Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

PARANIN ÖRTÜLÜSÜ…

dervis_dersimli_1

Yürütmeye ait olan “örtülü ödenek” kullanma yetkisinin Cumhurbaşkanına verilmesi, fiilen “Başkanlık Sistemi”ne geçtiğimizi gösterir…

Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri Anayasa ile belirlenmiştir. Bu görevler arasında “örtülü ödenek” kullanmayı gerektirecek iş bulunmamaktadır…

Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 24. maddesinde “örtülü ödenek” (1) Anayasa’nın 104. maddesinde (2) ise Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri tanımlanmıştır.

Usulüne göre 104. maddesini değiştirmeden, yasa ile Cumhurbaşkanının yürütme yetkilerini genişletmek olanaksızdır. Dolayısıyla uygulanması halinde, anayasa değiştirilmiş gibi gözükecek olan bu yasa Anayasamıza aykırıdır…

Anayasa ile sorumsuz Cumhurbaşkanına verilmemiş olan bir görev, yasa ile hiçbir şekilde verilemez. Yürütme organı, yetki ve görevini Cumhurbaşkanı ile bölüşemez!..

Örtülü ödenek”, özellik arzeden, yüksek nitelikli güvenlik konularında harcanacak paradır. “Kapalı istihbarat” ve “kapalı savunma” hizmetleri olarak tanımlanan bu konular, devletin milli güvenliğini ilgilendirirler.

Hükümeti by-pass ederek, sadece Cumhurbaşkanının yürütebileceği ne gibi işler olabilir?

Örneğin Suudi Arabistan’ın bazı Arap ülkelerini yanına alarak Yemen’e başlattığı saldırıyı Hükümetimiz desteklemez, fakat Cumhurbaşkanı desteklerse ne olacaktır?.. Cumhurbaşkanının “örtülü ödenek”ten lojistik destek vermesini hangi güç engelleyebilecektir?

Cumhurbaşkanı tarafsızlığı ile bağdaşmayacak şekilde, her gün bir yerde, bir bahane ile Erdoğan’ın halktan 400 milletvekili istemesi örneği önümüzde duruyor. Seçim konularında en yetkili kurul olan YSK, “Cumhurbaşkanının icraatlarını denetleme, karar verme yetkimiz yok(3) diyor!.. Erdoğan’ın “Yeni Türkiye” dediği iki başlı bir devlet olursa, Afganistan, Irak, Libya, Suriye ve Yemen gibi Müslüman ülkelerin başı beladan kurtulamayacak demektir!..

ECEVİT’İN HATASI…

Ecevit, onu getirmek tek siyasi hatamdı dediği Kemal Derviş’e, daha baştan teslim olmuştu. Ecevit’in tek “siyasi hata” olarak gördüğü durumu, o tarihte kaset şantajı olamayacağına göre, Deniz Baykal bilinçli olarak tercih etmiştir: Kemal Derviş’i, önce milletvekili seçtirdi, daha sonra da istifa edip Birleşmiş Milletler’deki (BM) görevine dönmesini seyretti…

BM Kalkınma Programı Başkanı olan Derviş’in, içerisinde Y-CHP‘nin de bulunacağı, olası bir koalisyon hükümetinde, küresel güçler adına ipleri elinde tutacağı kesinleşti!..

Sırası gelmişken Ecevit’in kabul etmediği diğer hatalarına da biz temas edelim: Ecevit, her ne kadar tek siyasi hatası olarak, Kemal Derviş’e ekonomiyi teslim etmeyi kabul etmişse de gerçek hiç de öyle değildir. Bu konuda dürüst olmak gerekir. Ecevit’in Fetullah Gülen Cemaati ile işbirliği yapması ve Cemaat müritlerini devlet kadrolarına taşımasını Kemal Derviş olayı örtemez. Gülen okullarını ilk öven başbakan, cemaatleri “Yararlı-Zararlı” (4) olarak ayıran ilk siyaset adamı olarak tarihe geçmiştir…

Bunların yanında; Türk siyasetinin niteliksiz ve güdük kalmasının başlıca sorumlusu da Ecevit’tir. Cumhuriyet’in birikimli olan ikinci kuşağını kucaklamayı becerememiş, kaprislerine yenik düşerek inançlı aydınları dışlamıştır. Denebilir ki, biat kültürünün sol taraftaki en önemli temsilcisidir. Deniz Baykal-Ali Topuz ve Önder Sav gibi girişken siyasetçilerden olumlu yönde hiç yararlanamamış, solda bölünmenin en etkili tohumlarını DSP’sini kurarak atmıştır… Kuşkusuz Ecevit’in Türk siyasetine kattığı çok şey vardır. Fakat alıp götürdükleri ve gelmesini önledikleri daha fazladır!..

ANADOLULU KEMAL”

Dersimlinin, “Bugün seçim olsa yine CHP’nin adayı olarak Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu’nu gösterirdim” (5) dediği zat, CHP’den milletvekili olma teklifini kabul etmemiştir… Biz onu Cumhurbaşkanı seçebilmek için seferberlik ilan etmiştik. Bu kılıçların efendisi alem adamdır; yetkili organlarda görüşmeden, kimseye danışmadan, ABD Büyükelçisi ile bir otel odasında tek başına görüştükten sonra, Ekmeleddin’i CHP’lilerin önüne “tıpış tıpış” oy vermeleri için aday olarak koymuştu.

Dersimli arkasında ABD’nin desteğini hissedince şımarmıştır. Tek başına aday belirleyecek kadar ileriye gitmenin başka açıklaması olamaz!..

Memur Kemal” olarak girdiği siyasette, kısa sürede “Gandi Kemal” lakabını almıştır… Hemşerileri ona “Gundi Kemal” dediler. Ama o ısrar etti: “Dersimli Kemal’im ben” dedi… Bir ara “Öteki Kemal“i de denedi olmadı. Sonunda etrafındaki yağcılar, “Anadolu’nun Kemal’i”nde karar kıldılar… Bakalım nereye kadar!?

Bir tek Mustafa Kemal olmayı denemedi!..

Anadolu’dan büyük şehirlere göç eden her vatandaşın hiyakesi ile Anadolulu Kemal’inki aşağı yukarı aynı…

Söz yoksulluk çektiği günlere getirildiğinde, gözleri doluyor. Normaldir. Seçim öncesi “yoksulluk edebiyatı” ne de olsa yoksul halkı etkiler. Türk halkı yoksul olanı kendisinden biri olarak kabul eder. AKP’nin dört dönemdir başarı ile yürüttüğü “mağduriyet edebiyatı”, Anadolulu Kemal’e de getiri sağlayabilir mi göreceğiz!..

Dünyayı tek başına değiştirebileceğine inandırılmış bu zavallı delikanlı, bir kere küresel güçlerin eline düşmüştür!.. O yüzdendir; Kemal Derviş’i, Ekmeleddin İhsanoğlu’nu arayışı…

Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu felsefesinin çok uzağına düşmüştür. Bundan böyle Atatürkçü düşünceyi benimseyenlerle aynı havayı teneffüs bile edemez!..

Bu seçimde halka verecek bir şey vaad edemediğinden, geçmişte yaşadığı yoksulluğu pazarlıyor…

HER ŞEY AÇIK…

Merkezi Londra’da bulunan Kürt Araştırmalar Merkezi’nde konuşan Dr David L. Philips, 25 yıldır Kürtler üzerinde çalıştığını söyleyerek “İlk kez IŞİD sayesinde Kürdistan’ın dört parçası bir araya gelebilirdi” diyerek, gerçeği ağzından kaçırıverdi…

IŞİD bahane. Hatta denebilir ki, Kürdistan’ı kurmak için el altından örgütlenmiş El-Kaide gibi bir örgüttür…

CEMAAT’İN KUCAĞI…

Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç; ”Gökçek seçimlerde oy isterken bu yapının (Cemaat) kucağında oturmuştur. Bu yapıya Ankara’yı parsel parsel satmıştır. Yurt yerleri vermiştir. Zengin işadamlarına okullar yaptırmıştır. İmar planlarında değişiklik yaptırmıştır.” diyerek Gökçek’in suç işlediğini bildiğini itiraf etmiş ve onu yetkili makamlara bildirmeyerek de kayırmıştır. (6) Arınç’ın bu itirafına rağmen harekete geçmeyen makamlar da görevlerini ihmal ve kötüye kullanma suçunu işlemektedirler… Ne var ki, ufukta hesap soracak iktidara talip bir parti gözükmemektedir!..

AKP’NİN TABANI..

AKP tabanının önemli bir kesimi “Açılım” saçmalığına karşıdır. Erdoğan’ın “Kürt sorunu diye bir şey yok” sözleri üzerine yürekleri biraz ferahlamıştı. Sosyal medyada Doğu Perinçek’in bir ropörtaj sırasında Öcalan’la çekilmiş fotoğraflarını servis etmeye başlamaları, bu durumda olduklarının en somut kanıtıdır. Aksaray’ın sözcüsü İbrahim Kalın’ın, “Cumhurbaşkanımız devletin başı olarak sürecin arkasındadır ve olmaya devam edecektir” şeklindeki açıklaması üzerine, eşekten düşmüş karpuza döndüler!.. Acıdım vallahi!..

BİR PARTİ BAŞKA PARTİYİ NEDEN DESTEKLER?

Siyasi iktidara talip bir parti, başka bir partinin başarılı olmasını neden ister? Katıldığı 5N 1K programında; “HDP yüzde 10 barajını aşmasa ne olur?” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Aşmasını isteriz” şeklinde cevap vermiştir. Dolmabahçe’de açıklanan 10 maddeyle ilgili de “10 maddeye baktığımızda; ‘demokrasi, özgürlük, kadınlara eşitlik’ diyor. Bunlara kim itiraz edebilir ki” diyerek “Açılım”a da desteğinin sürdüğünü ifade etti…

Ecevit’in “Siyasal yaşamımdaki en büyük pişmanlığım” dediği olay Kemal Derviş’i çağırıp ekonomiyi teslim etmesidir. Kemal Kılıçdaroğlu ise, daha iktidara gelmeden ve koalisyon ortağı bile olması şüpheli iken, peşinen Kemal Derviş’e teslim olmuş, CHP’yi ipotek altına sokmuştur… (7)

Anlaşılıyor ki, Y-CHP iktidara gelme iddiası olmayan bir parti konumundadır.

İğrenç bir kaset operasyonu sonunda parti yönetimine gelmeyi içine sindirebilen Dersimlinin görevi bir kez daha ortaya çıktı: Solda başka bir parti kurulmasını engellemek ve duyarlı CHP tabanını “Aile Sigortası” ve “Emekliye İki Maaş İkramiye” gibi boş vaadlerle oyalamaktır. Bir önceki seçimde ortaya attığı iddialı “Aile Sigortası”nı bile bir sonraki seçime taşıyamayacak kadar çapsız olan birine kitleler güvenir mi?..

Sahibinin sesi Yurt gazetesi de CHP tabanını 7 Haziran sonrası için AKP-CHP koalisyonuna hazırlıyor. Birkaç hafta önce ise CHP-HDP ittifakı savunuyordu…

Y-CHP’nin Genel Sekreteri Gürsel Tekin, HDP’nin barajı geçmesi halinde mutlu olabileceğini söylüyor…

Bu Y-CHP’ye artık Atatürk’ün CHP’si denebilir mi?..

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5018.html,

(2) http://www.tbmm.gov.tr/anayasa.htm

(3)http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/238023/Secilmis_Diktatorler….html

(4) http://www.ilk-kursun.com/haber/215128/cemaat-sevdasi/

(5)http://t24.com.tr/haber/kilicdaroglu-bugun-olsa-yine-ekmel-beyi-aday-gosteririz,267261

(6) Madde 283 – (1) Suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkân sağlayan kimse, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.


(2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(7)http://www.aydinlikgazete.com/politika/akp-nin-onunu-acan-kemal-dervis-chp-yle-anlasti-h66169.html

BİZİM YALANCIMIZ İYİDİR!..

Trabzon_isgal

 

YALANSIZ SİYASET!..

 

CHP Trabzon İl Başkanı Güzide Uzun Önsel, CHP Genel Merkezi’nin kontenjanda ısrar etmesi sorununu, Kılıçdaroğlu’nun iki kez çözeceği sözünü verip de yerine getirmemesi üzerine, “Yalancıdan başbakan olmaz” dedi!.. (1)

Kılıçdaroğlu’nun yalancı bir lider olduğunu açıklamak zorunda kaldı…

İmralı’ya gidecek “İzleme Komisyonu” için “Haberim yok, gazetelerden öğrendim.Doğru bulmuyorum” diyen Erdoğan’ı, AKP’nin üç kurucusundan biri olan Bülent Arınç, “Her şeyden haberi var” diyerek yalandı!..

Arınç’ın sözlerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan için “yalan konuşuyor” demek istediğini anladık …

İktidar muhalefete, muhalefet iktidara “yalancı” demiyor artık!..

Herkes kendi yalancısını gösteriyor!..

Bakalım 7 Haziran‘da halk kimin yalancısına daha çok destek verecek!?

 

BİLGİSİZ ALİM!..

Kılıçdaroğlu’nun eline bir iddianame tutuşturmuşlar. Grupta okumuş:” Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’nın, ülke genelinde yani Türkiye’de herkese ait istihbarat bilgilerini sanal ortamda Detaylı Veri Analizi (Deva 1 ve 2) programı ile topladığı, program içerisinde ülkedeki herkese ait istihbari kişisel bilgilerin bulunduğu”nu söylemiş… (2)

CHP gibi bir partinin gelen başkanlık makamını işgal eden Dersimli: ”Yani bunu birisi bana anlatsa böyle saçma şey olur mu deriz. Biz fişlendiğimizi biliyorduk da 77 milyon neden fişleniyor. Hadi biz siyasetçiyiz, yahu taksi şoförünü niye fişliyorsun sen? 77 milyon insanı fişliyorlar” diyerek aklınca gündem oluşturacaktı. “Teknoloji cahili” olduğunu ispatladı…

Telekom’un özelleştirilmesinden sonra Türkiye BBG (Biri Bizi Gözetliyor) evine dönüştürüldü. Ulusal güvenliğimizi doğrudan tehdit eden bu özelleştirmeye o zaman ciddi bir muhalefet yapmıştı. Şimdi boş boş konuşuyor…

Dersimlinin “Sanal ortam”, “Sosyal medya”, “e-posta”, “depolama alanları” vb. hakkında zerre kadar bilgisi yok!..

Büyük olasılıkla bilgisayarı da daktilo gibi kullanıyor!

Bu işi bilenler bilirler…

“Facebook”, “Twiter”, “e-posta” vb. gibi internet üzerinden verilen hizmetlerden yararlananlar, şifrelerini unuttuklarında hizmeti sunan şirkete müracaat ederler!..

Bu şirketler UNUTULAN şifreyi yenilemiyor mu?

Kapattıkları sayfaları yeniden hizmete açan onlar değil mi?

Hizmeti sunan yabancı şirketlerden gizliniz saklınız mı var sanki?

Bütün bu yabancı şirketlerin kontrolündeki bilgiler; CIA, MOSSAD, KGB, MI6 gibi dünyaca ünlü istihbarat örgütlerinin elinde de değil mi?

Dünyanın bütün istihbarat örgütlerinin bilgi topladığı havuzdan, Türk istihbaratının veri toplamış olması suç gibi gösteriliyor!

Bu kadar geniş ve sınırız bilgi havuzundan, veri analizi yapmayan/yapamayan örgüte istihbarat örgütü denebilir mi?

“Sanal ortam”dan veri toplayıp, “analiz” yapmayan istihbarat örgütleri (Genelkurmay İstihbarat, MİT veya Emniyet İstihbarat), görevlerini yapmıyorlar diyebilirsiniz!..

Onları bu nedenle suçlamak mantıklıdır!..

Dersimli Kemal, istihbarat örgütlerini, CHP Genel Merkezi önünde bekleyen güvenlik şirketi ile karıştırıyor!..

Bu açıklamasıyla hükümetin sarsılacağını sanıyordu. Sadece dağa fare doğurttu!..

 

CHP’DE “SEYİT RIZA”SIZ GENÇLİK KOLLARI!..

Çanakkale Deniz Zaferi’nin 100. yıl etkinliklerine Cumhurbaşkanı ile muhalefet partilerinin genel başkanları katılmadılar…

O gün daha önemli ne gibi bir işleri olabilirdi?

Emperyalist orduların ilk defa yenildikleri bu savaş, kurtuluş savaşımızın da başlangıcıdır.

Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş bildirgesi sayılır…

Aynı zamanda emperyalizmin yenilebileceğini dünya halklarına göstermiş olmakla, dünyadaki kurtuluş savaşlarına örnek olmuştur…

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Y-CHP’si, sanki o gün yer yarıldı da yerin dibine girdi!..

Etkinlik yasaklarını kaldıran TGB ve TLB‘nin yanında, CHP Gençlik Kolları da olsaydı fena mı olurdu?..

Neyse ki, CHP’li gençlerden umudumuzu hepten kesmiş değiliz:

Gençler Trabzon‘dan meşaleyi yaktılar!.. Anadolu’yu Kuzey Doğu’dan aydınlatacaklar…

Karadeniz’in uşakları, CHP’nin il ve ilçe binalarının anahtarlarını da topladılar!..

İl Başkanlığı, basın açıklamalarını lahmacun salonundan yapıyor artık.

Genel Merkez’in ön seçim yapmamaktaki ısrarını protesto eden gençler, geri adım atacağa pek benzemiyorlar…

Galiba Y-CHP de, Erdoğan’ın ülkeyi şirket gibi yönetmesine özenmiş.

Trabzon şirket personeli olmayı kabul etmeyecek!..

İl ve ilçe yöneticileri ile kadın kolları birlikte hareket ediyorlar…

Bu Türkiye’de bir ilktir!..

Belli ki, örgüt yalancı genel başkan istemiyor artık…

CHP Trabzon Gençlik Kolları da Çanakkale’de destan yazan TGB ve TLB’liler gibi alkışlanmayı hak etti!..

Gelişmelere bakılırsa, yakında Y-CHP’nin “Mustafa Kemal’in yurttaşlarıyız”, “Hepimiz Seyit Rıza’yız” sözleri ile aldatılan gençlerini de saflarına çekecekler!..

Bu inançla partiyi sahiplenen gençler, pek yakında CHP Genel Merkezi’nin anahtarını da alırlar!..

MUSTAFA KEMAL’SİZ ÇANAKKALE!..

Diyanet İşleri Başkanlığı hızla Cumhuriyet’in kurumu olma niteliğini kaybediyor.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 13 Mart’ta Ankara Kocatepe Camii’nde okuttuğu “Çanakkale Şehitlerine…” başlıklı hutbede Atatürk’ün adı hiç geçmemiş!..

Bu kadarına bile yatıp kalkıp dua edelim. Bu densizler, Mustafa Kemal’i Anzakların komutanı olarak da gösterebilirlerdi!..

Yeni nesil Atatürk düşmanlarına göre; Çanakkale Savaşı’nda Mustafa Kemal’in önemli bir etkisi yokmuş!..

Güya asıl etkisi olan, gökten inen evliyalar ile şehitler imiş!..

Bir de Cenabı Allah’ın yardımları tabii…

Sormazlar mı adama, o saydıklarınız; Balkan Savaşı’nda, Sarıkamış’ta neredeydiler?

Şehitleri Cennet’in en ala makamına yerleştirirken, “Size ölmeyi emrediyorum” diyen muzaffer komutanlarını yok kabul edemezsiniz beyler!..

 

ERDOĞAN’SIZ AKP!..

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, seçimlerde PKK’nın partisi HDP‘yi destekleyecekmiş!..

Her topluluktan bir miktar hain çıkar!

Y-CHP‘nin Genel Sekreteri Gürsel Tekin:”HDP’nin güçlenmesi bizi mutlu eder” diyerek HDP’ye desteğini açıkladı. Gürsel’in tekin biri olmadığını biliyorduk… Bir defa da kendisi ispatladı…

Demek ki, küresel güçler Alevilerin Avrupa kesimini, Türkiye’nin bölünmesi planında yanlarına çekmişler!..

MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan ise, hala Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılananlar arasında “darbeciler” olduğunu savunuyormuş!..

Bir soru üzerine Bahçeli de aynı görüşte olduğunu açıklamış!..

MHP yönetimi başka gezegende yaşıyor belli…

TSK’ya Amerika’nın Cemaat üzerinden “kumpas” kurduğu ve bu davaların dijital kanıtlarının “üretildikleri” ortaya çıkmış iken, MHP’nin hala eski ezberini tekrar etmesi ilginçtir!..

Demek ki, küresel güçlerin yeni emirlerini tebellüğ etmemişler!..

ABD’nin ise acelesi var. Hem AKP’yi Erdoğan’sız istiyor, hem PKK’nın hükümetle resmi ilişkiler kurmasını…

Belli ki, Öcalan’ın dayattığı “İzleme Komitesi” dananın kuyruğunu koparacak…

Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın Erdoğan’a diklenişi, yeni emrin ne olduğunu açık seçik gösteriyor!..

Zira AKP’de Erdoğan’a karşı görüş beyan etmek öyle kolay hazmedilemez!..

Bizim tanıdığımız Erdoğan, bunun hesabını ilk fırsatta soracaktır ya da yakında beyaz bayrağı çeker gider!..

Y-CHP, Cemaat’le ittifak peşinde olduğuna göre, ABD Cephesi bayağı toparlanmıştır…

Elbirliği ile Erdoğan’ı alaşağı edebilirlerse, Humeyni gibi bir gece vakti Fetullah Hoca’yı Esenboğa’ya indirecekler!..

İki taraf da tehlikenin farkında olduğundan işlerine ciddiyetle asılıyorlar…

Bakalım sonunda kuyruk kimin elinde kalacak!..

Türk halkının kaybedeceği ise kesindir!..

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.viratrabzon.com/haber/chp-trabzon-orgutleri-ve-aday-adaylari-istifa-etti-16396.html

(2) http://www.hurriyet.com.tr/gundem/28476106.asp

 

KOZMİK ODA’YA YENİ BİR LİSTE!..

 

kozmik_oda_1

Türkiye’nin gündemine parti kapatma tartışmalarını Kılıçdaroğlu taşıdı…

Dersimli Kemal’in TESEV kurucusu olduğunu ilk defa açıklayan gazeteci, Ülkü Adatepe’nin çocuklarına, Atatürk’ün mirasından yeterli pay verilmediği iddiası ile İş bankası ve CHP’ye karşı dava açtıklarını söylemiş…(1)

Güya bu dava bahane edilerek CHP’ye kapatma davası açılacakmış!

Anayasa Mahkemesi, laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiğini tespit ettiği AKP’yi kapatmamış, ama CHP’yi bu uyduruk gerekçelerle kapatacakmış!

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural’a göre, yakında siyasallaşacak PKK’nın kuracağı (veya kurulu olan) partinin kapatılmaması için şimdiden önlem alınıyor…

İhtimal dahilindedir tabii…

Doğrusunu söylemek gerekirse, muhalefet görevini yapamayan CHP ile MHP kapalıdır zaten…

***

CHP’nin kapısına Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibini yönetime getirdiği 18 Aralık 2010 günü kilit vurulmuştu!..

Baksanıza, Y-CHP Milletvekilleri Aylin Nazlıaka ile Faruk Loğoğlu, genel seçimlerde hükümeti Türk halkına şikayet edecek yerde, şimdiden ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’e şikayet ettiklerine göre (2), CHP tarihteki yerini almış demektir…

İnsan sormadan edemiyor: Sen hey Öteki Kemal! Partin Y-CHP’nin kapatılmasını gerektirecek ne yaptın?

Yoksa Y-CHP’yi de “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” haline mi getirdiniz. Bunun için korkmanız gerekmez. Artık bu sebeple parti kapatılmıyor. O kapatma bilgisini size getiren istihbaratçıları, Y-CHP’li sanıyorsunuz galiba. Öyle mevkilerde CHP’lilerin bugüne kadar kalabileceğini düşünecek kadar saf olamazsınız…

Yine AKP tarafından iyi hazırlanmış bir senaryonun içerisinde rol aldınız!..

Kullanılıyorsunuz kısaca…

Kapatılmaktan asıl korkan AKP yönetimidir. Bunu o ince kafanıza sokun!..

Her ne kadar Cumhurbaşkanı da olsa böyle bir işten başı derde girecek olan Tayyip Erdoğan’dır…

Yürürlükteki mevzuatımıza göre, Yüce Divan’a gitmekten hiçbir şekilde kurtulamaz…

İç güvenlikte ve dış politikada yaptıkları icraatların çoğu, Türk Ceza Kanunumuzda suç olarak tarif edilmiştir…

“Kürt açılımı” bile başlarını ağırtmak için tek başına yeterlidir.

Koalisyon ortakları Cemaat’in bütün yaptıklarından müteselsilen sorumludurlar.

Hele de şu “Kozmik oda” meselesi var ya, başlı başına müebbet hapislik bir tablo getirecek karşılarına…

Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı İsmail Hakkı Pekin’in anlattığına göre; “Arınç’a suikast” yalanı ile başlatılan soruşturma sonunda, ordunun gizli bilgileri ve savaş planları Amerikalıların eline geçmiştir…

Bu bilgiler arasında; olası bir savaş sonunda, ordunun devre dışı kalması durumunda, Ankara civarındaki sivil direnişi örgütleyecek kişilerin listesi vardı…

***

Suikast iddiasını uyduran polis “F Tipi” kumpas ekibinden Polis Murat Yılmazer’miş.

Kozmik odanın aranmasına neden olarak gösterilen olayda, herhangi bir telefon ihbarı bile yok, hayali olarak düzenlenmiş bir tutanak üzerinden gidilmiş!..

Daha ne olacaktı?!..

CIA ile içli dışlı olan “F Tipi” çeteyi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kozmik odasına nasıl sokarsın?

Bir örgüte mensup olanları, “Türk Milleti Adına” karar verecek mahkemelere yargıç olarak nasıl atarsın?

İçişleri Bakanı’nın haberi olmadan, ABD Elçiliği’ne gidip brifing veren birini polis teşkilatında nasıl saklarsın?..

Bakın Amerika’nın 2016 başkan adayı Senatör Rand Paul ne diyor: “Kürdistan için kendi ellerimle yeni sınırlar çizeceğim, söz veriyorum. Türkiye, Irak ve Suriye’den toprak alınması gerekecek(3)

Eski CIA Başkanı çuvalcı general David Petraeus, “Öcalan’a hayranım” diyor…

Terör örgütleri listesini yırtıp atmışlar!..

Y-CHP’den sınırsız kredi alan AKP, bu ara “Akil İnsanlar”ını Apo’ya götürecekmiş…

Kırşehir Kaman’ın Hirfanlı Köyünde ABD Büyükelçiliği’ne ait araçlar ve Amerikan askerleri, Eğit-Donat Projesi için harıl harıl çalışıyorlar…

Bu adamları nasıl dost tuttunuz? Amerikalılara nasıl “model ortak” olursunuz?

Bu ne iştir?..

Bu tür soruların muhatabı, elbette AKP iktidarı olacaktır…

Sorgu zamanı geldiğinde, Yüce Divan’da müebbet hapis cezası istemiyle, sanık sandalyesine oturacakları gibi, partileri de Anayasa Mahkemesi’nce kapatılacaktır…

Bu muhalefetle, o günler uzak gözüküyor olabilir, ama olasılık dışı değildir.

***

İktidar, ilk sendelediğinde zaten tepetaklak yuvarlanacak…

Kabus olacak olan öyle bir günü yaşamamak için, bugünden ancak iki önlem alınabilir:

Biri, Devletin güvenliğini doğrudan ilgilendiren bilgileri sattıkları ülkelere sığınmak, diğeri ne pahasına olursa olun iktidarda kalmaktır

İran Şahı gibi sığınmak, dünyayı Cehenneme çevirmekten farksızdır. Ayakkabı kutularındaki dolarları bile ağız tadıyla yiyemez insan…

İktidarda kalmak en iyisidir.

Bunu bir kez daha başarabilmek için; arkanızda makarna ve kömüre muhtaç olan yüzde 50‘yi garanti edeceksiniz…

Bir de siyasi parti lazım tabii ki…

Aksi halde, milletvekili sayınız ne olursa olsun, parmak kaldırıp indirmekten başka inancı olmayan o insanları bir arada tutamazsınız…

Demek ki, parti her halükarda lazımdır…

***

O bakımdan, AKP için siyasi partilerin kapatılması görevini Anayasa Mahkemesi’nden almak, alınacak en akıllıca önlemdir…

Bu görevi, TBMM’ne verdiğinizde işi bitirdiniz demektir!

Mecliste çoğunluğu teşkil eden kapatılacak bir partiyi, kapatmak artık olanaksız hale gelmiştir…

Y-CHP’nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun rol aldığı oyun bu kadar basittir işte…

***

Kabul etmek gerekir ki, “Öteki Kemal” gerçekten bir görev adamıdır!..

En önemli konularda, iktidara hiç ama hiç bir sorun çıkartmamıştır:

Parti örgütüne danışmadan, “Kürt Açılımı”na peşin peşin sınırsız krediyi açmıştır…

Cumhurbaşkanlığı seçiminde de görevini tam yapmıştır.

ABD Elçisi ile bir otel odasında -üstelik de tek başına- konuşmasını saymazsak eğer yetkili organlarda tartışmadan Ekmeleddin’i aday olarak açıklayıp, RTE’ye Cumhurbaşkanlığı yolunu açmıştır…

Nasılsa “tıpış tıpış” oy vermeye gidecekler diyerek, oy verecek olanları da iyice huylandırmış ve Erdoğan’ın işini şansa bırakmamıştır!..

Türban konusunda da kendini kanıtlamıştır:

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararlarına rağmen, “Türbanı biz çözeriz” diyerek ortaya düşmüş; üniversiteye ve kamu kurumlarına kadar türbanı o sokmuştur…

TSK‘ne karşı kurulan kumpasa ise, suskun kalarak desteğini sunmuştur…

Çok sıkıştırıldığında; “Ordu darbecilerden temizlenmeli” diyerek, kumpasçılara “siz işinize bakın” anlamına gelecek şekilde göz kırpmıştır!..

İşin içerisinde iki de CHP Milletvekili vardı, ancak o kadarını yapabilmiştir…

AB’nin Türkiye’nin önüne bir görev olarak koyduğu; Atatürk ve İnönü’yü itibarsızlaştırma işinde de üzerine düşeni fazlasıyla yapmıştır:

Daha ne yapsın, Sebahattin Ali cinayetini bile İsmet Paşa’nın üzerine yıkmıştır…

Dersim İsyanı’nı “soykırım” gibi göstermiş, Seyit Rıza’yı kahraman ilan etmiştir…

İsyanın nedenini ise; muhtarın genç ve güzel ikinci karısını “musallat olan” karakol komutanının üzerine yıkmıştır!..

***

Belli ki, küresel güçler, AKP’nin kapatılmasını önleme işini de Dersimli Kemal’e ihale etmişlerdir!..

***

Düşmanın bu sıra öğrenmek istediği: Türk ordusunun savaş sırlarıdır; Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı sırasında gösterdiği olağanüstü savaş yeteneğidir…

Yunan’ın Ege’yi işgali ve Kıbrıs’tan bildikleri “sivil mukavemet”i, nasıl yürütüyorlar, bu sivillere kimler komuta ediyor, bu soruların yanıtını merak ediyorlar!..

Askere “Süngü tak, yat” emirlerini veren komutanlar nasıl adamlardır?

“Size ölmeyi emrediyorum” şeklinde gelen emre, Türk askeri nasıl ve neden itaat ediyor?

Yer küre üzerinde, emperyalizmi ilk defa yenen bu şanlı ordu dağıtılsa bile, kozmik odadaki liste ele geçirilmedikçe, rahat uyuyamayacaklardı…

Bu yüzden, hain işbirlikçilerinden ilk istedikleri o isim listesi olmuştur…

Adamın birine göre; ordu darbecilerden sonra, suikastçılardan de temizleniyordu!..

***

Bu işe alet olanların tümü “casusluk suçu”nu işlemişlerdir…

AKP’nin “Cemaat bizi kandırdı” savunması hiçbir şekilde geçerliliği yoktur!..

Kişiler kandırılabilir ama, duyguları olmayan devletin ve organlarının kandırılması mümkün değildir!..

Yasaların ve teamüllerin yerine, yöneticilerin duyguları koyuldu mu, o zaman iş değişir tabii…

Böyle bir durumu alkışlayanlar ve destekleyen halk da suçlular kadar sorumludur!..

O yüzden, bu vahameti bilen AKP, ne pahasına olursa olsun iktidarı bırakmayacaktır!..

İki kişiden biri” arkalarında oldukça, iktidarı onlardan böyle bir muhalefet alamaz elbette!..

Hele de muhalefet ele geçirilmiş ise, bu iş kolay kolay başarılamaz!..

Bu yüzden; yeni bir ittifak kurulmalıdır: Y-CHP yan çizerse; Vatan Partisi, Anadolu Partisi ve Ulusalcı CHP’lilerden oluşacak yeni bir “liste”yi Kozmik Oda’ya yerleştirebiliriz!..

 

Av. Cemil Can

 

DİPNOTLAR:

(1) http://www.gercekgundem.com/siyaset/109001/iste-chpye-acilan-davanin-belgesi

 

(2) Kerry’e yazdıkları şikayet mektubunda; “Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğü başta olmak üzere temel özgürlüklerin kötü ve alarm verici durumu artık bütün dünyadan bilinmektedir” demişler. Hükümeti eleştiren gazetecilerin işlerinden kovulduklarını ya da hapse atıldıklarını da vurguladıkları şikayet mektubunda; Samanyolu Grubu Başkanı Hidayet Karaca’ya destek verdiler…

http://www.haber7.com/ic-politika/haber/1319211-chpli-vekiller-hukumeti-abdye-sikayet-etti

 

(3) http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/kurdistan-icin-turkiyeden-toprak-alinacak-769243/

AAAH ŞU TRABZONLULAR!..

dag_menekseleri_11

BAŞKASINA MUTLULUĞU ÇOK GÖRMEYİN!..

Görevini tarafsızlık içerisinde yürüteceğine yemin eden uzun adam, meydan meydan dolaşarak eski partisine oy topluyor.

İktidarı söz konusu olunca, yemini teferruat gibi görüyor.

Potomyalı bu yüzden her türlü milliyetçiliği ayaklar altına almıştı. Şimdi de Anayasayı çiğniyor…

İçişleri Bakanı Efkan Ala da aynı yolda yürüyor. Meclis kürsüsünde bile “Bu Anayasayı tanımıyorum” diyebiliyor!

Ala da bakanlık görevine başlamadan önce yaptığı, “anayasaya bağlılık yemini”(1) çiğnedi gitti…

Taktik hep aynıdır. AKP iktidarı neyi değiştireceklerse, önce çiğniyor. Geçmişte de hep öyle yapmışlardı. Bir türlü uyanamıyoruz!..

Şimdi de gözümüzün içerisine baka baka Anayasayı değiştirip, başkanlık sistemini getirecekler…

Bunun için 400 milletvekiline ihtiyaçları var…

Cumhurbaşkanı “ve Başbakan tabii ki” Erdoğan, iktidarda kalabilmek için, 30 bin yutttaşımızın katili Öcalan ile müzakere etmekte bir sakınca görmüyor…

Türk Milletine ait olan (ve Anayasamızın 6. maddesinde ifadesini bulan) “egemenlik(2) yetkisi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde terör örgütü PKK’ya bırakılmış…

Doğu Akdeniz’deki petrol arama haklarımızı Rumlara, Ege’deki 16 adamızı Yunanistan’a ve sınırlarımız dışındaki tek toprak parçamızı IŞİD’e bırakmakta da sakınca görmeyen AKP iktidarı, seçimlere birkaç ay kala, sorun çıkartılmasını hiç ama hiç istemiyor…

İki kişiden birinin kafasında soru işaretleri ve ünlem belirmesin istiyorlar…

ORDU DÜŞMANLIĞI!..

Ekonomistlere göre, kriz yumurta gibi kapımıza dayanmış…

Sıcak para ile yürütülen işler, doların yükselmesi ile durma noktasına gelmiştir.

Muktedirin bu seçimlerde halkı aldatabileceği bir tek enstrümanı kalmış.

Güya PKK’ya silah bıraktıracaklardı da şehit cenazeleri gelmeyecekti…

Bu şekilde bir defa daha seçimi almak işten bile değildi.

Ne var ki, Kandil, silah bırakmayacağını açıklamış…

CIA‘nın Türkiye uzmanı ABD’li Henri Barkey de Irak’taki durum nedeniyle PKK’nın silah bırakamayacağını söyledi. Wall Street Journal’e verdiği demeçte; olayın adını “çatışmasızlık” olarak koymuş. (3) Kürtler, ABD için daha çok savaştırılacaklar… PKK istese de silah bırakamaz artık!..

Proje tutarsa, AKP’nin gizli ortakları Bahçeli ile Kılıçdaroğlu’nun “anaları ağlamayacak”!..

O yüzden, İmralı’nın hükümetin eline tutuşturduğu 10 emri, muhalefet olarak olumlu karşılamışlar.

Apo’nun 10 emrine Dersimlinin ekleyebileceği bir tek cümlesi vardı.

Kılıçların efendisi:

”İki taraf da silahları bırakacağını açıklayacağını söyledi. Böyle bir şey olursa mutlu oluruz” dedi… (4)

Kılıçdaroğlu, mutluluğunu 76 milyon Türk halkının mutsuzluğuna bağladı: Hazret, bir tek milli ordunun silah bırakması ile mutlu olabilecek! Böyle bir şeyi düşleyecek kadar; şaşkın, sığ görüşlü ve haindir yani…

Paralı askerlik” gündeme geldiğinde de benzer sözler etmişti:

“Biz geçmişte parası olan askere, parası olmayan nöbete anlamına gelen AKP’nin teklifine itiraz ettik, parası olmayan da bedelliden yararlansın dedik” demişti…(5)

Dersimlinin istediği, ordunun toptan terhis edilmesi gibi bir şeydir!..

Gazeteci Erdal Emre’ye yazdırdığı “Öteki Kemal” adlı kitabında; sinsice orduya düşmanlığını sürdürmeye devam ediyor hala…

Güya, babası kendisine anlatmış: Dersim İsyanı, karakol komutanının, muhtarın genç ve güzel ikinci karısına, ahırda tecavüz etmesi ve bu güzel kadının intihar etmesi ile başlamışmış!..

O olay üzerine, Dersimliler karakolu basıp, askerleri öldürmüşlermiş. Masalda tecavüzcü başçavuşun akıbeti yok nedense! Mirasçılarından mı korkuyor ne! Masaldan anlaşıldığına göre, “Öteki Kemal”in “Hepimiz Seyit Rıza’yız” diye öykündüğü dedesinin talimatı ile, gariban suçsuz askerleri yok yere öldürmüşler!..

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde, kadınları etkilemek için güzel bir masal!..

Dersimli, gerçekten güvenilmez bir adamdır. Uludağ’ın gazoz reklamı bile, onun uyduruk masalından daha etkilidir…(6)

Dersimlinin ordu düşmanlığının arkasında, çocukluğunda dinlediği bu masallar yatıyor olamaz. ABD’yi arkasına alıp, TESEV‘de işbaşı yaptıktan, orduya saldırmaya başlamıştır. Kim bilir, belki de askerliğini yaptığı İzmir 53. Er Eğitim Tugayı’nda yanaşık düzende başına bir hal gelmiştir.

Onu da anlatsın da öğrenelim bari…

Ergenekon ve Balyoz davalarına da; “Biz yargılanmasınlar demiyoruz” diyerek, dolaylı destek verdiğine göre, Ordu’ya düşmanlığı bilmediğimiz o askerlik hatıralarından kaynaklanıyor olabilir..

DERSİM SOYKIRIMDIR” İDDİASI DA TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE…

Dersim’de de “soykırım” yapıldı zırvalarını bugünlere taşıyan (7) ve “Ermeni Soykırım” yalanlarına zemin hazırlayan Cumhuriyet düşmanları, Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda (Soykırım Sözleşmesi’nin ihlal edildiğine ilişkin iddialarla) Sırbistan ile Hırvatistan arasındaki görülen davada, verilen karar ile kıçları üzerine oturdular…

Kararın gerekçesinde; “tehcir”in soykırım olmadığına vurgu yapılmış.(8)

Bu karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görülmekte olan Perinçek Davası‘nın da nasıl sonuçlanacağını gösteriyor.

Dolayısıyla, Ermenistan ile kol kola, Dersim’de de “soykırım” yapıldığı iddiasını savunanların sarılabileceği ip kalmamıştır…

Bunu sezinleyen Dersimli Kemal, kocakarı yalanlarını tekrar ederek, bir süre daha Alevileri aldatabileceğini hesaplıyor…

AKIL ALMAZ VE AKILLANMAZ BİR TOPLUMUZ!..

Ön seçim”ler her zaman beklendiği gibi sonuçlar vermiyor tabii.

Malatya’dan Veli Ağbaba, açık ara farkla ipi göğüslemiş. Adıyaman’da Dr. Selçuk Tabak, Mersin’de Hüseyin Çakmak ve Zonguldak’ta Şerafettin Turpçu birinci sıralara yerleşmişler…

Y-CHP Genel Merkez’i ilk yenilgiyi, örgütün üstünü çizdiği Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ile yaşadı. Oh olsun, yüreğimiz yağ bağladı!..

Artvin, Trabzon ve Çanakkale illeri, kontenjan uygulamasına kazan kaldırmışlardı. Fakat bu işi bir tek Trabzon örgütü eyleme dönüştürmüştür…

Bizim uşaklar, otobüslere atlayıp Ankara’nın yolunu tutmuşlar. Sonuç da almışlar. Kutlarım…

Trabzon’da 21 Martta ön seçim yapılacak…

Böylece Genel Merkez ikinci yenilgisini Trabzon’dan alıyor!..

Çoğu kimse bilmez, Zonguldak’ta yaşayanların çoğu Trabzonludur…

Trabzonlular tuhaf insanlardır: Dürüst, cahil, cesur, yurtsever ve biraz da saftırlar!..

Nazım’ın şiirlerindeki gibi yani…

Temel ile Fadime fıkralarını bile kendi evlerinde üretmişlerdir!..

Bakarsın, “Hiç kimseden hiçbir şey beklemeksizin bir şarkı gibi ölebilirler.” (9)

Kullanılmaya da son derece müsait yapıları vardır hani…

Bir taraftan PKK‘nın proje ortağı AKP’ye, yüzde 70 oranında (10) destek verirler, diğer taraftan PKK‘nın siyasi uzantısı HDP’nin Trabzon’daki il başkanlığına kiralık daire verilmesine karşı çıkarlar…

Rahip Santoro cinayeti, McDonald’s'ın bombalanması, Hrant Dink cinayeti, TAYAD adına bildiri dağıtanların linç edilmek istenmesi gibi olaylarda, hep aynı insan tipi vardır…

Kimselerin aklını beğenmezler ama bir türlü akıllanmazlar da…

Av. Cemil Can

 

 

DİPNOTLAR:

(1) ANAYASA m.81 (Andinçme): Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler:

Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma;toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”

(2)Egemenlik(Hakimiyet): Bir toprak parçası ya da mekan üzerinde kural koyma gücü ve hukuk yaratma kudretidir. Bu güç siyasi erkin dayattığı yasallaşmış bir üst iradeyi ifade etmektedir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Egemenlik

(3) http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/cia-dan-acilim-yorumu-h51742.html

(4)http://www.ensonhaber.com/kilicdaroglundan-silah-birakma-cagrisi-hakkinda-aciklama-2015-02-28.html

(5)http://www.haberinadresi.org/haber/politika/kilictaroglu-bedelli-icin-bakin—ne-dedi/1948.html

(6)http://nediyor.com/2015/03/08/uludag-gazozun-gazoz-olma-adam-ol-ilani-gundemde/

(7) BDP Genel Başkan Yard. Gülten Kışanak, Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu Başkanı Yaşar Kaya, Avrupa Parlamentosu “Birleşik Sol” grubu üyesi Kürt kökenli Feleknas Uca, Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloku Dersim Bağımsız Milletvekili Adayı Ferhat Tunç, HDP Ağrı MilletvekiliHalil Aksoy ve HDP Grup Başkanvekiliİdris Balukengibiler...

(8)http://www.aydinlikgazete.com/politika/soykirim-tezine-lahey-darbesi-h64607.html

(9) http://www.siirleri.org/siir/1096/Kuv%E2yi+Milliye+-+%DC%E7%FCnc%FC+Bap.html

(10)http://secim.haberler.com/cumhurbaskanligi-secimi/trabzon-secim-sonuclari/

 

ÖTEKİ KEMAL

ÖTEKİ KEMAL”DEN KURTULMAMIZ ŞART

AİHM‘nin “Ermeni Soykırımı” iddiaları ile başlatılan sürecin sonunda; işi bilim adamlarına havale etme kararını, bir tek anlayamayan Ermeni Diasporası ile Dersimli Kemal’di…

Tarihte yaşanan olayları, en doğru şekilde bilim adamları tanımlayabilir.

Geçerli kanıtlara dayanmayan, dedikodu düzeyindeki rivayetler, hiçbir şekilde dikkate alınamaz!..

Tarihe en doğru ışığı ise ciddi devletlerin arşivleri tutabilir…

Dersimli Kemal, adını “Öteki Kemal” olarak değiştirip, imaj düzeltmeye çalışırken, yine çamları devirdi!..

Gazeteci Erdal Emre’nin Destek Yayınları’ndan çıkan “Öteki Kemal” adlı kitabı, Kılıçdaroğlu’nun anlatımlarından oluşuyor.

Dersimli, çocukluğunda akşamları yapılan sohbetlerden aklında kalan yalanlara hala inanıyor!

Cumhuriyet düşmanlığı ve Cumhuriyetin kurucu önderlerine karşı kinin nedeni şimdi daha iyi anlaşılıyor…

Bakın Dersim İsyanı’nın çıkma nedenini nasıl bellemiş:

“….. Sonraki yıllarda rahmetlik babam, jandarmanın kadınlara sarkıntılık yaptığını anlatmıştı. Hatta isimler filan da var. Ben de babama, bunları bir ara yazmasını söylemiştim. Yazıp bana bırakmış ama o notların şimdi nerede olduğunu bilmiyorum. En son bu köprü (Pah Köprüsü) yakılmadan önceki zamanda, iki eşi olan bir muhtar var, küçük eşi çok güzel. Karakol komutanı, muhtarın bu eşine göz koyuyor.

Muhtarı karakola davet ediyorlar. Sonra adamı nezarete atarak, gidip kadına tecavüz ediyorlar. Kadın da ahırda kendini asıyor. Bu olayın ardından da oradaki insanlar bir araya geliyorlar ve gidip karakolu basıyorlar, askerleri öldürüyorlar. Ondan sonra Dersim isyan etti diye olay büyüyor. Böyle söylendi. En azından olayların patlak vermesi böyle anlatılıyor. Patlak vermesi bu. Yani jandarmanın baskısı aslında…. “

İsyana karışanların çocuklarına; dedelerinin ve babalarının yaptıklarından utanıp, ezik büyümesinler diye, anneleri çoğunlukla böyle uydurma hikayeler anlatır…

Gerçeği söyleyemezler…

Bunu doğal kabul etmek gerekir. Ahmaklık; bu masalların inanılarak anlatılmasıdır…

Cumhuriyet’in en büyük şansızlığı; böyle kafaya sahip birinin hala Atatürk’ün koltuğunda oturmakta olmasıdır…

Cahil ve saflığından böyle konuşmuyorsa eğer, düşmanla işbirliği yapan feodal eşkiyayı aklamaya çalıştığı tartışmasızdır…

Gençleri “Hepimiz Seyit Rıza’yız” diye bağırtıp şaşırtması, kendisinin “Dersimli Kemal’im ben”  diyerek yırtınması, belli ki çocukluğundan kalma rahatsızlığıdır…

AKP Miletvekili Tülay Babuşcu’nun, “Bizans dostu kahpe İnönü” şeklindeki Twitter mesajı bile, Dersimli’nin bu beyanın yanında hafif kalıyor…

EN BÜYÜK ŞANSSIZLIĞIMIZ

Bir başka acı gerçek ise, Öteki Kemal’in kontenjan kullanarak CHP’nin çıkartacağı milletvekillerinin yarısından fazlasını belirleyecek olmasıdır…

Tercih edeceği kişilerin, kendi kafa yapısı ile uyumlu olması beklenen bir şeydir!..

İşte felaketimiz de bu noktada başlamaktadır!..

Öteki Kemal, AKP-PKK ittifakına her türlü desteği zaten veriyordu.

Öcalan’ın gönderdiği 10 başlığın, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda en kararlı savunuculuğunu onun Y-CHP’si yapmıştı…

Analar ağlamasın” edebiyatını da o başlatmıştı…

TSK’ya kurulan komplo karşısındaki iğrenç tutumunu “Biz yargılanmasınlar demiyoruz ki…” şeklinde başladığı cümlelerden biliyoruz…

CEMAAT VE HDP İLE İTTİFAK

Meğer ordu düşmanlığı çocukluğundan kalma bir arazmış…

Öteki Kemal, şimdi Cemaat ve PKK ile al takke ver külahdır!

Dersimli’nin HDP ile ittifak ve Cemaat’i CHP listelerinden Meclis’e taşımak gibi hain planları da vardır…

Parti olarak seçime girmeye karar veren HDP, barajı aşamazsa kendi milletvekillerini doğrudan AKP’ye aktarmış olacak!

Y-CHP ile ittifakı gerçekleştirerse, bu defa da bir kısım HDP milletvekili CHP üzerinden Meclis’e girecek!

Böylece Kürtlere, bir seçimde iki kat milletvekili bırakılmış olacaktır!..

Çift sarılı yumurta gibi…

O zaman AKP-PKK ittifakı, yeni anayasayı gündemine daha rahat alabilecek!

Cumhurbaşkanı ne yapacağını biliyor, tarafsızlığı bir kenara itti. Fiili olarak başkanlık sistemini uygulayarak kendi yolunda yürüyor zaten…

Bu planı da tutarsa, Cumhuriyet’e elvada diyeceğiz!..

O bakımdan CHP’lilerin Öteki Kemal’den mutlaka kurtulması gerekiyor…

ÖNSEÇİMLER HAYATİ ÖNEME SAHİP

Önseçimler için ayrılan kontenjanlara ilgi bu yüzden fazla.

Üyelerin belirleyeceği yeni isimler, çok önemli tarihi bir görevi yerine getirecekler.

CHP üyelerinin oy vereceği aday adayları, Öteki Kemal’e benzememeli...

Denebilir ki, CHP’deki önseçimler, rejimin de kaderini belirleyecektir!..

Seçimlere kadar bu gerçekleri halka anlatmak, imkansız gibidir…

Bunun için ne yeterince zamanımız var ne de aracımız.

CHP’nin 1 milyondan fazla üyesine ve 13 milyon seçmenine ulaşmak çok kolay değil…

1216 delegenin yarıdan fazlasını ikna etmek daha mantıklıdır…

18. Olağanüstü Kurultay’da Dersimli Kemal’e 740 oy çıktığını unutmayalım.

150 delege daha uyanıp gereğini yapsaydı, Y-CHP tarihteki yerini alacaktı…

Genel seçimlerden sonraki kurultayda partiyi işgalcilerden geri almak son şansımızdır…

İŞGALCİLERİ GÜÇLENDİRMEMEK LAZIM

Bu yüzden, doğrudan delegeyi muhatap almak gerekiyor.

Delege listesine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Delegeler, Sosyal Medya üzerinden de bulunabilirler.

Vakit tükenmek üzeredir; uyarı görevimizi asla ihmal etmemeliyiz…

Atalarımız, düşman işgali vardır diye ülkeye düşmanlık yapmadılar!..

İşgalcileri destekleyip, güçlendirmediler de.

Onları hiçbir zaman meşrulaştırmadılar

İşgali kırmak için milli kuvvetleri topladılar.

Bizim de CHP’deki işgali kırmak için izleyeceğimiz yol bu olmalıdır.

Yoldan çıkanları teşhir edip, düşmanla kol kola girenleri parmakla işaret edip göstermeliyiz…

6 Ok‘u “yeniden yorumlama” hilesi ile inkar edecek olanların peşinden gidemeyiz!..

Atatürk’e “kefere Kemal” diyen CHP’nin Tanıtım ve Propagandadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bekaroğlu gibiler, bizi düzlüğe çıkartamaz, iktidara taşıyamazlar!..

Önderliği bizden olmayanlara bırakmak en büyük aymazlıktır…

Av. Cemil Can

 CHP_Delege_Listesi