Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

CHP KAYNIYOR!..

cemil_chp

CHP TABAN HAREKETİ“NİN “ADMİNİ” FENA HALDE BENZETTİ BENİ!..

Bir hareketin yöneticisi olduğu için mektubunu, yanıtımı ve yanıtıma verdiği yanıtı, kamu yararı gördüğüm için aynen paylaşıyorum:

 

***

“Sayın Cemil Can,

 

Gerçekten siz kimsiniz? Amacınız nedir? CHP’ye saldırmaktan başka işiniz yok mu? AKP’liler bile bu kadar CHP karşıtı değil  Lütfen ruh sağlınız için doktora gitmenizi samimi olarak öneriyorum. Saldırgan ruh haliniz kendinize, ailenize, yakın çevrenize de zarar veriyordur. En azından çocuklarınızı düşününüz. Merak etmeyin herkes ulusalcı, herkes milliyetçi, herkes Atatürk’çü, herkes vatanı için çalışıyor. Acaba söylenenler doğru mu? Kendinize yazık etmeyin. İşinize bakın. Sağlıklı olun.

İyi günler..”

 

CHP TABAN HAREKETİ

admin@chptabanhareketi.com

***

YANITIMI VERİYORUM:

Sen Hey!

“CHP TABAN HAREKETİ”nin tabansız neferi,

Sen Hey!

Yeni CHP “tavan hareketi”nin emir eri;

Bana “kimsin, amacın nedir, CHP’ye saldırmaktan başka işin yok mu?” diye soruyorsun.

Haddini aşarak, bana ruh doktoruna gitmeyi öneriyorsun.

Bu kadarla da kalmayıp, herkesin ulusalcı, milliyetçi, Atatürkçü olduğunu, vatan için çalıştığını söyleyerek, işime bakmamı hatırlatıyorsun!..

Kim olduğumu biliyorsun, mektubunun başında zaten adımı yazdın.

Adım: Cemil Can.  Atatürk İlke ve Devrimleri’ne yürekten inanan, Gençliğe Hitabe ve Bursa Nutku’nu ciddiye alıp,  görevini oralardan çıkartan ve  gereğini yapmaya çalışan bir adamım.

Övünmek gibi olmasın ama hala CHP’liyim.

Yeni CHP’li değilim yani…

Senin gibi gerçek kimliğini  “admin” sözcüğünün arkasına saklayarak, sağa sola sataşacak kadar da korkak değilim…

Hiçbir zaman işgal birlikleri ile kol kola girip, ihanete ortak olmadım…

Olmayacağım da…

Hakkımda daha fazla bilgi edinmek istersen, bunu nereden nasıl elde edeceğini söylüyorum:

Aşağıdaki bağlantıyı açıp okursan; okuduğunu anlayabiliyon eğer, beni yeterince tanıyabilir, kim olduğumu kolaylıkla öğrenebilirsin!..

http://cemilcan.gen.tr/ornek-sayfa/

İstersen bu fırsattan yararlanarak, ben sana kısaca  kim olduğumu değil de  kim olmadığımı anlatmaya çalışayım.

Başlıyorum:

CHP’de hiçbir şey olmuyormuş gibi kendini aldatarak rahatlamaya çalışanlardan değilim.

Yağcılığı, yalakalığı bilmem..

ERMENİ SOYKIRIMI İLE YÜZLEŞELİM” pankartının arkasına geçerek poz vermiyorum, poz verenlere de değer vermiyorum…

(CHP’lilerin nerede duracağı CHP Program’ının 131 ve 132 maddelerinde  yazılıdır.)

5. İstanbul Formu’nda; emperyalist ABD’nin en iyi “partneri”nin Y-CHP olduğunu övünerek haykıran Murat Özçelik’i hiç dinlemiyorum…

Anayasa oylamasında oy kullanmayı beceremeyen Dersimli Kemal’i değil lider, CHP’nin personel müdürü bile kabul etmiyorum…

Dersim İsyanı’nın bastırılması nedeniyle, CHP adına isyancıların torunlarından binlerce defa özür dileyen CIA’nın kulu Sezgin Tanrıkulu’nu CHP’li kabul etmiyorum…

Kürt açılımı”na cani gönülden evet diyen ve kesintiye uğrar diye ödü patlayan bilumum Y-CHP milletvekillerini ABD Projelerinin elemanları olarak değerlendiriyorum…

Ben CHP’li değilim ama CHP milletvekiliyim” diyenlerle aynı partiye üye olduğum için utanıyorum…

Atatürk ilkelerinin bekçisi değilim, olmak da istemiyorum” diyen hainlerden nefret ediyorum…

Ulu önderimize “kefere Kemal”diyen Bekaroğlu’na, Kuvayi Milliyecilerin partisinde; üstelik de Tanıtım ve Propagandadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevini verilmesini asla içime sindiremiyorum…

Atı Ok’u yeniden yorumlamak gerekir” , “Biz 1930′ların 1940′ların CHP’si değiliz” diyen Dersimli Kemal’in yüzünü  görmek istemiyorum…

Kurultay delegelerinin iradesine rağmen, üstü çizilmiş Cemaat’in has adamı Erdoğan Toprak’ı, delegelerin inadına, onların ve onları seçen üyelerin iradesi hilafına; başka bir anlatımla, delegeyi yetkilendiren üyeleri konu mankenleri yerine koymak suretiyle baş danışmanlığına getiren Dersimli’yi, partililere saygısızlık yapan biri olarak ilan kabul ediyorum…

Partili gençleri; “Hepimiz Seyit Rıza’yız” diye bağırtan Kemal Kılıçdaroğlu (KK) ile aynı görüşleri paylaşan zeka fukaralarını da ihanet içerisinde görüyorum…

Parti içi demokrasiyi getireceğiz diyerek, genel başkanlığa gelen, partiyi ele geçirdikten sonra bu sözünü unutup, 110’ye yakın  milletvekilini merkez yoklaması ve genel başkan kontenjanı ile atamaya karar veren “Kundi” Kemal’i sizin gibi sevimli bulmuyorum…

“Aşure günleri” düzenleyerek CHP’yi Cemevine dönüştüren, dergahların açılmasını gündeme getirterek AKP’den önce laiklik ilkesinin içini boşaltan Gandi Kemal’inize hiç ama hiç güvenmiyorum…

Bebek katili Öcalan’ın talepler listesini, CHP’nın programı gibi halka anlatan ve kapı kapı dolaşıp, 30 bin şehit ailesini inciten Şeyh Sait hayranı genel başkanınızı, bu fırsattan yararlanarak bir kez daha kınıyorum…

CHP’de bir Allah’ın kulu çıkıp da “Parti programında terörle mücadele edilir yazıyor, programı değiştirmeden terörle müzakereye destek vermek programa aykırılık teşkil eder” diyemediği gibi, diyenleri ihraç eden zihniyeti ve onlara sahip çıkmayan kapı kullarını lanetliyorum…

Bir kere olsun parti Tüzüğü ile Programını zahmet edip okumadığı halde, her konuda ahkam kesen zavallılara acıyorum…

Sahi siz  CHP Tüzük ve Program’ını okudunuz mu acaba?

Okudunuz da mı bana sorular sorup doktora gitmemi  tavsiye ediyorsun?

(Siyaset bilimi ile ilgili uzmanlığınızı şimdilik bir tarafa bırakıp, sağlık sorunlarıma koyduğunuz teşhis ve önerdiğiniz tedavi için uzmanlık belgenizi görmek istiyorum.)

Parti Program’ını okumadıysanız, aşağıda bağlantısını yazdığım son yazımın dipnotlar bölümünden güvenle indirip okuyabilirsiniz.

Bağlantıyı veriyorum:http://cemilcan.gen.tr/2015/01/4-bakani-y-chp-kurtardi/)

Devam edelim mi?

Sizin gibi,  yani takım tutar gibi parti tutarak, ihanetin gizlenmesine katkı sunmuyorum…

CHP Tüzüğü ve Programı’nın üyelere yüklediği  ödevleri yapmaya çalışıyorum.

Büyük olasılıkla onların da ne olduğunu bilmiyorsunuz.

Hadi onları da ben söyleyeyim bari:

Tüzüğümüzün 5. maddesinin 3. fıkrasına göre; Partililer; özel yaşamlarında, görevlerinde, işlerinde ve üyesi bulundukları kuruluşlarda, partinin ilkelerine ve doğrultusuna uygun davranırlar ve çalışırlar.”

Anlayacağınız CHP üyeleri Genel Başkanlarına uşaklık ve kapıkulluğu yapmazlar!

Aynı şekilde 5. maddenin 5. fıkrasına göre  Parti yöneticileri de bu ilkeleri uygulamakla yükümlü ve sorumludurlar.”

Partililer,  Tüzük ve Program’ı çiğneyen genel başkan dahi olsa onu Kurultay’da indirirler!..

Devam edelim:

Parti Tüzüğümüzün Parti Üyelerinin Görevlerini belirleyen 7/A maddesinin (d) bendinde:

 

Partinin ilkelerini, programını, kurultay bildirgelerini ve kararlarını, seçim bildirgelerini, partinin genel ve yerel politikaları ile hizmetlerini her olanaktan yararlanarak yurttaşlara duyurmakla görevlidirler demek suretiyle, üyelerin birincil görevinin parti ilkeleri ve programını yurttaşlara duyurmak olduğu ortaya konmuştur.

Bu açık hükümler karşısında,  Atatürk İlkeleri’ne olan bağlılığım ve yürekten inancımın bir gereği olarak, görevimi yapmanın huzuru içerisindeyim.

Aynı şeyleri siz de söyleyebiliyor musunuz?

Bundan böyle de doğru olduğuna inandığım uyarılarımı, her kademedeki partililere yapmaya devam edeceğim…

Ödevlerimi, ne zaman nerede ne yapacağımıUlu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Gençliğe Hitabe”si ile “Bursa Nutku”ndan çıkarıyorum…

Başka amirim yok!..

Memur olmak için 40 takla atanları da ciddiye almıyorum…

TESEV kurucusu SOROSCU Kemal Kılıçdaroğlu’nun saçma sapan fikirlerine zerre kadar saygı duymuyor, değer vermiyorum…

Hainleriniz sizlere, sizler de hainlere  hayırlı olunuz…

CHP’yi de TEKEL gibi özelleştirdiler, hala anlayamadınız mı?

Bunu anlamamaktaki ısrarınız, görmekte olduğunuz tatlı rüyadan uyanmak korkusu olabilir mi?

Nasıl ki, TEKEL şimdi Türk halkının değilse, CHP de bizim olmaktan çıkmıştır.

O kadar işte!..

Bu gerçeği kabullenin de artık başımızın çaresine bakalım…

Aklı ve bilimi rehber edinmiş bizler, eskitilmiş ve iliklerine kadar sömürülmüş bir ismi takip edecek kadar saf ve odun kafalılar olamayız her halde!..

Çünkü bizim ilkelerimiz ve bir ideolojimiz var.

Kısaca bunun adına: Atatürkçülük veya Kemalizm diyoruz…

Bu ilkeler hangi partide savunulup yaşatılıyorsa, Atatürk’ün bize bıraktığı parti, başka bir söyleyişle miras odur…

Atatürk ilkelerini, halkı aldatmak için o da seçimden seçime hatırlayan Yeni CHP’nin yönetimi, Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in “Atatürk’te birleşelim”ve “6 OK’ta birleşelim” teklifini duyduğunda; sanki analarına küfrediliyormuş gibi, acaba neden kuduruyor?

Bir fikriniz var mı?..

Onlara da doktora gitmeyi taviye edecek misiniz?

O zavallıları kendinize model alıyorsanız eğer, yukarıdaki sözlerimin tümü size de gider…

Rantın merkezi Şişli’yi, CHP’den yolsuzluğu nedeniyle ihraç edilen Cemaat hayranı Sarıgül’e peşkeş çeken, partiyi babasının çiftliği gibi tepe tepe kullanan Dersimli için, bu seçimde hangi yüzle oy isteyeceksiniz?

Partiden ihraç ettiği yurtseverlerin arkasından “onları partiye ben almıştım, pişmanım” gibi sözler edecek kadar küçülen bir adam bizim önderimiz olabilir mi?..

Koca Mustafa Kemal’in koltuğunda oturabilir mi?

Sanki babasından kalan şirkete müdür tayin edip de, ortaklarına pişman olduğunu anlatıyor…

Yoksa sizin göreviniz müdürünüze kurbanlık koyun bulmak mı?

Tek sermayeniz bu mudur?

Hedef göstermek ve ispiyon yapmakla mı yükseleceksiniz?..

Sizin gibilerin sayesinde CHP’nin içerisinde ne HALK kaldı ne de 6 OK…

Atatürk ilkelerine sahip çıkanları gözümüzün önünde birer birer tasfiye ettiler!

Kör müsünüz?

Sağır mısınız?

Dilinizi mi yuttunuz?

Üç maymunu oynamaktan ne zaman vaz geçeceksiniz?

Sizler takım tutar gibi parti tutanlar var oldukça, bu ülkenin kurtuluşu biraz daha gecikecek!

Sizler sahip çıktıkça, CHP’deki işgal, kolay kırılmayacak belki.

Ama eninde sonunda sonucu yine biz devrimciler, Atatürk’ün izinden yürüyenler belirleyeceğiz…

Bunu o kalın kafanıza sokun!..

Yoksa bütün bunlara rağmen hayırlı üye olmaya, eleştiri hakkını kullananları hasta ruhlu göstermeye devam mı edeceksiniz?..

Devam edelim mi?

Edelim dediğinizi duyar gibiyim. Peki, edelim:

Bugün Y-CHP kazara iktidara gelse, ülkeyi AKP’den daha beter hale getirir. Bunun farkında olmayacak kadar aymaz mısınız?

Sizin gibi efsunlanmış üyeler, bu hainleri destekledikçe,  76 milyonu topyekun emperyalizme köle edersiniz…

Bu kafalarla Y-CHP’nin iktidara gelme şansı sıfırdır…

Bir an için Y-CHP iktidar oldu diyelim.

Bu kadrolar,  ülke için ne yapabilirler?

Muhalefetten ne yaptılarsa, ondan daha fazlasını elbette…

Değişmez ve değiştirilmez kadrolarını hangi işler için seferber edecekler?..  Halktan ve emekten yana bir tek sözlerini duydunuz mu? Hala utanmadan, CHP’nin geçmişine söverek iş adamlarına yanaşmaya çalışıyorlar!..

Böyle bir anlayış iktidar olsa Türk halkı için ne yapabilir?

CHP’li bir tek kişiyi bile yanına almadan, otel odasında ABD elçisi ile 2,5 saat Atatürk’ün partisinin genel başkanı acaba ne konuşabilir?

Partililerden bir tek kişi ile paylaşılamayan bu sır sizce nedir?

Deniz Baykal’a yapılan kaset komplosunun ürünü olan biri, Atatürk’ün koltuğuna yakışıyor mu?

Evet diyorsanız, siz de bu sözlerin fazlasını hak ettiniz…

Yetmedi galiba, devam ediyorum öyleyse:

Libya‘ya silahlı kuvvetlerimizin gönderilmesini isteyen kadrolar, CHP’li olabilirler mi?

Ülkesini savunan Esat‘ı sabah akşam kötüleyenler Atatürk’ün izinden mi gidiyor sanki?

Yoksa siz CHP’nin dış politikadaki;“YURTTA SULH CİHANDA SULH” ilkesinin komşuların iç işlerine karışmak, onların teröristlerini desteklemek anlamına geldiğini mi sanıyorsunuz?

Sizin gibi aklını kiraya verip fikrini şaşıranlar, yukarıda özetlenen gerçekleri görüp, halkı uyandırmaya çalışanları, “AKP’nin yol arkadaşları” gibi gösterme densizliğini bile yapabiliyorsunuz!..

Bu ne cüret?!

Bütün sermayesini peygamber soyundan gelmiş olmak olarak özetleyen ve dolayısıyla Türk olmamakla övünen Dersimli Kemal ile aynı karede görünmek ayıp değil mi?..

Yoksa Türk olan bir peygamber mi vardı da, biz bilmiyoruz?

Bu sefilin sermayesini nelerin oluşturduğunu  görüyorsunuz!

Yer küre üzerinde; yolsuzluk batağında debelenen, hırsızlıkları ayyuka çıkan bir iktidarı eleştirdiği için oyu azalan bir siyaset adamı daha gösterebilir misiniz?

Halka güven vermeyen Dersimli Kemal’e destek vererek ne yapmaya çalışıyorsunuz?

Oturduğu koltuğun sahibine ihanet eden birine halk neden güven duysun?

CHP’lileri, Ekmeleddin adlı bir gericiye, üstelik de “tıpış tıpış” oy vermeye mecbur eden bu çapsız adam karşı tarafa çalışmıyor mu?

Peki, Ekmeleddin’iniz şimdi nerededir?

Ülkenin hangi sorununa karşı görüşünü açıkladı?

Yoksa ülke sorunları karşısında “tarafsız” olduğu için mi Cumhurbaşkanı adayı gösterilmiştir?..

Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda; yeni anayasadan “Türk” ve “Türklük” kavramlarını çıkartıp, yerlerine “Türkiye vatandaşlığı”kavramını koymaya çalışanları ne tez unuttunuz?

Bu saçmalığa karşı duran Prof. Süheyl Batum hocanın partiden ihraç edilmesini içinize nasıl sindirebildiniz?

Daha dün Prof. Birgül Ayman Güler’in Hulki Cevizoğlu’nun programına katılmasına neden karşı çıkıldı?

Bu hanım efendi daha önce CHP’nin sözcüsü değil miydi?

Disipline verilmesine aklınız yattı mı?..

O kadar mı aklınız?

Özerk” veya “bağımsız” Kürdistan’ı kurmanın önünde engel olan “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartını mutlaka getireceğiz” diyen Dersimli Kemal ile PKK’nın görüşleri aynı değil mi?…

Sizler uyanmadıkça bu halk daha çok çekecek demektir…

Sizler de millete ve memleketin önünde moloz yığını gibi dikiliyorsunuz!..

Bir kere olsun yanlışlara HAYIR diyemez misiniz?..

Gelin bir defa da ihanete HAYIR diyerek, hayırlı olmayı deneyin lütfen…

BU MEMLEKET HEPİMİZİNDİR!..

Şimdi söyle bakalım “admin”  sen kimsin?..

Yoksa sen de Y-CHP’den milletvekili adayı mısın?

Cemil Can

***

ADMİN” İSMİNİ AÇIKLADI.

DOKTORA GİTMEM KONUSUNDA HALA ISRARLI: Ben de gidiyorum…

Faydasını görürsem “admin”e de önereceğim!!

***

Sayın Cemil Can,

Görüş ve önerilerimiz www.chptabanhareketi.com internet sitesinde yazılıdır. 2004 yılından itibaren yazılanlar, istekler, öneriler, eleştiriler silinmeden duruyor.

Ortak görüşü yazdığımda admin kimliğini çekinmeden kullanıyorum. Ancak kişisel görüş olarak yazdıklarıma da kişisel görüştür diye yazıyorum.

Size; (size siz olduğunuz için değil, hitap olarak kullanmak zorunda olduğum için siz diyorum)CHP’nin eski Genel Başkanlarından Sayın Bülent Ecevit’in bir sözü ile yanıt vermek istiyorum. “Hukukun üstünlüğünün savunulmadığı, özgürlüklerin korunmadığı yerde insandan ve insanlıktan bahsedilemez”.

Admin kimliğinin arkasına da sığınmıyorum. İsmim Muammer ÖZKOCA.  Her ne kadar yazdıklarınızın içinde bir tek olumlu cümle olmamasına, kendi mesleğiniz içinde olması gereken özgürlükleri savunma becerisini bile göstermemenize rağmen yazınızı okuyunca birden kendime geldim. Siz ne kadar haklısınız. Birden ikna oldum. Birden kendime geldim. Size doktor önermiştim, galiba kendim gitmem gerekiyor.

Not: Bunlar kişisel görüştür. CHP TABAN HAREKETİ çalışma arkadaşlarının katkısı ve bilgisi yoktur.

Sizinle aynı toplumda yaşamak zorunda olduğum için gerçekten size sağlıklar diliyorum.

Muammer ÖZKOCA

Yeminli Mali Müşavir – İstanbul YMM Odası Sicil No: 1796 (YMM’lik sınavla alınmıştır)

Bağımsız Denetçi – Kamu Gözetim Kurumu Sicil no: 2574 (Uluslar arası geçerliliği vardır)

http://muammerozkoca.com.tr/ulkemizin-vergi-sistemi-2/

4 BAKANI Y-CHP KURTARDI!..

talatpasa.21

4 BAKANI Y-CHP KURTARDI!..

Muhalefetin Cemaat’e verdiği hesapsız destek AKP’li dört bakanı kurtardı!..

Dikkatinizi çekmiştir mutlaka. Cemaat’in sözcüsü Hüseyin Gülerce’nin yerini bugünlerde CHP’den Oktay Ekşi aldı. Ergenekon ve Balyoz davalarında aydınlar ve komutanların tutuklanırken hazret üç maymunu oynuyordu. Samanyolu’ndan Hidayet Karaca tutuklanınca, adeta “özgürlük savaşçısı” kesildi… Fetullah Gülen’in ne çok müridi varmış!..

Bunu kabul edelim artık:CIA’nın güdümünde olduğu tartışmasız kabul edilen Cemaat‘in başlattığı 17 ve 25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonları, ABD’nin iç işlerimize müdahalesi olarak algılanmıştır. Muhalefet bu algıyı yok edecek yerde, Cemaat’a kol kanat gererek, daha da pekiştirmiştir. Bu atmosfer içerisinde yapılan oylamada; elbette 4 bakan Yüce Divan’da yargılanmaktan kurtulacaktı

Bir anlamda o gün TBMM’nde ülkemezin bağımsızlığı, egemenlik haklarını kullanıp kullanamayacağı oylanmış oldu diyebiliriz

Çünkü Y-CHP, 5. İstanbul Formu’nda sıcağı sıcağına ABD’nin en iyi “partneri” olduğunu açıklayarak, ABD’nin Türkiye’deki sesi olduğunu ilan etmiştir

ABD, Yeni CHP vethe Cemaat aynı yolun yolcuları olunca, oylama sonucunun da bu üçlünün isteğine karşı olması son derece doğaldır…

Yer küre üzerinde emperyalizmi ilk defa yenen Mustafa Kemal Atatürk’ün tam bağımsızlıkçı ve anti emperyalist partisinin son Genel Başkanı, ABD’ye “partner” olmak için gece kıyafetini giyip efendisini beklerse, olacağı budur…

Bu asil Millet, istiklalini kaybetmektense,demek ki hırsızlığa z yumabiliyormuş!..

Bunu da not edelim bir yere…

Hiç kuşku yok ki, 17 ve 25 Aralık operasyonlarının sonunda; Erdoğan hükümeti itibarsızlaştırılarak düşürülecekti ve yeni hükümet ABD’nin desteği ile Cemaat’e kurdurulacaktı. Kim ne derse desin Türk halkı, ABD’nin tam olarak kontrol edemediği için değiştirmeye karar verdiği Erdoğan’ı sahiplenmiştir. ABD’li düşünce kuruluşları ve bizdeki TR kodlu adamları böylesine bir sonucu asla öngörememişlerdir…

AKP’nin yolsuzluk ve rüşvet olaylarını son yerel seçimlerde diline pelesenk eden çapsız Kemal, yapılan bütün eleştiri ve uyarılara inat; Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de aynı yolu izleyerek Erdoğan’ı köşke çıkarmıştır... Bu başarı da ona aittir! Kimsenin hakkını yemiyelim:Sezar’ın hakkı Sezar’a, haininki haine…

Bu kadarı yetmemiş gibi, Dersimli papağan gibi aynı şeyleri tekrarlayıp, 4 bakanın Yüce Divan’a gönderilmesini de engellemiştirMillete ve memlekete hayırlı uğurlu olsun!..

Kemal efendi, dahi zekasıyla Albert Einstein’ı bir kez daha doğrulamıştır. Neymiş efendim: Aynı şeyi defalarca tekrar edip, farklı sonuç elde edilemiyormuş. Y-CHP Genel Başkanı‘nın odasına, görünür bir yere, okunaklı şekilde yazılsın!..

MUHALEFETTE İKEN ERİYİP TÜKENDİ

Kadir Has Üniversitesi’nin yaptığı ankette, Kılıçdaroğlu’nu başarılı bulanlar 2011′de yüzde 23.4 iken, bu oran bugün yüzde 15.4‘e indi. Dersimli Kemal’i başarısız bulanlar yüzde 70′e çıktı. Kemal efendi kendisine verilen görevi yerine getirdi sayılır!.. Genel Başkanlığı sürdürmeye yeniden hak kazandı!.

CHP’nin iktidara gelme olasılığı ise sıfır!..

Kulislerde Kılıçdaroğlu’nun Bekaroğlu’ndan sonra Nazlı Ilıcak’ı da transfer edeceği konuşuluyor. Ilıcak’ın, CHP’nin ilkelerini benimsemediğini söylemeye gerek yok. O da Bekaroğlu gibi kendi görüşleri ile gelecek ve CHP’nin Y-CHP’ye dönüştürülmesi için elinden geleni yapacaktır…

Anlaşılan Dersimli kendisine tanınan sürede, mevcut kadrosu ile dönüşümü gerçekleştirememiştir…

Müfrit “Altı Ok” düşmanlarına bu nedenle ihtiyaç duymaktadır.

Genel Başkanlık makamından her Allahın günü ihaneti seslendirmek çok kolay olmuyor tabii. Bu yüzden kendi sözlerini tekrarlayacak yeni figuranlara ve paratonerlere ihtiyacı vardır!..

İLERİ DEMOKRASİ”

The Economist”in yaptırdığı “2014 Demokrasi Endeksi”nde, Türkiye otoriter rejimler sınıfında 98. sırada yerini aldı. Bizim “İleri Demokrasi”, insan eti yediği söylenen eski Uganda diktatörü İdi Amin’in ülkesinden bile gerilerde kaldı…

Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz’in ölümü nedeniyle kendi ülkesinde yas ilan edilmezken, bizimkiler bayrakları yarıya indirdi. ”İleri demokrasi” böyle bir rejimdir işte. Kokuşmuşluğun, yağcılığın ve erozyona uğramışlığın zirve yaptığı böyle bir dönemi yaşıyoruz. Anadolu toprakları AKP ile en kötü ilkleri yaşıyor

İleri demokrasi”mizin ana muhalefeti de zevzeklikte iktidarı aratmıyor…

Altı milletvekilini (1)Hrant’la, soykırımla yüzleşin” pankartının arkasına yerleştirip soykırım iddialarına destek veriyor, üç milletvekilini (2) de Perinçek’in “Ermeni soykırımı uluslararası bir yalandır” tezini desteklemek üzere Stazburg’a gönderiyor!..

Y-CHP, Program’ını (3) bile takmıyor artık. Değiştirmeye de cesaretleri yok!..

Ermeni soykırımı” yalanına hem destek veriyor, hem karşı çıkıyorlar!.. Bu tutum “ileri demokrasi”de “ileri ana muhalefeti” olmaya pek yakışıyor!..

Polislerce dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın davası da sonuçlandı. Korkmaz’ı öldüren polislere ihale yerine, yanlışlıkla az da olsa cezalar verildi!..

Türkiye demokratikleşiyor!..

Av. Cemil Can

DİPNOT

(1) Şafak Pavey, Süleyman Çelebi, Kadir Gökmen Öğüt, Hüseyin Aygün, Umut Oran ve Sezgin Tanrıkulu “Ermeni Soykırım” iddialarını destekmeyen pankartın arkasındaydı.

(2) Deniz Baykal, Gülsün Bilgehan ve Haluk Koç ise Strazburg’a gidip Perinçek davasına destek verecekler.

(3) CHP’nin Ermeni meselesi hakkındaki görüşleri Program’ın 131 ve 132. sayfalarda yazılıdır.

CHP_Program

BENİ DE ALIN!..

hrant_dink

Y-CHP CEMAAT İLİŞKİSİ KESİNLEŞTİ

Dersimli Kemal, Prof. Birgül Ayman Güler hocanın Y-CHP’nin Cemaatle ilişkisini ortaya koyan 12 sorusu karşısında sınıfta kaldı. Seçimlere kadar suya sabuna dokunmadan 110 milletvekilliğini, (1) CHP’de siyaset yapmayı düşleyen partilileremavi boncuk gibi dağıtarak geçireceği kesinleşti

Ulusal sorunlar konusunda sağır olan Kemal Kılıçdaroğlu, “mağdurların yanındayız” diyerek, Cemaat’e sahip çıkmaya devam ediyor… Kıvırma payı yok artık!..

İktidarın açtığı konu başlıklarında ana muhalefetin debelenip durması, “diyet ödeme” meselesidir ve Baykal’ın kaset olayına kadar uzanıyor!..

Bu yüzden, Y-CHP’nin ülkenin gerçek gündemi ve Türkiye gerçekleri ile uzaktan yakından ilgisi kalmamıştır!..

DERSİM SOYKIRIMI” YALANI

Y-CHP, Dersim İsyanı’nın bastırılmasını “soykırım” olarak kabul ettirme çalışması ile meşgul

O bakımdan Perinçek Davası ile ilgili söyleyecek sözleri yok.

Dersimli Kemal’in çiftlik kahyası Gürsel Erol, Halk TV‘de yayınlanan kişisel tanıtım reklamında, utanmadan Seyit Rıza’yı öne çıkarıyor…

Dersimli Kemal, bu seferki “paratoner”ini en yakınından seçmiş

İlginçtir hainlerin efendisi hala akıllanmadı. Cumhuriyet düşmanı, gerici ve hain Seyit Rıza‘dan medet umuyor…

BİR FIRSAT MI?

Tehcirin 100 yılında, Ermenilerin lobi faaliyetleri karşısında yer alanların arasında bu nedenle Y-CHP‘nin adıgeçmiyor!

Akıllarınca Ermeniler “başarı” kazanırsa, onlar da Dersim isyanının bastırılmasını “soykırımilan edecekler!

İşçi Partisi‘nin lideri, Türkiye’nin ulusal meseleleri yanında; iç politikaya da damgasını vurdu:Atatürk’te birleştik” ve “Altı Ok’ta birleşiyoruz” sloganları ile CHP’nin 6 Ok’una ve Atatürkçülüğe sahip çıkıp, Türk halkının umudu olmuş

Perinçek, Ermeni meselesi konusunda da devletin yapamadığını yaptı. Başından beni “Ermeni soykırım iddiaları uluslararası bir yalandır” diyerek, AB ülkelerinin çıkarttığı yasaları yerlerinde çiğnedi!

AİHM‘nde Türkiye adına koca bir zafer kazanıp Türk halkına armağan etti!..

Dersimli Kemal ve yol arkadaşları, 6 Ok’u yeniden yorumlayarak emperyalizmle uyumlu hale getirmeye çalışıyorlar…

Birgül Ayman Güler hocanın, soykırım yalanları ile ilgili çalışma yapmak üzere CHP Grup Başkanlığı’na sunduğu önergeyi, Kemal efendi acaba neden reddetti!..

Kemal efendinin efendileri, CHP içerisinde bu tartışmalar başlarsa, “Dersim soykırımı” iddialarının da safsatadan ibaret olduğu gerçeği ortaya çıkar diye mi korkuyorlar?

FIKRA GİBİ

Trabzon’daki sağırlar, bu yıl Ankara’dan gelen körleri çok iyi ağırladılar!..

Trabzonspor’un eski yöneticisi Recep Denizer, Dersimliye güzel bir orta yapmış. Recepleşen Denizer, sanki Türkiye’nin ve Trabzon’un tek derdi spormuş gibi, Dersimli Kemal’e futbolda şike iddiaları sordu. Recep’e sorsalar güzel bir Karadeniz fıkrası üretiyordu!..

Salı günlerinin genel başkanı Dersimli Kemal, böyle içi boş, çanak sorulara pek bayılır.

Bu yüzden Trabzon balık halinde bu sorunun üzerine balıklama atladı. Bir kasa zargan balığı Volkan Canalioğlu’na satma numarası ile hem yeni milletvekili adayını açıklamış oldu hem de günü kurtardı!

Şaka yapmıyorum; Trabzon’da Yeni CHP’nin bu atakla rakiplerinin önüne geçtiğine inananlar bile var!..

Anlaşılan Y-CHP Trabzon da yarışa, yine Canalioğlu avantajı(!) ile önde başlayacak!..

MUHALEFETİN KONU BAŞLIKLARI

Yeni CHP’nin Strazburg’taki Perinçek davası ile ilgili görüşünün ne olduğunu bilen yok!

Çünkü muhalefetin hangi konuda konuşacağını iktidar belirliyor.

İktidar, muhalefet için seçtiği yeni konuyu, AKP’nin Balıkesir Milletvekili Tülay Babuşcu’ya söyletmiş…

Tülay, Cumhuriyet için “600 yıllık imparatorluğun 90 yıllık reklam arası sona erdi” diyor

Bu yeni türeme lale tüccarı, gelen tepkiler üzerine bir adım bile geri atmamış! (2)

Görevli olduğu buradan belli!

Bir önceki haftaya da Cumhurbaşkanının 16 Türk Devleti (3) muhafızları ile yaptığı defile damgasını vurmuştu…

Sağ olsun Suudi Arabistanlı İmam Mohammed Sale al Munajjid (4) de devreye girerek,”kardan adam yapmak günahtır” diyerek, yol arkadaşlarına bayağı yardımcı oluyor!..

İktidardan bağımsız hareket edemeyen ve diyet ödemeye mecbur bırakılmış ayarlanmış muhalefet, Türkiye’nin en önemli gündem maddesi hakkında fikrini söyleyemiyor!..

HRANT DİNK CİNAYETİNDE CEMAAT’İN PARMAK İZİ

Agos gazetesi yazarı Hrant Dink’in ölümünün 8. yılında, cinayette Cemaatin parmak izlerine rastlanmış. Kesin bir yargıya varmadan önce, mecburen yargılamanın sonucunu bekleyeceğiz. Dink’in 25 Nisan 2006 tarihinde Malatya İşadamları Derneği’nin etkinliğindeki sözlerini ise hiçbir zaman unutmayacağız. (5) Çünkü Hrant’ın öldürülmesine neden olan; onun Ermeni kimliği değil, Ermenistan’ın ilk Başbakanı Ovanes Kaçaznuni ile paralel sözleriydi… (6)

Hrant Dink de Ovenes Kaçaznuni gibi emperyalizmi pahalıya tanıdı!..

Bu yüzden her ikisinin analizini okumanızı öneriyorum…

Sonunda Türk halkı; bilgili, cesur, dürüst ve inançlı liderini buldu.

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek her ulusal meselede üç adım öne çıkarak kendini kanıtladı.

Kalan işi “-Gayrik yeter!..(7) diyen Türk halkı halledecek elbette…

Perinçek’in Ergenekon Davası’nda yaptığı savunma, yargılama olmasının yanında, bir yol haritası gibiydi…

Bütün hastalıklarımızı osavunma ile teşhis etti!.. Tedaviyi belirlemek de ona yakışır!

Yüzümüzü Doğu’ya çeviriyoruz!..

Av. Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) Son anketlere göre CHP’nin oyları yüzde 20-25 arasında görünüyor. Merkez yoklaması ve genel başkana ayrılan kontenjala birlikte; Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Sezgin Tanrıkulu ayarında 110 civarında milletvekilini ön sıralara yerleştirmesi kesinleşti gibi. Y-CHP’de “siyasi mücadele” iktidara gelme mücadelesi olmaktan çıkıp, milletvekilliklerini kapma mücadelesine dönüştüğü bir gerçek…

(2)Arkadaşlar reklam arası bitti, film başladı ve 2023′te isteseniz de istemeseniz de vizyona girecek” dedi.

http://t24.com.tr/haber/tulay-babuscu-arkadaslar-reklam-arasi-bitti-film-basladi-2023te-vizyona-girecek,284118

(3)Ortaçağ Türk Tarihi’nin en yetkin isimlerinden Hüseyin Nihal Atsız, Ötüken dergisinin 65. sayısında: “16 Devlet masalı ve Uydurma Bayraklar” başlıklı yazısında Türk olmayan Samanlılar devletinin bayrağı 16 devlet arasında vardır ama Türk olan Akkoyunlular, Karakoyunlulular, Safeviler, Mısır Kölemenleri, Cengiz devleti gibi büyük ve muhteşem Türk devletleri yoktur” diyor…

http://www.nihal-atsiz.com/yazi/16-devlet-masali-ve-uydurma-bayraklar-h-nihal-atsiz.html

(4) Suudi Arabistanlı İmam Mohammed Sale al Munajjid, kardan adam yapmanın dinen yasak olduğunu buyurmuş. Çünkü kardan adamla oynamak Müslümanları cinselliğe ve lükse sürüklüyormuş!..

http://www.aktifhaber.com/imamdan-kardan-adam-fetvasi-1105308h.htm

(5) “Geçmişte İngilizlerin, Fransızların, Rusların, Almanların şu topraklar üzerinde oynamış oldukları rol neyse, bugün aynen tekrarlanıyor. Geçmişte Ermeni halkı onlara güvendi, kendilerini Osmanlı’nın zulmünden kurtaracak sandı.

Ama yanıldı. Çünkü onlar geldiler, kendi hesaplarını yaptılar. Çekip gittilerv e burada kardeşi kardeşle kan içerisinde bıraktılar. Bugün Kürtlerin yaşadığı aynı şey. Amerika geldi, Kuzel Irak’ta bir Kürt devleti oluşturmak üzere. Kürt kardeşlerimiz için orası bir çekim alanı mı oldu? Ümit mi oldu? Bu çok tehlikeli bir gidiş, Amerika bu! Gelir kendi hesabını yapar, işine bakar, işi bittiğinde de çeker gider. Ondan sonra da burada insanları kendi didişmesi içerisinde bırakır.”

https://cetinbayramoglusorun.wordpress.com/category/video/

(6)1915 yaz ve sonbahar döneminde Türkiye Ermenileri zorunlu bir tehcire tabi tutuldu. Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır. (…)Askerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biz(6)iz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. Türklere karşı ayaklandık ve savaştık. Sevr Antlaşması gözümüzü kör etmişti. İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vadettiği büyük Ermenistan hayali vardı. Ama biz hiç bir zaman devlet olamadık. Türkiye Ermenistan’ı diye bir devletin hayalden öte olmadığı gerçeğini göremedik…(…) Kötü kaderden şikayet etmek ve felaketlerimizin sebeplerini kendi dışımızda aramak acıklı bir durumdur. Bu bizim (hastalıklı) milli psikolojimizin karakteristik bir özelliğidir ve Taşnaksutyun partisi de bundan kaçamamıştır. (…) Sanki uzak görüşlü olmamamız bir kahramanlıktı çünkü isteyen herkes, Fransızlar, İngilizler, Amerikalılar, Gürcüler, Bolşevikler tek kelimeyle bütün dünya bizi kolayca aldattı, atlattı ve ihanet etti, oysa bizler safça bu savaşın Ermeniler için yapıldığına inandırılmıştık. “

http://1905.az/tr/ermeni-belgeleriyle-soykirim-yalani-ovanes-kacaznuninin-itiraflari/

(7) http://www.siir.gen.tr/siir/n/nazim_hikmet/turk_koylusu.htm

PARİS’TEKİ BİR “İŞ KAZASI”DIR!..

Charlie-2_1

Gülen Hareketi” adlı kitabın yazarı Houston Üniversitesi’nin Dünya Dinleri Sosyolojisi (1) öğretim üyesi Prof. Helen Rose Ebaugh’a (2) göre, 11 Eylül 2001′deki terörist saldırıdan sonra Amerika’da herkesin sorduğu; “Bir din nasıl olur da binlerce insanın yok edilmesini teşvik edebilir?”di..

Halbuki İslam dini, insanın yok edilmesini değil, insana hayat verilmesini teşvik edip ödüllendiriyor… (3)

Cihad” konusunda yanlış anlaşılan 3 ayetin (4), radikal İslamcı terör örgütlerinin (5) çıkış noktası olduğu kabul edilir…

Derinlemesine dini bilgisi olmayan ve bu dünyadaki yaşamları işkenceye dönüşmüş militanlar, Allah’ın emrini yerine getirmek ve karşılığında ebedi bir yaşam süreceği Cennet’e gitmek için, en kestirme yolun “Cihad” ile ilgili ayetlerdeki buyrukları yerine getirmek olduğuna inanırlar…

Radikal İslamcı örgüt militanlarını, atom bombasından daha tehlikeli silah haline getiren öteki dünya inancı…

Şahadet şerbeti”ni (6) içtiklerinde, Cennet’in kapılarının ardına kadar kendilerine açılacağına olan inançtır, tek yaşam kaynakları!..

Bu yüzden ölmekten korkmazlar; ele geçirdikleri yolcu uçaklarını bir ok gibi ikiz kulelere saplayabilirler, öldürüleceklerini bile bile, Paris’in orta yerinde, yerde yatan yaralı polisin kafasına kurşun sıkabilirler!..

Müslüman toplumlarda bu inanç var oldukça, dünya daha nice 11 Eylüller, 8 Ocaklar yaşar!…

Bu yakıcı gerçeklikten yola çıkan küresel güçler, alışılagelmişin dışında önlemler alma arayışına girmişlerdir. Radikal İslamcı akımların karşısına “Ilımlı İslam”ı koyma projesi bunlardan bir tanesidir.

İslam’ı “ılımlaştırma” din açısından kabul edilebilecek bir şey değildir. Böyle bir durum en hafif tabiriyle Allah’ın ayetlerini değiştirme şeklinde algılanacağı için “şirk(7) hükümlerine tabidir. Son derece tehlikeli olduğu için kolay kolay kimsenin göze alabileceği bir şey değildir…

Küresel güçler bu işi sahiplenerek “müşrik” durumuna düşmemek için, “paratoner” olarak Fetullah Gülen Hocayı kullanmaktadırlar. Zaten kendisi de “Ilımlı İslam”a gerek yoktur, İslam’ın kendisi ılımlı bir dindir” demekle onlara bu olanağı tanımış bulunmaktadır!..

Ilımlı İslam”, “Dinler arası diyalog”, “Medeniyetler ittifakı” ve “Medeniyetler çatışması” gibi teoriler, radikal İslam’ın gerçek İslam’la bir ilgisi olmadığını ortaya koymak ve İslam’ı itibarsızlaştırmak için üretilmiş söylemlerdir…

Bu kapsamda; Cübbeli Ahmet, “Yahudiler ve Hrıstiyanlar da Cennet’e gidecek” diyen Hayrettin Kahraman’ı, Hazreti Muhammet’siz “Yeni İslam” inşasına çalışmakla suçlayıp, tövbe etmeye çağırmaktadır!..

Ne acıdır ki, küresel güçler Türkiye’nin gündemine “Yeni CHP” ile “Yeni Türkiye” kavramlarından sonra “Yeni İslam”ı da yerleştirmişlerdir…

Eğitim seviyesi son derece düşük olan Türk halkı, Cennet’e kimlerin gireceği veya giremeyeceği tartışmasına katılıyor. Bu tartışmalarla birlikte İslam dinini köklü bir “reform”a ihtiyaç duyacak şekilde kavram kargaşasının içerisine düşeceği gün gibi ortadadır!..

Tıpkı, Ortaçağ’da Hrıstiyanlığın başına gelenler gibi…

Bu tartışmalardan kim galip çıkacaktır? Küresel güçlerin “Ilımlı İslam”ı mı, yoksa “Radikal İslam”ı mı, bu aşamada bilinemez! Ne var ki, emperyalizmle yatağa giren sözde Müslümanların kaybedeceği her halde kesindir!..

Küresel güçler, petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarını ele geçirmek amacıyla; Sudan’da, Kuzey Afrika ülkelerinde, Afganistan’da ve Ortadoğu ülkelerinde; “demokrasi ve özgürlük getirmek” yalanını kullanarak, pek çok işbirlikçi haini kendi saflarına kazandırmışlardır…

Bu işbirlikçi hainler marifetiyle; meşru iktidarları düşürmek, rejimleri değiştirmek ve sınırları yeniden çizmek için, terör örgütleri ile de iş tutmaktan asla çekinmemişlerdir…

Radikal İslamcı örgütleri bu amaçla kullanan küresel güçlerin başında ABD gelmektedir. Koalisyon ortakları ise: İngiltere, Fransa, Almanya ve diğer AB ülkelerdir…

Varşova Paktı’nın dağılmasıyla NATO’nun kuruluş amacı da ortadan kalkmıştır. Bu yüzden NATO artık, küresel güçlerin dünyayı sömürmesinde askeri güç olarak kullanılmaktadır…

Küresel güçlerin nihai hedefinde olan Türkiye de, ne yazık ki, NATO üyesi olmakla bu kirli ittifakın içerisinde yer almaktadır. Bu noktada Türkiye’nin üstlendiği görevin ne olduğunu Libya’ya yapılan müdahaleden görebiliriz. İtalyan amirallerin emrine vermiş olduğu 5 savaş gemisi ile libya halkının bombalanmasına katıldığımızı unutmamak gerekir!..

7 Ocak Çarşamba günü Paris’te Charlie Hebdo dergisini “Allahuekber, Muhammed’in intikamını aldık” sloganları ile basarak, 12 masum insanı öldürenler, sadece radikal İslamcı El-Kaide örgütü militanları değildir…

2013‘teki kimyasal olay sırasında Suriye’ye müdahale etmediğimize pişmanım” diyerek, başka ülkelere müdahaleyi kendilerine hak gören Francois Hollande’nin Fransa’sı da, bu adi koalisyonun içerisindedir. Dolayısıyla bu katliamın birinci derecedeki sorumluları arasında Fransa da vardır!..

Terörü amaçları doğrultusunda silah gibi kullanan ülkelerin elinde bir gün o silahın patlaması, son derece doğaldır. Bu durumu (8) iş kazası gibi değerlendirmek gerekir!..

Av. Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) ”Bir toplum olayı ve kurumu olarak dini ele almak, din ve toplum ilişkileri ve etkileşimini, bu çerçevede ortaya çıkan olgu, süreç, teşkilat ve gruplaşmaları sosyolojik bir yaklaşım perspektifinde bilimsel olarak araştırıp incelemek üzere din sosyolojisi bilimi ancak modern dönemde ve onun şartlarında ortaya çıkmış ve giderek gelişme göstermiş bir disiplindir.” DİN SOSYOLOJİSİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ VE TEMEL SORUNLARI Prof.Dr. Ünver Günay, Erciyes Üniversitesi, İlahıyat Fakültesi)

(2) Türkiye’de Gülen Hareketi’nin niyetlerinin şeffaf olmadığı, askeriyeye, hükümete ve polise nüfuz ettikleri yönündeki eleştirilere Prof. Dr. Ebaugh, “İslam devleti, şeriat devleti kuracağı yönünde korkular var. Araştırmalarımda bu niyetlerle hareket arasında herhangi bir bağlantı tespit edemedim. Bu hareketi eleştirenlere de, bu niyetlerle hareket arasında bağlantı olup olmadığını sordum. ‘Yok’ dediler. Dolayısıyla bu eleştiriler gerçek veriye ve kanıta dayalı değil” diyerek Gülen Hareketinin küresel olma potansiyeline işaret etmiş ve şeffaf olduğunu savunmuştur…

http://tr.fgulen.com/content/view/19056/11/

(3)Maide Suresi 32. Ayet:
İşte bu yüzden biz, İsrailoğulları üzerine şunu yazdık: Kim bir kişiyi, bir kişiye karşılık yahut yeryüzünde bir fesat sebebiyle olmaksızın öldürürse, insanları toptan öldürmüş gibidir. Ve kim bir kişiye hayat verirse insanlara toptan hayat vermiş gibidir. Andolsun, resullerimiz onlara açık-seçik kanıtlar getirmişlerdir. Ama onlardan birçoğu bunun ardından da yeryüzünde zulüm ve azgınlığa sapmaktadır. (Yaşar Nuri Öztürk‘ün çevirisi)

http://www.kuranmeali.tv/5/32

(4)Bu ayetlerin başında; pek çok uzman tarafından “cihad” olarak Prof. Yaşar Nuri Öztürk tarafından ise “gayret gösterin” şeklinde çevrilen Maide Suresinin 35. Ayetigeliyor:

Ey iman edenler! Allah’ın buyruğuna ters düşmekten sakının; O’na varmaya vesîle arayın. O’nun yolunda gayret gösterin ki, kurtuluşa erebilesiniz.”

http://www.kuranmeali.org/5/maide_suresi/35.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

Aynı şekilde, İslam konusu ile ilgilenen pek çok yazar,cihad” konsundaki aşağıdaki ayetlerin en fazla yanlış anlaşıldığı savunuyor:

“Allah’a itaat edin. Peygambere itaat edin. ulu’l-emrinize de…” (Nisa, 59)

“Müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün…” (Tevbe, 5)

“Hiçbir fitne kalmayıncaya ve din bütünüyle Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın” (Enfal, 39)

”Cennet kılıçların gölgesi altındadır” (Buhari, Cihad, 22)

“Savaş bir hiledir” (Müslim, Cihad, 17)

“Sizden biri bir kötülük gördüğünde, gücü yetiyorsa eliyle düzeltsin. Yetmezse diliyle düzeltsin. Onu da Âl-i İmrân Suresi, 170. Ayet

Nisa Suresi 69. Ayetyapamazsa, hiç olmazsa kalbiyle buğz etsin. Fakat bu, imanın en zayıf mertebesidir.” (Tirmizi, Fiten, 11)

Âl-i İmrân Suresi, 170. Ayet

Nisa Suresi 69. Ayet

http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=762

(5)Eylemleri ile isim yapmış belli başlı radikal İslamcı örgütler şunlardır: El-Kaide, El-Nusra, Hamas, Hizbullah, Hizbut-ut Tahrir, IŞİD, Müslüman Kardeşler, PKK, Taliban v.s…

http://tr.wikipedia.org/wiki/Ter%C3%B6r_%C3%B6rg%C3%BCt%C3%BC_olarak_tan%C4%B1mlanm%C4%B1%C5%9F_%C3%B6rg%C3%BCtler_listesi

(6) “Şahadet şerbetini içmek” günlük konuşma dilinde “şehit olmak” anlamında kullanılmaktadır. Şehit: İslam dininde Allah yolunda vefat etmiş bir müslümana verilen isim ve makamdır. Kur’an‘da sıklıkla bu kimselerin kurtuluşa erdiği, ahiretteki makamlarının diğer insanlardan üstün olacağı belirtilir. (Ali İmran Suresi 170. Ayet ve Nisa Suresi 69 Ayet)

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eehit

(7)Şirk: Arapça kökenli bir kelime, İslam‘da Tanrıya ortak kılma anlamına gelir. Kuran‘a göre en önemli iman meselesi olan şirk, Allah‘a ortak koşmak, bir şeye veya din bilginlerine, şahısa ilahi özellikler atfetmek anlamına gelir. Şirk eyleminde bulunanlar müşrikolarak isimlendirilir. Nisa Suresi 116. Ayette: “Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez ama bunun dışında kalanı/bundan az olanı dilediği kişi için affeder. Allah’a şirk koşan, dönüşü olmayan bir sapıklığa dalıp gitmiştir” denmektedir.

http://www.kuranmeali.org/4/nisa_suresi/116.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

(8) Küresel güçler 11 Eylül saldırısını bahane ederek Afganistan’ı işgal ettiler. Paris saldırısını bahane ederek, IŞİD ve El-Kaide’ye operasyon başlatma adı altında Suriye’nin Kuzeyini Esat yönetiminden ayırmayı deneyebilirler. Böylece bu saldırıyı Suriye’nin Kuzeyindeki bölge ile Kuzey Irak’taki Kürdistan Yönetimini birleştirip petrolü güvenli bir şekilde Akdeniz’e akıtma planına hizmete çevirebilirler. Radikal İslamcı örgütler, küresel güçlerin kontrolünde iken, zaten onların amaçlarına hizmet ederler. Kontrol dışına çıkıp küresel güçlere karşı eyleme kalkışırlarsa, bu defa da bu eylemleri bahane edilerek işgal edilmesi planlanan ülkelerin işgaline ortam hazırlamış olurlar…

TEK DERTLERİ CUMHURİYET

iste_pkknin_komutanlari__1

TEK DERTLERİ CUMHURİYET

CIA’nın kulu Sezgin Tanrıkulu’nun bilinç altı, Uludere’de 34 kişinin hayatını kaybettiği olayların 3. yıldönümünde bir kez daha ortaya çıktı: “Bir Cumhuriyet kendi uçaklarıyla yurttaşlarını bombaladı” dedi…

Tanrıkulu’nun bütün derdi Cumhuriyet’le belli…

Olaydan hükümeti sorumlu tutmadı…

O tarihte Başbakanlık görevini yürüten Recep Tayyip Erdoğan için de bir şey söyleyemedi…

Hazret yanlış istihbarat veren CIA’yı da suçlayamadı!..

Efendisi Kemal de yıllar önce, Dersim İsyanı ile ilgili olarak kendisini “mağdur” ilan etmişti!..

Bir gün ansızın Gençlik Kolları Genel Sekreteri Ozan Özgür Doğru’yu ileri sürüp, “Hepimiz Seyit Rıza’yız” sözlerini söyletmişti!..

Kemal’in bütün derdi Cumhuriyetin kurucularıyladır!..

Bu konuda en ufak bir kuşkumuz kalmadı…

Dersimliye göre Dersim İsyanı’nın sorumlusu da Cumhuriyet’tir…

Emperyalistlerin uşağı dedelerinin bu işte hiç suçu olmadı!?..

O yüzden Dersimli “Biz 1930’ların Halk Partisi değiliz” demeye başladı…

Cesaretini toplayıp, ulusalcılara savaş ilan etmek öyle kolay mı?..

ABD’yi arkasında görünce, daha da ileri gitti: “Atatürk’ün CHP’si değiliz” bile dedi…

Grup Başkanı Levent Gök, ondan biraz daha insaflı.

Ona göre, Uludere’de “Adalet devlet eliyle katledildi”…

Gök, bu aşamada Cumhuriyet’i suçlamayı göze alamadı belli!..

ABD’nin yanlış istihbarat vererek, Erdoğan’a suç işletmesi ve bunun neticesinde hükümeti iyice köşeye kıstırıp, taviz koparmayı planladığı hiç akıllarına gelmedi!..

CHP’deki işgal birliği, her fırsatı yakaladığında, Cumhuriyet’e ve cumhuriyetin kurucu önderlerine saldırmayı görev edinmiş!..

Cumhuriyet’le derdi olanları Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına nasıl geçirdik?..

Bunlardan kurtulmak ihtimali ise giderek zorlaşıyor…

Bir kısım partililer, “parti içerisinde kalıp mücadeleye devam edelim” diyor…

Bir Tanrıkulu ile baş edemezken, Tanrıkullarını 100‘e çıkartırsak baş etmek mümkün olur mu?

Yaklaşan genel seçimlerde önseçim yapmayacak olan bu CIA’nın kulları, daha da güçlenerek gelirlerse;

Tüm kadroları da A’dan Z’ye değiştirirler…

Bu yüzden;

Parti içi mücadele” sözlerinin içini boş görüyorum. Sıkça tekrarı, karanlıkta ıslık çalmaya benziyor… İnsanın kendini aldatması ne kötü bir durum… Her gün havanda su dövmeye gidiyorsun!..

Hainlere güç katarak onların işini kolaylaştıracağımız son derece belli değil mi?

Son anketlere göre, CHP yüzde 20’lerdeymiş. Yeni CHP her geçen gün biraz daha eriyorsa bunun sorumlusu kim?..

Çıkıyor bir zavallı, CHP adına Dersim için özür diliyor. Bir diğeri, iyi yetişmiş bir otobüs hostesi kalkıyor Kürtler’den özür diliyor!..

Özür dileyecekseniz;

Yalan konuştuğunuz, sözünüzü tutmadığınız, halkı aldattığınız ve gizli ajandaya sahip olduğunuz için Türk halkından özür dileyin…

NE BİTMEZ ASKERLİKMİŞ

PKK Amerikan ordusunda askerliğe başlamış!..Sorsan “müttefik”mişler!..

Terhis olup eve dönme ihtimalleri sıfır!..

ABD’nin Ortadoğu’daki işi bitmiyor ki…

Askere, polise efelenmeleri, mahallelerin girişine hendek kazıp, egemenlik haklarını kullanmaya kalkışmaları, şımarık eylemlere başvurmaları, hep ABD’yi arkalarında görmelerindendir…

Kürt sorunu”nu masa başında üretip, Türkiye’nin başına bela eden ABD de bu adi ortaklığı gizlemiyor artık…

Marksizm’den başlayıp, 40 yılın sonunda BOP kapsamında “rol isteyerek” , emperyalizmin bölgedeki bekçiliğine razı olan PKK, kabahat edip kaçtıktan sonra pişman olup geri dönerek, ağasının ayağına kapanan marabaya benziyor…

Kürt halkını terbiye etme konusunda bayağı bir deneyim sahibi olan bu cinayet şebekesi, ABD’nin çiftliğinde kâhyalığı garanti edip eline kırbacı aldığında, hiç kuşku yok ki her zamanki gibi yine Kürtleri dövmeye başlayacak!..

Çünkü sadakat sınavından başka türlü geçemezler!..

Anlayacağınız ayı ile yatağa girmenin bedelini yine Türk ve Kürt halkları ödeyecek…

KARİYER

ABD’nin Türklere bakış açısı hiç değişmedi ki…

Kariyer” tartışmasını bakın nerelere götüreceğim:

TDK’nın sözlüğüne göre kariyer:” Bir meslekte zaman ve çalışmayla elde edilen aşama, başarı ve uzmanlık” olarak tanımlanıyor.

Demek ki “kariyer”den söz edebilmek için anneliğin de bir “meslek” olduğunu kabul etmek gerekecek. Annelik “meslek” olurca, bu meslekte çalışmayla elde edilecek olan başarı ne olabilir acaba?.. Buna verilecek cevabı çok merak ediyorum…

Kariyer” meselesinin gündemi farklı konulara çekmek amacıyla ortaya atılmış bir zırva olduğu kesin. Lakin, çok çocuk yapma fikritoplumun bilinç altına bu şekilde enjekte ediliyor olabilir de!..

Onu da hesaba katmak lazım.

Ne de olsa pek yakında stratejik ortak ABD’ye asker lazım olacak!..

Vaktiyle George Soros efendi: “Türkiye’nin en iyi ihraç malı askeridir” dememiş miydi?..

BAŞKA ÇARE YOKSA

Geçen yıl Aile Bakanlığı 3.1 milyon hanede yaşayan 13 milyon kişiye 20.1 milyar lira para yardımı yapmış…

Her aile ortalama 4 kişiden hesap edildiğinde, yaklaşık 7 milyon seçmen, bu kalemden AKP’nin çantasında kekliktir…

Y-CHP yarışa bu şartlarda başlayacağını çok iyi biliyor.

Bu yüzden Dersimli Kemal, Bekir Coşkun’a “iktidar olamayız“ demiştir!..

Gerçeği bildiğin halde, CHP’nin başında durmak AKP’nin bir dönem daha iktidara gelmesini sağlamak için değil mi?..

Acı ama gerçektir, bir ABD projesi olan Yeni CHP’yi sandığa gömmekten başka yolumuz kalmadı gibi…

CHP’nin işgal altında bulunduğunu öğrendiğim günden bu yana hükümeti eleştirmeye fırsat bulamıyorum. CHP de karşı taraf için çalışıyorsa, AKP’ye muhalefet etmek ne işe yarayacak?..

EMNİYET HUKUKTAN BAĞIMSIZ MI?

Duymuşsunuzdur Emniyet Gezi olayları sırasında Ethem Sarısülük’ü vuran polis memurunun durumunu “meşru müdafaa” olarak kabul edip disiplin cezası vermemiş!..

Oysa ceza mahkemesinde, olayda suç bulunup sanığa ceza verilmişti.

Yürürlükteki hukukumuza göre, ceza mahkemelerinin olaya ilişkin tespitleri hukuk mahkemelerini bağlar!..

Başka bir söyleyişle ceza mahkemesi bir olay için suçtur demişse, başka makamlar bunun aksini iddia edemezler. Suça göre işlem yapmak zorundalar!..

Demek ki, bu dönemde hukuk mahkemelerini bağlayan bu kural, Emniyeti bağlamıyor!..

Bağımsızlığımız” Emniyet’ten başlayarak genişliyor diyebilir miyiz?..

Av. Cemil Can