Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

DEĞİŞEMİYORUM!..

batman-sehitleri_2

İç karartıcı bir sürü haberin yanında, umudumuzu yeşerten gelişmeler de var.

Tarihe tanıklık ediyoruz.

CIA ile ilişkilerine dikkat çekilen; Amerika kökenli, çok uluslu McKinsey şirketine kapılarımızın kapatılması iyi oldu.

Hükümetin Yeni Ekonomik Programı bünyesinde kurduğu ve içinde 16 bakanlık temsilcisi bulunduğu Maliyet ve Dönüşüm Ofisi için uluslararası yönetim ve danışmanlık şirketi McKinsey ile çalışma kararı, haklı olarak bütün kesimlerin tepkisini çekmişti.

Reis’in, “IMF’ye 5 milyar dolar borç verdik” sözleri (1) üzerinden şunun şurasında kaç yıl geçti ki!

Yeniden IMF’ye muhtaç hale getirilen Türkiye, bu defa borç verme olanağı da bulunmayan özel bir şirkete muhatap yapıldı.

Finans kuruluşlarının McKinsey’in raporlarına itibar ederek, Türkiye’ye borç para verecekleri umuldu.

McKinsey’in işi; danışma mı, birlikte çalışma mı yoksa denetim mi bilen yok!

Bu soruların dürüstçe verilmeyen yanıtları, Türk halkını bayağı rahatsız etti…

***

Hükümetin her ne kadar “yatırımcı şirketler” olarak lanse etse de, gerçekte Türkiye’ye borç verecek yabancı finans kuruluşları, Türk denetim kurumlarının verecekleri raporlara güvenmiyor ki, kendilerinden olan bu şirkete ekonomimizi teslim etmemizi istedir.

Demek ki, TBMM adına denetim yapan ve yüksek mahkeme olarak çalışan Sayıştay iyice işlevini yitirdi!

Devlet yapısı içerisinde yer alan kurumlara olan güvenin zedelenmesi, son derece önemlidir tabii ki.

Finans kuruluşları güvendikleri yabancı bir şirketi, Türkiye’ye dayatmaları ayrı bir talihsizliktir elbette, hükümetin bu dayatmayı kabul etmesi ise hiçbir şekilde kabul edilemez.

Olayı Düyun-u Umumiye’ye benzetenler, ikinci kozmik oda vakasıdır diyenler büyük ölçüde haklıdır…

***

İktidar yandaşlarının da benzer kuşkuları paylaşıp, yüksek sesle dile getirmeleri üzerine hükümet geri adım attı.

Keşke ana muhalefet görevini gereği gibi yerine getirdiği için bu karar alınsaydı.

Ne yazık ki, etkili muhalefet de AKP’nin içinde kaldı!

Kılıçdaroğlu’nun, selden kütük kapan açlar gibi parsa toplamaya çalışmasını, Mc Kinsey’in kapıya konulmasındaki başarıyı kendine bağlamasını kasaba politikacılarının kurnazlığına vermek lazımdır.

Keşke öyle olsaydı…

***

Görünürdeki muhalefet partisi MHP’nin, bu olayı karşısında takındığı tutum ise içler acısıdır.

Kraldan fazla kralcı davranın MHP, ne diye McKinsey olayını AKP’den fazla sahiplenmiştir?

Erdoğan’ın açıklamasından sonra, tersten dalan ördek misali doğal olarak ne yapacaklarını şaşırmışlardır.

Akşener’in kapısına birkaç zavallıyı yollayarak, akıllarınca gündemi değiştirebileceklerini sandılar.

İlginçtir; dokusunda milliyetçilik yazılı MHP, milli konularda bile Bahçeli ile birlikte çamura saplandı; battıkça daha fazla batıyor…

Bir an için AKP’nin iktidardan düştüğünü ve yerine MHP’nin geçtiğini varsayalım; McKinsey’in Türkiye’yi denetlemesine itiraz etmeyeceklerdi!

Böyle bir MHP’ye muhalefet partisi denebilir mi?

***

Muhalefetin olmadığı bir ülkede demokrasiden söz edilemez.

Nokta.

Demokrasinin olmadığı bir yerde hukukun üstünlüğü var denemez.

Nokta.

Hukukun üstünlüğüne saygı duyulmayan bir ülkede adalet gerçekleşemez.

Nokta.

Adaleti gerçekleştirmeyen bir devlete devlet denemez.

Nokta.

Devlet ciddiyeti bulunmayan bir ülkeye yapılan yatırımlar, güvence altında kabul edilebilir mi?..

***

Kafalarını kuma gömerek gerçeği görmek istemeyenleredir bu sözlerim.

Reis, TBMM’nin açılış töreninde itiraf etti:

“16 Nisan Halk Oylaması, yönetim sistemimizi değiştirdiğimiz bir büyük reformdur, bir büyük devrimin adıdır. Bu çapta bir dönüşümü, pek çok ülke ve halk, ancak çok büyük çalkantılar yaşayarak ve çok büyük bedeller ödeyerek tamamlayabilmiştir. Biz ise demokrasinin kuralları içinde bu önemli değişimi suhuletle gerçekleştirmeyi başardık” dedi… (2)

Reis, açık konuşuyor aslında, yine de anlamayanlar ve bu sözleri duymamış gibi yapanlar için bir de ben açıklayalım:

16 Nisan’da yaşanan; büyük çaplı bir dönüşüm, yani bir karşı-devrimdir.

Nokta…

***

16 Nisan ve öncesinde yapılan Anayasa değişikliği ve diğer yasal düzenlemelerle:

Parlamenter sisteme veda edilmiştir.

Parlamenter sistemin en önemli özelliği olan; denetim kuruluşlarıydı ki, artık bunlar zaman içerisinde kaybolup gidecekler.

Bu kurum ve kuruluşlarının başında; TBMM, ana muhalefet partisi, özgür basın, bağımsız yargı ve devlet kurumları içerisindeki (Sayıştay, teftiş kurulları vb. gibi) denetim kuruluşları vardı.

Örneğin Sayıştay’ın verdiği raporların bazı bölümlerini gazeteler özetledi.

Çoğu yolsuzluk, görevi kötüye kullanma ve zimmet gibi değerlendirilebilecek harcamaların hiçbirini denetleyecek ve yasal gereğini yapabilecek kurum ve bu kurumları harekete geçirecek mekanizmalar kaldı mı?

Muhalefetin itirazlarını ciddiye alan kimse olmadığı gibi, tahrik edeceği ne yargı organı kaldı ne de Meclisin forksiyonları.

Kim ne derse desin, McKinsey olayı gibi herşey Reis’in iki dudağı arasındadır.

Bir sabah kalktığımızda Damat Berat, McKinsey’le çalışacağımız söyler.

Birkaç gün sonra Reis, bundan vazgeçildiği emrini tebliğ eder.

Tarih baba der ki:

Karşı-devrim kendi kurallarını koyar ve o kurallarla halkı idare eder…

Diğer kurallarla muhalefet oyalanır!..

***

Karşı-devrimden sonra halkın tepkisini zamana yayarak en aza indirerek ve zaman içinde tamamen söndürmek ciddi bir propaganda işidir.

İşte böyle dönemlerde çakma muhalefete ihtiyaç duyulur.

Örneğin Anayasaya ve yasalara açıkça aykırı olarak yapılmış bir referandumu, halkın sindirebilmesi için, gaz almaya elverişli eylemler yapmak gerekir.

Daha önceden tezgaha çekilip eğitilen; ayak kasları sağlam fakat kafası çalışmayan bir adamı bu iş için görevlendirirler; o da Ankara’dan İstanbul’a “adalet ve kalkınma” yürüyüşünü yapar.

Görünüşe göre; ülkede muhalefet görevi yapmış olur, böylece demokratik kurallar işliyor inancı yok edilmez.

Kaz bağırtılmadan tüyleri yolunur!..

Zamanı gelince seçim de yapılır elbette; bir bakarsınız 16 yıldır iktidarda olan parti, yine iktidara gelir, muhalefetin oyları azalır.

Ama “anlamlı bir azalma” değildir bu!

Halkın iki kesimi de bir birini “aptal” olmakla suçlamaya başlar…

Yerel seçimler daha önemlidir tabii; Cumhuriyet düşmanlarının bazı belediyelerde biraz daha kalmaları ve buraları arpalık olarak kullanmalırına ölçülü olarak izin verilir.

Muhalefet, bazı belediyeleri kazandığına göre, ülkede hukukun üstünlüğüne saygı olduğuna inanmaya devam edilir.

Umut tacirliğine devam edilir: Ye Memet ye!..

Halbu ki, atı alan çoktaaaaan Üsküdar’ı geçmiştir…

***

Bakınız:

Batman’da 8 askerimizin şehit edilmesi üzerine, Türkiye adeta miting alanına döndü.

Normalde ABD ve kara gücü PKK’yı protesto eylemlerinin başında, ana muhalefet partisinin olması beklenirdi.

Şehit cenazeleri kalkana kadar Y-CHP, adeta buhar olup uçtu.

Nedendir acaba?

Dersimli Kemal, Şehit Uzm. Çavuş Neşet Gök’ün ailesine taziye ziyaretini gitti; bir de Jandarma Uzman Çavuş Özgür Can İnce’nin cenaze töreninde hazır bulunmuş… (3)

Hepsi o kadar…

Y-CHP’den bir açıklama yok!

ABD’yi, ABD’nin kara gücü PKK’yı ve PKK’nın Meclis’teki uzantısı HDP’yı değil telin etmek bir yana tek sitem bile etmediler!..

HDP ile yerel seçimlerde ittifak yapacak ya, aklınca bu aşamada Kürtleri küstürmeyecekler!

Kürtleri, Y-CHP’ye oy vermeye mecbur bırakarak, ellerindeki arpalıkları koruyabileceklerini sanıyorlar…

Ölme eşeğim ölme…

Gerçeği görelim:

Siyasi hedefi bu kadar küçük olan bir adam, Türkiye’de muhalefetin önünü keserek, karşı-devrimin iyice yerleşmesi görevini yapıyor…

Hala Kuvayı Milliyecilerin torunlarının üzerine ölü toprağı serpmeyi kabul eden bu adamın peşinden tıpış tıpış gidiyoruz…

Demek ki kaderimiz budur!

Benim durumum ise herkesten daha da acıdır; halk nerede ise ben de orada olmak zorundayım diye öğrenmişim bir kere!..

Değişemiyorum…

Cemil Can

DİPNOT:

(1) https://www.yenisafak.com/gundem/erdogan-imfye-5-dolar-borc-verdik-459448

(2) https://www.sabah.com.tr/gundem/2018/10/01/baskan-erdogandan-tbmmde-onemli-aciklamalar

(3) https://www.chp.org.tr/