Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

CHP’Lİ SEÇMENLERE KURULAN HAİN TUZAK!..

Barzani_1

Amerika’ya sığınan eski vaiz Fetulah Gülen; kendine ait internet sitesinde Balyoz, Ergenekon ve 28 Şubat davalarında tutuklanan subaylar için “Elimde bir imkan olsa ben onların hepsine serbestsiniz derim” demiş.  Hocaefendi, suçlu insanların serbest bırakılmasını isteyecek kadar adalet duygusundan yoksun bir Amerikalı değil!.. Demek ki, bu davalarda yargılanan askerleri suçlu bulmuyor!.. Başka bir ifade ile söylersek; Fetullah Gülen, özel görevli ağır ceza mahkemesi ile Yargıtay’ın Balyoz davasında adil karar vermediğini kabul ediyor… Bu açıklama aynı zamanda yargının “bağımsız ve tarafsız” olmadığının dolaylı bir ikrarıdır da… Gülen, bu adaletsiz durumdan doğrudan doğruya AKP iktidarının “milli görüş” kanadını suçladı…

Kamu vicdanının iyice kanatılmasından sonra toplumsal barışı yeniden tesis etmek üzere bir genel af çıkartılması ve bu af ile birlikte Abdullah Öcalan’ın da serbest bırakılması Büyük Ortadoğu Projesi içerisinde vardı… İşte Cemaat bu kapsamda üstlendiği rolü oynamaya başladı. Bu arada cemaat, suçu koalisyon ortağının üzerine atarak, kendisini temize çıkartmak da istiyor tabi… Tek başına iktidar olma yarışını sürdürüyor… Doğrusunu söylemek gerekirse, cemaati aklama işinde, asıl Kılıçdaroğlu üzerine düşeni fazlasıyla yaptı.

Taraf gazetesine verdiği özel demecinde; “Ergenekon, Balyoz gibi davalarda Fetullah Gülen cemaatinin sorumluluk sahibi olduğunu düşünüyor musunuz?” şeklindeki soruya şu yanıtı verdi: “Yargıçların belli bir merkezden talimat aldığı ve o talimat çerçevesinde yola çıktıkları söyleniyor. Ben bu talimatın siyasi iktidar tarafından verildiğini düşünüyorum. Yani bunu cemaat değil, doğrudan doğruya iktidarın yargı üzerindeki baskısına bağlıyorum.” (1) Daha ne deseydi?..

***

Başbakan Erdoğan, Barzani ile Diyarbakır’da yaptığı ortak mitingde, ilk defa “Kürdistan” kelimesini kullandı ve “Dağdakilerin indiğini, cezaevlerinin boşaldığını göreceğiz” dedi… (2) Hiçbir yoruma gerek bırakmayacak kadar açık olan bu sözleri, Erdoğan boşuna söylemiş olamaz!.. Bir taş ile iki kuş vurduğunu kabul edeceğiz. Birincisi hükümet olarak “Kürdistan”ı tanıdığını ilan etti. İkincisi, yeni CHP’nin Sarıgül’e devredilmesinden sonra başlatılan yerel seçim ittifakı ile AKP’nin kaybedeceği oyları, “genel af” vaadi ile geri almaya çalıştı… Tartışılmaya başlanan ve Yeni CHP yönetiminin inkar etmediği pazarlığa göre, İstanbul’daki 4 belediye başkanlığı için BDP’nin önereceği kişiler aday gösterilecekmiş!.. Bir seçim taktiği gibi sunulan bu ihanetin CHP’yi bitireceği kesindir. Güya bu başkanlıklar karşılığında Kürtler oylarını CHP’ye vereceklermiş. Geçen genel seçimlerde, PKK’nın avukatı Sezgin Tanrıkulu da Kürtlerin oylarını CHP’ye çekebilmek için İstanbul’dan aday gösterilmemiş miydi? Tanrıkulu’nun kendi köyünde bile CHP’ye bir tek oy getiremedi. O seçimde CHP’lilerin oyları, CHP üzerinden doğrudan PKK’ya verilmişti. Şimdi de durum pek farklı olmayacak! İstanbul gibi metropol bir şehirde, PKK’ya lojistik destek sağlayacak belediyeler, Yeni CHP üzerinden PKK’ya hediye edilmiş olacak!..

Genel af, Büyük Ortadoğu Projesi içerisinde zamanı geldiğinde yapılacak olan bir hamleydi. Zamanlaması ise son derece önemlidir. Zira AKP, bu hamle ile bir kez daha iktidar olma fırsatını yakalayacaktır… Şimdi zamanı geldi sayılır. Gelişmelere bakılırsa, “Kürdistan”ın başına getirilecek olan lider, Kürtlerin en yoğun olarak yaşadıkları Türkiye’den seçilecek. Hiç kuşku yok ki, o da Abdullah Öcalan’dır. Abdullah Öcalan’ı, genel aftan başka bir şekilde dışarı çıkartmak olanaksız olduğuna göre, AKP ve Yeni CHP’nin, “analar ağlamasın” edebiyatı ile birlikte gündeme getirecekleri genel af çağrısı, kamuoyunda yeterli desteği sağlayabilir…

PKK için af meselesi “Kürt açılımı”nın olmazsa olmaz bir koşuludur… Apo’yu af edebilmenin tek yolu genel aftır… Bu talebi ilk defa seslendiren ise AKP değil, yeni CHP’dir. Yeni CHP’nin nasıl ellerde olduğunun en çarpıcı kanıtı budur. CHP Milletvekili ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mustafa Balbay, Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri Luis Ayala’nın kendisini cezaevinde ziyareti sırasında, iç barışın sağlanması için, hiç kimseyi ayırmadan çıkartılacak bir affın şart olduğunu söylemesi manidardır!.. Sırası geldiğinde; PKK’ya karşı Barzani’yi, Barzani’ye karşı PKK’yı bir fren gibi kullanan, yerine göre de her ikisine “iş” yaptıran ABD’nin nihai tercihi, kusursuz uşaklık yapandan yana olacağı sır değildir!.. Barzani ile Öcalan’ın Kürtlere liderlik yarışı da bu yüzden kıyasıya olacak!..

***

Kılıçdaroğlu, “türban silahı”nı Erdoğan’ın elinden aldıktan sonra, silahsız kalan AKP iktidarı, bu defa da örgün eğitim müfredatının dışına çıkarak, hafta sonları akşam saatlerinde hafızlık dersleri vermek üzere, “Hafiz Liseleri” açılması için çalışmaları başlattı… Buna karşılık, AKP’nin yeni silahı Yeni CHP’nin genel müdürü Kemal Bey, Uğur Dündar ile yaptığı söyleşide; Diyanet İşleri Başkanlığı’nı CHP’nin kurduğunu, ilk imam hatip lisesi ve ilk ilahiyat fakültesini CHP’nin açtığını söylemiş!.. Bu sözleri söylerken bu tür icraatları siyasette “kullanmamış” olduğunu da eklemiş hazret! Laikliği “özümsemiş” CHP Genel Başkanının, dinci bir başbakana vereceği karşılık böyle mi olmalıydı?..

Parti içi demokrasiyi işleteceği vaadiyle Atatürk’ün partisinin başına gelen bu zat, nedense ön seçim kurumunu bir daha ağzına almadı. “Eğilim yoklaması”, “anket” ve “merkez yoklaması” gibi aldatmaca yöntemlerle, CHP’li olmayan insanları seçtirmeye çalışacağı belli oldu!.. CHP tabanı, sandığa gittiğinde AKP’nin adaylarına oy verecek değil herhalde… Milli Merkez’in aday gösterememesi halinde; mecburen önlerine getirilen, büyük olasılıkla da PKK’lı veya Fetullahçı olan adaylara oy vermek zorunda bırakılacaklar!..

Seçimlere çok daha var ama, bu tuzağa bir daha düşmeyeceğiz!..

Av. Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.aydinlikgazete.com/cemaat-aklayicisi-chp-genel-baskani-makale,27185.html

(2) http://www.hurriyet.com.tr/gundem/25134624.asp

BALBAY İLE DE YOLLARIMIZ AYRILDI!..

Cumhuriyet

Abdullah Öcalan’ı affettirmek için uygulamaya konan ve ana muhalefet partisinin de katkısıyla bu noktaya getirilen Balyoz ve Ergenekon davaları ile kamu vicdanı onarılamayacak şekilde kanatılmıştır. Tedaviyi ancak ve ancak bir genel af sağlayabilir!..


Büyük Ortadoğu Projesi bu şekilde kurgulanmıştı. Kürtlere lider olarak tayin edilen Apo, ancak bu formülle serbest bırakılabilirdi!..

Cumartesi günü Diyarbakır’da ağırlanacak olan Barzani ile bölücü Şivan Perver ve İbrahim Tatlıses’in buluşmasını, içerisinde biraz Kürt’ü Kürt’e kırdırma politikası olsa da, bu kapsamda değerlendirmek gerekir… Kabul etmek gerekir ki, KDP, PYD ve PKK Ortadoğu’daki etkili Kürt partileridir… Tümünün arkalarında ABD vardır. Bu bağlamda hepsi de emperyalistlerin kuklasıdır…Aralarında doğal olarak birinci uşak olmak yarışı da vardır… ABD’den BOP kapsamında “rol istemek” başka bir anlama gelmez!.. Hangisi daha fazla ABD uşaklığına yaklaşırsa, Kürtlerin liderliği de doğal olarak ona verilecektir. Aralarındaki yarış, tıpkı Yeni CHP ile AKP arasındaki rekabet gibidir!.. Hepsi de kulaklarını Atlantik’e dönük yatarlar… Parmak ucuyla çağrılmayı bekliyorlar… İlk çağrılan mavi boncuğu alacaktır elbette… Diğerine “sıranı bekle” denecektir!..

Halkına güvenmeyenler, dışarıdan destek alarak iktidara geldiklerinde, aldıkları desteğin diyetini ödemeyecekler mi? Ödeyecekler elbette… Hem de ülkemizin varlıklarıyla ödeyecekler. AKP ödememezlik edebildi mi? Belli ki Kürtler, önümüzdeki yıllarda ABD’nin sıcak denizlere akıtacağı petrolün bekçiliğini yapacaklar… Bu yeni işlerine birbirlerini ve komşularını öldürmek de olacak tabi…

Sonunda af talebi BDP veya AKP’den değil, Yeni CHP’den geldi!..

Yıllar önceden Mustafa Balbay’ın kurban seçildiğini söyleyenler hiç de yanılmadılar… Evet Mustafa Balbay bu büyük proje içerisinde vicdanları kanatmak için kullanılacak en uygun adamdı… Öyle ya, yazıları nedeniyle bir insan hapse atılabilir mi? Atılamaz, atılmamalı tabi… Ama gördüğünüz gibi atıldı!.. Ve sözde yargı kararı de mahkumiyet hükmü kesinleşti…

Artık aftan başka çözümü kalmadı, çok beğendiğim bu kadife kalemin!..

Oysa yurtsever komutanlar ve subaylar için de durum aynıydı… Ama onlar, Apo’yu affetmek için bizi kullanacaklarsa, ömür boyu hapis yatmaya razıyız demişlerdi… Herkesten aynı dayanıklılığı beklemek doğru değil elbette. Belki de Mustafa’ya sosyalizmle bir ilgisi kalmayan Sosyalist Enternasyonal’in Genel Sekreteri Luis Ayasa sufleyi vermiştir… Karşıdevrim bitti, artık iş yaraları sarmaya geldi demiş olabilir!..

Kimbilir, belki de Balbay bu işkenceye daha fazla dayanamadı!..

Eeee ne yapacaksınız, cezaevi koşullarında yaşamak kolay değil ki… Balbay’ı bu tutumu nedeniyle kınayamayız… Balbay, bu kararını açıklarken de usta kalemini yine konuşturdu… Barışın sağlanması için “İnsanların da hükümeti affetmesi lazım” dedi… Hükümetin suçlu olduğu bir kez daha vurguladı!.. Mustafam sanıyor ki, iç barış bu şekilde sağlanabilecek… Halbuki, afla sadece kendisi dışarı çıkabilir, düşünceleri bir süre daha içeride kalacak!.. Zira, dışarısı onun bıraktığı gibi değil..

Mustafa! 11 yılda bizim imam takımı karşıdevrimi yaptı, artık bunu anla… Senin beğenmediğin o imamlar, Cumhuriyet’in köküne kibrit suyunu, abdest ibriği ile akıttılar!…

Baş yazarı olduğu o şanlı Cumhuriyet gazetesi bile, bu dönemde Sorosçu Kılıçdaroğlu’nun peşine takıldı… Durduk yerde, onun saçmalıklarını örtmek ve düzeltmek görevini üstlendiler ve Utku Çakırözer’i, sadece bu iş için görevlendirdiler… Yani anlayacağın sizin Cumhuriyet gazetesi, Cumhuriyet’in ortadan kaldırıldığının tam olarak ayırdında bile değil… Bu yüzden biz, şimdi olup biteni doğru haberin ve yorumun adresi Aydınlık‘tan öğreniyoruz!..

Anımsadınız mı? Bir zamanlar “TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ ?”sorusunu sorardınız! Ne oldu? Tehlike geçti mi?…

Öyle ya da böyle, bu acı gerçeği de kabul etmek zorundayız: 14 Kasım 2013 günü Balbay ile de yollarımız ayrıldığı gündür!.. Dosta düşmana ilan edilir!..

Av. Cemil Can