Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

BİLDİRGE

BİZİ BAŞKALARI İLE KARIŞTIRMAYIN!..

1.)“Muhalefet Hareketi”mizin Deniz Baykal ve Önder Sav ekipleriyle herhangi bir ilişkisi yoktur!..

2.)Kendilerine “Parti İçi Muhalefet” adını veren ve zaman zaman birlikte hareket eden bu iki ekibin; “Kılıçdaroğlu’nu 34. Kurultay’da da serbest bırakalım, kendi ekibini kursun, başarısız olursa, o zaman ortaya çıkar ve yönetimi alırız” şeklinde özetlenen “boş oy atma stratejisi”ni son derece ilkesiz ve yakışıksız buluyoruz!.. Zira bu durumda Kılıçdaroğlu ve ekibiyle birlikte CHP de başarısız olacak ve halkın umudu olmaktan tamamen çıkacaktır… Böyle bir “ben merkezci” yaklaşımı temelinden reddiyoruz. Lakin eski genel başkanımız Deniz Baykal’ın:“Kemal Bey’i oraya getirdiler. Getirenler belli, o da görevini yapıyor” şeklindeki açıklamasını FAZLASIYLA önemsiyoruz!..

3.) CHP’nin basit bir kompo ile kolayca ele geçirilmesinde, Deniz Baykal ve Önder Sav ekiplerinin payı büyüktür. İnançlı ve cesaretli partilileri partiden uzaklaştırmak, Kılıçdaroğlu ve ekibinin yönetime gelmesine destek olmak gibi kusurları oldukça ağırdır. Bu nedenlerle yönetime talip olmaları; kendilerine antipati duyanların mevcut yönetime yönelmeleri sonucunu doğurabilir. Bu ise, dolaylı yoldan Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarına desteklemekle eş anlamlıdır. Kılıçdaroğlu ve ekibinin yönetim organlarından uzaklaştırılıncaya kadar, bu iki ekibin hiç bir göreve talip olmamaları gerekir. Belki o zaman hatalarını affettirme olanağını elde edebilirler!..

HAREKETİMİZ:

*Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine kayıtsız koşulsuz bağlıdır,

*Antifaşist ve antiemperyalistir,

*Tam bağımsızlık yanlısıdır,

*Atatürkçü Düşünce’yi rehber alır,

*Demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti ilkelerine bağlıdır,

*İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve çağdaş hukuk değerlerine aykırı olan her türlü düzenlemeye karşıdır,

*Ülkemizde ve dünyada temel hak ve özgürlüklerin eksiksiz olarak uygulanması için çalışır,

*Arap halklarını perişan eden, emperyalistlerle işbirliği içinde bulunan ve kendilerine “sosyal demokrat” veya “sosyalist” adını yakıştıran, Avrupa’daki “Sosyal Demokrat” partilere karşı tedbirli bir mesafe içerisindedir…

Çünkü, biz iç ve dış politikada “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesini esas alırız…

ORTAYA ÇIKMA NEDENLERİMİZ?

-“Kaset Komposu”ndan sonra, açılan gedikten içeriye sızan ve CHP’li olmayan Kılıçdaroğlu ve ekibinin, asıl amacının CHP’yi ele geçirerek emperyalizmin hizmetine sokmak olduğunu, ancak yaşadığımız ibret verici olaylardan sonra anlayabildik!..

Referandum ve genel seçimler öncesi olması nedeniyle, bütün dikkatimizi ve enerjimizi iktidar olmaya yoğunlaştırdığımız için, yeni CHP yönetiminin CHP ilkelerine ve programına aykırı olan söylemlerini “acemiliklerine” verip, partinin yeniden düzenlenmekte olduğunu fark edemedik…

İki yıl içerisinde gördük ki, partimiz ele geçirilmiş ve BOP’nin hayata geçirilmesi kapsamında sözde muhalefet yapmak ve bu şekilde emperyalist politikalara karşı direnecek olan iç dinamikleri frenlemek işlevini yerine getirmektedir…

Partimizin üst yönetim kademelerine getirilen sağcı ve ikinci cumhuriyetçi yöneticiler, CHP’nin ilkelerini benimseyip savunacak yerde, kendi saçma sapan fikirlerini CHP’lilere empoze etmeye çalışmaktadırlar… Atatürk’ü ve İnönü’yü itibarsızlaştırmak, CHP’nin geçmişini sorgulamak adeta tek görevleri olmuştur…

-Y-CHP‘nin dış politikada; AKP’nin kuyruğuna takılması, ABD’nin çıkarlarını gözetmesi, iç politikada ise; PKK’nın sözcülüğüne soyunması, CHP yönetiminin yanlış ellerde olduğunu ortaya koymaktadır.

Terör kurbanı 40 bin kişinin anası ağlamamış gibi, bundan sonra terörist saldırılar nedeniyle şehit olacakların analarının istismar edilmesi, teröristle mücadele yerine müzakerenin esas alınması CHP’ye hiç mi hiç yakışmamıştır!..

-Keşif uçağımızın Suriye tarafından düşürülmesinden sonra, Suriye’ye karşı adeta savaş çığırtkanlığı yapılması ve koşulsuz olarak hükümetin desteklenmesi kabul edilebilir davranışlar değildir!..

-Genel af, “akil adamlar projesi” ve dört parti anlaştıktan sonra her şey “başım gözüm üstüne” anlayışı, CHP’nin temel politikalarından uzaklaştığını ve hükümetin yörüngesine girdiğini göstermektedir…

Bu nedenlerle; Ulu Önderimiz ve Birinci Genel Başkanamız Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabe‘si ile Bursa Nutku‘ndaki öğütlerinin gereğini yapmak üzere; Anadolu’nun her köşesinden Samsun’u doğru yola çıktık!..

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİ OLARAK KAZANANA KADAR DURMAYACAĞIZ!..

                                                MUHALEFET HAREKETİ  YÖNETİMİ

 

 

 

 

 

 

 

One thought on “BİLDİRGE

  1. Siteniz ve muhalefetiniz hayırlı olsun.Herkesimin hata yapmak hakkı vardır ama ülkeyi yöneteceklerle yönetenlerin asla yoktur. İnce eleyip, sık dokumak gibi zorunlulukları vardır…Zararın neresinden dönülse kardır gibi bir konuma sığınmak yerine, zararı başlatmadan defetmek asıldır.
    Hiçbir partinin üyesi olmamış, olayları çıplak gözle irdeleyip-incelemeye çalışan birisi olarak iki yıl önceki yazımı gönderiyor, sevgi ve saygılar sunuyorum…

    KILIÇDAROĞLU NEREYE?..
    Buradan acizane biz de bir öneride bulunalım ve ardından soralım: Ey Kılıçdaroğlu, madem ki iktidara oy ile geliniyor, madem ki iktidara gidilen yolda herşey mubah; İmralıya’da git, pe-kaka’nın elebaşı da etkin… Zaten “af ” vaadinde var, hem görüşür hem de oy artışı sağlarsın!

    Kılıçdaroğlu, namı diğer bugünkü CHP Genel Başkanı…

    Ülkenin olması gereken çok önemli sorunları yerine, olmaması gereken ve sorun olarak ortaya siyaseten konulmuş, kurgulanmış bir oyunun içinde bilerek- bilmeyerek rol almaya, ya da aldırılmaya başlanan Chp Genel Başkanı; bu gidiş nereye?..

    Aslında biz bu soruyu sormadan çok önce Kılıçdaroğlu zaten yanıtını vermişti; şimdi, Yılmaz Güney’in ve Ahmet Kaya’nın Fransa’daki mezarlarını ziyaret edip gül koyarak sorunun yanıt şıklarını artırmış olacak.

    Türkiye’nin ana arteri ve herşeyi İstanbul Büyükşehir Belediye’sini 15 yıldır yöneten zihniyete altın tepsi içerisinde yeniden sunan aday Kılıçdaroğlu ve döneminde İstanbul’da Chp’nin karaçarşafa büründürülmesine neden olan organizasyonu yapan İl Başkanı Gürsel Tekin bugün Chp’nin en tepesindeki iki isim.

    Yani; çarşafa dolandırılmış Chp’nin mimarları.

    Yani; Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde başarılı olamamış aday ve organizatör.

    Yani; Baykal’ın ulusalcı muhalif çıkışı ile tavan yapmaya başlayan Chp oylarının artmasına değil, tüm ülkede azalmasına neden olan başarılı sanısı pompalanan kahramanları.

    Referandum dönemine girildiğinde Kılıçdaroğlu Genel Başkan, Tekin Parti Meclisi üye adayı ama çoğunluk Parti Meclisi’ne girmesine karşı…Suların durulması için kısa bir dönem beklemesi gerekiyor.

    Alanlar tıklım tıklım…herkes Akp’nin 8 yıllık uygulamalarından bezmiş… gündemde yüzlerce sorun ve alanlarda bu sorunlardan sorunlu yurttaş kitleleri var …Kılıçdaroğlu’nun nasıl bir performans sergileyeceğinin ve asıl neler söyleyeceğinin merakı içerisinde, O kükremeye başlıyor: “Biz çözeriz..biz…. Türbanı iktidara gelince halledeceğiz!”, ” Genel bir af çıkarılacak, herkesle barışılacaktır!” babından, kendince senfonik, ulusca bozuk akorlu bu istem, iktidarın ve diğer muhalif partilerin gündeminde yokken birden Chp’nin yeni Genel Başkanı’nın dillendirmesi ile gündem alırken, iktidara koz veriliyor ve referandumun hemen arkasından Erdoğan Kılıçdaroğlu’nu türban ile köşeye sıkıştırıyor.

    Erdoğangillerin bugünlerde bu konuda suskun olduklarına bakmayın, seçim mitinglerinde türban, Chp’nin karşısına “Çözelim dedik kaçtılar” acı gerçeğinin abartılı formasyonu olarak yeniden ve mutlaka çıkacak.

    Eğer seçmen, “Demek ki Tayyip haklıymış, baksana Kılıçdaroğlu’da türbanda aynı şeyleri savunuyor ve ‘çözerim’ diyor ama Erdoğan gel çözelim deyince de ipe un seriyor, biz buna nasıl inanalım, biz oyumuzu yine AKP’ye verelim, makarna, buzdolabı, kömür… her ne ise nemalanıp, keyiflerimize bakalım ” derse haksız mıdır?

    Ya cumhuriyet rejiminin tehlikede olduğunu; Kemalist devrimlerin yara aldığını ve bir bir rafa kaldırılmak üzere olduğunu; cumhuriyet tarihinin en büyük borcunun altında inim inim inleyen Türkiye’nin yabancı egemenliğine doğru hızla kaydığını; Türk ordusuna kafa tuttuğunu sanan sefih grupların hızla arttığını ve bunlara hayranlık duyan zavallı güruhun şimdilik at oynatanlar olduğunu; yepyeni varsıl grupların oluşturularak rejime karşı soğuk savaş verdirildiğini; gerçek suçluların ve hainlerin adam sınıfına konulup, gerçek yurtseverlerin tukaka gösterilmeye çalışıldığını; işsizin, aşsızın ve bu yüzden yıkılan yuvaların sayısındaki artışın varlığını; harç parası yatıramadığı için okulu ile olan ilişkisi kesilmiş gençlerin olduğunu; emekli, dul, yetimlerin inim inim inlediğini; küçük esnafın büyük balinalar tarafından yutulduğunu; ülkenin resmen kamplaşmalara doğru sürüklendiğini; daha nicelerinin eklenerek çile yumaklarının çığ gibi büyüyeceğini bile bile bakın Kılıçdaroğlu gündeminin bugünkü konusu, Fransa’da Yılmaz Güney ile Ahmet Kaya’nın mezarlarını ziyaret edip, çiçek koyacağı üzerine kurgulu.

    Yılmaz Güney; gariban bir Adanalı iken halk O’nu avantür filmlerinde vurdulu-kırdılı sahnelerindeki rolü ile beğenmiş bağrına basmıştır. Cumhuriyetle idare edilen Türkiye’de bol keseden dağıtılan ‘kral, sultan, imparator…’ gibi ünvanlardan O’na ‘kral’lığı uygun görmüş ve “Çirkin Kral” demiştir. Başarılı bir sinema oyuncusu iken siyasete duyduğu ilgi O’nun sosyal içerikli filmler yapmasına ve sol görüşlü kesimin idollerinden olmasına neden olmuştur. Ne var ki, Güney’e verilen krallık ünvanı, gösterilen ilgi, yönetmen, oyuncu, senarist olarak kazandığı başarı ve sevgi seli, O’nun ‘katil’ olmasının önüne geçememiş, nedeni ne olursa olsun ‘Yumurtalık yargıcı’ nı tabanca ile öldürmekten alıkoyamamıştır. Cezaevinden kaçarak yurtdışına çıkması ile devrimciliği de, söylem ya da düşünceleri de, ideolojisi için yaptığı tüm çalışmaları da yerle yeksan olmuş, fanatik ve ütopikler dışında savunan kalmamıştır. Büyük sanatçılar küçük ve sıradanlıklarla düşer-kalkarız derler ve kendilerinde bu hakkı görürlerse düştükleri yerde kalırlar asla bir daha kalkamazlar.. Bu durum henüz sümüklü yeni yetme çömezlerin kulaklarına küpe olmalı, yarınlarını hazırlarken kendilerine verilen moral destek erekli teşviklerle başları dönmemelidir.Sanatın ve siyasetinolmazsa olmazlarından bir önemli kuraldır bu…

    Ahmet Kaya; Üsküdar’dan Eminönü’ne yürüdüğü günleri, açlıkla geçen yıllarını anlatırken, Tanrı vergisi sesinden yükselen namelere yine yüce ulus hemen sahip çıkmış, bağrına basmış, albümlerini kapış kapış almıştır. Gittiği her yerde sevgi seli oluşmuş, konserlerini hıncahınç doldurmuştur…Tv kanalları program yaptırmış, avuç dolusu paralar ödemiştir.

    Asil Türk ulus bireyleri her sanatçıyım diyene yaptığını yapmış ve kökenlerini asla aklına getirmeden sevgisini, maddi-manevi desteği ile göstermiştir.

    Ahmet Kaya ne yapmıştır?

    pe-kaka bayrağının altında bol keseden sallamıştır…

    Yok efendiler yok, burası Türkiye burada ay yıldızlı bayrak dışında bayrak sallayamazsınız!…

    Yurt içinde ay yıldızlı, yurt dışında pe-kaka çaputları altında raks yapamazsınız… Yaparsanız bu ülkenin bağrından anında sıyrılır, sedefsiz kalıntılar olursunuz…

    Sizi bugün kim zorlarsa zorlasın, artık eski siz değilsiniz; yüreklerin çoğundan külli silinmiş konumdasınız…

    Kılıçdaroğlu sizi ziyaret edecekmiş, etsin… Herkesin oyu var ve Kılıçdaroğlu’ da bu oyların herbirine istemli. Yakında o oyları bir bir isteyecek ve önce önüne hesap pusulası gelecek; önce “öde” denilecek ve ödemenin çapına göre oy verilecek.

    Kardeşlik, barış, masallarını bırakın ve sorun: “Ne mutlu Türküm ” diyen kim ise, kendisine saldırı olmadan huzuru, barışı kardeşliği bozmuştur, kim ha kim?

    Kılıçdaroğlu bu ziyaretler öncesi Fransa’da ‘sürpriz bir şekilde –ne demekse sanki pandora kutusundan fırlamış hain– Bani ile de görüşmüş ve Bani Kılıçdaroğlu’na Irak çağrısı yapmış ve eklemiş; “Haziran seçimlerinden önce gelirsen senin de yararına olur demiş!”

    vay be; dünün kapıkulu süvarisi sümüklü hainler bugün CHP gibi bir partinin genel başkanı’nın oyunu artırmak savında!

    Buradan acizane biz de bir öneride bulunalım ve ardından soralım: Ey Kılıçdaroğlu, madem ki iktidara oy ile geliniyor, madem ki iktidara gidilen yolda herşey mubah; İmralıya’da git, pe-kaka’nın elebaşı da etkin… Zaten “af ” vaadinde var, hem görüşür hem de oy artışı sağlarsın!

    Nasıl olsa devlet-hükümet görüşüyor ve “dolaylı” kılıfından dillendiriliyor, kimsenin de gıkı çıkmıyor hatta savunuyor…

    Neyse biz sorumuzu soralım: Bunca sorun varken Kılıçdaroğlu bu gidişin iktidar olmadığı belli de nereye olduğu belli değil, gerçekten bu gidiş nereye?..

    http://ulusalses.net/haberv.asp?HaberNo=34797

    [ Ulusal Ses ] – 16.11.2010

Düşünceni Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>