Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

RUS-YA DOOO-MUZ; AME-RİKA DOS-TUUU-MUZ!..

 

füze_2

 

 

ABD Ortadoğu’daki yenilgisini unutturmak için Kudüs’ü İsrail’e başkent ilan etti.

BM’in 193 üyesinden 128′i bu kararın karşısında yerini aldı.

Trump’un “demokrasi dersi” bu defa yemedi:

“Yüz milyonlarca hatta milyarlarca dolar para alıyorlar, daha sonra bize karşı oy kullanıyorlar. Bu oyları izliyoruz.” dedi. (1)

ABD ikinci yenilgisini de burada aldı.

Dostumuz” ABD’nin emperyalist politikaları bir bir çöküyor:

Emperyalizmin karşısında dikilen asıl güç büyük Mao’nun Çin’idir…

Devlet kapitalizmi”ni başarılı şekilde uygulayan Çin, dünyanın en hızlı gelişen ülkesi ve en büyük ekonominin  sahibi.

Her geçen gün de pazarını artırıyor…

Buna karşılık ABD hem pazar hem de müttefik kaybediyor.

Rusya, Çin’le aynı bloktadır ve ABD’nin dünya halklarını tehdit eden nükleer silah gücünü dengeliyor.

Bugün ABD’nin yok edici silahlarından kimse korkmuyor.

Kuzey Kore bile, füze denemeleri ile ABD’ye meydan okuyabiliyor…

 

***

 

Geçenlerde Kim Jong-un’un fırlattığı balistik füze; 53 dakikalık uçuşla, 950 km mesafe katetmiş ve 4000 km yüksekliğe ulaşıp, Japon Denizi’ne düşmüştü. (2)

Hwasong-15” tipi sistemin, ABD’nin tamamını vurma kapasitesine sahip, güçlü  ve ağır bir başlık taşıma yeteneğine sahip olduğu açıklandı…

 

***

 

Emperyalistlerin Soğuk Savaş döneminde ele geçirdikleri Türk siyasetçilere öğrettikleri  iğrenç yalanlarla, Türk halkını ait olduğu Doğu’dan koparmayı başardılar.

Nihayet Rus uçağının düşürülmesi ile tamamen kopma noktasına gelen ilişkiler, devlet hafızası ve aklının devreye girmesi ile bugün kıskanılacak bir aşamaya geldi.

Bu namussuz emperyalistler, bize yakın tarihimizi bile ters yüz ederek öğrettiler.

Bu yüzden Rusya denilince, Çarlık Rusya’sı  aklımıza geliyor ve  çoğumuzun tüyleri dikiliyor!

 

***

 

Oysa Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra verdiğimiz Kurtuluş Savaşı’na, en büyük maddi ve manevi destek Ruslardan gelmişti.

Bu yalın gerçeğe rağmen, emperyalizmin oluşturduğu “düşman” algısından kurtulabilmiş değiliz!

Sırası geldi, zaman tünelinde kısa bir gezinti yapalım istiyorum:

Yıl 1916, Ocak ayı.

Birinci Dünya Savaşı başlayalı, bir buçuk yıl bile olmamıştı.

İngiltere ile Fransa, Çarlık Rusyası’na bir öneri götürdüler:

İstanbul ve Doğu Anadolu Ruslara bırakılacak, Ortadoğu toprakları ise İngiltere ile Fransa arasında paylaşılacaktı.

Anlaşma henüz imzalanmadan Çar II. Nikola harekete geçti.

Çar’ın orduları; Erzurum, Bitlis, Muş, Trabzon, Bayburt, Gümüşhane ve Erzincan’ı işgal ettiler…

 

***

 

Harbiye Naziri (Genelkurmay Başkanı) Enver Paşa ile rekabet halinde bulunan Saray’ın damadı 10. Kolordu Komutanı Hafız Hakkı Paşa, resmi harekat planına aykırı olarak bir Ermeni Taburu’nun peşine takıldı.

Paşa, 75 Km’lik bir yay çizmesi sonunda Allahuekber dağlarına saptı.

23 bin (3) askeri ile birlikte, orada soğuktan donarak şehit oldu.

Çar’ın Ordusuna da ağır kayıplar verdiler…

Hatta denir ki, bu olay Çarlık Ordusu’ndaki isyanı tetiklemiş ve 1917 Devrimi‘nin biraz daha önce başlamasına sebebiyet vermiştir.

Bolşevik Devrimi‘ni başarıya ulaştıran Lenin, gizli tutulan Sykes-Picot anlaşmasını açıklamış ve 5 Aralık 1917′de Erzincan Bırakışması ile ordularını Anadolu’dan geriye çağırmıştır.

Hatta, Rusların 1787 Berlin Anlaşması ile ele geçirdikleri; Kars, Ardahan ve Batum’u da gönüllü olarak sahiplerine bıraktılar.

Bu kadarla kalmamış;  Kurtuluş Savaşı’mızı da var güçleri ile desteklediler…

Daha ne yapacaklardı!?..

 

***

 

Biz ise gerçekte Rusya’ya karşı kurulduğu tartışmasız olan NATO’ya girebilmek için atmadığımız takla, yemediğimiz halt  kalmadı.

1950′de iktidara gelen Menderes Hükümeti, 20 Eylül 1951′de Kore’ye asker gönderdi ve 721 şehit vererek ancak NATO’ya girebildik.

“RUS-YA DO-MUZ AME-RİKA DOS-TU-MUZ” tekerlemesi o günlerden kalmadır. (4)

O günden bu güne iki yakamız bir araya gelmedi…

ABD’ye ve onun işgal gücü olarak kullandığı NATO’ya, 66 yıl sonra dirsek çevirmek de yine sağcı bir iktidara nasip oldu…

Hayırlı olsun, ne diyelim!

Cemil Can

 

DİPNOTLAR:

 

(1) http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-42426947

(2) https://www.ntv.com.tr/galeri/dunya/balistik-fuze-denemesinde-kuzey-kore-lideri-kim-boyle-sevindi,Pjf4NvfHW0S2wTVTROhebw

(3) İttihat ve Terakki Partisi karşıtlarının, Enver Paşa üzerinden İttihatçıları yıpratmak amacıyla bu olayı istismar etmeleri; yalanlar ekleyerek, donarak şehit olan asker sayısını 90 bin olarak göstermeleri bugün bile devam etmektedir. Gerçekte donarak şehit olan asker sayısı 23 bin, hastalıktan ölenler ile kayıp ve kaçaklar eklendiğinde bu rakam 32 bini bulabilmektedir…

(4) http://blog.milliyet.com.tr/bir-iki-ucler-yasasin-turkler—/Blog/?BlogNo=220035

 

 

 

DERSİMLİ KEMAL Mİ KEMALİYELİ TUNCAY MI?

tuncay

Dünyanın her yerinde; son olarak da Suriye’de teröristleri destekleyen; IŞİD’i kuran, Afganistan’da El Kaide’yi yaratan ABD’nin Başkanı Trump’un Ulusal Güvenlik Danışmanı General H.R. McMaster, Türkiye’yi dinci teröristlere (Müslüman Kardeşler’e) destek vermekle suçladı!..

Dinime söven bari Müslüman olsa…

Washington’da “Policy Exchange” düşünce kuruluşunun toplantısında konuşan McMaster, İran ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) için “haydut devlet” ifadelerini kullandı!..

Gören Allah için söylesin, haydutluğu hangi devlet yapıyor…

***

Y-CHP Milletvekili Tuncay Özkan, haydut devleti dost ilan etti:

AKP’nin iktidara geldiği ilk yıllarda; sahibi olduğu Kanaltürk’le neredeyse tek başına muhalefet görevini yürüten Özkan, birkaç arkadaşının desteği ile kurduğu “Biz Kaç Kişiyiz” platformu ile de milyonlarca taraftar edinip, parti kurmayı başaran enerjik bir adamdı…

Kim ne derse desin göze batıyordu.

Bir süre sonra ekonomik sıkıntı içerisine düşüp, Kanaltürk’ü FETÖ’cülere satmak zorunda kaldı.

Muhalefetin sesi, Cemaat’in borazanına dönüştü!..

Düştüğü durum nedeniyle; kendisine acıyan da oldu, oh oldu diyen de…

İşte ne olduysa bundan sonra oldu.

AKP-Cemaat iktidar ortaklığı, muhalifleri susturmaya başlamıştı.

Tuncay Özkan’ı da tutuklayıp Silivri zindanına tıktılar.

Pek çok kişi gibi, neden tutuklandığını hala anlamış değildi.

İçeride iken DDT ile onu zehirlediler

Koğuş arkadaşı Barış Terkoğlu’na anlattığı bu sırrı, bir süre sonra Odatv’de yayınlandı. (1)

Bu hikayeyi okumadan geçmeyin sakın.

Sonra tahliye oldu; arkasından Y-CHP’nin İzmir’den Milletvekili seçildi, doğruyu söylemek gerekirse, TBMM’nde çoğu milletvekilinden daha etkiliydi

CIA, Tuncay’ı gerçekten de zehirledi mi?..

Bana göre zehirledi.

Lakin zehir etkisini birkaç yıl sonra gösterdi.

Hem de ne biçim!

***

Emperyalizm karşıtı ve dolayısıyla ABD düşmanı olarak bilinen Tuncay Özkan:

Birden bire “ABD, bizim düşmanımız değil. Biz ABD ile birlikte bir sürü paktta birlikteyiz. İyi ki de birlikteyiz” deyiverdi. (2)

Cezaevinde verilen zehir bu şekilde bir etki gösterebilir miydi?

Gösterdi işte!..

Gerçekten ABD, “dost” da biz mi anlamıyoruz bunu, yoksa Tuncay mı düşman tarafına geçti!

Özkan, daha önce de ABD Başkanı Donald Trump’un liderliğinde yeni bir dünya kurulduğunu ve sürecin sonunda AKP iktidarının yıkılacağını savunuyordu. (3)

CIA’nın FETÖ eliyle verdiği zehir, gerçekten de çok etkili çıktı…

Tuncay, Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a doğru gerçekleştirdiği “Adalet Yürüyüşü”nü de o sırada Edirne Cezaevi’nde ziyaret ettiği ABD’nin kara gücü olan PKK’nın Meclis’teki siyasi kanadı HDP’nin Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a armağan ederek:

Bu yürüyüş onun o çığlığının bir tezahürü, ete kemiğe bürünmüş şekli”dir demişti.(4)

Bu zehrin terkibinde ne var çok merak ediyorum!

***

Bir söylentiye göre; ABD, CHP tabanında iyice yıpranmış olan Dersimli Kemal’in yerine Tuncay Özkan’ı hazırlıyormuş.

Sadakat Sınavı”nı da yukarıdaki sözleri ile pekiyi derece ile vermiş!

Olur mu olur…

***

Tuncay Özkan’ın teslim olduğu ABD’nin Merkez İstihbarat Dairesi (CIA) Başkanı Michael Hayden:

Irak ve Suriye’nin üniter devlet kimlikleri geride kaldı. Ortaya farklı oluşumlar çıkacak, bunlardan biri de özerk Kürdistan olacak” dedi.

Eski Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) Başkanlığı da yapan Hayden:

Biz Amerikalılar olarak son savaştaki katkılarından dolayı Kürtlere minnettarlık duyuyoruz. Bu yüzden özerk bir Kürdistan olacağını Ankara’daki dostlarımızla oturup konuşmamız, anlatmamız lazım” dedi… (5)

Tam da bu sırada; HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, bütçe görüşmeleri yapılırken söz alarak seçildiği bölgeye “Kürdistan” dedi…

Sözlerini geri alıp düzeltmediği için Meclis’ten iki birleşim çıkartılmasına ise Y-CHP karşı çıktı.

Selahattin Demirtaş’la kucaklaşmayı siyasetinin merkezine yerleştiren Tuncay Özkan, “Kürdistan” konusunda, dostu ABD’den farklı düşündüğünü sanmam!..

***

Dostlar”ın siyaset sahnesinde paslaşmaları böyle…

Dilerseniz biraz da sahaya bakalım:

Rus Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre; Haseke’nin Cisr El Saddadi kentinin 20 km kuzeydoğusundaki kampta 400’ü IŞİD’ten gelen, 350’si El Nusra’dan kalan 750 militan, Suriye ordusu ile savaşmak üzere ABD tarafından eğitilmeye başlandı…

Hedef, bu sayıyı 34 bine çıkarmakmış… (6)

Conflid Armament Research (CAR) tarafından hazırlanan rapora göre; Avrupa’da üretilip ABD’ye satılan gelişmiş tanksavar silahların IŞİD’in elinde olduğu belirlendi.

ABD’nin PKK/PYD’ye 4 bine yakın TIR silah gönderdiğini kanıksamıştık.

Şimdi de Avrupa IŞİD’i silahlandırmaya başladı…

***

Bu arada ABD Savunma Bakanı James Mattis:

IŞİD’in bittiğini söyleyenlere inanmayın. Onlarla mücadeleye devam ediyoruz” (7) diyerek ABD’nin Suriye’de kalacağını ima etti…

Yerseniz tabii…

***

Kılıçdaroğlu da boş durmuyor tabii.

O da İngiltere seyahati sırasında “Chatham House” ve Democratic Progress İnstitue (DPI) gibi PKK’ya yakınlığı ile bilinen kuruluşları ziyaret etti.

DPI’nin başkanlığını yapan Kerim Yıldız, uluslararası müdahale ile Kürdistan’ın kurulması gerektiğini savunuyor.

Dersimli Kemal, PKK’ya destek veren İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn ile de görüştü…

Görevini yapıyor!..

***

ABD, tercihini acaba kimden yana kullanacak.

Y-CHP’nin başına Dersimli Kemal’i mi yoksa Kemaliyeli Tuncay’ı mı getirecekler!?

Bekleyip göreceğiz elbette…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

  1. http://odatv.com/tuncay-ozkanin-zehir-raporunda-neler-yaziyor-2005161200.html

  2. https://www.timeturk.com/chp-li-ozkan-demirtas-i-kucaklayarak-yola-devam-edecegiz/haber-805393

  3. https://www.youtube.com/watch?v=7YJuQdtLQWI

  4. https://www.aydinlik.com.tr/politika/2017-haziran/tuncay-ozkan-bu-yuruyus-selahattin-demirtas-in-cigligidir

  5. https://www.aydinlik.com.tr/cia-eski-baskani-hayden-kurdistan-in-kurulacagini-turkiye-ye-anlatmaliyiz-dunya-aralik-2017

  6. http://tr.vnews.agency/news/world/8756-rusyann-yeni-iddias-abd-yeni-ordu-kuruyor.html

  7. https://tr.sputniknews.com/abd/201712161031428114-mattis-isid-bitmedi/

YENİLGİ GİZLENEMEZ!..

President Trump signs executive orders at the White House in Washington

KUDÜS’ÜN BAŞKENT İLAN EDİLMESİ EMPERYALİZMİN YENİLGİSİNİ GİZLEMEYE YETMEZ!..

Ülkelerin başka bir ülkelerdeki en üst düzey temsilcisi olan büyükelçiler, devlet başkanlarını temsil ettikleri için başkentlerde ikamet ederler.

İlgili ülkenin toprağı sayılan büyükelçilik binaları da doğal olarak başkentlerde bulunur.

İsrail’in 1980 yılında Batı Şeria’yı işgalinden sonra, Kudüs’ü başkent ilan etmesini ve bütün resmi binalarını buraya taşımasını hiçbir ülke tanımamıştı.

37 yıl sonra –üstelik İsrail bu konuyu buzdolabına atmışken- ne oldu da ABD, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma sonucunu doğuran; ABD Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararını aldı?

Trump, Pentagon’un bu yöndeki kararını televizyonların önünde neden dünyaya meydan okuma şovuna dönüştürdü?

***

Bu soruların yanıtını ABD’nin yakın geçmişte ve üst üste aldığı yenilgilerde aramak zorundayız:

Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov, Suriye’nin IŞİD teröristlerinden tümüyle kurtarıldığını duyurdu.

Bu açıklamadan hemen sonra Putin, “Operasyonların zaferle, teröristlerin tamamen yok edilmesiyle tamamlandığını tekrarlamak istiyorum” dedi. (1)

Birkaç gün sonra da Irak Başbakanı Haydar İbadi, Irak-Suriye sınırında tam kontrolü sağladıklarını belirterek, “IŞİD karşıtı savaşın sona erdiğini” açıkladı.(2)

IŞİD tiyatrosu bitirildi…

***

Sıra geldi Suriye Demokratik Güçleri’ne( SDG)!..

Bölge ülkelerinin işbirliği ile pek yakında onun da işi bitirilecektir.

ABD maşası SDG’nin eski Sözcüsü Talal Silo’nun Türkiye’ye sığınıp itiraflarda bulunması ile tahmin edilen gerçekler somut kanıtlara bağlandı:

Silo’nun gözleme dayalı anlatımlarına göre:

PKK/PYD’nin Suriye’deki faaliyetlerini Kandil’de yerleşik “Başkanlık Konseyi” yönetiyor.

Konsey Üyesi Sabrı Ok, Suriye’nin genelinden sorumluymuş.

Askeri Saha Sorumlusu ise Nurettin Sofi’ymiş.

Sofi, Ok’a; YPG ile YPJ de Sofi’ye bağlıymış.

SDG’nin Genel Komutanı ise Şahin Cilo’ymuş.

Cilo, Kandil (Başkanlık Konseyi) adına tüm talimatları Sofi’den alıyormuş…

SDG adı, sadece etiket olarak kullanılıyormuş.

Amerikalı yetkililer saha operasyonlarını Cilo üzerinden yürütüyorlar.

Demek ki SDG; PKK/PYD’ye giydirilmiş bir maskedir ve gerçekte ABD’nin kara gücü olarak kuruldu.

***

IŞİD’ın de ABD’nin kontrolünde bir terör örgütü olduğu sahadaki olaylarla ortaya çıkmıştı.

Pentagon Sözcüsü Eric Pahon:

”Ortaklarımızla her zaman tam mutabık olmayabiliriz ama onların kendi sorunlarına çözüm bulmalarına saygı duyarız(3) diyerek, PKK/PYD ile IŞİD’in anlaşmalarını onayladı.

PKK/PYD ile IŞİD kardeş örgütlerdi!..

IŞİD’in PKK/PYD’ye alan açmak için kurulduğu ve asıl amacın Akdeniz’e uzanan bir Kürt koridorunu kontrol etmek, yani “İkinci İsrail”i kurmak olduğu hususunda farklı düşünen kalmadı gibi…

Küresel güçler oyunlarını açık oynuyorlar…

***

ABD’nin ülkeleri parçalamak ve sömürmek için; yöntem olarak terörü benimsemesi, doğal olarak terör örgütleri ile işbirliği içerisinde olmayı da zorunlu kılıyor.

Bu nedenle de gizli ilişkiler uzun süre sürdürülemiyor!..

ABD her ne kadar terör örgütü listeleri oluşturup dünyaya yayınlasa da, listenin en başına kendi adının yazılmasında bir yanlışlık kalmadı artık.

Objektif ölçütlere göre hazırlanacak böyle bir listede; ikinci sıraya terör örgütleri PKK ile FETÖ’ye kol kanat geren Avrupa Parlamentosu’nu (AB) yazmak gerekir.

Nitekim:

AB’nin Başkenti Brüksel’de Ortadoğu’daki yeni gelişmelerin masaya yatırıldığı görüşmede; YPG’li bir kadınla “Skype” üzerinden canlı bağlantı kurulması, bu iğrenç ilişkilerin gizlenemez son kanıtını oluşturdu… (4)

***

Kim ne derse desin, ABD ve AB’nin Ortadoğu politikaları çökmüştür.

Emperyalizm, karşıtlarının zihinlerindeki gibi sahada da yenildi.

“Süper güç” imajı, süper yenilgiye doğru evrildi…

ABD’nin tek kutuplu dünyası, bir daha toparlanamayacak şekilde yaralar aldı.

İşte bu ağır yenilgiyi gizlemek için, dünyanın dikkatini başka konulara çevirmeye çalışıyorlar.

Bu amaçla üç din için kutsal (5) mekan sayılan Kudüs’ü, İsrail’in başkent ilan ettiler!..

Dinler savaşı çıkartmak veya yeniden “Haçlı Seferleri” başlatmak bayıldıkları iştir.

Arap NATO’su ve AB-NATO’sunu kurma çalışmaları ile emperyalizmin yenilgisi zafere dönüştürülemez artık!..

Yeter ki, bölge ülkeleri yeniden birbirlerine düşmesin…

Trump’ın kararını din temelinde tartışmak, emperyalizmin yenilgisini örtme çabalarına hizmet eder.

Bu son derece açık ve görülür bir tespittir.

Bilerek ya da bilmeyerek ne fark eder ki…

***

Batı’nın bir diğer korkusu da ekonomiktir.

Bu korkuyu New York Times 2017 yılının Mayıs ayında şu şekilde dile getirdi:

“Çin’in 60 ülkeyi kapsayan 1,3 trilyon dolarlık projesinin tarihte bir örneği yoktur. Şi Jinping, Çin’in zenginliği ve endüstriyel yeteneğini yeni tip bir küreselleşme ile buluşturuyor. Bu ise Batı’nın eskiyen küreselleşme düzenini silip süpürecek. Yeni ekonomik düzen, ülkeleri ve büyük şirketleri kuvvetli bir şekilde Çin’in yörüngesine sokacak”… (6)

Nihai zafer ezilen ulusların olacak!..

Cemil Can

DİPNOTLAR:

  1. https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201712061031291488-Putin-Firat-her-iki-kiyisi-isidden-tamamen-temizlendi/

  1. http://www.yenicaggazetesi.com.tr/irak-isidi-tamamen-bitirdik-179122h.htm

  1. https://www.aydinlik.com.tr/pentagon-pkk/pyd-ile-isid-in-anlasmasina-saygi-duyuyoruz-dunya-kasim-2017-2

  1. http://www.dailymotion.com/video/x6ba9vv

  2. https://www.aydinlik.com.tr/kudus-nedir-mehmet-yuva-kose-yazilari-aralik-2017

6. https://www.aydinlik.com.tr/kuresel-rekabette-cin-ve-abd-soner-polat-kose-yazilari-aralik-2017

“NATO” VE “MAN” KAFALILAR!..

michael_Rubin

65 yıldır demokrasiye geçmemizi ve kalkınmamızı engelleyerek; yarı sömürge bir ülke haline gelmemize neden olan ve iktidarlarımızı belirleyen NATO‘ya girebilmek için Kore’de 721 şehit verdik.

Bu avanaklığımızla yıllarca övünmüş necip bir Milletiz biz.

Tarım ve hayvancılık ülkesi olan Türkiye’ye, yardım adı altında süt tozu getirdiler, bu ne iştir bile diyemedik!

Yüzde 80′i çitçi olan Türk köylüsünü “fenni tarım” ve hayvancılık yapabilmesi için açılan köy enstitülerinin kapatılmasını istediler yine uyanamadık.

Onları da kapattık…

Bugünlerde, kararların “oybirliği” ile alındığını sandığımız NATO’dan çıkmak yerine, içinde kalıp işimize gelmeyen konularda karar alınmamasını sağlayabiliriz diyerek, NATO’yu savunmaya devam eden NATO kafalıları misafir ediyoruz evlerimize…

Hangi kanalı açarsanız onlar var!

“Libya’nın Libyalılara ait olduğunun tespit ve tescili için” NATO’nun oraya girmesine “evet” demeseydik, acaba Libya tek parça olarak kalacak mıydı?

Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra Türkiye’ye konulan ambargoyu delerek, bize uçak yakıtı veren Kaddafi’nin hunharca katledilmesine katılmasaydık daha iyi değil miydi?

NATO’dan çıkmamızın “olumsuz” sonuçlarından biri olarak Kıbrıs meselesinde muhatabımızın AB, yani NATO’nun olacak olması gösteriliyor.

Sanki şimdiki muhatabımız Güney Kıbrıs Rum Yönetimi veya Yunanistan’mış gibi…

NATO’dan çıkarsak, Ege Denizi’nde komşumuz NATO olacakmış, olsun ne fark eder ki?

NATO üyesiyken; 152 ada, adacık ve kayalığımız AB üyesi Yunanistan tarafından işgal edilmedi mi?

Yunanistan’a, Lozan Antlaşmasını ihlal etme diyen AB üyesi mi vardı?

Varşova Paktı’nın dağıtılmasından sonra, NATO kuruluş amacını resmen genişleterek; emperyalizmin işgal ordusu olarak görev yapıyor.

Emperyalizmin tahlilini yapamadıktan sonra, dünyada ve çevremizde olup bitenleri asla doğru analiz edemeyiz, oradan oraya savrulup dururuz…

***

ABD, Reza Zarrab’ı (Rıza Sarraf) yargılamayı bıraktı, sanık sandalyesinde Halk Bankası’nın Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’yı oturttu.

Reza muteber tanıktır artık…

Mahkeme, Zarrab’ı Türkiye’de 4 bakana rüşvet verdiği için yargılamıyor, yargılayamaz da zaten.

Sanık sandalyesine Birleşmiş Milletler’in değil, ABD’nin İran’a koyduğu ambargoyu deldiği için, aslında Türkiye oturtulmuştur.

ABD’nin kara gücü PKK/PYD, Hendek Savaşları’nda ağır darbe aldı.

Fırat ve Dicle Operasyonları ile ABD’nin Akdeniz’e koridor açma hayali de suya düştü.

ABD ile Türkiye arasındaki savaş her cephede devam ediyor…

New York Eyalet Güney Mahkemesi’nde oynanan tiyatro, bu savaşın bir başka cephesidir.

Görüldüğü gibi baş sanık Reza, Türkiye aleyhine tanıklık yapmakla, sanık olmaktan kurtulmuştur!

Sicili yolsuzluk ve hırsızlıkla bozuk olan AKP hükümetini, bu dava ile zor duruma düşürmek mümkündür.

Beklenti: Halk Bankası’na ağır para cezalarının verileceği yönündedir.

Kuşkusuz bu para cezalarını 80 milyon Türk halkı ödeyecek.

Bu davaya bağlı olarak Türkiye’ye çeşitli ambargoların uygulanması da mümkündür.

Onların faturasını da biz ödeyeceğiz.

Ödeyecek gücümüz kaldı mı acaba?

***

İşte “kaos” bu soruya cevap arayarak başlatılacak!

Tam da bu noktada, bir alyans yüzükten başka malvarlığı olmadığını beyan ederek siyasete başlayan Reis’in, yakın çevresinde milyon dolarlarla yapılan havaleler gösterilmeye başlandı.

AKP hükümetlerinin yanlış politikaları yüzünden Suriyelilere 30 milyar dolar harcadık ya, bu paralar da bizden çıktı…

Kılıçdaroğlu, Man Adasında kurulan 1 Sterlin sermayeli şirkete yapılan havalelerle, Suriyelilere yapılan yardımlar arasında imalı bir ilişki kurmayı ihmal etmedi!

17/25 Aralık Yolsuzluk Soruşturmaları sırasında tam olarak “sıfırlanamayan paralar”ın küsuratının 30 milyon Dolar olduğu ses ve görüntü kayıtları ile Türk halkının hafızalarındadır…

“Montaj” savunmasına inanıldığını hiç sanmıyorum.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ın oylarını artırması bu inanç yüzünden olamaz!

ABD’nin FETÖ üzerinden Türkiye’nin iç siyasetine müdahalesine tepki olarak Türk halkının yarısından az fazlası Erdoğan’a oy verdi.

Rüşvet alan eski bakanların yurt dışına çıkmasına izin vermemek aslındabir itiraftır!

AKP’ye yakın olanların “yargılanmadan muaf” tutulmalarını, soruşturmayı yürüten savcıların FETÖ üyesi olmasına bağlamak yeterli değildir.

Rüşvet, yolsuzluk ve kokuşmuşluk AKP’nin her tarafından akmaktadır…

“Kaos”un asgari şartları hazırdır…

***

“Kaos”un olmazsa olmazı terördür:

ABD’nin terör örgütü PKK/PYD’ye verdiği silahlar 4000 TIR‘a yaklaştı.

Suriye’nin kuzeyinde 13 ABD üssü var ve silahlar, Türkiye’ye karşı kullanılmak üzere buralarda saklanıyor.

IŞİD’e karşı Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) silah yardımı yapıyoruz yalanı erken patladı.

IŞİD ile kardeş örgütü SDG arasındaki anlaşmanın yazılı metni bile ortalığa saçıldı.

Anlaşmaya göre; 28 Kasım-28 Aralık tarihleri arasında IŞİD militanları SDG bölgesinde serbestçe hareket edebilecek ve sağlık hizmetlerinden yararlanabilecekler.

Anlaşma iki tarafın isteği ile 6 ay daha uzatılabilecekmiş…

Bütün bunlar ABD’nin marifetidir!..

***

Bu arada Avrupa Birliği (AB) Terörle Mücadele Koordinatörü Gilles de Kerchave, FETÖ’yü de terör örgütü olarak görmediklerini söyledi.

PYD’nin IŞİD ile savaşmadığı, her iki örgütü de ABD’nin kurup bölgeyi istikrarsızlığa sürüklediği açıktır.

PKK/PYD’nin çatı örgütü SDG’nin Sözcüsü Talal Silo, ABD yönetiminin PKK’ya silah vermek için SDG’yi kurduğunu daha yeni açıkladı.

ABD’nin PKK/PYD’ye verdiği ağır silahların ne zaman patlatılacağı da bellidir artık.

Ekonomik nedenlerle iyice bıkan Türk halkı, sıradaki mali yükümlülüklerle iyice bunalacaktır.

Halkın yoksul kesiminin hükümete karşı olan cepheyi dinlemesi başarabilinirse, masum gösterilerle hükümetin ekonomik politikalarını protesto eylemlerine öncelik verebilirler.

Silahların patlatılması için harika zemin budur işte…

Darbe (*) ile hükümeti devirmeyi mezhep savaşı çıkarmayı başaramayan küresel güçler, son çare olarak Kürtleri bir kez daha kullanmayı deneyebilirler!

Bu da çıkartılması planlanan kaosun son ayağıdır…

***

Bu kadar hassas ve önemli bir dönemden geçerken; sanki Türkiye’de yapılması gereken yargılamalar Amerika’da yapılıyormuş gibi ortalığı ayağa kaldırmak, ABD politikalarına destek verici açıklamalar yapmak, ancak iğrenç ve hain bir işbirliği olarak tanımlanabilir…

Beşinci Kol faaliyetidir…

Buna karşılık bazı ilk de yaşanmıyor değil:

CIA’nın eski başkan yardımcısı Türkiye ve Ortadoğu Masası Şefi Graham Fuller hakkında; “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etme, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçlamalarından yakalama kararı çıkartıldı.

Az iş değildir!..

PKK/PYD’ye ABD’nin verdiği ağır silahların toplanmasını isteyen Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın:

“Ulusal güvenliğimize kimin ve neyin tehdit oluşturduğuna Türkiye karar verir” diyerek ABD’yi “ulusal tehdit” olarak gösterdi…

Bu da bir ilktir…

Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin NATO’ya girdiğimizden bu yana, AB ve ABD’ye karşı böyle bir üslup kullandığına hiç kimse tanık olmadı.

Bütün bu yaşananlar, Türkiye’ye karşı çok cepheli bir savaşın yürütüldüğünü göstermeye yetiyor da artıyor bile.

Böyle bir durumda; düşman tarafa hizmet edecek eylem ve söylemleri yapanlar, Türk halkının desteğini alabilir mi?

Hiç sanmıyorum!

Türk halkının desteği alınmadan hükümet olacak partiler, zaten halkın iktidarını kuramazlar!

Sadece diyet borçlarını ödemek için başta tutulurlar, o kadar…

Cemil Can

DİPNOT:

(*) American Enterprise Institute‘ta (AEI) eski Pentagon yetkilisiMichael Rubin imzasıyla yayımlanan makalede, Türkiye’de darbe olması durumunda ABD’nin darbe yönetimiyle çalışmaya devam edeceği anlatıldı.

http://odatv.com/erdogan-darbeyle-devrilirse-abdnin-ne-yapacagini-acikladi-2203161200.html