Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

MHP’NİN MEZARCISI

tgb

Tekrar ede ede dilimde tüy bitti:

MHP kurtarılmadan CHP, CHP kurtarılmadan Türkiye işgalden kurtarılamaz!

TSK’nın komuta kademesinin yarıya yakınını, Emniyet İstihbaratının neredeyse tamamını, yargının hatırı sayılır önemli bir kesimini, MİT’in bir bölümünü ele geçiren ve İncirlik üssünde -ABD gözetiminde- terör örgütü PYD ile görüşecek kadar geniş imkanlara sahip olan FETÖ’nün, siyasi partilerimize sızmamış olması düşünülebilir mi?

“Düşünülemez” diyenler bu satırdan sonrasını okumasın.

“Düşünülebilir” diyenlerle devam edelim:

MHP Genel Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Semih Yalçın, Bahçeli’yi düzeltmeye çalıştı:

“Referandumda başkanlığa ‘hayır‘ diyeceğiz” dedi… (1)

Referanduma gitmekte ihtiyaç duyulan 330 oyun sağlanması için “evet” diyen MHP, referandumda “hayır” diyecekse, baştan tavrını korusun, bu konu da kapansın!

Anlaşılıyor ki, onun varlığı sayesinde Türk milliyetçiliğini ayaklar altına alan Erdoğan’ı, başkanlık yolunu açarak başımızın üstüne çıkarmak görevi Bahçeli’ye verilmiştir…

Başkanlık sistemlerinde siyaset sahnesinde genellikle iki parti bulunmaktadır…

Bahçeli Erdoğan’a başkanlık yolunu açarken, kendi partisinin gömüleceği derin mezarı da açıyor!

BASKIN SEÇİM TEHDİDİ ALTINDA

AKP baskın bir seçimle Anayasayı tek başına değiştirebilecek kadar milletvekili çıkarabilir mi?

Milletten korkmayan ama kendi delegesinden korkan Bahçeli, partisini barajın altında bırakması halinde, ülkücülerin karşısında kendini nasıl savunacaktır?

Yine bağırıp çağırabilecek midir?

Y-CHP’nin desteği sayesinde, 1 Kasım seçimlerinde barajı atlayan HDP, hendek savaşlarından sonra, bir baskın seçime parti olarak katılabilir mi?

MHP ve HDP’nin baraj altında kalması hiç kuşku yok ki, AKP’ye yarar…

Cumhuriyetin niteliklerinden, başka bir ifade ile kurucu felsefeden giderek uzaklaşan Y-CHP’ye bu pastadan pay düşmez!

Baskın seçimin bahanesi “FETÖ’cü milletvekillerini siyasetten temizlemek” olarak gösterildiğinde, elde edilecek siyasi rantın,AKP haznesine yazılacağı kesindir…

Y-CHP’nin “mağduriyet edebiyatı” içinde debelenmesi ve FETÖ’ye kol kanat germesi bu sonucu doğuracak gibidir…

“FETÖ’yü siyasetten temizlemek” gerekçesi erken seçim gerekçesi olarak gösterilemez!

Zira hukuk devletlerinde; bir örgütü siyasetteki uzantılarından kurtarmanın yolu, o örgütü kullanmak değil, adalete teslim etmek olmalıdır…

İşte AKP bu noktada, yakaladığı fırsatı ganimete çevirmek istemektedir…

Anlaşılıyor ki, baraj altında kalma korkusu yaşayan Bahçeli, erken seçimi bertaraf ederek, Erdoğan’a istediğini vermeyi, böylece kendi koltuğunu kurtarmayı göze alıyor…

VER KOLTUĞU AL BAŞKANLIĞI

Erdoğan’a başkanlık hediye edilirken, Türk halkının başına gelecek olanlar hesaba katılmıyor bile.

Sadece rejim değişikliği yapılmayacak!

Ayrıca ABD’nin Türkiye içindeki yıkıcı kolu, FETÖ de af edilmiş olacak!

Bu plan salt Bahçeli’nin olamaz.

Biraz Atlantik ötesi kokuyor gibi…

AKP içindeki FETÖ’cü milletvekillerinin asıl korkusu milletvekilliklerini kaybetmek değil, örgüt üyesi olmaktan cezaevini de boylayacak olmalarıdır.

Bu tehdit altında Erdoğan’ın başkanlığına “hayır” diyemezler.

Onlar çantada keklik sayılır…

Zaten Başbakan Afyon kampında açıkladı:

“Hiçbir milletvekilimiz ve bakanımız ne ByLock’ta ne terörün içinde ne de FETÖ’nün içinde var” dedi… (2)

Aydınlık’ın açıkladığı “125 milletvekili ByLock’cu çıktı” haberi henüz yalanlanmadı ama bu sözler ile AKP’deki FETÖ’cü milletvekilleri zaten kurtarıldı….

FETÖ’nün 82′si AKP’de, 43‘ü muhalefet partilerinde 125 milletvekili vardır…

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise, daha yeni Washington’da NTV’nin canlı yayınında; ByLock kullanıcılarının tamamının FETÖ üyesi olduğunu açıkladı…

82 rakamı doğruysa, Adalet Bakanı, Başbakanı yalanladı!

15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nun basına kapalı toplantısında ByLock’cu milletvekilleri gündem oldu.

Komisyon üyesi CHP Milletvekili Aytun Çıray, “Türkiye’deki bürokrasinin bu kadar muazzam içine girmiş bir örgütün siyasete girmemiş olmasını düşünmek imkansızdır” dedi…

FETÖ’nün siyasi partilere sızdığına inanmayan yok gibi.

Var olan bu yalın gerçeği, “yok” göstermekle görevli Bahçeli’nin çırpınışları boşunadır…

Bakalım; Türk’ün bayrağına bakıp, çırpınacak olan Karadeniz ne diyecek şimdi!

“Açılım” süresinde HDP’nin “Ver özerkliği, al başkanlığı” önerisi gibi oldu Bahçeli’nin pazarlığı…

“Kurtar koltuğumu, al başkanlığı” anlamına geliyor bu at pazarlığı!

Hiç değilse ülkücülerin bir kesimi, Bahçeli’nin içerisinde bulunduğu bu ihaneti fark etti mi?..

FETÖ’YE AF YOLU!

Görünen o ki, Fetullah Gülen hareketi, bütün partilerin içerisinde örgütlenmiştir.

TBMM’ndeki partiler; “tencere dibin kara, seninki benden kara” durumundadır şimdi.

Ve büyük olasılıkla FETÖ’cü milletvekillerini, parti genel başkanları, merkez yoklaması ile ve de kendi elleriyle sıralamaya yerleştirdiler…

Suçları büyük ve affedilecek gibi değildir!

Örneğin; Y-CHP Parti Meclisindeki o iki isim, yıllardır Fetullah’ı ve okullarını öven o milletvekilleri, Fetullah’ın yurtdışındaki okullarına yapılan geziyi organize eden genel başkan yardımcıları hepsi biliniyor…

Bu gezide hoca efendiyi övenleri kim seçti, kim koruyor onları şimdi, kim değiştirmemek için direniyor, o da bellidir.

Liderler, bu ihanetlerinin hesabını vermemek için, FETÖ’nün siyasi ayağını el birliği ile af edebilirler…

O kadar da olmaz demeyin!

Oldu bile…

Bakmayın bu beylerin bugünlerde yaptığı kayıkçı kavgalarına…

FIRSATI GANİMET BİLİRLER

Mevcut durumu fırsata bir tek Erdoğan çevirebilir…

Bu hainler, başkanlığı tıpış tıpış Erdoğan’a verirler…

Bu muhalefetle Erdoğan götürür malı.

Başkanlık gelmezse Türkiye’nin bölünme riski var” diyor Binali…(3)

İlk kullanılacak olanlar, Meclis’teki FETÖ’cüler olacak…

Yangında ilk kurtarılacak çekmeceler gibi.

Canları tatlı olan bu casus takımının, zindan ile özgürlük arasındaki tercihi bellidir.

Kim ne derse desin, “Başkanlık” tartışmasını açarak, FETÖ üyelerini, başlatılan yeni sürecin en önemli aktörü haline Bahçeli getirmiştir…

FETÖ’nün ABD’deki Türk Kültür Merkezi Başkanı Recep Özkan, Clinton Vakfı’na 1 milyon dolar bağışladı.

FETÖ’nün ABD’dek Niagara Vakfı Başkanı Kemal Öksüz, Demokrat Parti adayına 500 bin dolar bağışladı.

Gariban Türk halkının kurban paralarını, “himmet” adı altında Amerika’ya uçuran FETÖ’ye af yolunu açan Devlet Bahçelidir!

Dersimli ile Bahçeli önümüzdeki referandum’da “hayır” diyeceklermiş!

Erdoğan’ın karşısında ne de başarılı olurlar!

Gümdürmeyin insanı…

ASKERLER YİNE TEHDİT ALTINDA

Tehdit altında olan diğer kesim ise askerlerdir:

Başbakan, kumpas mağdurlarının Yargıtay’da aklanmalarına rağmen, Ergenekon ve Balyoz davaları için “Sapına kadar gerçekti, ama FETÖ’cüler sulandırdı” dedi… (4)

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Balyoz davasında 7 sanık hakkındaki beraat kararının bozulmasını istedi… (5)

Demek ki, “Kumpas”, değişik versiyonları ile yeniden gündeme gelebilir!..

Bu da Atlantik ötesinin bir başarısı, marifetidir…

Silah arkadaşlığının istismar edilmesi sonucu, hain bir darbe ile karşı karşıya kalmış TSK, “iç siyaset” gibi sunulan bu tartışmalara kolay kolay dahil olamayacak!

Erdoğan, bu fırsatı da “Başkanlık” yolunda değerlendirmesini bilir…

GELİN EVİN TAPUSUNU HIRSIZA VERELİM

Cumhurbaşkanı parlamenter sistemi tanımıyor, fiilen “Başkanlık Sistemi”ne geçti.

Putin ile görüşmesinde; “Sonunda bu az önce imzalanan anlaşmalar, imzalanacak hale geldi ve burada nokta Başkanlar huzurunda konulmuş oldu” dedi… (6)

Kim ne derse desin, Erdoğan’ın işlediği bu anayasa suçunu, Bahçesi suç olmaktan çıkartmak için “Başkanlık” tartışmasını başlatmıştır.

Çarpıcı ve açıklayıcı bir örnekle açıklıyorum:

Diyelim ki, aile üyeleri hırsızı suçüstü yapıp yakaladılar.

Hırsız ile farklı ilişkiler içerisinde olan aile üyelerinden biri, onu kurtarmak ve yaptığını suç olmaktan çıkartmak için habire öneriler ortaya atıyor.

İlk aklına gelen, evin tapusunu hırsıza vermek oldu.

Çünkü hırsız güçlü, üstelik de köylerinin muhtarlığını yapıyordu…

O üye, diğerlerine: Şimdilik hırsıza bir şey yapamayacağımız bellidir, bari bir defaya mahsus olmak üzere, hırsızlığı suç olmaktan çıkartalım diye diretiyor…

Kimse kendi evini çalamayacağına göre, böylece fiili durumu hukuka uydurmuş oluruz…

Hırsız da kurtulmuş olur, ne çare!..

Bahçeli’nin önerdiği referandum aynı bu mantıkla kurgulanmıştır…

CUMHURİYETİN YÜZAKI TGB’DİR

Lafı eğip bükmeyelim:

Cumhuriyeti kurtarmanın tek yolu kalmıştır:

Eş zamanlı olarak MHP ile CHP’yi işgalden kurtaracağız…

Başka yol yok!

Herkes partisine sahip çıkacak, parti üyeleri emireri veya uşak gibi davranmayacak.

Gerisi kolaydır; Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ile Bursa Nutkun’dan ödevlerini çıkartan Türk gençliği, Cumhuriyete ilelebet sahip çıkacak bilinçtedir…

Nitekim, 29 Ekim 2016 günü Cumhuriyetin nitelikleri ve ideolojimizin üst başlıkları ve CHP’nin bayrağındaki 6 Ok’u, TGB üyeleri okurken, en küçük bir tereddüt göstermemiştir…

Umut gençliktedir…

Cemil Can

 

 

DİPNOTLAR:

(1) http://www.haberler.com/mhp-referandumda-baskanliga-hayir-diyecegiz-8886710-haberi/

 

(2) http://www.aljazeera.com.tr/haber/yildirim-hicbir-vekilimiz-bakanimiz-bylockta-yok

 

(3) http://odatv.com/baskanlik-gelmezse-turkiyenin-bolunme-riski-var-3010161200.html

 

(4) http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/ergenekon-ve-balyoz-sapina-kadar-gercekti-fetoculer-sulandirdi-diyen-basbakan-a-kumpas-der-den-yanit-h125952.html

 

(5) http://www.bik.gov.tr/yargitaydan-cetin-dogan-ve-engin-alan-icin-flas-karar/

 

(6) http://www.star.com.tr/politika/cumhurbaskani-erdogan–putin-gorusmesi-sonrasi-dev-anlasma-imzalandi-haber-1148338/

 

 

 

“BAŞKA SORUM YOK, SANIK SİZİN”

kobra

 

Fırat Kalkanı Operasyonundan sonra Dicle Kalkanı Operasyonu başladı…

Türk savaş uçakları, Suriye’de PYD’yi vurdu… (1)

ABD panik halinde, Milli Savunma Bakanlarını Türkiye’ye gönderdiler.

Tehditleri sökmeyince, Türkiye’yi yeniden avuçlarının içerisine alabilmek için farklı yollar deniyorlar…

PKK ile mücadelemizi “destekliyorlar” ama PKK’nın kolu PYD konusunda farklı düşünüyorlar…

Güya hemfikir olduğumuz konu IŞİD.

Duy da inanma.

ABD’nin hedefi bölge ülkelerini bölüp küçültmek, sonra da Akdeniz’e Kürt koridorunu uzatmak…

TBMM’nin bomlalarla tahrip edilen bölümünü gezdiler, Fetullah’ın iadesi için bu kadarı yeterli değil dediler…

Anlaşılıyor ki, emperyalizmin başı, mazlum halkların katili ABD ile savaşımız devam edecek.

TSK’ya güveniyoruz ve hep arkasında olacağız…

Askeri konular herkesin fikir yürüteceği kadar basit değildir.

Güvendiğimiz komutanların yorumları ile yetinebiliriz…

Bu nedenle bu hafta; siyaseti, savaşı ve ihanetleri konuşmayacağız.

Biraz eğlenelim…

 

HZ MUHAMMED FETÖ ÜYESİ!

 

Aydınlık’tan Sebahattin Önkibar yazdı:

Fetullah Gülen “her akşam Hz Muhammed’i farklı bir cezaevine imam olarak gönderip hücrelerdeki haşhaşilerle beraber namaz kılıyorlar.”

Fetullah Gülen Hoca Efendi, peygamberimize mesai yazabildiğine göre, bu demektir ki, Hz Muhammed Fetullah’ın emrindedir ve örgüt üyesi olarak görevini yapmaya devam ediyor!

Bu kudretli adam, ister misiniz bundan böyle, Hz Muhammed’e gönderildiği cezaevinde namaz kıldırdıktan sonra, ön saftan bir FETÖ üyesini de dışarı çıkartma görevi versin!

Kim ne derse desin, bu adamların ceza ve fiil ehliyeti yoktur.

Cezaevinde tutulmaları insan hakları ihlali sayılır!

İstisnasız tümünün tedaviye ihtiyacı var, büyük bir tımarhaneye kapatılmaları gerekiyor…

 

RASIM OZAN DEDEN KİM?

 

Rasız Ozan Kütahyalı:

“Kemalizm bilerek ya da bilmeyerek Türk Milletine kültürel bir soykırım yapmıştır. Biz Türkler bu zihniyet yüzünden dedelerimizin ve ninelerimizin mezar taşlarını okuyamayan bir Millet haline geldik” dedi…

Bu tür sözleri daha önceden de duydum. Demek ki bir merkezden pompalanıyorlar.

Anlaşılan Kütahyalı’nın dede ismini mezar taşından başka yerden öğrenme imkanı yok!

Mezar taşına ne yazar?

Doğum-ölüm tarihleri, belki bir de Fatiha okunması isteği…

Rasım Efendi!

Sen bilemeyebilirsin ama, baban babasının kim olduğunu çok iyi bilir!..

Ayrıca aile nüfus tablosunda bu bilgelerin tümü yazılıdır.

Böyle boktan bir gerekçeden hareketle, Atatürk’ü “kültürel soykırım” yapmakla suçlamak, Kemalizme sövmek pek yakıştı sana ama karşılığını da alacağından şüphen olmasın…

 

FETÖ’NÜN KORUYUCU MELEĞİ BAHÇELİ’DİR!

 

FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nun CHP’li üyesi Aytun Çıray, AKP içinde 4 bakanın ByLock kullandığını kesin olarak bildiklerini, 58 AKP milletvekilinin de aynı programı kullandığının belirlendiğini söyledi.(2)

Bahçeli, “Başkanlık” konusunu gündeme taşıyınca, Erdoğan’ın FETÖ üyesi AKP’li milletvekillerinin oylarına ihtiyaç duyacağını ve FETÖ’nün siyasi ayağını buzdolabına kaldıracağından emindi.

Başbakan Akbulut ise hazırlığını haftalar önceden yaptı:

“Buradan meydan okuyorum. AK Parti içinde bakan ve milletvekili düzeyinde mesinlikle FETÖ’cü yoktur. Emin olabilirsiniz” dedi… (3)

Bahçeli’nin durup dururken “Başkanlık” işini gündeme taşıması, FETÖ’nün siyasi ayağının soruşturulmasını önledi!..

Bu emir, Atlantik ötesinden gelmiş olabilir mi?

İhtimal dahilindedir…

FETÖ’cüler, muhalefet partilerinden de seçilmiş olabilirler ki, bunlardan biri eski İstanbul Milletvekili Faik Tünay’dır. (4)

Ama FETÖ’nün en önemli adamlarını asıl iktidar partisinin içerisinde aramak gerekir.

Bahçeli’nin “Başkanlık” girişimi ile bu konu kesin olarak kapatılacak gibidir.

Zira bazı FETÖ üyeleri için af konuşulmaya başlandı bile…

 

MİLLETTEN KORKMAYAN LİDER!

 

Siyasi rakiplerini birer birer disipline verip, ihraç ettirme yolunu seçen Bahçeli, “Başkanlık” konusunda “Halka güvenmek lazım” ve “Biz Millete gitmekten korkmayız” demiş… (5)

Olağanüstü kurultayı engellemek için yapmadığı rezillik kalmayan Devlet Bey, anlaşılan MHP’nin kurultay delegelerini Milletten saymıyor!

Çünkü bir tek onlara gitmekten korkuyor!..

 

AKILSIZLIK MI İHANET Mİ?..

 

Şemdinli’de emniyete ait “kobra” zırhlı aracının üzerinde bulunan makineli tüfek, şehir içinde rastgele ateş etmeye başlayıp, 4 kişinin ölümüne neden olmuş.

Türkiye Bilgisayar Mühendisleri ve Programcıları Derneği Başkanı Yılmaz Sönmez, “kobra”ların üzerindeki makineli tüfeklere uzaktan müdahale edilebileceğini söyledi. (6)

Yazılım ve donanımı İsrail’e ait olan bu sistemin milli yazılımlarını gerçekleştirdiklerini söyleyen Sönmez, FETÖ’nün emniyette etkili olduğu yıllarda projenin ihalesiz İsrail’e verildiğini vurguladı…

Asker-polis bizim, tetiğin üzerindeki parmak İsrail’in…

Bakın bizim akılsızları hangi yalanla kandırmışlar:

İsrailli yetkililer bizimkilere, “Bu makineli tüfekler vuracağı hedefi kendi algılıyor” demiş…

İsrail’in demirden yapılmış tüfeğinin aklı bizimkilerden daha fazla!..

 

KENDİ FİKRİNİ SAVUNMAK BAŞKASINA DESTEK Mİ?

 

Erdoğan’ın dış politikada Vatan Partisi’nin eskiden beri savunduğu çizgiye gelmesinden sonra, ABD cephesinde görev yapan kiralık solcular, Vatan Partisi’nin AKP’ye destek olduğu yalanını yaymaya başladılar.

Kulağını Atlantik’e doğru çevirip uyuyanlara bazı sorular:

AKP, Vatan Partisi’nin görüşlerini benimseyince, Vatan Partisi ne yapmalıydı?

AKP ile aynı cephede görünmemek için görüşlerinden mi vazgeçmesi gerekir?

Fikir tartışmalarında, farklı fikirleri savunanı ikna ederek, kendi fikrini benimseten başarılı değil midir?

Karşı tarafı ikna eden önemli bir iş yapmış sayılmıyor mu?

Fikrinizi birine kabul ettirdiğinizde, yeni bir fikir mi savunmaya başlarsınız?

Fikrinize geleni aşağılayıp dışlar mısınız?

Fikrinizin taraftar bulması, doğru yolda olduğunuzun kanıtı değil mi?

Vatan Partisi söz konusu olunca bu genel doğruları tersine çevirmek siyasi ahlaka uyar mı?

“Başka sorum yok, sanık sizin”…

 

Cemil Can

 

DİPNOTLAR:

 

(1) http://www.aljazeera.com.tr/haber/turkiye-mumbucta-pydyi-vurdu

 

(2) http://www.hurriyet.com.tr/4-bakan-58-vekil-bylockcu-40250604

 

(3) https://tr.sputniknews.com/turkiye/201610141025290855-binali-yildirim-ak-parti-feto/

 

(4) http://odatv.com/adi-cemaatle-anilan-eski-chpli-faik-tunay-odatvye-konustu-0508161200.html

 

(5) http://eborsahaber.com/gundem/bahceli-biz-millete-gitmekten-korkmayiz/

 

(6) http://www.aydinlik.com.tr/o-silaha-disaridan-mudahale-mumkun-1

 

 

 

 

 

CHP NEDEN YERİNDE SAYIYOR?..

ittifak

CHP’nin Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl açıkladı:

1 Kasım seçimlerinde 3 bin 896 parti üyesinin sandığından CHP’ye oy çıkmadı.(1)

CHP ilçe yönetimlerinin sandıklarda görev verdiği partililer başka partilerin adamları mı?

Hiç sanmıyorum.

CHP’liler kendi partilerine oy vermiyorsa bunun nedenleri vardır.

Gazeteler yazdı:

Burdur’un Karamanlı İlçesi CHP Gençlik Kolları Başkanı Nuri Erdem, FETÖ üyesi olmak suçundan tutuklandı. (2)

FETÖ üyesi olan Parti Meclisi üyelerini daha önce yazmıştık.

Demek ki, Fetullahçılar Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP örgütlerinin başına kolaylıkla geçebiliyorlar…

Biraz gerilere doğru gidelim.

7 Haziran seçimleri öncesinde; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu TBMM’ndeki makamında ziyaret eden Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye Raportörü Kati Piri’nin, “HDP’nin Adana ve Mersin binalarına yapılan bombalı saldırılar nedeniyle endişeliyiz. HDP barajı geçemezse, şiddet olayları yaşanacak diye korkuyoruz” şeklinde ifade ettiği endişesi giderildi:

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “HDP barajı geçecektir” dedi… (3)

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın “CHP barajı aşmamızı istiyor mu?” sorusuna: “HDP’nin barajı aşmasını arzu ederiz” diye yanıt verdi… (4)

Çözüm süreci” de denen “Kürt açılımı”nı destekleyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Hanım, Cumhuriyet gazetesine ropörtaj verdi:

“Bir Kandil ve HDP gerçeği var. Seçimden sonra HDP’nin barajı aşıp aşmamaması ile şekillenecek süreç. İki ay önce aşamazlar, neden böyle bir karar aldılar diye düşündüm. Şimdi bence aşacaklar. Esas süreç ondan sonra başlayacaktır” dedi… (5)

HDP’nin barajı aşması ile “Süreç” onun da baş derdi!

CHP’nin kapalı grup toplantsında Genel Başkan Yardımcısı Murat Özçelik’in, “Ben ve çevremdekiler HDP’ye oy verdik” dediğini unutmadık… (6)

Bu listeyi örgütün alt kademelerine doğru uzatmak mümkündür.

Seçim sonuçlarının açıklanmaya başladığı gece, CHP Genel Merkezi önünde toplanan partililer, HDP’ye oy verdiklerini basın mensuplarına söylemekten çekinmediler.

Sonuçlara sevindiklerini de gizlemediler… (7)

CHP’nin Doğa Hakları ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şafak Pavey, VIP salonunda karşılaştığı Selahattin Demirtaş’a: “Kutluyorum, birlikte iyi salladık diye düşünüyorum” diyerek bu işbirliğini açıkca itiraf etti… (8)

CHP’den milletvekili seçilmiş, İnal Batu gibi önemli isimlerin mensup olduğu aileler bile, HDP’ye oy verdiler… (9)

CHP İzmir İl Başkanı Bedri Sertel, seçmene “CHP’li olduğu halde, sırf HDP Meclis’e girsin, AK Parti iktidar olmasın diye oyunu veren İzmirli seçmenlerAcaba yine HDP’ye mi oy verecekler?” diye sorarak, bu ahmakça tutumun altını bir kez daha çizmiştir… (10)

Kılıçdaroğlu, CHP’nin iktidara gelme iddiası bulunmadığını söz ve davranışlarıyla defalarca dile getirmiş ve seçmenin kafasına iyice yerleştirmiştir!

Bu durum karşısında bazı CHP’lilerin, CHP’ye oy vermemesi beklenmeyen bir şey değildir…

Daha fazla PKK’lıyı CHP listelerinden aday gösterme olanağını bulamayan Dersimli Kemal ve Sorosçu ekibi, CHP’nin oylarını PKK’nın Meclis’teki uzantısı olan HDP’ye yönlendirmiştir.

Çıplak gerçek şudur:

Kaset operasyonu sonunda CHP’yi ele geçiren Dersimli Kemal, Atatürk’ün partisini PKK’nın hizmetine sunmuştur…

4 bine yakın sandık görevlisinin CHP’ye oy vermemesine bu yüzden hiç şaşırmamak gerekir.

Y-CHP’nin Meclis’teki sandalye sayılı 50 fazla veya eksik olması neyi değiştirecek ki!

HDP ile eylem birliği yapmakta sakınca görmeyenY-CHP, tek başına iktidara gelme iddiası olmadığına halkı inandırmıştır!

Gazeteler yazdı:

CHP Gençlik Kolları, Birleşik Haziran Hareketi (BHH) (11) üyeleri ile birlikte, aralarında PKK propagandası yapan IMC TV‘nin de bulunduğu FETÖ’nün TV ve radyolarının kapatılmasını protesto ettiler!.. (12)

Y-CHP’nin değişmez/değiştirilemez Genel Başkan Yardımcısı, CIA’nın yan kuruluşu Stratfor’un 705 numaralı haber elemanı Sezgin Tanrıkulu, soru önergesi vererek IMC TV’nin neden kapatıldığını sordu… (13)

Dersimli Kemal, FETÖ’nün kanallarının kapatılmasına hala itiraz ediyor. (14)

Hazret, Türk Ceza Kanununda suç kabul edilen terör örgütü propagandasını “basın özgürlüğü” sanıyor!

Gazeteler yazdı:

CHP Gençlik Kolları üyeleri “Kobani”ye (15) geçerek, Suruç’ta 20 Temmuz günü gerçekleştirilen intihar saldırısında yaşamını yitiren 32 gencin iletmek istediği yardımları bölgeye ulaştırdı. (16)

“Kobani”, terör örgütü PKK’nın Suriye Kolu olan PYD’nin askeri gücü YPG tarafından ele geçirildikten sonra, kanton merkezi ilan edilmiştir.

Türkiye’yi bölme planının bir basamağı olan bu yapıyı tanımak ve yardım etmek CHP’nin üzerine vazife midir?

24 Temmuz 2015′te PKK’ya karşı başlatılan operasyonları “savaş” olarak değerlendiren KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin düzenlediği mitingte CHP Gençlik Kolları da katıldı…

Dikkat!

Koca CHP meslek örgütlerinin düzenlediği mitinge katılıyor…

Gar katliamında ölenlerin 11′i, Malatya CHP Gençlik Kolları üyesi çıktı… (17)

Sonraki gün katliamın yaşandığı alanda, anma yapmak isteyen HDP milletvekilleri arasında Y-CHP milletvekilleri de vardı. (18)

Gazeteler yazdı:

Kandil tarafından atandıkları sabit olan çoğu Güneydoğu’da bulunan 26 PKK’lı belediye başkanı, İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden alındı… (19)

Kılıçdaroğlu, görevden alınan PKK’lı belediye başkanlarının yerine, kayyum atanmasına “facia” olarak değerlendirdi… (20)

Belediyeler PKK’lıların elinde kalsın istedi!

Y-CHP, Kılıçdaroğlu ile başlayan yeni dönemde PKK/HDP‘nin kuyruğu gibi hareket ediyor…

Şimdi baskın seçim bekleniyor ya, ilahlara kurban vererek durumu idare edeceklerini sanıyorlar.

Y-CHP’nin önümüzdeki seçimlere ilişkin en büyük hazırlığı bu olacak!

Karar verdiler:

CHP’ye oy vermeyen sandık görevlilerini partiden atacaklar!

Üyelerini HDP’ye oy vermeye yönlendiren CHP Genel Merkezi değil miydi?

CHP’lileri PKK/HDP’nin peşine takıp, terör örgütünün hizmetine sokan sandık görevlileri midir?

Belli ki, Y-CHP yönetimi suçlarını yükleyecek günah keçisi arıyor!

Yoksa hangi yüzle halktan oy isteyecekler…

Cemil Can

 

 

DİPNOTLAR:

 

(1) http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/chpde-sandik-temizligi-1437622/

 

(2) http://www.turnusol.biz/public/haber.aspx?id=27390&pid=19

 

(3) http://www.haberturk.com/gundem/haber/1084055-kilicdaroglu-hdp-baraji-gececektir

 

(4) http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/tekin-hdpnin-baraji-asmasini-isteriz

 

(5) http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/selvi-kilicdaroglu-konustu-h54962.html

 

(6) http://www.sabah.com.tr/gundem/2015/06/26/chpli-vekil-ayaga-kalkarak-ben-hdpye-verdim

 

(7) http://www.ulke.com.tr/video-galeri/16749-chpliler-resmen-acikladihdpye-oy-verdik

 

(8) http://www.hurriyet.com.tr/selahattin-demirtas-ve-safak-pavey-arasinda-dikkat-ceken-diyalog-29238498

 

(9) http://www.haber7.com/guncel/haber/1426081-pelin-batu-ailecek-hdpye-oy-verdik

 

(10) http://www.ensonhaber.com/hdpye-oy-veren-izmirli-chpliler-pisman-oldu-2015-09-09.html

 

(11) https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fik_Haziran_Hareketi

 

(12) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/612823/Medyaya_yonelik_baski_ve_kapatmalar_canli_yayinla_protesto_edildi.html

 

(13) https://www.chp.org.tr/Haberler/4/tanrikulu-imc-tvnin-kapatilma-sebebi-nedir-13794.aspx

 

(14) http://www.aksam.com.tr/guncel/kilicdaroglundan-skandal-samanyolu-tv-aciklamasi/haber-550515

 

(15) https://tr.wikipedia.org/wiki/Kobani

 

(16) http://www.milliyet.com.tr/chp-li-genclerden-kobani-ye-yardim/siyaset/detay/2096352/default.htm

 

(17) http://t24.com.tr/haber/ankaradaki-saldirida-chp-genclik-kollarindan-11-kisi-de-yasamini-yitirdi,312537

 

(18) http://www.mynet.com/haber/guncel/katiamin-yasandigi-alanda-anma-yapmak-isteyenlere-gazli-mudahale-2132425-1

 

(19) http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/07/14/icisleri-bakani-ala-26-belediye-baskani-gorevden-uzaklastirildi

 

(20) http://www.haber7.com/siyaset/haber/2108522-kilicdaroglu-belediyeye-kayyum-facia

 

 

HAVUCUN PEŞİNDEN GİDENLER…

havuc_sopa_2

İktidara geldiği 2003 yılından bu yana her 24 Temmuz’da Lozan Antlaşmasını, “Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusudur” diyerek öven Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2016 yılında; bu sözlerinin tam tersi anlamına gelen:

“1920′de Sevr’i gösterdiler, 1923′de bizi Lozan’a ikna ettilenr. Ege’de bağırsan duyulacak adaları biz Lozan’da Yunan’a verdik. Zafer mi bu?” sözleri ile dışarıya mesaj verdiği ortaya çıktı.

Türkiye’nin Beşika’daki askeri varlığını “illegal” ilan eden ABD’nin, Irak devletini tahrik ederek bir oldu bitti yaratmak peşinde olduğu anlaşılıyor.

Nitekim, Irak hükümeti de ABD ile aynı doğrultuda açıklama yaparak, askeri varlığımızdan rahatsızlığını dile getirdi.

Irak Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmet Cemal:

“Erdoğan’ın Musul ile ilgili sözleri Irak’ın iç işlerine açık müdahale. Irak’ın iç işlerinden ve Musul’dan elinizi çekin” (1) dedi…

Kim ne derse des in, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Irak devletini yok sayarak, “Musul halkı ve yerel kuvvetler” ifadelerini kullanması ve Erdoğan’ın “Musul Musullularındır” şeklindeki sözleri, Türkiye’nin Musul seferine yelken açma hazırlığı içerisinde olduğunu gösteriyor…

ABD’nin yedeğinde, Türkiye’nin böyle bir maceraya kalkışması, kendi oyunu ile tuş olması sonucunu getirecektir…

“Avrasya birliği” ile aynı cephede ABD/AB’ye karşı savaş halinde iken, ABD’nin uzattığı havuca kanarak, tam tersi cephede yer almak, birlikte hareket ettiğimiz devletlerin bize olan güvenini sarsacağı gibi, Libya savaşı sonunda düştüğümüzden daha beter olmamıza sebebiyet verecek…

Şubat 2011′de, ABD ve müttefikleri Libya’ya saldırmaya karar verdiklerinde; Başbakan Tayyip Erdoğan, Almanya’daki CeBİT Kongre Merkezi’nde “Böyle saçmalık olur mu, ne işi var NATO’nun Libya’da!” (2) diyerek, aslında çok doğru bir tespitte bulunmuştu…

22 Mart 2011′de yaptığ açıklamada ise, “NATO, Libya’nın Libyalılara ait olduğunun tespit ve tescili için oraya girmelidir(3) demişti…

Devlet hafızasını elinin altında bulundurmasına rağmen, kafasının değişmediğini, kurduğu cümleler belli ediyor…

Erdoğan, doğru görüşünden bir anda çark etmiş ve Türk Silahlı Kuvvetlerini Libya’ya göndermişti.

Ne yazık ki, bu haksız savaşa, ana muhalefeti temsilen Kılıçdaroğlu’nun Yeni CHP’sinin de destek vermişti. (4)

Erdoğan, şimdi de “Musul Musullularındır(5) diyor…

Neredeyse ifade aynı!

O kadar olsa iyi:

“Musul’un DAEŞ’ten kurtarılmasından sonra da burada sadece Sünni Araplar, Türkmenler ve Sünni Kürtler kalmalıdır” diyerek “mezhep” vurgusu da yapıyor…

Hükümete yakın gazeler, Kürtlerle federasyon kurarak, “Türkiye’nin büyümesi”nden söz ediyorlar:

Misak-ı Milli’ye dönülmeli” diyenlerin yanında, “Musul’a Irak değiliz” manşetleri atılıyor…

Görüşüne bakılırsa; Erdoğan, ABD’nin uzattığı havucu yemek üzere yola çıktı çıkacak gibi!

ABD, havuç politikası ile karşısındaki güçlü bölgesel ittifakı parçalamak istiyor.

Bunun içinde en önemli ülke gördüğü Türkiye’ye Musul’u uzattı.

Türkiye, oyuna gelir de ABD ile birlikte hareket ederse, birlikte hareket ettiği bölgesel ittifaktan kopacak.

ABD’nin karşısında dikilmiş güçler zayıflayacak.

Hatta Türkiye’nin ABD ile hareket etmesi, ABD’nin bölgedeki gücünü biraz daha artıracaktır…

Emperyalistler uçak kirizi ile başaramadıklarını, Musul’u uzatarak elde edecekler…

Bu durum gerçekleşirse, PKK/PYD ile savaşı sürdüremeyeceğiz!

Bir anlamda kendi elerimizle PKK’ya yeni alanlar açmış olacağız.

Tıpkı Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi adı verilen “Barzanistan”ın kurulmasında yaptığımız gibi…

Oyuna gelirsek, “İkinci İsrail” denen “Kürdistan”ı kurulmasına en önemli katkıyı biz sunacağız…

Başımızın belasını kendimiz yaratıyoruz!..

***

Hiç şüphe yok ki, Ortadoğu’da savaşan büyük devletlerdir.

Biraz da onlara bakalım, ne hazırlıklar yapıyorlar:

Kurban Bayramı süresince, Suriye’de çatışmaların durması konusunda ABD ile Rusya’nın Cenevre’de 12 Eylül günü anlaşmaya (6) vardıklarını biliyoruz.

ABD öncülüğündeki koalisyon, Deyr ez-Zor‘da Suriye ordusuna saldırarak onlarca askeri öldürdü. (7)

Ateşkesi bozdu!

DEAŞ’in ilerlemesi için yolu ABD açtı…

Beyaz Saray’ın “yanlışlıkla oldu” şeklindeki açıklamasının (8) bir anlamı yoktur.

Sonuçta; ABD’nin siyaseti, askerinin peşine takıldı…

ABD, Halep’teki “muhalifler” dediği teröristlere, omuzdan atılan hava savunma füzeleri ile modern tanksavar füzeler vereceğini açıkladı.

Esat’ı devirmek için ABD’nin şeytanla bile işbirliği yapabileceğine inanan Rusya ise, Suriye’deki muharip uçaklarının sayısını artırdı.

Doğu Akdeniz’deki deniz gücünü genişletti.

ABD’nin “Tomahawk” tehdidine karşı “S-300 V4 füzesavar sistemi”ni Suriye’ye konuşlandırdı.

Şaka yapmadıkları belli!

Doğal olarak Avrasya güçlerinin gözü de Halep ve Musul’un üzerindedir…

Bu hazırlıkların bölge halklarına getireceği; barut kokusu, ateş, ölüm, gözyaşı ve kandır.

Bu nedenle, Türkiye’nin bölgesel ittifakı zaafa uğratacak maceralardan kaçınması şarttır.

Görünüşü menfaatimize dahi olsa, ABD ile birlikte bir tek adım atmamamız gerekir.

Emperyalistleri Ortadoğu’dan kovmadan bölge halkına rahat yoktur.

Bunun da tek yolu vardır: O da Rusya öncülüğündeki bölgesel ittifakta kalmaktır.

 

Cemil Can

 

DİPNOTLAR:

(1)http://www.diken.com.tr/irak-erdogana-musuldan-elini-cek-dedi-turkiye-isgalci-ilan-edilecek/

 

(2)https://www.youtube.com/watch?v=WjlpFHqLEx0

 

(3) https://www.akparti.org.tr/site/haberler/nato-libyanin-libyalilara-ait-oldugunu-tespit-ve-tescil-icin-oraya-girmelid/7136#1

 

(4) http://www.cnnturk.com/2011/turkiye/03/24/libya.tezkeresi.tbmmde.kabul.edildi/610951.0/index.html

 

(5) https://tr.sputniknews.com/turkiye/20161003/1025102315/erdogan-musul.html

 

“Musul Musulluların, Telafer Telaferlilerindir. Hiç kimsenin buralara gelip girmeye hakkı yok. Musul’un DAEŞ’ten kurtarılmasından sonra da burada sadece Sünni Araplar, Türkmenler ve Sünni Kürtler kalmalıdır”

 

(6) http://www.sabah.com.tr/dunya/2016/09/13/abd-ile-rusya-arasinda-varilan-ateskes-anlasmasi-yururluge-girdi-1473725726

 

(7) http://parstoday.com/tr/news/middle_east-i38815-amerika%E2%80%99n%C4%B1n_g%C3%BCvenilmezli%C4%9Finin_%C4%B0spat%C4%B1_say%C4%B1lan_suriye’de_ate%C5%9Fkesin_yenilgisi

 

(8) http://www.ensonhaber.com/abd-suriye-askerlerini-oldurduk-pismaniz-2016-09-18.html

 

LOZAN DELİNİRSE!..

Fener Rum Patrigi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlar toplantısında Lozan Antlaşması ile ilgili sözleri ile birilerine bir mesaj mı vermek istedi, yoksa ezberini mi tekrar etti?

Kimine göre, savaş halinde olduğumuz AB/ABD’ye, kimine göre muhtarlarla özdeşleşen ve sorgulamaksızın kendine bağlı tutmaya çalıştığı AKP tabanına mesaj verdi…

Erdoğan seçmen tabanını “konsolide” etme ihtiyacı duyuyorsa, pek yakında baskın bir seçim var demektir…

FETÖ’nün siyasi uzantıları asıl AKP içerisinde kök saldığına göre, hesaplaşmanın birinci aşaması ancak genel seçimle görülebilecek.

Asıl hesaplaşılacak olan ise ABD’dir…

Bu nedenle “evde zor tutulan iki kişiden birini” denenmiş söylemlerle etkin hale getirme ihtiyacı duyulmuş olabilir…

İkinci olasılık, Suriye’nin kuzeyinde devam etmekte olan sıcak savaş ile ilgilidir.

Bu bölgede ABD ve müttefikleri ile namlu namluya geldiğimizi kimse inkar edemez artık.

PKK/PYD ile IŞİD, ABD’nin karagücüdür sadece…

Bu yüzden ABD ile yapılan bir savaşta, Rusya ile aynı cephede yer almamız nedeniyle bütün kartların masaya sürülmesi sürpriz değildir.

Ve anlaşılıyor ki, ABD ile savaş bütün cephelere sıçrayacak gibi.

İki olasılık birlikte düşünüldüğünde; Erdoğan’ın Lozan çıkışı temel amaca hizmet ediyor denebilir.

ABD ve müttefikleri ile savaş, Misak-i Milli sınırlarımız içerisinde olan ve Kurtuluş Savaşı sonunda Türkiye Cumhuriyeti’ne dahil edemediğimiz Musul ve Kerkük’ü de içine aldı alacak…

Musul ve Kerkük petrol ve doğalgaz rezervleri demektir ve Türkiye’nin en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerdir.

Lozan’da isteklerimizin tümünü alamadık, hatta bazı şeyleri de kaybettik diyerek ne yapmaya çalıştığımız anlaşılıyor mu?

Bana göre, Rusya destek verirse, Musul ve Kerkük’ü topraklarımıza katarız demek istiyoruz!

Burada biraz duralım…

***

Gazeteler yazdı:

17 Eylül günü BM Genel Kurulu’nda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis ile Kuzey Kıbrıs Türk (Rum) Yönetimi Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı bir araya geldiler:

Anastasiadis “Türkiye ile çeşitli konularda anlaştık” dedi.

Rumlar, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünü kabul etmiyor, Türk askerinin adadan çekilmesini ön şart olarak ileri sürüyorlar…

Kıbrıs ve Ege’deki sorunlar da konuşuldu.

Her ikisi de masada…

Fener Rum Patriği (1) Bartholomeos, Lozan Antlaşmasına aykırı olarak İzmir Başpapazı Kyrillos Sykis’i episkopos (2) olarak atadı.

25 Eylül günü İzmir’deki AzizVukolos Kilisesi’nde yapılan ayinde; Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı YannisAmanatidis, Ankara Büyükelçisi Kyriakos Lovkasis ile Yunanistan’dan gelen çok sayıda din adamı katıldı.

Yunanistan ve GKRY, başka bir deyişle AB doğrudan bu işin içerisinde:

Lozan’da varılan mutabakata göre; İstanbul’da başpiskoposluk var, patrikhane ve patrik yoktur!

Sonuç olarak; Türkiye Cumhuriyeti’nde olmayan patriklik, İzmir’e metropolit (3) atamıştır!

Episkopos atamasıyla Lozan 94 yıl sonra delinmiş oldu…

Bunun anlamı şudur: ABD ve AB biz Lozan’ı tanımıyoruz demektedirler!

Erdoğan’ın, bu gelişmelerin ardından Lozan’ın bir “zafer” olmadığını açıklaması, ABD/AB’nin restini görüyoruz anlamına da gelir…

Olayın bu yönünü görmezden gelemeyiz.

Erdoğan’ın Ege Denizi’ndeki adaları Lozan antlaşması ile kaybettiğimizi ileri sürmesi, 24 Temmuz 2016 günü yaptığı açıklaması ile taban tabana zıt olsa da, ilk olmadığından çok da önemli değildir!.

Erdoğan, bir tarihi gerçekliği, kendi tabanının gözünden kaçırmayı başarsa bile dünyayı aldatamayacağını çok iyi bilmektedir…

Ne dediğini çok iyi anlamış olmalılar!

O halde, Türkiye Cumhuriyeti emperyalizmin restini gördü, diyebiliriz!

Lozan’ı delerseniz, Misak-i Milliye döneriz dedik.

15 yıla yaklaşan AKP iktidarları döneminde, Yunanistan Ege’deki 17 adamızı işgal etti.

Ses çıkartmadık.

AKP hükümeti, Yunanistan’ın kara suları sınırı ana kıtasında 10-12 mil, adalarda 6 mile çıkartması hususunda anlaşmaya evet demişti.

Neredeyse balıkçı motorlarımız, sınır ihlali yapmadan denize açılamayacak duruma geldi.

Bu tavizlerin karşılığı nedir?

Hiç!

***

İyice köşeye sıkışan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, Suriye’de savaşın devam etmesi durumunda, bazı aşırı grupların saldırılarını sınır ötesine taşıyabileceğini, Rusya şehirlerinin saldırıya maruz kalabileceği tehdidini ileri sürdü…

“Aşırı gruplar”ı kimin destekleyip, yönettiği bu beyanla sabit hale gelmiştir…

Savaş bütün şiddediyle devam ediyor!

Ege Denizi’ndeki adalar, Kıbrıs sorunu, episkopos ataması gibi hassas konuların tümü masaya sürüldüğüne göre, ABD ve müttefikleri zor durumdadır…

Lozan’ı zaten onlar deldiler!

Bu fırsattan yararlanarak, Ege’deki adaları TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın kendisini borçlu hissettiği 2. Abdülhamit’in kaybettiğini,(4) bir bölümünün Lozan’da geri alındığını da hatırlatalım.

Yaşanmakta olan olayları biraz da bu cephesinden bakarak değerlendirmek gerekir…

Sıfır sorunlu dış politika ve “Derin Strateji” iflas ettiğine göre, yeni müttefiklerle ve milli politikalarla sorunlarımızı çözebiliriz…

Bu savaşta Türk halkının yeri, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yanıdır…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

1.) Patrik : Ortadoks Kiliseleri, Oriental Ortodoks Kiliseleri, Süryani Kilisesi ve Diğer Doğu Kiliselerinde kilisenin başında bulunan en yüksek rütbeli piskopostur. (Piskopos:Bazı hristiyan kiliselerinde, birkaç cemaatten oluşan bir bölgenin başpapazı olan, fetva verme yetkisine sahip üst kademeden din adamıdır.)

2.) Episkopos: Psikoposun otoritesinin geçtiği bölge için kullanılır. Olağanüstü yüksek yetkili demektir.

3.) Metropolit: Bir bölgenin tüm kiliselerinden sorumlu psikopos veya başpiskopos.

4.) Aralarında Mustafa Kemal’in de bulunduğu genç subaylar, Trablusgarp Savaşı’nda yerli Arapları örgütleyerek başarılı bir savunma hattı kurmuşlardı. Balkan Savaşları’nın başlaması ile İstanbul’a çağrıldılar, direnme cephesi çöktü, İtalyanlar Trablusgarp ve Bingazi’yi ele geçirdiler. Ege denize bir filo göndererek 12 adayı işgal ettiler. Bunun üzerine Lozan’ın Ouchy (Uşi) semtinde 15-18 Ekim 1912′de Uşi Barış Anlaşması imzalandı. Libya İtalya’ya bırakıldı, 12 ada Balkan Savaşları sonunda Osmanlı devletine verilecekti. İtalyanlar sözlerini tutmadılar. 2. Dünya Savaşı sonunda bu adalar Yunanistan’a verildi. Adaların kaybedilmesinin Lozan’la bir ilgisi yoktur.