Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

2019 SEÇİMLERİ TEHLİKEDEDİR!

atı_çalan

 

“Mühürsüz” zarflar ile oy pusulalarının geçerli sayılmasına ilişkin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararı (1) halkı “isyan” ettirdi.

İlk günlerde, dilekçe örneğini ele geçiren soluğu YSK’da alıyordu.

Bir ölçüde hukuka güven vardı.

Vatandaş hukuka sığınmakta haklıydı!

Giderek “gaz alma” programının mağduru olduk:

Halkoylamasının “Evet” ile sonuçlanmasından sorumlu olanlara hesap soracak yerde, yine onların yönlendirmesiyle havanda su dövmeye başladık.

Siyasetin utanmaz-arlanmaz ağaları, bu durumda bile siyasi rant toplamayı ihmal etmediler. (2)

Bıktık, usandık…

CHP, HDP ve Vatan Partisi’nin “tam kanunsuzluk” nedeniyle YSK’ya ayrı ayrı verdikleri dilekçeler, beklendiği gibi reddedildiler… (3)

Danıştay apayrı havalarda…

YSK kararlarına karşı, yargı organlarına başvurulamayacağını hüküm altına aldı! (4)

Oysa 2005 yılında:

Davacının iptalini istediği Yüksek Seçim Kurulu kararı ile sınırlı olarak yargı denetimi yapılarak bir sonuca bağlanması gerekirken…” diyerek, yargıçlardan oluşan fakat yargı organı olmayan bu kurulun işlemlerinin yargı denetimine açık olduğunu hüküm altına almıştı… (5)

Ülkemizde ard arda hukuk skandalları yaşanıyor!

***

AB ve ABD’yi arkasına alan ana muhalefet partisinin lideri, itiraz yollarının tıkanması durumunda anayasa değişikliğini “gayrimeşru” sayacaklarını ilan etti!

İtiraz başvurularından sonuç alamamaları durumunda tavırlarının ne olacağına dair soruya:

“Yapılan değişikliği gayrimeşru sayacağız. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) var. Gerekirse oraya kadar götüreceğiz” dedi…(6)

Rejimin değiştirilmesine sebebiyet veren anayasa değişikliği ile ilgili halkoylamasını “gayrimeşru” ilan eden Y-CHP’nin son durağı AİHM…

O da gerekirse!

“Dağ fare doğurdu” sözü böyle zamanlarda söylenir!

***

Hükümet adına açıklamayı Adalet Bakanı Bekir Bozdağ yapmıştı.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gözlemcilerinin hazırladığı raporda:

“Türkiye referandumu eşit olmayan şartlar altında yürütüldü, YSK’nın kararı da kanunla çelişiyor” ifadelerine yer verilmesi üzerine;

Anayasanın 79/2. maddesine gönderme yaparak, “YSK’nın kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz” dedi. (7)

Soğuk duş etkisi yaptı tabi.

Kılıçdaroğlu, YSK kararını “tanımayarak” yapacağı eylemi zaten belli etmişti:

Yasal yollara başvurulacak…

Yasal yollardan sonuç alınamazsa, ki bu olasılığa karşı hala yeni bir eylem planı öneremediğine göre bu defa halkoylamasının sonucunu tanıyacak demektir!..

Dersimli Kemal, meşru şekilde halkı sokacağa çağıracak kadar kendine güvenmiyor.

Kaldı ki, onun peşinden sokağa çıkacak halk da bu ülkede yaşamıyor artık!

Daha önce etkili muhalefet yapamadığı şeklindeki eleştirilere:

Harakiri mi yapacağız” yanıtını (8) veren Kılıçdaroğlu’nun, bir tek istifa etmesi halinde, -o da kutlama yapmak için- halk sokağa çıkabilir…

***

Anayasa değişikliklerinin TBMM’nde görüşülmesi sırasında; “gizli oy” ilkesinin ihlal edilmesi nedeniyle, yasal yollara başvurmayı gereksiz bulan Kılıçdaroğlu, bu defa en etkili eylem olarak AİHM’ne başvurma yolunu seçti.

İskelet ve bir de utanma duygusu olmayınca, adam durduğu yerde böyle yığılıp kalıyor işte!

TBMM’ndeki görüşmeler sırasında:

“Söz konusu olan milletin egemenliğiyse, bu konuda asıl yüce divan halkın divanıdır, milletin divanıdır. İşte bunun için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gitmeyeceğiz, başvurmayacağız” demişti…(9)

Dersimli, “milletin divanı” polemiği ile kullanmadığı yasa yollarını, şimdi tek seçenek gibi sunuyor!

CHP’nin tabanı bu işe ne diyor acaba?!

İletişim olanaklarından yoksun olan “Hayır cephesi” en önemli olanağını, Dersimlinin çapsızlığı yüzünden kaybettik:

Oysa, anayasa değişikliklerinin Resmi Gazete’de yayınlanmasından sonra, 60 günlük başvuru süresi vardı ve bu süre propaganda için kullanılabilirdi.

Aynı şekilde, başvurudan sonra AYM de bir kaç ay sonra karar verebileceği için bu süre de propaganda süresine eklenecekti.

Ne yazık ki, Y-CHP’nin hiçbir şekilde savunulamayacak olan bu kararını Vatan Partisi de desteklenmiştir.

Halkoylamasının kıl payı “Evet” çıkmasında, bu iki partinin ağır sorumlulukları vardır.

Anayasa değişikliklerine “Evet” diyeceğini açıklayan ve bütün derdi; Osmanlı hanedanının hayatta kalanlarını aylığa bağlatmak olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nu, Cumhurbaşkanlığına aday göstererek, Erdoğan’a bu yüce makamı hediye eden “Devrimci Kemal”in sorumluluğu, kuşkusuz Perinçek’ten kat kat fazladır.

Kim ne derse desin stratejik bir hata yapıldı…

***

Dersimli Kemal’in YSK üyelerine dönük:

O koltuklardan ineceksiniz, aşağıya indireceğiz sizleri” şeklindeki sözleri, (10) ancak AKP’nin iktidardan uzaklaştırılması ile anlamlı hale gelebilir.

Ne var ki, 7 Haziran seçimlerinde, halkın iktidardan düşürdüğü AKP ile “geçmişe sünger çekerek” koalisyon kurmak için taklalar atan Kılıçdaroğlu’nun, öyle bir derdi yok, niyeti de.

Denebilir ki:

AKP iktidarının bugüne kadar sürmesinin birinci derecedeki sorumlusu Devlet Bahçeli ise ikincisi de Kemal Kılıçdaroğlu’dur.

15 yılı AKP iktidarlarının önündeki taşları temizlemekle geçirdiler.

Şimdi muhalefet yapıyormuş gibi yaparak, halkın gazını almaya çalışıyorlar!..

***

Gelelim en can alıcı sorunun yanıtı aramaya.

Atı (ç)alan Üsküdar’dan döner mi?

Bu sorunun yanıtını vermeden önce, konu ile ilgili mevzuat hükümlerine göz atmak gerekiyor.

Erdoğan’ın “Geçti borun pazarı…” şeklindeki özetlenen fikrinin dayanağı, Anayasanın 79. maddesidir.

Bu maddeye göre; “Yüksek Seçim Kurulu kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz”.

Aynı şekilde; 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 111. maddesinde:“Yüksek Seçim Kurulunun re’sen veya itiraz üzerine vereceği kararlar kesindir” denmektedir.

131. maddede ise, yazılı şikayetler üzerine, Yüksek Seçim Kurulunca derhal ve kesin olarak karar verilir” denmektedir.

YSK kararlarının “kesinliği” 132. maddede:

”Kurulun kararları kesindir. Aleyhine hiçbir mercie ve kanun yoluna başvurulamaz” denilerek bir kez daha vurgulanmıştır.

***

298 Sayılı Yasa, 2 Mayıs 1961 tarihinde yürürlüğe girdi.

Anayasanın 79. madde ise üzerinde bugüne kadar hiçbir değişiklik yapılmamıştır.

Sırası geldiği için anımsatıyorum:

Yargıtay ve Danıştay gibi yüksek mahkemelerin kesin olarak verdiği kararlar aleyhine de AİHM dışında hiçbir makam ve mercie başvurulamıyordu.

Ne var ki, 2010 referandumu ile AYM’ne “Bireysel Başvuru” hakkı tanınmış olmakla, bu mahkemelerin kesin olan kararlarına karşı itiraz yolu açılmıştır.

Yüksek mahkemelerin kesin kararlarına karşı açılmış olan itiraz yolunun bir “kurul” olan YSK kararlarına kapalı tutulması, hukuk devletlerinde savunulacak bir durum değildir.

Bu nedenle YSK kararlarına karşı, Danıştay’da iptal davası açtıktan sonra, AYM’nde bireysel başvuru hakkı kullanılmalıdır.

Bireysel başvuruların AYM’nce karara bağlanacağı 07.05.2010 değişikliği ile hüküm altına alındığı için, son anayasa değişikliği ile hiç değiştirilmemiş olan 79. maddenin “zımnen ortadan kaldırıldığını” kabul etmek en çağdaş yargısal yorum olacaktır.

Bu yorumu AYM’nin yapması gerekiyor…

***

Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 45. maddesi:

Anayasa ile güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edilmesi halinde, herkesin AYM’ne başvurabileceğini garanti etmektedir.

Tek şart; idari ve yargısal yolların tüketilmiş olmasıdır.

298 Sayılı Yasanın amir 98. maddesinin, sandık kurulları veya son kararı veren YSK tarafından ihlal edilmiş olması, yurttaşların “seçme ve seçilme özgürlüğü”nün ihlalidir…

Dolayısıyla, YSK’nın mühürsüz zarflar ile pusulaların geçerli sayılmasına dair 16.04.2017 tarih ve 560 sayılı -idari bir işlem olan- kararın iptali için Danıştay’a, ardından da AYM’ne bireysel başvuru yolu kullanılabilmelidir…

***

AYM‘nden sonuç alınamamış olması halinde, 6 ayı geçirmeden AİHM’ne başvuru önünde bir engel yoktur.

AİHM‘nde; Birleşmiş Milletler Kişisel ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 14. maddesinde tanınan “Adil yargılanma hakkı” ile 25/b maddesinde ifade edilen “Siyasi haklar”ın ihlal edildiği ileri sürülecektir.

AİHM, sadece hukuka aykırılığı saptayıp hüküm altına alacağı için, halkoylaması Türk makamları tarafından iptal edilene kadar geçerliliğini sürdürecektir.

Peki, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin, AİHM’nin verdiği karara uymaması söz konusu olabilir mi?

Elbette olabilir…

Bunun ise bir yaptırımı yoktur!

Belki Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyelik başvurumuzu askıya alabilirler.

Belki de ekonomik yaptırımları gündeme getirebilirler.

Hepsi o kadardır.

AKP hükümetleri de zaten AB’yi çoktan gözden çıkartmıştır!..

***

Dilin kemiği yok tabi; “Halkoylamasını tanımıyorum” demek kolaydır…

Önemli olan, bundan sonra ne yapılacağını söylemek ve söylenenin çözüm olup olmayacağıdır.

CHP halkoylaması ile ilgili raporunu açıkladı:

Referandum Değerlendirmeleri” başlıklı değerlendirmeye göre; Türkiye genelindeki seçmenin yüzde 61,7’sine karşılık gelen 33 ilde “Hayır” oyu, seçmenin yüzde 38,3’üne karşılık gelen 48 ilde “Evet” oyunun önde çıktığı” savunuluyor. (11)

Sonuç itibariyle “Evet” oylarının fazla olduğunu kabul ediyorlar!

Raporun ayrıntılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşmak mümkün. (12)

Diyelim ki 2019 seçimlerinde AKP kaybetti.

Y-CHP adayları, YSK’ya rağmen mazbatalarını nereden ve nasıl alacaklar?

YSK kazananlara “kaybettiniz” derse ne olacak?!

Y-CHP’nin bu soruna ilişkin bir program varsa, bugünden açıklasın ki, halk vereceği oyun akibetinin ne olacağına bilsin.

Dilim varmıyor ama söylemek zorundayım:

O program her ne ise bugün de uygulansın!

Tüzük kurultayı veya olağanüstü kurultayı toplamakla bu iş geçiştirilemez.

Zira biliyoruz ki, AİHM‘nin vereceği kararlarla Türkiye’de iktidarlar değiştirilemez!

Cemil Can

 

 

DİPNOTLAR:

 

(1) http://www.ysk.gov.tr/ysk/content/conn/YSKUCM/path/Contribution%20Folders/Kararlar/2017-560.pdf

 

(2) http://www.ensonhaber.com/chpli-tekin-bingol-kazanan-tek-lider-kilicdaroglu-2017-04-17.html

 

(3) http://www.ysk.gov.tr/ysk/faces/HaberDetay?

training_id=YSKPWCN1_4444023136&_afrLoop=104897500921126&_afrWindowMode=0&_afrWindowId=mexjfdbmx_10#%40%3F_afrWindowId%3Dmexjfdbmx_10%26_afrLoop%3D104897500921126%26training_id%3DYSKPWCN1_4444023136%26_afrWindowMode%3D0%26_adf.ctrl-state%3Dmexjfdbmx_22

 

(4) Danıştay Onuncu Dairesinin 24.04.2017 günlü, E:2017/954; K:2017/2222 sayılı kararı.

(http://www.memurlar.net/haber/663615/danistay-in-ysk-kararinin-tam-metni.html)

 

(5) Danıştay 13. Dairesinin 02.03.2005 tarih ve 2005/579 Esas, 2005/993 Karar sayılı kararı.

(http://odatv.com/iptal-ettirecek-belge-2904171200.html)

 

(6) http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-39628145

 

(7) http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/erdogan-a-yakin-fatih-tezcan-dan-flas-iddia-ysk-baskani-h27374.html

 

(8) http://www.milliyet.com.tr/bolge-halki-istiyorsa-tunceli/siyaset/detay/1768054/default.htm

 

(9) http://aa.com.tr/tr/gunun-basliklari/chp-genel-baskani-kilicdaroglu-anayasa-mahkemesine-basvurmayacagiz/750103

 

(10) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/723237/Kilicdaroglu__Bu_secimin_adi_muhursuz_secimdir.html

 

(11) http://www.yurtgazetesi.com.tr/politika/chpden-referandum-raporu-h28276.html

 

(12) Referandum Analizi:

https://iys.chp.org.tr/Public/eposta/Attachment/chp-referandum-analiz.pdf

 

CHP Referandum Verileri:

https://iys.chp.org.tr/Public/eposta/Attachment/chp-referandum-verileri.pdf