Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

“BİLMİYORDUM” MAZERETİ KALMADI!..

paralel_1_2

AKP’nin Paralel Yapı, cemaatlerin Cemaat, muhaliflerin “F Tipi”, kendilerinin Hizmet Hareketi,

yargı organlarının ise Fetullahçı Terör Örgütü olarak adlandırdığı örgütlenme;

23 Şubat 2016 günü bir hukuk metninde faaliyetleri esas alınarak tarif edilmiştir:

yargı içinde geçmişte doğrudan bilinmeyen,

ancak;

sistemli bir şekilde örgütlenen,

kamuoyunda;

Paralel Yapı,

Cemaat,

veya

Fetullahçı Terör Örgütü gibi isimlerle anılan bir oluşumun tahakkümü altına girdiği,

kendilerinden olmayan herkesi herhangi bir şekilde, (Müfettiş raporları, sahte isimli ihbarlar, nereden geldiği belli olmayan bilgi notları gibi…) bertaraf etmeye matuf davranışlar içerisine girildiği,

aynı örgütlenmenin özellikle 1980 yılının ikinci yarısından başlamak üzere;

sistemli bir şekilde; emniyet teşkilatı mülki idare amirliği

ve

Türk Silahlı Kuvvetlerinde de yapıldığı,

belli bir güce eriştikleri varsayımıyla devlet içinde kendilerine uygun bir düzen kurmak amacıyla;

organize bir şekilde hareket edip, tümüyle devleti yönetmeye kalkıştıkları,

özellikle;

Türk Silahlı Kuvvetleri içinde, çoğunluğu kurmay subay ve general olan personelin,

başka yerlerde yapılmış sahte ihbar mektupları ile yine kendilerinin dijital ortamda kurguladıkları delilleri sistemli bir şekilde kullandıkları,

ordu mensubu genç teğmenlerin cep telefonlarına yüzlerce sayılabilecek kumpas niteliğinde amaca yönelik aleyhte kullanılabilecek mesajlar gönderdikleri,

ve

bunun ortaya çıkması sonucu sehven yapıldığı gibi gerekçelerle geçiştirildiği,

keza;

Balyoz ve Ergenekon davalarında görüldüğü gibi;

netice alma amaçlı olarak sanıklar tarafından gömüldüğü intibaını yaratarak, bir kısım silahların bir yerlere gömülüp, güya bulunmuş gibi işlem yapıp tutanaklar tutulduğu,

delillendirme çabaları içinde kullanılan bilgisayarlardan kendilerinden olmayan kişilere ait isimleri geçen belgeleri, yine kendilerinden ve kendilerine yakın subay, astsubay ve personel vasıtasıyla, bir yerlere koyup delil bulduk şeklinde kumpaslara girdikleri,

kendilerinden olmayanları bertaraf edip, kendilerinden olanların önünü açmaya yönelik hareket içinde bulundukları, bu hususun DEVLET TARAFINDAN FARKEDİLMESİ üzerine;

bu yapı ile, sistemli bir mücadeleye girişildiği de toplumun, kamunun ve yargının malumları olan husustur…” (1)

Kısaca FETÖ de denilen Fetullahçı Terör Örgütünü, İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesi hükmünün gerekçesinde tanımlamıştır.

Yukarıdaki ifadelerde bana ait bir tek sözcük yoktur.

Kolay okunması için bazı cümleleri ayrı satırlara yazdım.

Alıntı olan metin, Emniyet teşkilatını tamamen ele geçirmek amacıyla, masa başında yazılan senaryolara, sahte kanıtlar üreterek, özel görevli ağır ceza mahkemesinde açılmış ve mahkumiyetle sonuçlanmış bir davanın,(2) Yargıtay 16. Ceza Dairesinde bozulmasından sonra verilmiş beraat kararının gerekçesinden alıntıdır. (3)

Emniyet teşkilatında üst düzey görevlerde bulunan başarılı emniyet müdürleri Mustafa Gülcü ile Celal Uzunkaya hakkında açılmış olan davanın, beraatle sonuçlanması, bir dönemin kapandığının en önemli kanıtıdır…

Emniyette üst düzey görevlerde bulunan ve kumpaslarla hedef alınan diğer emniyet müdürleri; Emin Arslan, Sabri Uzun ve Hanefi Avcı, bu karardan habersiz olarak “Devleti Tehdit Eden Terör Yapılanmaları” panelinde benzer tespitleri yapmışlardır… (4)

Hiçbir tereddüt göstermeden rahatlıkla diyebiliriz ki; İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı, aynı zamanda, “Hizmet Hareketi”nin bir terör örgütü olduğunun en çarpıcı kanıtıdır…

Bu örgütün finans kuruluşları ile propagandasını yapan kurum ve kuruluşlarına karşı yapılacak operasyonları, hukuka aykırı eylemlermiş gibi göstererek destek vermek, terör örgütüne destek vermek ve terör örgütünü iyi göstermek anlamına geleceğine kuşku yoktur.

Dolayısıyla bundan böyle, “F Tipi”ne karşı yapılacak operasyonlara, temel hak ve özgürlükleri savunma bahanesi ile kol kanat gerenler, bu örgüte bilerek ve isteyerekyardım ve yataklık” suçunu işleyecekler ve suçu ve suçluyu övmekle rahatlıkla suçlanabileceklerdir.

Asıl önemlisi ise bundan böyle, “bilmiyordum” mazeretinin arkasına saklanma olanağının, ortadan kalkmış olmasıdır…

FETÖ’nü savunanlar için “Aldatıldım” savunması da geçerli olamayacaktır tabi.

Zira ortada, kapı gibi mahkeme kararı bulunmaktadır…

Cemil Can

 

DİPNOTLAR:

(1) İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.02.2016 tarih ve 2016/69 Yeni Esas numaralı kararı.

(2) İzmir 10 Ağır Ceza Mahkemesinin 11.04. 2013 tarih ve 2010/78 E, 2013/54 K sayılı kararı.

(3) Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 28.12.2015 tarih ve E:2015/185, K:2015/5279 sayılı kararı.

(4)http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/emin-arslan-sabri-uzun-ve-hanefi-avci-f-tipi-orgutu-anlatti-h93072.html