Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

ÇINARI İÇİNDEN YİYEN KURTLAR!..

ittifak_1

TÜRBANA KURBAN EDİLENLER!..

“Türban silahını AKP’nin elinden alacağız” diyerek, türbanı önce üniversitelere, sonra TBMM’ne ve daha sonra da ortaöğretime kadar sokan AKP iktidarı karşısında Y-CHP, anlaşılmaz bir suskunluk içerisindedir. Acaba neden? Okullarda türban yasağının kaldırılmasını “öğrencilere özgürlük” saçmalığı ile savunan Başbakan Davutoğlu, türbanı 10 yaşına indirmelerinin nedenini; “En kritik dönem biyolojik ve psikolojik olarak ortaöğretimdir” diyerek gerçek niyetlerinin “kindar ve dindar nesil” yetiştirmek olduğunu ağzından kaçırıverdi… Y-CHP’nin söyleyeceği bir tek söz yok mu?..

Maskeler düşmüş, gerçek yüzler ortaya çıkmıştır…

Gizli işbirlikçi politikaları ve “Türban sorununu çözdük” safsataları ile Alevileri de türbana sokan yol düşkünü Dersimli Kemal’in, şu andan itibaren bir daha Cemevlerine bile sokulmaması gerekir!..

IŞİD’İ DE SATTIK ELHAMDÜLİLAH!..

Erdoğan Cidde’deki zirvede, koalisyon için imza atmama nedenini IŞİD’in elindeki rehineler olarak gösterdikten sonra, “Artık durum değişti” dedi… Demek ki, AKP hükümeti IŞİD’i de özelleştirme kapsamına almıştır!.. Bu açıklama Türk vatandaşları için son derece ciddi hayati önemde bir tehlikeyi de beraberinde getirmektedir. 49 rehine Türkiye Cumhuriyetini ABD ile birlikte hareket etmekten alıkoyabiliyorsa, IŞİD’in bulunduğu yerlerde çok dikkatli gezmek gerekir. Boğaz keserek adam öldüren bu katillerin o kadar aklı vardır. Yeni 49 kişiyi rehin alarak, Türkiye’yi koalisyondan çıkartmayı düşünebilirler…

ERDOĞAN KENDİ ÇALIMINI YEDİ!..

Recep Tayyip Erdoğan, başbakanlığı sırasında Esat’ı düşürmek için elinden geleni yapmıştı. ABD’yi kara savaşına sokmak için MİT elemanlarına Türkiye’yi bile bombalatmayı akıllarından geçirmişlerdi. Şimdi de ABD, aynı çalımları Türkiye’ye atıyor. Koalisyona katılmamak için öne sürdüğümüz rehine sorununu el altından çözdüler. AKP Milletvekili Şamil Tayyar’ın olayı “CIA hamlesi” olarak değerlendirmesi son derece isabetlidir. Kim ne derse desin, bu bahanemiz elimizden alındığı için Erdoğan, Ordunun isteksizliğine rağmen ABD’ye boyun eğmek zorunda kalmıştır…

Hal böyle olunca, hava araçları olmadığı için IŞİD ile uzaktan yakından ilgisi olmayan “Uçuşa yasak bölge” oluşturulması talebini bile, bize yaptırıyorlar… Bu dahi gerçek hedefin IŞİD değil, Esat olduğunu göstermeye yetmektedir!..

Uzun zamandan beri dış politikamız “sıfır” ile ifade edildiği için, tek umudumuz kaldı o da Ordumuzdur… Umarız komuta kademesindekiler TSK’nin emperyalist emeller için kullanılmasına izin vermezler!..

KÜRESEL GÜÇLERİN İLGİLENDİĞİ KESİLEN BAŞLAR DEĞİLDİR!..

Suudi Arabistan’dan sonra dünyanın en büyük petrol rezervine sahip Irak’ta, petrolün yarıya yakını (yüzde 40′ı) Musul sınırları içerisinden çıkmaktadır. IŞİD, “Sünni Irak”ta etnik ve dinsel temizliği sürdürürken ne ABD, ne İngiltere, ne Almanya ve ne de Fransa sesini çıkartmıştı. Ne zaman IŞİD Musul petrollerine el atmış ve satmaya başlamıştır, o zaman ABD bombaları yağdırmıştır… Çünkü küresel güçlerin asıl ilgilendiği Iraklıların kesilen kafaları değil, Musul’un petrolleridir!.. ABD üç yıl süreceğini öngördüğü bir savaş planı yapmıştır. Oysa koalisyon güçleri IŞİD’e karşı bir savaşı birkaç gün içerisinde kolaylıkla bitirebilirler. Bu plandan anlaşılıyor ki, asıl savaşılacak olan ülke Suriye’dir… Dolayısıyla Rusya, Çin ve İran da doğal olarak işin içerisinde olacağından, savaşın AB-ABD koalisyonu ile Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) arasında geçeceği anlaşılmaktadır!.. Böyle bir savaşta Amerikalılar kendi askerlerinin ölmesine asla razı olmazlar. Zaten bu yüzden Irak’tan çekilmişlerdir. IŞİD’in temizlik görevi bittiğine göre, sıra onun bitirilmesine gelmiştir. Bu yüzden Conilerin yerine ölecek daha deneyimli (ve şahadetin yeni bir yaşamın başlangıcı olduğuna inanan) askerler aranmaktadır!.. Türk Ordusu bu kirli savaşa alet olmazsa, emperyalistler er geç yenilerek çekilmek zorunda kalacaklardır!.. Böylece Büyük Ortadoğu Projesi de yenilgi ile sonuçlanacaktır!..

Y-CHP SONUNDA PKK’YA İLTİHAK EDECEKTİR!..

Yeni CHP’nin Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat, Kılıçdaroğlu’nun oluru ile açıkladı:HDP ile ittifak yapabiliriz demiş… Bence Y-CHP’yi kapatıp, HDP’ye ihtihak etmeleri daya uygun olur. Hiç değilse Atatürk ve arkadaşlarının anısı kirletilmemiş olur. Uzun zamandan beri Y-CHP’nin CHP olmadığını anlatmaya çalışanlar asla yanılmamışlar…

Emperyalizmle işbirlikçiliğin günümüzde büründüğü şekil; Yeni CHP, Yeni Türkiye vb gibi “Yeni” sözcüğü ile ifade edilmektedir… Y-CHP, ABD’den Büyük Ortadoğu Projesi içerisinde rol isteyen BDP/HDP’den artık farksızdır. Bu anlamda biraz da PKK’lıları “özgürlük savaşçıları” olarak tanıtmakla görevli PKK’nın yan kuruluşu gibi görev yapmaktadır… Öcalan’ın “Kemal’e selam söyleyin açılımı desteklesin” talimatı harfiyen yerine getirilmiştir… Dersimli Kemal, tıpkı Sezgin Tanrıkulu gibi Abdullah Öcalan’ın aciz bir kuludur!..

PKK IŞİD KARŞISINDA AĞIR KAYIPLAR VERDİ!..

IŞİD, Suriye’nin kuzeyinde PKK’nın Suriye kolu PYD’nin üzerine yürüdü. PKK, IŞİD karşısında ağır yenilgi aldı. ABD, IŞİD’ı bombalayarak PKK’nın imdadına yetişti. IŞİD karşısında çaresiz kalan Murat Karayılan ise “Çözüm süreci bitti” diyerek yine Türkiye’yi tehdit etti… Bu olaylar bile PKK’nın IŞİD’e göre, daha zayıf ve güçsüz bir örgüt olduğunu göstermeye yetmektedir!..

Bu gerçek karşısında; Yeni CHP, güçsüz olan PKK ile müzakere etmeyi, daha güçlü ve acımasız olan IŞİD’e karşı ise koalisyona katılmak suretiyle, mücadele etmeyi savunarak saçmalamaktadır!.. Kemal Kılıçdaroğlu’nun (KK) bu beyanları ileY-CHP’nin bir politikasının olmadığını ve Yeni CHP’nin hükümetin “açılım” politikalarını benimsetmekle görevli olduğunu gösterir…

HÜKÜMET DE “GAYRİMEŞRUDUR” DİYEBİLİRİZ!..

AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal, HSYK seçimlerini Cemaat’in kazanması halinde sonuçları gayrimeşru ilan edeceklerini söylemiştir. Bu açıklama, Cemaat’e yakın hakim ve savcıların yargıya doldurulmasının meşru olmadığının dolaylı bir itirafıdır. Doğal olarak bu durumun da sorumlusu yine AKP iktidarıdır. Zira herhangi bir seçim sonucu gayrimeşru ilan edilebilirse, AKP iktidarını da gayrımeşru ilan etmek mümkün hale gelebilecektir!..

“KÜRTÇE EĞİTİM” KÜRTLERİ ORTAÇAĞ KARANLIĞINA MAHKUM ETMEKLE EŞ DEĞERDEDİR!..

Kürtlerin anadilde eğitim ısrarı, eğitiliyormuş gibi yapılarak cahil bırakılma ve Ortaçağ karanlığına mahkum edilmekten başka hiç bir işe yaramaz! Bir an için Kürtçe eğitimin yapıldığını ve Kürt Üniversitelerinden doktorların, mühendislerin, hukukçuların ve öğretmenlerin mezun olduğunu düşünelim. Türkleri Kürtçe öğrenmeye mecbur bırakmadıkça bu meslek mensuplarının hiç birinin Türkiye’nin batısında iş bulma veya özel iş kurma olanağı bulunmamaktadır…

CIA’ya göre Türkiye’de yaklaşık 14 milyon Kürt yaşamakta ve bunların yarıya yakını Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki 19 ilde bulunmaktadır. Bu illerde Kürtlerin toplam nüfusa oranı ise yüzde 55 civarındadır.(1) Bu rakamlar karşısında 19 ilde yaşayan ve fakat Kürt olmayan diğer etnik gruplar da Kürtçe öğrenmeye mecbur bırakılmalı ki, Kürtçe okullardan mezun olanlar onlara da hizmet verebilsinler… Gerçekleşmesi imkansız olan bu seçenek, bir şekilde gerçekleşebilirse ve 63 milyon Türk halkına Kürtçe öğretilemeyeceği için Kürtçe eğitim alacak kişilere, Türkiye’nin Batısı yasaklanmış olacak demektir…

Kürtçe bir dünya dili olmadığı için bu eğitimden geçenler, dünyadan da izole olacaklardır!.. Aynı zamanda bilim dili olmayan Kürtçeyi, başka ulusların öğrenme nedeni de bulunmadığı için tam anlamıyla Kürtçe eğitim, aşiretler dili ile yapılan ve kimsenin ilgi duymayacağı bir alan olarak kalmaya mahkumdur. Bu anlamsız ısrar, Kürt toplumunu feodal ilişkiler içerisinde yaşamaya mecbur etmekle aynı değerdedir… Türkçe-Kürtçe eğitim zıtlaşmasının eğitim dili olarak ortaya çıkartacağı gerçek ise; dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi emperyalistlerin dili olan İngilizcenin eğitim dili olarak öğretilme mecburiyeti olacaktır… Ünlü bir söz vardır: İngilizceyi öğrenebilmek için İngiliz gibi düşünmek gerekir!.. İngiliz gibi düşünen nesillere ise Türk de Kürt de denemez!..

Demek ki, anadilde eğitim ısrarı, halkların yararı için değil, emperyalizme uşak yetiştirmek içindir!..

90 YILLIK ÇINAR!..

BDP ve HDP’nin amblemine benzetilen Y-CHP’nin 90 yıllık çınarı, tipik bir algı yönetimidir. Yeniden yorumlanacak olan 6 Ok’un yerine konulması düşünülen bu amblem, görsel benzerlikten yola çıkarak, bilinç altına mesaj yollamak ve CHP tabanını Y-CHP/PKK ittifakına alıştırmak için olsa gerekir!..

Av. Cemil Can

DİPNOT:
(1) http://wkurdishw.blogspot.com.tr/2011/02/turkiyedeki-kurt-says.html

19. OLAĞANÜSTÜ KURULTAY!..

 bank_asya

Habertürk’ten Balçiçek İlter’e konuşan Kılıçdaroğlu; “Gösteriş için ibadet olmaz. Ben umreye de gittim ama çıkıp söylemedim, ayıp bir şey bu” demiş… Gerçekten de kimseye bir şey söylememiş! Dolayısıyla umreye gittiğini hala kimse öğrenememiş!.. Peki, bunu söylemek ayıpsa bu ayıbı sen neden yapıyorsun? Galiba “Dersimli Kemal” 76 milyonu kendi belirlediği kurultay delegeleri gibi sanıyor…

Kemal Bey, Alevi ile Alevi, Sunni ile Sunni, dinci ile dinci, dinsiz ile dinsiz!… Böylelerine “inançsız” demek daha isabetlidir…

ABD’nin IŞİD’e karşı başlatacağı operasyondan önce de yolu temizleyen oydu. Yetkili kurullarda görüşmeden, CHP’lilerin görüşünü öğrenmeden, peşin peşin, yapılacak uluslararası bir operasyonda Türkiye’nin yer almasına CHP olarak karşı çıkılmayacağını açıklamıştı. Gelen tepkiler üzerine bu görüşünün gerekçesini; ”Madem ki terörden en çok zararı biz gördük, o halde her türlü terörle mücadele etmek zorundayız” şeklinde açıklamış. Eskilerimiz “Zırva tevil götürmez” derlerdi. “Dersimli Kemal” de o hesap, zırvaladıkça zırvalıyor. 40 bin yurttaşımızın ölümünden sorumlu, bebekleri bile öldürmekten çekinmeyen en tehlikeli ve acımasız terör örgütü PKK ile müzakereye evet diyeceksin, IŞİD ile ise mücadeleyi önereceksin!.. Yemezler Kemal Bey! Şaşkın ördek misali suya tersten dalıyorsun!..

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamza Çebi’yi de kaybettik! Beyefendi “Torba Yasa” ile yapılan düzenlemeye göre, “F Tipi” polislerin görevden alındıktan sonra, mahkeme kararı ile eski görevlerine dönebilmelerinin iki yılı bulacak olmasını kendisine bayağı dert edinmiş. Bu duruma sebebiyet verecek olan yasa maddelerinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunmuş. Ergenekon ve Balyoz davalarına bağlı olarak görevden alınanlar için kılını kıpırdatmayan, ülkenin bölünmesinin önünü açacak olan “Açılım Yasası” için destek veren CHP’nin, açıktan Cemaat’in avukatlığına soyunması ne kadar acı, değil mi?.

Kemal Kılıçdaroğlu, Cemaat’in bankasını kurtarmak için Başbakana tehdit vari bir mektup yazmış… Yeni CHP’nin bu dönem tek işi Cemaat’e kol kanat germek!..

Eski CHP Milletvekili Mehmet Sevigen’in Sebahattin Önkibar’a açıklaması ise CHP’nin teslim alınmışlığının itirafı gibidir. Deniz Baykal, kendisine ait olan Halk TV‘nin Cemaat’in sesi haline getirilmesi karşısında: Halk TV’nin sahibi evet Deniz Baykal’dır ama yönetimini CHP liderliğine devretti ve hiçbir şeyine karışmıyor. Dolayısı ile yayın ile atamalarda Baykal’ın zerri dahli yoktur demiş… Eski genel başkanın içerisinde bulunduğu durum, ona en yakın arkadaşı tarafından bu şekilde açıklanmıştır. Hiçbir şeye karışmayan Baykal’ın da “yeni”lendiği anlaşılıyor!.. “Yeni Baykal” kendine ait televizyona bile sahip çıkacak durumda değil ne değil, Cemaat’in ve “İkinci Cumhuriyetçiler”in sesi olmasına da karşı gelemiyor!..

Cumhuriyet gazetesi okurları (CUMOK), gazetenin ikinci cumhuriyetçiler tarafından ele geçirilmiş olması karşısında ha bire tepkilerini dile getiriyorlar. Halk TV’den sonra Cumhuriyet gazetesi de Kılıçdaroğlu’nun, dolayısıyla Cemaat’in borazanı haline getirilmiştir!.. Dolayısıyla Aydınlık‘tan başka okunacak gazete ve Ulusal Kanal‘dan başka izlenecek kanal kalmamıştır!..

Görüldüğü gibi Yeni CHP’nin 18. Olağanüstü Kurultayından umut verici bir parti meclisi çıkmamıştır. Atatürk’e “Kefere Kemal” diyen gerici Mehmet Bekaroğlu’nu hileli yollardan Parti Meclisine seçtiren Kılıçdaroğlu, gerçek halk partililerin tasfiyesi ile sonuçlanan olağanüstü kurultayda, üstü çizilerek onay verilmeyen Cemaatçi Erdoğan Toprak ile açılımcı Murat Özçelik’i de başdanışmanlık makamına getirerek, delegelerin konu mankeninden farksızolduğunu kanıtlamıştır. En yetkili organ olan Parti Meclisi’nin iradesine saygısızlığı eden “Dersimli Kemal”, yaklaşan genel seçimlerdeki hedefini “anlamlı oy kaybına uğramamak” olarak belirlediğine ve partiyi de fiilen böldüğüne göre, yeni arayışlara girmek şart olmuştur. Bu gidişle Kılıçdaroğlu liderliğindeki Y-CHP’nin barajı bile geçeceği şüpheli hale gelmiştir. Yeni CHP’nin Bekaroğlu ve Özçelik benzeri adaylarına oy verecek seçmeni nereden bulabileceğini, yaşayıp göreceğiz!..

TSK’ya bile kumpas kurulduktan sonra CHP’nin başına buyruk bırakılmayacağı belliydi… CHP’nin ele geçirilmiş olmasını yeni fark edenlerin istifa ederek görevlerinden ayrılması, işgalcilerin işini daha da kolaylaştıracaktır. İstifa edenlerin yerine, kendilerine benzeyenler atanacak ve parti tamamen ele geçirilecektir… Bunu anlamamak için aptal olmak lazımdır… O bakımdan, yeni bir seçenek ortaya çıkana kadar meydanı işgalcilere bırakmamak gerekir…

CHP’lilerin genel seçimlerden önce , 19. Olağanüstü Kurultay‘ı toplayarak parti yönetiminin geri alınmasından başka çıkış yolu kalmamıştır. Ya da yeni bir parti kurarak Cumhuriyet’e sahip çıkılacaktır… Aksi halde Y-CHP’ye dönüştürülen Atatürk’ün partisi, Cumhuriyet düşmanlarının silahı haline getirilerek halka karşı kullanılacaktır…

Türk Silahlı Kuvvetleri internet sitesinde, PKK’nın Ağrı’da mahkeme kurup yargılama yaptığı açıklamasını (1) gördükten sonra, CHP’nin bu mücadelede ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım…

Av. Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.tsk.tr/11_haberler_olaylar/11_8_onemli_yurtici_olaylar/onemli_yurtici_olaylar_2014.html

 

 

“TÜRKİYE ILIMLI İSLAM DEVLETİ”!..

 rehine

Kabul etmek gerekir ki, 1 Mart Tezkeresi‘nde AKP hükümetini kurtaran CHP’ydi. Davutoğlu’nun şanssızlığı, Kılıçdaroğlu’nun henüz detaylar ortaya çıkmamış olan, IŞİD’e karşı kurulacak koalisyonda “Türkiye’nin yer almasına karşı çıkmayız” diyerek, Obama’nın peşine takılması ve Davutoğlu hükümetini zor durumda bırakmış olmasıdır…

Rusya, Çin, İran ve Suriye’nin ortak tatbikat yaptığı sırada hava savunma sistemini test etmek için gönderilen Türk jetinin Suriye Ordusu tarafından avlanmasından sonra, ABD “Arap Baharı” adıyla yutturmaya çalıştığı bölgeyi yağmalama planını gözden geçirme ihtiyacını duymuştur. Anlaşıldığına göre, bu defa diplomatların “Çayın taşı ile çayın kuşunu vurmak” şeklinde ifade ettiği “İti ite kırdırma” politikasını uygulayacaklar!..

El-Kaide‘nin içerisinden çıkartılan El-Nusra’dan üretilmiş IŞİD, bu defaki planın en önemli aktörü olarak rol alacak. Bir taraftan “Sünni Irak” olarak isimlendirilen bölgenin temizliğini IŞID’e yaptırıyorlar, diğer taraftan vahşiliğini bahane edip, Suriye’ye saldırının sebebi olarak gösterecekler!.. Obama’nın “Ülkemizi tehdit eden teröristleri nerede olsa vuracağız” sözlerinin açılımı bu olsa gerek… Emperyalizm, Müslümanları en kirli işlerinde taşeron olarak daha ne kadar kullanacak, yaşayıp göreceğiz?..

IŞİD’ı kuran, destekleyen, Suriye’ye ve Irak’a sokan Türkiye’ye, ABD’nin verdiği “olur”u utanmadan yok sayıyorlar! Üstelik Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce, Kılıçdaroğlu ile bir otel odasında 2,5 saat başbaşa görüşen ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ricciardone, ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin ziyaretinden önce, Türkiye’yi teröristlere destek vermekle suçlayıp şantaj da yapmış! Ricciardone, “Atlantic Council” adlı düşünce kuruluşunda verdiği konferansta; Ankara’nın El-Kaide’nin kolu olan El Nusra Cephesi’ne yardım ettiğini söylemiş!.. Benzer şekilde ABD Kongresi Dışişleri Altkomitesi’nde yapılan oturumda da, Kongre üyeleri Türkiye’yi Katar ile birlikte “terör destekçisi” olarak suçlamışlardır… (1)

Balyoz ve Ergenekon davaları ile iyice hırpalanan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, “açılım”dan haberdar olmadığını ve IŞİD’e karşı operasyonda yer almayacağını Genelkurmay Başkanının ağzından açıklamasından sonra, ABD yönetimi iyice edepsizleşti… Bu yüzden olsa gerekir, Özel’in 2012 yılında yaptığı “KCK‘nın yargı önüne çıkarılmasının hayati öneme haiz olduğunu düşünüyorum” şeklindeki açıklama yüzünden, hakkında soruşturma başlatılacağı iddiaları gündeme getirildi. Genelkurmay Başkanı Org. Özel’e verilen bu gözdağının zamanlaması oldukça anlamlıdır!..

IŞİD’ın savunduğu “radikal İslam”ı, sapkın ideoloji olarak gösteren Obama, “Ortadoğu’ya ve Ortadoğu’dan dışarıya yabancı savaşcı akınını durduracağız” derken, bütün dünyayı terörle tehdit etmekten geri durmadı. Büyük olasılıkla ABD’li gazetecinin kafasını kesen IŞİD militanın, İngiliz olduğu iddiaları (2) da bu fikri desteklemek için dünya kamuoyu ile paylaşıldı…

İlginçtir, gelişmeler bölge ülkelerinin yüzde yüz aleyhinde ilerlerken, 49 diplomatı IŞİD’ın elinde rehin bulunan Türkiye, sınıra yığılmaların önlenmesi için Suriye’nin kuzeyinde bir tampon bölge kurulmasını istemektedir. Zaten ABD’nin Kuzey Irak’tan Akdeniz’e güvenli şekilde petrol akıtması için baştan beri düşündüğü bir projeydi bu isteğimiz. Çaresizlik içerisine sürüklenmiş ülkemizin, bu talebi dile getirmiş olmasını iyi anlamak gerekir. Bu durumumuz ayı ile yatağa girmenin bir sonucudur elbette. Kim ne derse desin, ABD’nin İncirlik üssünü “insani” amaçlı kullanmayacağı da bir gerçektir. Bunu bildiğimiz halde; operasyon öncesinde, İncirlik üssünün “insani” amaçla kullanılabileceği “iznini” vermemiz traji komik olmakla birlikte, kafamıza dayatılan soğuk namlu nedeniyledir!..

ABD’nin IŞİD’e karşı oluşturduğu koalisyon ortakları:Kuzey Irak’ın peşmerge ordusu, PKK, PYD, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve Suriye’deki diğer terörist muhaliförgütlerdir. ABD, Türkiye’yi PKK ile birlikte IŞİD’e karşı mücadele için ikna etmeye çalışıyor. Bir taşla iki kuş vuracak kefere. Bu şekilde, PKK’yı terör örgütü olmaktan çıkartacaklar. ABD’nin IŞİD’e karşı aldığı kararların ardından, bölgeye gönderilecek silah ve insani yardım desteğinin, PKK’nın envanterine girmemesini kim nasıl garanti edecek? Bu soruya yanıt aranırken; Selahattin Demirtaş lafı dolandırmadan Türkiye’nin PKK’ye silah yardımı yapmasını istemesi (3) şok etkisi yarattı!..

Obama, “Sünni aşırılık” olarak değerlendirdiği IŞİD’e karşı müdahale edecek “ılımlı Sünni devletler” arasında Türkiye’yi de saydı. Bu açıklama, Türkiye için öngörülen rejimin “Ilımlı İslam” olduğunun ilanı gibidir…

***

Kurultay delegeleri, bu defa yenilenlerin yerine, yenilecek olanları Parti Meclisi’ne seçtiler!.. Parti Meclisi toplanmadan, MYK oluşturulmadan, grupta konuşulmadan, yetkili hiç bir makamın görüşü sorulmadan, Genel Başkan Kılıçdaroğlu, IŞİD’e karşı kurulacak koalisyonda Türkiye’nin yer almasına CHP’nin karşı olmadığını söyledi!..

Yeni CHP parti mi yoksa Kemal Bey’in babadan miras şirketi mi? Bu sözlerle CHP’ye oy veren 11 milyon 270 bin kişinin iradesine ipotek koymak, hakaretten de öte bir şey değil mi? Seçmene böyle bir saygısızlık nasıl yapılabilir, anlayabilmiş değilim! TSK, toprak bütünlüğümüzü tehdit eden IŞİD operasyonunda “muharip güç olmayız” derken, o Türk gençlerini emperyalizmin çıkarlarını korumak amacıyla, piyon gibi ateşe sürebiliyor… Bu kadar “görev adamı” yani… Demek ki, Y-CHP’nin AKP’yi iktidarda tutmaktan daha önemli görevi buymuş! “Dersimli Kemal”, iktidarın yolu üzerindeki taşları temizleme işine ilaveten, Mehmetçiği de emperyalizmin emrine vermek için üzerine düşeni yapıyor… Peki, CHP’nin genel başkanlığına aday olan Muharrem İnce’nin bu konulardaki fikrini bilen var mı?..

Kemal Efendi, sonunda Hahamların ve Alevilerin çocuklarını da imam hatipli yapmayı başarmış!.. “Dersimli Kemalim ben” diyerek, Alevileri bir kez daha kandırdı. Meğer adam “Ilımlı İslam”a razıymış. Aksine tek söz söylediği yok!..

Davutoğlu hükümetinin önünde giden Yeni CHP, kurultaydan sonra frensiz kamyon gibi kontrolsüz gidiyor. Delege CHP’yi adeta tecavüzcüsü ile evlendirmiş!.. En ağır tokat “açılım”ın mimarı Murat Özçelik ile Fetullahcı Erdoğan Toprak’ın adını çizen delegelere indirilmiş. Kemal Bey, inadına her ikisini de genel başkan başdanışmanlıklarına getirmiş!..

Doğrusu kılıçların efendisi kibar adam. Önderliğinde “Ilımlı İslam Devleti” ağır ağır kuruluyor. Delegelere ve partililere, ana avrat sövüp, galiz küfürler de savurmuş değil… Ona da şükretmek gerekir…

Av. Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/dunya/117481/ABD_Kongresi_Turkiye_ye_zehir_zemberek.html

(2) http://www.hurriyet.com.tr/dunya/27036758.asp

(3)http://www.aydinlikgazete.com/mansetler/demirtastan-skandal-aciklama-turkiye-pkkya-silah-yardimi-yapmali-h50349.html

 

TEBRİKLER “KEFERE KEMAL”!..

kefere_kemal

Yeni CHP 18. Olağanüstü Kurultay’ının oy birliği ile seçilen divan başkanı Engin Altay, kurultayın 17 ve 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarına bağlı olarak; “darbe yapmaya teşebbüs” ve “casusluk” suçlamaları ile görevlerinden alınan “F Tipi” polis ve yargı mensupları için “güven kurultayı” olduğunu ilan edip, (*) kurultayı Cemaat’e armağan etti!..

Bu nedenle olsa gerekir,bazı yazarlar Y-CHP yerine F-CHP’yi kullanmaya başladılar…

Delegeler uyanmadılar bile…

Kemal Efendi, vaktiyle “F Tipi”nin TSK mensuplarına karşı başlattığı Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları için “Ordu darbecilerden temizlenmeli” manasına gelen sözler ediyordu. O zaman TSK’ya armağan edilecek bir kurultay yapamadı…

Dikkatinizden kaçmamıştır sanırım. “Dersimli Kemal”; bu yer küre üzerinde hırsıza “hırsız” dediği için inandırıcılığını ve itibarını kaybeden tek siyasetçidir…

Zira halk, Kemal’in suçladığı kabinenin başını sahiplenmiş ve Cumhurbaşkanlığı ile ödüllendirmiştir. Denilebilir ki, “Dersimli Kemal”, güven vermez kişiliği ile aynı zamanda hırsızları aklama işlevini üstlenmiştir. İlginçtir bu süreçte kendine olan destek de “anlamlı” bir şekilde azalmıştır. O kadar güvenilmez bir adamdır yani…

Kılıçdaroğlu 4 yılda kurultay delegelerini ayarladıktan sonra “dürüstlük maskesini” de indirmiştir…

Abdullah Öcalan’ın verdiği talimatları harfiyen yerine getireceğini kurultayda taahhüt edecek kadar ileri gidebilmiştir…

Toprak bütünlüğümüzü tehlikeye atacak olan “Yerel Yönetimler Özerklik Şartı”nın çekince konulan bütün maddelerini imzalayacağını söylemekten hiç çekinmemiştir!… Böylece daha önce “açık çek” vererek desteklediği “açılım”ın önündeki son taşı da kendi elleriyle temizlemiştir!..

Bundan böyle, Y-CHP’de toprak bütünlüğünü savunmak yasaktır ama ülkenin parçalanmasının kilometre taşı olan “ana dilde eğitim”i savunmak mecburidir!.. Ulusal birliği sağlayarak “ulus devlet”i kuran CHP’de, artık ulusculuğu savunmak da suç sayılacaktır!..

CHP’nin kurultay delegesi bu konularla ilgilenmedi bile..

Dersimli Kemal”den, ABD Elçisi ile birlikte bir otel odasında baş başa ne konuştuğunu açıklaması bekleniyordu. Büyükelçi acaba o konuşmada kulağına ne fısıldamıştı? Bu en çok merak edilen soruydu. “Çatı adayı” diye ilan ettiği AKP’nin eski adayı Ekmeleddin Bey’i kendisine kim önermişti? Belki onu açıklar diye çok bekledik. Onu da ötekini de demedi…

Demek ki, “Yeni CHP”’nin asıl görevi, AKP’nin “Yeni Türkiye”sine uygun muhalefet yapmaktır…

Arka arkaya yaşanan 4 seçim yenilgisinden sonra, beşinci seçimde CHP oylarında “anlamlı bir azalma” olmazsa çekilmeyeceğini söyleyen Kılıçdaroğlu’nun, anlaşılıyor ki, PKK’yı meşrulaştırmasından daha önemli başka görevleri de vardır!..

Dersimli Kemal” aslında başarılıdır! Atatürk’e “Kefere Kemal” diyen birini CHP’nin Bilim Kuruluna seçtirmek ve bu kadar kısa süre içerisinde her dediğine gözü kapalı “evet” diyecek kurultay delegelerini yaratmak öyle kolay değildir!..

Hakkını yemeyelim. Tebrikler…

Av. Cemil Can

(*) http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/chpli-altaydan-dikkat-ceken-sozler-h36144.html

 

BÜYÜK TUZAK!..

kemal_muharrem

CHP’NİN “SON” KURULTAY DELEGELERİ İÇİNDEKİ MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİNE “SON” ÇAĞRIDIR!..

Dersimli Kemal”e askerlik yaparak Cumhuriyet’e ve şanlı geçmişimize ihanet etmeyin!..

Mustafa Kemal’in “Size ölmeyi emrediyorum” komutuna; “Ya istiklal ya ölüm” diyerek karşılık veren ve siperlerinden ok gibi fırlayarak düşman üzerine atılan “Mustafa Kemal’in askerleri” gibi davranmanın vaktidir… Bu Cennet vatanı kurtaran Kuvayi Milliye şehitlerinin kemiklerini kara topraklar altında sızlatmayın!..

CHP, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da hemen hemen sıfırlandı ama delegeleri kurultayda eksiksiz olarak vardı…

Türk halkının gözünden kaçmayan bu gerçeği, gözünüzden kaçırmayın!..

Genel Başkan adayı Muharrem İnce’nin, yerinde ve “Dersimli Kemal”in cevap veremeyeceği eleştirilerine homurdanan yine “Dersimli Kemal’in askerleriydi. O bindirilmiş kıtalar acaba nereden geldiler?..

Doğu Anadolu ve Güneydoğu’da bitirilen CHP’nin, delege çoğunluğunun HDP/PKK‘lı olduğu gerçeğini artık görün!..

Bu oyunu Parti Meclisi seçimlerinde bozabilirsiniz! Görevinizi yapın. Aksi halde, size evinize dönmek haramdır…

Dersimli Kemal”, konuşmasında, kendisine bugüne kadar yöneltilen eleştirilerin hiçbirine yanıt vermedi! Sadece “Ben Dersimli Kemal”im… Kürt sorununu askere ihale ederek, güvenlik kuvvetlerine havale ederek çözemeyiz… Yerel Yönetimler Özerklik Şartını mutlaka getireceğiz” diyerek, BOP’nin senaristlerine mesaj yolladı. “Gundi Kemal” kurultay boyunca sadece PKK’ya göz etti!…

Ne yerel seçimlerdeki başarısızlığından ne de Cumhurbaşkanlığında yaşattığı hezimetten tek kelime bile söz etmedi”…

Seyit Rıza ve Şeyh Sait’i önder belleyen “Dersimli Kemal”; Küresel güçlerle belirlediği ihanet politikalarına muhalefet edenlerle “yolunu ayıracağı” tehdidini de savurdu…

Bir önceki Kurultayda 1164 oy alan son genel başkan, desteğini 424 azaltarak 740‘a düşürdü. Daha önce kendisine destek veren delegenin üçte birinden fazlası desteği çekti ama o çekilmedi. Kendi sözleri ile söylersek; oylarında “anlamlı bir düşüş” vardı ama tınmadı, yoluna devam etti!.. Onurlu bir adam tükürdüğünü yalamaz, çeker giderdi ama gördüğünüz gibi o da olmadı!.. Çünkü o bir görev adamıydı, “verilen görevi” yapıyordu. Bunun için tükürülmeye, yerlerde sürünmeye bile razıydı… Zaten aldığı oyların çoğu, CHP’nin bitirildiği coğrafyadan gelmişti. Onunla Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da CHP bitirilmişti…

Denebilir ki, CHP’nin “son” Kurultay’ına PKK damgayı vurdu!..

Trajediye bakın ki, seçimlerde oylarını BDP’ye veren bu delegeler, Yeni CHP’ye genel başkan seçtiler!..

Tıpkı genel seçimlerde olduğu gibidir gelişmeler: CHP’li olmayan adaylar, CHP’den milletvekili seçilebilirler. Yerel seçimlerde; CHP’liler, CHP’li olmayan adaylara oy vermeye mecbur edilebilirler. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde; AKP’nin eski adayı Ekmeleddin Bey, CHP’nin adayı olarak gösterilebilir…

Kurultaylar ihanetlerin hesabının verilmesi içindir beyler!…

Küçük bir salona tıkılmış, etrafı PKK militanlarıyla kuşatılmış ve sadece oy vermeye memur edilmiş delegeler, yaşanan gerçekleri dile getirmek için söz bile isteyemediler! Konuşulması gereken hiçbir konu “son” kurultayda konuşulamadı yine!.. Genel Başkan adayı Muharrem İnce, temel konulara ima yollu, inceden inceye dahi dokunamadı. Çünkü biliyordu ki, ellerinde CHP bayrakları olduğu halde; “Dersimli Kemal”in askerleri, PKK’nın kadroları salonda oturuyordu. “Asayiş Birimi”nin nefesini ensesinde hissediyordu!..

İnce’nin temel konuların çok uzağında konuşma yapması başka hangi nedenle açıklanabilir?..

Akla bir tek olasılık geliyor…

O da: Muharrem İnce’nin parti içi muhalefetin önünü kesmek için “danışıklı” olarak “Dersimli Kemal”in karşısına çıkartıldığıdır…Tıpkı Recep Tayyip Erdoğan’ı Cumhurbaşkanlığına seçtirebilmek için karşısına Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday konulduğu gibi…

Bu olasılığı akla getiren birden çok neden var:

Sahiden, Muharrem İnce’nin “açılım” konusunda ne düşündüğünü bileniniz var mı? Geçmişte Türkiye’nin Libya’ya asker gönderilmesine karşı mı gelmişti? Peki, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda CHP’nin oturmasına ne demişti? Eğitim ve Öğretim Birliği yasasının kaldırılmasında ses mi çıkarttı? Alevilerin çocuklarının zorunlu olarak imam hatipli yapılmasına mı itirazı var? Toprak kaybetmemize neden olacak Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın çekince konulan maddelerinin imzalanacağını taahhüt eden Kılıçdaroğlu’na karşı mı geldi? Bu adamın “Yeni CHP” sahtekarlığı ile uygulanan ihanet politikalarına katkısı yok mu yani?

Yeni CHP’nin Grup Başkan Vekili Muharrem İnce değil miydi?..

Kılıçdaroğlu’nun baskısına boyun eğerek aday gösterilmesine imza veren 944 delegenin ancak 204‘ü uyanabildi…

Türkiye gerçekleri dışında; rüya aleminde gezinen, bütün dertleri bir yerlere seçilmek olan diğer delege, hiç “Gezi Direnişi” gibi cesaret ve özveri gerektiren direnişlere öncülük edebilir mi?..

Böyle hamurdan üretilen bir Parti Meclisi, AKP Hükümetinin baskıları karşısında direnebilir mi?..

Ciddi bir yol ayrımdayız beyler…

Sonra “Kimse bize bir şey demedi” demeyin!.. İşte uyarıyorum… Ona göre!.. Bari Parti Meclisi’ne Atatürkçüleri seçin!..