Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

ÇARESİ YOK BİZ KAZANACAĞIZ!

cumhurbaskanligi_secimi

milletvekili_secimi

Bu seçim sonuçları ile ilgili yorum yapmayacağım.

Seçim kararı alınmadan çok önce, görüşlerimi ayrıntılı bir şekilde yazmıştım.

Parlamenter sistemi sona erdirecek olan bu seçimlerin Türk halkına bir yararı olmayacağını bilmeyen yok gibi.

Buna rağmen Türk halkı kötü bir seçim yaptı.

Başkanlık sistemi bizi bozar.

Saltanat ve hilafetten kurtulduktan sonra, hızla demokratikleşmek gerekirken geriye dönüş akıl karı değildir.

Gel de bunu seçmene anlat.

Anlatamadık!..

***

24 Haziran Seçimlerinde Türk halkının önüne kırk katır mı kırk satır mı seçeneklerini koydular.

Bir kısmı katırı bir kısmı satırı seçti.

Tuzağı görenleri dinleyenler azınlıkta kaldı…

Doğal olarak herkes seçiminin sonucuna katlanacak!

En büyük şanssızlığımız muhalefetin “çakma muhalefete” mecbur bırakılmasıdır.

Ordusuna düşman, terör örgütleri ile al takke ve külah olan Y-CHP’nin bu seçimlerde iddiası yoktu.

Dersimli Kemal ve emrindeki işgal mangası, mevzileri korumak için Öğretmen Muharrem’i ileri sürdüler.

İhtiraslı İnce, bu teklife balıklama daldı!

Konuşma sınırlarını da onlar belirlediler; HDP/PKK ile FETÖ’ye mavi boncuk dağıttı.

ABD ve AB’ye bağlılık yeminini tekrar etti.

Yetmedi; Avrasya güçlerine de saldırdı…

***

İnce:

Disiplin suçu işleyen generallere ihanet etmeleri halinde verilecek cezaları dile getirdi.

Suriye ve Irak’ta ABD’ye kök söktüren generalin rütbelerini sökmeye kalktı!

Vaatleri uçuktu: Neyi nasıl yapacağını ise açıklayamadı…

Erdoğan’la laf yetiştirdi ama…

Söz ustalığının galibi hiç tartışmasız oydu…

Hacivat-Karagöz oyununda halkı iyi eğlendirdi…

***

Dersimli Kemal’den umudunu kesmiş insanlar, mecburen İnce’ye oy verdiler.

Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler…

Atlantik güçlerinin destekleyip iktidara getirdiği Erdoğan’ı, Atlantik güçleri bu defa yıkamadılar.

Soğanın 6,5 patatesin 5 lirayı geçtiği bir ekonomiye rağmen, Türk halkı başka değerleri öne çıkarttı.

Türk halkı toprak bütünlüğümüzün tehlikede olduğunu göz ardı etmedi…

ABD ve AB desteği ile iktidar olmayı hesaplayanlara Osmanlı tokadını indirdi…

***

PKK’ya başkan yardımcılığı, Kürtlere ana dilde eğitim vaat eden muhalefet partileri, iktidar olduktan sonra Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın çekince konulan tüm maddelerini imzalayacağını taahhüt ettikten sonra düşman mevziinde konuşlandığını kendi ağzından itiraf ettiler!..

PKK’nın “eşit yurttaşlık” tuzağı üzerine tüy dikti!..

Dolayısıyla seçim Atlantik Cephesi ile Türk halkı arasındaydı…

Atlantik Cephesi bir kez daha kaybetti.

Umarız yeni hükümet Avrasya Cephesi ile başlattığı ilişkileri kesintiye uğratmaz ve güven bunalımı yaratmaz…

Bir de ders aldı Türk Milleti:

Emperyalizme karşı olmayanlar, ne Atatürkçü ne de solcu olamazlar!

Sömürüye ve zulme karşı olanların ise emperyalizme karşı savaşmak mecburiyetleri var!

Emperyalistlerin yalanlarına inanarak, onların hazırladığı senaryolarda rol alanlardan Türk halkına her zaman zarar gelir…

***

Türk halkının Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Atatürk Devrimleri’ni tavizsiz savunan Vatan Partisi’ne neden itibar etmediğini ise açıklamak uzman işi.

Vatan Partisi yöneticilerinin de şapkalarını önlerine koyup düşünmeleri gerekir.

Onlar da muhalefette ve sürekli oyları azalıyor:

7 Haziran Seçimlerinde 160 bin olan oyları 1 Kasım’da 130 bine inmişti.

Şimdi ancak 90 bin oy alabildiler.

Demek ki, böyle olmuyor; başka şeyler yapmak gerekiyor…

Vatan Partisi’nin durumunu analiz etmek için ne uzmanı olmak gerektiğini bilmiyorum!..

Medyanın tek yanlı yayınları ile gerçek yurtseverler görmezden getirilebilir mi?

Yurtseverlerin halka inememiş olmalarına ise ne demeli?

Bu “görmezlik sorunu” sonsuza dek böyle sürdürebilir mi, bilmiyorum!…

***

Eğer; Hak haksızlıktan yüce, sevgi nefretten üstün, aydınlık karanlıktan güçlüyse… Çaresi yok usta… Biz kazanacağız…” (NH)

Cemil Can

 

SANDIK HAKİMİYETİ!..

 darbe_talimatı

Milletin Adamı, 9 Haziran günü AKP Mahalle Başkanları toplantısında uyardı:

Sandıklarda görev alacakların ve özellikle de yedek üyelerin erkenden sandık başlarına gelmelerini, diğer partilerden gelmeyenler olursa, onların yerine mecburen kendilerine görev verileceğini, bu şekilde sandıklarda hâkimiyetin sağlanacağını anlattı…

Sandık kurullarında hâkimiyeti biz elde etmiş oluruz. Eğer bunu sağlama alırsak, İstanbul’da başlamadan işi bitirmiş oluruz” dedi… (1)

Reis, işini şansa bırakmaz!

“Başlamadan işi bitirme” geçmiş seçimler için de geçerli, itiraf hükmünde güçlü bir ifadedir.

‘Prompter’e her kim yerleştirmişse tebrik ederim…

Başlamadan iş bitince, atı alan haliyle Üsküdar’ı geçiyor!

Atı çalan Üsküdar’ı geçince, muhalefete de Adalet Yürüyüşü yapmak kalıyor.

Bu defa yürüyüş kolu Tunceli’ye, Seyit rıza’ya doğru döndürülecek…

***

Biliyorsunuz ki, Anayasa Referandumu’nda “Hayır Bloku”nu Türkiye’nin her yerinden YSK’ya doğru yürüyüp, tam hukuksuzluk hali yaşanan seçimlerin yenilenmesi için demokratik bir eylem yapmayı ana muhalefet partisi göze alamadı.

Zira dışarıda karşı tarafın “silahlı ve sopalı” adamları vardı.

Bizim tarafın öncüleri, bu seçimlerde karşı tarafın dışarıdaki silahlı ve sopalı adamlarını nasıl aşacaklarını henüz açıklamış değiller.

Seçimlere bir haftadan az kaldı…

Son gün; sokakta hâkimiyeti sağlayanlar, sandıkta da hâkimiyeti sağlarsa, yine işi bitirmiş olacaklar.

Geriye kalıyor, sandığa atılan oyların bitirilmiş işe göre sayımı.

O iş kolaydır…

***

Önceki Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ açıkladı:

Kozmik Oda’ya girildikten sonra devletimizin yurtdışındaki yabancı istihbarat servisleri ile terör örgütlerine yerleştirdiği 813 yurtsever görevlimizin tamamına yakını şehit edildi” dedi…

Yabancı istihbarat servislerinde; Türkiye adına çalışan en nitelikli bu görevlilerimizin; iyi eğitimli, donanımlı ve yabancı servisler içerisinde, onların görevlilerine rağmen fark edemeyecek kadar iyi dil bilen ve kendi alanında süper yetenekli insanlar olduğunu söylemeye gerek yoktur sanırım!

Üstelik her biri, gözünü kırpmadan bu vatan için canını seve seve feda edebilirdi…

O kadar da yurtseverdiler.

Bu isimsiz kahramanları, Amerikalılar FETÖ’nün ihaneti ile birer birer avlayıp ortadan kaldırdılar…

***

Kozmik Oda’ya girilsin emri verilmeden önce; güya Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a suikast yapılacağı ihbarı alınmış ve bu konudaki kanıtlar Kozmik Oda’da saklanıyormuş!..

Bu yalan ile bir virüs gibi girilen Türkiye’nin beyninden, Devlet Sırrı olan pek çok bilgi çalınmıştır.

FETÖ’cü hainler bir süre sonra ele geçirdikleri Emniyet İstihbarat Dairesi’ndeki istihbarat arşivini de kopyalayıp yurtdışına götürmüşlerdir.

Bu iki operasyonla ele geçirdikleri bilgileri; nerede, ne zaman, nasıl ve kimlere karşı kullanacaklarını ancak yaşayarak öğreneceğiz…

CIA’nın bu başarılı operasyonunun asıl sorumlusu hiç kuşku yok ki siyasi iktidardır…

***

O günlerde acaba muhalefet ne yapmıştı?

Devletin gizli sırlarının saklandığı odaya girilmesine karşı çıkmak şöyle dursun, sessiz kalınarak gizliden gizliye bu operasyona destek bile vermişlerdir.

Y-CHP, Ordu ve asker düşmanlığından hiç vazgeçmiyor…

***

FETÖ ve AKP sayesinde çok önemli bir engeli kolaylıkla aşan CIA, daha sonra yine TSK içerisinde yuvalanan FETÖ’yü kullanarak 15 Temmuz Darbe Girişimini başlatmıştır.

Bu yüzden 15 Temmuz Darbe Girişimine katılan FETÖ mensuplarının tamamını CIA elemanları olarak değerlendirmekte bir yanlışlık yoktur.

ABD’nin TSK’yı etkisiz hale getirerek Türkiye’yi işgal etme planını, kahraman Türk askerleri bozmuştur.

Muhalefetin balkonlardan seyrettiği 15 Temmuz şanlı direnişi, ABD emperyalizmine karşı duruşun bir diğer adıdır…

***

Şu işe bakın ki:

Ana muhalefet partisi Y-CHP, bu darbe girişimini “tiyatro” olarak nitelendirmiştir.

Tiyatro, planlı olarak sahneye konulan bir oyundur!

Yani:

Y-CHP’ye göre; AKP, TSK içerisindeki bazı adamlarına bu darbe oyununda rol vermiş ve sahte bir darbe girişimi sahneye koyup oynatmıştır.

İkinci perdede, Erdoğan görevlendirdiği diğer oyunculara darbe bastırılmıştır!

Darbeye teşebbüs oyununda görev alıp sağ kalanlar, sırf bu oyunun başarısı için müebbet hapis cezaları almayı göze almışlardır!

Erdoğan’ın daha sonra yapacağı (Anayasa değişikliği vs gibi) icraatlar için seve seve kendilerini feda etmişlerdir!

Erdoğan düşmanlığı ile uyutulan –aralarında benim de bulunduğum- CHP tabanının hatırı sayılır bir bölümü, ne yazık ki bu yalana inanmıştır!

Kısa bir süre sonra “tiyatro” ifadesi yetersiz kaldığı için “kontrollü darbe” ile değiştirilmiştir…

Bir buçuk yıldan fazla bir süre, “kontrollü darbe” yalanı ile darbe girişiminin sorumluları gizlenmeye çalışılmıştır…

Bu şekilde darbe girişiminin arkasından CIA çekilip çıkartılmış, dolayısıyla ABD aklanmak istenmiştir…

***

Y-CHP bunu neden yapmıştır?

Kılıçdaroğlu ve ekibi, iki yıla yakın bir süre her fırsatta:

FETÖ’nün kamuoyunu aldatmakla görevli elemanlarının tutuklanmasını, basın özgürlüğü ihlallerinin; finans kurumlarına yapılan operasyonları Türkiye’de can ve mal güvenliği bulunmadığının kanıtları olarak göstermeye devam etmiştir.

FETÖ ile eş zamanlı eylemler yapan ABD’nin kara gücü PKK’ya karşı başlatılan operasyonlar sırasında; “askerlerin sivilleri öldürdüğü” ve güvenlik kuvvetlerinin “orantılı güç kullanmadığı” yalanları rapor haline getirilerek, Türkiye’nin itibarı beş paralık edilmiştir.

Denebilir ki, Dersimli Kemal ve ekibi, Y-CHP yönetimine getirilmenin diyeti düşman saflarında yer almakla ödenmeye çalışılmışlardır…

***

FETÖ davalarında sona yaklaşılması ve bazı şüphelilerin aktif pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemeleri üzerine yaptıkları itiraflar, 15 Temmuz Darbe Girişimi’ni ve sorumlularının artık gizlenemez olduğu gerçeğini önümüze getirmiştir.

Y-CHP yönetimi bunun üzerine 15 Temmuz Darbe Girişimini kabullenmek zorunda kalmış, buna karşılık 20 Temmuz Sivil Darbesini ortaya atmıştır…

O günden bu yana Dersimli Kemal ve arkadaşları tarafından aldatılan CHP tabanı, ne yapacağını şaşırmış durumdadır.

Aptal muamelesine tabi tutulmanın şaşkınlığı içerisinde olan geniş bir kesim; yönetimin basiretsiz, yetersiz ve yeteneksiz olduğu için olaylara doğru teşhis koyamadığını bir türlü kabullenememiştir…

İki arada bir derede kalan CHP tabanı, Erdoğan düşmanlığı ile bu seçimlere kadar idare edilebilirse de böylesine ilkesiz muhalefet anlayışının temelde AKP’ye yaradığını er geç anlayacaktır…

İlginçtir:

Y-CHP yönetimi, ekonominin dibe vurmasını, 16 yıldır ısrarla sürdürülen hatalı ekonomik politikaların önüne sürekli OHAL’i koyarak açıklamaya çalışmaktadır.

Ekonomik gerçekliği son derece zayıf olan bu teşhisin, FETÖ ve PKK tutuklularına rahat bir nefes aldırabilmek amacıyla uygulamaya konulduğu son derece açıktır….

***

Geçen hafta içerisinde “kontrollü darbe” yalanına kanıt olmak üzere, Almanya’da bir belge hazırlanarak Sosyal Medya’da paylaşılmıştır.

Türk halkını geri zekâlı yerine koyan bu paylaşım; ne yazık ki, pek çok kişi tarafından doğru kabul edilip paylaşılmıştır.

Sonuçta; yine 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin arkasından ABD çekip alınmıştır; CIA aklanmaya çalışılmıştır…

Hiç kuşku yok ki, bu çalışma ile aynı zamanda FETÖ’cülere mağduriyet edebiyatı yapmaları için gerekli ortamı hazırlanmak istenmiştir.

Bu düzmece belge; “Kontrollü Darbe” yalanına inanan kurbanların, kullanılmış olmak duygusunu hafifletmek için can simidi işlevi de görmektedir.

Sırf aldatılmışlık duygusunu tatmin etmek için 15 Temmuz Darbe Girişiminin arkasından CIA’yı çıkartmakta mahsur görmeyen bu kesimin, ciddi akıl tutulması içerisinde olduğu tartışmasızdır…

***

Kamuoyu yoklamalarından anlaşıldığına göre; 24 Haziran Seçimlerinde Fizik Öğretmeni Muharrem İnce’nin alacağı oylar, Y-CHP’nin alacağı oylardan fazla olacaktır!

Böyle bir sonucun gerçekleşmesi halinde, CHP tabanının uyanması az da olsa olasılık içerisindedir.

CHP tabanını sürekli aldatan ve ABD politikalarının kuyruğuna takan Dersimli Kemal ve işgalci ekibinin, CHP yönetiminden uzaklaştırılması; Türkiye’nin yeniden bağımsızlığını kazanması için verilmekte olan savaşımın bir dönüm noktası olacaktır…

Cemil Can

DİPNOT: (1)

https://youtu.be/SQ2z9sZG-v0

AÇ KARIN İLE UYUNMUYOR Kİ!..

 mavi şerit

Milletin Adamı Sakarya Mitinginde “Türkiye ekonomisi tüm başlıklarda gelişmiş ülkelerden bile çok ileri seviyede” olduğunu ilan ettikten sonra, apolet tartışmasına döndü.

 

İnce’ye hitaben:

 

O paşanın paşası benim, ben Başkomutanım anayasaya göre” diyerek, bir komutanın başkomutanı alkışlamasının normal olduğunu anlatmaya çalıştı.

 

Ordu ve Yargının siyasete bulaştırılmasını eleştirmek yurttaşlık ödevidir; ne var ki, eleştirinin dozunu kaçırmamak gerekir.

 

Muharrem İnce’nin tepkisini “apolet sökme” şeklinde dile getirmesi yanlıştı; bu yanlışı aynı kelimelerle sürdürmesi daha da büyük yanlıştır.

 

Nitekim, İnce’nin bu hatasını iyi değerlendiren Erdoğan, asıl tartışılması gereken konuları geri sıralara atmayı başarabilmiştir…

 

Milletin Adamı desteksiz atıyor; İstanbul Valiliği’nin düzenlediği iftar yemeğinde:

 

“Dünyada en az gelişmiş ülkelere destekte bir numaralı ülke Amerika görünür fakat gayrisafi milli hasılaya göre dünyada bunun bir numarası Türkiye. Amerika gerimizde, İngiltere falan çok daha gerimizde” diyerek yeni bir başlık açtı…

 

Reis, kendi hane halkı aç iken komşuya sadaka dağıtan aile reisine benziyor!..

 

***

 

“Ekonominin “ileri seviyede” gösterilmesini muhalefet neden değerlendiremiyor?

 

Sokaktaki vatandaş bazı ekonomik terimleri bilmeyebilir ama cebindeki paranın giderek yok olduğunu ve değerinin düştüğünü kolaylıkla görebilir.

 

Son bir hafta içerisinde yazılı ve görsel basından duyduğum bazı verileri paylaşarak, Reis’e elimden geldiğince destek vermek istiyorum:

 

İşte o rakamlar:

 

Son 15 yılda vatandaştan toplanan vergi: 785 milyar dolardır.

Dış borçlanma ile gelen para : 325 milyar dolardı,

Özelleştirmelerden gelen ise : 64 milyar dolar.____

 

Toplam :1 trilyon 174 milyar dolar.

 

Merkez Bankasında 25 milyar dolarlık altın rezervi var.

 

22 milyar 298 milyon dolar da nakit para.

 

Eder 47 milyar 298 milyar dolar.

 

Kalan 1 trilyon 27 milyar dolar ne oldu?

 

İktidar hesabını vermiyor, muhalefet hesap sormuyor!..

 

Gevezelikle vakit öldürüyorlar, neden acaba?..

 

***

 

Paraları ne yaptınız sorusu önemli; muhalefet bu mevziyi terketmemeli!

 

İlk akla gelen kamu harcamalarıdır.

 

Yani devletin devlet olarak yapmak zorunda olduğu hizmetlere yapılan harcamalar; güvenlikten, eğitime, sağlıktan bölünmüş yollara kadar aklınıza ne gelirse işte…

 

Bu harcamaların hangi kalemleri oluşturduğu ve hangi miktarlara karşılık geldiklerini 1999-2004 dönemi için Sayıştay Dergisi’nde yayınlanmış bir makaleden görüp, daha sonraki dönemler için bir fikir edinebiliriz. (1)

 

Harcama kalemlerinin tümüne yakını, dışarıdan mal ve hizmet alımlarına bağımlı olduğu görülüyor.

 

Yeni milyonerlerin bu mal ve hizmetleri tedarik eden yandaşlar olduğuna en ufak bir kuşkum yok…

 

***

 

Gelelim bir başka başarılı başlığa:

 

Son bir yılda TL, dolar karşısında yüzde 30 değer kaybetti.

 

Reis, sermayeyi yurt dışına çıkarmamaları ve dolarlarını bozdurup TL’ye çevirmeleri için yeni milyonerlere uzun zamandır baskı yapıyor.

 

Milyonerler tınmıyor!

 

Yeni Dünya Zenginlik Raporu’na göre, servetleri 1 milyon dolar ve üzerinde olan 12 bin yeni milyoner Türkiye’yi terk etti!

 

Yurt dışında faaliyet gösteren bu şirketlerin “Faiz Lobisi” olarak isimlendirilen uluslararası finans kuruluşları aracılığı ile devlete borç verdiklerine de kimsenin şüphesi olmasın…

 

Son 45 gün içerisinde yaşanan gelişmeler, yerli ve yabancı sermayeyi bayağı tedirgin etmiş.

 

Türkiye’yi soyup soğana çevirmek için daha fazla güvence istiyorlar.

 

Reis daha ne yapsın…

 

***

 

Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) faizleri yükseltmesi ile dolar Türkiye’den kaçmaya başladı.

 

Para kaçışını önlemek, döviz kurlarını dizginlemek ve bunlara bağlı olarak artan enflasyonun önüne geçebilmek için faizleri 5 puan yukarıya çektiler.

 

Merkez Bankası haftalık repo faizlerini yüzde 1.25 puan yükseltti. Faizler 43 günde yüzde 40 artarak toplam yüzde 17.75’e çıktı.

 

Hani faiz almakta vermek de haramdı?!

 

Aralarında bizim yeni milyonerlerin de olduğu kapitalistler, paralarını Türkiye’ye getirdiklerinde daha fazla faiz alacaklar!

 

Yani havadan para kazanmaya devam!

 

Bu şekilde Türkiye’yi sömürenlerin arasında yeni milyonerlerimiz de var…

 

Bu da ayrı bir başlık…

 

***

 

Faiz tuzağından ne zaman kurtulacağız?

 

Reis, Faiz Lobisi’ne teslim mi oldu?

 

Bu soruların yanıtını, ne iktidar ne de muhalefet partileri vermeye yanaşıyorlar!

 

Faizlerin artırımından sanki memnun gibiler.

 

Muhalefet, iktidarın ekonomik kriz sonucu düşebileceğine umudunu bağlamış, ama alternatif çözümü yok!..

 

Seçimin sonucu nasıl olursa olsun, bedeli ödeyecek olan Türk halkıdır…

 

Demir leblebiyi yutmaya hazır mıyız?..

 

***

 

Hükümetin uyguladığı tarım politikaları da oldukça ilginç.

 

Toplam tarım alanlarımız 26 milyon hektardan, (2) 23 milyon hektara; ekilen tarım alanlarımız ise 18 milyon hektardan 15 milyon hektara geriledi.

 

Maddi imkansızlık nedeniyle ekilemeyen arazimiz ise 4 milyon hektar.

 

Buna karşılık; hükümetimiz Sudan’da 99 seneliğine 7 milyon 805 bin dönüm arazi kiraladı!

 

Son 5 senede İsrail’den ithal ettiğimiz tohum ise 568 bin tonu geçti…

 

Tohum da tohum olsa bari…

 

Tarımda başarılıyız!..

 

***

 

En önemli ekonomik başlık ise enflasyon.

 

Mayıs ayı resmi enflasyon verileri açıklandı:

 

Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 12, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) yüzde 20’yi geçti.

 

TÜFE ve ÜFE nedir, nasıl hesaplanır,(3) sokaktaki vatandaş da öğrendi.

 

Enflasyon sepetindeki malları değiştirerek enflasyonu düşük gösterme hilesine alıştı necip Millettimiz…

 

5 ayda 45 bin 404 esnafımız kepenk indirdi…

 

***

 

Afrasiabank raporuna göre; servetlerin en çok değer kaybettiği ülkeler sıralamasında, yüzde 6 ile 4. sırada geliyoruz.

 

Servetlerin en çok değer kazandığı ülkelerin başında ise yüzde 25 ile Hindistan var.

 

Hindistan’ı Malta, Çin, Mauritius, Polonya, Srilanka, Vietnam ve Yeni Zellanda izliyor.

 

Servetini nerede değerlendireceğine karar veremeyenlere duyurulur…

 

Örneğin, ben Mauritius’a gidiyorum!..

 

***

 

Turizmde rakibimiz İspanya, Yunanistan ve İtalya idi.

 

Onlar lig atladılar, artık içki yasağını kaldıran Duba ile yarışıyoruz…

 

Turizm başlığında da iyiyiz yani…

 

***

 

Milletin Adamı, iktidara gelmeden önce 2002’de 130 milyar dolar olan toplam dış borcumuzu 2017 sonu itibariyle 453 milyar dolara yükseltmiş.

 

Bu kadar parayı ne yaptılar anlamak mümkün değil!

 

Merkez Bankası verilerine göre, 2018’de vadesi gelen dış borçlarımız 181.8 milyar dolar.

 

32.8 milyar doları kamuya, 148.4 milyar doları özel sektöre aitmiş.

 

Biraz ferahlayalım mı?

 

Cari açık (4) ise 55 milyar dolar.

 

Bu yıl toplam 236.8 milyar dolar dış borç ödememiz gerekiyor…

 

Borç yiğidin kamçısıdır…

 

***

 

İktidar ateşten gömlek gibi; yeni gelecek olan hükümetin ilk işi bu kadar parayı bulmak olacak.

 

Doğrusunu biz söyleyelim bari:

 

Hükümetlerin vatandaştan başka müracaat edeceği makam yok…

 

Pamuk eller cebe girecek yine, kefen paraları da isteniyor şimdi!

 

Yeniden borçlanarak borçlarıu kapatmak çözüm değil, vade uzuyor ama borç da artıyor.

 

Üretim ekonomisini hayata geçirmekten başka yol yok galiba…

 

***

 

İktidara talip olanlar “apolet sökme” ve “kıraathane açma” derdinde!

 

Ramazan eğlenceleri ile halkı oyalıyorlar.

 

Uyutma politikalarına alıştık da nereye kadar?

 

Aç karnına uyunmuyor ki!..

 

Cemil Can

 

DİPNOTLAR:

(1) http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423911702.pdf

(2) 1 hektar; 10 dönüm yani 10.000 m2’dir.

(3) https://www.makaleler.com/ufe-tufe-nedir-nasil-hesaplanir

(4) Cari açık: Bir ülkenin ithal ettiği mal ve hizmetlerin, ihraç ettiği mal ve hizmetlere ödediği miktarı aşmasıdır.

 

“AF” MI OLDUK “OFFF!” MU?

camide_iftarr

Camide iftar açılmasına itiraz edeceksin!

Dinin ve dince kutsal sayılan değerlerin kirli siyasete bulaştırılmasına karşı koyacaksın!

Kamu malına el uzatılmasına onay vermeyeceksin!

Zulme karşı, mazlumun yanında duracak onunla birlikte direneceksin!

Hazinenin talan edilmesine sessiz kalamazsın!

Vurgundan pay alamazsın!

Halktan toplanan vergilerin, yine halka hizmet olarak dönmesine gözcülük yapacaksın, sen bu ülkede misafir değilsin!

Halka ait varlıkların “Sosyal yardımlar” adı altında yandaşlara rüşvet olarak dağıtılmasını içine sindiremezsin!

Halkı yönetmeye talip olanları özel hayatlarına kadar izleyeceksin; en küçük hatalarını bile görmezden gelemezsin!

Yap-işlet-devret” modeli denen, kitabına uydurulmuş yöntemlerle yandaşların devlet kesesinden zengin edilmesini; haybeden kurdukları işlerin olası zararlarını “Devlet garantisi” ile kapatılıp, gelecek nesillerinin bile lüks yaşam sürdürmelerini şans-kader anlayışı ile izah edemezsin!..

***

Bütün bu rezillikler yaşanırken, üç maymunu oynadın!

Yetmezmiş gibi beş para etmez “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” sözüne değer verip, Milletin arazisi üzerine bir gecekondu inşa ettin!

Ve henüz bir bedel de ödemedin!..

Olmaz kiiii!..

***

Yukarıdaki suçların tümünün ortağısın!

Hırsızları ihbar etmedin ne etmedin, bir de onlara gözcülük yaptın!

Küçük bir “sus payı” karşılığında, o ahlaksız heriflerin “namuslu” olduklarına tanıklık yaptın!

Halkın Allah ile aldatılmasında kanıt olarak kullanıldın!

Sen de bütün bunların bedelini bu dünyada ödemelisin!..

***

Sen Eyyyy!..

Beytül malı bile kendine mal edinmiş yurttaş!

Bu değirmenin suyu nereden geliyor diye hiç düşünmedin mi?

Hatırı sayılır ekonomistlere göre; çarkı döndürebilmek için; İngiltere merkezli fonlardan, çok acil olarak 100 milyar dolar bulmak gerekiyormuş!

Tulumbanın suyu bitmiş, duydun mu?

Son 16 yılda ödediğimiz faiz 151 milyar doları geçmiş!

Meğer habire “faiz lobisi”ne çalışıyormuşuz!

79 senede gelmiş geçmiş bütün hükümetler 713 milyar dolar harcamışken, AKP’nin 16 yılda 2 trilyon 94 milyar doları nereye harcadığını sormaz mı insan?..

***

Övünmek gibi olmasın da; dünyanın en yüksek faizini vererek borçlanıyoruz!

Dış borcumuz 500 milyara dayanmış!

Olsun borç yiğidin kamçısıdır!

Bu yıl içinde ödememiz gereken borç miktarı 200 milyar dolarmış!

Satacak-savacak bir tek şeyimiz de kalmamış!

Tarım ve hayvancılık ülkesinde; eti, samanı, tohumu, buğdayı bile ithal eder duruma geldik!..

Bunlar sana bir şey ifade etmiyor mu?

***

Hükümet, mevcut gelirleri ile ülkeyi yönetemiyor artık!

İlave gelirlere ihtiyaç var!

Hem de çok acil…

Üretim olmayınca, mecburen pamuk eller cebe girecek demektir!

Milletin adamı”, seçimlerden önce harekete geçecek kadar “enayi” mi?

Ne diyorsun hemşerim!

Vergi gelirleri ile SGK primlerinin gecikme cezalarını af etme lüksümüz olabilir mi?

Belediye ve Hazine arazilerini yağmalayanlara “Yapı Kayıt Belgesi” vererek, yasalara saygılı olan vatandaşları “aptal” durumuna düşürmek adalete sığar mı?..

***

Kamuoyunun “İmar Affı” olarak yuttuğu yasayı aynen aşağıya aldım. (1)

Bir göz at istersen.

Altını çizdiğim yerleri ise birkaç kez okumanızı öneririm!

Yasa metni, içerisine düşürüldüğümüz acıklı durumun resmi itirafı gibi oldu, değil mi?

Af” mıdır yoksa bir cezalandırma mı, ne dersin?

Okuyunca hiç değilse bunu anlayacağınızı umarım.

7143 Sayılı Yasanın 16. maddesi; (2) kendi arazisi ile belediye ve Hazine arazileri üzerine ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapı inşa edenleri muhatap alıyor.

İmar mevzuatına göre; kaçak yapılara “oturma izni” verilmez, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki araziler üzerine yapılanlar yıkılır…

Bunu hepimiz biliriz…

Yeni düzenleme ile bu durumdaki yapılar yıkılmayacak artık!

Af” diye yutturulmak istenen lokma bu kadardır işte!

31.10.2018 tarihine kadar başvurulması ve 31.12.2018 tarihine kadar da “kayıt bedeli”nin ödenmesi halinde; kaçak binalara geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanması olanaklı hale gelecek.

Kayıt bedeli” can acıtacak kadar değil tabii!?

Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen “emlak vergi değeri” ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen “yaklaşık maliyet bedelinin” toplamı üzerinden yüzde üç kadardır yani.

Yüzde hesaplarını biliyorsun tabii…

Yapı ruhsatı alıp da kullanma izni almayanların “kat mülkiyeti” tesis edebilmesi için ödemesi gereken miktar ise yüzde altıdır.

Buna karşılık; Kayıt Belgesi almış yapıların daha önce alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal (af) edilecekmiş!

O kadar…

Yapı Kayıt Belgesinin geçerlilik süresi; yapının “yeniden yapılmasına” veya “kentsel dönüşüm” uygulamasına kadarmış!

Ne “af”tı ama değil mi?..

***

Hazine ve belediye arazileri üzerine kaçak bina yapanlar; ayrıca işgal ettikleri arazinin değerini rayiç bedel üzerinden ödeyecekler elbette!

Rayiç bedel” (3) mi nedir?

Bilmiyorum Vallahi!

Tarifini aşağıya yazdım; ne anlarsanız artık!..

***

Yasanın söylediği aşağı yukarı bu kadardır.

Bir de uygulamadan gelenler vardır:

16. maddenin 9. fıkrasında; Yeni Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların, yenilenmesi durumunda imar mevzuatı hükümleri uygulanacağı yazıyor.

Zira kaçak bir binada adamı sonsuza kadar oturtmazlar!

İmar mevzuatı hükümlerini uygulamanın ne anlama geldiğini uygulamadan görmek lazım:

Örneğin; binayı o hale getirmek için, kaç işçi çalıştırmak gerekiyorsa o kadrının SGK primlerini ödemek gerekir.

Bina, ileride kat mülkiyetine konu edileceği için projelerini çizdirmek de şarttır doğal olarak.

İmar mevzuatına uygunluk için, yaşam alanlarının olmazsa olmazları da var:

Örneğin kat yükseklikleri 2.40 cm’den düşük olanlar; tadilat projesi yapıp yüksekliği yönetmeliğe uygun hale getirmek zorunda kalacaklar.

Yıkılması gereken yerler varsa, yıkılacaklar elbette!..

Bu masrafları da maliyete eklemekg erekir…

***

İmar mevzuatına aykırı olarak yapılmış bir binayı, mevzuata uygun hale getirmek yerine, binayı yeniden inşa etmek daha ekonomiktir.

Bu sözün sahibi ben değilim, böyle bir işe girişen bir dostum söyledi, ona inanırım…

***

Ezcümle anlaşılıyor ki, Reis kaçak inşaat sektöründen hatırı sayılır bir gelir elde ederek, vaki haksızlığı gidermeyi planlamış!

Ne yalan söyleyeyim, kendisini bu konuda desteklerim!

Toplayacağı parayı ne yapacağını ben nereden bilebilirim ki…

Bu yıl köprülerin ve oto yolların üzerinden geçecek araç sayısı tutturulamamış galiba.

Bu işleri alan müteahhitler vaktiyle “devlet garantisi” mi ne verilmişti:

Her yıl şu kadar araç geçmezse aradaki farkı devlet ödesin kabilinden yani.

Reis de kabul etmişti!..

Onlara olan borcumuz öncelikle ödensin isterim.

Borçlu göçmeyelim bu dünyadan…

***

Öl de ölelim senin için Reis!

Beraber yürüdük biz bu yollarda/Beraber ıslandık yağan yağmurda/Şimdi söylediğin o şarkılarda/Bana her şey sizi hatırlatıyor…

Aynı yoldan geçmişiz biz/Aynı sudan içmişiz biz/Yazımız bir kışımız bir/Aynı dağın yeliyiz biz…

O kadar değil tabii ki, bizim bir de Rabiamız var:

Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet…

Yetmedi mi?

Öyleyse:

Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız…

Tamamdır herhalde!

Mutfağımızda bunlar var…

***

Hayırlı Cumalar” efendim;

Hayırlı iftarlar…

Afiyet şeker olsun!

Aman ha bu ara tatlıyı fazla kaçırmayın!..

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) 7143 Sayılı Yasa

MADDE 16-3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 16- Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir.

Yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari kullanımlarda yüzde beş oranında alınacak kayıt bedeli başvuru sahibi tarafından genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. 6306 sayılı Kanun kapsamında kullanılmak üzere kaydedilen gelirler karşılığı Bakanlık bütçesine ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir. Bu ödenek, dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılarak kullanılır. Kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.

Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir.

Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.

Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir. Bu durumda, ikinci fıkrada belirtilen bedelin iki katı ödenir.

Beşinci fıkra uyarınca kat mülkiyetine geçilmiş olması 6306 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez.

Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir. Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu durumda elde edilen gelirler bu maddenin ikinci fıkrasına göre genel bütçeye gelir kaydedilir. Ayrıca bu gelirler hakkında 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.

Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların belediyelere ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bedeli ilgili belediyesine ödenmek kaydıyla taşınmazlar rayiç bedel üzerinden belediyelerce doğrudan satılır.

Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz.

Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir.Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olanimar mevzuatı hükümleri uygulanır. Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır.

Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir.”

(2) http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/05/20180518-3.htm

(3) Türk Dil Kurumunun Büyük Sözlüğüne göre: (ra:yiç) Bir para biriminin veya malın satış ve sürüm değeridir. Emlakçılara rayiç bedel nedir diye sorarsan: Rayiç bedel: konut alım-satımlarında belirlenmiş olan bedele denir. Diğer bir deyişle Rayiç bedel,bir mülkün bugünkü piyasa koşullarındaki satış bedelidir derler. Rayiç bedelin hesaplanmasında esas olan güncel piyasa koşullarıdır.