Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

PARİS’TEKİ BİR “İŞ KAZASI”DIR!..

Charlie-2_1

Gülen Hareketi” adlı kitabın yazarı Houston Üniversitesi’nin Dünya Dinleri Sosyolojisi (1) öğretim üyesi Prof. Helen Rose Ebaugh’a (2) göre, 11 Eylül 2001′deki terörist saldırıdan sonra Amerika’da herkesin sorduğu; “Bir din nasıl olur da binlerce insanın yok edilmesini teşvik edebilir?”di..

Halbuki İslam dini, insanın yok edilmesini değil, insana hayat verilmesini teşvik edip ödüllendiriyor… (3)

Cihad” konusunda yanlış anlaşılan 3 ayetin (4), radikal İslamcı terör örgütlerinin (5) çıkış noktası olduğu kabul edilir…

Derinlemesine dini bilgisi olmayan ve bu dünyadaki yaşamları işkenceye dönüşmüş militanlar, Allah’ın emrini yerine getirmek ve karşılığında ebedi bir yaşam süreceği Cennet’e gitmek için, en kestirme yolun “Cihad” ile ilgili ayetlerdeki buyrukları yerine getirmek olduğuna inanırlar…

Radikal İslamcı örgüt militanlarını, atom bombasından daha tehlikeli silah haline getiren öteki dünya inancı…

Şahadet şerbeti”ni (6) içtiklerinde, Cennet’in kapılarının ardına kadar kendilerine açılacağına olan inançtır, tek yaşam kaynakları!..

Bu yüzden ölmekten korkmazlar; ele geçirdikleri yolcu uçaklarını bir ok gibi ikiz kulelere saplayabilirler, öldürüleceklerini bile bile, Paris’in orta yerinde, yerde yatan yaralı polisin kafasına kurşun sıkabilirler!..

Müslüman toplumlarda bu inanç var oldukça, dünya daha nice 11 Eylüller, 8 Ocaklar yaşar!…

Bu yakıcı gerçeklikten yola çıkan küresel güçler, alışılagelmişin dışında önlemler alma arayışına girmişlerdir. Radikal İslamcı akımların karşısına “Ilımlı İslam”ı koyma projesi bunlardan bir tanesidir.

İslam’ı “ılımlaştırma” din açısından kabul edilebilecek bir şey değildir. Böyle bir durum en hafif tabiriyle Allah’ın ayetlerini değiştirme şeklinde algılanacağı için “şirk(7) hükümlerine tabidir. Son derece tehlikeli olduğu için kolay kolay kimsenin göze alabileceği bir şey değildir…

Küresel güçler bu işi sahiplenerek “müşrik” durumuna düşmemek için, “paratoner” olarak Fetullah Gülen Hocayı kullanmaktadırlar. Zaten kendisi de “Ilımlı İslam”a gerek yoktur, İslam’ın kendisi ılımlı bir dindir” demekle onlara bu olanağı tanımış bulunmaktadır!..

Ilımlı İslam”, “Dinler arası diyalog”, “Medeniyetler ittifakı” ve “Medeniyetler çatışması” gibi teoriler, radikal İslam’ın gerçek İslam’la bir ilgisi olmadığını ortaya koymak ve İslam’ı itibarsızlaştırmak için üretilmiş söylemlerdir…

Bu kapsamda; Cübbeli Ahmet, “Yahudiler ve Hrıstiyanlar da Cennet’e gidecek” diyen Hayrettin Kahraman’ı, Hazreti Muhammet’siz “Yeni İslam” inşasına çalışmakla suçlayıp, tövbe etmeye çağırmaktadır!..

Ne acıdır ki, küresel güçler Türkiye’nin gündemine “Yeni CHP” ile “Yeni Türkiye” kavramlarından sonra “Yeni İslam”ı da yerleştirmişlerdir…

Eğitim seviyesi son derece düşük olan Türk halkı, Cennet’e kimlerin gireceği veya giremeyeceği tartışmasına katılıyor. Bu tartışmalarla birlikte İslam dinini köklü bir “reform”a ihtiyaç duyacak şekilde kavram kargaşasının içerisine düşeceği gün gibi ortadadır!..

Tıpkı, Ortaçağ’da Hrıstiyanlığın başına gelenler gibi…

Bu tartışmalardan kim galip çıkacaktır? Küresel güçlerin “Ilımlı İslam”ı mı, yoksa “Radikal İslam”ı mı, bu aşamada bilinemez! Ne var ki, emperyalizmle yatağa giren sözde Müslümanların kaybedeceği her halde kesindir!..

Küresel güçler, petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarını ele geçirmek amacıyla; Sudan’da, Kuzey Afrika ülkelerinde, Afganistan’da ve Ortadoğu ülkelerinde; “demokrasi ve özgürlük getirmek” yalanını kullanarak, pek çok işbirlikçi haini kendi saflarına kazandırmışlardır…

Bu işbirlikçi hainler marifetiyle; meşru iktidarları düşürmek, rejimleri değiştirmek ve sınırları yeniden çizmek için, terör örgütleri ile de iş tutmaktan asla çekinmemişlerdir…

Radikal İslamcı örgütleri bu amaçla kullanan küresel güçlerin başında ABD gelmektedir. Koalisyon ortakları ise: İngiltere, Fransa, Almanya ve diğer AB ülkelerdir…

Varşova Paktı’nın dağılmasıyla NATO’nun kuruluş amacı da ortadan kalkmıştır. Bu yüzden NATO artık, küresel güçlerin dünyayı sömürmesinde askeri güç olarak kullanılmaktadır…

Küresel güçlerin nihai hedefinde olan Türkiye de, ne yazık ki, NATO üyesi olmakla bu kirli ittifakın içerisinde yer almaktadır. Bu noktada Türkiye’nin üstlendiği görevin ne olduğunu Libya’ya yapılan müdahaleden görebiliriz. İtalyan amirallerin emrine vermiş olduğu 5 savaş gemisi ile libya halkının bombalanmasına katıldığımızı unutmamak gerekir!..

7 Ocak Çarşamba günü Paris’te Charlie Hebdo dergisini “Allahuekber, Muhammed’in intikamını aldık” sloganları ile basarak, 12 masum insanı öldürenler, sadece radikal İslamcı El-Kaide örgütü militanları değildir…

2013‘teki kimyasal olay sırasında Suriye’ye müdahale etmediğimize pişmanım” diyerek, başka ülkelere müdahaleyi kendilerine hak gören Francois Hollande’nin Fransa’sı da, bu adi koalisyonun içerisindedir. Dolayısıyla bu katliamın birinci derecedeki sorumluları arasında Fransa da vardır!..

Terörü amaçları doğrultusunda silah gibi kullanan ülkelerin elinde bir gün o silahın patlaması, son derece doğaldır. Bu durumu (8) iş kazası gibi değerlendirmek gerekir!..

Av. Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) ”Bir toplum olayı ve kurumu olarak dini ele almak, din ve toplum ilişkileri ve etkileşimini, bu çerçevede ortaya çıkan olgu, süreç, teşkilat ve gruplaşmaları sosyolojik bir yaklaşım perspektifinde bilimsel olarak araştırıp incelemek üzere din sosyolojisi bilimi ancak modern dönemde ve onun şartlarında ortaya çıkmış ve giderek gelişme göstermiş bir disiplindir.” DİN SOSYOLOJİSİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ VE TEMEL SORUNLARI Prof.Dr. Ünver Günay, Erciyes Üniversitesi, İlahıyat Fakültesi)

(2) Türkiye’de Gülen Hareketi’nin niyetlerinin şeffaf olmadığı, askeriyeye, hükümete ve polise nüfuz ettikleri yönündeki eleştirilere Prof. Dr. Ebaugh, “İslam devleti, şeriat devleti kuracağı yönünde korkular var. Araştırmalarımda bu niyetlerle hareket arasında herhangi bir bağlantı tespit edemedim. Bu hareketi eleştirenlere de, bu niyetlerle hareket arasında bağlantı olup olmadığını sordum. ‘Yok’ dediler. Dolayısıyla bu eleştiriler gerçek veriye ve kanıta dayalı değil” diyerek Gülen Hareketinin küresel olma potansiyeline işaret etmiş ve şeffaf olduğunu savunmuştur…

http://tr.fgulen.com/content/view/19056/11/

(3)Maide Suresi 32. Ayet:
İşte bu yüzden biz, İsrailoğulları üzerine şunu yazdık: Kim bir kişiyi, bir kişiye karşılık yahut yeryüzünde bir fesat sebebiyle olmaksızın öldürürse, insanları toptan öldürmüş gibidir. Ve kim bir kişiye hayat verirse insanlara toptan hayat vermiş gibidir. Andolsun, resullerimiz onlara açık-seçik kanıtlar getirmişlerdir. Ama onlardan birçoğu bunun ardından da yeryüzünde zulüm ve azgınlığa sapmaktadır. (Yaşar Nuri Öztürk‘ün çevirisi)

http://www.kuranmeali.tv/5/32

(4)Bu ayetlerin başında; pek çok uzman tarafından “cihad” olarak Prof. Yaşar Nuri Öztürk tarafından ise “gayret gösterin” şeklinde çevrilen Maide Suresinin 35. Ayetigeliyor:

Ey iman edenler! Allah’ın buyruğuna ters düşmekten sakının; O’na varmaya vesîle arayın. O’nun yolunda gayret gösterin ki, kurtuluşa erebilesiniz.”

http://www.kuranmeali.org/5/maide_suresi/35.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

Aynı şekilde, İslam konusu ile ilgilenen pek çok yazar,cihad” konsundaki aşağıdaki ayetlerin en fazla yanlış anlaşıldığı savunuyor:

“Allah’a itaat edin. Peygambere itaat edin. ulu’l-emrinize de…” (Nisa, 59)

“Müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün…” (Tevbe, 5)

“Hiçbir fitne kalmayıncaya ve din bütünüyle Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın” (Enfal, 39)

”Cennet kılıçların gölgesi altındadır” (Buhari, Cihad, 22)

“Savaş bir hiledir” (Müslim, Cihad, 17)

“Sizden biri bir kötülük gördüğünde, gücü yetiyorsa eliyle düzeltsin. Yetmezse diliyle düzeltsin. Onu da Âl-i İmrân Suresi, 170. Ayet

Nisa Suresi 69. Ayetyapamazsa, hiç olmazsa kalbiyle buğz etsin. Fakat bu, imanın en zayıf mertebesidir.” (Tirmizi, Fiten, 11)

Âl-i İmrân Suresi, 170. Ayet

Nisa Suresi 69. Ayet

http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=762

(5)Eylemleri ile isim yapmış belli başlı radikal İslamcı örgütler şunlardır: El-Kaide, El-Nusra, Hamas, Hizbullah, Hizbut-ut Tahrir, IŞİD, Müslüman Kardeşler, PKK, Taliban v.s…

http://tr.wikipedia.org/wiki/Ter%C3%B6r_%C3%B6rg%C3%BCt%C3%BC_olarak_tan%C4%B1mlanm%C4%B1%C5%9F_%C3%B6rg%C3%BCtler_listesi

(6) “Şahadet şerbetini içmek” günlük konuşma dilinde “şehit olmak” anlamında kullanılmaktadır. Şehit: İslam dininde Allah yolunda vefat etmiş bir müslümana verilen isim ve makamdır. Kur’an‘da sıklıkla bu kimselerin kurtuluşa erdiği, ahiretteki makamlarının diğer insanlardan üstün olacağı belirtilir. (Ali İmran Suresi 170. Ayet ve Nisa Suresi 69 Ayet)

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eehit

(7)Şirk: Arapça kökenli bir kelime, İslam‘da Tanrıya ortak kılma anlamına gelir. Kuran‘a göre en önemli iman meselesi olan şirk, Allah‘a ortak koşmak, bir şeye veya din bilginlerine, şahısa ilahi özellikler atfetmek anlamına gelir. Şirk eyleminde bulunanlar müşrikolarak isimlendirilir. Nisa Suresi 116. Ayette: “Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez ama bunun dışında kalanı/bundan az olanı dilediği kişi için affeder. Allah’a şirk koşan, dönüşü olmayan bir sapıklığa dalıp gitmiştir” denmektedir.

http://www.kuranmeali.org/4/nisa_suresi/116.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

(8) Küresel güçler 11 Eylül saldırısını bahane ederek Afganistan’ı işgal ettiler. Paris saldırısını bahane ederek, IŞİD ve El-Kaide’ye operasyon başlatma adı altında Suriye’nin Kuzeyini Esat yönetiminden ayırmayı deneyebilirler. Böylece bu saldırıyı Suriye’nin Kuzeyindeki bölge ile Kuzey Irak’taki Kürdistan Yönetimini birleştirip petrolü güvenli bir şekilde Akdeniz’e akıtma planına hizmete çevirebilirler. Radikal İslamcı örgütler, küresel güçlerin kontrolünde iken, zaten onların amaçlarına hizmet ederler. Kontrol dışına çıkıp küresel güçlere karşı eyleme kalkışırlarsa, bu defa da bu eylemleri bahane edilerek işgal edilmesi planlanan ülkelerin işgaline ortam hazırlamış olurlar…