Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

ABD DARBENİN İÇERİSİNDEYDİ!

 incirlik_üssü

Ayrıntıları (1) nolu dipnottaki bağlantıyı açarak okuyacaksınız.

 

Kısaca özetleyelim:

 

Akıncı’dan kalkan ve halka bomba yağdıran F16′lara yakıt ikmali, Adana 10. Tanker Üssü’nden (İncirlik Üssü) yapılmıştı.

 

Üssün eski komutanı Tuğgeneral Bekir Ercan Van, darbe başarıya ulaşsaydı sıkıyönetim komutanı olarak görev yapacaktı.

 

Halka bomba attıran sıkıyönetim komutanı!

 

IŞİD’e karşı koalisyonda koordinasyonu sağlamak için o gece İncirlik’te bulunan şimdiki Genelkurmay İstihbarat Başkanı Tuğgeneral İrfan Özsert ile darbe girişimi içerisinde yer almayan üsteki subaylar, Van’ın kaçırılmasını engellediler.

 

FETÖ’cü Van, ABD 39. Hava Üssü’nün eski komutanı Albay John Walker’e sığındı

 

Üssün uçuşlara kapatılmasından sonra, ABD’li komutan Walker, Van’ı teslim etmek zorunda kaldı.

 

***

 

ABD Büyükelçiliği, FETÖ’nün sözde Hava Kuvvetleri Komutanlığı İmamı Adil Öksüz’ü üzerinde bulunan ve adına kayıtlı olmayan gizli telefondan neden aradığını da hala açıklayamadı!

 

ABD’nin 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin içerisinde olduğu kanıtları ile ortaya çıkmaya başladı…

 

İncirlik Üssü’nün sicili 15 Temmuz darbe girişimi ile bozulunca, ABD Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi sınırları içinde kalan Zumar bölgesinde üs kurmaya başladı.

 

Şu ana kadar bu üsse aralarında uzun menzilli toplar da bulunan 300 ağır silah yerleştirildi.

 

***

 

1979′dan bu yana ilk defa bir İran Genelkurmay Başkanı’nın Türkiye’yi ziyaret etmesi ve stratejik işbirliğinin konuşulması son derece önemlidir.

 

İran Genelkurmay Başkanı Muhammet Bakiri’nin Türkiye ile “Amerikalıların kanunsuz olarak bulunduğu Suriye’nin kuzeyinde, Suriye hükümetinin egemenliğinin sağlanması noktasında anlaşmaya vardıkları” şeklindeki sözleri, Ortadoğu halklarının emperyalizme karşı savaşma kararlılığını yükseltiyor…

 

Bu açıklama, emperyalizmin “mezhep” temelinde ulusları ayrıştırmasına etkili bir yanıt olmuştur.

 

ABD’nin kara gücü olmayı kabul eden PKK/PYD’ye karşı ortak operasyon yapılacağı söylentisi ise çok daha önemlidir.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İran’la müşterek harekatın her an gündemde olduğunu açıklaması ABD ile savaş halinde olduğumuzun dünyaya ilanıdır.

 

İran Genelkurmay Başkanının ziyaretinden sonra Rusya Genelkurmay Başkanı Türkiye’ye geldi.

 

“Vekalet savaşları” olarak izlediğimiz savaşların arkasındaki güçler birer birer ortaya çıkmaya başladılar.

 

Savaş emperyalizmle mazlum halklar arasında bütün şiddetiyle devam ediyor.

 

Bu savaşın sonunda, ABD’nin halkları “etnik” temelde bölerek köleleştirmesi taktiği de ciddi ölçüde yara alacaktır.

 

Türkiye NATO’dan uzaklaşıp, Avrasya’da kendine yer hazırlamakla doğru rotaya girdi.

 

Buna karşılık; ana muhalefet partisi CHP, Batı’ya bağlılığını ilan etti. (2)

 

Aynı şekilde, Meral Akşener önderliğinde kurulacak olan “Merkez Partisi” adına yapılan açıklamada da “Türkiye, Batı bloğunda kalmalı” deniliyor… (3)

 

Ne yazık ki, Türkiye’de muhalefet umudunu ABD/AB‘ye bağlamış durumdadır.

 

Oysa 15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra ABD karşıtlığı ise tavan yapmıştı.

 

Muhalefet bu potansiyeli değerlendiremiyor ve iktidarın kullanımına bıraktı.

 

ABD’ye uşaklık yaparak emperyalizme karşı olunamaz!

 

Kendilerini “solcu” olarak tarif edenlerin emperyalistlerle aynı safta buluşması hazindir.

 

Bu kafaların halk desteğini alarak iktidarı değiştirmesi ile de bir şey değişmez!..

 

Cemil Can

 

 

DİPNOTLAR:

(1) https://www.aydinlik.com.tr/15-temmuz-da-incirlik-te-neler-yasandi-turkiye-agustos-2017-1

 

(2) Kılıçdaroğlu Whasington’daki Brooking Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada:

Dış siyasette yerimiz batıdır. 200 yıldır batılılaşmaya çalışıyoruz. CHP’nin bu konuda bir tereddüdü yoktur.

Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğini temel bir hedef olarak benimsiyoruz.

NATO ittifakını önemsiyoruz ve NATO’nun önem, rol ve etkisinin günümüz dünyasında daha da arttığını düşünüyoruz. Türkiye ittifaklarına sadık bir ülkedir” diyerek, CHP’nin anlayışını açıkca ortaya koymuştur.

(2) http://www.gercekgundem.com/kilicdaroglu-abdde-ne-soyleyecek-8742h.htm

(3) http://www.hurriyet.com.tr/umit-ozdag-merkez-sag-degil-milli-merkez-40549074

 

 

 

ABD’NİN MECLİS’TEKİ GÜCÜ!..

pkk-li-teroristler-icin-macka-ya-ozel-ekip-geldi

2017′de gümrüksüz olarak 750 bin ton buğday, 700′er bir ton arpa, mısır, 100 bin ton pirinç ithaline izin verildi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “beyaz altın” olarak adlandırılan dünyanın en kaliteli pamuğunun Türkiye’de yetiştirildiğini belirterek; 1 milyar 240 milyon doları pamuk olmak üzere 2,3 milyar dolar pamuk, pamuk ipliği ve pamuklu mensucat ithalatının son bulmasını istedi…

TÜİK verilerine göre bu yılın ilk 6 ayında ithal edilen 2.1 milyon ton buğdaya 444 milyon dolar ödendi.

Et ve Süt Kurumu’na da gümrüksüz olarak 1 milyon 475 bin baş canlı hayvan ithalatı için yetki verildi.

Bunlara ilaveten sıfır gümrükle 95 bin ton kırmızı et ithalatı yapılacak.

TÜİK işsiz sayısını 3 milyon 225 bin olarak açıkladı.

Son 6 ayda işsiz sayısında artış binde 8′i buldu.

AKP, tarım-hayvancılık konusundaki politikaları ile sınıfta kaldı.

Gümrüksüz tarım ürünü ithalatı, çiftçiyi yabancı ülke çiftçileri ile rekabet edemez hale getirdi ve üretimi düşürüyor.

Tarım bitme noktasına doğru doludizgin gidiyor.

Buna bağlı olarak da işsizlik artıyor tabii…

***

Karadeniz bölgesinde fındık üreticisi adeta teslim alındı.

Fındık fiyatları maliyetini korutmuyor.

Çoğu kimse fındığını toplayamadı.

Fındık dalında kaldı.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanının TMO’nun 10,5 liraya fındık alacağını açıklaması acı gerçeği gözler önüne serdi.

Randıman farkı ve diğer kesintiler düşüldüğünde üreticinin eline geçecek paranın 9 TL’nin altında olacağı anlaşılıyor.

Fındık üreticisi Kurban Bayramına hazırlanırken asıl bayramı fındık baronları ile ayılar yapıyor…

***

Türkiye, tarım ürünleri ve et ihraç eden bir ülke iken, AKP ile bunları ithal etmeye başladı.

Buna rağmen hükümet, üreticinin desteğini kaybetmiyor!

Nedeni basit:

Düşmanla işbirliği içerisindeki muhalefet umut vermiyor, halk muhalefete güven duymuyor.

Çoğunluk insanlık tarihi boyunca daima hatalı kararlar vermiş ve yanlış yolda yürümüştür.

AKP’ye destek bir de bu nedenle azalmıyor.

İslam bu durumu en etkili şekilde tespit eden din olmuştur. (1)

İlginçtir:

Çoğunluk iradesine uymak”, dinimize göre “küfür” sayılır mı bilmiyorum ama doğru olmadığını kesindir!

***

2010 yılından itibaren hayvan ve et ithalatı için yurt dışına giden para 4.4 milyar dolara ulaştı.(2)

Hayvancılığımız yerlerde sürünmeseydi, bu kadar para ihracattan gelecekti…

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Rusya’dan buğday ithalatının tekrar başladığını ve engellerin kısa zamanda ortadan kalkacağı “müjdesini” verdi! (3)

Çiftçiyi öldürme müjdesi!

Sadece buğday ithalatında 16 milyar dolardan fazla paramız yurt dışına gitti. (4)

Eğer tarım ürünlerini yeteri kadar üretebilseydik, bu para da bizde kalacaktı.

Halkın refah düzeyi biraz yükselecekti belki.

Tarım ürünü ithal etmek için de bir sebebimiz kalmayacaktı!

***

2002′de dış borcumuz129 milyar dolardı, 2017′de ise 452 milyar dolara çıktı.

Tarım-hayvancılık ülkesiydik ikisinde de tükendik.

Nasıl geçindiğimizi bu rakamlar açıklıyor!

Yandaşlara göre; duble yollar, köprüler, hava alanları yapıldı, bu yatırımların değeri göz önünde tutulursa Türkiye’nin dış borcu yok denecek kadar azaldı!

Oysa, yap-işlet-devret modeliyle yapılan yatırımları yapan şirketlere sağlanan DEVLET GARANTİSİ ile asıl o şirketlerin geleceği garanti altına alındı.

Onların sahiplerinin gelecek nesilleri için çalışma ve kazanma sorunu kalmadı gibi…

Bizim torunlarımız ise maraba yapıldı!…

Hükümetimiz buna büyüme diyor!

Halkımız alkışlıyor!

***

17 bin 840 kişinin yaşamını kaybettiği 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin 18. yıldönümünde kötü haber üzerine kötü haber veriliyor:

Depremin 7.7 şiddetinde olması halinde, 20 milyon yaşayan İstanbul’da 675 bin kişinin ölmesi bekleniyor…

470 toplanma alanının 77′ye düşmesi, hükümetin ne kadar vurdum duymaz olduğunu ve insan yaşamına ne kadar değer verdiğini gösteriyor.

Basına yansıyanlardan öğrendiğimize göre, 393 deprem toplanma alanı FETÖ’ye ve yandaşlarına peşkeş çekilmiş!

İstanbul’daki binaların yüzde 27′sinin ise acilen yıkılması gerekiyor.

Derpem sonrası çok sayıda patlama olacak ve yangın da çıkacakmış.

İstanbul’un beslenmesi için hareketli iskeleler henüz hazırlanmamış.

Tsunami tehlikesi bile varmış.

TMMOB’ni bağlı 5 meslek odasının analizi böyle…

Abdest alıp depremi beklemekten başka alınmış bir önlem alınmamış!

Bölünmüş yollar yaptık ya, Almanya bizi kıskanıyor!..

***

ABD’nin, PKK’nın Suriye kolu YPG’ye bugüne kadar 1250 TIR dolusu silah ve mühimmat gönderdiği rapor edildi.

Bu acı gerçeğe rağmenY-CHP, PKK’nın Meclis’teki u zantısı HDP ile ittifak yapma peşindedir…

Kılıçdaroğlu’nun “Adalet Yürüyüşü” ve HDP’nin “Adalet Nöbeti” ile başlayan yakınlaşma “ittifak” arayışına doğru gidiyor!..

Dersimli Kemal, “HDP ve Akşener’le ittifak yapar mısınız” sorusuna; “Temel konularda uzlaşırsak sorunumuz yok” yanıtını verdi. (5)

HDP yetersiz kalınca, ABD Y-CHP’yi devreye soktu.

Bundan böyle, ABD’nin “Meclis’teki gücü” Y-CHP olacak…

PKK ile ittifak yaparak AKP’nin iktidardan düşürüleceği fikrine inanmak gaflettir; bu amaca hizmet etmek ise cephe gerisinde düşmanla işbirliği yapmaktan başka bir anlama gelmiyor!..

Cemil Can

DİNNOTLAR:

(1) http://www.cemilcan.gen.tr/sample-page/

(2) https://www.dunya.com/sektorler/tarim/hayvan-uretimi-yetersiz-kaldi-ithalata-44-milyar-dolar-harcadik-haberi-348279

(3) http://www.sozcu.com.tr/2017/ekonomi/turkiye-rusyadan-bugday-ithalatina-basladi-1844324/

(4)http://www.tarim.gov.tr/ABDGM/Belgeler/ET%C4%B0/Tar%C4%B1msal%20D%C4%B1%C5%9F%20Ticaret/D%C4%B1%C5%9F%20Ticaret%20OCAK-2015%20v1.pdf

(5) https://www.aydinlik.com.tr/kilicdaroglu-ndan-hdp-ve-aksener-le-ittifaka-yesil-isik-politika-agustos-2017-6

“DÜŞMANIMIN DÜŞMANI DÜŞMANIM OLABİLİR”!..

eren_1

ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissenger, CAPX gazetesine verdiği mülakatta:

“Dış dünyanın IŞİD’le (ISIS) savaşını ‘illüstrasyon’ (1) olarak görebiliriz” tespitini yaptıktan sonra; “Şii İran ve önde gelen Sünni devletler de dahil olmak üzere, IŞİD dışındaki pek çok güç, onu yok etme ihtiyacı üzerine anlaşmaya varmışlardır” diyerek, “IŞİD yenilince boşaltacağı toprakları hangi oluşum devralacaktır?” sorusuna aradığı cevabın zorluğuna işaret etti…

Kissenger, IŞİD’ten boşalan bölgelerin İran tarafından ele geçirilmesi durumunda; İran’ın Tahran’dan Beyrut’a uzanan bir imparatorluğa dönüşebileceği tehlikesine işaret ederek, IŞİD’in ortadan kaldırılmaması gerektiğini vurguladı… (2)

Kisinger, “Çağdaş (bugünkü) Ortadoğu’da düşmanımın düşmanı düşmanım olabilir” dedi…

ABD’nin Ortadoğu siyasetini “savaş bitmesin”, Müslüman halklar biribirlerini kırsınlar şeklinde özetledi.

Yani:

Kendileri silah satmaya, biz savaşmaya devam edeceğiz!

Silahın pazarı “savaş” ne de olsa!

Bu anlamda ABD savaşlara karşı değil, karşı olduğu savaşların sonunda bazı ülkelerin büyümesi ve kontrolden çıkmasıdır.

Zira bu halde enerji kaynakları ile nakil yolları da kontrolden çıkabilir hale geliyor!

İran’ın imparatorluğa dönüşmesi olasılığına karşı, IŞİD’in yok edilmemesi teorisi geliştirildi…

***

Suriye’de IŞİD’ten boşaltılan bölgelere PKK’nın Suriye uzantısı PYD’nin yerleştirilmesi, ABD’nin Ortadoğu planının zorunlu bir sonucudur.

Irak’ın Kuzeyinde Barzani kontrolündeki bölgede, 25 Eylül’de “bağımsızlık” referandumu yapılması ve Ortadoğu’nun merkezinde ikinci İsrail’in kurulması BOP’un olmazsa olmazlarıdır…

Türkiye’de 40 binden fazla insanı öldüren PKK’nın ABD tarafından “kara gücü” olarak kabul edilmesi, PKK’nın Meclis’teki uzantısı HDP sözcülerinin BOP kapsamında ABD’den görev istemesi, Suriye Demokratik Konseyi Eş Başkanı İlham Ahmet’in, Rakka’nın IŞİD’ten temizlendikten sonra yönetilmesi ve yeniden inşası için ABD’nin uzun vadeli olarak finansal ve siyasal desteğine ihtiyaç duyduklarını açıklaması (3) hep aynı planın kilometre taşlarıdır…

***

Bu hatırlatmalardan sonra, 26-30 Ağustos tarihleri arasında Eceabat Kocadere Kamp Alanı’nda yapılacak olan “Adalet Kurultay”ına geçebiliriz:

Kurultay için seçilen yer, Çanakkale Savaşları’nı anma etkinlikleri kapsamında her yıl 25 Nisan sabahı düzenlenen 57. Alay Yürüyüşünün başlangıç ve kamp noktasıdır. (4)

57. Alay, Çanakkale Savaşları’nın başlangıcı olan Anzak Çıkartmasını durdurmak için 15 Nisan 1915 sabahı harekete geçen, çatışmalarda mevcudunun üçte ikisini kaybeden Hüseyin Avni Bey komutasındaki efsaneleşmiş Türk alayıdır. (5)

Kılıçdaroğlu 57. Alay’ın kahramanlığını mı anıyor yoksa 57. Alay ismini bir ihanetin örtüsü olarak mı kullanıyor?

Bu haklı sorunun yanıtını; Aydınlık gazetesinin 11 Ağustos tarihli nüshasında manşet yapılan HDP’nin hapisteki Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın çağrısı (6) ile Maçka’da hunharca kurşunlanan 15 yaşındaki Eren Bülbül’ün cenaze töreninde arayacağız…

ABD’nin kara gücü PKK’nın siyasi uzantısı olduğu kesin olan bir partinin, Atatürk’ün partisinin düzenlediği Adalet Yürüyüşü ile Adalet Kurultay’ında işi ne olabilir?

PKK’ya “siyasi meşruiyet” ortamı hazırlamak CHP’nin üstüne vazife midir?

HDP ile ittifak arayışı içerisinde olan Y-CHP’nin Türkiye’de iktidar olma şansı var mı?

Emperyalizmin uşağı tartışmasız olan ve TSK’nın savaş halinde bulunduğu bir terör örgütünün hizmetine Atatürk’ün kurduğu partiyi veren Dersimli Kemal CHP’li olabilir mi?

***

Sırası gelmişken bu cepheleşmede FETÖ’nün de yerini belirleyelim:

Geçenlerde TSK’nın “FETÖ/PDY” raporunda önemli bir tespit yapıldı.

Raporun bir çok yerinde “emperyalizm” ve “küresel güçler” ifadelerine yer verilerek; TSK’nın emperyalizmle savaştığı vurgulandı… (7)

Daha önce de Tuğgeneral Nerim Bitlislioğlu başkanlığındaki bilirkişi heyetine “FETÖ/TSK” adlı bir rapor hazırlatılmıştı.

Raporda: “Yurtdışı görevlerine seçilerek NATO kadrolarına atanan FETÖ/PDY mensubu subayların bazi milli ve askeri bilgileri gerek NATO makamlarına servis ettiği, gerekse de milli menfaatlerimizin söz konusu olduğu bazı konuların örgütün istediği şekilde gerçekleşmesini sağlayacak şekilde kullanıldığı tespit edilmiştir” denildi…. (8)

Sokaktaki adamın anlayacağı dille ve bir iki cümle ile özetleyip bitirelim:

1.) Türkiye, ABD ile savaş halindedir; PKK ile FETÖ ise düşmanımızla işbirliği içerisindedir!..

2.) Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve Kuvayi Milliyeci arkadaşlarının kurduğu CHP, düşmanla işbirliği içerisinde olan bu ihanet şebekelerinin hizmetine verilmiştir!..

3.) “Adalet Yürüyüşü” ve “Adalet Kurultayı” bu gerçeği gizlemek ve CHP tabanını aldatmak için sahneye konulmuştur…

 

Cemil Can

 

 

 

DİPNOTLAR:

 

 

(1) İllüstrasyon: Bir gazetenin, derginin, kitabın içinde yer alan bir metinle ilgili, onu açıklayan, somutlaştıran, süsleyen resim, desen.

 

( 2 ) https://capx.co/chaos-and-order-in-a-changing-world/

 

(3) http://www.cemilcan.gen.tr/2017/07/30/siz-nesiniz-simdi-neredesiniz/

 

(4) http://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/chpnin-adalet-kurultayinin-yeri-ve-tarihi-kesinlesti-1968016/

 

(5) http://www.canakkalesavasi.gen.tr/57.-alay.html

 

(6) https://www.facebook.com/photo.php?fbid=855797044583662&set=a.104081739755200.9270.100004601227744&type=3&theater

 

(7) http://vatanpartisi.org.tr/genel-merkez/gundem/soner-polat-tsk-milletin-destegini-bekliyor-24873

 

(8) http://www.ulusal.com.tr/gundem/tsk-raporu-feto-milli-ve-askeri-bilgileri-nato-ya-verdi-h153243.html

 

 

 

“ADALET NÖBETİ” VE “YENİ DEVLET” !..

vicdan_adalet nöbeti

Vicdan ve Adalet Nöbeti”nde konuşan HDP Parti Sözcüsü Osman Baydemir, “Güney Kürdistan neyi uygun görüyorsa, herkesin buna saygı göstermesi gerekir” vurgusunu yaptıktan sonra; “Diğer parçalardaki Kürtler de bilsin biz Kuzey’de özgürlük istiyoruz” diyerek, HDP’nin ayrılıkçılığın bayraktarlığını yapmaya devam edeceğini gösteriyor…

Anadolu Ajansı’nın verdiği habere göre, Pentagon şimdiye kadar PKK’nın Suriye Kolu PYD’nin askeri kanadı YPG’ye; 90 TIR’lık silah, zırhlı araç ve askeri mühimmat vermiş…

Kamuoyunda terör örgütü olmakla tanınan YPG, ABD’li efendilerinin tavsiyesine uyarak adını Suriye Demokratik Güçleri (SDG) olarakdeğiştirdi..

YPG-PKK ilişkisi artık gizlenmiyor.

HDP-PKK ilişkisi de öyle.

Şimdi de Y-CHP ile HDP’nin eylem birliğine alıştırılıyoruz.

Y-CHP’nin saf tuttuğu ABD-PKK cephesi kartlarını açık oynuyor!

Y-CHP’lilerin FETÖ imamları ile çektirdiği hatıra fotoğrafı ise darbenin siyasi ayaklarından birinin nerede yuvalandığını gösterdi.

Diğer ayak zaten 12 yıllık ortaktı…

***

15 Temmuz darbe girişiminde fiilen yer alan:

74 tank, 246 zırhlı araç, 37 helikopter, 35 savaş uçağı, 3 bin 992 adet hafif silah ve 8 bin 651 askeri personel TSK’nın sadece yüzde 1,5 kadarını oluşturuyor.

Geri kalan yüzde 98,5′in ezici çoğunluğunun ulusalcılardan oluştuğuna kuşku yok.

TSK içerisinde FETÖ kadar olmasa da başka CIA kontrolünde başka grupların varlığı Büyükada toplantısından biliniyor. (1)

Ulusalcı askerler Amerikancı bir darbeye destek verecek olsalardı, darbeyi zaten hiçbir güç durduramazdı.

ABD, akla ziyan bu fikri sürekli gündemde tutarak TSK’yı zayıflatmaktan vazgeçecek değil.

15 Temmuz’da yapamadığı darbe ile Erdoğan’ı korkutmaya devam edeceğe benziyor:

“Ulusalcılar darbe yapacak” yalanı, Erdoğan’ı teslim almak için kullanılan en önemli silahtı.

Ergenekon ve Balyoz kumpasları ile TSK’dan tasfiye edilen kahraman subayların FETÖ’nün darbe girişimine karşı durmasıyla bu argüman etkisini iyice yitirdi.

16 Temmuz sabahı AKP Genel Merkezi’ne Atatürk’ün posterinin asılması ile Erdoğan’ın bu gerçeği iyice kavradığı ilan edilmiş oldu.

Buna rağmen Fetullah Gülen’in “15 Temmuz darbe girişimi ulusalcıların işi olabilir” şeklindeki açıklamasını gündemde tutma çabası, ABD’nin çaresizliğini gösteriyor.

Michael Rubin’in, Doğu Perinçek’in darbe yapacağı yalanını ileri sürmesi, Işıkçılar Cemaati’ne yakın Türkiye Gazetesi’nin “Yeni darbeyi ulusalcılar yapabilir” şeklindeki manşeti ve iyice zıvanadan çıkan Cumhuriyet gazetesinin, Cumhuriyet karşıtı yazarı Nuray Mert’in, Erdoğan’ı Kemalistlerle mücadeleye çağırması, NATO cephesinin yenilgiyi kabul etmesinden başka anlama gelmez…

***

Türkiye rotasını NATO’dan ŞİÖ’ne çevirdi.

ABD destekli darbeye Türkiye’nin verdiği en etkili karşılık budur.

S-400′lerin Rusya’dan alınma kararı, bu konudaki kararlılığımızı bir kez daha ortaya koydu ki, NATO’ya verilen yanıttır.

NATO sözcülerinin S-400′lerin NATO savunma sistemleri ile “uyumlu olma(2) şeklindeki dayatması, İsrail hedeflerine ateş edemeyen F-16′ların yazılımının millileştirilmesi ile çözülmüştü.

S-400′ler de F-16′lar gibi NATO ülkelirinin hedeflerine ateş edebilirler.

Köprülerin altından çok sular aktı…

***

Yukarıdaki genel tablo içerisinde ABD’nin kara gücü PKK ile ittifak eden hiçbir siyasi parti Türkiye’de iktidar olamaz!

1 Kasım seçimleri bunu bütün çıplaklığı ile gösterdi.

Y-CHP’nin HDP’ye baraj atlatmak için destek vermesi hiçbir işe yaramadı.

Sadece PKK’ya meşruiyet zemini hazırladı.

AKP’nin bir defa daha tek başına iktidara gelmesine vesile oldu…

Aynı su ile bir kez daha yıkanmayı halkın önüne koymak, AKP iktidarının sürekliliğini istemekten başka bir anlam taşımamaktadır.

***

YAŞ kararları ise NATO cephesine vurulmuş ağır bir tokat gibidir.

Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılanan emekli askerler, bu kararları olumlu bulduğuna göre, ABD’nin istekleri yerine getirilmemiş demektir.

ABD, TSK’dan ulusalcı-milliyetçilerin temizlenmesini istiyordu, isteği kursağında kaldı!

Tam aksine kumpas mağdurları terfi ettirildiler…

***

HDP’nin Diyarbakır Yoğurtçu Parkı’nda devam eden nöbetine Y-CHP’den destek geldi.

Y-CHP sözcüleri “açılım”a dönülmesi için mesaj üstüne mesaj veriyorlar. (3)

“Adalet Yürüyüşü”nün Edirne Cezaevi önünde yapılacak bir mitingle sona erdirilmesini isteyenler, yürüyüş kolunu Yoğurtçu Parkı’na yönlendirmeyi başardılar…

Dersimli Kemal, Cumhurbaşkanı adayı olmayacağını açıkladı.

İktidara talip değil!

Ekmeleddin İhsanoğlu gibi birini aday olarak önümüze koymayacağını ve tıpış tıpış o adama oy vermemizi istemeyeceğini kimse garanti edemez.

Hayal aleminde gezinen veya tatlı rüyasından uyanmak istemeyenlerin bu tuzağa bir kez daha düşeceğinden korkuyorum.

Kılıçdaroğlu’nun “Adalet Yürüyüşü”nün genel başkanlık yarışı için tek aday olma hamlesi olduğu da doğru.

Bir taşla iki kuş vurmanın keyfini sürüyor…

***

Ekmeleddin İhsanoğlu ile ilgili yediğimiz kazığın boyutlarını göstermek için, Fetullah Gülen Hocaefendi’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminden 5 gün önce yaptığı vaazdan bir satır okuyalım:

“Her tavrımızda iman-ı ekmel, İslam-ı ekmel, ihsanekmel, ihlas-ı ekmel, rıza-yı ekmel, yakin-i ekmel demeliyiz, düşsek, sürçsek bile kalktığımızda el-ihsan demeliyiz.” (4)

 

Tıpış tıpış oy vermeye mecbur bırakıldığımız Ekmeleddin İhsanoğlu kimin adayıymış?

Anlayabildiniz umarım!..

Peki, Kemal Kılıçdaroğlu kimin adamıdır?

Buna hiç kafa yordunuz mu?

***

AKP, MKYK Üyesi ve Sivil Alan Platformu Başkanı Ayhan Ogan ağzındaki baklayı çıkardı:

“Şimdi biz yeni bir devlet kuruyoruz, beğenin beğenmeyin bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır” dedi.

Kuvay-ı Milliyecilerin kurduğu Türkiye Cumhuriyeti yıkıldı mı?

Yoksa “yeni devlet”i kurmak için yıkılıyor mu?

AKP’lilerin “yeni devlet” söylemi yeni değil.

Daha önce yaptıklarının adını “Sessiz Devrim” diyorlardı…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.dokuzeylulgazetesi.com/haber/yeni-tuzaklar-onumuzdedir-33610.html

(2) http://www.sabah.com.tr/gundem/2011/09/13/israil-artik-turk-f16-icin-dost-degil

(3) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/794575/CHP_den___Vicdan_ve_Adalet___nobetine_destek_ziyareti__Bu_zemin_bizim_ortak_paydamizdir.html

(4) http://www.gazeteciler.com/haber/ylmaz-zdil-sordu-kldarolu-da-itiraf-edecek-mi/256422