Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

BOŞ KONUŞAN FOTOĞRAFLAR!

gul-ve-akar-yol-arkadasi-cikti-279998-5

 

Deniz Harp Okulu’nun eski Komutanı Tuğamiral Türker Ertürk, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın kendi beyanına göre 30 yıl önce çekilmiş fotoğraflarını “analiz” ederek, siyasi duruşu ile ilgili bir değerlendirme yaptı.

Kamuoyu desteği veya baskısı ile genelkurmay başkanı değiştirilmediğine göre, böyle bir değerlendirmenin bugün yapılmasının ne işe yarayacağı sorusuna yanıt arayan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, ABD ile savaş halinde olduğumuz bir dönemde, bu tür haberlerin TSK’da moral bozukluğu yaratacağını ve “iç cephede bozgun çıkarma” amacıyla, düşmanlarınız tarafından servis edilmiş olabileceğini ileri sürdü…

Bu değerlendirmeye gereksiz alınganlık gösteren Türker Komutan, belgeleri “Atatürkçülerin sızdırdığını” söyleyerek, 1991 seçimleri nedeniyle -26 yıl önce- TRT’de yapılan ve tüm siyasi parti liderlerinin katıldığı açık oturumun video kayıtlarını paylaştı.

Perinçek o açık oturumda:

Kürt sorununun federasyonla çözülebileceğini, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkının bulunduğunu ve askeri yöntemlerle sorunun çözülemeyeceğini savunuyordu.

Bugün o fikirlerini terk etti…

***

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ı savunmak bana düşmez, zaten onun da böyle bir şeye ihtiyacı yok, fakat hakkında söylenenler her Türk vatandaşı gibi beni de ilgilendirir.

Çünkü başka Ordumuz yok!

Bu yazıda:

Geçmişte hatalı fikirleri savunanların, daha sonra doğru fikirleri savunmakla saygınlıklarının azalıp azalmadığına yanıt arayacağım…

Başlıyorum:

Komutanın paylaştığı Necip Fazıl Kısakürek’in de olduğu o fotoğrafta çok adam var.

Büyük olasılıkla fotoğrafı onlardan biri sızdırmıştır.

Demek ki -Hulusi Akar hariç- aralarında en az bir Atatürkçü vardı!..

AKP iktidarının, darbe girişimini önlemek için sarıldığı Atatürkçülük, bu aralar sanki TSK mensuplarına yasaklanmış gibi…

Diğer fotoğraflar Londra’da çekilmiştir, onlarda 4 kişi var.

Bir de fotoğrafı çeken beşinci kişi…

Komutana göre o, yoldan geçmekte olan Afganlı bir kızdır!

Aynı mantıkla gidersek:

Bunlar arasında da -Hulusi Akar hariç- bir Atatürkçü aramamız gerekecek!

İsimlerinin gizli tutulmasını isteyen Atatürkçüler de varmış demek!

İlginç…

Yazı içerisinde paylaşılan ve 26 yıl önce çekilmiş olan video kaydını da TRT arşivinden bir Atatürkçü çıkarıp getirmiş ise bu çok iyi bir şeydir!

FETÖ ve Bülent Arınç’a rağmen, TRT’de kendini gizlemeyi başaran Atatürkçüler kalmış demek ki…

***

Söz konusu fotoğraflar özel olduklarından başka bir yerde yayınlanmadıkları da kesin.

Dolayısıyla ilgisiz kişilerin eline kolay kolay geçemezler…

Geriye son bir ihtimal kalıyor.

O da:

MI-6‘nın Exeter gibi üniversitelerde eğitimini sürdüren yabancı uyruklu öğrencilerin fotoğraflarını banyo yaptırdıkları stüdyolardan temin etmesi.

Kuvvetle muhtemeldir.

MI-6′da Atatürkçü olmadığına göre, yine fotoğrafları sızdıran o Atatürkçüyü -Hulusi Akar hariç tabii ki- fotoğraftakiler arasında arayacağız…

Kim olduğunu söyleyin de meraktan çatlatmayın bizi.

Atatürkçüler kendini ne zamandır gizlemeye başladı!..

***

Bir başka husus: Ertürk Komutan’ın Kılıçdaroğlu gibi; “vatan savaşı” falan yok, yaşananlar “saray savaşıdır” demesidir…

Saray’ın savaşa ihtiyacı mı vardı Komutanım?

Başkanlığa geçmek ve rejimi değiştirmek için ihtiyaç duyduğu MHP’ydi onu da aldı.

Bu acı gerçeği gördük ve yaşadık.

MHP’nin yetmediği yerde Y-CHP görevini yapıyor zaten!

Muhalefetin halkoylamasından önceki ve sonraki tutumları bunun kanıtıdır…

Saray’a kimlerin kahya olarak yazıldığı gizli değil artık.

Kusura bakma Komutanım ama, vatan savaşını “saray savaşı” gibi göstermek; çok kötü bir fikir gibi geliyor bana…

Körün fil tarifine benziyor adeta.

ABD Başkanı Trump, PKK‘nın Suriye kolu PYD/YPG’ye ağır silahları yeni teslim etti.

ABD, Türkiye’ye karşı bir terör örgütünü müttefik seçti!

Bu haberi duymamış olamazsınız.

ABD ile Türkiye arasındaki savaş, namlu namluya geldi…

Ayrıca Türkiye rotasını ŞİÖ‘ne çevirdi.

Dolayısıyla cepheler iyice belirlendi diyebiliriz…

Bir asker olarak; bu kadar açık ve görünür durumu “saray savaşı” olarak açıklarsanız, birkaç ay sonra sözlerinizi geri almakta çok zorlanırsınız!

Bir şey daha:

Aydınlık’taki Ergenekon ve Balyoz mağduru eski komutan-yazarların neredeyse tümü, bu savaşın VATAN SAVAŞI olduğu konusunda hem fikir.

Bir tek farklı düşünen sizsiniz.

Hatalı değerlendirme yapma olasılığınız hiç mi yok?

Fikirlerinizi gözden geçirseniz diyorum, eski arkadaşlarınızla bir akşam yemeğine ne dersiniz?..

İçimde kalmasın söyleyeyim:

CHP’den ayrılarak yeni parti kuran ve ağır bir yenilgi alarak siyaset sahnesinden çekilmek zorunda kalan Emine Ülker Tarhan’ın peşinden giden tek general olma unvanı da size aittir.

O zaman da “hatalı analiz” yapmadığınızı söyleyebilir misiniz?

Bir de:

Kontrollü darbe” meselesi var, ona da azıcık temas edelim.

Kontrollü darbe nedir, nasıl yapılır, bu konuda örnekler var mı, darbe kontrolden çıkmasa da kontrol altındakiler bir gün konuşup gerçekleri anlatmazlar mı acaba?

Bir gün olup biteni anlatırlarsa, bu işe kalkışanların hali nice olur?

Darbeciler böyle bir riski göze alabilirler mi?

Bunları da bizim anlayacağımız basitlikte ve basiti bir dille anlatabilir misin?

Darbeye karşı koyanlar güvenlik güçleri Erdoğan’dan yana darbeciler ise Erdoğan’ın kontrolü altında

Komiklik olsun diye söylenmez bu sözler!

Hulusi Akar ve enterne edilen diğer komutanlar, darbeye destek verseydi, yani darbe eskiden olduğu gibi emir-komuta zinciri içerisinde gerçekleşseydi, yine de başarılı olamaz mıydı?

Onları hangi güç, nasıl durduracaktı?

Bu sorunun yanıtını çok merak ediyorum.

Darbeye karşı koyan meslektaşlarınız ile güvenlik güçlerine haksızlık etmeyiniz.

Lütfen…

***

Son bir şey:

Doğu Perinçek hakkındaki sözlerinizi de çok haksız buldum.

Perinçekçi olduğumu sanmayın sakın.

Ben sadece doğruların peşindeyim…

Onu savunmak en son bana düşer.

Zira savunma konusundaki yeteneğini (1) Ergenekon-Balyoz davalarında gördüm.

Bizim gibilerden çok çok iyidir.

Bir hukukçu olarak ona hayran kaldığımı ve kıskandığımı da söyleyebilirim.

Kumpas mağduru komutan arkadaşlarınız da bu gerçeği görmüş olmalı ki, çoğu bundan sonraki mücadelelerinde onunla birlikte olmayı tercih ettiler…

Perinçek’i, “solu bölmekle” görevli bir eleman gibi göstermenizi oldukça tuhaf karşıladım.

Sol” ne zaman birlikte hareket etti de Perinçek onu bölmeye çalıştı?

Kendilerini “sol” olarak tanımlayan grupların bugüne kadar gelebilen uzantıları, yakın geçmişte PKK‘nın kuyruğuna takılmadı mı?

Daha dün, 12 Mart 2016′da “Halkların Birleşik Devrim Hareketi”ni birlikte kurmadılar mı? (2)

PKK ile “eylem” ve “güç birliği” yapan bu gruplar, hep birlikte “karagücü” kabul edildikleri ABD’ye, asker yazılmadılar mı?

Eşitlikçi-özgürlükçü söylemleriyle bizleri de etkileyen fakat bugün emperyalizmin hizmetine girmiş bulunan sözde “sol“ grupların, geçmişlerinin de pek aydınlık olduğu söylenemez!

Sanmam ama, Perinçek onların bölünmesine katkı verdiyse yanlış mı yaptı acaba?

Bu nedenle onu gerçekten de suçluyor musunuz?

“Sol”un bölünmüşlüğü kendi doğasından gelir, 1957 doğumluların bunu bilmesi gerekir Komutanım.

Böyle bir payeyi Perinçek’e vermeyin, çünkü o kadarını hak etmedi!..

***

Gelelim asıl söylemek istediğime de bitirelim:

İnsanları geçmişte savundukları fikirlerle değil, bugün bulundukları mevzi ile değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.

Tartışmaların amacı:

Farklı düşüncede olanları “ikna” ederek, doğru olan fikirlerin egemen kılınmasını sağlamak olmalıdır.

İkna edilmiş veya kendiliğinden doğru fikri savunmaya başlayanların, her fırsatta başlarına kalkarak bedel ödettirmek, aşağılamak, defolu göstermek doğru bir davranış olamaz.

Çağdaş insanlara yakışmaz!

Paylaştığınız fotoğraflardan yola çıkarak, bir ilişkinin varlığı söylenebilir ama, fotoğraf üzerinden geçmişi veya geleceği okumaya kalkışmak falcılığın konusuna girer!..

Bir çarpıcı örnek vermek isterim:

Ergenekon ve Balyoz davaları ile Atatürkçü subaylar tutuklanıp zindana atılırken, Türker Ertürk Komutan hedef alınmamıştı.

Bu yüzden kimse onu başka bir ilişki içerisinde gösteremez.

İstifa edip Ordu’dan ayrılmak ise kendi takdiridir.

Bu kararını da kimse eleştiremez…

Çünkü her terazinin çekebileceği siklet farklıdır…

İzin verirse bu noktada Komutana birkaç sorum olacak:

Deniz Harp Okulu Komutanlığı görevinden kendi isteğinizle ayrılırken, bu önemli makama gelecek olan astınızın sizin gibi biri olmasını garanti ettikten sonra mı istifa etmiştiniz?

Bu yüce makam, sizden sonra FETÖ üyesi birinin eline geçmiş olsaydı, kendinizi sorumlu hissetmeyecek miydiniz?

Bu varsayım gerçekleşseydi eğer, “istifa ederek FETÖ’ye yol açmak”la itham edilmek, size karşı yapılmış büyük bir haksızlık olmayacak mıydı?

Örneğin:

Arkadaşlarınızın size yöneltecekleri; Ordu’ya kurulan kumpasın açığa çıkartılması için Deniz Harp Okulu Komutanı olarak katkı vermek; CHP Trabzon İl Başkanı veya Anadolu Partisi üyesi olarak katkı vermekten çok daha etkili olacaktı, eleştirisine karşı ne diyeceksiniz?

Adı ve soyadı güzel soylu komutanım:

Askerlik mesleğinde kusursuz olabilirsiniz.

Lakin siyasette sandığınız kadar iyi değilsiniz.

Hiç kusura bakmayın ama, siyasi analizleriniz doyurucu değil.

Hiçbir hazırlık yapmadan CHP Trabzon İl Başkanlığına adaylığınızı koyup, sıradan bir kasaba politikacısı karşısında yenilmeniz ise, bu tespitimin en çarpıcı kanıtlarıdır.

Siyasete bulaştıktan sonra, yaptığınız hatalı değerlendirmeleri, dedenizin madalyası veya meslekteki başarılarınızla örtmeniz imkansızdır.

Özür dilemek, hatadan dönmek bir erdemdir.

Yerinizde olsaydım, “Atatürkçüler sızdırdı” başlıklı yazımı yayından kaldırırdım!

Perinçek’i itibarsızlaştırma işini, Aydınlık’tan ayrılan arkadaşlarından daha iyi yapamazsınız…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) https://www.youtube.com/watch?v=i7tKOYWdZT8

(2) http://www.diken.com.tr/pkk-ve-mlkp-dahil-10-orgut-halklarin-birlesik-devrim-hareketini-kurdu/

akar_gül