasından başka kelimelerle ifade edilebilir mi?..

Erdoğan ve AKP’ye bu ölçüde duyulan kin ve nefretin sorumlusu hiç kuşku yok ki, halka projeleri ile refah vaat edemeyen; bunu yerine halkı kutuplaştırarak bölen ve kendi tabanını kemikleştirerek iktidarını sürdüren Erdoğan’dır.

Muhalefete önderlik yapanların da bu sonuca gelinmesinde önemli ölçüde payı vardır.

Erdoğan’a benzemeye çalışmak ve onun belirlediği gündemi tartışmak sürekli yenilgi getirmiştir.

Defalarca yenilmiş olmanı getirdiği moral bozukluğu ve eziklik, sağlıklı düşünebilme yeteneğimizi de bozdu.

Erdoğan gitsin de kim gelirse gelsin mantığı, bu hastalıklı psikolojinin bir ürünüdür.

Akıl ve ruh sağlığı bozuk olmayanları asla yapmayacağı şey:

En büyük düşmanımız olan ABD’nin kara gücü olan PKK/PYD/HDP’ye destek vermektir!

Ne yazık ki, Türk Solu’nun azımsanmayacak bir kesimi bu desteği vermiştir…

***

Bu akıl dışı politikalar sonunda; Güney sınırımızda PKK/PYD üzerinden komşumuz olan ABD, muhalefetin ihanet düzeyindeki akılsızlıkları yüzünden Gazi Meclis’te de koltuk sahibi oldu!

Nitekim iddia edildiği gibi, AKP’nin tek başına iktidara gelmesini bu yöntemler engelleyemedi.

MHP’yi, AKP’den ayrı düşünmek ve MHP olmadan AKP’nin Meclis’te bir şey yapamayacağını savunmak ise, halkı aldatmaya devam etmektir.

Temel konularda MHP’nin AKP’den farklı politikası mı var ki?

Tam aksine MHP desteği ve isteği ile “tek adam rejimi”ne geçilerek, Erdoğan’ın iktidarı perçinleştirilmiş oldu…

MHP’den AKP’ye muhalefet beklemek nafiledir!..

***

ABD’nin Türkiye düşmanı olduğuna ilişkin geçmişten yüzlerce kanıt göstermek mümkündür.

Son birkaç hafta içerisinde yaşananlara kayıtsız kalmayı ihanetle eş değer bir aymazlık kabul etmek gerekir…

ABD’yi yakından takip eden Moskova merkezli uluslararası medya kuruluşu Sputnik’in attığı son manşetlere göre:

ABD Temsilciler Meclisi, Ulusal Savunma Yetki Yasası’nı (NDAA) görüşmeye başlıyor. Yasa taslağı, Pentagon Kongre’ye ABD-Türkiye ilişkileriyle ilgili rapor sunana dek, Ankara’ya büyük silah satışlarının askıya alınmasını öngörüyor.”(1)

ABD Kongresi’nde bazı senatörler, F-35′lerin Türkiye’ye teslimatını engellemek için yasa tasarısı sundu. Yasa tasarısının gerekçesi olarak ABD uyruklu rahip Andrew Craig Brunson’un tutuklu bulunması gösterildi.”(2)

Amerikan NBC kanalı, ABD’li 66 senatörün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Türkiye’de tutuklu yargılanan rahip Andrew Craig Brunson ile ilgili bir mektup gönderdiklerini duyurdu. Mektupta dava nedeniyle ‘Türkiye’ye karşı bazı önlemler alınabileceği’ belirtilerek yaptırım uyarısı yapıldı.”(3)

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wess Mitchell, Türkiye ve Rusya arasında Suriye kriziyle bağlantılı olarak yapılan askeri anlaşmaların endişe verici olduğunu açıkladı. Bakanlık, Rusya’dan S-400 füze savunma sistemleri satın almaya hazırlanan Türkiye’ye yaptırım uygulanabileceğini belirtti.”(4)

ABD’de eski ulusal güvenlik yetkilileri, nükleer silah kullanmayı ‘normal’ hale getireceğinden, düşük düzeyde nükleer savaş başlığı geliştirilmesinin engellenmesi için Kongre’ye çağrı yaptı. Ama Temsilciler Meclisi, Trump’ın W76 nükleer savaş başlığının düşük oranlı varyantı için istediği bütçeye onay verdi.”(5)

Ülkemizde ne olup bittiğini (yandaş) Merkez Medyadan izlemek zorunda kalanların, dünyada neler olup bittiğini öğrenmeleri ancak çok özel çabaları sonunda olanaklıdır.

Her türlü manipülasyona açık olan Türk halkının, bu yoğun bilgi kirliliği içerisinde doğru karar verme yeteneğini kaybetmemesi için yabancı ajansları takip etmesi şarttır.

Aksi halde, algı yönetimi ile esir alınmaktan kurtulmamız olanaksızdır…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

  1. https://tr.sputniknews.com/abd/201805061033320033-turkiyeye-silaha-ambargosu-taslagi-temsilciler-meclisinde/

  2. https://tr.sputniknews.com/abd/201804271033199388-f35-turkiye-teslimatini-engellemek-icin-abd-kongresine-yasa-tasarisi/

  3. https://tr.sputniknews.com/abd/201804201033121101-abdli-rahip-erdogan-mektup-altmisalti-senator-yaptirim-uyarisi/

  4. https://tr.sputniknews.com/abd/201804181033088383-abd-disisleri-suriye-turk-rus-anlasmalari-endise-verici-turkiye-sdortyuz-yaptirim-uygulanabilir/

  5. https://tr.sputniknews.com/abd/201805241033583712-abd-temsilciler-meclisi-nukleer-cehennemin-kapilarini-acti/

CHP BABANIZIN ÇİFTLİĞİ Mİ?

36273297_1961437367219984_5464418347317723136_n

Hangi “oyun”lardan söz ediyorsanız açık söyleyin Allah aşkına.

Biz aklımıza gelen her olasılık üzerinde duruyoruz.

 

CHP’nin Genel Merkezi’ne ulaşan ıslak imzalı tutanaklar ile YSK sonuçları aynıdır; aksine bir açıklama yapılmadı.

Dolayısıyla “seçim hileleri” seçeneğini geçmek zorundayız.

Muhalefetteki başarısızlığın nedenini her boyutu ile araştıracağız!

İktidarın başarısız olduğu konusunda hemfikir olduğumuza göre başarısız bir iktidar karşısında muhalefet nasıl olur da oy kaybeder?

Bu sorunun cevabını dürüstçe vereceğiz.

CHP’ye oy vermeyen CHP’lilerin, ne dediklerini duymadınız mı:

“Kuruluş değerlerinden uzaklaştınız, terör örgütleri ile ‘al takke ver külah’ ilişkiler içerisine girdiniz, Atatürk’ün kurduğu partiyi, 40 bin insanımızın katili PKK’ya taşıyıcı anne yaptınız, CHP’yi tam bağımsızlıkçı-antiemperyalist çizgisinden uzaklaştırdınız, adını bile ‘Yeni CHP’ yaparak yok ettiniz. Bu nedenlerle bizim tanıdığımız inandığımız parti ortalıkta gözükmüyor… Gerçek CHP, seçime katılmadığı için Yeni CHP’ye oy vermedik” diyorlar…

GENEL MERKEZ BU ÇIĞLIĞI DUYMAZDAN GELEMEZ!..

Çaykara’daki parti faaliyetlerine katılmama nedenimi de buradan açık yüreklilikle söyleyeyim:

Y-CHP’nin faaliyetlerine katılmayı PKK faaliyetine katılma gibi görüp içime sindiremiyorum.

Daha açık nasıl söylenir ki?!

Hala anlamadınız mı?

Kimsenin kendi tuutumunu gizlediği yok…

CHP seçmeni, CHP’ye oy vermeyince haliyle oy yüzdesi de azalacak; bundan doğal ne olabilir ki…

Oylardaki azalmayı iktidarın hilesine veya “başarısına” bağlayarak kendinizi aldatmaya son verin artık.

CHP kurucu değerlerine döndürülmedikce, partideki işgali kırmadıkça, “CHP’yi geri alkmadıkça Türkiye’yi de geri almak mümkün olmayacaktır”…

Türkiye’yi geri almaktan söz ediyoruz!..

Duymadınız mı?

Dersim İsyanına katılmayan ve daima Atatürk’ün yanında duran Diyap Ağanın torunu Gürsel Erol; -ki bu zat Kılıçdaroğlu’nun yakın geçmişte ilçe ve il kongrelerine müdahale etmekte görevlendirdiği kuryesiydi, Genel Merkezin adaylarını üyelere anlatarak yönlendirme işlerini yapardı; ekibin en güvenilir adamlarındandı; ayrıca Genel Merkezin para kazanılacak ihalelerin tamamına yakını ona verilirdi- PKK’nın cinayetlerine karşı Tunceli’de miting düzenlediği, Atatürk İlke ve Devrimlerine bağlılığını açıkladığı için siyaseten harcanmak amacıyla; Elazığ’dan aday gösterildi…

Ama seçilip geldi…

Son olarak da Kılıçdaroğlu’nun istifasını istediği için ihraç istemiyle disipline verildi…

(60 PM üyesinden ancak 14′ü bu hukuk dışı ihraç istemiyle disipline sevk işlemine red oyu verebildi!)

Bunu da görmüyorsanız ben size ne diyebilirim ki…

Bundan böyle kongrelerde delegeleri yenileyerek, yönetimi değiştirmek de olanaksız hale gelmiştir.

Bir önceki seçimlerden önce Trabzon gençlik örgütünün yaptığı gibi; il ve ilçe binalarının anahtarlarını alarak mevcut yöneticileri partiden içeri sokulmayacaklar ve eski üyelerle yeni yönetimleri belirleyip, FİİLİ olarak partiye el koymalarından başka çare kalmadı…

Bu karaktersizler, bu yüzsüzler istifa etmeyecekler!

Başka yolumuz var mı?

Şu son rezilliğe bakar mısınız:

PKK, Ağrı’da AKP’nin müşahidi olan bir bakkalı vahşice infaz etti.

CHP’den bu olayı kınayan bir açıklama duymadık henüz.

Böyle bir şey olabilir mi?

Bu aymazlık üzerine, İçişleri Bakanı CHP il başkanlarını şehit cenazelerinde protokolden çıkarttı…

Bu haksız uygulamayı bile kamuoyu önünde mahkum edemiyoruz…

Neden?

Çünkü bu cinayeti henüz en yetkili ağızlardan kınamadık…

Böyle parti yönetilir mi?

CHP babalarının çiftliği mi?

Cemil Can

 

BİZE NE YAPTIN KEMAL?

pkk-chp

İki defa aday olarak karşına çıkan Muharrem öğretmeni Cumhurbaşkanı adayı yaptın ama, önerdiği arkadaşlarından hiçbirini listelere koymadın;

İnce’nin genel başkan adaylığını destekleyen milletvekillerini de tasfiye ettin;

Bir önceki seçimlerde önseçimle gelen milletvekillerinin bir kez daha milletvekili adayı olmalarını engelledin;

Seyit Rıza haininin itibarını iade etmek için Dersimli Kemal’im dedin;

Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı çatı adayı gösterebilmek için, “tarafsızdır” diye avaz avaz bağırdın, önüne yatmadığın siyasetçi kalmadı;

40 bin yurttaşımızın katili terör örgütü, ABD’nin kara gücü PKK’nın siyasi kanadı HDP’yi, Meclis’e sokmak için CHP’lileri aldatıp yönlendirdin; Doğu’da oyları azalan HDP’nin CHP’nin güçlü olduğu yerlerde oylarını artırmasının sebebi sensin;

CHP’yi, CIA’nın Türkiye’deki birimi FETÖ’ye kalkan yaptın;

Emperyalist güçler; ABD ve AB’ye adeta taptın;

Gerici hain Şeyh Sait’i kutsadın;

TSK’nın en gözde subaylarına düşman gibi davrandın, Ergenekon ve Balyoz davalarının sanığı olan kahramanları yok saydın;

Dersim İsyanı’nı katliam gibi gösterip, Atatürk ve İnönü’yü itibarsızlaştırma yarışına katıldın;

6 Ok’a inanmayanları; Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarını CHP’ye doldurdun;

Yaptığın ihanetleri yazmaya sayfalar yetmez…

Buna rağmen Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğunda oturmaya devam ediyorsun!

Ne karaktersiz ne utanmaz bir adamsın…

İşin tuhaf yanı:

Gerçek Cumhuriyet Halk Partililer bu tiyatroyu sessizce izleyebiliyorlar…

Ne yaptın bu insanlara?

Üzerlerine ölü toprağı mı serptin?

Okuyup üfleyerek uyuttun mu?
Yoksa “bonzai” mi içirdin?…

Sana verdiğim destek ve oylar haram olsun…

Cemil Can

ÇARESİ YOK BİZ KAZANACAĞIZ!

cumhurbaskanligi_secimi

milletvekili_secimi

Bu seçim sonuçları ile ilgili yorum yapmayacağım.

Seçim kararı alınmadan çok önce, görüşlerimi ayrıntılı bir şekilde yazmıştım.

Parlamenter sistemi sona erdirecek olan bu seçimlerin Türk halkına bir yararı olmayacağını bilmeyen yok gibi.

Buna rağmen Türk halkı kötü bir seçim yaptı.

Başkanlık sistemi bizi bozar.

Saltanat ve hilafetten kurtulduktan sonra, hızla demokratikleşmek gerekirken geriye dönüş akıl karı değildir.

Gel de bunu seçmene anlat.

Anlatamadık!..

***

24 Haziran Seçimlerinde Türk halkının önüne kırk katır mı kırk satır mı seçeneklerini koydular.

Bir kısmı katırı bir kısmı satırı seçti.

Tuzağı görenleri dinleyenler azınlıkta kaldı…

Doğal olarak herkes seçiminin sonucuna katlanacak!

En büyük şanssızlığımız muhalefetin “çakma muhalefete” mecbur bırakılmasıdır.

Ordusuna düşman, terör örgütleri ile al takke ve külah olan Y-CHP’nin bu seçimlerde iddiası yoktu.

Dersimli Kemal ve emrindeki işgal mangası, mevzileri korumak için Öğretmen Muharrem’i ileri sürdüler.

İhtiraslı İnce, bu teklife balıklama daldı!

Konuşma sınırlarını da onlar belirlediler; HDP/PKK ile FETÖ’ye mavi boncuk dağıttı.

ABD ve AB’ye bağlılık yeminini tekrar etti.

Yetmedi; Avrasya güçlerine de saldırdı…

***

İnce:

Disiplin suçu işleyen generallere ihanet etmeleri halinde verilecek cezaları dile getirdi.

Suriye ve Irak’ta ABD’ye kök söktüren generalin rütbelerini sökmeye kalktı!

Vaatleri uçuktu: Neyi nasıl yapacağını ise açıklayamadı…

Erdoğan’la laf yetiştirdi ama…

Söz ustalığının galibi hiç tartışmasız oydu…

Hacivat-Karagöz oyununda halkı iyi eğlendirdi…

***

Dersimli Kemal’den umudunu kesmiş insanlar, mecburen İnce’ye oy verdiler.

Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler…

Atlantik güçlerinin destekleyip iktidara getirdiği Erdoğan’ı, Atlantik güçleri bu defa yıkamadılar.

Soğanın 6,5 patatesin 5 lirayı geçtiği bir ekonomiye rağmen, Türk halkı başka değerleri öne çıkarttı.

Türk halkı toprak bütünlüğümüzün tehlikede olduğunu göz ardı etmedi…

ABD ve AB desteği ile iktidar olmayı hesaplayanlara Osmanlı tokadını indirdi…

***

PKK’ya başkan yardımcılığı, Kürtlere ana dilde eğitim vaat eden muhalefet partileri, iktidar olduktan sonra Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın çekince konulan tüm maddelerini imzalayacağını taahhüt ettikten sonra düşman mevziinde konuşlandığını kendi ağzından itiraf ettiler!..

PKK’nın “eşit yurttaşlık” tuzağı üzerine tüy dikti!..

Dolayısıyla seçim Atlantik Cephesi ile Türk halkı arasındaydı…

Atlantik Cephesi bir kez daha kaybetti.

Umarız yeni hükümet Avrasya Cephesi ile başlattığı ilişkileri kesintiye uğratmaz ve güven bunalımı yaratmaz…

Bir de ders aldı Türk Milleti:

Emperyalizme karşı olmayanlar, ne Atatürkçü ne de solcu olamazlar!

Sömürüye ve zulme karşı olanların ise emperyalizme karşı savaşmak mecburiyetleri var!

Emperyalistlerin yalanlarına inanarak, onların hazırladığı senaryolarda rol alanlardan Türk halkına her zaman zarar gelir…

***

Türk halkının Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Atatürk Devrimleri’ni tavizsiz savunan Vatan Partisi’ne neden itibar etmediğini ise açıklamak uzman işi.

Vatan Partisi yöneticilerinin de şapkalarını önlerine koyup düşünmeleri gerekir.

Onlar da muhalefette ve sürekli oyları azalıyor:

7 Haziran Seçimlerinde 160 bin olan oyları 1 Kasım’da 130 bine inmişti.

Şimdi ancak 90 bin oy alabildiler.

Demek ki, böyle olmuyor; başka şeyler yapmak gerekiyor…

Vatan Partisi’nin durumunu analiz etmek için ne uzmanı olmak gerektiğini bilmiyorum!..

Medyanın tek yanlı yayınları ile gerçek yurtseverler görmezden getirilebilir mi?

Yurtseverlerin halka inememiş olmalarına ise ne demeli?

Bu “görmezlik sorunu” sonsuza dek böyle sürdürebilir mi, bilmiyorum!…

***

Eğer; Hak haksızlıktan yüce, sevgi nefretten üstün, aydınlık karanlıktan güçlüyse… Çaresi yok usta… Biz kazanacağız…” (NH)

Cemil Can

 

SANDIK HAKİMİYETİ!..

 darbe_talimatı

Milletin Adamı, 9 Haziran günü AKP Mahalle Başkanları toplantısında uyardı:

Sandıklarda görev alacakların ve özellikle de yedek üyelerin erkenden sandık başlarına gelmelerini, diğer partilerden gelmeyenler olursa, onların yerine mecburen kendilerine görev verileceğini, bu şekilde sandıklarda hâkimiyetin sağlanacağını anlattı…

Sandık kurullarında hâkimiyeti biz elde etmiş oluruz. Eğer bunu sağlama alırsak, İstanbul’da başlamadan işi bitirmiş oluruz” dedi… (1)

Reis, işini şansa bırakmaz!

“Başlamadan işi bitirme” geçmiş seçimler için de geçerli, itiraf hükmünde güçlü bir ifadedir.

‘Prompter’e her kim yerleştirmişse tebrik ederim…

Başlamadan iş bitince, atı alan haliyle Üsküdar’ı geçiyor!

Atı çalan Üsküdar’ı geçince, muhalefete de Adalet Yürüyüşü yapmak kalıyor.

Bu defa yürüyüş kolu Tunceli’ye, Seyit rıza’ya doğru döndürülecek…

***

Biliyorsunuz ki, Anayasa Referandumu’nda “Hayır Bloku”nu Türkiye’nin her yerinden YSK’ya doğru yürüyüp, tam hukuksuzluk hali yaşanan seçimlerin yenilenmesi için demokratik bir eylem yapmayı ana muhalefet partisi göze alamadı.

Zira dışarıda karşı tarafın “silahlı ve sopalı” adamları vardı.

Bizim tarafın öncüleri, bu seçimlerde karşı tarafın dışarıdaki silahlı ve sopalı adamlarını nasıl aşacaklarını henüz açıklamış değiller.

Seçimlere bir haftadan az kaldı…

Son gün; sokakta hâkimiyeti sağlayanlar, sandıkta da hâkimiyeti sağlarsa, yine işi bitirmiş olacaklar.

Geriye kalıyor, sandığa atılan oyların bitirilmiş işe göre sayımı.

O iş kolaydır…

***

Önceki Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ açıkladı:

Kozmik Oda’ya girildikten sonra devletimizin yurtdışındaki yabancı istihbarat servisleri ile terör örgütlerine yerleştirdiği 813 yurtsever görevlimizin tamamına yakını şehit edildi” dedi…

Yabancı istihbarat servislerinde; Türkiye adına çalışan en nitelikli bu görevlilerimizin; iyi eğitimli, donanımlı ve yabancı servisler içerisinde, onların görevlilerine rağmen fark edemeyecek kadar iyi dil bilen ve kendi alanında süper yetenekli insanlar olduğunu söylemeye gerek yoktur sanırım!

Üstelik her biri, gözünü kırpmadan bu vatan için canını seve seve feda edebilirdi…

O kadar da yurtseverdiler.

Bu isimsiz kahramanları, Amerikalılar FETÖ’nün ihaneti ile birer birer avlayıp ortadan kaldırdılar…

***

Kozmik Oda’ya girilsin emri verilmeden önce; güya Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a suikast yapılacağı ihbarı alınmış ve bu konudaki kanıtlar Kozmik Oda’da saklanıyormuş!..

Bu yalan ile bir virüs gibi girilen Türkiye’nin beyninden, Devlet Sırrı olan pek çok bilgi çalınmıştır.

FETÖ’cü hainler bir süre sonra ele geçirdikleri Emniyet İstihbarat Dairesi’ndeki istihbarat arşivini de kopyalayıp yurtdışına götürmüşlerdir.

Bu iki operasyonla ele geçirdikleri bilgileri; nerede, ne zaman, nasıl ve kimlere karşı kullanacaklarını ancak yaşayarak öğreneceğiz…

CIA’nın bu başarılı operasyonunun asıl sorumlusu hiç kuşku yok ki siyasi iktidardır…

***

O günlerde acaba muhalefet ne yapmıştı?

Devletin gizli sırlarının saklandığı odaya girilmesine karşı çıkmak şöyle dursun, sessiz kalınarak gizliden gizliye bu operasyona destek bile vermişlerdir.

Y-CHP, Ordu ve asker düşmanlığından hiç vazgeçmiyor…

***

FETÖ ve AKP sayesinde çok önemli bir engeli kolaylıkla aşan CIA, daha sonra yine TSK içerisinde yuvalanan FETÖ’yü kullanarak 15 Temmuz Darbe Girişimini başlatmıştır.

Bu yüzden 15 Temmuz Darbe Girişimine katılan FETÖ mensuplarının tamamını CIA elemanları olarak değerlendirmekte bir yanlışlık yoktur.

ABD’nin TSK’yı etkisiz hale getirerek Türkiye’yi işgal etme planını, kahraman Türk askerleri bozmuştur.

Muhalefetin balkonlardan seyrettiği 15 Temmuz şanlı direnişi, ABD emperyalizmine karşı duruşun bir diğer adıdır…

***

Şu işe bakın ki:

Ana muhalefet partisi Y-CHP, bu darbe girişimini “tiyatro” olarak nitelendirmiştir.

Tiyatro, planlı olarak sahneye konulan bir oyundur!

Yani:

Y-CHP’ye göre; AKP, TSK içerisindeki bazı adamlarına bu darbe oyununda rol vermiş ve sahte bir darbe girişimi sahneye koyup oynatmıştır.

İkinci perdede, Erdoğan görevlendirdiği diğer oyunculara darbe bastırılmıştır!

Darbeye teşebbüs oyununda görev alıp sağ kalanlar, sırf bu oyunun başarısı için müebbet hapis cezaları almayı göze almışlardır!

Erdoğan’ın daha sonra yapacağı (Anayasa değişikliği vs gibi) icraatlar için seve seve kendilerini feda etmişlerdir!

Erdoğan düşmanlığı ile uyutulan –aralarında benim de bulunduğum- CHP tabanının hatırı sayılır bir bölümü, ne yazık ki bu yalana inanmıştır!

Kısa bir süre sonra “tiyatro” ifadesi yetersiz kaldığı için “kontrollü darbe” ile değiştirilmiştir…

Bir buçuk yıldan fazla bir süre, “kontrollü darbe” yalanı ile darbe girişiminin sorumluları gizlenmeye çalışılmıştır…

Bu şekilde darbe girişiminin arkasından CIA çekilip çıkartılmış, dolayısıyla ABD aklanmak istenmiştir…

***

Y-CHP bunu neden yapmıştır?

Kılıçdaroğlu ve ekibi, iki yıla yakın bir süre her fırsatta:

FETÖ’nün kamuoyunu aldatmakla görevli elemanlarının tutuklanmasını, basın özgürlüğü ihlallerinin; finans kurumlarına yapılan operasyonları Türkiye’de can ve mal güvenliği bulunmadığının kanıtları olarak göstermeye devam etmiştir.

FETÖ ile eş zamanlı eylemler yapan ABD’nin kara gücü PKK’ya karşı başlatılan operasyonlar sırasında; “askerlerin sivilleri öldürdüğü” ve güvenlik kuvvetlerinin “orantılı güç kullanmadığı” yalanları rapor haline getirilerek, Türkiye’nin itibarı beş paralık edilmiştir.

Denebilir ki, Dersimli Kemal ve ekibi, Y-CHP yönetimine getirilmenin diyeti düşman saflarında yer almakla ödenmeye çalışılmışlardır…

***

FETÖ davalarında sona yaklaşılması ve bazı şüphelilerin aktif pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemeleri üzerine yaptıkları itiraflar, 15 Temmuz Darbe Girişimi’ni ve sorumlularının artık gizlenemez olduğu gerçeğini önümüze getirmiştir.

Y-CHP yönetimi bunun üzerine 15 Temmuz Darbe Girişimini kabullenmek zorunda kalmış, buna karşılık 20 Temmuz Sivil Darbesini ortaya atmıştır…

O günden bu yana Dersimli Kemal ve arkadaşları tarafından aldatılan CHP tabanı, ne yapacağını şaşırmış durumdadır.

Aptal muamelesine tabi tutulmanın şaşkınlığı içerisinde olan geniş bir kesim; yönetimin basiretsiz, yetersiz ve yeteneksiz olduğu için olaylara doğru teşhis koyamadığını bir türlü kabullenememiştir…

İki arada bir derede kalan CHP tabanı, Erdoğan düşmanlığı ile bu seçimlere kadar idare edilebilirse de böylesine ilkesiz muhalefet anlayışının temelde AKP’ye yaradığını er geç anlayacaktır…

İlginçtir:

Y-CHP yönetimi, ekonominin dibe vurmasını, 16 yıldır ısrarla sürdürülen hatalı ekonomik politikaların önüne sürekli OHAL’i koyarak açıklamaya çalışmaktadır.

Ekonomik gerçekliği son derece zayıf olan bu teşhisin, FETÖ ve PKK tutuklularına rahat bir nefes aldırabilmek amacıyla uygulamaya konulduğu son derece açıktır….

***

Geçen hafta içerisinde “kontrollü darbe” yalanına kanıt olmak üzere, Almanya’da bir belge hazırlanarak Sosyal Medya’da paylaşılmıştır.

Türk halkını geri zekâlı yerine koyan bu paylaşım; ne yazık ki, pek çok kişi tarafından doğru kabul edilip paylaşılmıştır.

Sonuçta; yine 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin arkasından ABD çekip alınmıştır; CIA aklanmaya çalışılmıştır…

Hiç kuşku yok ki, bu çalışma ile aynı zamanda FETÖ’cülere mağduriyet edebiyatı yapmaları için gerekli ortamı hazırlanmak istenmiştir.

Bu düzmece belge; “Kontrollü Darbe” yalanına inanan kurbanların, kullanılmış olmak duygusunu hafifletmek için can simidi işlevi de görmektedir.

Sırf aldatılmışlık duygusunu tatmin etmek için 15 Temmuz Darbe Girişiminin arkasından CIA’yı çıkartmakta mahsur görmeyen bu kesimin, ciddi akıl tutulması içerisinde olduğu tartışmasızdır…

***

Kamuoyu yoklamalarından anlaşıldığına göre; 24 Haziran Seçimlerinde Fizik Öğretmeni Muharrem İnce’nin alacağı oylar, Y-CHP’nin alacağı oylardan fazla olacaktır!

Böyle bir sonucun gerçekleşmesi halinde, CHP tabanının uyanması az da olsa olasılık içerisindedir.

CHP tabanını sürekli aldatan ve ABD politikalarının kuyruğuna takan Dersimli Kemal ve işgalci ekibinin, CHP yönetiminden uzaklaştırılması; Türkiye’nin yeniden bağımsızlığını kazanması için verilmekte olan savaşımın bir dönüm noktası olacaktır…

Cemil Can

DİPNOT: (1)

https://youtu.be/SQ2z9sZG-v0

AÇ KARIN İLE UYUNMUYOR Kİ!..

 mavi şerit

Milletin Adamı Sakarya Mitinginde “Türkiye ekonomisi tüm başlıklarda gelişmiş ülkelerden bile çok ileri seviyede” olduğunu ilan ettikten sonra, apolet tartışmasına döndü.

 

İnce’ye hitaben:

 

O paşanın paşası benim, ben Başkomutanım anayasaya göre” diyerek, bir komutanın başkomutanı alkışlamasının normal olduğunu anlatmaya çalıştı.

 

Ordu ve Yargının siyasete bulaştırılmasını eleştirmek yurttaşlık ödevidir; ne var ki, eleştirinin dozunu kaçırmamak gerekir.

 

Muharrem İnce’nin tepkisini “apolet sökme” şeklinde dile getirmesi yanlıştı; bu yanlışı aynı kelimelerle sürdürmesi daha da büyük yanlıştır.

 

Nitekim, İnce’nin bu hatasını iyi değerlendiren Erdoğan, asıl tartışılması gereken konuları geri sıralara atmayı başarabilmiştir…

 

Milletin Adamı desteksiz atıyor; İstanbul Valiliği’nin düzenlediği iftar yemeğinde:

 

“Dünyada en az gelişmiş ülkelere destekte bir numaralı ülke Amerika görünür fakat gayrisafi milli hasılaya göre dünyada bunun bir numarası Türkiye. Amerika gerimizde, İngiltere falan çok daha gerimizde” diyerek yeni bir başlık açtı…

 

Reis, kendi hane halkı aç iken komşuya sadaka dağıtan aile reisine benziyor!..

 

***

 

“Ekonominin “ileri seviyede” gösterilmesini muhalefet neden değerlendiremiyor?

 

Sokaktaki vatandaş bazı ekonomik terimleri bilmeyebilir ama cebindeki paranın giderek yok olduğunu ve değerinin düştüğünü kolaylıkla görebilir.

 

Son bir hafta içerisinde yazılı ve görsel basından duyduğum bazı verileri paylaşarak, Reis’e elimden geldiğince destek vermek istiyorum:

 

İşte o rakamlar:

 

Son 15 yılda vatandaştan toplanan vergi: 785 milyar dolardır.

Dış borçlanma ile gelen para : 325 milyar dolardı,

Özelleştirmelerden gelen ise : 64 milyar dolar.____

 

Toplam :1 trilyon 174 milyar dolar.

 

Merkez Bankasında 25 milyar dolarlık altın rezervi var.

 

22 milyar 298 milyon dolar da nakit para.

 

Eder 47 milyar 298 milyar dolar.

 

Kalan 1 trilyon 27 milyar dolar ne oldu?

 

İktidar hesabını vermiyor, muhalefet hesap sormuyor!..

 

Gevezelikle vakit öldürüyorlar, neden acaba?..

 

***

 

Paraları ne yaptınız sorusu önemli; muhalefet bu mevziyi terketmemeli!

 

İlk akla gelen kamu harcamalarıdır.

 

Yani devletin devlet olarak yapmak zorunda olduğu hizmetlere yapılan harcamalar; güvenlikten, eğitime, sağlıktan bölünmüş yollara kadar aklınıza ne gelirse işte…

 

Bu harcamaların hangi kalemleri oluşturduğu ve hangi miktarlara karşılık geldiklerini 1999-2004 dönemi için Sayıştay Dergisi’nde yayınlanmış bir makaleden görüp, daha sonraki dönemler için bir fikir edinebiliriz. (1)

 

Harcama kalemlerinin tümüne yakını, dışarıdan mal ve hizmet alımlarına bağımlı olduğu görülüyor.

 

Yeni milyonerlerin bu mal ve hizmetleri tedarik eden yandaşlar olduğuna en ufak bir kuşkum yok…

 

***

 

Gelelim bir başka başarılı başlığa:

 

Son bir yılda TL, dolar karşısında yüzde 30 değer kaybetti.

 

Reis, sermayeyi yurt dışına çıkarmamaları ve dolarlarını bozdurup TL’ye çevirmeleri için yeni milyonerlere uzun zamandır baskı yapıyor.

 

Milyonerler tınmıyor!

 

Yeni Dünya Zenginlik Raporu’na göre, servetleri 1 milyon dolar ve üzerinde olan 12 bin yeni milyoner Türkiye’yi terk etti!

 

Yurt dışında faaliyet gösteren bu şirketlerin “Faiz Lobisi” olarak isimlendirilen uluslararası finans kuruluşları aracılığı ile devlete borç verdiklerine de kimsenin şüphesi olmasın…

 

Son 45 gün içerisinde yaşanan gelişmeler, yerli ve yabancı sermayeyi bayağı tedirgin etmiş.

 

Türkiye’yi soyup soğana çevirmek için daha fazla güvence istiyorlar.

 

Reis daha ne yapsın…

 

***

 

Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) faizleri yükseltmesi ile dolar Türkiye’den kaçmaya başladı.

 

Para kaçışını önlemek, döviz kurlarını dizginlemek ve bunlara bağlı olarak artan enflasyonun önüne geçebilmek için faizleri 5 puan yukarıya çektiler.

 

Merkez Bankası haftalık repo faizlerini yüzde 1.25 puan yükseltti. Faizler 43 günde yüzde 40 artarak toplam yüzde 17.75’e çıktı.

 

Hani faiz almakta vermek de haramdı?!

 

Aralarında bizim yeni milyonerlerin de olduğu kapitalistler, paralarını Türkiye’ye getirdiklerinde daha fazla faiz alacaklar!

 

Yani havadan para kazanmaya devam!

 

Bu şekilde Türkiye’yi sömürenlerin arasında yeni milyonerlerimiz de var…

 

Bu da ayrı bir başlık…

 

***

 

Faiz tuzağından ne zaman kurtulacağız?

 

Reis, Faiz Lobisi’ne teslim mi oldu?

 

Bu soruların yanıtını, ne iktidar ne de muhalefet partileri vermeye yanaşıyorlar!

 

Faizlerin artırımından sanki memnun gibiler.

 

Muhalefet, iktidarın ekonomik kriz sonucu düşebileceğine umudunu bağlamış, ama alternatif çözümü yok!..

 

Seçimin sonucu nasıl olursa olsun, bedeli ödeyecek olan Türk halkıdır…

 

Demir leblebiyi yutmaya hazır mıyız?..

 

***

 

Hükümetin uyguladığı tarım politikaları da oldukça ilginç.

 

Toplam tarım alanlarımız 26 milyon hektardan, (2) 23 milyon hektara; ekilen tarım alanlarımız ise 18 milyon hektardan 15 milyon hektara geriledi.

 

Maddi imkansızlık nedeniyle ekilemeyen arazimiz ise 4 milyon hektar.

 

Buna karşılık; hükümetimiz Sudan’da 99 seneliğine 7 milyon 805 bin dönüm arazi kiraladı!

 

Son 5 senede İsrail’den ithal ettiğimiz tohum ise 568 bin tonu geçti…

 

Tohum da tohum olsa bari…

 

Tarımda başarılıyız!..

 

***

 

En önemli ekonomik başlık ise enflasyon.

 

Mayıs ayı resmi enflasyon verileri açıklandı:

 

Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 12, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) yüzde 20’yi geçti.

 

TÜFE ve ÜFE nedir, nasıl hesaplanır,(3) sokaktaki vatandaş da öğrendi.

 

Enflasyon sepetindeki malları değiştirerek enflasyonu düşük gösterme hilesine alıştı necip Millettimiz…

 

5 ayda 45 bin 404 esnafımız kepenk indirdi…

 

***

 

Afrasiabank raporuna göre; servetlerin en çok değer kaybettiği ülkeler sıralamasında, yüzde 6 ile 4. sırada geliyoruz.

 

Servetlerin en çok değer kazandığı ülkelerin başında ise yüzde 25 ile Hindistan var.

 

Hindistan’ı Malta, Çin, Mauritius, Polonya, Srilanka, Vietnam ve Yeni Zellanda izliyor.

 

Servetini nerede değerlendireceğine karar veremeyenlere duyurulur…

 

Örneğin, ben Mauritius’a gidiyorum!..

 

***

 

Turizmde rakibimiz İspanya, Yunanistan ve İtalya idi.

 

Onlar lig atladılar, artık içki yasağını kaldıran Duba ile yarışıyoruz…

 

Turizm başlığında da iyiyiz yani…

 

***

 

Milletin Adamı, iktidara gelmeden önce 2002’de 130 milyar dolar olan toplam dış borcumuzu 2017 sonu itibariyle 453 milyar dolara yükseltmiş.

 

Bu kadar parayı ne yaptılar anlamak mümkün değil!

 

Merkez Bankası verilerine göre, 2018’de vadesi gelen dış borçlarımız 181.8 milyar dolar.

 

32.8 milyar doları kamuya, 148.4 milyar doları özel sektöre aitmiş.

 

Biraz ferahlayalım mı?

 

Cari açık (4) ise 55 milyar dolar.

 

Bu yıl toplam 236.8 milyar dolar dış borç ödememiz gerekiyor…

 

Borç yiğidin kamçısıdır…

 

***

 

İktidar ateşten gömlek gibi; yeni gelecek olan hükümetin ilk işi bu kadar parayı bulmak olacak.

 

Doğrusunu biz söyleyelim bari:

 

Hükümetlerin vatandaştan başka müracaat edeceği makam yok…

 

Pamuk eller cebe girecek yine, kefen paraları da isteniyor şimdi!

 

Yeniden borçlanarak borçlarıu kapatmak çözüm değil, vade uzuyor ama borç da artıyor.

 

Üretim ekonomisini hayata geçirmekten başka yol yok galiba…

 

***

 

İktidara talip olanlar “apolet sökme” ve “kıraathane açma” derdinde!

 

Ramazan eğlenceleri ile halkı oyalıyorlar.

 

Uyutma politikalarına alıştık da nereye kadar?

 

Aç karnına uyunmuyor ki!..

 

Cemil Can

 

DİPNOTLAR:

(1) http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423911702.pdf

(2) 1 hektar; 10 dönüm yani 10.000 m2’dir.

(3) https://www.makaleler.com/ufe-tufe-nedir-nasil-hesaplanir

(4) Cari açık: Bir ülkenin ithal ettiği mal ve hizmetlerin, ihraç ettiği mal ve hizmetlere ödediği miktarı aşmasıdır.

 

“AF” MI OLDUK “OFFF!” MU?

camide_iftarr

Camide iftar açılmasına itiraz edeceksin!

Dinin ve dince kutsal sayılan değerlerin kirli siyasete bulaştırılmasına karşı koyacaksın!

Kamu malına el uzatılmasına onay vermeyeceksin!

Zulme karşı, mazlumun yanında duracak onunla birlikte direneceksin!

Hazinenin talan edilmesine sessiz kalamazsın!

Vurgundan pay alamazsın!

Halktan toplanan vergilerin, yine halka hizmet olarak dönmesine gözcülük yapacaksın, sen bu ülkede misafir değilsin!

Halka ait varlıkların “Sosyal yardımlar” adı altında yandaşlara rüşvet olarak dağıtılmasını içine sindiremezsin!

Halkı yönetmeye talip olanları özel hayatlarına kadar izleyeceksin; en küçük hatalarını bile görmezden gelemezsin!

Yap-işlet-devret” modeli denen, kitabına uydurulmuş yöntemlerle yandaşların devlet kesesinden zengin edilmesini; haybeden kurdukları işlerin olası zararlarını “Devlet garantisi” ile kapatılıp, gelecek nesillerinin bile lüks yaşam sürdürmelerini şans-kader anlayışı ile izah edemezsin!..

***

Bütün bu rezillikler yaşanırken, üç maymunu oynadın!

Yetmezmiş gibi beş para etmez “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” sözüne değer verip, Milletin arazisi üzerine bir gecekondu inşa ettin!

Ve henüz bir bedel de ödemedin!..

Olmaz kiiii!..

***

Yukarıdaki suçların tümünün ortağısın!

Hırsızları ihbar etmedin ne etmedin, bir de onlara gözcülük yaptın!

Küçük bir “sus payı” karşılığında, o ahlaksız heriflerin “namuslu” olduklarına tanıklık yaptın!

Halkın Allah ile aldatılmasında kanıt olarak kullanıldın!

Sen de bütün bunların bedelini bu dünyada ödemelisin!..

***

Sen Eyyyy!..

Beytül malı bile kendine mal edinmiş yurttaş!

Bu değirmenin suyu nereden geliyor diye hiç düşünmedin mi?

Hatırı sayılır ekonomistlere göre; çarkı döndürebilmek için; İngiltere merkezli fonlardan, çok acil olarak 100 milyar dolar bulmak gerekiyormuş!

Tulumbanın suyu bitmiş, duydun mu?

Son 16 yılda ödediğimiz faiz 151 milyar doları geçmiş!

Meğer habire “faiz lobisi”ne çalışıyormuşuz!

79 senede gelmiş geçmiş bütün hükümetler 713 milyar dolar harcamışken, AKP’nin 16 yılda 2 trilyon 94 milyar doları nereye harcadığını sormaz mı insan?..

***

Övünmek gibi olmasın da; dünyanın en yüksek faizini vererek borçlanıyoruz!

Dış borcumuz 500 milyara dayanmış!

Olsun borç yiğidin kamçısıdır!

Bu yıl içinde ödememiz gereken borç miktarı 200 milyar dolarmış!

Satacak-savacak bir tek şeyimiz de kalmamış!

Tarım ve hayvancılık ülkesinde; eti, samanı, tohumu, buğdayı bile ithal eder duruma geldik!..

Bunlar sana bir şey ifade etmiyor mu?

***

Hükümet, mevcut gelirleri ile ülkeyi yönetemiyor artık!

İlave gelirlere ihtiyaç var!

Hem de çok acil…

Üretim olmayınca, mecburen pamuk eller cebe girecek demektir!

Milletin adamı”, seçimlerden önce harekete geçecek kadar “enayi” mi?

Ne diyorsun hemşerim!

Vergi gelirleri ile SGK primlerinin gecikme cezalarını af etme lüksümüz olabilir mi?

Belediye ve Hazine arazilerini yağmalayanlara “Yapı Kayıt Belgesi” vererek, yasalara saygılı olan vatandaşları “aptal” durumuna düşürmek adalete sığar mı?..

***

Kamuoyunun “İmar Affı” olarak yuttuğu yasayı aynen aşağıya aldım. (1)

Bir göz at istersen.

Altını çizdiğim yerleri ise birkaç kez okumanızı öneririm!

Yasa metni, içerisine düşürüldüğümüz acıklı durumun resmi itirafı gibi oldu, değil mi?

Af” mıdır yoksa bir cezalandırma mı, ne dersin?

Okuyunca hiç değilse bunu anlayacağınızı umarım.

7143 Sayılı Yasanın 16. maddesi; (2) kendi arazisi ile belediye ve Hazine arazileri üzerine ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapı inşa edenleri muhatap alıyor.

İmar mevzuatına göre; kaçak yapılara “oturma izni” verilmez, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki araziler üzerine yapılanlar yıkılır…

Bunu hepimiz biliriz…

Yeni düzenleme ile bu durumdaki yapılar yıkılmayacak artık!

Af” diye yutturulmak istenen lokma bu kadardır işte!

31.10.2018 tarihine kadar başvurulması ve 31.12.2018 tarihine kadar da “kayıt bedeli”nin ödenmesi halinde; kaçak binalara geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanması olanaklı hale gelecek.

Kayıt bedeli” can acıtacak kadar değil tabii!?

Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen “emlak vergi değeri” ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen “yaklaşık maliyet bedelinin” toplamı üzerinden yüzde üç kadardır yani.

Yüzde hesaplarını biliyorsun tabii…

Yapı ruhsatı alıp da kullanma izni almayanların “kat mülkiyeti” tesis edebilmesi için ödemesi gereken miktar ise yüzde altıdır.

Buna karşılık; Kayıt Belgesi almış yapıların daha önce alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal (af) edilecekmiş!

O kadar…

Yapı Kayıt Belgesinin geçerlilik süresi; yapının “yeniden yapılmasına” veya “kentsel dönüşüm” uygulamasına kadarmış!

Ne “af”tı ama değil mi?..

***

Hazine ve belediye arazileri üzerine kaçak bina yapanlar; ayrıca işgal ettikleri arazinin değerini rayiç bedel üzerinden ödeyecekler elbette!

Rayiç bedel” (3) mi nedir?

Bilmiyorum Vallahi!

Tarifini aşağıya yazdım; ne anlarsanız artık!..

***

Yasanın söylediği aşağı yukarı bu kadardır.

Bir de uygulamadan gelenler vardır:

16. maddenin 9. fıkrasında; Yeni Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların, yenilenmesi durumunda imar mevzuatı hükümleri uygulanacağı yazıyor.

Zira kaçak bir binada adamı sonsuza kadar oturtmazlar!

İmar mevzuatı hükümlerini uygulamanın ne anlama geldiğini uygulamadan görmek lazım:

Örneğin; binayı o hale getirmek için, kaç işçi çalıştırmak gerekiyorsa o kadrının SGK primlerini ödemek gerekir.

Bina, ileride kat mülkiyetine konu edileceği için projelerini çizdirmek de şarttır doğal olarak.

İmar mevzuatına uygunluk için, yaşam alanlarının olmazsa olmazları da var:

Örneğin kat yükseklikleri 2.40 cm’den düşük olanlar; tadilat projesi yapıp yüksekliği yönetmeliğe uygun hale getirmek zorunda kalacaklar.

Yıkılması gereken yerler varsa, yıkılacaklar elbette!..

Bu masrafları da maliyete eklemekg erekir…

***

İmar mevzuatına aykırı olarak yapılmış bir binayı, mevzuata uygun hale getirmek yerine, binayı yeniden inşa etmek daha ekonomiktir.

Bu sözün sahibi ben değilim, böyle bir işe girişen bir dostum söyledi, ona inanırım…

***

Ezcümle anlaşılıyor ki, Reis kaçak inşaat sektöründen hatırı sayılır bir gelir elde ederek, vaki haksızlığı gidermeyi planlamış!

Ne yalan söyleyeyim, kendisini bu konuda desteklerim!

Toplayacağı parayı ne yapacağını ben nereden bilebilirim ki…

Bu yıl köprülerin ve oto yolların üzerinden geçecek araç sayısı tutturulamamış galiba.

Bu işleri alan müteahhitler vaktiyle “devlet garantisi” mi ne verilmişti:

Her yıl şu kadar araç geçmezse aradaki farkı devlet ödesin kabilinden yani.

Reis de kabul etmişti!..

Onlara olan borcumuz öncelikle ödensin isterim.

Borçlu göçmeyelim bu dünyadan…

***

Öl de ölelim senin için Reis!

Beraber yürüdük biz bu yollarda/Beraber ıslandık yağan yağmurda/Şimdi söylediğin o şarkılarda/Bana her şey sizi hatırlatıyor…

Aynı yoldan geçmişiz biz/Aynı sudan içmişiz biz/Yazımız bir kışımız bir/Aynı dağın yeliyiz biz…

O kadar değil tabii ki, bizim bir de Rabiamız var:

Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet…

Yetmedi mi?

Öyleyse:

Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız…

Tamamdır herhalde!

Mutfağımızda bunlar var…

***

Hayırlı Cumalar” efendim;

Hayırlı iftarlar…

Afiyet şeker olsun!

Aman ha bu ara tatlıyı fazla kaçırmayın!..

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) 7143 Sayılı Yasa

MADDE 16-3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 16- Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir.

Yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari kullanımlarda yüzde beş oranında alınacak kayıt bedeli başvuru sahibi tarafından genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. 6306 sayılı Kanun kapsamında kullanılmak üzere kaydedilen gelirler karşılığı Bakanlık bütçesine ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir. Bu ödenek, dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılarak kullanılır. Kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.

Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir.

Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.

Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir. Bu durumda, ikinci fıkrada belirtilen bedelin iki katı ödenir.

Beşinci fıkra uyarınca kat mülkiyetine geçilmiş olması 6306 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez.

Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir. Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu durumda elde edilen gelirler bu maddenin ikinci fıkrasına göre genel bütçeye gelir kaydedilir. Ayrıca bu gelirler hakkında 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.

Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların belediyelere ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bedeli ilgili belediyesine ödenmek kaydıyla taşınmazlar rayiç bedel üzerinden belediyelerce doğrudan satılır.

Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz.

Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir.Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olanimar mevzuatı hükümleri uygulanır. Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır.

Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir.”

(2) http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/05/20180518-3.htm

(3) Türk Dil Kurumunun Büyük Sözlüğüne göre: (ra:yiç) Bir para biriminin veya malın satış ve sürüm değeridir. Emlakçılara rayiç bedel nedir diye sorarsan: Rayiç bedel: konut alım-satımlarında belirlenmiş olan bedele denir. Diğer bir deyişle Rayiç bedel,bir mülkün bugünkü piyasa koşullarındaki satış bedelidir derler. Rayiç bedelin hesaplanmasında esas olan güncel piyasa koşullarıdır.

BİLDİRGE’YE SERPİŞTİRİLEN HAİNLİKLER!..

 yavuz-alatan-sozcu-2-3

CHP’nin 240 sayfalık Seçim Bildirgesi’ni (1) okudum.

İlk bakışta gözüme çarpan ve CHP’ye asla yakışmayan cümlelerin altını çizdim. Bu cümlelerin çağrıştırdıklarını da parantez içerisinde altlarına yazdım…

Başlıyoruz:

Sayfa:19

15 Temmuz darbesinin kaos ortamını kullanan siyasi iktidar, 20 Temmuz darbesi ile birlikte temel hak ve özgürlükleri askıya almış, bir tek adam rejimi kurmuştur…”

(15 Temmuz’un “tiyatro” değil, bir darbe olduğu nihayet kabul edilmiştir.)

Sayfa: 26

“AKP’nin Kürt Sorunu’nu çözme vaatlerinin akıbeti de benzer olmuştur… AKP hükümetlerinin çıkarcı ve samimiyetsiz açılımları, seçim dönemlerinde verilip de tutmadıkları vaatlerin ötesine geçmemiştir…”

(Doğu ve Güneydoğu’daki geri kalmışlık/bırakılmışlık sorununu, PKK’nın dünyaya “Kürt Sorunu” olarak kabul ettirmek için kullanıldığı terminoloji benimsenmiştir.)

Sayfa: 38

“Seçim kanunlarını ve Siyasi Partiler Kanununu, siyasal çoğulculuğu ve katılımcılığı artıracak ve parti içi demokrasiyi güçlendirecek şekilde yeniden düzenleyeceğiz…”

(Geçen seçimlerde; önseçimle tespit edilen adayların hiçbirine bu seçimde yer verilmemesi, Muharrem İnce’nin genel başkanlığını destekleyen ve Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığına karşı çıkan milletvekillerinin tamamına yakının tasfiye edilmesi, Y-CHP yönetiminin parti içi demokrasiden ne anladığını ve samimiyetini ortaya koymuştur.)

Sayfa:110

“Kürt Sorunu’nun bir güvenlik sorununa indirgenmesi ve olağanüstü dönemlerde yapılan yanlış uygulamalar, yurttaşlarımızın önemli bir bölümünü mağdur etmiş ve aidiyet duygularını zayıflatmıştır…”

(PKK Terör örgütünün halka yaptığı baskı sonucu; can ve mal güvenliğini tehdit etmesi, bir “güvenlik sorunu” olarak kabul edilmemekte, tıpkı PKK gibi; sosyal, ekonomik, siyasal vb. nedenlere bağlanmaktadır. Ağız PKK ağzıdır…)

“Cumhuriyet tarihimizin en önemli sorunlarının başında gelen Kürt Sorunu, temelinde bir demokrasi eksikliği meselesidir.”

(PKK terörünün, “Bağımsız Kürdistan” kurmak için değil, demokratik hak ve özgürlüklerin eksikliğinden kaynaklandığı benimsetilmek istenmektedir.)

Sayfa:111

TBMM içinden ve dışından geniş temsil platformu oluşturarak kurulacak bir Ortak Akıl Heyeti ile sorun tüm boyutları ile ele alınacak, toplumsal barışın düşünsel ve psikolojik alt yapısını oluşturacaktır…”

(AKP’nin “Çözüm Süreci” içinde denediği ve başarılı olamadığı “Akil Adamlar”ın bir benzeri ile bu defa da halkı aldatma görevini Y-CHP üzerine almaya hazır olduğunu ilan ediyor. Aynı zamanda bu işe TBMM’ni de katarak, terör örgütünü TBMM ile muhatap yaparak meşrulaştırmak istediğini de ortaya koyuyor.)

Sayfa:113

“Kürt Sorunu’nu eşit yurttaşlık ilkesi ve diyalog temelinde, salt güvenlikçi anlayışa teslim olmaksızın, cesaret ve kararlılıkla çözeceğiz…

Kamu hizmetlerinin eşit yurttaşlık temelinde tüm yurttaşlarımıza eksiksiz olarak götürülmesi için ana dili Türkçe olmayan yurttaşlarımızı da gözetecek bir anlayışı harekete geçireceğiz…

Okullarda, Kürtçe dersleriyle ilgili alt yapı sorunları çözülecek ve seçimlik dersleri çeşitlendireceğiz…”

(“Eşit yurttaşlık, Türk vatandaşlığından vazgeçilmesi ve halkın etnik topluluklara bölünmesi isteğidir. Eşit vatandaşlık bireyler arasında eşitlik, yurttaşların eşitliği demek değildir. Bu taleple istenen, etnik toplulukların anayasada kimlik olarak tanınması, etnik anadillerin, ulusal ve bölgesel resmi dil haline gelmesi, tüm devlet ve toplum hizmetlerinde çok-resmi dil olması, seçimlerde parlamento ve belediye meclislerinin etnik topluluk kotaları temelinde oluşturulmasıdır. Bu günümüzde Bosna-Hersek’te Dayton Anlaşması ile kurulmuş olan ‘Milliyetler Sistemi’ne geçilsin demektir. Elbette olmazsa olmaz şartı, Anayasa’dan Türk vatandaşlığının silinmesidir. HDP bu amaca odaklı çalışır.” Prof.Dr. Birgül Ayman Güler. (2) PKK/HDP, CHP’nin içerisine Y-CHP olarak gizlenmiştir.)

Sayfa:114

Yerel yönetimlerin özerkliklerini AB standartlarına kavuşturacağız…

TBMM tarafından 08.05.1991 tarihinde kabul edilen Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı uygulayacağız…

Anadilin öğrenimi hakkından tüm yurttaşlarımızın yararlanabilmesi için gerekli yasal ve kurumsal altyapıyı kuracağız…

Yer ve yörelerin özgün isimlerini iade edeceğiz…

(Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu Türkiye’den kopartıp “Barzanistan” ile birleştirme hedefine yönelik çalışmaların başında; yerel yönetimlerin özerkliği geliyor. Anadilde öğrenim ile Kürt Milliyetçiliği işlenerek, Türkiye Cumhuriyeti’ne aidiyet bağı zayıflatılmak istenmektedir. PKK’nın temel amaçlarından biri olan ulus devleti parçalama projesi benimsenmiş olmaktadır. Yer ve yörelerin özgün isimlerinin iade edilmesi ile Tunceli’nin adının Dersim olarak değiştirilmek istendiği açıktır. Y-CHP bu vaadi ile aslında Dersim İsyanı’na karışanlara “itibarlarının” iadesini istemektedir. Gençleri “Hepimiz Seyit Rıza’yız” şeklinde bağırtma politikasının bir devamıdır.)

Sayfa:115

Dersim olayları ile ilgili tüm devlet arşivlerini bir araya toplayarak araştırmacılara açılmasını sağlayacağız…”

(Dersim İsyanı ile ilgili gizli saklı bir şey kalmamıştır. AKP Genel Başkanı Erdoğan, Atatürk ve İnönü’yü suçlamak için arşivlerde ne varsa hepsini toplayıp kamuoyu ile paylaşmıştır. Y-CHP yönetimi, sanki hala açıklanmamış bir şeyler varmış gibi bir algı oluşturma ve isyancı başı hain Seyit Rıza ile arkadaşlarını aklamaya çalışmakla kalmıyor, bu arada Atatürk ve İnönü’ye de katil demeye hazırlanmaktadır…)

Sayfa:119

“Türkiye’nin Batılı müttefikleriyle ve içinde yer aldığı ya da yer almak için müzakereler sürdürdüğü NATO, AGİT, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği gibi örgüt ve kuruluşlarla ilişkileri de yeniden normalleşecektir…”

(Bu açıklama ile Türkiye’nin CHP üzerinden Batı’nın hizmetine verilmeye hazır olduğu ilan edilmektedir…)

Sayfa:121

ABD ile ilişkilerimizi karşılıklılık ve güven çerçevesinde yürüteceğiz…

ABD ile stratejik ve askeri ilişkilerle sınırlı olmayan, başta ekonomik, bilimsel ve kültürel etkileşime açık yeni ortaklıklar tesis edeceğiz…”

(Y-CHP yönetimi, Türkiye’yi bölmek için en sinsi planlarını uygulamaya koyan ABD’ye, ülkemizini adeta eyalet yapmak için fırsat beklediğini ilan etmektedir…)

Sayfa:123

“KKTC’nin iç işlerine müdahale edilmesine izin vermeyeceğiz…

KKTC’nin anayasal kurumlarıyla karşılıklı saygı ve eşitlik çerçevesinde iletişim kuracağız…”

(Bu ifadelerle, olası Y-CHP iktidarında garantörlükten doğan haklarımızdan vazgeçmeye hazır olduğumuz anlatılmak istenmektedir…)

Sayfa:130

“Yurt dışında verilen askerlik yapamaz raporunun Türkiye tarafından kabul edilmesini sağlayacağız…”

(Bunun anlamı parası olanların Afrika’daki muz cumhuriyetlerinden “askerlik yapamaz raporu” alarak, askerlik hizmetinden yırtmalarının kabul edileceği, böylece kutsal vatan görevi kabul edilen askerliği gözden düşürecekleri açıktır…)

Sayfa:137

“Kamu yerel birimlerinin idari ve mali özerkliklerini sağlayacağız…”

(Başkanları HDP’li olan ve görevden alınan belediye başkanlarının, PKK’ye nasıl yardım ve yataklık yaptıklarını “Hendek Savaşları” sırasında yaşayarak gördük. Y-CHP, belediyelerin yanında diğer kamu yerel birimlerine de idari ve mali özerklik vererek, terör örgütünün finansmanını da Türk halkına yaptırmak istemektedir…)

Sayfa:138

Bazı bakanlıkların taşra kuruluşlarını görev alanlarına göre belediyelere veya il özel idarelerine devredeceğiz…”

Merkezi yönetimin yerel meclislerin kararlarına müdahalesini önleyecek yasal düzenlemeler yapacağız…”

(İdari ve mali özerklik verilmesi yeterli görülmeyen Doğu ve Güneydoğu’daki bazı kuruluşlar, doğrudan belediyelere devredilerek; dolaylı yoldan PKK’nın hizmetine verilmek; yerel meclislerin PKK gibi terör örgütlerine yardım yapması yasa çıkartılmak suretiyle denetim dışında tutulmak istenmektedir…)

Sayfa:142

“Türkiye’nin idari yapısını yerel yönetimleri daha güçlü ve özerk hale getirecek şekilde yeniden yapılandıracağız…

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki çekinceleri kaldıracağız…”

(Toprak bütünlüğümüzü doğrudan tehdit eden bu çekinceleri kaldırıldığında; BOP’un rahat uygulanması sağlanmak ve “federasyon” kurulmasının hukuki yapısı oluşturulmak istenmektedir…)

Bu bildirge ile Y-CHP’nin ne yapmak istediğini ben anladım:

7 Haziran Seçimlerinden önce AKP’nin yapmak istediği “Kürt Açılımı” utanmazca sahipleniliyor.

Açılım” politikaları yüzünden iktidarı kaybeden AKP, terörle mücadeleyi esas alarak 1 Kasım seçimlerinde yeniden tek başına iktidar olabildiği göz önünde tutulursa; iktidara gelmenin birinci koşulunun, ulus devleti ve toprak bütünlüğünü savunmak olduğu, terörle müzakere değil, mücadele etmek gerektiği bu seçimlerde kanıtlanmıştır.

AKP’nin terk ettiği politikaları aynen sürdüreceğini taahhüt eden Y-CHP’nin iktidara talip olmadığını bu tutumu göstermektedir.

Bildirge, aynı zamanda Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanlığını kazanmasının önüne en büyük engeli teşkil etmektedir.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, FOX TV’de katıldığı bir programda; çatı adayının Abdullah Gül olduğunu, bu konuda CHP ile mutabakata vardıklarını, fakat Meral Akşener’in ısrarı üzerine Gül’den vazgeçmek zorunda kaldıklarını açıklamıştı…

Anlaşılan Kılıçdaroğlu, rakibi olan İnce’yi Batı adına kolaylıkla kontrol edemeyeceğini düşündüğünden, onun yerine zaten Batı yanlısı olduğunu ilan eden Akşener’in Cumhurbaşkanı seçilmesini tercih etmektedir.

Batının isteği de bu yönde olsa gerekir.

Şunun surasında ne kaldı; yaşayarak göreceğiz…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://secim2018.chp.org.tr/files/CHP-SecimBildirgesi-2018-icerik.pdf

(2) http://baguler.blogspot.com.tr/search?q=e%C5%9Fit+yurtta%C5%9Fl%C4%B1k