Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

KARTLARI YENİDEN KARMADAN!..

 kartlar yeniden karılmadan_1

FETÖ’nün soruları çaldığı 33 sınavla ilgili araştırmalar devam ederken, şu ana kadar sınavda 18 bin kopyacı tespit edildi.

Bizim çocukların kamu hizmetlerine neden giremediği şimdi anlaşıldı mı?

Kamu hizmetlerinden adeta yasaklı olan bu kesimin, kişisel teşebbüs seçeneği de yok gibidir.

Sermayeleri yok!

Özel sektör, çalışanlarının sayısını azaltarak ayakta durmaya çalışıyor.

Orada da istihdam edilmeleri imkansız görünüyor.

Gelecek güvencesinden yoksun olan gençler, ülke yönetimine katkı için zaman ayıra bilir mi?

***

Tiyatro oyuncusu Berhan Şimşek bir televizyon kanalında konuşuyor:

Dişe dokunur bir şey söylediği yok.

Yalnız bir sözü dikkatimi çekti:

“AKP yerel seçimlerle geldi, yerel seçimlerle gidecek” dedi…

Alkışlar gırla gidiyor…

Demek ki, hala bu görüşe inanlar var!

Yerel seçimlerle iktidarın değişeceğine inananlar, elma ağacından karpuz bekliyorlar!

***

İnsanlar politikadan uzaklaştırılınca, ne yazık ki saçma sapan fikirler taraftar buluyor.

Şu kadarını söyleyeyim ki:

Yerel yönetimlerde “kısmi başarı” olma da sonuca etkili olamaz.

Nedeni ayan beyan belli:

Beşiktaş Belediye Başkanını görevden alan irade, onları da alır veya kendine bağlar.

Yoksa bu belediye hakkında söylenenler doğru muydu da başkana sahip çıkamadılar?

Hazinedar’ın arkasında dimdik duracak siyasi bir irade neden yok?…

***

İnadına inadına konuşmuyorum; 31 Mart’a şunun şurasında ne kaldı.

Yaşayıp göreceğiz…

Mevcut belediyeler bile kaybedilebilir.

Nasılsa kabahati halka yüklemek kanıksandı!

Baykal’ı bile arattı bu vatansızlar…

***

Muhalefet, Godot’u bekler gibi Reis’in değişmesini bekliyor!

O kadar olsa iyi:

Reis’in Cumhuriyetin ilkelerine bağlı kalmasını, kurucu değerleri özümsemesini, Atatürk’ü sevmesini istiyorlar.

İstemekle olur mu bunlar?

Reis’i değiştirmek için seçimlerin yeterli olmayacağına inanan kesim ise şaşkın…

Şaşırmakta haklılar, Dersimli’nin tek seçeneği kaldı:

PKK’nın kontrolündeki (HDP’li) seçmenin Y-CHP’ye oy vermesini sağlamak.

Ahmet Türk’le, bu konuları görüşen Dersimli, CHP’yi PKK’ya taşıyıcı annelik yapmaya mecbur bırakmış.

Nereden mi biliyorum?

Türk, Kılıçdaroğlu, söylediklerimi onayladı dedi.

Türk, “Türk Milleti’nin bölünmez bütünlüğü” için birlikte mücadele edelim demedi herhalde!

Ya ne dedi?

***

Hakkını teslim etmek gerekir.

Dersimli, görevini hakkıyla yerine getiriyor…

ABD’nin PKK’ya verdiği silah desteği, Dersimli’nin siyasi desteği yanında bir şey değil.

Türk halkı PKK ile işbirliği yapanlara oy vermeyeceğine göre, Y-CHP’nin siyasi iddiası sınırlıdır:

Birkaç belediye daha kazanıp, aralarında PKK’lıların da olduğu yardakçılarını istihdam etmek.

Var mı ötesi?

Söyleyin…

***

Vah Atatürk’ün partisi vaaaah!

Kurucuların, bir gün emperyalizmin çıkarlarına hizmet edeceğini öngörebilseylerdi, Cumhuriyet Halk Fırkası’nı kurarlar mıydı hiç?..

Keşke Anadolu ve Rumeli Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti, öyle kalsaydı…

Hiç değilse vatan sathında Kuvayi Milliyeci kahramanları vardı.

Düşmana kök söktürürlerdi…

***

Kim ne derse desin, Fesli Kadir’e sahip çıkan Reis, ideolojik tutarlılık içerisindedir.

Muhalefet Reis’i değiştiremeyeceğine göre, bizim muhalefeti değiştirmemiz şart oldu…

Lafı gevelemeyelim; başka alternatifi olan söylesin.

Tek adamla nasıl baş edeceğinizi tane tane anlatın da anlayalım…

Ya da bir yol açın, muhalefetin önünü tıkamayın…

***

Yerel yönetim seçimlerinde “başarılı” olmakla, yani kazanılan belediye sayısını artırmakla iktidar

değiştirilemez.

Başkanlık Rejimi”ndeyiz, uyanın artık…

Hele de rejimin değiştirilmesine direnemeyenler, -üstelik tam hukuksuzluk hali varken- karşı devrimi durdurup geri döndüremezler.

İş başa düştü.

Önce muhalefeti değiştirmekten işe başlayacağız…

Boykotu bir kez daha düşünün derim…

***

Tek adam rejimini” yıkmak için gerçek bir muhalefet gerekir.

Gerçek muhalefet tutarlı ve kararlıdır.

Görevleri çok ve ağırdır.

Adalet Yürüyüşü” ile İstanbul’a kaçan Dersimli Kemal’in bu görevler karşısında seyirci olarak bile yeri olamaz.

Bu zat ekibiyle birlikte siyaset tarihindeki yerlerini almadan, rahat nefes almayacağımız son 10 seçimde ortaya çıkmıştır.

Bunları yaşamamış gibi davranamazsınız!..

***

Dersimli Kemal’in, AKP’den kurtuluş reçetesi de oldukça ilginçtir:

Aklınca AKP’nin seçmenine yalvararak, Erdoğan’a oy vermemelerini sağlayacak.

Böylece AKP’den kurtulacağız!..

Ölme eşeğim ölme…

***

Boykot” seçeneği ciddi bir siyasi tavırdır.

Aynı zamanda yeni bir çıkış yolunu da gösterir.

Boykot edenler karşı tarafa oy vermiş olmazlar; kendileri gibi düşünenlerin sayısal durumunu artırırlar.

Boykot, ciddi bir orana ulaşırsa yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.

Hem iktidarın hem de muhalefetin tabanını yitirdiği inancını güçlendirir.

Meşruiyetlerini de tabii…

Ondan sonra oluşacak yeni bir örgütlenme, gerçek muhalefet işlevini sürdürebilir…

Geriye gidişi durduracak olan dinamikler, bu örgütlenme içerisinde yer alır ve inisiyatif kullanırlarsa geriye gidiş durdurulabilir.

Ancak o zaman kartlar yeniden karılabilir…

Cemil Can

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“DİYANET ORDUSU”!..

 misiroglu3_16_9_1541840582-880x495

Anayasamızın 136. maddesi, Diyanet İşleri Başkanlığının görevlerini “laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek” yerine getirir hükmünü amirdir. (1)

4121 Sayılı Kanununun “Görev” başlıklı 1. maddesi: “ İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak üzere” Diyanet İşleri Başkanlığının kurulduğunu açıklar. (2)

Mevzuat son derece açıktır:

Diyanet İşleri Başkanlığı görevlerini yerine getirirken laiklik ilkesi doğrultusunda hareket edecektir.

Bütün siyasi görüş ve düşüncelerin dışında kalacaktır.

Ve:

Milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinecektir…

***

Son Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Ali Erbaş, bir gün sonrası Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 80. yılı olmasına rağmen, 9 Kasım Cuma Hutbesinde adını anmaması haklı olarak tepkiyle karşılandı.

Başkanın aynı gün Cuma Namazından sonra, resmi kıyafetini giyerek Kadir Mısıroğlu’nu ziyaret etmesi ise oldukça anlamlıdır.

Kadir Mısıroğlu’nun evinde gerçekleşen görüşme fotoğraflarının Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından fotoğraflanarak servis edilmesi daha da anlamlıdır.

Gelen tepkiler üzerine Başkanlığın yaptığı; Kadir Mısıroğlu’nun evde ziyaret edilmesinin “insani amaçlı” olduğu şeklindeki açıklama ise ziyaretten daha kötü etki yaptı.. (3)

Zira “tarihçi ve yazar” olarak tanıtılmak için çok özel çaba gösterilen Kadir Mısıroğlu:

Keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı. Ne Şeriat Yıkılırdı(4) sözleri ile hafızalarımıza kazınmıştır.

Kendi ağzından itiraf ettiği gibi bu zat; Cumhuriyet düşmanıdır, hilafet ve şeriat yanlısıdır…

Böyle kişiliğe sahip birini, Diyanet İşleri Başkanı’nın resmi kıyafetiyle evinde ziyaret etmesini “insani amaçla” açıklamak olanaksızdır.

Ziyaret Diyanet İşleri Başkanlığı adına yapılmıştır.

Başkanın davranışı hem Anayasaya hem Teşkilat Yasasına hem de Devlet Memurları Yasasına aykırıdır…

***

9 Kasım tarihli Resmi Gazetede Diyanet İşleri Başkanlığına 8489 kadro ihdas edildiği yazmaktadır. (5)

Başkanlığın bütçesi; Eğitim, Sağlık, Kültür ve Turizm Bakanlıkları bütçelerinin toplamından daha fazladır. (6)

2017 yılı itibariyle Diyanet’in personel sayısı: 109.332’dir. (7)

Erdoğan, Camiler ve Din Görevlileri Haftası dolayısıyla Külliye’de düzenlenen programda:

“140 bin kişilik böyle bir ordunun olduğu yerde neden beklediğimiz neticeleri alamıyoruz?” ifadelerini kullandığını hatırlıyoruz… (8)

Demek 140 bin kişilik ordu!

100 bin imam-müezzin, 20 bin kadrolu kuran kursu öğretmeni, 20 bin geçici Kuran kursu öğretmeni, 3 bin vaiz ve 125 müftü…

İmamlar, her yerleşim biriminde varlar, onların açıktan desteklediği bir partiyi kim yenebilir ki?

***

Diyanet İşleri Başkanlığı Hukuk Müşavirliği 9-12 Ekim tarihlerinde Kızılcahamam’da bir çalıştay düzenlediğini biliyoruz.

Çalıştayda, “siyaset yasağı”nın yeniden tanımlanması kararı alındı.

Diyanetin hukukçuları siyaset yasağının nasıl delineceğini tartıştılar.

Bir yolunu bulacaklarına en ufak kuşkum yok!

Bir yönetmelikle, Anayasa yargısı dışına çıkabileceklerine inanıyorum.

Yargı ile imamlar arasında çıkacak olası tartışmadan imamların galip çıkacağı da kesindir…

“Andımız” tartışmalarını izleyenler, bir de yakında verilecek olan Danıştay İdari Dava Daireleri kararını görsünler, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız…

***

Siyaset yasağı kalktıktan sonra, siyasette sıkça kullanılan; yalan, riya, sahtekarlık, hile gibi ahlak ve din dışı argümanları din adamları nasıl kullanacaklar çok merak ediyorum.

Siyasetteki kirlilik, siyasetle ilgilenen din adamları eliyle dine de bulaştırılacak.

Din bezirganı” nitelemesi sarık ve cüppe giyen imamlara pek yakışacak gibi!

Örneğin; siyasi rakibi hakkında ağır eleştiriler yapan bir imamın arkasında, rakipleri namaz kılar mı bilmiyorum.

Camiye siyaset girince cemaat da bölüneceğine göre, muhalefette kalan cemaate kim bilir imam nereden bulacaklar.

İthal edilebilir mi?

140 bin kişilik “Diyanet ordusu” içerisinde, Reis’e muhalif bir tek imam gösterin bileğimi keseyim!

***

Siyaset yasağı kalkan imamlar, kendileri ile aynı görüşte olmayanları “kafir” ilan ederse ne olacak?

Cumhuriyetin cenaze namazını kıldırmak için abdest alanlar, bizim cenaze namazlarımızı kıldıracaklar mı acaba?

Bir süre sonra siyasetle ilgilenen imamların, silah taşıma ihtiyacı ortaya çıkacak.

Bir de bu “ordu”nun silahlı halini düşünün!

***

Kim ne derse desin; Reis, karşıdevrimi yapmıştır.

Şimdi Cumhuriyetin temel kurumlarını dönüştürüyor…

İhanet çizgisinde yürüyen muhalefet ise, birkaç belediyeyi kazanarak bu sürecin tersine çevirebileceği umudunu kitlelere aşılıyor.

İmkansız bir şey!

Mühürsüz oldukları için geçersiz olan oyların, “geçerli” sayılarak Anayasanın değiştirilmesine direnemeyenlerin peşinden bir adım bile atılmaz.

Görünüşü kurtarabilmek için “Adalet Yürüyüşü” ile halkın gazını alan bu zavallılar sayesinde karşıdevrim başarıldı.

Ar damarı çatlayanlar pek yakında “Diyanet ordusu”na katılırlarsa şaşırmam…

Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2709.pdf

(2) http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.633.pdf

(3) https://www.yeniakit.com.tr/haber/diyanet-erbasin-kadir-misiroglu-ziyaretine-dair-aciklama-yapti-543213.html

(4) https://www.youtube.com/watch?v=v0TSyJ8_8LA&fbclid=IwAR1qcrqbYBwEyeWdtkXC76vBTG4aF2UWB7omMdTuRc5_1mY-gL6k2qsOF8c

(5)http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/11/20181109.htm&main=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/11/20181109.htm

(6) https://www.sozcu.com.tr/2018/ekonomi/diyanetin-butcesi-istihbarati-5e-katladi-2678028/

(7) https://www.muftulukhaberler.com/diyanet-isleri-baskanligi-personel-sayisini-acikladi/1933/

(8) https://www.yenicaggazetesi.com.tr/erdogan-140-bin-kisilik-bir-ordu-207538h.htm

BU KAFALAR İLE…

seyhin_ipi

 

Dokuz Eylül Üniversite’sinin akademik yıl açılışında konuşan Reis:

“Türkiye nasıl oluyor da dünyanın en büyük 500 üniversitesi arasında esamisi okunmuyor? Eğitimde alt yapı ve kapasite bakımından büyük mesafe kat etmemize rağman, içerik ve sistemde büyük sıkıntı var” diyerek, hem sordu hem sitem etti.

Aslında yakıcı gerçeğin altını çizdi. (1)

Reis’e yanıt, Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Taşaltın’dan geldi.

Rektör Hazretleri:

“Cumhurbaşkanına itaat etmek farz-ı ayn’dir… İtaat etmemek savaştan kaçmak gibi haramdır” dedi.

Ramazan Efendi, yüksek lisansını yurtdışında yapmış bir elektrik-elektronik mühendisidir.

Dini terimlerle meramını ifade etmesinin bir nedeni vardır mutlaka; esas uğraş alanının pozitif bilim olduğunu gözardı etmemek gerekir!..

***

Hoca Efendinin ne anlatmak istediğini anlayabilmek için “farz” ve “farz-ı ayn” sözcüklerinin anlamını bilmek lazım.

Farz: Tanrı’nın yapılmasını acık ve kesin olarak emrettiği şeylerdir.

Farzları terketmek haramdır, yapılmalarına önem vermeyenler, kafir olurlar…

Farz-ı ayn: Yükümlü olan her Müslümanın bizzat kendisinin yapması gereken farzlardır.

Örneğin; yapılması ya da sakınılması emredilen dinin hükümlerini öğrenmek farz-ı ayn’dır.

Taşaltın demek istiyor ki:

“Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’a itaat etmek” dinin hükümlerini öğrenmek değerinde bir Tanrı buyruğudur!

İtaat etmeyenler kafirdir!

Üniversitenin başına bu kafayı taşıyan bir adam gönderildiğinde; o üniversitede pozitip bilim yapılabilir mi?

Böyle bir üniversite, bilimle uğraşan dünya üniversiteleri arasına katılabilir mi?

***

Uzmanlık alanı Ortaçağ Tarihi olan Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Ağır Akça, yayın yönetmenliği yaptığı Şamil İslam Ansiklopedisi’nde “mürted” kelimesi şöyle açıklanıyor:

“Kafirlerin uydukları İslam dışı ideolojilerin doğru olduğuna inanmak; anıt, mezar ve ölülere tapınmak; Yahudilik, Hrıstiyanlık, Komünizm, Kapitalizm, Demokrasi, Sosyal Demokrasi vb. şirk düzenlerini doğrulamak.” (2)

“Mürted” sözcüğü Müslümanlığı bırakıp, başka dinlere geçenler için kullanılıyor.

Mürtedin cezası, eğer tevbe etmezse öldürülmektir…

Rektör Akçay’a göre; İslam bir “ideolojidir”, İslam dışı ideolojilerden; Komünizm, Kapitalizm, Demokrasi ve Sosyal Demokrasi “şirk” düzenleridir.

Şirk: İslam’da Tanrı’ya ortak kılma anlamına gelen bir kavram olup, en önemli iman sorunudur.

Bu önermeye göre, “Demokrasi”yi benimseyenler “şirk” düzenini benimsemiş kimselerdir.

O kadarla kalsa iyiydi.

Kuran’a göre Allah’a şirk koşmak, günahların en büyüğüdür.

Tanrı, kendisine şirk koşanları affetmeyeceğini buyurmuştur. (3)

Hoca Efendiye göre, “demokrasi”yi benimseyenler şirke bulaşmış kişilerdir ve günahların en büyüğünü işlemekle hiçbir zaman affedilmeyeceklerdir…

!..

***

Uluslararası İlişkiler Uzmanı olan Sebahattin Zaim Üniversitesi eski Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zaim Arı, bir canlı yayın programında:

“Okuma oranı arttıkça beni hafakanlar basıyor, ben her zaman cahil halka güvendim” demişti…(4)

Reis, bu açıklamasından sonra Arı’yı YÖK Denetleme Kurulu Üyeliğine atadı…

?..

***

Üniversitelerimizin durumu böyle olunca; sarıklı, sakallı, cübbeli sahtekarlar TV kanallarına üşüştü:

“5 adet nazar duası, 5 adet cin mektubu, 5 adet aile için muhabbet ayeti, Esrar-ül Ercan kitabı ve bir adet korunmuş sır”rı 49 TL + Kargo ücreti ile satışa sunuyorlar… (5)

Alıcısı var!

Yurttaşı bu tür istismarlardan korumakla görevli olan Devlet, bu adamlar hakkında ne gibi işlem yaptı, doğrusu bilmiyorum.

Sosyal Medya ortamındaki daha ilginç bir paylaşım hala dolaştırıldığına göre; din ve dince kutsal sayılan değerleri sömürenlerin arkalarında kuvvetli bir el olmalı.

Şeyhinin ipini tutunca, günahlarının af olacağına inananlarla aynı ülkede yaşıyoruz… (6)

O bakımdan olup bitenler doğrudan doğruya bizi de ilgilendiriyor.

Reis, bu insanların oylarını alarak iktidara gelmiştir ve onların desteği ile iktidarını sürdürüyor.

Adamlar halkı cahil bırakmak, Ortaçağ’ın karanlığında yaşatmak için adeta seferberlik ilan etmişler.

Bu kafalar bilim üretebilir, dünya ile yarışabilirler mi?

Son yıllarda yaşanan rezillikleri Sözcü Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil derledi. (7)

Okuyunca insan kan ter içerisinde kalıyor!

 

Cemil Can

 

DİPNOTLAR:

 

(1) http://www.egitimcaddesi.com/turk-universiteleri-neden-500-icinde-yer-almiyor/

 

(2) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/egitim/949545/Artuklu_Universitesi_rektorunun_fetvasi__Demokrasinin_cezasi_olumdur.html

 

(3) https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Nis%C3%A2-suresi/541/48-ayet-tefsiri

 

(4) https://www.sozcu.com.tr/2016/egitim/olay-profesor-bulent-ariya-yeni-gorev-1566569/

 

(5) https://odatv.com/5-adet-cin-mektubu-49-lira-1608171200.html

 

(6) https://www.youtube.com/watch?v=XoH4o5tnodQ

 

(7) https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/yilmaz-ozdil/mehmet-akifin-tee-100-sene-once-yazdigi-ibret-olmali-2713345/