Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

Y-CHP, FETÖ VE HDP İLE KOL KOLA!..

Y-CHP.HDP_1

Ergenekon” ve “Balyoz” davalarında “F Tipi” de denen “Fetullah Gülen Terör Örgütü”nün (FETÖ) rolü ortaya çıktı…

Yurtsever asker ve aydınların ömür boyu hapis cezaları ile cezalandırılmaları için laboratuvarda üretilen dijital delilleri, özel görevli ağır ceza mahkemelerine onlar sundular…

Silahları bazı yerlere gömenler de onlardı…

Cemaat üyelerinin sızdıkları makam ve mevkiler bu işleri yapmalarını kolaylaştırdı

Bu örgüt; elemanlarını önce emniyete sızdırdı, sonra yargıyı ele geçirdi

HSYK bile kontrollerine girdi…

Şimdi fellik fellik kaçıyorlar…

Postunu Pensilvanya’ya atan kendini şanslı sayıyor…

Zekeriya Öz’ü bilmeyenimiz yoktur…

Korkutmadığı bir Allah’ın kulu kalmadı…

Korsantahliye kararı veren eski İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Metin Özçelik ile 32. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Mustafa Başer; “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” ve “silahlı örgüt üyesi olmak” suçlaması ile Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklandılar…

Silivri’deler!..

Fetullah Gülen, hakkında ise iki ayrı iddianame düzenlenip, davalar açıldı

Ayrıca ,yakalandığı yerde tutuklanıp gönderilmesi için “kırmızı bülten” çıkartıldı…

Yakalanmasına yardımcı olana 4 milyon TL ödül verilecek…

Bu örgüte mensup olanlar, Türkiye aleyhine “casusluk yapmak”tan da suçlanıyorlar…

TSK‘ya kurulan kumpasta, örgüte ait TV ve gazeteler korkunç bir kampanya yürütmüşlerdi…

Elkonulan şirketler, yasadışı işlerin finansmanında kullanılmıştı…

Himmet” adı altında toplanan yardımlar, örgüte aktarıldı…

Bu paralar, güya Akın İpek Grubu‘nun “maden işlerinden” gelmiş gibi kayıt altına alındı…

130 ülkede faaliyet gösteren FETÖ’nün Rusya’daki okulları CIA ajanlarına yardım ve yataklık yaptığı için kapatıldılar…

TSK’nın komuta kademesini tutuklatan, Emniyet’i ele geçiren ve parasının hesabı bilinmeyen FETÖ’nün, propagandasını yapan, örgüte ait olduğunda en ufak bir kuşku bulunmayan Bugün TV ve Kanaltürk’ü muhalif medya olarak kabul etmek olanaksızdır…

Bu şirketlere kayyum atanması kadar doğal ve beklenen bir şey olamaz!..

Bu kadar açık ve anlaşılır durum karşısında;

Y-CHP milletvekilleri; Mahmut Tanal, Barış Yarkadaş, Eren Erdem ve Selin Sayek Böke’nin Cemaat’e kol kanat germesini anlamak mümkün değildir…

Selahattin Demirtaş da Y-CHP’lilerle beraber hareket etmektedir…

Dersimli Kemal’in talimatıyla yapılan bu iğrenç sahiplenme eylemi, CHP’nin Sorosçular elinde ne hallere düşürüldüğünü göstermeye yetmektedir…

Vatan Partisi’ne sırt çevirenY-CHP, HDP ile birleşti gibi…

Utanmadan bir de “koşulsuz” destek istiyorlar…

Aksi halde, Vatan partisi’ni “şer cephesi”nde göstereceklermiş!

10 Ekim‘de HDP’nin gölgesi altında yapılan mitinge; Y-CHP, Gençlik Kolları ile katılmıştı…

11 Ekim‘de basın toplantısı yapılacak olan Sıhhıye Meydanı’na; Y-CHP’li Aylin Nazlıaka ile TR 705 Kod numaralı Sezgin Tanrıkulu; HDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile kol kola girmişlerdi…

Suruç’taki patlamada da Y-CHP’liler ile HDP’liler vardı…

AKP’nin buzdolabına kaldırdığı “Açılım”, şimdi Kılıçdaroğlu’nun kucağındadır…

PKK’nın Suriye Kolu YPG‘yi “vatanını korumaya çalışan oluşum” olarak gören Dersimli, şaşkın ördek misali suya tersten dalmaktadır…

Şimdi TSK’nın iki kez bombaladığı YPG ile ilgili açıklama yapamıyor…

Dili terliklerine kaçtı!..

Etekli Derviş Selin Sayek Böke, iktidara geldiklerinde PKK ile masaya oturabileceklerini açıkladı…

Y-CHP’nin, PKK ve Cemaat’i arkalanmasını CHP tabanı, kızarak izliyor…

Bu durumun 1 Kasım‘da sandığa nasıl yansıyacağı aşağı yukarı belli oldu:

Türk halkı Y-CHP’yi birinci parti yapmayacaktır…

Devletin yapması gereken “elkoyma” ve “müsadere” (1) işlerini, Y-CHP’nin “basın özgürlüğü” ile açıklamaya çalışması utanç vericidir.

Bu ilkesizliğin hesabı er geç verilecektir…

Görülüyor ki, CHP’yi Y-CHP’lilerin elinden kurtarmadıkça AKP’den kurtulmak da mümkün olmayacaktır…

Siyasi hedefini AKP ile koalisyon kurmaya kilitleyen Dersimli, AKP iktidarının sürdürülmesinde Devlet Bahçeli’den daha az sorumlu değildir…

Halkın iktidardan düşürdüğü AKP’yi, bu ikili iktidarda tutmaktadır…

Cemil Can

DİPNOT:

(1) “Elkoyma” ve “Müsadere” nedir?

Hukukumuzda “elkoyma” ve “müsadere” şeklinde iki önlem vardır…

Elkoyma”, müsadereyi hazırlayıcı önlemlerdir

TCK’nın 54. maddesinde “eşya müsaderesi”, 55. maddesinde “kazanç müsaderesi”ne yer verilmiştir…

Elkoyma” suç delili olabilecek bir eşya üzerinde zilyedin tasarruf yetkisinin kaldırılmasıdır…

Müsadere” ise, suçlunun mal varlığının tamamı veya bir bölümü üzerindeki mülkiyete son verilmesi ve bu mülkiyetin Devlete devredilmesi anlamına gelen ve bir yaptırım çeşididir.

Elkoyma söz konusu olduğunda, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerdeCumhuriyet savcısının, yazılı emri ile elkoyma işlemi gerçekleştirilebilir.

“SÖZÜM SÖZ”, OYUM CHP’YE!..

erkan

AKP Genel Başkanlığı için en kuvvetli aday gözüken Binali Yıldırım’ın bakanlığı döneminde; yolsuzluk ve usulsüzlük yapılan ihalelerin bütün ayrıntıları ile yer aldığı dosya, Erdoğan’ın önüne konunca, Davutoğlu’nun önü açıldı…

AKP iktidarı kendi adamları hakkında da kanıt toplamayı ihmal etmiyor!..

Dosyaları Erdoğan’a getiren MİT Müsteşarı Hakan Fidan’dı…

Bu haber 22 Ekim tarihli gazetelerde yer almıştı. (1)

Şu ana kadar yalanlama yok, tekzip yapılmadı…

Binali oğlu Erkan’ın, 30 gemiciği olduğu iddiası, 30 Mart yerel seçimleri öncesinde Bülent Arınç’a sorulmuştu… (2)

Arınç henüz cevap vermeden, Binali Yıldırım, oğlunun gemicikleri olduğunu itiraf etmiş ve “dokunulmazlıkları yok, hesap sorsunlar” diyerek meydan bile okumuştu… (3)

Tayyip oğlu Necmettin Bilal’in de gemicikleri vardır…(4)

Dönemin Başbakanı RTE; vaktiyle “gemi var gemicik var” başlığı altında, bu konuya oldukça aydınlatıcı bir açıklama getirmişti… (5)

T.C’nin Başbakan’ı ile Ulaştırma Bakanı’nın çocukları “gemicik” sahibi iki kader mahkumu gibidir…

Bu konuda kimsenin en küçük bir kuşkusu kalmadı!..

Madem gemicik sahibi olunurken bir yolsuzluk yapılmadı, Binali’nin genel başkan adaylığından neden vazgeçildi?

Yolsuzluk varsa neden hala gereği yapılmıyor?

MİT’in hazırladığı dosya, zamanaşımına uğratılmadan ilgili makamlara gönderilecek mi?

Suç isnatları ile ilgili “aklama” mahkemede yapılırsa daha inandırıcı olur!..

AKP‘yi üç dönem destekleyip, dördüncü dönem için oy vermeye hazırlanan seçmenlere duyurulur!..

***

CHP Gençlik Kolları tarafından 81 ilde toplanan yardımlar, 6 kişilik heyet tarafından “Kobani Kantonu Başbakanı Enver Müslim”e teslim edildi… (6)

Gençlik Kolları Başkanı İrfan İnanç Yıldız, genel başkanının yönlendirmesi ile CHP Gençlik Kollarını PKK/HDP‘nin peşine taktı…

CHP gençliği, “Barışa olan inancımızı yitirmedik, yitiremeyiz, yitirmeyeceğiz” diyerek, HDP öncülüğünde düzenlenen “Barış, Demokrasi ve Emek” mitingine katıldı…

Dikkatinizi çekerim: CHP öncülüğünde düzenlenmiş bir mitinge HDP katılmıyor..

HDP öncülüğünde düzenlenen mitinge CHP katılıyor…

Malatya Gençlik Kolları üyesi 11 genç de bu mitingde yaşamını kaybetti…

Olaydan bir gün sonra, KESK, DİSK,TBB gibi sivil toplum kuruluşları ile CHP, HDP ve EMEP ‘in temsilcilerinin aralarında bulunduğu binlerce kişi, ölenleri uğurlamak için Sıhhiye Meydanı’nda toplandılar…

Alana HDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile CHP Milletvekilleri Aylin Nazlıaka ve Sezgin Tanrıkulu kol kola girdiler…

Yemin olsun, bu tabloyu gördükten sonra, Oyum CHP’yedir!…

“Sözüm söz”!..

***

Kobani Kantonu”nu PKK’nın Suriye Kolu PYD, Suriye’nin kuzeyinde kurdu…

Türkiye’ye göre PYD, PKK’nın Suriye koludur ve terör örgütüdür

Erdoğan, T.C’nin Cumhurbaşkanı sıfatıyla bu durumu açık-seçik ortaya koymuştur…(7)

MGK‘nın görüşü de bu yöndedir…

Kılıçdaroğlu ise, ABD’nin “kara gücümüzdür” dediği PYD’nin silahlı kanadı YPG’yi, ”terör örgütü olarak değil, vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşum olarak gördüğünü” söylemişti… (8)

Dersimli, birkaç gün önceki Samsun konuşmasında: “Namus sözü veriyorum, ülkede terörü bitireceğim” demişti… (9)

PKK’nın Suriye Kolu PYD’nin silahlı kanadı YPG’yi, terör örgütü gibi görmeyen bir zihniyet, PKK’yı terör örgütü kabul edip, bitirebilir mi?

Hiç sanmıyorum…

Kılıçdaroğlu, bu aralar bazen “söz” bazen “namus sözü” veriyor…

Ve her cümlesinin sonunda; “Sözüm söz” diyor!..

Anımsarsınız; CHP oylarında azalma olursa çekileceğine de “söz” vermişti.

O sözünü bir türlü tutamadı…

Hiçbir dönem “namus sözü” bu kadar kirletilmemişti

Bugünlerde; terörü bitireceğine, Türkiye’ye barışı ve huzuru getireceğine “namus sözü” veriyor…

Teröristleri “özgürlük savaşçısı” gören bir anlayış terörü bitirebilir mi?

Ülkeye huzur getirebilir mi?

Etrafımızda yakılan ateşi, bu kafa ile değerlendiren birine, Erdoğan hükümet kurma görevini verir mi?

“Başbakan olsam da saraya gitmem(10) dediği saraya; “Hükümet kurmak gerekirse saraya giderim(11) diyerek kendini yalanlayan birinin söz vermesine inanılır mı?

***

Y-CHP, “Açılım” yanlısıdır ve ABD çizgisindedir…

TSK’ya kurulan kumpasta başrolü oynayan Cemaat’e kol kanat germesi ve PKK/HDP’yi demokrat ve gerekli gösterme çabalarını gözden kaçırmamak gerekir…

Y-CHP, Seçim Bildirgesi’nde “Çözüm” için izleyeceği yolu şu şekilde belirlemiştir: “Toplumsal Mutabakat Komisyonu”, “Ortak Akıl Heyeti” ve “Gerçekleri Araştırma Komisyonu” kurulacak; yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliklerini sınırlayan düzenlemeler kaldırılacaktır…

Görüldüğü gibi; Kılıçdaroğlu, doğrudan PKK/HDP’nin taleplerini sahiplenmektedir…

HDP ile seçim bildirgeleri de hemen hemen aynıdır!…

Bu nedenlerden ötürü; Y-CHP, bizim bildiğimiz Atatürk’ün CHP’si olmaktan çok uzaklaşmıştır…

CHP’yi işgalcilerin elinden kurtarmadıkça, Türkiye’nin kurtuluş yolu açılmayacaktır…

Denebilir ki, Y-CHP’nin varlığı AKP iktidarının sürekliliğini sağlamakta ve ömrünü uzatmaktadır…

AKP’nin üç dönem iktidar olması; bu işbirlikçi, pısırık, halktan ve gerçeklerden kopuk siyaset anlayışı yüzündendir.

Bu gidişle AKP’yi iktidardan düşürmek imkansızlaşmaktadır. …

7 Haziran seçimlerinde halkın iktidardan düşürdüğü AKP ile hükümet kurmaya çalışarak, onu yeniden iktidar yapmak için Kılıçdaroğlu’nun gösterdiği olağanüstü çaba unutulmamalıdır…

Bu nedenle yapılması gereken öncelikli iş, Y-CHP’den kurtulmak olmalıdır…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1)  http://www.aydinlikgazete.com/politika/sir-dosyayla-baskan-oldu-h77602.html

(2)  http://www.sozcu.com.tr/2014/gundem/yildirimin-30-gemisi-mi-var-474406/

İşte o gemiler:

“AK BROTHER (Ak Kardeş) 29 bin tonluk Panama bandıralı gemi şu anda Kanada açıklarında yük taşımakta. Toplam 42 bin tonluk Panama bayraklı dört gemiden JOALMI yük gemisi, Letonya’nın Riga limanından aldığı yükü İtalya’nın Piombino limanına götürüyor. NENA adlı gemi ise Singapur limanından, Çin’in Nantong limanına gitmekte, MV IRINI gemisi Venazuella Point Lisas limanından aldığı yükü Panama Cristobal limanına götürmekte. JOHN adlı gemi ise Atlantik Okyanusu’nda seyretmekte. Erkan Yıldırım’ın imza yetkisi ve ortağı olduğu Hollanda şirketi Zealand Shipping B.V’nin filosunda ise toplam 200 bin tonluk 10 gemi bulunuyor. Zealand Shipping B.V’nin internet sitesinde iş ortakları ve iş birliği yaptığı şirketler arasında Yalova’da faaliyet gösteren Q Shipping ve Sefine Denizcilik gösteriliyor.”

http://www.aydinlikgazete.com/mansetler/bakan-binali-yildirimin-cocuklarinin-gemicikleri-ortaya-cikti-h28061.html

(3)  http://www.haber7.com/televizyon/haber/1140810-binali-yildirim-cocuklarimin-gemileri-var

(4)  http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/bilal-2-ayda-2-gemi-indirdi-935224/

İşte o gemicikler:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın küçük oğlu Bilal Erdoğan, armatörlüğü sevdi. Amcası ve eniştesi ile birlikte Üsküdar’da kurduğu BMZ Grup Denizcilik şirketi, son iki ayda filosuna iki tanker birden ekledi. Bu iki tankerin fiyatının 36 milyon dolar (110 milyon lira) olduğu öğrenildi. Böylece şirketin sahip olduğu gemi sayısı 5′e yükseldi. Gemilerin toplam maliyetinin de 90 milyon dolara (275 milyon lira) çıktığı ileri sürüldü. AKP’nin tek başına iktidarı kaybettiği 7 Haziran’dan bu yana piyasalarda kriz yaşanırken, Bilal’in şirketi etkilenmedi.”

http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/bilal-2-ayda-2-gemi-indirdi-935224/

(5)  https://www.youtube.com/watch?v=VDIdyGderwI

(6)  http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/335801/Turkiye_nin_ISiD_operasyonu_gostermelik.html

(7)  http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/10/151005_erdogan_tusk

(8)  http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/kilicdaroglundan-olay-sozler-h39403.html0

(9)  http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/kilicdaroglu-teroru-bitirecegim-963303

(10)  http://www.taraf.com.tr/kilicdaroglu-basbakan-olsam-da-saraya-gitmem/

(11)  http://www.milliyet.com.tr/kilicdaroglu-mhp-ak-parti/siyaset/detay/2086832/default.htm

LEVENT KIRCA’YI ARATMAYACAKLAR!..

muhimmat

 

Ankara Garı önünde 102 kişinin ölümü ile sonuçlanan patlama nedeniyle 11 kişi tutuklanma istemiyle adliyeye sevk edildi…

Demek ki, soruşturmada sona gelindi.

Davutoğlu, “Canlı bombaların isim listesi elimizde, ancak, eylem yapmadıkça onları tutuklayamıyoruz” demişti…

Canlı bombalar eylem yapınca yakalanamıyorlar zaten. Polisler yerden parçalarını topluyor…

Başbakanın açıklaması kara mizah örneği.

Anlaşılıyor ki, Davutoğlu, geçenlerde aniden sonsuzluğa yürüyen usta tiyatrocu Levent Kırca’yı aratmayacak bize!..

MHP, de komikliğe devam ediyor: Başbakanın bu mizahi açıklamalarını “makul şüpheli” saçmalığını meşrulaştırmak için kullandı.

MHP’ye göre, teröristler “makul şüpheli” oldukları gerekçesi ile tutuklanabilmeli!..

Akıl akıldan üstündür elbette!?

Hukukun üstünlüğünü ve evrensel değerleri savunmak kimsenin aklına gelmiyor nedense…

Bu durumda iktidara muhalif olan herkesi “makul şüpheli” göstererek tutuklama olanağı, muhalefet tarafından hükümetin eline veriliyor…

Tutuklama için “kuvvetli şüphe” yerine, “makul şüphe”nin getirilmesinin sakıncaları, bu olayda somut olarak bir kez daha görüldü…

İsim listesi hükümetin elinde bulunan “canlı bombalar”ın gerçek yakalanamama sebebi daha başkadır:

Silahlı terör örgütü IŞİD‘in, hükümetimizce TCK‘nun tarif ettiği gibi “terör örgütü” kabul edilmeyişi, sorunu bu noktaya taşımıştır.

AKP hükümetleri Esat’ı devirmek için akıl dışı bir proje içerisinde görev almasaydı ve hükümetimiz dünyanın en acımasız terör örgütü IŞİD‘e göz yummasaydı, durum çok daha farklı şekilde gelişebilirdi.

Türk Ceza Kanunu’na göre örgüt üyesi olmak; 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası almayı gerektiriyor. (1) Bu hüküm “canlı bomba”ların eylem yapmasını beklemeye gerek kalmadan tutuklanmalarını mümkün kılıyor zaten…

Dolayısıyla Başbakanın açıklamalarının hukuki bir dayanağı yoktur.

Bu yüzden, 102 kişinin ölümünden, doğrudan AKP hükümetini sorumlu tutabiliriz…

Diğer yandan, güvenlik güçleri, listedeki kişilerin canlı bomba olduğuna hangi kanıtlarla kanaat getirdiyse, aynı kanıtlarla mahkemeden tutuklanmalarını talep edebilir…

Ayrıza listedeki kişileri fiziki takip ve tarassut ile suçüstü yapma olanağı da vardır…

Cumhurbaşkanı için iki bin, Başbakan için bin beşyüz kişi koruma görevlendirecek yerde, 15-20 tanesini canlı bomların peşine takabilirdik…

Yasaklarla bu ihmal geçiştirilemez.

Bu tedbirlerle Ankara saldırısı kolaylıkla önlenebilirdi…

***

“DEVLET TERBİYESİ” Mİ SUÇLUYU GİZLEMEK Mİ?

Y-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Star TV‘de katıldığı canlı yayında; Ankara saldırısında İD bağlantısı ile ilgili konuştu: “İçeride konuşulanları dışarıda anlatırsam Davutoğlu zor durumda kalır… Devlet terbiyem buna izin vermediği için ‘aramızda kalsın’ dediği hiç bir konuyu dışarıda anlatmadım” dedi…

Nihai hedefi AKP ile ortak hükümet kurup, hükümette başbakan yardımcısı olarak görev almak olan ana muhalefet partisi genel başkanının, Davutoğlu’nu zor duruma düşürmesi yakışık almaz tabii ki!..

CHP’nin oylarında kayda değer bir artış olmadığına göre, (2) iktidara gelme şansı gözükmüyor.

Dolayısıyla Kılıçdaroğlu da kurtuluşunu AKP-CHP koalisyonunda görüyor…

Bu nedenle de AKP’nin IŞİD ile bağlantılarını anlatarak, Davutoğlu ile arasının açılmasını göze alamıyor…

Dersimlinin bu yaptığını “Devlet terbiyesi” ile açıklamak olanaksızdır.

Kılıçdaroğlu düpedüz suçluları koruyor!..

***

ELEŞTİRİ YASAKLANABİLİR Mİ?

Ana muhalefet partisinin genel başkanı başkentin orta yerinde, 102 masum insanı öldüren terör örgütüne yardım edenleri gizlerse, Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği de bu konuda yapılacak eleştirileri yasaklar tabi ki…

6. Sulh Ceza Hakimliğince: “Soruşturma tamamlanıncaya kadar soruşturma kapsamı hakkında yazılı, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında faaliyet gösteren meydada her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların yapılmasının yasaklanmasına karar verilmiştir.”

Bu ifadeye göre, 6. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararını eleştirmek de bu yasak kapsamındadır.

Asıl eleştirilmesi gereken ise “vb.” ile hangi davranışların yasaklandığıdır…

Yasaklanan davranışlar sayılmayarak, sadece “eleştiri vb. yayınlar” demek suretiyle, belirsiz bir alan toptan yasak kapsamına alınmış bulunmaktadır…

Halbuki, “soruşturmanın selametini tehlikeye düşürecek yayınlar yasaklanmıştır” denseydi, herkes yaptığı yayının, soruşturmanın selametini etkileyip etkilemediğini değerlendirerek, bir sonuç elde edebilir ve ona göre hareket ederdi…

Bu haliyle söz konusu yasak, Anayasanın yasakladığı “sansür” niteliğindedir…

Yasaların sınırlanmasına olanak tanımadığı bir hakkı, sulh hakiminin yasaklama yetkisi bulunmamaktadır.

Dolayısıyla söz konusu yasak “yok hükmünde” sayılır…

***

TERÖR ÖRGÜTLERİ ABD’NİN EMRİNDEDİR!..

Obama PKK/PYD’yi, ABD’nin “karagücü” ilan ettikten sonra, 50 ton mühimmatı Suriye’nin kuzeyinde konuşlanan örgütlere havadan attı.

ABD yetkilileri, önceleri “Araplara gönderdik” dedikleri mühimmatın, 12 saat içerisinde PYD’nin eline geçtiğini itiraf ettiler… (3)

Savunma Bakanlığı Sözcüsü Peter Cook, atılan mühimmatın aralarında karadan havaya fırlatılan “stinger füzeleri” olduğunu açıkladı.(4)

IŞİD’in elinde uçak olmadığına ve Rusya Suriye’nin kuzeyine Hazar Denizi’nden füze yolladığına göre, bu füzelerin bizim jetlere karşı kullanılacağı bellidir…

Öte yandan CIA uzmanı Henri Barkey, tehditlerini sürdürüyor:”Türkiye dikkatli davranmalı, İstanbul İstiklal Caddesi’nde bomba patlarsa ne olacak” diyerek, bundan sonra patlayacak bombaların yerlerini işaret ediyor!

Barkey, daha önce de “Şehirler havaya uçacak” demişti…

ABD ile savaş, içeride ve Suriye’de bütün şiddeti ile sürüyor…

Emperyalizmle olan bu savaşı biz kazanacağız…

***

PERİNÇEK 90 YILLIK KABUSU BİTİRDİ!..

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Türkiye’nin başında “Demokles’in kılıcı” gibi sallanan 90 yıllık kabusu sona erdirdi.

Lozan’ı tarihin çöplüğüne atmak için emperyalistlerin hazırladığı “Ermeni soykırım oyunu”nu, Ermeni Soykırımını İnkar Yasası’nı tarihin çöplüğüne atarak bozan Perinçek, gerçek bir kahraman olduğunu bir kez daha kanıtladı…

Emperyalizmin desteği ile yapılan bütün darbelerde tutuklanan Doğu Perinçek, bu kez, elindeki kelepçenin zincirini parçalayıp, diasporanın eline taktı…

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nde temyiz üzerine görülen davada; İkinci Dairenin verdiği karar 7′ye karşı 10 oyla onandı…

Kim ne derse desin, bu karar Türkiye için bir  zaferdir!..

90 yıllık yalanın arkasına geçerek, Türkleri soykırımcı gösterip, Türkiye’yi mahkum etmek isteyen küresel güçler ile yerli işbirlikçilerinin elinden en önemli silahları alındı…

Başta “Hepimiz Ermeniyiz” diyerek, Ermenilerden özür dilenmesini savunanlar olmak üzere, taziye mesajı yayınlayan Erdoğan ve “soykırım” ısrarını sürdüren İstanbul Milletvekili Selina Doğan’ı birinci sıradan kontenjan adayı gösteren Dersimli Kemal, mosmor oldular!..

Sonuca sevinmiş gibi davranmaları bile yapmacıktır!..

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) Silâhlı örgüt

Madde 314- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten

kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.

(2) http://www.haberler.com/sonar-in-secim-anketinde-ak-parti-tek-basina-7786429-haberi/

(3) http://www.bugun.com.tr/gundem/son-dakika-pyd-baskani-salih-1878618.html

(4) http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/abd-pkkpyd-ye-turk-jetlerini-hedef-alacak-olan-stinger-fuzeleri-verdi-h78376.html

 

UZAKTAN KUMANDALILAR!..

 diyarbakır-şehit_1

UZAKTAN KUMANDALILAR!..

PKK’lı teröristlerin açtığı ateş sonucu şehit olan Polis Memuru Salih Eroğlu’na memleketine gönderilmeden önce, mutad olduğu üzere Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü önünde yürekleri parçalayan bir veda töreni düzenlendi…

Şehit polis memuru, eşi ve 3 yaşındaki oğlu Yusuf’un gözü önünde kurşunlanmıştı.

Küçük Yusuf, törende ”Babama gitmek istiyorum, evimize gidelim” diye ağladı…

Adeta gözleri ile konuşuyordu. Türkiye’yi ağlattı…

Diyarbakır’ın Sur İlçesi’nde 7 ve Yenişehir İlçesi’nde 2 mahallede ilan edilen sokağa çıkma yasağı devam ederken, güvenlik kuvvetleri PKK’lıların kazdığı hendekleri kapatıyordu…

Teröristler, roket atar ve otomatik silahlarla polislere ateş açtı.

Hendeğe tuzaklanan patlayıcıyı uzaktan kumanda ile patlattılar…

23 yaşındaki polis memuru Cem Tayfun şehit oldu…

Şehit cenazeleri Anadolu’yu dolaşıyor…

***

Uzaktan kumandalı bombalar Doğu’dan Ankara’ya gönderildiler…

İnsanlıkla en küçük bir ilişkisi bulunmayan caniler, 10 Ekim sabahı başkenti kana buladılar.

Resmi rakamlara göre ölü sayısı 95, yaralı 246…

Yaralılar arasında ağır olanlar da var…

Yusuf’un insanca ve hakça olan sözleri, en az 95 hanede tekrarlanacak…

Çocuklar, anne ve babalarıyla birlikte güvenli gördükleri evlerinde olmak istiyorlar…

Bu kadarına da hakları var. Şeker istemiyorlar ki!..

***

Yüreğine ateş düşen anneler şokta!..

Analar ağlamasın” diye çıkılan yolda, anamızı ağlatıyorlar!..

Uzaktan kumandalı terörist örgüt PKK’nın üst yapılanması KCK, seçimlere kadar “eylemsizlik” kararı aldığını açıkladı…

Sevinelim mi?!

Dilediği zaman “eylemsizlik” kararı alıyor, dilediği zaman kaldırıyorlar!..

Ellerinde roketatarları ve doçkaları var…

***

Hava Harp Okulu’nun 64. Yıldönümü töreninde konuşan Hava Kuvvetleri Komutanı:”Bugün Türk Hava Kuvvetleri aslında savaşıyor. Hem orta çaplı bir savaşın ötesinde hem de iki cephede savaşıyor” dedi… (1)

Savaşta olduğumuzu anlamak için, bombaların illa da tepemize mi düşmesi gerekiyor…

Mesleği savaşmak olan görevli bir kuvvet komutanının sözleri son derece açık değil mi?

“Terör örgütü kurmak ve yönetmek” suçlamasıyla hapse atılan 26. Genelkurmay Başkanı Yargıtay’da yaptığı savunmada; “TSK’ya kurulan kumpasın 3 failini; ABD, AKP ve Cemaat “olarak açıklamadı mı?

Komutanlar daha ne desinler?

***

Fetullah Gülen Terör Örgütü’nün (FETÖ) bilgisayarlarında yapılan incelemede; “özel programlarla gizlenen dosyalar”a ulaşıldı.

Bu dosyaların birinde Ergenekon, Balyoz tertipleriyle ilgili olarak ABD bağlantılı dökümanlar ele geçirildi… (2)

Ergenekon ve Balyoz tertiplerinin başlamasından çok önceye ait olan bu dökümanlarda, daha sonra gözaltına alınan isimlerin tamamına yakınının yer alması, bir şey ifade etmiyor mu?

Kiminle savaştığımız bellidir!

Bu savaşı kazanmadan “barış” nasıl elde edilebilir ki?

Tarihten bir örnek gösterebilir misiniz…

***

PKK’nın Suriye Kolu PYD’yi “karagücü” olarak görevlendiren Obama, 3 Ekim’de; PYD savaşçılarından kolordu düzeyinde silahlı birlikler kuracağını ilan etti… (3)

Bu açıklama da mı önemli değildir!

Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e açmayı planladıkları koridora, Türkiye rıza göstermeyince, ABD ile aramız açıldı…

Rusya’nın müdahalesinden sonra, NATO “Ankara isterse asker gönderebiliriz” diyor…

Rusya’nın Suriye’de faaliyet gösteren terör örgütlerine karşı başlattığı hava saldırıları, ABD’ye sürekli mevzi kaybettiriyor…

Anlaşılmaktadır ki, Türkiye bölge ülkeleri ile birlikte hareket etmesin diye, terörle hizaya getirilmek isteniyor!..

Bu nedenle Ankara Gar’ı son olmayacaktır…

Bundan böyle, bütün birimleriyle Devletin tayakkuzda olması gerekiyor…

***

Uzmanlar; 7 Haziran seçimleri öncesinde Diyarbakır’da ve sonrasında Suruç’ta patlatılan bombalar ile Ankara’dakinin benzerliğine dikkat çektiler…

Dolayısıyla Ankara Gar’ı önünde patlayan bombaların kumanda düğmesine Atlantik ötesinden basıldı diyebiliyoruz!..

.

Sonuç olarak;Libya’da, Mısır’da ve Suriye’de terör örgütleri ile “al takke ve külah” ilişkiler içerisinde olan bir hükümetin, başına böyle belaları açması, işin doğası gereğidir!.. (4)

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.dha.com.tr/bugun-turk-hava-kuvvetleri-aslinda-savasiyor_1040307.html

(2) http://www.aydinlikgazete.com/politika/ergenekon-kumpasi-yarin-yargitay-da-h77095.html

(3) http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/dogu-perincek-obama-alaylari-kurulabilir-mi-h77090.html

(4) 11 Ekim tarihli Aydınlık gazetesinde yazılan Deniz Kahraman’ın haberine göre; Türkiye ile Rusya arasında yaşanan “hava sahası ihlali krizi” Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan ile Başbsakan Ahmet Davutoğlu’nu ayrı düşürdü. “Rusya ile ilişkilerde dikkatli adı atalım” uyarısı yapan Dışişleri Bakanlığına “Önce Rusya’nın bizim desteklediğimiz adamları vurmasını engelleyecek önlemler alın” talimatı verdi…

on_ekim

BİLET ALMADAN İKRAMİYE BEKLEYENLER!..

rusya-suriyede

Rusya’nın Suriye’deki silahlı terör örgütlerine yönelik başlattığı hava saldırısı, koalisyon güçlerini bayağı rahatsız etti.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu şer ittifakı (ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, Katar ve Suudi Arabistan), Rusya’nın terör örgütü olarak kabul ettiği Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) açıkça desteklediğini ilan ettiler!

Yedi ülkenin yayınladığı bildiride, Rusya’nın başlattığı operasyonlar için, “Suriye muhalefetine ve sivillere yönelik saldırılardır” değerlendirilmesi yapıldı…

Yaklaşık 3 yıl önce (5 Eylül 2012) Türkiye’nin Suriye’ye dönük dış politikasını “En yakın zamanda Şam’a gidip Emevi Camisi’nde namaz kılacağız” sözleriyle özetleyen Erdoğan, bugün sadece Putin’e üzüntülerini bildireceğini söylemekle yetindi…

ABD Dışişleri Bakanı Kerry, “Biz Rusya’nın Suriye’de sadece DAEŞ’i (IŞİD’i) hedef almasını istiyoruz” dedi…

Birleşmiş Milletler (BM) 70. Genel Kurulu için Newyork’ta bulunan Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile buluştuktan sonra, çözümün diplomasiden geçtiğinisavunarak, BM’i Cenevre 3‘ün toplanması için harekete çağırdı…

İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutan Yardımcısı Hüseyin Selami, “Bugün ABD’nin Esat’ın çözüm parçası olduğunu itiraf etmesi, gösterilen iradenin sonucudur” dedi…

Gelinen bu durum ve “Esat’lı çözüm”’ün kabulü, ABD ve müttefiklerinin Ortadoğu politikalarının duvar tosladığını göstermektedir…

Bu yadsınamaz gerçeğe rağmen, Türkiye’nin küresel güçlerle hareket etmesinin pahalıya mal olacağı açıktır.

İktidardan düşürülmüş bir partinin, hala devleti yönetmesi ve iflas etmiş politikalarındaki ısrarının Türk halkına ağır faturalar ödeteceği anlaşılmaktadır.

Bu nedenle 1 Kasım seçimleri uçurumdan önceki son çıkışımızdır!

***

AKP hükümetlerinin borçlanarak sürdürdüğü, ekonomik yaşamda sona gelindi sayılır.

2002 yılından önceki yıllardan devreden dosyalarla birlikte icra müdürlüklerinde sonuçlanmamış toplam 8 milyon 613 bin dosya varken, bu rakam yaklaşık 4 kat artarak 23 milyon 824 bine ulaştı…

Sadece aile reislerinin icralık olduğunu varsayarsak, 24 milyon hane borç batağında demektir…

Nüfusun neredeyse tamamı bu olumsuzluktan etkilenmektedir…

Yeni istihdam alanları açılmadığı için işsizlik aldı başını gitti. Tarım ve hayvancılık bitirildi. Korunmasız bırakılan milli sanayi can çekişiyor…

80 yıllık birikimlerimiz satılıp, talan edildi…

Yunanistan bile 152 ada, adacık ve kayalığımızı işgal etti…

13 yıllık AKP iktidarında dış borcumuz 242.7 milyar liradan yaklaşık 3 kat artarak 676.2 milyar liraya yükseldi…

Yurttaşların bankalara borcu 2002 yılında 6.6 milyar lira iken, 58 kat artarak 381 milyar liraya ulaştı.

2008 yılından bu yana sadece kredi kartları ve tüketici kredileri için 205 milyar lira faiz ödendi…

Yurttaşın kazancının neredeyse tamamı faiz ödemelerine gitti…

Belli ki, muhalefet partileri böyle bir enkazı devralmak istemiyor!..

***

Y-CHP vaatlerini açıkladı. Nihai hedefinin AKP ile koalisyon ortaklığı yapmak olduğu anlaşılıyor:

Seçim bildirgesinde en dikkat çeken husus: “Anayasayı değiştireceğiz. Eşit yurttaşlık getireceğiz. Hiç kimse etnik kimliğinden ötürü ötekiyim diye düşünmeyecek” vurgusudur…

Y-CHP’ye göre, Türkiye’de etnik kimliğinden ötürü “ötekiyim” diye düşünenler var ve bu düşünce Türkiye’nin en öncelikli meselesidir…

Bu nedenle de “anayasa değişikliği” vaad ediyorlar…

Seçim Bildirgesi’nde “Eşit yurttaşlık” getirmeyi vaad eden Y-CHP, aslında bazı yurttaşların yasalar önünde “eşit” olmadığını da savunmuş oluyor…

Bu şekilde PKK/HDP‘nin yalan politikalarını seslendiriyor…

Zira PKK’nın ayrılıkçı propagandaları, bu gerçek dışı düşünceler üzerine oturtulmuştur…

Böyle bir söylem, iktidara talip olan bir partinin kendi ayağına kurşun sıkmasından farksızdır.

Ülkeyi içerisine sürüklendiği bataktan nasıl kurtaracağı hakkında bir tek söz bile söyleyemeyen Y-CHP, “Eşit yurttaşlık” saçmalığı ile gerçekte iktidara talip olmadığını ortaya koymaktadır…

Dersimli Kemal’in bütün amacı, kendisini CHP başına getiren küresel güçlerin isteğini yerine getirmektir.

Dersimli, ekibini TBMM’ne sokarak; “Milletvekili dokunulmazlığı”ndan yararlandırmak suretiyle, PKK’nın gerçek dışı propagandanın devamını sağlamak ve bu şekilde Türk halkının kafasını karıştırmayı başlıca ödevi edinmiştir!..

Y-CHP’nin iktidara talip olma gibi bir derdi kesinlikle yoktur.

Bu fikrin esaslı kanıtı, bir kaç ay önce halkın önüne koyduğu milletvekili listesini değiştirmemiş olmasıdır.

7 Haziran’daki seçimde yüzde 24.95 oy verilen bir listeye, 1 Kasım’da oy yağmasını beklemek, bilet almadan büyük ikramiyeyi beklemekten farksızdır…

AKP de yüzde 40.87 oyu tek başına iktidar için yeterli bulmadığı için halkın “hata” yaptığını düşünmekte ve hatadan dönmesi için 1 Kasım’da ona yeni bir “fırsat” vermiş bulunmaktadır!..

Bu noktada AKP ile Y-CHP’nin bakış açısında hiçbir fark yoktur…

Anlaşılıyor ki, seçim vaatlerini ve milletvekili listelerini değiştirmeyen Y-CHP’nin nihai hedefi; AKP ile koalisyon yapmaktır.

Nitekim bu tutumunu, 7 Haziran seçimlerinden sonra AKP’nin peşinden koşturarak, taviz üzerine tavizler vererek, en ilkesiz ve utanılacak bir şekilde ortaya koymuştur…

Denebilir ki, Y-CHP, küresel güçler tarafından, halkın iktidardan düşürdüğü AKP’yi yeniden hükümet yapmakla görevlendirilmiştir…

Dolayısıyla AKP’yi iktidardan düşürmeden önceki acil iş, Y-CHP yönetiminin parti başından uzaklaştırılmasıdır!..

Apaçık gözüken 1 Kasım yenilgisinden sonra, CHP’lilerin siyasi gündeminin ilk sırasında bu iş olmalıdır…

Cemil Can