Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

İHANETİN İTİRAFI!..

Ben çözdüm

Y-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu fırsatını buldu (eski) CHP’yi bir kez daha mahkum etti:

Türban konusunda “Bizim de çok kabahatimiz, kusurumuz var” dedi.(1)

Onun asıl yaptığı iş: Atatürkçü Düşünce’yi mahkûm etmektir.

Zira Altı Ok’un biri ve hatta en önemlisi -daha doğru bir ifade ile önkoşulu- (2) olan “laiklik ilkesi”ni, (3) kıyafet özgürlüğüne indirgeyip içini boşaltınca; diğer ilkeleri eğip, bükmek ve farklı şekilde yorumlamak çok daha kolaylaşmıştır.

Yeniden yorumlamak(4) sahtekârlığı ile temel ilkeleri özünden kopartıp, bambaşka bir rejimi tarif etmek mümkündür.

Başörtüsü” veya “türban” bu yolda kullanılmış en önemli iki araç olmuştur.

Muhafazakâr Anadolu kadınının da başına örttüğü bu bez parçasını sahiplenmek, bir anlamda “kadın hakları” savunuculuğu gibi sunulmuştur.

Bu şekilde geniş yığınların temsilciliğine soyunulmuştur.

Bir de arkasına “dinsel gereklilik” konulunca, “türban” bu defa da “ibadet özgürlüğü”nün bayrağı haline getirilmiştir.

Türbanı savunanlar, bir başka açıdan da “kıyafet özgürlüğü”nü savunanlar olarak gösterilmiştir.

Bu şekilde geniş yığınlar kolaylıkla etkilenmiştir…

***

Yeni-CHP’nin (Y-CHP) bu kampanyada rol alması; başka bir ifade ile turbana yol açması, “Siyasal İslam”ın işini fazlasıyla kolaylaştırmıştır.

Sonuçta getirildiğimiz nokta “Tek Adam Rejimi” olmuştur.

Şimdi ne kadar “Parlamenter Rejim”i savunur gözükse de gerçekte bu rejime geçilmesinin baş sorumlusu Y-CHP’dir…

***

Devleti ele geçirmek için İslam’ı ve her türlü gericiliği acımasızca kullanan ABD’nin uşağı Fetullah Gülen’in bile “furuattır” dediği; pek çok saygın akademisyenin Kuran’da olmadığını savunduğu (5) “türban”ın; Yargıtay ve Danıştay gibi yüksek mahkemelerce “siyasi simge” olarak kullanıldığı ve laikliğe aykırı olduğu karar altına alınmış ve bu kararlar Anayasa Mahkemesince de doğru bulunarak Anayasa Mahkemesi kararı haline gelmiş olmasına rağmen, (6) Dersimli Kemal’in aksi yöndeki çabaları, CHP tabanında hala tartışılmış değildir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi dahi aynı yönde karar alarak (7) türbanın “siyasi simge” olduğunu belirtmesine rağmen, Y-CHP’nin “Siyasal İslamcı” akımlara önemli bir manevra alanı açmasını, Atatürkçü düşünceye ihanet etmekten başka bir şekilde tanımlamak olanaksızdır…

***

Kılıçdaroğlu’nun Dünya Avşarlar Derneği’nin kuruluşunun 4. yılı dolayısıyla düzenlenen etkinlikte:

Bizim de çok kabahatimiz, kusurumuz var. Bir başörtüsü meselesini Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel meselesi haline getirdik. Sana ne kardeşim?” şeklindeki sözleri, bu konuyu hiç anlamadığını göstermektedir.

Böyle cahil veya hain bir adamın hala Atatürk’ün partisinin başında bulunması, Türk halkının en büyük talihsizliğidir.

Dersimli Kemal’in bu konuda yaptıkları ile öğünmesine rağmen, (8) gerçek CHP’lilerin hala ondan bir şeyler beklemesini anlamak ise mümkün değildir.

CHP’yi geri almadan Türk halkının huzura kavuşması olanaksızdır…

Nokta…

Av. Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) https://tr.euronews.com/2019/10/04/kilicdaroglu-basortusunu-turkiyenin-en-temel-meselesi-haline-getirdik

(2) “Laiklik ise bir anlamda tüm diğer ilkelerin önkoşuludur. İnançlara saygılı, ama dinin siyasal ya da kişisel çıkarlara alet edilmesine karşıdır. Hem toplumda farklı inançlara sahip kesimlerin barış içinde yan yana yaşamalarının hem de çağın değişen koşullarının getirdiği sorunlara, aklın ve bilimin ışığında çözüm arama yolunun açık tutulmasının güvencesini oluşturur. Kemalizm ne Atatürk\’ün bekçiliğidir ne de 1920 koşullarında yapılmış olanların toplamıdır. Kemalizm ‘demokratik toplumcu’ bir öze sahip, ‘sürekli devrimcilik’ ilkesine dayalı bir çağdaşlaşma ideolojisidir.”

(Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı)

https://add.org.tr/prof-dr-ahmet-taner-kışlalı/

(3) “Nedir laiklik?


Laiklik, toplum ve devlet düzeninin akla ve bilime dayalı olmasıdır.


Din-devlet ayrımı ya da din ve vicdan özgürlüğü, bu bütünün birer parçasıdır.


Laikliğin ortaya çıkışını zorunlu kılan iki temel neden var.


Birincisi; farklı inançtan insanların barış içinde bir arada yaşamalarını sağlamak. İkincisi; değişen koşullara, aklın ve bilimin ışığında çözüm arama yolunu açık tutmaktır.”

(Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı)

https://www.facebook.com/notes/ahmet-taner-kışlalı/islam-ve-laiklik/9454958804/

(4) https://www.ulusal.com.tr/gundem/kilicdaroglu-6-oku-yeniden-yorumlayacagiz-h35052.html

(5)Başörtüsü konusunda din âlimleri farklı referans ve görüşlere sahiptirler. Bazı din bilginleri hadislerin dinî referans olmasını kabul etmezler, başörtüsünün Kur’an’da yer almadığını, ayetlerin çarpıtılarak tercüme edildiğini de ifade ederler. Bu görüşe sahip çok sayıda din bilginine örnek Prof. Zekeriya Beyaz, Prof. Yaşar Nuri Öztürk, Prof. Şahin Filiz, İhsan Eliaçık, Edip Yüksel, Hüseyin Hatemi sayılabilir. Türkiye’nin ilk kadın vaizi Prof. Beyza Bilgin ve ilahiyatçı Prof. Dr. Salih Akdemir ilgili ayetlerin tavsiye olarak anlaşılması gerektiği görüşündedirler.

(Vikipedia)

(6) https://www.evrensel.net/haber/216171/anayasa-mahkemesi-turban-siyasi-simge

(7) https://www.dw.com/tr/aihm-türban-politik-simge/a-2526393

(8) “Başörtüsü konusunda ne demek istersiniz? Okullarda, kamuda başörtülü kişiler var. Keşke bu sorunu CHP çözseydi.” ifadesi üzerine Kılıçdaroğlu, “Ben çözdüm. Yusuf Ziya Özcan YÖK Başkanıydı sorun. Üniversitede kızların başörtüsü mü sorulur? dedim. Biz, bütün kızlarımızın okumasını istiyoruz. Okumuş gelmiş, o yaştan sonra kime ne soracaksın? Sana ne kızın başörtüsünden. Kendisinin yaptığı açıklamalar vardır, ‘Kılıçdaroğlu’nun yaptığı açıklamalar üzerine biz başörtüsü sorununu gündemden çıkardık.’ diye. Sayın Abdullah Gül’e de sorabilirler.”

https://www.memurlar.net/haber/756573/kilicdaroglu-basortu-sorununu-ben-cozdum.html