Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

UMUT YİNE KEMAL DERVİŞ’TİR!

 derviş

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby:

Türkiye’nin sınırlarını güvenli hale getirme çabalarını destekliyoruz ve şimdiye kadar bunun başarılı olduğuna inanıyoruz” dedikten sonra, ortak hedef olan IŞİD’ın yok edilmesi için koalisyon üyesi ülkelerin tüm adımlarını desteklediklerini söyledi…

Aynı şekilde Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest, Türkiye’nin Suriye sınırını IŞİD unsurlarından temizlemesi yolundaki adımlarını desteklediklerini söyledi…

Yani ABD, Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonunu IŞİD’e karşı yapılması halinde destekleyeceğini söylüyor.

İfadeleri son derece açık ve anlaşılırdır:

Tıpkı Dersimli Kemal’in, Fırat Kalkanı Operasyonunu IŞİD ile sınırlı tutulması halinde CHP’nin destek vereceğini söylediği gibi…

ABD ve Y-CHP’nin tutumu örtüşüyor.

İkisi de PKK/PYD’ye operasyon yapılmasına karşıdır…

Y-CHP’ye dönüştürülen Atatürk’ün partisi, “yeni” haliyle toprak bütünlüğümüzü tehdit eden PKK terör örgütünü açıktan korumaktadır!

***

Geçen hafta ABD Ankara Büyükelçisi John Bass, görevden alınan PKK’lı belediye başkanları için:

Kayyım atamalarının geçici olacağını ve vatandaşların yakında Türk yasasına uygun bir şekilde yeni yerel yetkilileri seçmelerine izin verileceğini ümit ediyoruz” demişti.

Bu koşullarda yapılacak seçimlerin sonucu bellidir.

Güneydoğu’daki belediyeleri Kandil’in göstereceği adaylar yönetsin isteniyor.

CHP eski Genel Sekreteri ve İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin de görevden alınan belediye başkanları yerine yapılan atamaları “darbe” olarak nitelendirdi.

Gürsel’in önerdiği çözüm çok farklı değildir.

O da görevden alınan başkanların yerine, belediye meclislerinin başkan seçmesini istiyor.

Bu belediyelerin başkanları ile meclis üyelerini Kandil’in atadığına hiçbir kuşkumuz yok.

Demek ki, Y-CHP de istiyor ki, görevden alınan belediye başkanlarının yerine seçilecekleri yine PKK seçsin.

Atatürk’ün Y-CHP’ye dönüştürülen partisinin isteği, ABD’nin isteği ile aynıdır…

Acaba neden?

***

FETÖ ile bağlantısı olduğu düşünüldüğü için yurt dışına çıkması yasaklanan ve hakkındaki yolsuzluk iddiaları ile ilgili olarak hazırlanan rapor hasıraltı edilen Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar’ın annesi adına Fatsa’da yaptırılan okulun açılışına katılan Y-CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, darbe girişiminin arkasında ABD’nin olduğunu da söyleyemiyor.

CNN Türk’te Ahmet Hakan’a konuk olan Dersimli, “15 Temmuz darbe girişiminin arkasında ABD desteği var mı?” sorusuna, “ABD’nin desteği var demek için benim elimde veri yok” dedi…

FETÖ kanallarının ve gazetelerinin kapatılmasına karşı olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, vaktiyle “Elimde belge olmadan yargıda Cemaat yapılanması olduğunu söylemem” demişti.

Belge olmayınca terör örgütü olmaktan çıkılıyor mu?

Dersimlinin eline “belge”yi kim verecekti?

Cemaat mi hükümet mi?

Yoksa ABD mi?

Kemal Kılıçdaroğlu; FETÖ’ye ait gazete, kitapların yasaklanmasını da istemiyor.

TV , radyo ve haber ajanslarının kapatılmasına karşı…

Niye kapatıyorsun kardeşim” diyor…

Neden acaba?

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, ikinci KHK ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine başvuruda bulundu.

Kararnamede FETÖ ile bağlantılı; gazete, televizyon, radyo ve haber ajanslarının kapatılması var…

Türk halkının nefret ve ibretle izlediği FETÖ’ye sahip çıkmak, kol-kanat germek Y-CHP’ye ne kazandıracak?

Ne yazık ki, Atatürk’ün koltuğunda tarikatları “zenginlik” olarak gören bir gerici oturuyor!

***

TBMM İsmail Kahraman, Meclis-i Mebusan’ı kapatan Abdülhamit’e “vefa borcumuz” olduğunu söyledi.

TBMM’ni açan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün posterini kaldırılmasına sessiz kalan Kahraman Abdülhamit’in posterini astı.

Sempozyumda Kahraman’ın yanında oturan tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, Kahraman’ın Abdülhamit’e yaptığı abartılı övgülerine karşı çıkıp, tarihi gerçekleri savunamadı.

Ortaylı, Pensilvanya’ya gidip Fetullah Gülen’i de ziyaret ettiğini kabul etmişti…

Küçük bir makam ve mevki için tarihi gerçekleri gizleyebilen bir bilim adamının bundan sonraki sözlerine nasıl güvenelim?

***

Aydınlık yazarlarından Sebahattin Önkibar yazdı:

Darbe başarılı olsaydı başbakanlığa Kemal Derviş getirilecekti.

Biliyorsunuz Kemal Derviş, Y-CHP’nin kurtarıcı meleği olarak yedek kulübesinde bekletiliyor…

Derviş, CHP’nin söz sahibi olduğu bir iktidar kurulduğunda görev bekliyor… (1)

CHP’nin tek başına iktidara gelme olasılığının bulunmadığına o da inanıyor.

Söz sahibi” nasıl olunur?

Koalisyon ortağı olarak mı, yoksa FETÖ’nün darbeyi başarması ile mi?

CHP’yi PKK ve FETÖ’ye hami olmaktan çıkartmadıkça ne tek başına iktidara gelmesi, ne de “söz sahibi” olacağı bir hükümetin kurulması ufukta gözükmüyor…

CHP’yi işgalden kurtarılmadıkça rejimi kurtarmak imkansızdır.

Cemil Can

DİPNOT:

Kılıçdaroğlu: “Ekonomiye (Derviş’in) yaptığı katkıları, Türkiye’yi krizden çıkarma aşamasındaki çabalarını sadece CHP olarak biz değil bütün Türkiye takdirle anıyor.

Derviş: Sosyal demokrat boyutu güçlü olan CHP’nin de söz sahibi olduğu bir iktidar kurulursa o zaman tekrar görüşürüz dedik birbirimize.”

http://www.soldefter.com/2015/03/29/kemal-dervisin-neo-sosyal-demokrasisi-ve-chp-akp/

ABD BAYRAĞI ALTINA SIĞINACAĞINIZA ÖLÜN DAHA İYİDİR!

telabyad-da-gumruk-binasina-da-abd-bayragi-asildi-7656977

 

Başkanları görevden alınan belediyelerin PKK’ya ne şekilde yardım ettikleri fotoğraflar ve diğer kanıtları ile basında geniş olarak yer aldı:

 

Belediye başkanlarını halkın seçmediği, Kandil’in atadığı ve halka dayatıldığı Sırrı Süreyya Önder’in beyanı sabittir.

 

“Çözüm Süreci”nde hendek ve tünelleri belediyelere ait iş makineleri ile kazdıkları sır değil artık.

 

Hatta belediye işçilerini bile bu işlerde çalıştırdılar…

 

Bombaları belediyelere ait araçlarla taşıdılar.

 

Karayollarına tuzaklanan bombaların üzerine asfalt dökerek kamufle edilmesini belediyeler sağladılar.

 

Parklara, kültür merkezlerine PKK’lı teröristlerin adlarını verdiler.

 

PKK’lıların cenazelerinde belediyeler seferber oldulur.

 

PKK’nın dağ kadrolarına sıcak yemeği bile bu belediyeler götürüyordu.

 

Güneydoğu’daki 28 belediyede terör örgütünün gönderdiği militanları çalışıyordu.

 

Kısaca yoksul halktan toplanan vergiler; belediyeler aracılığı ile PKK’ya aktarılıyor, silah ve bombaya dönüştürüldükten sonra, vergiyi veren yurttaşların çocuklarına sıkılan kurşun haline getiriliyordu…

 

AKP’nin 14 yıllık iktidarı süresince yaptığı en doğru ve yerinde iş, örgüt üyesi olan bu belediye başkanlarının görevden alınması ve yargılanmasıdır kuşkusuz.

 

Doğruya doğru…

 

***

 

PKK’lı belediyelere “kayyım” atanması üzerine, ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass:

 

“Hükümetin bazı seçilmiş yerel yetkilileri terörizmi destekledikleri iddiası ile görevden alma ve yerlerine kayyım atama kararını takiben Türkiye’nin Güneydoğusu’ndaki çatışma haberlerinden endişe duyuyoruz” dedi…

 

Biliyoruz ki, elçiler kendilerini gönderen hükümetler adına konuşurlar.

 

Yani ABD diyor ki:

 

Bu PKK’lı belediye başkanlarını görevden almanızı sessiz sedasız geçiştirmeyeceğiz.

 

Bazı olayların yaşanmasına hazır olun.

 

Yine bir yerlerde bombalar patlayabilir…

 

Bu yüzden İngiltere ve Almanya yurttaşlarını uyardı, konsolosluklarında sınırlı hizmet vermeye başladı.

 

ABD yönetimi PKK’yı açıktan sahipleniyor.

 

Diplomatik dil bile kullanmaya ihtiyaç durmuyorlar.

 

Bir de edepsizce Türkiye’yi tehdit ediyorlar…

 

Bay Bass, bu aşamadan sonra ne yapmamız gerektiğini de söylüyor:

 

“Kayyım atamalarının geçici olacağını ve vatandaşların yakında Türk yasasına uygun bir şekilde yeni yerel yetkilileri seçmelerine izin verileceğini ümit ediyoruz” diyor.

 

Bu aşağılık tehditlere ve sömürge muamelesine karşı tavrımızı ortaya koymalıyız artık.

 

Türkiye’deki bütün ABD üstlerini kapatma kararı verme zamanı gelmiştir…

 

Kapatın tümünü, korkunun ecele faydası yoktur, Türk ve Kürt halkları arkanızdayız!..

 

***

 

Y-CHP‘nin gerçek genel başkanı, CIA’nın yan kuruluşu Stratfor’un TR 705 kulak numaralı elemanı Sezgin Tanrıkulu, PKK’lı belediyelerin görevden alınması üzerine; John Bass’ın paralelinde bir açıklama yaptı:

 

“CHP olarak Anayasa Mahkemesine başvuracağız” dedi…

 

Yoruma hacet var mı?

 

Y-CHP Amerika’nın sesidir!

 

Beyaz Saray’ın direktiflerini Türk halkına tercüme etmektedir.

 

5 Haziran seçimlerinde PKK’nın Meclis’teki uzantısı HDP’ye baraj atlatmak için atmadıkları takla kalmamıştı.

 

CHP’ye yapılan bu ihaneti de akıldan çıkartmayalım.

 

“Mustafa Kemal’in askerleriyiz”,”tam bağımsızlıktan yanayız” , “hukuk devletini ve tam demokrasiyi savunuyoruz”, “laiklik ilkesine bağlıyız” sözleri palavradır, halkı aldatmak için söylenmektedir…

 

 

***

 

Şimdiki adları PKK olan “Apocular”, 70′li yılların sonlarında kendilerini “solcu” olarak tarif ederlerdi.

 

Marksist-Leninist olmakla övünürlerdi.

 

İşçilerin-köylülerin, kısaca ezilen sınıfın öncüleri olarak yola çıktıklarını söylerlerdi.

 

Emekten ve emekçiden yana görünürlerdi.

 

Güya Engels’in, dış dünyada ve insan düşüncesindeki hareketin genel yasalarını inceleyen bilim dalı olarak tarif ettiği diyalektik materyalizmi rehber edinmişlerdi.

 

Zıtların birliği”nden söz ederlerdi.

 

Hegel’in tez-antitez-sentez yöntemini ağızlarından düşürmezlerdi.

 

Bir dönemin Kürt devrimcileri “karşıtlıkları” kullanarak akıl yürütürlerdi.

 

Sorsalar diyalektiğin babası Heraklitos’un “Aynı ırmakta iki kez yıkanmaz” sözünü düstur edindiler.

 

Bu durum karşısında; insanın Kürt önderlerin tarihte yaptıkları hatalardan ders aldıkları ve kolay kolay bir daha kullanılmayacaklarına inanması gelir içinden!..

 

***

 

Kürt halkını temsil ettikleri iddiasında olan PKK ve bağlı örgütler, sonunda başdüşman olarak kabul ettikleri emperyalizmin hizmetine girdiler.

 

Emperyalistlerin siperlerinde mevzilendiler.

 

ABD’ye “karagücü” olmayı kabul ettiler.

 

Beyaz Saray’a kadar gidip, efendilerinin ayaklarına kapanarak, yoksul halkların sömürülmesi projesi olan BOP’ta rol istediler.

 

FETÖ ile bile işbirliği dahi yaptılar!

 

YPG armasını ABD askerlerinin koluna, ABD ordusunun armasını da Kürt çocuklarının koluna takmakta sorun görmediler.

 

Urfa’nın Akçakale ilçesinin karşısında, PYD/YPG’nin denetimindeki Tel Abyat’ta evlerin çatısına ABD bayraklarını çektiler.

 

ABD’yi Türkiye’ye Güneydoğu’dan sınır komşusu ettiler…

 

Hiç kuşku yok ki, bugüne kadar onuruyla yaşayan ve ezici çoğunluğu teşkil eden Kürtler için bu durum ağır bir zillettir.

 

Hak ve emek mücadelesi için yola girip, ezilen halkların haklarını gaspeden, emekçileri iliklerine kadar sömüren emperyalizmin askeri olmak, yok oluşların en ibret verici ve acı olanıdır…

 

Kürt ve Türk halklarına ne mutlu olsun ki, bin öğütten çok daha değerli olan bu musibetten, paha biçilmez değerdeki dersleri çıkarma fırsatını yakalıdır…

 

Türk ve Kürt halkları, devrimci önderlerden Tarık Akan ile PKK yönetileri arasındaki karşılaştırmayı yapacak kadar sağduyu sahibidir…

 

Tarık Akan’ın şahsında tüm devrimci önderleri saygı ve minnetle anıyoruz..

 

Cemil Can

ENDİŞELENENLER!

g20_zirvesiii

İsrail’in eski Başkanlık Ulusal Güvenlik Konseyi Diş İlişkiler Başkan Yardımcısı Eran Lerman endişeli…

Lerman, endişesini The Jerusalem Post’ta dile getirdi:

“Türkiye tüm gücüyle Suriye’nin kuzeyindeki PYD’nin üzerine yürürse, bu bizler için rahatsiz

etkileri olan tehlikeli bir sonuç ve stratejik bir trajedi olur” dedi…

Çin’de yapılan G20 zirvesinde Avrasya güçleri Batı’ya eylemli mesajlar verdi.

Haliyle batı endişelendi.

Egemenlik ve toprak bütünlüğüne karşı müdahalelere “eylemli” karşılık verme kararlılığında olduklarını bildirdiler:

Çin, Obama’nın uçağına hareketli merdiven platformu yanaştırmadı.

Orta kapıdan inmek zorunda bırakılan Obama’ya kırmızı halı da serilmedi!

Obama ve Amerikan uşakları ağır bir diplomatik şamar yediler.

Avrasya güçlerinin desteğini alan Erdoğan, Obama’nın karşısında dik durdu:

Ülkemizin güneyinde terör koridoruna izin verilemez” dedi.

Bu duruş Türkiye ve Erdoğan için bir ilkti!

Erdoğan, zirve sonrasında çekilen fotoğrafta, Çin halk Cumhuriyeti Başkanı Jinping ile Rusya Federasyonu Başkanı Putin’in arasında poz verdi!

NATO bu gidişattan çok endişelendi…

Türkiye’yi “savunmak” için alel acele savunma füze sistemlerini gönderdiler!

ABD destekli FETÖ darbesi karşısında sağır olan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Bu derece değerli bir müttefikimizi korumak için elimizden geleni yapıyoruz” dedi…

Ne kadar da inandırıcı değil mi?!

Kim ne derse desin, Fırat Kalkanı operasyonu iki hususu açığa çıkarttı:

Biri PKK’nın Suriye kolu PYD’nin emir komutasına, diğeri ise Y-CHP’nin yönetimine Amerikalıların hakim olduğu gerçeğidir…

Fırat’ın doğusuna çekilme konusunda Evrensel gazetesine açıklama yapan PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, ABD ile “Aramızda anlaşma var. YPG çekilmek istese de ABD istemez” diyerek gerçeği ağzından kaçırıverdi!

PYD de Y-CHP gibi endişelidir…

Türkiye’yi PKK’ya muhatap yapmak için “çözüm” sürecini ısıtıp ısıtıp masaya getiren ABD yönetimi, bu ağır işi Y-CHP’nin üzerine yıktı:

Anımsarsınız; Kemal Kılıçdaroğlu, Fırat Kalkanı operasyonuna IŞİD ile “sınırlı” tutulması halinde destek vereceklerini açıklamıştı.

Operasyonun PKK/PYD’ye uzaması Y-CHP’lileri endişelendirmişti!

Dersimli, CHP tabanından gelen tepkiler üzerine, paratoneri Mehmet Bekaroğlu’nu ateşe sürdü.

Bekaroğlu: “Terör var diye çözüm sürecini askıya almamalıyız” diyerek görevini yaptı.

Amerikan muhiplerinin ambulans gibi çıkan sesini duyan olmadı tabi.

Bunun üzerine parti sözcüsü Selin Sayek Böke sahne aldı.

Başbakanın “Çözüm mözüm yok” sözlerine:

Çözüm mözüm yok deme lüksü hiçbir siyasetçinin yok” diyerek, Y-CHP’nin endişesini dile getirdi…

Çok açık olarak belli oldu ki, bu savaşta CHP tabanı Türkiye’nin, tavası emperyalistlerin; dolayısıyla PKK/PYD’nin yanında konuşlanmıştır!

Denebilir ki, CHP’ye yapılan kaset operasyonunun en önemli sonucu bu olmuştur!..

Fırat Kalkanı operasyonunun endişelendirdiği biri daha var:

Fetullah Gülen.

Gülen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Suriye’de namlu namluya geldiğimiz “ABD ve NATO ile ilişkileri tehlikeye atma konusundaki ısrarından endişeliyiz” dedi…

Fırat Kalkanı operasyonundan endişelenen bir diğer isim ise, İstanbul Tabip Odası Başkanı Selçuk Erez‘dir.

Erez, “Kürt halkının temsilcisi Apo’dur. Barışa inanıyorsak, bir an evvel masa başına oturmalıyız” dedi…

Kürt halkı, sanki Apo’yu özgür iradesi ile seçmiştir!

HDP’nin belediye başkanlarını bile Kandil’in atadığı bir ortamda, Apo’yu Kürt halkının temsilcisi gibi sunmak, terör örgütünü iyi göstermek ve övmek değil de nedir?

İstanbul Tabip Odası Başkanına bu sözler hiç yakışıyor mu?

Fırat Kalkanı operasyonundan CIA Başkanı John Brennan da en az bizimkiler kadar endişelidir.

Bu yüzden olsa gerekir, “Irak ve Suriye bölünecek” demiştir!

Türkiye ise kararı verdi:

Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanadır…

Irak ve Suriye bölünürse, sıranın Türkiye’ye geleceğini kundaktaki çocuklar bile tahmin edebiliyor artık.

Hiçbir tartışmaya yer vermeyecek şekilde Fırat Kalkanı operasyonu toprak bütünlüğümüzün korunması için yapılmaktadır.

Bu yüzden, operasyona “Vatan Savaşı” ismini vermek son derece doğru ve isabetlidir.

Zira savaştığımız IŞİD veya Amerika’nın karagücü PYD değil, ABD ile AB emperyalistleridir…

PKK/PYD, FETÖ ve IŞID mayın eşeği hükmündedir…

Cemil Can

“SİYASİ AYAK”LAR!..

Bekaroglu_1

Takvimler 29 Ağustos’u gösterirken:

Türk askeri, Suriye’de Amerika’nın kara gücü PKK/PYD ile savaşıyordu…

İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu Y-CHP adına önemli bir açıklama yaptı:

“Terör var diye çözüm sürecini askıya almamalıyız” dedi…

2 Eylül 2016 günü Başbakan Yıldırım, Türkiye’nin kararını: “Çözüm mözüm yok, o fırsatı kaçırdılar” diyerek açıkladı… (1)

Y-CHP ile PKK, ABD’de buluşup YPG’ye yardım dilendiler.

Kürt Realitesi Konferan‘nda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, PYD Eş Genel Başkanı Salih Müslim’in, PYD’ye ağır silahların ulaştırılabilmesi için AKP’den koridor açması talebini duyurdu… (2)

Aynı toplantıda; CIA’nın yan kuruluşu Stratfor’un TR 705 kulak numaralı elemanı, Y-CHP’nin gerçek genel başkanı ve CHP’nin değişmez/değiştirelemez Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, PKK’nın Suriye’de “kendi namusunu, topraklarını koruduğunu” söylüyordu… (3)

Takvimler 31 Ağustos’a geldi:

FETÖ’cü askerlerin “ABD ordusunun yakın müttefikleri(4) olduğunu söyleyen ABD Merkez Kuvvetleri (CENTKOM) Komutanı General Joseph Votel, Türk Ordusu ile PYD arasında ABD Özel Kuvvetlerinin bulunduğunu doğruladı:

“Türk saldırıları şimdiye kadar YPG’nin de içinde bulunduğu isyancı gruplara eğitim veren 300 civarındaki (5) özel kuvvetlere tehdit oluşturmadı. Nerede olduğumuzu çok iyi biliyorlar onlara sık sık bunu hatırlatabiliriz” dedikten sonra, ABD’nin Türkiye’ye desteğini çektiğini de belirtti…

Çok da iyi oldu, ABD’nin desteğinden kurtulmak desteklerin en kuvvetlisi olsa gerekir…

Cerablus Askeri Konseyi Komutanı Albay Hico, “Amerika Özel Kuvvetleri ateşkesin devamı için Türk Ordusu ile aramızdaki bölgeye yerleşti” dedi.. (6)

Ortada “ateşkes” filan yok!

Marksist çizgiden gelip emperyalizmin “karagücü” olmayı kabullenen Kürt ayrılıkçılar, bugünlerde ABD askerlerinin arkasına saklanıyorlar.

Olacak iş değil; Türkiye’den desteğini çeken ABD, Suriye’de PKK ile ateşken yapmamızı öneriyor…

Demek ki, kan emici küresel güçler Suriye’de zor durumdalar…

Asla, ateş falan kesmemeliyiz!

PKK’nın Suriye kolu PYD, Münbiç’te ezan okumak için minare yerine kullanılan direklere ABD bayraklarını astı…

Akıllarınca, tatlı canlarını ABD bayrağı ile kurtaracaklar!

***

Bu aralar Dersimli Kemal CHP Genel Merkezinde iki konuk ağırladı:

Biri Avrupa Konseyi Parlamenterler Başkanı Pedro Agramunt, diğeri ABD Büyükelçisi John Bass.

Agramunt Türk halkına destek için geldiğini söyledi!

Ne kadar da inandırıcı…

Bence desteği kendisine kalsın!

Bass, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra CHP’nin izleyeceği yol haritasını öğrenmek istiyordu.

Y-CHP’nin yol haritasını, yetkililer; Bekaroğlu ile Tanrıkulu zaten açıkladı.

Bir değişiklik yok!

ABD, Kılıçdaroğlu’na çok güveniyor ama o da zor durumdadır.

FETÖ soruşturması gelip Y-CHP’ye dayandı.

Kılıçdaroğlu, darbenin “siyasi ayağı”nı öne çıkararak, CHP’deki FETÖ”cülerin tartışılmasını önleyebileceğini sanıyor:

“FETÖ’cülerin kimler tarafından devlete yerleştirildiğinin belirlenmesi gerektiği, yoksa soruşturmanın önemli bir ayağı eksik kalır” (7) diyerek, AKP’ye aslında “siyasi ayak” konusunda uzlaşma öneriyor…

Çünkü Kılıçdaroğlu’nun sorduğu sorunun yanıtını kamuoyu biliyor.

AKP, 14 yıl boyunca Fetullahçılarla ortaklık yaptı.

Ne istediler de vermedik” sözleri ile Fetullahçıları devlete kendilerinin yerleştirdiklerini ve “pişman” olduklarını itiraf ettiler!

Bu sözleri sürekli tekrar ederek, CHP’deki FETÖ’cülerin görmezden gelinmesini sağlamak mümkün değildir:

Kılıçdaroğlu’nun da “aldatıldım” veya “çok pişmanım” demesi şart oldu…

Ancak o zaman eşitlenebilirler.

Dersimli Kemal’in Başdanışmanı, İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Doc. Dr. Fatih Gürsal’ı,

CHP Parti Meclisi Üyesi, Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Alper Keten’i,

CHP Parti Meclisi Üyesi, Marmara Üniversitesi öğretim üyesi, 25. dönem milletvekili seçimlerinde CHP Kastamonu 1. sıra adayı olan Prof. Dr. Ahmet Caner Yenidünya’yı,

Uşak eski Belediye Başkanı ve 2015 Milletvekili Seçimlerinde CHP Genel Merkezinin 2. sıradan aday gösterdiği Ali Erdoğan’ı, tıpış tıpış “seçeceksiniz” diye halk partililerin önüne koyan ben değilim.

Bu isimlerin FETÖ soruşturmaları nedeniyle görevlerinden alındıkları biliniyor…

Ayrıca Kemal Kılıçdaroğlu’nun FETÖ ile ilişkisinin MİT raporlarına yansıdığını Aydınlık gazetesi yazarı Sebahattin Önkibar yazdı… (8)

FETÖ’cülerin kimler tarafından devlete yerleştirildiği belli olduğuna göre, kim veya kimler tarafından, hangi hesaplarla CHP’ye yerleştirildiklerinin de açıklanması gerekiyor…

Belli ki, Kılıçdaroğlu, gerçekte 15 Temmuz darbe girişiminin “siyasi ayağı”nın ortaya çıkartılmasını istemiyor!

İstiyormuş gibi duran sözleri, yiyenler içindir, “siyasi ayak” kurmaya çalışıyor…

Dersimli Kemal, kendi rezil durumuna açıklama getirmeden CHP Genel Başkanı olarak yoluna devam edemez artık…

En kısa süre içerisinde olağanüstü büyük kurultay toplanarak; genel başkan ve FETÖ’cü olduğu iddia edilenler hesap vermeli ve tez elden üyelikleri sonlandırılmalıdır…

Türkiye’nin ikinci kurtuluşu için mutlaka CHP, CHP’lilerin yönetiminde olmalıdır…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-37255091

(2) http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/chp-ve-pkk-abdde-bulustu-ypgye-yardim-istediler-h37680.html

(3) http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/chp-ve-pkk-abdde-bulustu-ypgye-yardim-istediler-h37680.html

(4) http://haber365.com.tr/gundem/abdli-generalden-skandal-itiraf-darbeciler-muttefikimiz-h18836.html

(5) Tel Amar, Abdülaziz Dağı ve Haseke’de 2 bin 500 ABD askeri tutuluyordu. 1000 asker daha göndererek bu sayıyı 3 bin 500′e çıkardılar. Yüzde 980′ı PKK’lı olan YPG militanları arasında ABD, İngiliz ve diğer AB ülkelerinden askerler var. Maaşlarını ABD ödüyor.

(6) http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-37235197

(7) http://www.hurriyet.com.tr/siyasi-ayagi-ortaya-cikmadi-40214865

(8) http://www.aydinlik.com.tr/mit-kilicdaroglu-feto-iliskisini-kayda-almis