Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

NATO PKK’NIN MÜTTEFİKİ Mİ?

ISIS-Kurds-Reuters-3

Terörle müzakere”, başka bir söyleyişle; “Çözüm süreci” veya “Açılım” denen politikalar bir ABD dayatmasıdır…

Dolayısıyla “Çözüm süreci” NATO’nun önemli bir derdidir!..

Bu yüzden NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, PKK’ya yapılan operasyonları eleştirerek “açılıma dönülmesini” istedi!.. (1)

Anımsarsanız Kuzey Irak’taki koordinasyon merkezinde bulunan ABD subayları da Genelkurmay’a “Orada unsurlarımız var” diyerek harekatın durdurulmasını istemişlerdi!..(2)

Kandil’deki ABD unsurlarının PKK olduğunu bilmeyen kalmadı. ABD, PKK’PYD’yi “Kara gücümüz” diyerek sahiplenmiştir. Gizli saklı bir şey kalmadı…

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, ABD’nin YPG‘yi (3) terörist bir örgüt olarak görmediğini ilan etti… (4)

Bu görüşlerle paralel olarak; Y-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da YPG’nin “vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşum” olduğunu söylemişti… (5)

Dersimli Kemal,Türk halkını terör sorununun “askerle çözülemeyeceğine” inandırmakla görevlidir!.. (6)

***

YPG, PKK’nın Suriye kolu PYD’nin silahlı kanadıdır, bu hususunda en ufak bir kuşku bulunmamaktadır!..

PKK’nın siyasi kanadı HDP’nin Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ise “Biz sırtımızı YPJ, YPG ve PYD’ye yaslıyoruz” diyerek, (7) PKK ile PYD arasındaki organik ilişkiyi açık açık ortaya koymuştu…

İngiltere’de yayınlanan Independent gazetesi “Kürtleri destekleyin” başlıklı yazısında açık açık söylüyor:”IŞİD’i yenmenin tek yolu Kürt milisleri desteklemek. Bu nedenle Türkiye hizaya getirilmeli. Bu tip saldırıların sona erdirilmesini istemek Amerika’ya düşüyor” diyor… (8)

Emperyalistler Kürt ayrılıkçıları destekleyerek Türkiye’yi “hizaya” getirecekler!..

Dolayısıyla en ufak bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde saflar belirginleşmiştir!..

Kimlerle savaştığımız da gizli değildir artık. Cephenin önündekiler ile arkalarındaki güçler bellidir…

Bu nedenlerle bu savaşın adı “İkinci Kurtuluş Savaşı”dır…

Ve bu savaşı da biz kazanacağız!..

***

Terörle mücadele”Vatan Partisi’nden önce CHP‘nin geliştirdiği bir görüştür!..

CHP Parti Programının 113 sayfasında “terörle mücadele”nin esas alındığı yazılıdır… (9)

Bu nedenle de “terörle müzakere”ye karşı çıkan CHP’lileri, Vatan Partisine yakın veya üyesi gibi göstermek siyasi ahlaksızlıktır

Kaldı ki, bugün için “6 Ok”u savunarak “Aslanlı Yol”da yürüyen tek parti Vatan Partisi’dir…

Hakkını teslim etmek gerekir…

7 Haziran seçimlerinde HDP’nin barajı geçmesinden mutlu olacağını söyleyenlerin ne kadar büyük yanılgı içerisinde oldukları bir kez daha ortaya çıkmıştır…

Vatan Partisi Meclis’e girseydi, Türkiye kesinlikle bu noktada olmayacaktı…

***

Dersimli Kemal’in bu konudaki görüşlerinin yanlışlığı ve aynı zamanda CHP Programına aykırı olduğu hususunda en ufak bir kuşku bulunmamaktadır!?..

Y-CHP‘nin küresel güçlerin masa başında ürettiği “Kürt sorunu”na bakış açısı; “Dersim”, “Seyit Rıza” , “Şeyh Sait” ve “PKK”’nın ihanetleri üzerinden oluşmuştur…

Bu sakat ve CHP’ye yakışmayan görüşleri nedeniyle Kılıçdaroğlu’nun gelebileceği yer; elbetteki “PKK Kandil’e çekilse dahi silah bırakamaz” noktası olacaktır!..

Nitekim öyle de olmuştur… (10)

Dersimli, neredeyse TSK’ya teslim olmayı önerecektir!..

Bu görüşler, CHP’nin temel felsefesine taban tabana zıttır…

Bu nedenle parti programına uymamakta ısrarlı olan Dersimli Kemal’in sözlerine değer verme yerine, yürürlükte olan CHP Programına bağlı kalmak, CHP’liler için en doğru hareket tarzıdır…

***

Kemal Kılıçdaroğlu acaba programı kendi düşüncesine göre değiştirmeye neden teşebbüs bile edememektedir?

Öyle ya birkaç satırlık değişiklik, genel başkan ile program arasındaki uyumsuzluğu giderilebilir…

Nedense bu konu hep görmezden gelinmektedir.

Belli ki, CHP Yönetimini bir kaset operasyonu sonunda ele geçiren TESEV ekibi, böyle bir söylem değişikliğine gidildiğinde, delegenin ve üyelerin uyanacağından korkmaktadır..

***

Bu nedenle Y-CHP yönetimi yaşamakta olduğumuz sorunları iç siyasetle sınırlı olarak ele alarak günü kurtaracağını düşünmektedir…

Herşeyi Erdoğan’ın “başkanlık” sorunu etrafında ele alarak, ABD ile Türkiye arasındaki savaşı gözden kaçırmamızı istemektedir…

Hükümet bile hatalı Suriye politikasından “U” dönüşü yapmışken, Y-CHP yönetimi bu değişikliği 1 Kasım seçimleri ile ilgili bir hamle olarak gösterme çabasındadır…

Erdoğan, gerçekte elinde olmayan bu değişikliği bir fırsata çevirme ve bu fırsattan yararlanarak kendini kurtarma planları yapıyor olabilir.

Öyledir diye, baştan beri savunduğumuz “TERÖRLE MÜZAKERE EDİLMEZ, MÜCADELE EDİLİR” görüşünü terkedecek değiliz herhalde…

Yaşadıklarımızı iç siyasetin kirli kulvarlarından çıkartıp, emperyalizmin bölgemiz ve ülkemiz üzerindeki hesapları bağlamında ele aldığımızda, kolaylıkla ne yapmamız gerektiğini anlayabiliriz…

Yerimiz, toprak bütünlüğümüzü korumak için savaşan TSK’nin yanındadır.

Yurtseverliğin de devrimciliğin de gereği budur…

İnsan olmak da emperyalizme karşı olmayı gerektirir!..

Başka konularda bizim gibi düşünmeyen insanlarla, bu konuda aynı şeyleri düşünmüş olmayı umut verici bulmalıyız…

Bundan ötürü en küçük bir kuşkuya kapılmamak gerekir…

Çünkü yurt savunması bütün yurttaşlarla birlikte verilir…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) Türkiye’nin bölücü terör örgütü PKK’ya yönelik kararlı operasyonu NATO’da da tedirginlik yarattı. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türkiye’nin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirdi, “açılıma dönüşmesini” istedi. Stoltenberg, “sorun gereksiz yere büyütülmemeli” dedi..

http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/nato-tedirgin-operasyonlari-durdurun-h75814.html

(2) Amerika, Türk jetlerinin 10 Eylül’de Kuzey Irak’ta PKK kamplarına yaptığı hava harekatına “Orada unsurlarımız var” diyerek direndiği ortaya çıktı. Kuzey Irak’taki koordinasyon merkezinde bulunan ABD subayları, Genelkurmay’a harekatın durdurulması gerektiğini iletti. Ancak Genelkurmay “Orada ne işiniz var. Çekilin biz vuracağız” dedi ve 21 savaş uçağı PKK hedeflerini yerle bir etti.

http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/abd-tsk-nin-pkk-kamplarina-yonelik-harektini-engellemeye-calisti-h75474.html

(3) YPG, Halk Koruma Birlikleri veya Kürtçe adından kısaltılarak YPG, Suriye’de kurulan ve faaliyet gösteren Kürt Yüksek Komitesi’ne bağlı silahlı örgüttür. YPJ ise YPG’nin kadın koludur..

https://tr.wikipedia.org/wiki/Halk_Koruma_Birlikleri

(4) “YPG terör örgütü değil”. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, Washington D.C.’de düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin YPG’yi terörist bir örgüt olarak görmediğini söyledi.

http://www.milliyet.com.tr/-ypg-teror-orgutu-degil-/dunya/detay/2121511/default.htm

(5) CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, PKK’nın Suriye kolu PYD’nin silahlı grubu YPG için “Bizim için YPG terör örgütü değildir. YPG kendi vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşumdur” dedi.

http://www.aydinlikgazete.com/m/mansetler/kemal-kilicdaroglu-ypg-teror-orgutu-degil-h55022.html

(6)http://www.ulusalkanal.com.tr/teror-askerle-cozulmez-ne-demek-makale,4750.html

(7) HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ,”Biz sırtımızı YPJ’ye, YPG’ye ve PYD’ye yaslıyoruz bunu söylemekte ve savunmakta hiçbir sakınca görmüyoruz” dedi..

http://www.milliyet.com.tr/figen-yuksekdag-sirtimizi-ypj-ye-gundem-2089792/

(8)http://www.independent.co.uk/voices/editorials/support-the-kurds-the-only-way-to-defeat-isis-is-by-supporting-the-kurdish-militias-therefore-turkey-10511742.html

(9) “Türkiye’nin Kuzey Irak’tan PKK’yı tamamen tasfiye etmek hem hakkı, hem görevidir. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bu görev eksiksiz yerine getirilecektir. (…) Terörle etkili bir mücadele gerçekleştirmek için güvenlik güçleri yeniden yapılandırılacaktır. Uzman ve profesyonel elemanlardan oluşacak özel eğitimli güvenlik güçleri terörist saldırıları eylem aşamasına gelmeden ve mümkün olduğu ölçüde Türkiye sınırlarına ulaşmadan önlemeyi amaçlayan bir yapıya kavuşacak ve yeterli olanak, yetenek ve teknoloji ile donatılacaktır.” (Program, Bölüm IV, Sayfa:113)

http://chp-muhalefethareketi.biz.tr/wp-content/uploads/2015/01/CHP_Program.pdf

(10)CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun bir TV programında “PKK Kandil’e çekilse dahi silah bırakamaz” şeklindeki sözleri tepki çekti…

http://www.aydinlikgazete.com/politika/kilicdaroglunun-pkk-silah-birakamaz-sozleri-tepki-cekti-h76761.html

PKK YANINDA BOZGUNA UĞRAYANLAR!..

tsk-nin-pkk-hedeflerini

Mehmet Galip Ensarioğlu; Diyabakır’da gıda toptancılığı yaparken keşfedilmiş ve AKP’den 24. dönem milletvekili seçilmiştir.

Hazret, milletvekilliği süresince; bir tek kanun teklifi vermemiştir. Sadece arkadaşlarının hazırladığı Anayasa değişikliği hakkındaki 4 kanun teklifinde imzası vardır. Bir tek sözlü-yazılı soru önergesi bulunmamaktadır. İktidar milletvekili olduğu için gensoru önergesi vermesi beklenemez zaten. Genel görüşme ve soruşturma önergeleri de yoktur. Yani Meclisin hiçbir konuda soruşturma ve araştırma yapmasını istememiştir. Yalnız arkadaşlarının çeşitli konularda verdiği 3 meclis araştırma önergesinde imzası bulunmaktadır. Toplam 7 kez de genel kurulda konuşmuştur…

Yasama faaliyetleri bu kadardır yani…

Lakin, Erdoğan kendisinden hayli memnundur.

Bu yüzden 1 Kasım‘da yapılacak olan erken seçimde; yeniden AKP’nin Diyarbakır 1. sıradaki milletvekili adayı gösterilmiştir.

Sık sık yandaş kanallara çıkar ve “Çözüm süreci” konusunda, AKP’nin görüşlerini aktarır.

12 Eyül günü yapılan AKP Kongresinde MKYK üyeliğine de seçilen Galip Ensarioğlu, şimdi konuşmaları ile AKP’yi bağlar bir noktadadır: “PKK ülke dışına çıkacaktı, çıkmadı. 100′ün üzerinde saldırıları oldu. Bütün bölgeyi, işadamlarını haraca bağladı, vergi daireleri kurdu, asayış birimleri kurdu. Çözüm sürecinde bölgede paralel devlet gibi yapılandı. Hükümet defalarca yasa çıkardı, operasyonları durdurdu” dedi…

“Çözüm süreci” olarak Türk halkına dayatılan programın ne olduğunu en iyi o tarif etmiştir…

Ensarioğlu, AKP’nin Diyarbakır’daki vazgeçilmezidir.

Bu yüzden söylediklerine biz de inanıyoruz…

“Çözüm süreci” ile ilgili olarak konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: “ Çözüm süreci şu anda dolapta. Gelişmeler bunu gösterecek. Olumlu gelişmeleri yakaladığımız zaman kaldığı yerden neden devam etmesin” diyor…

Erdoğan, PKK’lılara seçim süresince akıllı olursanız, süreci devam ettirebiliriz diyerek, mavi boncuk dağıtıyor…

Köprülerin altından çok sular akmıştır!..

Geri dönüş imkansızdır artık…

Bu arada eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye’deki terör örgütlerine gönderilen silahların PKK eline geçtiğini doğruladı…

Sürecin ne olduğunu bilmeyen kalmamış olmalıdır!..

Gelelim ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın açıklamasına: General Lloyd Austin, bölücü terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG’ye destek verdiklerini açıkladıktan sonra, Amerikan Senatosu’nun Silahlı Kuvvetler Komitesi’nde sorulan sorulara yanıt verdi. Austin, ABD Özel Kuvvetleri’nin YPG’ye yardımcı olduğunu söylemiştir…

Bu sohbete burada rahatlıkla noktayı koyabiliriz.

Ben devam edelim diyorum.

Gelin şimdi de PKK üst düzey yöneticilerinden Murat Karayılan‘ın telsiz konuşmalarını dinleyelim:

Karayılan’ın ele geçirilen telsiz konuşmalarında; verdikleri kayıpların tahammül sınırlarını aştığını belirterek, “Bu durum Cizre’de ve Yüksekova’da had safhaya çıkmış; halk desteği yok denecek seviyeye inmiştir” demiştir…

Karayılan’ın bu tespitleri, 24 Temmuz’dan bu yana TSK’nin neler yaptığını ortaya koymaktadır…

Böyle zamanlarda tanığı karşı taraftan seçmek, inandırıcılık bakımından daha iyidir!..

10 Eylül’deki hava harekatını “O bölgede unsurlarımız var” diyerek durdurmak isteyen ABD’yi TSK on dakikadan fazla dinlemedi!..

PKK kamplarının yanıbaşında ABD’nin ne işi olabilirdi, değil mi?

PKK’nın en büyük cephaneliğinin vurulması, okyanus ötesinde bayağı bir şaşkınlık ve rahatsızlık yarattı…

Bu durum üzerine Karayılan:” Civardaki diğer kamplarımız da dahil 600-700 kişiyle durumu idare etmeye çalışıyoruz. Lojistik ve mühimmatımız yok denecek seviyede. İçimizde hainler de var ki bugüne kadar tespit edilemeyen çok korunaklı depolarımız, cephaneliklerimiz TC uçakları tarafından imha edildi. Çok sayıda kayıp verdik. Suriye’deki güçleri geri çağırmak zorundayız. Türkiye kırsalında da yetişmiş savaşçılarımız yok. Tunceli’de ağır kayıp verdik, telafimiz zor” dedi…

Terörü silahlı mücadele ile bitirmenin imkansız olduğunu 30 yılda öğrendik yalanına inanan saflara, bu meseleyi başka nasıl anlatabiliriz bilemiyorum!..

Tüm bu gerçeklere rağmen, ABD ile Türkiye arasında kıyasıya yaşanmakta olan bu savaşı, Erdoğan’ın tek başına iktidara gelebilmek için başlattığını savunmak ve “Saray savaşı” şeklinde adlandırıp küçümsemek, aymazlıktan başka bir şey olamaz…

Söylemeye dilim varmıyor ama, böyle devam ederlerse, bu aymazları “PKK yanında bozguna uğrayanlar” olarak nitelendireceğim…

Dile kolay, 2 ayda 1196 terörist etkisiz hale getirilmiştir…

Her teröristin yapabileceği ortalama eylem sayısı ile bu rakamı çarpın, bakın ortaya ne çıkıyor: Cehennem…

Bulduğunuz rakam kadar eylemi, TSK önlemiştir…

Cemil Can

“TÜRKİYE’NİN KOBANİSİ”!..

cizre_1

Obama, “IŞİD için verdiğimiz eğitimi hızlandırdık” dedikten sonra, ABD’den ışık hızıyla düzeltme geldi… Biji Obama’nın dili sürçmüş…

Karadeniz bölgesinde biz söz vardır: “Şaşıran doğruyu söyler”!..

ABD Başkanının bilinç altı ortaya çıkmıştır!

***

Emperyalist güçlerin iyice şımarttığı PKK, Suriye’nin Kuzeyinden sonra Cizre’yi de kanton (1) ilan etti…

HDP Eş Başkanı Demirtaş; “Cizre Türkiye’nin Kobani’sidir(2) dedi…

Lamı-cimi yok bu açıkça bir “özerklik” girişimidir!..

Cizre olayı, emperyalizmin Türkiye toprakları üzerindeki planını açık seçik ortaya koymaktadır.

ABD’nin kara gücü olarak görev yapan PKK’nın siyasi uzantısı HDP’ye, baraj atlatarak AKP’yi iktidardan düşürme hayali kuranlar, fena halde duvara tosladılar!.

Milli olmayan güçleri (HDP’yi ve Cemaat’i) destekleyerek, Erdoğan’dan kurtulacağını sanan şaşkınları, bugünlerde elin bilmem nesi ile gerdeğe giren damada benzetiyorlar!..

***

Erdoğan, aldatıla aldatıla Cumhurbaşkanlığına kadar geldi!..

Bu bir Türkiye gerçeğidir…

Aldatılma” sermayesi hala tükenmeyen AKP’liler, şimdi de PKK’nın kendilerini aldattığını ileri sürerek, yeniden mağduriyet edebiyatına sarıldılar…

Demek ki bu yöntem hala işe yarıyor…

Erdoğan, sürekli aldatıldığı için 400 milletvekilini hak ediyor galiba!

Hazretin tek başına iktidar olması şart!..

Türk halkı için en iyi seçimin; en kolay ve en çok aldatılanı seçmek olduğu artık tescillenmiştir…

Bu nedenle en şanslı Erdoğan gözüküyor!..

***

İkinci Cumhuriyetçi ve liberal solcuların durumu ise oldukça vahimdir!

Onlara da bir şeyler vermek gerekiyor!..

Yaraları pek ağırdır…

Barajı geçmeleri ve Meclis’e girmeleri halinde, anaları ağlatmayacakları sözünü veren PKK, onları fena aldatmıştır!..

Çatışmasızlık hali bitti” diyerek, 11 Temmuz’da askerlerimize saldırdı…

2 ayda 112 şehit anasını ağlattılar…

O arada, Dolmabahçe buluşmasına kadar (1 Ocak 2013-28 Şubat 2015) PKK tarafından 13 akserimiz şehit edilmiş, 90 askerimiz yaralanmıştı…

Açılım sürsün diye bu haberler kamuoyuna yansıtılmamıştı!..

Bu kötü sonuçta, HDP’ye emanet oy verenlerin de ağır sorumluluğu var!

Tarih boyunca “taklitçi sol”un kaderi hep kullanılmak olmuştur.

Kullanılmış olmanın zirvesi, sanırım bu aldatılma olayı ile kayıtlara geçecektir!..

***

Sonunda Erdoğan’a “Seni başkan seçtirmeyeceğiz” diyerek, seçmene sempatik görünen Selahattin’e, PKK’nın “kanton” ilan ettiği Cizre’de oldukça ağır bir Osmanlı tokatı indirildi…

Bugünden itibaren Cizre’de sokağa çıkılabilir…

Seçim hükümetinde görev alan iki Kürt bakanını yanına alıp, sokağa çıkma yasağı ilan edilen Cizre’ye girmeye çalışan Demirtaş, gerçek düşüncesinin Erdoğan’dan kurtulmak değil, Türkiye’nin Güneydoğusunu Türkiye’den koparmak olduğunu bir kez daha belli etmiştir…

Demirtaş’ın açıklamalarına paralel bir açıklama, Cizre Belediye Başkanı Leyla İmret’ten geldi.

“Türkiye’de bir iç savaş yürüttüğümüzü söyleyebiliriz” diyen İmret, “Barış olacaksa Cizre’den başlayacak ve savaş da olacaksa Cizre’den başlayacaktır” ifadelerini kullanarak, HDP’nin gerçek niyetinin iç savaş çıkartmak olduğunu söylemekten çekinmedi…

PKK, iç savaş çıkartmak için her türlü provokasyonu yapıyor!..

Selahattin Efendi, sanki Kürt esnafın dükkanlarına saldıranlar Türk esnaflarmış gibi, Kırşehir’de dükkanları saldırıya uğrayan Kürt esnafa, soğukkanlılık tavsiye etme yerine, “Onların dükkanlarını da yakıp yıkmak sizin hakkınızdır” diyecek kadar kendilerini kaybetmiştir…

Demirtaş, “Cizre yanarken Bodrum’daki mutlu olabilir mi?” sözleri ile de 77 milyonu tehdit etmektedir!

“Zannediyor musunuz Bodrum, Cizre’ye çok uzaktır” diyerek, çekinmeden, terörü Batı’ya taşıyacaklarını söyleyebiliyor…

HDP’nin kapatılma koşulları fazlasıyla gerçekleşmiştir….

***

Bu arada Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muiznieks, sokağa çıkma yasağı uygulanan Cizre’ye, “bağımsız gözlemciler”in girmesini istedi…

Yollara döşenen ve üstü asvaltla kaplanan bombalar hakkında hiçbir şey söylemedi…

Pusuya düşürülen asker ve polislerin yaşam hakkı da onları ilgilendirmiyor…

Avrupa Birliği bu konularda, sağır ve dilsizleri oynuyor!..

PKK’nın Türkiye’de yaratmaya çalıştığı yeni kanton Cizre’ye, ABD gibi AB’den de tam destek geliyor…

Belediye hoparlöründen “Öz yönetim” ilanıyla başlayan ve 9 gün süren operasyon sonunda bitirilen “özerklik” hayaline, ağır darbe indirilmiştir…

Güvenlik kuvvetlerini tebrik ederiz…

Umarız ki, bu operasyonlar Kürtlerin ve destekçilerinin rüyadan uyanmalarını sağlamaya yeterlidir!..

***

7 Haziran seçimleri ile PKK saflarında işbaşı yapan sahte solculara, yaptıkları bu fahiş hatadan dönme olanağı 1 Kasım seçimleri ile doğmuştur…

Bu defa bu fırsatı kullanamayanları, düşman saflarında çarpışan “paralı askerler” gibi göstermek, hiçbir şekilde haksızlık olarak değerlendirilemez…

1 Kasım’da; CHP, Vatan Partisi ve diğer yurtseverlerin yapacağı “güç birliği”nin yaratacağı sinerji, oy kullanmayan küskünleri de sandığa çekebilir.

Bu umut verici gelişme kesinlikle desteklenmelidir

CHP ve Vatan Partili olmayanların, güç birliğine vereceği destek, hiçbir şekilde boşa gitmeyecektir.

Güç birliği adaylarının elde edeceği başarı, emperyalistlerin mevzi kaybetmeleri ile sonuçlanacaktır.

Başka türlü AKP iktidarından kurtulmak mümkün görülmemektedir.

***

6 Ok’ta birleşip, Aslanlı Yol’da yürümek, Türkiye’nin ikinci kurtuluşuna giden yolun kilometre taşıdır ve başlangıç olarak son derece önemlidir…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) Kanton nedir?

http://fotibenlisoy.tumblr.com/post/95007966104/rojava-ve-d%C3%BCnyada-kanton-sistemi

(2) Cizre Türkiye’nin Kobani’sidir:

http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/demirtas-cizre-turkiye-nin-kobanisi-dir-demisti-sonuc-cizre-teroristlerden-temizlendi-h74670.html

HEPİNİZ BİRAZ TÜRKEŞ BİRAZ DA ÖZKES’SİNİZ!..

ihsan_ozkes

İhsan Özkesler yönetimindeki bir partiyi iktidara getirmek için verilecek olan mücadele beyhudedir!..

Çünkü bu mücadele sonunda iktidar gelse de, yağmurdan kaçarken doluya tutulan adam misali durumumuzda olumlu yönde değişiklik olmayacaktır.

“Gelen gideni aratır” sözünü doğrulamak, siyasi bir faaliyet sayılmaz…

AKP’yi iktidardan düşürdükten sonra, daha kötüsüne işbaşı yaptırmak aklın işi olamaz!

O bakımdan öncelikli iş, iktidar olmayı hak eden, halktan yana bir muhalefet partisi yaratmak olmalıdır…

İktidar ancak ondan sonra düşünülebilir.

Kendi programına saygısı olmayan bir ekibin, hangi evrensel değerlere uyması beklenebilir ki?

“Kazanılmış hak” ve “hukuk” tanımaz bir anlayıştan bu ülkeye sadece zarar gelir!..

Nasıl ki, bir siyasi partiye üye olmak için o partinin önceden belirlenmiş Program ve Tüzüğünü benimsemek gerekiyorsa, aynı şekilde parti üyesi olduğu halde, Program ve Tüzüğe aykırı davrananları da partiden ihraç etmek gerekir.

Aksi halde, ortada fikir diye bir şey kalmaz, “Bremen Mızıkacıları” gibi her kafadan bir ses çıkar…

CHP’nin en temel sorunu bu noktadadır.

Yönetiminde, Program ve Tüzüğünü içine sindirememiş, fakat partili gibi gözüken pek çok hain var…

Büyük Kurultay’da en yüksek oyu alarak Parti Meclisi’ne seçilen İstanbul Milletvekili ve son yerel seçimlerde Üsküdar’dan Belediye Başkan adayı olan emekli Müftü İhsan Özkes, Y-CHP’nin ne olduğunu anlatan en çarpıcı örneğidir!..

İstifa ettikten sonra, CHP’lilerden ayrı sıralarda oturması, çocukca bir davranıştır ama anlaşılabilir.

Lakin AKP ile aynı yönde oy kullanmasını ifade edecek sözcük bulamıyorum.

Tek kelime ile iğrençtir…

Ak Saray’ı ziyaret ettikten sonra, söylediği sözlerin hesabını Dersimli Kemal ile 1216 kurultay delegesinin vermesi gerekir…

Kılıçdaroğlu arkasında durmasaydı, CHP tabanı İmam İhsan Özkes’e değil oy, tükrüğünü bile atmazdı…

İki yüzlü davranmayı yüzü kızarmadan başarabilmekten başka, yüze çıkacak hiçbir özelliği olmayan İmamı, en yüksek oyla getirip, Parti Meclisi’nin başına oturtanlar, bu davranışıyla kendi karakter haritalarını da çizdiler…

CHP’nin kurultay delegeleri, Atatürkçü düşünceyi özümsememiş niteliksiz bir yığın, biraz da kurşun asker olduklarını bu seçimleriyle kanıtladılar…

Ülkeyi düşman işgalinden kurtarmayı ve Cumhuriyeti kurmayı bir tarafa bırakıp, İmam Hatipleri açmış olmakla övünen bu zihniyetin, İhsan gibileri öne çıkartması kaçınılmazdır…

Genel Başkanının “seyyit soyu”ndan gelmesini “siyasi sermaye” sanan bu defolu siyaset adamları, CHP adına söz söylemeye devam ettikçe, AKP’ye karşı etkili muhalefet yapılamayacağı son derece açıktır…

Din ve dince kutsal sayılan değerleri istismar ederek iktidara gelen AKP ile aynı konuda yarışa girip, galip gelineceğine inanmak ise en ahmakça düşüncedir!

Türk seçmenini, aslı var iken taklidine değer veren bir kitle gibi görmek, oldukça iddialı ve bir o kadar da tehlikeli stratejidir…

CHP delegesi kendine güvenmediği için, lider olarak içerisinden birini ileri sürememiştir…

Baykal’a yapılan kaset operasyonundan sonra, kurtarıcı arayışı içerisine girmiş ve dış güçlerin önerdiği Kemal Kılıçdaroğlu’nu oybirliği ile partinin başına getirmiştir.

Atatürkçü düşünceyi reddeden ve CHP Programını benimsememiş Kemal Kılıçdaroğlu’nu Atatürk’ün partisinin başına getirmeyi kabullenmek, CHP delegesinin bu güven zaafiyeti yüzündendir…

Son 5 seçimi kaybetmiş olması bir yana, muhalefette bile mevcut gücünü koruyamadığı halde, hala Dersimli Kemal’den lider yaratılabileceğinin umulmasının başka nedeni olabilir mi?

CHP’nin bugünkü durumu, toprağa şeker katıp helva yapmaya çalışan deli kadının durumundan farksızdır…

Bu malzeme ile helva yapılamayacağını öğrenmek için bir genel seçim daha kaybetmek, Türkiye’ye oldukça pahalıya mal olacaktır!..

CHP tabanını yanıltan CHP’nin kurultay delegeleri, bu yüzden ağır sorumluluk altındadır!..

Dersimlinin, ABD Büyükelçisi ile bir otel odasında 2,5 saat başbaşa görüşmesi ve ne görüştüklerini kimseye açıklamaması hala sorgulanmamıştır!..

Yetkili organlarının görüşünü almadan Kılıçdaroğlu’nun tek başına Cumhurbaşkanı adayını ilan etmesi, kolundan tutup partiden atılması için yeterli neden iken, ne yazık ki, bu durum onu delege gözünde daha da büyütmüştür!..

Bu noktada sorun salt “Seyyid Kemal”de değildir!

Çünkü o hiç değişmemiştir. Hemşerilerinin tabiri ile “Kundi Kemal” olarak kalmıştır…

Asıl sorunlu olan; Seyyit Rıza’yı kahraman gibi gören, Şeyh Said’i önder kabul eden bu zavallı adamı, kurtarıcı gibi gösteren kurultay delegesidir…

CHP’nin halen görevde olan kurultay delegeleri, tercihlerinin yüzde yüz hatalı olduğunu gördükleri halde; aynı hatayı neden tekrar ederler, anlamak mümkün değildir!

Sanki CHP’de “delege” olarak kalmaya bir mecburiyetleri vardır!?

Ne yazık ki, bu gafiller, bu sorulara da hiçbir zaman yanıt arama ihtiyacı içerisine girmiş değillerdir…

Tencere-kapak misali, kendileri delege olarak kalabilsin diye, her seferinde Dersimli Kemal’i ve CHP ile hiçbir ilişkisi olmayan “siyasetçi”leri yetkilendirme konusunda inatlarını sürdürmektedirler…

Bu şekilde ülkeye verdikleri zarar; AKP, PKK ve Cemaat’in verdiğinden daha az değildir…

Ülke batarken bile, kendilerini tatmin için hatalı düşüncelerinde ısrar edenler, hiçbir şekilde ülkeye fayda getiremezler…

Böylelerinin tümü biraz Tuğrul Türkeş, biraz da İhsan Özkes’tir…

İhsan, gerçek yüzünü “bağımsız” bakanların yemin töreninde, AKP ile aynı yönde oy kullanarak göstermiştir…

Y-CHP Milletvekili iken Aksaray için:”İsrafı itibar yaptınız. Hz. Muhammet o saraya kesinlikle gitmezdi” dedi.(1) İstifa edip “bağımsız” kaldıktan sonra:”Hz. Muhammet de Atatürk de yaşasaydı bugün saraya gelirdi(2) demiştir…

Benzetme son derece kötüdür.

Bu ifade; aynı dönemde yaşasalardı, Hz. Muhammet’in Devlet başkanlığı makamını “Allahın bütün vasıflarını taşıyan”(3) Erdoğan’a kaptıracağı anlamını da veriyor!..

Müftü Efendi, bu izahatı ile Düzce Milletvekili Fevai Aslan’dan çok da geride kalmadı!..

Bilinç altı, bu iki konuşması ile yüzeye vurmuştur…

Gerçekte ortaya çıkan, CHP delegesinin ve Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun makyajlı yüzüdür…

Kabul etmek gerekir ki, kaset operasyonu ile CHP’nin delege yapısı da değiştirilmiştir.

Y-CHP bu değişikliğin bir ürünüdür…

Kurultay delegeleri artık, kuyruk sallama yetenekleri gelişmiş “ciğerci kedileri” arasında seçilmektedir…

Dolayısıyla sonuçlar da “öyle kazana böyle lahana” ve tencere-kapak misali olarak kayıtlara geçmektedir!..

Bu durumu çok iyi değerlendiren RTE, CHP’ye toparlanma fırsatı tanımadan, erken seçim kararını ilan etmiştir.

Erdoğan, Y-CHP’nin bu koşullarda erken seçime itiraz edemeyeceğini çok iyi tahmin ediyordu.

Nitekim 45 günlük hükümet kurma süresini boş yere geçirmek için Y-CHP seçilmiştir.

Dersimli, CHP’ye koalisyon kurma teklifi yapılmadığı halde, o masada oturmaya devam etmiştir.

Çünkü üst üste 5 seçim yenilgisi alan Dersimli Kemal, bu defa büyük kurultaydan kaçamayacağını anlamıştı…

Erken seçim ile hem koltuğunu kurtardı hem de adamlarının yeniden seçilmesini garanti altına aldı…

Durumunu Yüksek Seçim Kurulu’nun hukuk dışı “fetvası” ile şimdilik kurtardı…

Parti Programını ayaklar altına alıp çiğneyen Kılıçdaroğlu, CHP’nin en yetkili organı olan Parti Meclisi’nin aldığı kararı, yönetmelik değişikliği ile bertaraf etmiştir!..

Bu hamle, biraz da yönetmelik değişikliği ile Anayasa hükümlerini kaldırmaya benzedi!..

Hukuk anlayışı bu kadar ilkel olan, işbirlikçi ve fırsatçı biri, AKP iktidarın hukuksuzluklarının önüne dikilebilir mi?

Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin, Devlet Bahçeli de MHP’nin başında bulunduğu sürece, AKP iktidardadır.

Ona göre…

Seçimler dostlar alışverişte görsün diyedir!..

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) https://www.youtube.com/watch?v=OaCYcj21e-A

(2) http://www.milliyet.com.tr/ozkes-hz-muhammed-de-ataturk-de-gundem-2110247/

(3) https://www.youtube.com/watch?v=L1yIMK7mfdE