Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

KONUŞAN FOTOĞRAFLAR!..

trump-erdoğan-veliahd

Japonya’nın Osaka kentinde toplanan G-20 Zirvesi ile ilgili çok söze gerek yok.

Çünkü fotoğraflar konuşuyor.

Erdoğan, INTEX Osaka Fuar Merkezi’nde yaptığı basın toplantısında:

“Kaşıkçı cinayetinin tüm yönleri ile aydınlığa kavuşması, en üstten en alta kadar tamamından hesap sorulması uluslararası toplumun öncelikli görevidir” dedikten sonra, akıllarda Trump ile çektirdiği fotoğraf kaldı.

Erdoğan, Trump’ın sağındaydı, Kaşıkçı cinayetinin bir numaralı sorumlusu olarak gösterilen “arkadaşım” dediği Veliahd Prens Muhammet Selman, ise solunda sırıtarak poz veriyordu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanını bu duruma düşüren Trump’ı kınıyorum…

Reis’e sözüm yok, çünkü onun bir kusuru yoktu.

Trump da öyle demiştir:

Obama yönetimi Erdoğan’a adil davranmamıştır!..

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Trump ile yaptığı görüşme sonunda yaptığı açıklamalar da dikkat çekiciydi:

Erdoğan:

“Yaptırım uygulanmayacağını Trump’ın ağzından dinlediklerini” belirttikten sonra; “S-400 olayı bir tarafta yürürken, ABD’den de Lockheed Martin’den Boeing uçaklarını alıyoruz. 100 adet Boeing alıyoruz” dedi.

Trump ise:

“Ne kadar güzel insanlar. Bunlarla anlaşmak çok kolay. Hiçbir Hollywood setinde bu kadar güzel insanı bir arada bulamazsınız” dedi…

Son derece açık konuştu, teşekkürler!..

***

Erdoğan’ın açıklamasından ne anladığımı söylemeden geçemem:

Rusya’dan S-400’leri alıyoruz.

Buna karşılık, ABD’den de 100 adet Boeing uçakları alıyoruz.

Bu alış-verişle, Trump’tan Türkiye’ye yaptırım uygulamama sözünü almış olduk.

Rusya da bir kıyak yaptı tabii ki, Putin’in de hakkını yemeyelim:

O da, polislerine tatil için Türkiye’ye gidebilirsiniz demiştir…

Ona da sonsuz teşekkürler!..

23 HAZİRAN “BAŞARISI” KİMİN HANESİNE YAZILMALI?

23 Haziran Seçimi, Cumhur İttifakı’nın “hezimeti” mi yoksa Millet İttifakı’nın “zaferi” olarak mı tarif edilmelidir?

Kesinleşen sonuçlara göre; 31 Mart seçimlerinde Cumhur İttifakı’nın adayı 4.169.765 oy almıştı.

23 Haziran seçimlerine bu sayı, 3.936.068’e düştü.

Aradaki fark; 233 bin 697’dir ve Binali Yıldırım’a verilmeyen bu oylar, Ekrem İmamoğlu’na gitmiştir.

Böylece aradaki fark 467 bin 394 açılmıştır.

Demek ki, İmamoğlu ile Yıldırım arasındaki 806 bin 415 oy farkının yarıdan fazlasını, AKP seçmeni ile MHP seçmeni sağlamıştır.

Asıl onlara teşekkür edilmesi gerekmez mi?

Bu rakamlardan yola çıkarak da sonucu dilediğiniz gibi tarif edebilirsiniz…

***

Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın (Enver Aysever, Bülent Tezcan, Emre Kongar vb gibi) siyasetçi, yazar ve yorumcular, 23 Haziran Seçiminin “mimarı”nın Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu; İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun da katkısının hayli fazla olduğunu ileri sürerek, Atatürk posterini henüz asan İmamoğlu’nu, İstanbul’da “çırak çıkarma” çabası içerisine girdiler.

İmamoğlu’nun siyasette “önünü kesme” projesi kapsamında gördüğüm bu çalışmalar abartılı olup, yaşadığımız gerçekleri açıklamaktan uzaktırlar:

Seçim başarısını Kemal Kılıçdaroğlu’nun artı hanesine yazma çabalarına gerekçe olarak gösterilen; İmamoğlu gibi her kesimin kabul ettiği bir adayı onun tespit etmiş olmasıdır.

Yani, sonucu alacak en uygun adayı Kemal Kılıçdaroğlu bulmuştur demek istiyorlar.

Masal anlatıyorlar zira Kılıçdaroğlu’nun gerçekte böyle bir yeteneği yoktur.

Kaldı ki, İstanbul halkı İmamoğlu’na Y-CHP’nin adayı olduğu için oy da vermemiştir.

Bir önceki Cumhurbaşkanlığı seçiminde Türk halkının önüne aday olarak Ekmeleddin İhsanoğlu’nu koyan Kemal Kılıçdaroğlu değil midir?

Son Cumhurbaşkanlığı seçiminde de Erdoğan’ın karşısına “Çankaya’nın Noteri” olarak ismi değiştirilen 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü çıkarmak için elinden geleni yapmadı mı?

Kılıçdaroğlu, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Gül’e itirazı sonunda “gel bakalım Muharrem”i aday göstermek zorunda kalmıştı.

Dolayısıyla, İmamoğlu’nu Kemal Kılıçdaroğlu bulmuştur, dolayısıyla başarının mimarı odur, şeklindeki böbürlenme; gerçekçi olmadığı gibi yerinde de değildir…

Kaldı ki, İstanbul halkı Kılıçdaroğlu’nun seçtiği adaya itibar etseydi, 2009 Yerel Seçimlerinde Kadir Topbaş’ın karşısında aday olduğunda kendisine oy verirdi.

Anımsayınız; o seçimlerde aradaki fark 534 bin 765 kadardı…

***

Özellikle; YSK’nın iptal kararı ile Cumhur İttifakı’nın yalana dayalı propagandalarına duyulan tepki nedeniyle, Binali Yıldırım’a oy vermeyen AKP ve MHP seçmenlerinin iradesi ve Millet İttifakı bileşenlerinin başarılı seçim çalışmalarının semeresinin, Y-CHP Genel Başkanınca sahiplenilmesi haksızlığın ötesindedir.

Ve:

Siyasi nezaketsizlikten başka bir şey değildir.

Kılıçdaroğlu, “Her şey Adalet Yürüyüşü ile başladı” diyerek, 23 Haziran Seçim sonuçlarını bu yürüyüşe bağlanmasının da gerçeklik payı yoktur.

Anayasa Referandumu’nda; mühürsüz oyların geçerli sayılarak sonucun kabul edilmesi karşısında eylemsiz kalan Dersimli Kemal, zevahiri kurtarmak için “Hak, Hukuk, Adalet” yürüyüşünü düzenlemiş olup, bu yürüyüşünü o zaman CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun haksız tutuklanmasını protesto etme amacına bağlamıştı.

Kılıçdaroğlu, gerçekte toplumsal muhalefete önderlik edecek olsaydı, “atı alan Üsküdar’ı geçti”ğinde; hayır blokununYSK’nın önünde meşru bir gösteri yapmasını ister ve referandumun yenilenmesine kadar eylemleri çeşitlendirerek sürdürürdü.

Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu’nun seçim başarısını kendisine bağlaması fırsatçılıktır, selden kütük kapma faaliyetidir…

Cemil Can