Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

BİLDİRGE’YE SERPİŞTİRİLEN HAİNLİKLER!..

 yavuz-alatan-sozcu-2-3

CHP’nin 240 sayfalık Seçim Bildirgesi’ni (1) okudum.

İlk bakışta gözüme çarpan ve CHP’ye asla yakışmayan cümlelerin altını çizdim. Bu cümlelerin çağrıştırdıklarını da parantez içerisinde altlarına yazdım…

Başlıyoruz:

Sayfa:19

15 Temmuz darbesinin kaos ortamını kullanan siyasi iktidar, 20 Temmuz darbesi ile birlikte temel hak ve özgürlükleri askıya almış, bir tek adam rejimi kurmuştur…”

(15 Temmuz’un “tiyatro” değil, bir darbe olduğu nihayet kabul edilmiştir.)

Sayfa: 26

“AKP’nin Kürt Sorunu’nu çözme vaatlerinin akıbeti de benzer olmuştur… AKP hükümetlerinin çıkarcı ve samimiyetsiz açılımları, seçim dönemlerinde verilip de tutmadıkları vaatlerin ötesine geçmemiştir…”

(Doğu ve Güneydoğu’daki geri kalmışlık/bırakılmışlık sorununu, PKK’nın dünyaya “Kürt Sorunu” olarak kabul ettirmek için kullanıldığı terminoloji benimsenmiştir.)

Sayfa: 38

“Seçim kanunlarını ve Siyasi Partiler Kanununu, siyasal çoğulculuğu ve katılımcılığı artıracak ve parti içi demokrasiyi güçlendirecek şekilde yeniden düzenleyeceğiz…”

(Geçen seçimlerde; önseçimle tespit edilen adayların hiçbirine bu seçimde yer verilmemesi, Muharrem İnce’nin genel başkanlığını destekleyen ve Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığına karşı çıkan milletvekillerinin tamamına yakının tasfiye edilmesi, Y-CHP yönetiminin parti içi demokrasiden ne anladığını ve samimiyetini ortaya koymuştur.)

Sayfa:110

“Kürt Sorunu’nun bir güvenlik sorununa indirgenmesi ve olağanüstü dönemlerde yapılan yanlış uygulamalar, yurttaşlarımızın önemli bir bölümünü mağdur etmiş ve aidiyet duygularını zayıflatmıştır…”

(PKK Terör örgütünün halka yaptığı baskı sonucu; can ve mal güvenliğini tehdit etmesi, bir “güvenlik sorunu” olarak kabul edilmemekte, tıpkı PKK gibi; sosyal, ekonomik, siyasal vb. nedenlere bağlanmaktadır. Ağız PKK ağzıdır…)

“Cumhuriyet tarihimizin en önemli sorunlarının başında gelen Kürt Sorunu, temelinde bir demokrasi eksikliği meselesidir.”

(PKK terörünün, “Bağımsız Kürdistan” kurmak için değil, demokratik hak ve özgürlüklerin eksikliğinden kaynaklandığı benimsetilmek istenmektedir.)

Sayfa:111

TBMM içinden ve dışından geniş temsil platformu oluşturarak kurulacak bir Ortak Akıl Heyeti ile sorun tüm boyutları ile ele alınacak, toplumsal barışın düşünsel ve psikolojik alt yapısını oluşturacaktır…”

(AKP’nin “Çözüm Süreci” içinde denediği ve başarılı olamadığı “Akil Adamlar”ın bir benzeri ile bu defa da halkı aldatma görevini Y-CHP üzerine almaya hazır olduğunu ilan ediyor. Aynı zamanda bu işe TBMM’ni de katarak, terör örgütünü TBMM ile muhatap yaparak meşrulaştırmak istediğini de ortaya koyuyor.)

Sayfa:113

“Kürt Sorunu’nu eşit yurttaşlık ilkesi ve diyalog temelinde, salt güvenlikçi anlayışa teslim olmaksızın, cesaret ve kararlılıkla çözeceğiz…

Kamu hizmetlerinin eşit yurttaşlık temelinde tüm yurttaşlarımıza eksiksiz olarak götürülmesi için ana dili Türkçe olmayan yurttaşlarımızı da gözetecek bir anlayışı harekete geçireceğiz…

Okullarda, Kürtçe dersleriyle ilgili alt yapı sorunları çözülecek ve seçimlik dersleri çeşitlendireceğiz…”

(“Eşit yurttaşlık, Türk vatandaşlığından vazgeçilmesi ve halkın etnik topluluklara bölünmesi isteğidir. Eşit vatandaşlık bireyler arasında eşitlik, yurttaşların eşitliği demek değildir. Bu taleple istenen, etnik toplulukların anayasada kimlik olarak tanınması, etnik anadillerin, ulusal ve bölgesel resmi dil haline gelmesi, tüm devlet ve toplum hizmetlerinde çok-resmi dil olması, seçimlerde parlamento ve belediye meclislerinin etnik topluluk kotaları temelinde oluşturulmasıdır. Bu günümüzde Bosna-Hersek’te Dayton Anlaşması ile kurulmuş olan ‘Milliyetler Sistemi’ne geçilsin demektir. Elbette olmazsa olmaz şartı, Anayasa’dan Türk vatandaşlığının silinmesidir. HDP bu amaca odaklı çalışır.” Prof.Dr. Birgül Ayman Güler. (2) PKK/HDP, CHP’nin içerisine Y-CHP olarak gizlenmiştir.)

Sayfa:114

Yerel yönetimlerin özerkliklerini AB standartlarına kavuşturacağız…

TBMM tarafından 08.05.1991 tarihinde kabul edilen Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı uygulayacağız…

Anadilin öğrenimi hakkından tüm yurttaşlarımızın yararlanabilmesi için gerekli yasal ve kurumsal altyapıyı kuracağız…

Yer ve yörelerin özgün isimlerini iade edeceğiz…

(Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu Türkiye’den kopartıp “Barzanistan” ile birleştirme hedefine yönelik çalışmaların başında; yerel yönetimlerin özerkliği geliyor. Anadilde öğrenim ile Kürt Milliyetçiliği işlenerek, Türkiye Cumhuriyeti’ne aidiyet bağı zayıflatılmak istenmektedir. PKK’nın temel amaçlarından biri olan ulus devleti parçalama projesi benimsenmiş olmaktadır. Yer ve yörelerin özgün isimlerinin iade edilmesi ile Tunceli’nin adının Dersim olarak değiştirilmek istendiği açıktır. Y-CHP bu vaadi ile aslında Dersim İsyanı’na karışanlara “itibarlarının” iadesini istemektedir. Gençleri “Hepimiz Seyit Rıza’yız” şeklinde bağırtma politikasının bir devamıdır.)

Sayfa:115

Dersim olayları ile ilgili tüm devlet arşivlerini bir araya toplayarak araştırmacılara açılmasını sağlayacağız…”

(Dersim İsyanı ile ilgili gizli saklı bir şey kalmamıştır. AKP Genel Başkanı Erdoğan, Atatürk ve İnönü’yü suçlamak için arşivlerde ne varsa hepsini toplayıp kamuoyu ile paylaşmıştır. Y-CHP yönetimi, sanki hala açıklanmamış bir şeyler varmış gibi bir algı oluşturma ve isyancı başı hain Seyit Rıza ile arkadaşlarını aklamaya çalışmakla kalmıyor, bu arada Atatürk ve İnönü’ye de katil demeye hazırlanmaktadır…)

Sayfa:119

“Türkiye’nin Batılı müttefikleriyle ve içinde yer aldığı ya da yer almak için müzakereler sürdürdüğü NATO, AGİT, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği gibi örgüt ve kuruluşlarla ilişkileri de yeniden normalleşecektir…”

(Bu açıklama ile Türkiye’nin CHP üzerinden Batı’nın hizmetine verilmeye hazır olduğu ilan edilmektedir…)

Sayfa:121

ABD ile ilişkilerimizi karşılıklılık ve güven çerçevesinde yürüteceğiz…

ABD ile stratejik ve askeri ilişkilerle sınırlı olmayan, başta ekonomik, bilimsel ve kültürel etkileşime açık yeni ortaklıklar tesis edeceğiz…”

(Y-CHP yönetimi, Türkiye’yi bölmek için en sinsi planlarını uygulamaya koyan ABD’ye, ülkemizini adeta eyalet yapmak için fırsat beklediğini ilan etmektedir…)

Sayfa:123

“KKTC’nin iç işlerine müdahale edilmesine izin vermeyeceğiz…

KKTC’nin anayasal kurumlarıyla karşılıklı saygı ve eşitlik çerçevesinde iletişim kuracağız…”

(Bu ifadelerle, olası Y-CHP iktidarında garantörlükten doğan haklarımızdan vazgeçmeye hazır olduğumuz anlatılmak istenmektedir…)

Sayfa:130

“Yurt dışında verilen askerlik yapamaz raporunun Türkiye tarafından kabul edilmesini sağlayacağız…”

(Bunun anlamı parası olanların Afrika’daki muz cumhuriyetlerinden “askerlik yapamaz raporu” alarak, askerlik hizmetinden yırtmalarının kabul edileceği, böylece kutsal vatan görevi kabul edilen askerliği gözden düşürecekleri açıktır…)

Sayfa:137

“Kamu yerel birimlerinin idari ve mali özerkliklerini sağlayacağız…”

(Başkanları HDP’li olan ve görevden alınan belediye başkanlarının, PKK’ye nasıl yardım ve yataklık yaptıklarını “Hendek Savaşları” sırasında yaşayarak gördük. Y-CHP, belediyelerin yanında diğer kamu yerel birimlerine de idari ve mali özerklik vererek, terör örgütünün finansmanını da Türk halkına yaptırmak istemektedir…)

Sayfa:138

Bazı bakanlıkların taşra kuruluşlarını görev alanlarına göre belediyelere veya il özel idarelerine devredeceğiz…”

Merkezi yönetimin yerel meclislerin kararlarına müdahalesini önleyecek yasal düzenlemeler yapacağız…”

(İdari ve mali özerklik verilmesi yeterli görülmeyen Doğu ve Güneydoğu’daki bazı kuruluşlar, doğrudan belediyelere devredilerek; dolaylı yoldan PKK’nın hizmetine verilmek; yerel meclislerin PKK gibi terör örgütlerine yardım yapması yasa çıkartılmak suretiyle denetim dışında tutulmak istenmektedir…)

Sayfa:142

“Türkiye’nin idari yapısını yerel yönetimleri daha güçlü ve özerk hale getirecek şekilde yeniden yapılandıracağız…

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki çekinceleri kaldıracağız…”

(Toprak bütünlüğümüzü doğrudan tehdit eden bu çekinceleri kaldırıldığında; BOP’un rahat uygulanması sağlanmak ve “federasyon” kurulmasının hukuki yapısı oluşturulmak istenmektedir…)

Bu bildirge ile Y-CHP’nin ne yapmak istediğini ben anladım:

7 Haziran Seçimlerinden önce AKP’nin yapmak istediği “Kürt Açılımı” utanmazca sahipleniliyor.

Açılım” politikaları yüzünden iktidarı kaybeden AKP, terörle mücadeleyi esas alarak 1 Kasım seçimlerinde yeniden tek başına iktidar olabildiği göz önünde tutulursa; iktidara gelmenin birinci koşulunun, ulus devleti ve toprak bütünlüğünü savunmak olduğu, terörle müzakere değil, mücadele etmek gerektiği bu seçimlerde kanıtlanmıştır.

AKP’nin terk ettiği politikaları aynen sürdüreceğini taahhüt eden Y-CHP’nin iktidara talip olmadığını bu tutumu göstermektedir.

Bildirge, aynı zamanda Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanlığını kazanmasının önüne en büyük engeli teşkil etmektedir.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, FOX TV’de katıldığı bir programda; çatı adayının Abdullah Gül olduğunu, bu konuda CHP ile mutabakata vardıklarını, fakat Meral Akşener’in ısrarı üzerine Gül’den vazgeçmek zorunda kaldıklarını açıklamıştı…

Anlaşılan Kılıçdaroğlu, rakibi olan İnce’yi Batı adına kolaylıkla kontrol edemeyeceğini düşündüğünden, onun yerine zaten Batı yanlısı olduğunu ilan eden Akşener’in Cumhurbaşkanı seçilmesini tercih etmektedir.

Batının isteği de bu yönde olsa gerekir.

Şunun surasında ne kaldı; yaşayarak göreceğiz…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://secim2018.chp.org.tr/files/CHP-SecimBildirgesi-2018-icerik.pdf

(2) http://baguler.blogspot.com.tr/search?q=e%C5%9Fit+yurtta%C5%9Fl%C4%B1k

KAZANAN PKK OLACAKSA…

 

 

cia_sefi_barkeyden_demirtas_guzellemesi_h201775_77577

Durduk yerde “Başkanlık sistemi”ni gündeme getiren Bahçeli, hiç beklenmedik bir anda erken seçim de isteyerek, ülkeyi sandığa mecbur etti.

 

Bahçeli, PKK ve FETÖ dışındaki “kader kurbanları” için af (1) istedi.

 

Gerekçesi akla yatkın değildir:

 

Neymiş efendim; mahkûmlar üç vardiya halinde yatıyorlarmış da isyan olabilirmiş de vs vs…

 

Hükümetin “af gündemimizde yok” açıklamalarına karşı Bay Devlet ısrar etti:

 

“Sözümüzün arkasındayız” dedi.. (2)

 

***

 

Bahçeli, kader kurbanları olarak tarif edilen mahkûmların, suç sayılan eylemlerinin suç olmaktan çıkartılmasını istemiyor elbette.

 

Cezalarının infazını durdurarak cezaevlerinin boşaltılmasını öneriyor.

 

Aftan yararlanacak olanların aileleri ile birlikte sayıları azımsanacak gibi değildir…

 

Af şeklindeki bir yasal düzenlemede; PKK ile FETÖ üyeleri kapsam dışında tutulabilir mi?

 

Böyle bir yasa, anayasal eşitlik ilkesine aykırı olur ve kesinlikle Anayasa Mahkemesince yargısal yorum yolu ile kapsamı genişletilir.

 

Geçmişte örnekleri var!

 

Sonuçta PKK ve FETÖ için de af gelir…

 

O bakımdan sadece “af” sözcüğünü gündeme getirmek PKK ve FETÖ’nün işine gelir!

 

Bahçeli böyle bir sonucu istemediğini, daha baştan söyleyerek ön almak istiyor aslında.

 

O nedenle PKK ve FETÖ dışındakiler için vurgusunu özellikle yapıyor…

 

Yani:

 

Başbuğ, olmayacak bir şeyi gündeme getirerek, AKP’ye oy devşirmeye çalışıyor.

 

Neden acaba?

 

***

 

Biraz daha devam edelim:

 

Sorunun cevap kendiliğinden önümüze düşecek.

 

“Cumhurbaşkanı seçilmeniz durumunda yönümüz Rusya ve Avrasya mı olacak yoksa NATO ve Batı mı?” sorusuna; “Kesinlikle Batı olacak(3) şeklinde yanıt veren CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasını istedikten (4) sonra; seçilmesi halinde “Kürt Açılımını” milletin gözü önünde yapma sözünü verdi. (5)

 

Tıpkı birinci Kürt açılımına açık çek veren Kılıçdaroğlu gibi…

 

***

 

Bütün adayları Selahattin sevici haline getiren olgu nedir acaba?

 

Bu sorunun yanıtını, bugüne kadar yaptığı anketlerde seçim sonuçları ile ilgili en yakın tahminleri yapan araştırma şirketi SONAR’ın son raporundan (6) alacağız:

 

CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’nin halk desteği yüzde 21.91 civarında.

 

CHP, neredeyse tescilli oyu kabul edilen yüzde 25’in 3 puan altına düşmüş!

 

Belli ki, CHP’nin bir kısım seçmeni umudunu İyi Parti’ye bağlamışlar.

 

HDP’nin oyları eskiden olduğu gibi yüzde 11’lerde seyrettiğinden CHP’nin oylarının nereye yönlendiği bellidir…

 

***

 

Anket sonuçlarına göre, Erdoğan’ın oyu yüzde 42’lerde.

 

Muharrem İnce ile Meral Akşener’in oylarının toplamı Erdoğan’dan bir puan kadar fazla gibidir.

 

(21.91+21=42.91)

 

Karamollaoğlu ile Perinçek’in oy yüzdesi toplamı ise 4.08 civarında.

 

İkinci tura hangi aday kalırsa kalsın, birinci olması için HDP’nin oylarına muhtaçtır.

 

Formül bu kadar basittir!,,

 

***

 

Bütün adayların Demirtaş’ın tahliyesinden yana olduğunu açıklamaları da bu yüzden olsa gerekir…

 

Fiilen iki partili sisteme geçmiş olduğumuzdan; “Millet İttifakı”nın bir tek oya bile ihtiyacı var.

 

Bu durum karşısında her iki ittifakın da, Atatürkçü çizgiyi tavizsiz savunan; Vatan Partisi ile Bağımsız Türkiye Partisi’ni görmezden gelmesini anlamak mümkün değil.

 

İttifak teklifi bile yapılmamış olması üst aklın işi olabilir mi?

 

Denebilir ki, parlamentoya tam bağımsızlıktan yana, Atatürkçü düşüncesi temsil eden siyasetçiler girmesin isteniyor!

 

Her iki ittifakın ortak paydası Atatürk ilkeleri ve Cumhuriyet karşıtlığı olabilir mi!?..

 

***

 

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı İlnur Çevik’in, “Seçimlerden sonra yeni bir çözüm süreci olabilir” şeklindeki sözleri, yarışın baş başa gittiğinin açık bir kanıtıdır.

 

Demirtaş cezaevinden çıksın eşit yarışalım” korosuna AKP’den Aziz Babuşcu’nun da katılması ise oldukça anlamlıdır.

 

AKP’nin PKK ile mücadeleyi seçtikten sonra, Kürt oylarına muhtaç hale gelmesi ve PKK’ya göz kırmak zorunda kalması, seçimin bıçak sırtında gittiğini gösteriyor…

 

ABD’nin eli yine sandığın içindedir!..

 

Gerek Bahçeli’nin af talebi, gerekse Çevik’in yeni “çözüm süreci” önerisi, Erdoğan’ın bilgisi dışında yapılmış olamaz!

 

7 Haziran Seçimlerinde AKP’ye iktidarı kaybettiren “Kürt Açılımı” yeniden gündeme giriyor gibi…

 

HDP seçimlerin anahtar partisidir…

 

Dolayısıyla seçimin sonunda asıl kazanan da PKK olacaktır!

 

Bahçeli’nin hiç istemediği bu sonucu kendi elleriyle hazırlamış olması, MHP’nin değilse de kendisinin siyaset sahnesinden çekilmesi sonucunu da doğuracak.

 

Hiç değilse iyi bir şey de olacaktır…

 

***

 

Kulağı Batı’ya dönük uyuyanlar için mesaj geldi:

 

Batı, her zamanki gibi Selahattin Demirtaş’ı destekliyor.

 

CIA Şefi Henry Barkey’in, Demirtaş’ı Mandela’ya benzetmesi (7) boşuna değildir.

 

Muhalefette iken eriyen tek parti olma unvanını elinde tutan Y-CHP’nin kurmay kadrosu (8) gelen mesaj üzerine harıl harıl çalışıyor.

 

Gerçek CHP’lileri, seçim masraflarını karşılasınlar diye kritik sıralara yerleştirecekler.

 

Çalışsın keratalar diye elbette!

 

Batı’nın onay vereceği Y-CHP’lileri ise seçilecek sıralara konulacak…

 

Nasılsa ön seçim derdi ve parti içi demokrasi endişesi kalmadı.

 

İki tarafı keskin kılıç, Kılıçdaroğlu’nun elindedir…

 

Bahçeli’nin acelesi de asıl Y-CHP yönetimine yaradı…

 

***

 

Bütün bunlara rağmen, seçimlerde sürpriz her zaman beklenmelidir:

 

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığını kaybedip, AKP’nin Meclis’te çoğunluğu kazanması olasılıklar dâhilindedir.

 

Böyle bir sürprizin gerçekleşmesi halinde; gündeme bir kez daha erken seçiminin gireceği şüphesizdir.

 

Tıpkı, 1 Kasım seçimlerinde olduğu gibi.

 

O zaman PKK’nın Meclis’teki uzantısı ile hemhal olanlar, Türk halkından Osmanlı tokadını yemekten kurtarabilirler mi?

 

Kazanan PKK olursa, kartlar karılıp yeniden dağıtılacak, çok kişi ile külahlar da değişecektir tabii ki..

 

Seçmenimiz sabırlıdır; hala “Du bakalı ne olacak(9) modunda beklemededir!..

 

Cemil Can

 

 

DİPNOTLAR:

 

(1) http://www.anayasa.gen.tr/af.htm

 

(2) https://tr.sputniknews.com/turkiye/201805131033422748-devlet-bahceli-af-talebi/

 

(3) https://www.ulusal.com.tr/muharrem-ince-nato-ya-baglilik-mesaji-verdi-video,9702.html

 

(4) https://www.takvim.com.tr/webtv/video-haber/video/muharrem-inceden-skandal-selahattin-demirtas-cagrisi

 

(5) http://www.haberturk.com/sinop-haberleri/60975877-muharrem-ince-sinopa-geldi

 

(6) https://tr.sputniknews.com/turkiye/201805191033510660-sonar-anket-ilk-tur-ince-aksener-toplam-erdogan-geciyor/

 

(7)https://www.aydinlik.com.tr/cia-sefi-barkey-den-demirtas-guzellemesi-politika-mayis-2018

 

(8) Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında Bülent Tezcan, Erdoğan Toprak ve Mehmet Bekaroğlu

 

(9) https://www.aymavisi.org/hikaye/DUR%20BAKALIM%20NE%20OLACAK%20Aziz%20Nesin.html

 

Y-CHP’NİN GERÇEK ADAYI MERAL AKŞENER’DİR!

 

muharrem_ince_hakkari_1

Reis:

“Daha çok özgürlük, daha çok demokrasi, daha adil yargı” dedi…

Reis:

“Ahtım olsun faizleri ve enflasyonu düşüreceğim, işsizliği azaltacağım” dedi…

Reis:

“Vergi yükünü daha adil hale getireceğiz” dedi…

Daha ne deseydi?

Oylarınızı bana vermeyin diyecek değildi herhalde!

AKP’nin Türkiye’yi 16 yılda getirdiği uçurumu, bu durumun birinci sıradaki siyasi sorumlusu üç cümle ile özetlemiştir…

***

İktidarın başının bu itirafı son derece önemlidir.

Zira seçmen muhalefetin sözlerine pek kulak asmıyor:

İktidarın yanlışına karşı çıkılması görevdir kuşkusuz; doğru işlere de karşı çıkıldığı için önemli ölçüde inandırıcılık sorunu var.

Bu durumun oluşmasında iktidarı elinde tutanların payı çok daha fazladır.

Erdoğan, halkı kutuplaştırma siyasetinden yararlanmak için kendisine karşı olan bir kesim de oluşturdu ki, bu insanlar Tayyip gitsin de nasıl giderse gitsin, nereye mal olursa olsun noktasına geldiler…

***

Cumhurbaşkanı diyor ki:

Bu ülkede özgürlükler kısıtlıdır.

Demokrasi topal.

Yargı adaletli karar vermiyor…

Faizler ve enflasyon yüksektir.

İşsizlik her geçen gün artıyor.

Vergi yükü adil değildir; az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınıyor…

Ve bütün bunların sebebi olan iktidar düşürülemiyor!..

***

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında 129,6 milyar dolar olan borcumuz 2018 Mart sonu itibariyle 412.4 milyar dolara çıkmıştır.

2018 yılı içerisinde 177.5 milyar dolar borç ödememiz gerekiyor.

Bu yıl için tahmin edilen cari açık ise 40 milyar dolar civarındadır.

24 Haziran’da iktidara gelecek olan hükümet, öncelikle bu paraları bulacak…

Nereden sorusu kara kara düşündürüyor!

***

Ülkede tarım ve hayvancılık bitmiş.

Sanayi ise can çekişiyor.

Reis’in çağrılarından zenginlerin paralarını yurt dışına kaçırdığı anlaşılıyor.

Para bulmak için imar suçları bile af ediliyor.

Halk zar zor geçiniyor.

Vergi gelirleri bu çarkı çevirmeye yetmiyor.

Satıp savacak bir şeyimiz de kalmadı.

Bu kadar para nereden bulunacak?..

İktidar adeta ateşten gömlek gibi!..

***

Bu yüzden olsa gerekir, Y-CHP iktidara gelmekten korkuyor.

Hükümeti düşürmemek için elinden geleni yapıyor:

Kapasitesi bir il derneğinin başkanlığına yeten Kılıçdaroğlu’nun nihai hedefi, Y-CHP’nin genel başkanlığında kalmaktır.

En ileri siyasi hedefi, mevcut belediye başkanlıklarını koruyabilmektir.

Dersimli Kemal, iktidar olmak isteseydi ona göre davranır Cumhurbaşkanlığına adaylığını koyardı.

Seçimi kaybedince milletvekilliği de gideceği için korkmazdı.

Tarafsızlık” masalına kimse inanmıyor!

Parti rozet çıkarmakla tarafsız olunabiliyorsa, kendisi de rozetini çıkarıp tarafsız olabilirdi!..

CHP rozetini zaten hiç benimsemiş değildir…

***

Y-CHP’nin Cumhurbaşkanı adayının da iddiası yoktur.

RTE ile laf yarıştırarak, sadece kendisini tatmin ediyor.

Ana muhalefet partisinin Cumhurbaşkanı adayı, rakibine yardımcı olmaya hazır olduğunu söylerse seçmene güven veremez!

İnce:

Beni yardımcısı yaparsa ikinci turda desteklerim. Akşener’in otobüsünün üstüne binerim, karış karış Türkiye’yi gezerim…” demiş.

Peki, Akşener ikinci tura kalır da seni başkan yardımcısı yapmazsa ne yaparsın, onu da söylesene.

O zaman Erdoğan’a mı oyunu vereceksin?

Erdoğan’ın vereceği başkan yardımcılığını da içine sindirebilecek misin?…

***

İnce:

Devr-i sabık yaratmayacağım”, “rövanş almayacağım” de demiş.

Yani:

Cumhurbaşkanı seçilince AKP’den hesap sormayacağım demek istiyor İnce.

Tıpkı 7 Haziran 2017 Genel Seçimlerinden sonra, AKP ile yapılan istikşafı görüşmeler sırasında Kılıçdaroğlu’nun dediklerini tekrar ediyor.

Yolsuzluk yapanları, suç işleyenleri af etme yetkisi bu beylerde olmadığına göre, bu sözleri ile aslında AKP iktidarlarını aklamış oluyorlar…

***

PKK’nın Meclis’teki uzantısı olduğuna en ufak bir kuşku duyulmayan HDP’nin tutuklu Genel Başkanı Selahattin Demir’i, İnce’nin cezaevinde ziyareti de sorunludur; siyasi bir getirisi olabilir mi?

Ayni şekilde, Hakkâri mitingini, yeni Cumhuriyet gazetesinin: ‘Millet’in Kürt açılımı (1) başlığı ile vermesi, seçmenin hoş karşılayacağı bir davranış olabilir mi?

Her Allah’ın günü CHP’nin kurucu kadrolarına, eski liderlerine hakaretler yağdıran Erdoğan’ı makamında ziyaret edip, “dertleşmek” gerekli miydi?

15 milletvekilinin İyi Parti’ye gönderilerek grup kurup Cumhurbaşkanı adayı göstermesi garanti altına alındıktan sonra, 100 bin imza toplama şeklindeki gövde gösterisine Y-CHP’lilerin koşarak destek vermesi ne anlama geliyor?

Bu ilkesiz tutum, 7 Haziran Seçimlerinde HDP’ye baraj atlatmak için oy verme ile eş değerde bir aymazlıktır.

Yeni Cumhuriyet gazetesinin, “Doğu Perinçek ikinci turda İnce’ye destek vermeyecek” şeklindeki yalanı (2) da bu güven vermeyen davranışlara tuz biber ekti.

Sol, birkaç gün içerisinde halka umut olma konumundan iyice çıkartılmıştır…

***

Bütün bu olup bitenler, Y-CHP’nin gerçekte iktidara talip olmadığını, Kılıçdaroğlu ile ekibinin Akşener’i Cumhurbaşkanı yapmak istediklerini, bu sonucu elde edebilmek için de yetersizliği her geçen gün yeniden kanıtlanan Muharrem İnce’yi aday gösterdiklerini ortaya koymaktadır.

Hal böyle olunca Muharrem İnce’nin ikinci tura kalma ihtimali sıfıra düşmüştür.

Akşener’e başkan yardımcısı olması da yakışır…

Cemil Can

 

DİPNOTLAR:

  1. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/972079/_Millet_in_Kurt_acilimi__Hakk_ri_de_izmir_Marsi.html
  2. https://www.aydinlik.com.tr/vatan-partisi-nden-cumhuriyet-e-tekzip-perincek-2-turda-ince-yi-desteklemeyiz-dedi-mi-politika-mayis-2018-2

 

 

MİLLET MUHARREM HAMLESİNİ YER Mİ!..

m.ince_k.kilicdaroglu

Kılıçdaroğlu neden adayı olmadığını; “Cumhurbaşkanı tarafsız olmalı” tezine dayandırıyordu.

Buna “tez” denirse tabii.

Ekenden öten horozun başını keserler bizim memlekette!

Ana muhalefetin genel başkanı, sonunda partili Yalova Milletvekili Muharrem İnce’yi aday gösterdi.

İnce, CHP rozetini çıkartarak “tarafsız” olabildiyse, Kemal Kılıçdaroğlu neden olamıyor acaba?

Sormayalım mı?

Bu soruya biri cevap vermeli!..

Uzun süredir duygularının tatmin etmekten başka beklentisi kalmayan CHP seçmeni, bu soruyu hiç ama hiç sevmiyor.

CHP’ye kurulan tuzağı göremeyişleri de bundandır…

***

Atatürk’ün partisi CHP’nin kurultay delegeleri, iki kez genel başkanlığa aday olan İnce’yi, CHP’yi yönetecek kapasitede bulmayıp, inadına Kılıçdaroğlu’nu seçtiler.

İnadına, terslik olsun diye yapılan en basit duygusal eylemdir; istenilenin tersine olan bir duruştur.

Sonuçta; duyguların bu şekilde dışa vurumudur, bir tepki gösterme şeklidir aslında…

Bilimsel temeller üzerinde yürümesi gereken siyasetin içinde, asla yeri olamaz!

Asla…

***

Bir görev adamı olduğu kanıtlanan Kılıçdaroğlu’nun, kendisini seçen delege ile aynı görüşte olmadığı anlaşıldı sonunda:

CHP’yi yönetmek için yetersiz bulunan İnce’nin, Türkiye’yi yönetmek için yeterli olduğuna karar verildi…

Demek ki, Türkiye’yi yönetmek, CHP’yi yönetmekten çok daha zordur!

***

Son Anayasa değişikliklerinden sonra, Cumhurbaşkanlığı icra organı haline getirildi.

TBMM’den geçen yasaları imzalayarak yürürlüğe sokma yetkisine sahip olan Cumhurbaşkanı, beğenmediği yasaları geri çevirebilmekten başka, kendisi de yasa teklifleri verebilir konumdadır.

Anayasa ile belirlenen yetkileri neredeyse padişahlarınkine denktir.

Bu nedenledir ki, yeni rejime “tek adam rejimi” denmektedir…

***

Yasama-Yürütme ve Yargının yetkileri, tek elde birleşti gibi…

Kılıçdaroğlu bu yetkilerle donanarak ülkeyi yönetecek Cumhurbaşkanı adayını:

Sayın Muharrem İnce gel bakalım buraya” diyerek önce aşağıladı, sonra da 80 milyona takdim etti!..

Ve yüzü hiç kızarmadı; manda derisindendir…

Dersimli, bu arada kendini de da ifşa etti.

Anlayana tabii:

Benim gibi birinden; Cumhurbaşkanı, genel başkan, siyaset adamı ve yönetici sıradan bir bürokrat bile olmaz demek istedi…

Anlamak istemeyen anlamasın neyi değiştirebilir ki…

***

Şimdi;

Olayı bir de şu açıdan irdeleyelim:

CHP Parti Meclisi, Erdoğan’ın karşısında başarı şansı yakalayacak bir aday bulamadı.

Bu kesin…

Merkez Yürütme Kurulu, bu fırsattan yararlanarak kendi geleceğini garanti altına almak istedi.

Potansiyel genel başkan adayı Muharrem İnce’den; onu, Cumhurbaşkanı adayı göstererek kurtulmanın mümkün olduğu sonucuna varıldı.

Seçilemezse milletvekilliğini de kaybedeceği yasa gereği.

Y-CHP’de milletvekili olmayan siyasetçiler etkisiz eleman gibidir; onları kimse dinlemez.

Dış politika uzmanı Onur Öymen örneğinde olduğu gibi…

***

Esasen Kılıçdaroğlu’nun ekibinden olan ve iki kez ona genel başkanlığı hediye eden Muharrem İnce, Cumhurbaşkanlığı adaylığına talip olmakla, Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık süresini uzatıyor!

Ona, üçüncü kez CHP Genel Başkanlığını sunuyor aslında.

Kamuoyu baskısı sonucu, Kılıçdaroğlu adaylığını koyup da seçimi kaybetseydi; hem milletvekilliği hem de genel başkanlık koltuğunu kaybedecekti!

Bu bağlamda, İnce’nin onun fedaisi olduğunu kabul etmek gerekir.

Hakkını teslim ediyorum ve etmeliyiz!…

***

İnce’nin siyasette bulunduğu dönem içerisinde; ince bir analizine rastlamadım; sıradan bir kasaba politikacısından farksız olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Ağzı iyi laf yapıyor doğru, ona bir şey diyemem; ama olmuyor işte…

Gırtlağını yırtarcasına bağırması; Nazım’dan, Ahmet Arif’ten şiirler okuması, sosyal demokrat olduğunu haykırması, Türk halkına doğru mesajlar taşıyor mu pek yakında göreceğiz.

İnce’nin kürsüyü iyi kullandığını kabul ediyorum.

Kışkırtıcı şovları, Erdoğan karşıtlarının duygularını okşayabiliyor.

Ama duyguların tatmini, iktidar olmaya yetmiyor…

***

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı arayışı, bir operasyon halini aldı.

Öncelikle, SOROSÇU ekibin, CHP’deki işgalini iyice pekiştirdi.

Bu süreç; Y-CHP’nin iktidara talip olmadığını bir kez daha ortaya çıkarttı.

Buna karşılık, Dersimli Kemal’in bir “dava adamı” olduğunu anlamamızı da kolaylaştırdı.

Dersimli Kemal’in, CHP’deki asıl görevinin; AKP iktidarının devamını sağlamak ve “karşı devrimin” tamamlanması için, engellerin ortadan kaldırılmasını sağlamak olduğu bir kez daha kanıtlandı…

***

Dersim’in mağduru olduğunu açıklayan bu adamın, kendini mağdur edenlerden, ilk fırsatı bulunduğunda intikam alınmasını beklemek şüphecilik değildir.

Peki, o kişiler kimlerdir?

Atatürk ve İsmet Paşa…

Bu bağlamda; Kemalizm’i yenerek tatmin olacak olan “Öteki Kemal”in, birinci sınıf hain Seyit Rıza’yı önder kabul ettiğinin açıklanması, bir sırın ifşası değildir!..

***

Sözün özüne gelelim.

CHP’nin Türkiye’de iktidar olma formülü bellidir:

Son seçimleri göz önünde bulundurarak özetleyelim.

Halkın Erdoğan’a desteği yüzde 50 civarındaydı.

CHP‘nin oy oranı da yüzde 25 gibiydi.

Şu an itibariyle durumun aynı olduğunu kabul ederek açıklayalım.

Bu paylaşımdan geriye kalan oyların tamamını CHP adayı toplasa -ki bu olanaksız bir şeydir- en fazla alabileceği oy yüzdesi 50 olur ki, bu oran iktidarın değişmesine yetmiyor.

Sonuç, patta olur diyebiliriz…

***

O halde, AKP’ye oy veren seçmenlerin bir kısmını CHP’ye kazandırmak gerekir.

Onları kazandıracak söz ve vaatler, bugünün söylemi olmak zorundadır!

Öyle bir çalışma yapılmadığı gibi, yapmaya niyetli olan da yoktur!

Siyaset aritmetiğine göre; AKP’den kopartılması gereken oy oranı, en az yüzde 13 olmak zorundadır.

Bir tek bu durumda AKP’nin oyu oranı 37′e inerken, CHP’ninki 38′e çıkabilir ve CHP birinci parti olabilir!..

Bu basit aritmetik işlemi, siyaset sahnesine süremeyen ana muhalefet partisinin, iktidara gelmek gibi bir derdi olmadığı son derece açıktır…

***

Kamuoyu araştırmacılarının tahminlerine göre, seçmenlerin kararsız olanlarının yüzdesi 20 ile 25 arasındadır.

Bu kesim, genellikle güçlü görünenin ya da iktidarda olan partinin yanındadır.

AKP’den en kolay ayrılacak kesim kararsızlardır!..

Bunlara dönük söylemi bugüne kadar duyan var mıdır?

***

AKP’den yüzde 13′lük kararsızları kopartmak için dimdik durmak gerekir.

Güven vermek, varlık sebebi olan ideolojiyi her koşulda savunmak şarttır.

Yalpalayan, omurgasız, ideolojisini savunamayan, milli ordusuna karşı şüpheli, Atlantik’e umut bağlayan, FETÖ ve PKK üzerinden elini çekemeyen, kurucu kadrolarını küçümseyip, geçmişini inkâr edenler bu güveni hiçbir şekilde veremezler…

***

Çok uzadı, bitirelim:

Seninki Abdullah Gül için “tarafsız Cumhurbaşkanı diyebilirim” dedi.

AKP’nin üç kurucusundan birine; 15 yıllık AKP iktidarında çıkartılan bütün yasaları onaylayan; “Kürt açılımı”na destek veren, Ergenekon ve Balyoz kumpasları için “Savcı bulun delillendirin” diyen ve bu tutumu nedeniyle “Çankaya’nın 11. Noteri” yakıştırmasını hak eden biri için; “tarafsız” diyebilen Dersimli, hala bize nasıl siyasi emirler verebiliyor?..

KK’ya göre; “tıpış tıpış” oy verdiğimiz “ekmek için Ekmeleddin” de tarafsızdı.

Oysa o şimdi rütbesiz bir askerdir ve Erdoğan’ı destekliyor!

Bunları unutmuş olamayız…

Siyasette başarılı olamayanlar gider, herkes yaptığı hatanın bedelini öder.

Bizde ise faturaları ödemeyi her zaman seçmen yapıyor!..

***

Demek ki, Y-CHP Cumhurbaşkanı adayını Recep Tayyip Erdoğan olarak ilan etmiştir!

Türk Ordusu’na kumpas kurulurken ellerini ovuşturup; “güzel şeyler olacak” diyen ve Türk subaylarının tasfiyesi için elinden geleni ardına koymayan biri ile aynı şeyleri düşünen o adam, hala Atatürk’ün partisinin başındadır!..

Farkında mısınız?

Ve o adam, AKP’nin üç kurucusundan birine oy vermemizi istemiştir; Abdullah Gül’ü yeniden Cumhurbaşkanı yapmak için çırpındı durdu!

Yemedi, o başka bir iştir…

***

Yalan mı?

Yanlış bir şey mi söyledim?

Getirin yanlışımı önüme, serçe parmağımı kesip dolma yapayım size…

Yapmazsam şerefsizim…

Kanıt mı istiyorsunuz?

Muharrem’i dinleyin...(1)

Cemil Can

(1) Tıkla izle…. ince-ince