Biz kazanacağız!..
TwitterFacebookGoogleYouTube

SUSUN ARTIK YETER…

öcalan

ABDULLAH ÖCALAN’I DİNLEYECEĞİZ!..

AKP hükümeti tarafından Kürtlerin tartışılmaz lideri ve bir halk kahramanı yapılmaya çalışılan; aralarında kundaktaki bebeklerin de bulunduğu 40 binden fazla yurttaşımızın katili “Sayın”  Abdullah Öcalan diyor ki:

“PERİNÇEK, BİZE ABD’NİN VE AVRUPA’NIN PEŞİNE GİTMEYİN. BU YOLDAN BİR YERE VARAMAZSINIZ. PKK’YI DAĞITIN, TÜRKİYE’NİN BÜTÜNLÜĞÜ İÇİNDE YER ALIN TELKİNLERİNDE BULUNDU.”

(Öcalan’ın ifadeleri ve Hürriyet, 18 Mart 1999)

Hey!..Öcalan’ı baş tacı eden akıl fukaraları!..

Hele sizler;” Öcalan’a inanmıyoruz, onu dinlemeyiz” diyemezsiniz…

Bir de siz elinde Öcalan’ın YOL HARİTASI ile kapı kapı dolaşan kapı kulları!..

Siz de Öcalan’a inanmak zorundasınız…

Geriye kalıyorsunuz sizler.  ”İki kişiden biri”  olarak tarif edilen oy depoları. Sizin durumunuz biraz daha farklı, siz dilediğinize inanıp inanmamakta serbestsiniz. Çünkü siz aldatılmak için ayrılmışsınız ve seçimlere bir hafta kala, bütün inandıklarınızın tersine inandırılabilirsiniz…  O çok güvendiğiniz ve kendinizden biri olduğu için 3 dönemdir oylarınızı verip, iktidara getirdiğiniz R.T.Erdoğan bile Apo’ya güveniyorsa, siz de güvenmek zorundasınız. Aksi halde inandırılırsınız!..

Bu sorular “iki kişiden biri” için. İki kişinin diğeri onları okumadan son paragrafa atlayabilir…

SORU 1: Madem PKK’nın akıl hocası Doğu Perinçek’ti, bu “barış süreci“nde neden içeride tutulmaktadır?..

SORU 2: PKK’nın liderine af çıkartmak için Anayasa değişikliği yapmayı bile göze alan hükümete bağlı özel görevli mahkemeler, neden “PKK’nın akıl hocası” Perinçek’e, savunmasında söylediği sözlerden (sert eleştiriler) ötürü 24 yıl hapis cezası verdiler?

SORU 3: PKK ile diz dize oturup, yanak yanağa konuştukları apaçık ortaya çıkanları görmeyip, ısrarla ve inatla Atatürkçü düşünceyi savunan Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük gibi aydınları, PKK’nın “destekçisi” veya “akıl hocası” olarak görmekte direnen ve bu şekilde göstermeye çalışanlarda birazcık olsun insanlık onuru kaldı mı?..

SORU 4: Eski AKP Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan‘ın ekibinde yer alan ORHAN AYKUT‘un, birkaç gündür Aydınlık gazetesinde yayınlanan itiraflarını okununuz mu?

Okumak size pek de yakışıyor!.. Bu sözler “iki kişiden biri” için…

Aykut diyor ki:

“İstihbarattan bana bir kimlik verdiler, istediğim yere giriş çıkış yapabiliyordum… Üzerinde ‘Her türlü silahı taşıyabilir, arama yapılamaz‘ yazıyordu. Benim fotoğrafım vardı. Benim adıma düzenlendi. Gerçek kimlik. Her yere girip çıkıyordum. Polisevi’nde, Orduevi’nde kalıyordum… Görevi bölümünde ‘terör uzmanı’ yazıyordu. KADROLU DEĞİLDİM ama her yere girip çıkıyordum. Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’ndaki kayıtlarda ismim mutlaka olmalı… Arabamda TBMM giriş kartı da o kimlik de vardı. İstihbarat bana uzun namlulu bir silah verdi...Dedim ‘Bana silah verin‘ O da ‘Beğen buradan‘ dedi ve çıkardı keleşi verdi. Temiz sıfır daha. Bir de benim silahım vardı, tabancam. Ruhsatsız.

Sizin yaşadığınız yerlerde Orhan Aykut gibi yaşayan kimseyi tanıyor musunuz?

Eğer varsa, o kişiler şimdi acaba nerededirler? Ne iş yaptıklarını biliyor musunuz?

DERİN DEVLET”in ne anlama geldiğini şimdi anladınız mı?

Bakın Demirel vaktiyle bu konuda ne demiş?

 ”Derin devlet, devletin kendisidir. Askerdir, derin devlet. Cumhuriyet’i kuran askerler, devletin yıkılmasından daima korku duyar. Halk bazen sağlanan hakları suiistimal eder, yürüyüş hakkı verildiğinde gidip cam çerçeveyi indirerek, polisle çatışır. Derin devlete ülkenin muhtaç olması, ülkenin yönetilememesinden kaynaklanır. Derin devlet şu anda devrede değil. Derin devlet, kanaatlerine göre, devleti yıkılma sınırına getirmediğiniz sürece hareket halinde değildir. Onlar ayrı bir devlet değil, ama devlete el koydukları zaman derin devlet olurlar.”

Askeri darbe ile 6 defa devrilip, 7 defa gelen Demirel bile “Derin Devlet” konusunda yanılmıştır. Aksi düşünülemezdi zaten. Bu konudaki tespiti doğru yapabilseydi, 7 defa silah zoru ile iktidardan uzaklaştırılmazdı…

Bir de düşünün ki, devletimizin üst düzey memurlarında:

Derin Devlet” yabancı bir devletin kontrolüne girmiş ve “Eskiden kız türbanıyla üniversiteye giderse okuldan atılıyordu. Biz bunlardan İNTİKAM almak zorundayız. Türkiye’yi değiştireceğiz. Biz Amerika’nın gücünü arkamıza aldık. Bunu yapacağız. Bir taşla üç kuş vuracağız. Bir, ulusalcıları ve Atatürkçüleri diskalifiye edeceğiz. İki, Kürt’ü “Kürdüm” diye korkmaktan çıkaracağız ve Abdullah Öcalan’ı serbest bırakacağız. Terör olayını bitiririz. Bunu yapmak için birkaç kişiyi içeri atacağız” düşüncesi hakimdir!..

O ülkede devlete güvenebilir misiniz?..

Hukuk güvenliğinden söz edebilir misiniz?..

SORU 5: Biri çıkıp, yukarıda 4. soru altındaki alıntılarda özetlenen işlerin neredeyse tümünün GERÇEKLEŞTİRİLDİĞİNİ  söylese inanır mısınız?..

Bu soruya yanıtınız “inanıyorum” şeklindeyse, kusura bakmayın ama bu defa da “Ülkenin bu hale getirilmesinde sizin payınız nedir?” sorusunu sormak isterim…

Bu soruya vereceğiniz yanıt: “Evet benim de bir miktar payım vardır. Lakin  AKP beni de aldattı, keşke elim kırılsaydı da o oyları vermeseydim” şeklindeyse, bu günahınızın nasıl af edileceğini hiç düşündünüz mü?..

Bazılarınızın “Düşündük ve bir de çözüm bulduk” dediklerini duyar gibiyim.”Bu hükümeti  demokratik yollardan iktidardan uzaklaştırılması için yarından tezi yok üzerimize düşeni yapacağız, AKP’ye bir daha oy vermemekle işe başlayacağız şeklindeki düşüncelerine katılıyorum!..

Sonrası gelir merak etmeyin…

Yalnız değilsiniz ki bu gök kubbenin altında. Yurtseverler, er geç  doğru yolu gösterecekler bize…

Biraz daha bekleyelim mi ne dersiniz?…

Av. Cemil Can