Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

İSTERİM VALLAHİ!..

taban-ikna-edilir

Almanya doğumlu, Yahudi kökenli ABD eski Dışişleri Bakanlarından, ünlü diplomat ve siyaset bilimci Henry Alfred Kissinger: “Kendi içimizdeki hainleri en ağır şekilde cezalandırır, başka ülkelerin hainlerini ise el üstünde tutarız” demiş…

Kimin ülkesine hainlik yaptığını anlamak için en kolay yöntem bu itiraftan çıkıyor.

Buna göre, ABD’nin el üstünde tuttuğu politikacılara kesinlikle tedbirli yaklaşmak gerekiyor…

7 Haziran seçimlerinden sonra, ABD Türkiye’de hangi partilerin hükümet kurmasını istiyor?

Bunun için hangi politikacıları yeniden sahaya sürüyor?

Onlar bu “görevlendirmelere” ne diyor?

Bugüne kadar savunageldikleri; kırmızı çizgilerden, ilkelerden birden bire nasıl çark edebiliyorlar?

Bunun  için geçerli gerekçeleri var mı?

Artık bu ve benzer soruların yanıtlarını kendimiz bulmak zorundayız…

Hepsinden önemlisi, bugüne kadar bir tek başarıları olmayan bazı önemli zatlar, “millet iradesi”nin hangi yönde olduğunu nasıl anlayabiliyor, onu da öğrenmeliyiz!

Yoksa bazı kişilere “vahiy” yoluyla mı bilgiler iniyor?

Halkı aptal yerine koyan bu siyasetçileri el üstünde tutan küresel güçler, bütün bu olup bitene ne diyorlar?

Hezimet olarak değerlendirilebilecek seçim sonuçlarından, seçmenin AKP-CHP koalisyonu istediği sonucunu çıkartmak, ancak olağanüstü niteliklere sahip olanların işidir!

Halkın oy vermeyerek desteğini çektiği iki partiden son talebinin; bir araya gelip hükümet kurmaları şeklinde yorumlamak için insan üstü varlık olmak gerekiyor!..

Aslında bu bir araya gelme çabası, halka karşı olmuyor mu?

Deniz Baykal, delinmedik bir kulağının arkası kalmış,  açıkça AKP’yi işaret ediyor: “Milletin tercihine saygı duymak onu zorlamamak gerekiyor” diyor… (1)

Baykal’a göre, halkın tercihi AKP-CHP koalisyonudur…

AKP 13 yıldır iktidar, Y-CHP ana muhalefet olarak aynı süreyi taşları yoldan temizlemekle geçirdi… Gizli kapaklı işleri yok!

Son seçimde ikisinin de oyu azaldı.

Halkın bu iki partiden desteğini çektiği son derece açık iken Bay Baykal, bugün neden tam tersi düşünceyi savunuyor?

Yani demek istiyor ki; halk AKP ile CHP’nin oylarını koalisyon kursunlar diye azaltmış!

Bu görüşe göre, Türk halkı, siyasi iktidarı oy vererek değil vermeyerek belirliyor…

Bu parlak fikrin sahibi, gazi Meclisin son başkanlığına talip.

Bugünlerde kapı kapı dolanıp destek arıyor…

Bir başka özelliği de Meclisin en tecrübelisi ve en yaşlısı olmakmış. Yaş da para ediyor artık…

Meclis Başkanlığına seçilirse, özel kalem müdürlüğüne getireceği kişiye şimdiden çok acıyorum!

İşi gerçekten de zor olacak çünkü…

***

Halk Y-CHP’ye AKP ile koalisyon yapma görevi vermişmiş!!!

Lakin miting meydanlarında bu yönde bir tek söz söylenmemiş…

Bütün partiler AKP’yi iktidardan düşürmek içi oy istediler, şimdi bizimkiler kalması için olmadık laf cambazlığı yapıyorlar…

Güya halkın istediği buymuş, onlar sadece tercümesini yapıyorlar!..

Y.Nuri Öztürk Hocanın bir konuşmasında Deniz Baykal ile ilgili yaptığı “Yumurtasını pişirmek için ülkeyi yakar” tespiti, Kılıçdaroğlu için de geçerlidir…

Livaneli’nin Baykal hakkındaki yazısını (2) okuduktan sonra; boşuna yere “yok daha neler” demiştim…

Kaset olayı ile kaybettiği itibarını geri alabilmek için, AKP’nin iktidarda kalmasını gözünü kırpmadan kabul edebilirmiş meğer.

Bu yolda CHP’yi de rahatlıkla harcayabilir

5 seçimdir “hırsız” diye suçlanan bir partiyle ortaklık yapmak, hiç bu necip halkın isteği olabilir mi?

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce, ABD elçisi ile bir otel odasında, üstelik de tek başına, 2,5 saat ne konuştuğunu açıklayamayan Dersimli Kemal  ile 7 Haziran seçimlerden hemen sonra, sıcağı sıcağına, Erdoğan ile baş başa konuşmak üzere Ankara’ya koşan Baykal‘ın, gizli ajandaları olduğuna eminim!..

Küresel güçler ikisini de el üstünde neden tutuyor acaba!

İkisini de bir birine muhtaç hale getirmişler…

Birinin eline, diğerinin açığını vermişler tabi!

Bu durumu iyi kullanan emperyalistler, ne Baykal’ın eski gücüne kavuşmasına ne de Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye tam hakim olmasına izin verirler…

Erdoğan ise “CE-HAA-PEEE ZİHNİYETİ”nin değiştiğinden emindir şimdi…

Zaten Kılıçdaroğlu da berbat Türkçesi ile “Rövanşist (3) olmayacağız” diyerek, teminatını vermiştir…

Açılıma açık çek verdiği gibi…

Aklınca “intikamcı” olmayacağız demek istemektedir…

Belli ki, yolsuzlukların, hırsızlıkların ve kanunsuzlukların hesabını sormaktan vaz geçtiler…

Ah, bu küresel güçler nelere nelere kadirdir…

Dersimli Kemal sözlerine açıklık da getirmiştir: “Devr-i sabık(4) yaratmayacağız” diyerek, ne yapmak istediğini açık açık anlatmıştır!..

Emir büyük yerden gelince, çaresiz 13 yıllık AKP iktidarlarını aklayacaklar!..

Çam devirdiğini anladıktan sonra, güya bir düzeltme de yapmıştır hazret (5)

Lakin halkla arasında ciddi bir güven sorunu olduğu için yeterince inandırıcı olamamıştır…

***

Olası AKP-CHP koalisyonun ilk işi para bulmak olacak…

Bunu için uluslararası finans kuruluşlarının “ön açması” lazımmış.

Bu iş için de Kemal Derviş kritik rol oynayabilirmiş!..

Anlayacağınız; parayı Derviş’e bulduracak, kendileri düdüğü çalacaklar…

Ne kadar akıllılar değil mi?

İşler bu noktaya geldikten sonra, en kısa sürede büyük kurultayı toplayıp CHP’yi feshetmek yapılacak en doğru harekettir!..

 

Partinin geri alınabileceğinden umudumu kestim…

 

Fesihten sonra Dersimli ile SOROS’CU arkadaşları AKP ile Y-CHP olarak ortaklıklarını kurabilirler…

 

CUMHURİYETİ KURAN PARTİYİ, İHANETLERİNE ORTAK ETMELERİNE RAZI DEĞİLİM…

 

Dersimli Kemal’in papağan gibi 5 seçimdir tekrarladığı, tekrarlandıkça da oy kaybına neden olan yolsuzluk ve hırsızlıkları aklama işinde, hiç değilse Atatürk’ün CHP’si yer almasın isterim…

 

Kişiliği güven vermez bir liderin, “hırsız var” feryadına inanmayan bu millet, hiçbir vaatlerine zaten itibar etmemektedir!…

 

AKP’den kurtulmanın yolu Y-CHP’ye veya HDP’ye oy vermek değildi!..

Seçmen, bir yolunu bulup AKP’den kurtulsa da Y-CHP bir yolunu bulup AKP’yi başımızda tutacaktı zaten!..

 

Yaşayarak gördüklerimizi ayrıca ispat etmek gerekmez…

 

CHP işgalden kurtarılmadan TÜRKİYE işgalden asla kurtarılamaz.

 

Bu yüzden CHP’li olmayanlara da görev düşmektedir!..

 

***

Dersimlinin kamuoyunun bilmediği bir büyük kabahati mi var acaba!

Küresel güçler, şimdi o kabahat dosyasını önüne koymuşlar ve istediklerini yapmaya mecbur bırakıyorlar…

Günahı kadar sevmediği Baykal’ı öne çıkarması bu mecburiyetten olamaz mı?

İster misiniz, Baykal’a kaset operasyonunda bir rol üstlendiği kanıtlansın!

Ben isterim vallahi!..

Erdoğan gibi Kılıçdaroğlu’nu da siyasete “armağan” eden Deniz Baykal’dır…

Sonunu getiren de o olsun!

İsterim vallahi…

Olsun…

***

Ne olursa olsun, AKP gitsin düşüncesi ile Y-CHP ile HDP’ye oy verenler, aldatılmışlık duygusundan çok daha fazlasını yaşıyorlar.

O tarafta korkunç travma var!

HDP’ye oy verdiğini söyleyen bir dostum, kendini tecavüze uğramış gibi hissettiğini söyledi…

“AKP’nin gitmesini sağlarız diye yediğimiz halt, tam tersine sonuçlar vermiş. AKP kalıyormuş!” diye ekledi…

Dersimli Kemal, AKP’ye koltuk değneği olmaya her zaman hazırdı zaten…

Yeter ki, yapılacak olan işlerden kendisine de bilgi verilsin!

Bu gerçeği öğrenen partililer, Kılıçdaroğlu konusunu tartışmak bile istemiyorlar…

Bugünlerde “Çoğumuz deli-divane olduk, lakin yollara düşmediğimize şükrediyoruz” diyorlar…

Zayıfladığı halde, yönetimden çekilmeyen bir ekibin derdi ne olabilir? Oylarını birazcık artırsalardı koltuklarından bir daha kalkarlar mıydı hiç?

Bunlara oy verip, kısmen de olsa güçlenmelerine sebebiyet vermeyelim, yoksa bir daha bu işgalci yönetimi değiştiremeyiz diyenler haksız değildi!..

Bu önemli hususları da tespit edelim…

Ekmeleddin’in seçimi kaybetmesi üzerine, Kılıçdaroğlu:”Bugün olsa yine Ekmel Bey’i aday gösteririz” (6) demesi gibi, biz de bugün seçim olsa yine oyumuzu Y-CHP’ye veririz diyenlere sözlerimiz…

Ne diyebiliriz; efsunlanmış eşek misali, binildiğimiz yerde otlamaya mecburuz sanki…

***

Hükümet, Suriye sınırındaki son gelişmeler üzerine, TSK’ya yazılı emir vermiş.

Akdeniz’e açılacak olan Kürt koridoruna itiraz edecekmişiz!

PKK’nın Suriye kolu PYD’ye silahlı müdahale, terör örgütü PKK ile müzakereden vazgeçme anlamına geliyor elbette!..

Bu iyi bir gelişmedir!

İçerisinden geçtiğimiz koşullar itibariyle, hükümetteki bu politika değişikliğine karşı çıkmak, ucuz siyaset yapmak anlamına gelir…

Bugün ulusal birlik çağrısı yaparak, küresel güçleri geriletmek en doğru seçenek görünüyor…

Ülkemizin yüksek çıkarlarının gereği bu birlikteliktedir…

Neredeyse Suriye sınırımız bir uçtan diğer uca PYD’nin kontrolüne geçmiştir.

11 sınır kapısından Suriye’nin elinde bir tek Yayladağ kalmıştır…

Diğerlerinde komşumuz artık PKK/PYD’dir!..

Baykal, Kılıçdaroğlu ve Y-CHP’nin konuşma yasağı konmuş çiçeği burnundaki milletvekilleri, bu konuda ne diyorlar acaba?

Bileniniz var mıdır?

İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ise kendini gizlemiyor artık. O hala TSK’nın PYD’ye yardım yapması için çağrı yapıyor…(7)

Y-CHP’nin en boş adamı Gürsel Tekin ise “BM’yle işbirliği yapılmalı. Türkiye barışçı taraf olmalı” diyor…

ABD’nin emirlerini Türkçeye çevirerek Dersimliye tebliğ etmekle görevli eski Büyükelçi Faruk Loğoğlu da aynı görüştedir: ”Askerin Suriye’ye girebilmesi için hem BM kararı hem de Meclis’ten yeni tezkere çıkartmak gerektiğini” savunuyor…

Kürdistan’ın kurulmasına karşı çıkmayalım istiyorlar…

Ulu Tanrım!

Ne hale getirildik. Bari akıl sağlığımızı koru…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1)  http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/baykaldan-koalisyon-sinyali-870425/

(2)  http://arsiv.ntv.com.tr/news/415149.asp#storyContinues

(3)  TDK  sözlüğüne göre rövanş:Sporda veya oyunda yenilmiş olanın aynı rakiple oynadığı ikinci oyun anlamındadır.

(4)  Devr-i sabık:Önceki dönem demektir.

http://osmanlicaturkce.net/19099/devr-i-sabik

“Devr-i sabık yapmayacağız” deyimi ise, geçmişi sorgulamayacağız, üzerine sünger  çekeceğiz anlamında kullanılmaktadır. 1950’de Demokrat Parti, CHP’den iktidarı devraldıktan sonra, Genel Başkan  Celal Bayar  tek parti dönemi için bu ifadeyi kullanmıştı…

(5)  http://www.chp.org.tr/Haberler/2/kilicdaroglu-sozu-yolsuzluklarin-hesabi-sorulacak-7815.aspx

(6)  http://t24.com.tr/haber/kilicdaroglu-bugun-olsa-yine-ekmel-beyi-aday-gosteririz,267261

(7)  http://www.taraf.com.tr/politika/chpden-korkunc-iddialarisid-7-aracla-turkiyeden-girdi-bu-gece-de-saldiracak/

 

OYLARI AZALDIKÇA…

hizb-ut tahrir_1

OYLARI AZALDIKÇA İKTİDARA GELME ŞANSI ARTAN PARTİ!..

İnegöl Milli Eğitim Müdürü birkaç gün önce ”Cehennem”den Mustafa Kemal Atatürk’ün: “Sıcak diye oruç bozmayın, burası çok sıcak. K.Atatürk” şeklindeki mesajını getirdi… (1)  Müdür Mustafa Karaaslan’ın bu paylaşımından; kimlerin Cennet’e, kimlerin Cehennem’e gideceğini, Ulu Tanrı’dan başka bir de kendinin bildiğini Türk halkına iletti…

Daha önce ölenlerden, kimlerin Cehennem’de olduğu da bay müdürün bilgisi dahilindedir tabi!

Kuran’daki şirk koşma ile ilgili ayetleri bir tarafa bıraksak da durum vahimdir.

AKP döneminde milli eğitimin kimlere teslim edildiği ve eğitimin ne hale geldiği bu geri zekalıların saçmalamalarından belli oluyor. Edebilseler kıyamet gününü beklemeden Cehennem ateşini bu dünyada yakacaklar…

Mustafa Karaaslan’ın dini “Ilımlı İslam”a ne kadar da benziyor!

Geçen Cuma günü Fatih Camii’nde toplanan Hizb-ut Tahrir üyeleri, pankart açarak,  Fevzi Paşa Caddesi’nde bir yürüyüş yaptılar…

“Türkiye’den Mısır’a, Endonezya’dan Fas’a, Lübnan’dan Kürdistan’a kadar hilafet, hilafet” diye slogan atan grubun, Türkiye Medya Sorumlusu Mahmut Kar, okuduğu bildiride: “Büyük farz olan Hilafet’in kurulması için çalışmanın zaruri olduğu, terk edilmesi durumunda çok büyük günah işleneceği” vurgulandı… (2)

Yüce Kuran’da sınırlı sayıda olan “farz”lara (3) bir ekleme de Hizb-ut Tahrir yaptı…

İslam dinine göre, Allah’ın sözü sayılan Kuran’da; yapılması açık bir şekilde emredilen kurallar ve ibadetler “farz” olarak isimlendiriliyor.

Farzları yapmayan kişinin günah işlediği, farz oluşu reddedenlerin ise İslam dininden çıkmış oldukları kabul edilir…

Yine İslam dinine göre, Allah’a “eksik bulmak”, günahların affedilmeyecek olan en büyüğünü işlemek sonucunu doğuruyor. Şirk koşanlar (4) aynı zamanda dinden çıkmış oluyorlar!..

Böyleler hakkında verilen fetva nasıldır, onu bilmiyorum…

Mahmut Kar’ın dini de tıpkı “Ilımlı İslam”a benziyor!..

Tahrirciler bu kadarla bıraksalar iyiydi…

Mahmut efendi, okuduğu bildiri ile Hizb-ut Tahrir’in Kürdistan’ı tanıyan ilk dinci grup olma unvanına sahip olduğunu da ilan etmiştir…

Ne gariptir ki, dinciler tarihin her döneminde emperyalizmin hizmetinde olmuşlardır.

Bu gafiller dini değerleri yıpratmak için dinde reformlar yapılmasını bile önerebilirler.

Kutsal dinin tabiri ile dinciler,  görevlerini yerine getirebilmek için rahatlıkla Allah’a şirk koşabilirler…

***

Küresel güçlerin, önce ulusal bilinci sonra da ulus devleti yıkmakla görevli işbirlikçileri ise, dincilerden çok daha tehlikelidir.

Bunların başında Dersimli Kemal yönetimindeki “Yeni CHP” geliyor.

Y-CHP’nin Genel Sekreteri Gürsel Tekin, birkaç gün önce “Siyasette kırmızı çizgi olmaz” diyerek,(5)  bu gerçeği itiraf etmiştir.

Cumhuriyeti kuran parti, Cumhuriyetin kırmızı çizgisi olan Anayasanın ilk 3 maddesini artık savunamaz duruma gelmiştir.

Belli ki, küresel güçler Cumhuriyeti yıkma görevini yine Y-CHP’ye vermişlerdir.

Kırmızı çizgi”si olan bir partiye asla bu işi yaptıramazlar!..

Bu görev kapsamında, doğal olarak  “Kürdistan”ın kurulması da vardır.

O bakımdan AKP’ye, HDP’den çok Y-CHP lazımdır…

Çünkü AKP-HDP ortaklığı karşısında, MHP öncülüğünde kısa zamanda güçlü bir muhalefet oluşarak, hain planı çıkmaza sokulabilirler…

Bunu bilen küresel güçler, çok daha kapsamlı olan AKP-CHP koalisyonunu hayata geçirmek için çalışıyorlar.

Bu amacı gerçekleştirebilmek uğruna, Kılıçdaroğlu Başbakanlıkta odacı olmayı bile kabul edebilir…

Çünkü 7 Haziran seçimleri ile basılan düğme, aynı zamanda Y-CHP için sonun başlangıcı mekanizmasını da çalıştırmaya başlamıştır!..

Dincilerin de AKP/Y-CHP hükümetini destekleyeceği düşünülürse,  MHP’nin tek başına yapacağı muhalefet çok fazla etkili olamayacaktır…

MHP yönetimi, yeni dönemde böylesine zor muhalefet görevini yapmaya istekli mi, bunu şimdilik bilemiyoruz tabi…

Lakin bölücülüğün aldığı yol göz önüne alınırsa,  siyasetinin merkezine milliyetçiliği koyan bir parti,  bu görevden kaçamayacaktır.

Baş döndürücü şekilde gelen siyasi gelişmeler karşısında, MHP tabanının CHP tabanı gibi kolayca durdurulamayacağı açıktır.

Bu noktadaki direnç ise, Bahçeli için sonun başlangıcı olacaktır…

***

ABD bu senenin terör örgütleri listesini yayınladı.

Listede PKK var ama PKK’nın Suriye kolu PYD yer almıyor.

ABD’nin yeni terör tanımına göre, terör örgütünün kolları terör örgütünden sayılmıyor!

Çünkü akrebin Suriye’deki kolu, ilelebet ABD’nin hizmetindedir.

Bu kapsamda PKK, Irak-İsrail koridorunu Akdeniz’e açma işini üzerine almıştır.

Küresel güçlerin kurduğu radikal İslamcı örgüt IŞİD de PKK gibi bir taşerondur!

Irak ve Suriye’de acımasızca saldırarak Türkmen ve Arapları yerlerinden ediyor…

Yarattıkları boşluğu akrebin Suriye kolu dolduruyor…

Belli ki Tel Abyad’ın düşürülmesinden sonra, çatışmalar daha da kızışacaktır.

Bu aşamada Türkiye’nin ABD ile çatışmayı da göze alacak hamleler yapması gerekiyor…

Aksi halde mazlum halkların daha çok kanı akıtılacak!..

Küresel güçler sadece kendi çıkarlarına bakarlar!.. Bunun için din bile üretiyorlar…

ABD’nin “Ilımlı İslam”ına göre, domuz haramdır ama kolu haram kabul edilmiyor!

Aldatılarak kullanılan bu zavallı kullar, ABD’nin bu coğrafyada ikinci İsrail işlevini görecek olan “Kürdistan” devletini kuracağına inanıyorlar…

ABD ve İsrail’in güvencesi ile kurulacak kukla devletin, İran ve Türkiye’ye rağmen yaşama sansı elbette ki olmayacaktır!..

Esat, kolay lokma olmadığını zaten kanıtlamıştır. Sıra TSK’ya gelmiştir…

Balkon konuşmasını yapan artık Erdoğan değil, Esat’tır. Küresel güçlerin Orta Doğu’da kaybetmeye aday olduğunun ilk işareti, işte bu balkon konuşmasıdır… Olaylara biraz da bu pencereden bakmak gerekir.

Emperyalistlerin başarılı olabilmeleri için Türkiye’nin de hain plana dahil olması şarttır.

AKP tek başına iktidara gelebilseydi, belki sorun çıkmayabilirdi ama gelemedi..

Açılım” saçmalığının varacağı noktanın “Bağımsız Kürdistan” olacağı artık sır değildir.

Y-CHP’nin PKK-HDP’ye baraj atlatma isteği, kısmen karşılık görse de, 7 Haziran’dan önce, Türk halkının bir kısmını uyandırmıştır…

O yüzden ABD, yedek atlardan birini daha devreye sokmak mecburiyetinde kalmıştır…

AKP ile HDP sayısal olarak hükümeti kurmaya yetse de, ihanetlerine Türk halkını ikna etmeleri çok zor olacaktır…

Bu yüzden, HDP destekli AKP-CHP koalisyonuna şiddetle ihtiyaç vardır!..

Hepsinden önemlisi, Kılıçdaroğlu’nun “analar ağlamayacaksa…” şeklinde başlayan cümlelerine, CHP tabanının bir süre daha değer verecek olmasıdır…

Sadece kırmızı çizgileri inkâr etmek yetmiyor çünkü…

Gelişmeleri Dersimlinin pişkinliğine bağlamak ise son derece yanıltıcı olabiliyor!

Doğu ve Güney Doğu’da tamamen biten Y-CHP,  “Türkiye partisi” haline gelmeden, verilen görevi beklendiği gibi yerine getiremeyecek!..

Büyük olasılıkla HDP’ye biraz da bu nedenle ihtiyaç duyulmuştur…

Çünkü Türk halkını ikna etmek için biraz da görüntü gerekir…

Göreceksiniz buna rağmen, yine de koalisyon görüşmeleri Y-CHP ile yürütülecektir…

İlginçtir; küçüldükçe iktidara gelme şansını yükselten dünyadaki tek parti, Y-CHP olmuştur…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

1.)    http://odatv.com/n.php?n=o-mesaji-paylasan-isme-add-sahip-cikti–1906151200

2.)    http://www.milliyet.com.tr/hizb-ut-tahrir-den-hilafet-cagrisi-gundem-2076524/

3.)    http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=352

4.)    http://www.erdemyolu.com/coktanriciliksirk/sirk-nedir-prof-yasar-nuri-ozturk.html

5.)    http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/erken-secim-turkiyenin-altina-dinamit-koymaktir-858860/

HATAYI SAVUNMAYACAĞIZ!..

metin_feyzioglu_2_1

EN BÜYÜK HATAYI YAPSAK DA EN KÜÇÜK HATAYI SAVUNMAYACAĞIZ!..

Haziran seçimleri öncesinde bir grup Y-CHP’li, HDP’nin barajı geçmesi (terör örgütü PKK‘nın Meclis’e girmesi) için, sinsi bir propaganda yürüttüler.

 

Bu grubun başında Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Sekreter Gürsel Tekin ve Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl geliyor.(1)

 

Cumhuriyetin ve CHP’nin kurucu felsefesi ile kimliğine ihanet anlamına gelen bu eyleme karşı, küçük bir grup da Meclis’e dördüncü bir partinin girmesi, AKP’nin tek başına iktidar olmasını önleyecekse, Vatan Partisi girsin diyerek, Vatan Partisi’ne oy verilmesini savunmuştur.

 

Bu görüşü savunan CHP üyelerinden biri de benim…

 

Dürüstçe kabul etmek gerekir ki, her iki görüşü savunanlar, CHP Tüzük’ünün 70/A-e ve Disiplin Yönetmeliği’nin 11/A-e maddesine göre partiden kesin ihraç suçunu işlemişlerdir. (2)

 

İşin ilginç yanı, “partiden kesin ihraç” sonucunu doğuracak bu suç, övünülecek bir şeymiş gibi seçimden sonra da savunulmaya devam ediliyor!..(3)

 

CHP’de  “disiplin hukuku” bir tek genel başkana karşı işletilemiyor.

 

O Büyük Kurultay’da hesap verecek!

 

Geri kalan tüm üyelerin, bulundukları göreve göre, İl Disiplin Kurullarına veya Yüksek Disiplin Kurulu’na hesap vermeleri şarttır…

 

Bunun için ivedilikle İl Yönetim Kurullarının harekete geçmesi gerekir.

 

Aksi halde işlenen suça; gizleme, destekleme veya övme suretiyle iştirak etmiş ve görevlerini kötüye kullanmış olacaklar!..

 

Başka partiyi destekleyen genel başkanın savunmasını vermesi ve genel seçimindeğerlendirilmesi için de derhal seçimli Büyük Kurultay’ın toplanması gerekiyor.

 

CHP Çankaya Delegesi Prof.Dr. Metin Feyzioğlu‘nun bu yöndeki çağrısı isabetli ve son derece yerindedir…

 

Aksi halde, kendi hukukunu çiğneyen bir partinin, hukukun üstünlüğünü savunmasına kimse inanmaz.

 

Hukuka saygısı olmayan bir partinin, iktidara gelmesi halinde neler yapabileceğini kimse tahmin edemez!..

 

Sınav sorularını çalarak çocuklarımızın geleceğini karartan ve Devletin her kurumuna sızanFetullah Gülen Cemaati‘ne, daha muhalefette iken kol kanat geren Kılıçdaroğlu ve ekibinin, tek başına iktidara gelmesi halinde de aynı tutumun sürdürüleceğine hiç şüphe yoktur!..

 

Ağır bir hezimete uğrayan Y-CHP yönetiminin, seçim yenilgisini unutturmak için AKP ile koalisyon yapmaya can attığı her halinden bellidir.

 

Böyle bir olasılığın gerçekleşmesi halinde, Y-CHP’nin ortağı AKP’ye hesap soramayacağı son derece açıktır. Hesap sorma bir yana, 13 yıllık AKP iktidarı süresince yaşanan bütün kanunsuzlukları aklaması da söz konusu olacaktır…

 

Kılıçdaroğlu ve ekibi CHP’nin yönetiminden uzaklaştırıldıklarında, siyaseten yok olacaklarını bilmektedirler. Bu nedenle CHP’yi bitirme pahasına,hangi parti olursa olsun hükümet kurmaya evet diyebilirler!..

 

***

 

2011 Seçimlerinden daha az oy alırsam çekilirim” diyen Dersimli, bu sözünün gereğini asla yerine getiremez!..

 

Verdiği sözleri tutmayan bir liderin kişiliğine güvenilebilir mi?..

 

Kendisine görev veren küresel güçlerin talimatlarını mı yerine getirecek, yoksa onurlu davranıpistifa mı edecek, pek yakında göreceğiz!..

 

“AKP’yi iktidardan düşürmek için ne gerekiyorsa yapılır, gerektiğinde başka partiler de desteklenir” şeklindeki savunmanın, bir ölçüde anlaşılabilir olması için, gerçekte AKP’nin iktidardandüşürülmesi gerekiyor.

 

Bu sonuç elde edildikten sonra, AKP ile koalisyon kurarak, yeniden iktidara gelmesini sağlamak hiçbir şekilde savunulamaz!..

 

Karşıdevrim yaparak ülkeyi bu hale getiren AKP, tek başına iktidar olmayı kaybettiğine göre, onuniktidarının devamını sağlayacak olan hangi parti olursa, küresel güçlerin emrinde olduğuna hiç kuşku duyulmamalıdır. Çünkü AKP’ye destek vererek iktidarının devamını sağlamak,karşıdevrimin tamamlanmasına katkı sunmak sonucunu doğuracaktır!..

 

***

 

2011 yılında kayıtlı seçmen sayısı 52 milyon 806 bin 322′dir. 2015 yılında kayıtlı seçmen56 milyon 608 bin 817′ye çıkmıştır. CHP’nin aldığı oy 11 milyon 518 bin 404′tür. Seçmen sayısındaki artış yaklaşık 4 milyondur. 2011 seçimlerinde CHP’nin aldığı oy ise; 11 milyon 147 bin 736 idi.Yeni seçmenlerin yüzde 25′ini (yaklaşık 1 milyon oyu) eklersek, CHP’nin olması gereken oyu: 12.147.736 bulunur. Oy kaybı 629.332‘dir.Zaten başarısızlık, 2011′de kazanılan135 milletvekilinin 3‘ünün kaybedilmesi ile resmen tescil de edilmiştir!..

 

CHP’deki oy kaybı, yörüngeden sapmanın ve HDP’ye baraj atlatmanın bir sonucudur!..

 

Son 5 yılda; 2 genel seçim, 1 yerel seçim, 1 referandum ve 1 de Cumhurbaşkanlığı seçimi kaybeden bir lider, üstelik CHP oylarında azalma olursa çekilirim sözünü de vermişken (4) hangi yüz ile genel merkeze girer çıkar, anlamak mümkün değildir!?..

 

İnsanda biraz onur, biraz haya, biraz ar olur…”

 

Kılıçdaroğlu, son seçimde AKP iktidarının yolsuzluklarını gündeme taşımıştır.

 

İktidar oylarını artırmış, kendisi muhalefette iken oy kaybetmiştir

 

Şimdi AKP ile hükümet kurarak, bütün bu yolsuzlukların üzerini de kapatmış olacaktır!..

 

Böyle bir adamın peşinden gidilir mi?..

 

Mitingde Fatiha okuyan Alevi kökenli bir lider; Alevilere ne anlatabilir, ne kadar güven verebilir?

 

Nitekim sonunda “Yol Düşkünü” olarak ilan edilmiş ve CHP’nin kalesi olan Tunceli’yi HDP/PKK‘ye teslim ederek,  en etkili tokadı yine hemşerilerinden yemiştir…

 

İlk kurultayda, CHP delegesinden tekmeyi de yemelidir!..

 

Amacına ulaşmak için her türlü aracı kullanmayı mubah sayan bu “dürüst lider”; gerçek amacını gizliyor, yalan konuşuyor, sözünü tutmuyor, koltuğunu bırakmıyor ve her türlü işbirliğine girebiliyor…

 

Genel Sekreteri Gürsel Tekin’in “Siyasetin kırmızı çizgileri olmaz” sözleri, bu Makyavelistilkesizliği ve cehaleti gözler önüne seriyor… (5)

 

Dersimli Kemal’in ve Y-CHP’sinin ne kadar tehlikeli olduğunu anlayabilmek için sadece bugüne kadar yaptıklarına bakmak ve söylemlerini tartmak yeterlidir:

 

*AKP’nin “Sessiz Devrim”ine ki bu karşıdevrimdir karşı çıkmadı fakat yolundaki taşları temizledi…

 

*Türk Silahlı Kuvvetleri’ne kumpas kurulmasına ses çıkartmadı; “Ordu darbecilerden temizlenmeli” diyerek, bu ihanete ortak oldu…

 

*Cumhuriyet’e en büyük ihaneti yapan, çocuklarımızın geleceğini çalan Cemaat’e kol kanat gererek, meşruiyet sağladı…

 

*Büyük Ortadoğu Projesi‘ne boyun eğdi…

 

*Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden “Açılım”a destek verdi. Hatta “Açılımı en iyi biz yaparız” diyerek bölücülüğü destekledi…

 

*AİHM‘nin “siyasi simgedir” dediği türbanın Meclis’e kadar girmesine öncülük yaptı…

 

*Gerici bir yapıya sahip olduğunu ve hukuka saygılı olmadığını, Eğitim ve Öğretim Birliği Yasası‘nın delinmesine karşı gelmeyerek bir kez daha kanıtladı…

 

*Vatan haini ve adi bir eşkıya olan Seyit Rıza‘yı önder olarak sahiplendi…

 

*Şeyh Sait‘e ve Saidi Nursi‘ye karşı bir tek söz söylemedi…

 

*Ekonomik görüşü de halktan yana değildir; AKP ile aynı programı savunmaktadır. İktidara geldiğinde ekonomiyi Kemal Derviş‘e teslim edeceğini defalarca söyledi…

 

*Üretimi ve istihdamı artırıcı bir tek vaadi yoktur…

 

*Ulusal sorunlar karşısında duyarlı değildir. Yunanistan’ın Ege’de 152 adamızı işgal etmesinigörmezden gelmiştir…

 

*Kıbrıs‘ta Rumlardan yana politika izlemektedir…

 

*NATO‘da kalmayı savunuyor! Libya‘ya yapılan saldırıyı utanmadan destekledi!
*Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine saygısı yoktur. “Türk”ve “Türklük”kavramlarının Anayasadan çıkartılması için can atıyor..

.

*Cumhuriyetin ve CHP’nin kurucuları; Atatürk ve İnönü’yü itibarsızlaştırmak için elinden geleni yapıyor…

 

*6 Ok‘u yeniden yorumlayarak inkar etmeye çalışıyor…

 

*1930‘ların CHP’sini sahiplenmeyerek, CHP mirasını reddediyor…

 

*Parti hukukuna zerre kadar saygısı yoktur…

 

*Program‘ı değiştirmeye bile tenezzül etmeden, rahatlıkla çiğneyebiliyor...

 

*Amerikan karşıtlığının yükselmesinden oldukça rahatsızlık duyuyor…

 

CHP’de bir işgalci konumunda olan Dersimli Kemal; ham meyve gibidir; dış görünüşü çarpıcıdır ancak tadı her zaman ki gibi acıdır!..

 

Bu yüzden CHP’yi işgalden kurtarmadan Türkiye’yi kurtarmak imkansızdır!..

 

CemilCan

DİPNOTLAR:

1.)

a)http://www.ulusalkanal.com.tr/secim-2015/chp-grup-baskanvekili-engin-altay-yuzde-3-bucuk-civarinda-oyumuzu-demokrasiye-feda-ettik-h63165.html

b)http://zete.com/gursel-tekin-chplilerin-hdpye-verdigi-oyla-demokrasi-kazandi/

 

2.)

Tüzük,Madde 70:

A) Kesin Çıkarma Cezası Gerektiren Parti Suçları

e)Parti adaylarına karşı veya başka parti adaylarından yana açık veya gizli çalışmak.

 

DisiplinYönetmeliği, Madde11:

 

Aşağıda yazılı olan tutum, davranış ve eylemler ile bunların yapılmasını desteklemekkolaylaştırmak ve övmek parti suçudur.

 

A) Kesin Çıkarma Cezasını Gerektiren Parti Suçları

e)Parti adaylarına karşı veya başka parti adaylarından yana açık ve gizli çalışmak,

 

3)

a)http://www.yurtgazetesi.com.tr/chp-secmeni-ve-hdpye-giden-oylarin-analizi-makale,10254.html

b)http://www.viratrabzon.com/haber/chp-trabzon-il-yonetiminden-flas-aciklama-17994.html

 

4.)http://www.haber7.com/partiler/haber/1383176-kilicdaroglu-birakma-sartini-acikladi

 

5.)http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/erken-secim-turkiyenin-altina-dinamit-koymaktir-858860/

 

BU SON OLSUN!..

klc-ida_1

Ağır bir özeleştiriye hazırlanmıştım;

Kararım kesindi; kendimi asla kayırmayacaktım…

8 Haziran sabahı çok farklı biri olarak karşınıza gelecektim.

Bir bakıma sürpriz yapacaktım.

İzleyenlerim için dokunaklı bir veda mektubu hazırlamıştım.

Paylaşacağım son yazım o mektup olacaktı:

Son mektubumda; yıllardır fena halde yanılmışım meğer, çok hatalı değerlendirmeler yaptım, çok çok özür dilerim diyerek,söze girecektim…

Çünkü yanıldığımı görerek, bu kadar emeğimin bir işe yaramadığı hissine kapılacaktım…

Ne yapayım, hala emeğin en yüce değer olduğuna inananlardanım!

Dile kolay 8 yıl, her hafta bir kaç sayfa yazı ile kafanızı şişirmişim!

Bu nedenle sözlüğü açtım; üzüntümü ifade edebilmek için özel sözcükler aradım.

Öyle ya mademki size bir şey anlatamadım, sorun bende olmalıydı…

Yersiz kuşkularımla sizleri de boş yere rahatsız ettim.

Bu nedenlerle affınızı rica ediyorum diyerek, bu işten de emekliliğimi istiyecektim…

Kıdem-ihbar tazminatı talebim olmayacaktı…

***

Olmadı işte!..

Olaylar hazırlandığım gibi gelişmedi.

Yani bugün de özür dileyemiyorum sizden...

Bu defa da haklı çıktığımı görünce inanın çok sarsıldım…

Gecenin karanlığında Ulu Önderimizin koltuğunda oturan gafili, sözüm ona “başarı”da payı olanlara teşekkür ederken izledim, çok utandım.

Keşke yer açılsaydı da yerin dibine girebilseydim!..

Bu adam gerçekten kafayı yemişmi ne!…

Haluk hoca gibi bilim adamını bile, zavallı bir baykuşa çevirdiler!

Hocayı gecenin karanlığında mayınların üzerine sürecek kadar gözlerini karartmış bu ekip!

Kör kütük sarhoş gibiler…

Siyasi ihtiras galiba böyle bir şey…

İnandırıcı olacağını sanıyorlar; en ağır yenilgiyi “zafer” olarak anlatmayı bir tıp profesörüne vermişler!..

Hayret ki ne hayret!

Bir ceylan derisi kaplı koltuk için bu rezilliğe değer mi?

Oysa gerçeği görmek için kimseyi dinlemeye gerek yok, “Dersim”e ve Türkiye geneline bakmak yeterli!..

Özür dileyip, başınızı öne eğerek eve gitmek sizin için en iyisi değil mi?…

***

Y-CHP Genel Merkezi’ne göre her şey yolunda gidiyormuş!..

Hiçbir sorun yokmuş…

Bizi şimdi de  bu yalana inandırmaya çalışıyorlar.

Belli ki görevleri böyle konuşmayı gerektiriyor…

Bildiğiniz gibi edebiyatçı değilim.

Bu yüzden meramımı anlatmakta yetersiz kalabilirim!

Ama görme kusurum yok!

Ben gördüğümü söylüyorum.

Her zaman neden-sonuç ilişkisi içerisinde olguları değerlendirdim.

Tümevarım ve tümdengelim yöntemi ile elde ettiğim sonuçların hiçbirini kendim için saklamadım.

Tümünü sizlerle paylaştım…

Ortaya çıkan tablo şudur:

Atatürk’ün partisi ismi ile bile yüzde 25‘i alırdı zaten…

Yıllardır bir gerçeğin altını çizmeye çalışıyorum.

8 yılda 1650 sayfaya yakın siyasi-hukuki değerlendirme yazısı yazdım.

Bir kez olsun, yanıldığımı ispatlayan çıkmadı!..

Oysa, ağız dolusu özür dilemek için yanılmış olmayı ne çok isterdim…

Nasıp olmuyor işte!..

Dilerseniz son noktayı koyup bitirelim.

Dersimli Kemal, bu sonuçlardan memnundur!?

Koalisyon ortağı olarak “iktidara” gelmesi gündemdedir.

AKP’nin iktidarını sürdürmesinden söz etmeyeceğiz bugün…

Öyleyse bu haftaki uyarıma geçiyorum:

Takip edenler bilir,onu zaten 4 gün önceden yapmıştım…

Bu nedenle sadece bağlantısını vereceğim.

Bi zahmet oradan okuyun…

Bağlantı:

http://chp-muhalefethareketi.biz.tr/2015/06/korkacak-bir-sey-yok-2

 

KORKACAK BİR ŞEY YOK!..

HDP barajı aşarsa_1

 
HDP baraji gecerse_11

Y-CHP’ye ve HDP’ye oy verecek kalın kafalı arkadaşlarıma bir kez daha söylüyorum:

CHP’nin işgal altında olduğunu; işgal birliğinin başında Dersimli Kemal’in bulunduğunu kabul ettiğinize göre, ne diye Y-CHP’ye oy vermekte ısrar ediyorsunuz?

Atatürk’ün CHP’si değiliz”, “6 Ok’u yeniden yorumlamak gerekir”, “En hızlı dönüşen parti CHP’dir” ve “1930’ların CHP’si değiliz” diyen bir anlayışın, CHP ile bir ilgisi olmayacağı son derece açık değil mi?

CHP ile Y-CHP’nin tek benzer tarafı 6 Ok’lu bayraktır!..

AKP’yi iktidardan düşürmek için ne Y-CHP’ye oy vermek ne de HDP’ye barajı atlatmak geçerli yol değildir.

Bu siyasi iktidardan kurtulmanın tek yolu; tutarlı, kararlı, Atatürkçü ve 6 Ok’u programına yerleştirmiş ayrı bir siyasi oluşumda örgütlenip, iktidar mücadelesi vermektir…

Bu defa da Dersimli Kemal’e oy verelim, başarısız olursa o zaman değiştiririz” diyenler, derin uykudadırlar ve hayal dünyasında geziniyorlar!

Seçmenerin bireysel kararları Y-CHP yönetimini değiştirmeye yetmez.

CHP’deki delege sistemini bilmeyenlere, Cumhurbaşkanlığı seçimi yenilgisinden sonraki kurultayı hatırlatıyorum.

Dersimli, Ekmeleddin’i aday göstermesine karşı gelenlere ne diyordu?

Her kararın bir faturası var…

Peki, o faturanın bedelini ödedi mi?

Hayır…

Tam aksine yenilgisinin sebeplerinin tartışılacağı kurultayda, bu konuya hiç değinmediği gibi, kurultay isteyen ulusalcıları tasfiye etti

Böyle bir genel başkana güvenilebilir mi?

Bu seçim yenilgisinden sonra da aynı şeylerin yaşanacağından kimsenin kuşkusu olmasın.

Fala bakmıyorum…

Y-CHP’deki hastalık, Baykal’ın CHP’sinden gelmektedir; aynıdır, kronikleşmiştir ve tedavisine hiç başlanmamıştır…

Dersimli Kemal komutasındaki İşgal Birliği, Önder Sav’ın güvenilmez delege yapısına sızmış ve partiyi kolaylıkla ele geçirmiştir…

Dolayısıyla Dersimli Kemal ile ekibinin başarısız olma ihtimaline göre, yapılan konuşlanmalardan hiçbir sonuç alınamayacaktır!..

İktidar olmanın getireceği oy kaybına paralel, muhalefetin eski oyunu korumasını “başarı” gibi sunmak istiyor…

Muhalefette iken zayıflamayı başarabilen tek lider olan Dersimli Kemal’in başarı tanımı da bir acayiptir…

Bu durum açık-seçik görüldüğüne göre, AKP gibi, Y-CHP’den de kurtulmak şarttır!..

Dersimlinin, “haciz memuru” Kemal Derviş’e ekonomiyi teslim edeceği, PKK ile açılımı sürdüreceği, yeni anayasa yaparak anayasadan “Türk”ü ve “Türklüğü” çıkaracağı sır değildir!..

O halde Y-CHP’nin AKP’den ne farkı vardır?

Y-CHP’nin, Ordumuzun kahraman subaylarına, yurtsever aydınlarımıza ve gazetecilerimize kumpas kuran, üniversite ve KPSS sınav sorularını çalarak çocuklarımızın geleceğini karartan Cemaat’i koruyup kollayacağı da kesindir!..

Çünkü Y-CHP bir AB-ABD projesidir!..

Bunun için Y-CHP’nin olası iktidarı, küresel güçlerin iktidarı olacaktır…

Dersimli Kemal, AKP’nin iktidarına da karşı değildir!..

Onun bütün derdi, görevini yerine getirebilmektir!

Vitrine yerleştirerek kullandırdığı kişiler ise risksiz muhalefet yapabilmek için vatanı bile satabilirler.

Y-CHP görevini en iyi muhalefette iken yapabiliyor…

Ordu darbecilerden temizlensin”, ”Bırakalım yargı çözsün” “Türkiye’de şeriat tehlikesi yoktur”, “Yargıda Cemaat yapılanması olduğunu söyleyemem”, Türbanı biz çözeriz” vb. gibi söylemlerle, AKP karşıdevriminin önündeki taşları kim temizlemiştir?..

Hakkını teslim etmek gerekir. Dersimli Kemal, görevini bu başlıklar altında eksiksiz olarak yerine getirmiştir…

Onun şimdiki görevi; Atatürkçülerin önünü kesmek, partileşmelerini engelleyip, “Yeni Anayasa” yapılmasına katılarak, karşıdevrimi güvence altına almaktır

Y-CHP yönetimi, AKP iktidarının işlediği tüm suçlara göz yummak ve yardım etmek suçlarından yargılanacak durumdadır!..

Bunun için, AKP ile koalisyon yapmaya her zaman hazırdır…

Ancak bu şekilde kendilerini güvende hissedebilirler!

Halka gösterecekleri bahane; hiç şüphe yok ki “AKP’yi frenlemek” olacaktır…

Böyle bir koalisyonun anlamı; AKP’nin iktidarını sürdürmesi, ve karşıdevrimini tamamlamasıdır…

Bu bağlamda denebilir ki, Y-CHP, AKP iktidarından çok daha tehlikelidir!..

Çünkü AKP iktidarını tanıyoruz ve ne yapmak istediğini biliyoruz. Onlar bizi kandıramazlar…

Yürürlükteki programını çiğneyen Y-CHP’yi ise hiç tanımıyoruz!..

Y-CHP’nin, tanıdığımız CHP ile bir ilgisinin olmadığı açık-seçik ortaya çıkmıştır.

CHP’den dönüştürülmüş bir partidir ve biz ancak ne yaptığından görevinin ne olduğunu çıkartabiliyoruz…

O bakımdan Y-CHP’ye karşı önlem almamız oldukça zordur…

Hal böyle olunca; Y-CHP’yi destekleyerek tehlikeyi daha da büyütmek aymazlıktır ve en büyük akılsızlıktır…

Y-CHP’yi destekleyip güçlendirirsek, daha sonra yönetimini değiştirmek istesek de bunu başaramayız!

Y-CHP’yi eski CHP’ye dönüştürebilmek için, destekleyerek verdiğimiz gücün çok daha fazlasına ihtiyaç duymak zorunda kalabiliriz…

Bu gücü, yeni örgütlenme için harcamak çok daha doğru değil mi?

Aynı zamanda, zaman kaybını da önlemiş oluruz…

Belki biraz tuhaf gelecek ama, küresel güçlerin örgütü haline gelen Y-CHP’yi desteklememek bugün yurtseverliğin bir gereği olarak gündeme gelmiş bulunmaktadır…

Bu seçimlerin en doğru stratejisi; özü-sözü bir olan, eylemiyle-söylemiyle Atatürkçü çizgide duran, Vatan Partisi’ni desteklemektir…

Halkın iktidarının önü ancak bu şekilde açılabilir…

***

baraji-asamazsak-1

HDP’ye oy verip, barajı atlatarak, AKP’nin iktidardan düşürülebileceğini savunanlar, korkunç ve affedilmez bir yanılgı içerisindedirler…

Usta yazarlar; Bekir Coşkun ve Emin Çölaşan ile dünya çapındaki piyanistimiz Fazıl Say gibi iyi niyetinden kuşku duyulmayan yurtseverler, aritmetik bilimine uzak olduklarından, küresel güçlerin yalanları ile kolayca aldatılabilmektedirler!…

Bu tanınmış kişiler, kendi aldatılmışlıkları bir yana, sevenlerini de aldatmak gibi bağışlanamaz bir hata yapmaktadırlar!..

HDP’nin barajı geçmesi ile kazanacağı milletvekilleri, ilk bakışta AKP’nin kaybedeceği milletvekilleri gibi gözükse de, gerçek asla böyle olmayacaktır…

AKP, kaybettiği milletvekillerini HDP üzerinden tekrar kazanmış olacaktır!..

Çünkü AKP ile HDP/PKK aynı projenin ortaklarıdır

Bunu sağır sultanlar bile duymuştur.

Dolmabahçe’de 10 madde üzerinde yaptıkları anlaşmayı unutmuş olamazsınız!

Bu iki partinin milletvekilleri toplamı, hükümeti kurmaya yeterse, birlikte koalisyon kuracaklarına kimsenin şüphesi olmasın!

Aksini düşünmek budalalıktır…

Çünkü bu iki parti, Büyük Orta Doğu Projesi’nde gönüllü olarak rol almayı kabul etmişlerdir…

Bunu da unutmuş olamazsınız!

Dolayısıyla HDP’nin barajı aşması ile AKP iktidardan düşürülemez!..

Tam aksine yeniden AKP’nin iktidara getirilmesi sağlanmış olacaktır…

AKP ile HDP’nin oyları koalisyona yetmez ise, bu defa devreye Y-CHP sokulacaktır.

Y-CHP, bu yarışta eküri at olarak koşmaktadır.

Çünkü Y-CHP de birinci sınıf bir ABD projesidir…

AKP’den kısa vadede olmasa bile, orta vadede kurtulmanın tek yolu: Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye’yi şiar edinmiş, yakın geçmişte anti-emperyalist, anti-faşist mücadelesi sınanmış, Atatürk İlkelerini tam özümsemiş ve 6 Ok’u programının merkezine yerleştirmiş olan Vatan Partisi çatısı altında örgütlenmektir…

***

PKK’nın Meclise sokulması sonucunu doğuracak olan HDP’ye baraj atlatmatuzağına düşmemek için (Vatan Partisi’nin yok sayıldığı) TAHMİNİ veriler üzerinden yapılan aritmetik hesabı incelemekte yarar vardır…

Yukarıdaki iki tablo, hükümet seçenekleri hakkında fikir vermesi bakımından önemlidir.

Küresel güçlerin yaratmaya çalıştığı algıya uygun olarak seçilen; fakat gerçeğe yakınlığı tartışmalı olan bu verilerle bile, yaşatılmak istenen korkunun gerçekleşme olasılığının oldukça zayıf olduğu görülmektedir…

Bu çalışmada; AKP’nin oy oranı yüzde 41’den başlatılmış ve yüzde 51’e kadar alınmıştır. Buna rağmen, tek başına iktidar olması ve anayasayı değiştirecek güce ulaşması oldukça zor görünmektedir…

TÜRK TOPLUMU; ARİTMETİK BİLİMİNDEN BİRAZ UZAKTA DURDUĞU İÇİN “HDP BARAJI AŞARSA, AKP TEK BAŞINA İKTİDAR OLAMAZ” YANILGISINA DÜŞÜRÜLMEYE ÇALIŞILMAKTADIR…

YOĞUN BİLGİ KİRLİLİĞİ ALTINDA, AYDIN BİLDİKLERİMİZ BİLE KOLAYLIKLA BU TUZAĞA DÜŞEBİLMEKTEDİR

TABLOLARIN BİRİNCİSİ; HDP’NİN BARAJI AŞMASI  VE AŞAMAMASI DURUMLARINA GÖRE, AKP‘NİN ALABİLECEĞİ MİLLETVEKİLİ SAYISINI VE İKTİDARA GELME OLASILIĞINI GÖSTERMEKTEDİR…

GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ GERÇEĞİ TAM OLARAK YANSITMAYAN BU TABLO GERÇEKLEŞSE BİLE, KORKULACAK BİR ŞEY YOKTUR!..

BU NEDENLE;

VATAN’IN BÜTÜNLÜĞÜ İÇİN VATAN PARTİSİ’NE OYVERİLMESİNDE HİÇBİR SAKINCA BULUNMAMAKTADIR!..

BENİM OYUM VATAN PARTİSİ‘NİNDİR!..

Av. Cemil Can, 04.06.2015/ANKARA