Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

ECEVİT VE “THE GULEN” HAREKETİ!..

 ak_gunlere_1

70′li yıllarda dağlara taşlara adını yazdık.

“Tarikat var tarikat var” dercesine “tarikatların iyisi-kötüsü” ayırımına, neredeyse bizim gibi Marksistleri de ikna edecekti!

Bu sözlerin Atatürk’ün “Laiklik ilkesi” ne ağır bir darbe olduğu bugün anlıyoruz.

O günlerde burnumuz bir karış havadaydı, dolu dizgin “Ak günlere” koşuyorduk.

Nereden bilebilirdik 40 yıl sonra, son sürat Ak Parti‘ye toslayacağımızı!

Doğu’da henüz keşfedilmemiş Fetullah Gülen adlı sulu gözlü bir vaiz vardı.

Halkı hop oturtup, hop kaldırıyordu!

İyi bir hatipti.

Said-i Nursi’den ezberlediği ağdalı, mesaj taşımayan cümleleri satıyordu.

1954‘te kurulan Komünizmle Mücadele Derneği’nin 1962 yılında açılan Erzurum Şubesi’nin kurucuları arasında yer aldı.

Komünizmi hiçbir zaman öğrenemediğine kalıbımı basarım.

Hayranları da öyledir…

1966 yılında İzmir Vaizliği’ne atandı.

Bugün FETÖ diye anılan örgütünü, Kestanepazarı Kuran Kursu Hocalığı yaptığı dönemde kurmaya başladı.

Gizliliğe önem verdi…

CIA ve MİT ile ilişkisi vardı.

Gülen’i 1966-1971 yılları arasında MİT Müsteşarı olarak görev yapan Fuat Doğu’ya, “vaiz abisi” Yaşar Tunagör tanıştırdı.

Fetullah’ı ilk keşfeden bu adamdır.

Söylenene göre; Tunagör, Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığına kadar yükselmiş Yahudi ajanı bir Masondur.

Fetullah Gülen’in Mason Locasına kaydı, 1975‘te yapıldı.

1979‘da “SIZINTI” dergisinde başyazar olarak yazmaya başladı.

Derginin adı bile gizli servisi akla getiriyor.

CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek, 1999 yılında Gülen’i Ecevit’e takdim etti.

Gülek, ABD’nin Kore’de kurduğu Moon Tarikatı‘nın Türkiye Temsilcisidir.

Tarikatların iyisi” uzun zamandan beri CHP’de kendine yer bulur!

Gülen’in mahkum olduğu bir dava ile devam etmekte olan ve mahkum olması beklenen bir başka dava, Ecevit’in ANASOL iktidarında “Rahşan Affı” ile ortadan kaldırıldı.

Şanslıdır!

1980 Askeri Darbe döneminde hakkında hiçbir takibat yapılmadı.

20 Mart 1981‘de görevinden istifa ederek ayrılan bu “iyi tarikat” liderine, yurtdışına “çıkma” tavsiyesini Ecevit yaptı.

Fetullah Gülen, yurt dışına kaçana kadar, örgütü içerisinde Türkiye İmamı görevini bizzat yürüttü.

Karargahını ABD’de kuran “Kainat İmamı”, kısa sürede 170 ülkeye imam ataması yaptı.

***

Houston Üniversitesi Öğretim Üyesi Helen Rose Ebaugh’ın, -Din sosyolojisi ve Dünya Dinleri Araştırmaları dersleri veriyor- “inanç tabanlı” bir sosyolojik hareket olarak tanımladığı ve orijinal adı “The Gulen Movement” (Gülen Hareketi) olan eseriyle bu hareket hakkında dünyadaki ilk akademik çalışmayı yaptı.

Bu kitabı okuduktan sonra, aklıma gelen bazı hususları araştırma ihtiyacı hissettim.

Aldığım notları paylaşıyorum:

Kitapta, Fetullah Gülen “Türk alimi” olarak tarif ediliyor.

Fetullah Gülen’in ilham kaynağı olması nedeniyle bu hareket, Türkiye sınırlarını aşan ve dünya çapında büyüyen “toplumsal hareket” olarak sunulmaktadır.

Hoca Efendi “ilham kaynağı” olarak ele alınıyor…

Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne baktım.

İlham :

Tanrı’nın peygamberlerin yüreğine doldurduğu tanrısal aleme özgü duygu ve düşünceler olarak tarif ediliyor.

Hareket100 ülkede 1000‘den fazla okul açmıştır.

Kökünü “Ilımlı İslam”da bulan, “Dinler ve Kültürler Arası Diyalog”u geliştirmeye, böylece küresel barışa katkıda bulunmaya “adanmış” olarak kabul edilmektedir.

“Adanmışlar” hareketidir!..

***

ABD‘de 11 Eylül 2001‘deki terörist saldırı, küresel açıdan bir milat kabul edilmiş ve “Bir din, nasıl olur da binlerce insanın yok edilmesini teşvik edebilir? “ sorusuna yanıt aranmaya başlanmıştır.

11 Eylül saldırısının ertesi günü, Fetullah Gülen Washington Post gazetesine ilan vererek, saldırıları kınamış, faillerin İslam’ı temsil etmediklerini ifade etmiştir.

İslam adına şiddet kullanılmasını kınayan, İslamı radikalizme uzak duran Gülen Hareketi, çağdaş dünyada Ilımlı İslam‘ın kuvvetli bir örneği olarak desteklenmektedir.

Fetullah Gülen, kendi söyleminin “Ilımlı İslam”ı temsil ettiği düşüncesini reddeder, çünkü ona göre, İslam zaten ılımlı bir dindir…

Kanımca kitabın yazarı Ebaugh, sadece “önsöz” ile “sunuş” bölümlerini kaleme aldı.

Bilimsel bir eser görüntüsü vermek için de “içindekiler” bölümünü o hazırlamış olabilir…

İçeriğin tamamen Cemaat mensupları tarafından yazıldığına inanıyorum.

Bu hususun ayrı bir önemi vardır.

İtiraf” gibi de değerlendirilebilir…

Gülen Hareketi”ni meşrulaştırmak ve CIA bağlantısını gizlemek için yazıldığı çok bellidir.

Amacın:

Radikal İslam”ı gözden düşürüp, “Ilımlı İslam”ı kutsamak olduğu anlaşılıyor.

Baştan beri, CIA kontrolünde büyüyen Fetullah Gülen Hareketi, CIA’nın bir alt birim gibi görev yapmak üzere sahaya sürüldüğü tartışmasızdır.

İsrail’in Mavi Marmara baskınından sonra verilen mesajı bunun kanıtıdır.

Gülen:

 “İsrail’in onayı olmada hareket etmek, otoriteye başkaldırıdır” diyerek onayın hangi otoriteden alınacağını işaret etmiştir.

Belli ki; Gülen, Radikal İslamcı hareketleri ne kadar frenleyebilirse, o kadar başarılı kabul edilecekti.

Yerine göre “napalm bombası” işlevi görecek, yerine göre itfaiye…

Görevlerini ne kadar yerine getirdiğini ise efendileri bilir.

***

Böyle karmaşık işlerin içerisine, siyasi hırsına yenik düşen politikacılar hep girmiştir.

Tecrübelerimiz bize göstermiştir ki, hırs öne çıkınca ideolojiler geri plana düşüyor.

Halkçı Ecevit” bu konuda paha biçilmez dersler verdi bize.

Siyaset adamları, gizli servisler ve halkın çıkarları….

Böylesine karmaşık ilişkileri çözmek ileri bir analiz yeteneği istiyor…

***

17 Kasım 1996 tarihinde MİT Müsteşarı Sönmez Köksal tarafından imzalanıp, Başbakan Erbakan‘a verilen rapora göre; Fetullah Gülen, Çiller’in kara para aklama işindeki ortağı ve bölgedeki CIA örgütünün en önemli “sivil toplum hareketi”dir.

Hareketin ilk tarifi bizdendir…

Buna karşılık:

Gülen’e yeşil kart vermeyerek, ABD’de oturmasının engellenmesini isteyen ve İçişleri Bakanlığı adına hareket eden savcılar; “Gülen Hareketi’nin finansmanına CIA’nın katıldığı kuşkusunu” ileri sürdüler.

Aynı savcılık, Gülen’in kontrol ettiği mali gücün 25 milyar $‘a ulaştığının vurgusunu yapmıştı.

Gülen’in oturma izni almak için gösterdiği referanslar:

*CIA eski Ankara İstasyon Şefi Graham Fullar,

*CIA Analiz Bölümü eski direktörü, halen ABD Genelkurmay İstihbarat Konseyi’nde görevli George Fides,

*ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi ve Tayyip Erdoğan’ı başbakanlığa hazırlayan Marton Abromowitz’tir.

***

MİT Ortadoğu Sorumlusu Kaşif Kozinoğlu:

ABD adına istihbarat faaliyetleri gerçekleştirdikleri ve anılan okulların ABD’li istihbaratçıların barınma yuvaları olduğunu” kendi el yazısı ile yazdığı “SIRLAR” adlı kitabında ifade etmiştir.

Ayrıca 3 Mart 1997 tarihinde Başkent Öğretmen Evi‘nde yapılan toplantının konuşma metinleri, AKP Milletvekili Mehmet Sağlam’ın MEB döneminde kitaplaştırılmıştır.

Kitabın adı:

“Milli Eğitim Bakanlığı’nın Yurtdışında Açılan Özel Öğretim Kurumları Temsilcileri 2. Toplantısı”dır.

MEB yayınlarından çıkmıştır.

Bu kitap, Fetullah Gülen’in Özbekistan’daki okullarının sorumlusu Mehmet Mesut Ata’nın, bütün okullardaki İngilizce öğretmenleri CIA ajanı olduğunu söylediği yazılıdır.

Eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun ve yine eski MİT mensubu Nuri Gündeş’in Fetullah Gülen Cemaati’nin ve okullarının ABD istihbarat örgütü ile ilişkileri bulunduğuna ilişkin açıklamaları ve yazıları vardır.

Ecevit’in Cemaat’le ilgili “ortaklığını” ve yurtdışındaki okullara yaptığı övgüleri unutmamak gerekir.

Toprağı bol olsun…

Cemil Can